Sohbetler (17 Mayıs 2017; 21:00)


ASLI HANTAL: Adnan Oktar’la Neşeli Saatler programımıza başlıyoruz. Hoş geldiniz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Siz de hoş geldiniz.

Bir etiket yapalım, ne diyelim? “Kardeşlik sevgi şifadır” diyelim.

Aşık Mahsuni Şerif’in bugün vefatının on beşinci yıl dönümü. Allah gani gani rahmet etsin çok değerli bir sanatçıydı, değerli bir insandı. Öyle insanlar kolay kolay yetişmiyor.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Trabzon’un Maçka ilçesinde PKK’lı teröristlerle girilen çatışmada şehit olan Osman Gazi Çetingöz’ün babası Kerim Çetingöz, namaz sonrası oğlunun tabutu başında bir konuşma yaptı. İzleyebiliriz konuşmasını.

ADNAN OKTAR: Evet, çok güzel konuşmuş helal olsun babaya. Helal olsun şehide. Şehide ne mutlu. Ne güzel bir şeref, ne güzel bir mekan. Allah şehadetini kabul etsin. O konuşmayı bir daha yayınla.

ASLI HANTAL: Tamam hazırlayalım.

ADNAN OKTAR: Çok şahane insan. Ama işte Darwinist eğitim cayır cayır komünist yetişmesine sebep oluyor. Şimdi burada güzel bir tebliğ yapmış ama bu mübareği lise, üniversite öğrencileri dinlediğinde diyorlar ki “Kuran’dan bahsediyorsunuz güzel de bize öğretilen kainatın tesadüfi bir patlama sonucu oluşmuş olması ve bizim de çamurlu sulardan tesadüfler sonucunda oluştuğumuz. Adem ile Havva’dan bahsediyorsunuz Kuran’da. Cenab-ı Allah böyle diyor diyorsunuz” diyor. “Ama pratikte devletin bize verdiği eğitimde çamurlu sulardan tesadüfler sonucu oluştuğumuz anlatılıyor. Atamızın primat olduğu hatta bir bakteriden ürediğimiz anlatılıyor” diyorlar. O yüzden bu felaketi buradan durdurmak gerekiyor. Yoksa bu tip olayların önü, sonu, arkası kesilmez. Bataklık sürekli komünist üretecektir, terörist komünist üretecektir arkası gelmez. Şimdi biz bu konuşmayı sık sık yayınlarız çok önemli. Bir temel konuşma üslubu herhalde yurtiçinde yurtdışında sürekli gündemde tutarız.

Dinliyorum.

ASLI HANTAL: Antalya’nın Kemer ilçesinde kömür ocağında metan gazı sıkışması sonucu sekiz işçi gazdan etkilendi. İki işçi de ocakta mahsur kalarak hayatını kaybetti. Arkadaşları iki işçiyi almak için tekrar içeri girdi. Ancak yoğun gaz nedeniyle ilerleyemeyince yerden yaklaşık 800 metre derinde olan işçiler kurtarılamadı. Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nün olayla ilgili incelemesi devam ediyor.

ADNAN OKTAR: Allah rahmet etsin şehitlere. Ara ara bu tip olaylar oluyor. Aslında çok titiz davranılsa olmaz. Çünkü gaz oluştuğunda hassas aletlerle bu tespit ediliyor. Dolayısıyla tedbir alınıyor. Bütün mesele özen gösterilmesinde. Özen gösterilirse hiçbir şey olmaz.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Bazı resimler göstermek istiyorum. İtalya’da sanatın muhteşemliğini gösteren resimler.

ADNAN OKTAR: İtalya’da zamanında sanatçı varmış şu an yok.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Bazı ilginç hayvan resimleri göstermek istiyorum. Bu zebra çekirge, uçuçböceği örümceği, tüylü tavuk, süslü kuş, tırtıllar, uzun kirpikli kuş.

ADNAN OKTAR: Muazzam bir makyaj var ve muazzam bir simetri var.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Trump’ın IŞİD özel temsilcisi başkanlığındaki ABD’li bir heyet, Kobani’de PKK’nın Suriye kolu YPG yöneticileriyle görüştü. Toplantıda Trump’ın Özel Temsilcisi Brett McGurk’ün yanında, Türkiye’nin başına dört milyon lira ödül koyduğu ve kırmızı listeyle aradığı PKK’lı Şahin Cilo kod adlı Abdi Ferhat Şahin yer aldı. Oda TV bu haberi “Trump ‘PKK’ya karşıyız’ derken özel temsilcisi yan yana poz verdi” başlığıyla verdi. Fotoğrafları görebiliriz. Bu fotoğrafta Şahin Cilo kod adlı Abdi Ferhat, PKK’lı ve Amerikalı temsilci yan yana oturuyor.

ADNAN OKTAR: Canım işte “Anlayın” diyor bu kadar basit. Bak ben açıkça söylüyorum bu metotların hiçbiri metot değil. Bu adamların dinine vuracaksın. Nasıl onlar bizim dinimize vurduysa biz de onların dinine vurmak zorundayız. Onların dini Darwinizm, materyalizm. Bak onların dinine vurduğumuzda bunlar mahvolurlar. Ve onlar kurnazlık yaptılar bizim dinimize saldırdılar Abdülhamit döneminde. Milyonlarca kitapla Osmanlı’yı Darwinist yaptılar ve mahvettiler. Şimdi bu belayı savuşturalım, bu yarayı tedavi edelim, Darwinist felsefeyi ortadan kaldıralım. Hem Avrupa’ya ve en başta İngiliz derin devletine çok büyük bir darbe indirmiş oluruz. Yer yerinden oynar bak dediğimi yapsınlar ve konu kökünden hallolur. Yoksa böyle alay eder gibi tavırlar zaten adım adım ilerleyecektir. Çünkü bak onların düşüncesi şu “Türkiye Darwinist” diyorlar “zaten Darwinizm’i kabul ettirdik. Ayrıca gelenekçi Ortodoks İslam anlayışı var. Gelenekçi Ortodoks İslam anlayışında ne var? Kadın dövülüyor. Efendim namaz kılmayan öldürülüyor, sakalını kesen öldürülüyor. Hemen hemen her şeyin karşılığı ölüm. Ya dövme ya öldürme. Dolayısıyla dehşet verici bir görünüm var. IŞİD’de de aynı metotlar var. “Bunlar” diyor “aynı kafadalar, aynı mantıktalar.” Heykel görüyor IŞİD tükürüyor. Buradaki adam da gelip heykel gördü mü tükürüyor. Dekolte hanım gördü mü adam homurdanıyor, IŞİD de dekolte hanım gördü mü homurdanıyor. Aralarında fark yok bunların” diyor. “Bunlar büyük tehlike, bunları biz bir blok olarak düşünelim” diyorlar. Yani “IŞİD, El Kaide, Taliban ve Türkiye’deki gelenekçi sistem. Bunların hepsi bir bütün” diyor. Hükümeti de gelenekçi Ortodoks görüyorlar. Tayyip Hoca kabul etmiyor ama “Ben Kuran talebesiyim, Kuran’a göre hareket ediyorum, mezhepleri kabul etmiyorum” diyor. Ama genel tabanda yaygın olduğu için gelenekçi Ortodoks sistem İngiliz derin devleti o yönüyle onu görmez ve görmüyor. “Biz” diyor “bu bloka karşı bak burada adamlar var” diyor “bunlar Darwinizm’i kabul etmiş, materyalizmi kabul etmiş adamlar” diyor zaten oradan onlar bir puan almış oluyor PKK’lı oldukları için. “Ayrıca” diyor “bunlar İslam dinine karşı” yani bu gelenekçi Ortodoks sisteme karşı “çok iyi kullanabileceğimiz müttefikler” diyor. “Bunlara cinayet de işletebiliriz. Bölgeyi çok iyi tanıyorlar, her türlü ahlaksızlığı yapar bunlar” diyor. “Dolayısıyla o bölgede hem tutunmamıza imkan tanırlar hem de oradaki diğer gelenekçi Ortodoks Müslümanları sindirme ve yok etmede bize çok önemli destek sağlarlar” diyor. “O yüzden biz bunları muhafaza edelim, güçlendirelim ve destekleyelim” diyor. Tek darbe şekli Darwinizm’e vurmaktır yani hükümetin yapacağı tek şey. Onun dışında hiçbir mücadele metodu olmaz. Bediüzzaman’ın söylediği de odur, aklın söylediği, Kuran’ın söylediği de budur. Deccalin dinini ortadan kaldırmaktır. Deccalin dini Darwinizm’dir. Yani kainatın tesadüfler sonucu yaratıldığı inancı. Bunu ortadan kaldırmamız lazım. Talim Terbiye Kurulu’nun başına ilginç bir adam getirmişler. Adam koyu Darwinist. Göstersene.

ASLI HANTAL: Hazırlayalım.

ADNAN OKTAR: FETÖ’cüler şu bu falan dışarıda zaten cayır cayır AK Parti hükümetinin El Kaide’yle, IŞİD’le, Taliban’la iç içe olduğunu söylüyorlar. Gelenekçi bir tabanın Türkiye’de hakim olduğunu aralarında hiçbir fark olmadığı söylüyorlar. Dolayısıyla PKK’nın desteklenmesinin elzem olduğunu başka türlü denge kurulamayacağını yani başka türlü bölgede güvenlik sağlanamayacağını eğer PKK aradan çekilirse Türkiye’deki gelenekçi sistemle yani Ortodoks gelenekçi dindarlarla IŞİD, El Kaide, Taliban’ın ve diğer terör örgütlerinin birleşip bölgede halifelik iddiasında bulunarak, gelenekçi Ortodoks Sünni bir halifeliği ilan edip bölgeyi kan gölüne çevireceğine inanıyorlar, iddia ediyorlar. Tayyip Hoca, “Ben Kuran talebesiyim” diyor Kuran’ın yeterliliğini anlatıyor ama pratik öyle görmüyor İngiliz derin devleti. Görmüyor, çünkü o sistem kendisi zaten beslemiş ki geliştirmiş. Gelenekçi Ortodoks sistem İngiliz derin devleti için paha biçilmez bir zemin. En mükemmel gelişeceği zemin o zemin. Hem dine karşı mücadele vermek için yani İslamofobiyi geliştirmek için en uygun sistem gelenekçi Ortodoks sistemdir. Dinsizliğin yayılması için de en uygun sistem yine gelenekçi Ortodoks sistemdir. Darwinizm’in de en iyi yayıldığı sistem gelenekçi Ortodoks sistem. Dikkat ederseniz gelenekçilerin arasında Darwinizm akıl almaz yayılıyor. Mesela bu Gladstone hatıra defterinde diyor ki “Bay Darwin’e gidip kendisini gördüm” diyor. Adamı çok beğendiğini söylüyor. Ardından da diyor ki “Bu Kuran” diyor “İslam’a inananların elinde bulundukça biz onlara hakim olamayız. Ne gerekiyorsa yapmalıyız. Bu Kuran’ı Müslümanların elinden kaldırmalıyız. Yahut Müslümanlarla Kuran’ın arasını açmalıyız” diyor. Şu an onu yaptılar işte. Hadisle Kuran’ın arasına bir engel koymuştu Cenab-ı Allah, “Sadece Kuran yeterlidir” dedi. Adamlar o engeli kaldırdı. Dolayısıyla hurafe olan hadisler Kuran’ın üzerine kapatıldı. Kuran’ı görünmez hale getirdiler. Hurafelerle, uydurma hadislerle Kuran görünmez hale getirildi. Bu da İngiliz derin devletinin bir oyunuydu.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Rusya’daki Finans Üniversitesi Siyaset Bölümünden Doç. Dr. Gevork Mirzoyan, Trump’ın yakın çevresinden bazı isimlerin Gülen’i Türkiye’ye teslim edelim çağrıları yaptığını ancak bunun o kadar da kolay olmadığını söyledi.

ADNAN OKTAR: Bu edebiyatı kessinler kardeşim. Gülen’i kesinlikle vermezler. Olur mu? CIA’in bütün istihbaratı kapanır. Yüzde 95 istihbarat sağlayamaz. Bütün dünyadan ana istihbarat onların vesilesiyle oluyor. Bunun olmayacağı açık. Bir de ayrıca Fethullah Gülen ve talebeleri oradayken “Biz Amerikan vatandaşıyız” diyor. Yani “Bizim ülkemiz, anavatanımız Amerika” diyorlar anavatanı Amerika, adam öyle diyor. İngiltere’de olan FETÖ’cüler de “Bizim anavatanımız İngiltere” diyorlar.

Fikret kısaca yine başörtüsünü anlatsın. O iyice ezberlendi çok iyi oldu. Onu bir dinleyelim.

ASLI HANTAL: Yayınımıza videolarla devam ediyoruz.

VTR: Nur Suresi’nin 31. Ayetinde Başörtüsünden Bahsedilmemektedir

ASLI HANTAL: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Halk müziğinin usta sanatçısı Arif Sağ’ın bir süredir hastanede tedavi gördüğü ortaya çıktı. Bir konser vermesi beklenen Sağ, doktorun uyarısıyla konsere çıkmadı ve tedavi altına alındı. Neden hastaneye yattığı açıklanmadı.

ADNAN OKTAR: Arif Baba bir kere sigarayı bıraksın bir, kilo versin iki, kolesterolü düşürülsün üç. Değerli bir sanatçı aman aman aman yani hakikaten büyük sanatçı, aşkla şevkle söyleyen, kalbinde hissettiğini aktaran bir sanatçı. Aman. Tekrar ediyorum sigarayı bırakacak bir, kolesterolü düşürecek iki, kiloyu düşürecek üç, şeker ekmek falan onları bıraksın. Ayrıca ellerinden öpüyorum, ben çok saygı duyduğum birisi ama bunlar vahim şeyler, yani çok önemli.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüşmelerine ait bazı detaylar ortaya çıkmaya başladı. Görüşmede Trump, Türkiye’de FETÖ’den tutuklu olan Andrew Brunson isimli bir papazın Amerika’ya iadesini istemiş. Bu konuya Sayın Erdoğan’ın cevabı bilinmiyor. Ancak Amerika’nın henüz Fethullah Gülen’in iadesi konusunda bir adım atmış olmamasına rağmen bu tip taleplerde bulunması şaşırtıcı karşılandı.

ADNAN OKTAR: Yani o papazı gönderirler, tabii rahibi gönderirler ama Fethullah Gülen’i vermezler, öyle bir şey olmaz. On kere söylemeyeyim bir şeyi. Nedenlerini de söyledim.

Dinliyorum. Sorusu olanlar varsa onları dinleyelim.

GÜLEN BATURALP: Hazırlıyorum.

VTR: Merhaba ben Hilal, sorum olacak. Stres günümüzün ve geleceğin problemi midir?

ADNAN OKTAR: Stresin nedeni insanın zayıf yaratılmasıdır ve imansızlığın çok yaygın olmasıdır, tehlikeli insan sayısının çok fazla olmasıdır. O yüzden insanlar kendilerini güvende göremediği için içgüdüsel olarak korku ve teyakkuzla yıpranıyor ve korku ve teyakkuz her yerini kaplıyor. O da şiddetli kasılma ve stres meydana getiriyor. İnsanlar eğer güvenilir olsa, sevgi dolu bir ortam olursa o doğal olarak tamamen insanın üzerinden kalkar. Ama sokağa çıkıyor sevgi yok, eve geliyor sevgi yok. İnsanlar birbirlerine karşı samimi değiller, güvenilir değiller. Güvenilir insan bulamıyor, yani hepsinde olmasa da büyük bölümünde böyle. O da onları tabii çok şiddetli kasıyor ve geriyor. Bunun adına stres diyoruz. İmanla, Kuran’la bu mesele hallolur. Mehdiyet’le hallolur. Başka türlü hallolmaz.

Evet, dinliyorum

GÜLEN BATURALP: Yine bir izleyici sorumuz var.

VTR: Şunu merak ediyorum. Toplumu bu raddeye getiren saldırganlığın bir çözümü var mı yakın zamanda?

ADNAN OKTAR: Saldırganlığın kökeni Darwinizm. Darwin ne diyor? “Sen bir hayvansın” diyor. “Hayvanlar birbirleriyle mücadele ederler” diyor. “Güçlü olan hayvan zayıf olan hayvanı yok eder” diyor. “Dünya da hayvanların bir mücadele alanıdır” diyor. Sen adamı böyle eğitirsen ne oluyor? Adam hayvanlaşıyor. Komünist, terörist oluyor. Karşısındakini zayıf görüp şehit ediyor. Dolayısıyla en mühim mücadele Darwinizm ile olması gerekiyor. Devletin bu görevi öncelikli birinci görev olarak yerine getirmesi lazım. O zaman dünya çapında büyük bir zafer kazanmış oluruz. Hem PKK yok olur hem dünyadaki bütün terör örgütlerine en büyük darbeyi indirmiş oluruz.

Evet, dinliyorum.

GÜLEN BATURALP: Gizem Hanım bir soru yollamış size.

VTR: Merhaba. Kişilik gerçekten değişebilen bir şey midir?

ADNAN OKTAR: Tabii. Mesela adam çok sinirli, ters aksi bir insanken çok hoşgörülü, sevecen, güzel huylu oluyor. Mesela çok yalancı, samimiyetsizken çok samimi, doğru konuşan bir insan haline geliyor. Tabii bu Kuran ile olur, imanla olur, akılla olur.

Dinliyorum, evet.

GÜLEN BATURALP: Yaren Hanım soru göndermiş.

VTR: Merhaba, ben hemşireyim, adım Yaren. Neden hemşirelere hasta yakınlarının fiziki ve sözlü şiddet uyguladıklarını anlayamıyorum. Bunun için bir çözüm bulabilir misiniz?

ADNAN OKTAR: Dün evvelsi gün de televizyonda seyrettim. Adamlar baltayla falan saldırıyorlar. Bir kere doktorlar için sığınma odası yapılması lazım. Yani her yer cam çerçeve, incecik çıtalarla yapılmış. Omuz itti mi konu bitiyor. Öyle değil. Çelik kapılı, duvarları da öyle çok muhkem güçlü rahatça sığınabilecekleri güvenlik odaları gerekiyor, bir tane değil birçok yerde olması lazım. Mesela ameliyathanede, acil cerrahi bölümünde, birçok yerde, orada telefon dışarıyla bağlantı kuracak şekilde, hava alacakları sistem, yiyecek, şu bu falan. Çünkü adamlar bazen bir saat falan bekliyorlar onları. Polis gelinceye kadar onların orada kendilerini muhafaza edeceği bir sistem gerekiyor. İlk planda pratik bu çözüm olur. Çünkü doktorlar doktor odasına kaçıyor ama adamlar bir omuzla kırıyorlar kapıyı giriyorlar. Oraları zaten yani o tarzda muhkem yapılmıyor özellikle. İnce çıtalarla falan böyle yani Japon mimarisi ile yapılıyor adeta yahut perdeyle kapatılıyor hafif. Ama böyle muhkem yerler olduğunda kadınlar veyahut oradaki beyler, işçiler, görevliler o çelik odalara girerler. Telefon ederler güvenlik çağırırlar. İkincisi orada mutlaka polis bulunması lazım, özellikle acil serviste. Zaten gelenler çok stresli oluyorlar acil servise gelenler. Yani onları doktorlarla muhatap etmek her zaman güvenli olmaz. Çünkü hasta yakını mesela babası ölmek üzere yahut ölmüş, adamın gözü dönmüş olarak geliyor. Orada çatacak saldıracak adam arıyor. Doktorun sebebiyle öldüğünü iddia ediyor mesela çok münasebetsiz. Adam zaten ölü geliyor, “sen müdahale edemedin, acil müdahale edemedin” diyor. Doktor daha göğsünü açınca dinliyor, “ölmüş” diyor. Adam direkt doktora saldırıyor o öfkeyle. Onun için oralarda yani acil cerrahi bölümünde ve acil bölümlerinde yeterli miktarda polis bulunması lazım. Yani kuvveti yerinde, ani müdahale edebilecek polis bulunması lazım. İkinci önlem olarak da bu olması lazım. Yoksa acilde doktorların görev yapması imkansız hale gelir, çok çok zor. Bağıran, çağıran ağlayan, saldıran, yani bu kolay iş değil. Doktor da nihayetinde bir insan yani bunu zorlaştırmayalım, kolaylaştıralım.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Siz daha önce anlatmıştınız Adnan Bey. “İnsanın dünya hayatındaki imtihanı son anına kadar devam eder. Eğer seksen yıl yaşayacaksa sekseninci yılın en son gününde de sorumluluğu devam eder” diye söylemiştiniz daha önce.

ADNAN OKTAR: Evet, doğru. Yani “benden sorumluluk kalktı” diyemez bir insan.

Evet, yine izleyicilerin sorularından.

GÜLEN BATURALP: İnşaAllah hazırlıyorum. İzleyici sorumuzu görebiliriz.

VTR: Merhaba iyi günler. Adım Mert Cömert. Benim bir tane çok merak ettiğim soru var. Türkiye’de neden bu kadar rahat değiliz, yani işte böyle yolda yürürken neden yani “ne bakıyorsun kardeşim?” diye kavga çıkıyor. Hani böyle daha doğal, daha rahat, daha cool olsak bence daha güzel olur.

ADNAN OKTAR: İşte arkadaşımız kardeşimiz belanın çok küçük bir bölümünü fark etmiş, o bile ona yetmiş. Darwinist eğitimde adam karşısındakini hayvan gibi görüyor. Tesadüf sonucu oluşmuş hayvan olarak görüyor ve nefret ediyor. Sevgisi olmuyor. Yolda hanımlar araba kullanırlarken acayip saldırganlaşıyor insanlar. Ben görüyorum sık sık, bayağı ters davranıyorlar. Kadınlara sevgi yok, çocuklara sevgi yok, delikanlılar birbirlerine tahammül edemiyorlar. Kavga için en ufak bir şeyde bahane arıyorlar. Kurşunla birbirlerine şiddet uyguluyorlar. Bu nasıl halledilir? Allah sevgisi, Allah korkusuyla, iman hakikatleri, Kuran mucizelerinin anlatımıyla yani Mehdiyet’le. Mehdiyet’in dışında bir yol olmadığını Allah bize gösteriyor.

Evet.

GÜLEN BATURALP: Nehir Hanım’ın bir sorusu var.

VTR: Merhaba adım Nehir. Sizce işitme engelli bireylerin gelecekte daha rahat yaşamaları için ne yapılmalı?

ADNAN OKTAR: Cihazlar geliştirilebilir. Toplum o mübarek insanlara göre eğitilebilir yani işaret diliyle konuşma açısından. Ama daha çok teknik önlemler alınabilir. Avrupa’da alınan teknik önlemler var ama yetersiz bence. Daha da genişletilebilir. Bir de işitme engelli olan kardeşlerimiz kendilerini tanıtıcı bir şey bulundursalar üstlerinde insanlar daha kolay bağlantı kurup yardımcı olabilirler. Mesela bilmiyor. Araba korna çalıyor adam mesela duymuyor. O bağırıyor, küfrediyor. Halbuki ufak bir işaret olsa onu gösteren, orada arabayı durdurur gerekirse, daha akılcı, daha makul tedbir alabilir.

Evet, dinliyorum.

GÜLEN BATURALP: Onur Bey bir soru yollamış.

VTR: Ben Onur Birol, İstanbul Üniversitesi’nde okuyorum. Tiyatro ile ilgileniyorum. Benim sorum Türkiye’de neden sanata ve kültüre önem verilmiyor?

ADNAN OKTAR: İşte en büyük dert de o zaten bizim de anlattığımız; kalite, sanat, kültür. Defalarca söyledim, “sanat ve kalite bakanlığı kurulsun” diye. Çünkü kültürün gelişmesi kaliteyle olur. Kalite yoksa kültür oluşmaz. Sanat da kaliteyle olur, kalite de akılla olur. Allah korkusu, Allah sevgisiyle olur, temizlikle olur, nezaketle olur, derin düşünmekle olur. Vehbi bir ilimdir sanat. Kalite de yani müminin cennet özleminden kaynaklanır.

Türkiye’nin neşesi sevinci imanla gelir. İnsanların bu kadar üstüne gidersen, Darwinist, materyalist sistemi insanlara böyle dayarsan, FETÖ bir yandan bastırıyor, İngiliz derin devleti bir yandan bastırıyor, bu millet bunu kaldırmaz. İnsanların neşesi kaçtı. Birçok insan saldırganlaştı, genç kızlar korku içinde. Birçok insan korku içerisinde. İnsanların büyük bölümü mutlu değil. Böyle olmaz. İman ön plana çıkacak. Kuran ön plana çıkacak. Darwinist, materyalist, şeytani sistem tamamen ortadan kalkacak.

Kültür ve sanat son derece hayati hayatın güzelliğidir. İnsanın ruhundaki cennet özlemidir. Eğer kalite, sanat, güzellik yoksa hayatın anlamı kalmaz. Sevgi yoksa hayat bitti demektir, yaşamanın anlamı kalmaz.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Bir hadis okumak istiyorum. “Hz. Mehdi aleyhisselam zamanında sevgi ve şefkat dünyanın köşe bucak her yerine hakim olacaktır.” (İkbal-ül Amel, sayfa 507; Bihar-ul Envar Cilt 21, sayfa 312)

ADNAN OKTAR: Doğru. Mehdiyet bütün dünyanın gıdasıdır. Mehdiyet olmadan dünya şu an artık yaşayamaz. Yani ya ölecek, ya Mehdiyet’le dirilecek. Bütün insanlar mutsuzluğa ve çöküntüye doğru gidiyor. Bu Allah’tan gelen bir taun, bir bela, duhan zuhuru yani bu. Kuran’da belirtilen duhan. Yani iç sıkıntısı ve mutsuzluk bütün dünyayı kaplayan bir felaket, bunun ismi duhan olarak geçer. Duhan Suresi’nde de geçer ayette, Kuran’da. Mehdiyet’in çıkış alametlerinden birisidir duhan zuhuru.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Rusya Parlamentosu Alt Kanadı Duma Milletvekili Nikonov, Fethullah Gülen’in CIA için çalıştığını ve Amerika’nın Gülen’i Türkiye’ye iade etmeyeceğini öne sürdü. Rusya Bilimler Akademisi Araştırma Görevlisi Ruslan Kurbanov ise: “Türkiye halkı meşru cumhurbaşkanı ve egemenliği için ayağa kalktı. Türkiye’de darbe girişimi yaptıran güçler, Ukrayna’da da darbe yaptı. Rusya’yı da karıştırmak istiyorlar. Gülen ağını CIA’in kendisi oluşturdu. Gülen’in yeşil kart başvurusunun reddi yönündeki kararın düzeltilmesi için açılan davaya destek verenler arasında CIA eski çalışanları George Phidias, Graham Fuller, Amerika’nın eski Ankara Büyükelçisi Morton Abromovis gibi isimler var.” dedi.

ADNAN OKTAR: Canım Fethullah Gülen onların üstünde zaten. Yani mevki ve güç olarak onların üstünde. Şu an Amerikan devletinin, İngiliz devletinin çok önemli bir elemanı Fethullah Gülen. Konuyu anlamadılar yani tam tarif edemedik herhalde biz. İngiliz derin devleti deccaliyettir ve bu adamları yuttu, pençeledi yani. İngiliz derin devletini, deccaliyeti hafife alırsan deccal daha da gelişir, daha da azgınlaşır. Bak biz atak yaptık İngiliz derin devletine, bir anda Türkiye’ye muhabbetleri kaynamaya başladı. “Aman sizinle ticaret yapalım, canımsınız, ciğerimsiniz. Vay zalimler darbe mi yaptılar size? Onların eli kırılsın” falan diye böyle ilginç laflar etmeye başladı adamlar. İngiliz derin devleti bizzat darbeyi yaptıran.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Trump, Twitter hesabında Sayın Erdoğan’ın ziyareti hakkında: “Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Beyaz Saray’da ağırlamak büyük onurdu” yorumunda bulundu. Ve yapılan basın toplantısının bir bölümünü Twitter sayfasında paylaştı. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan da Twitter hesabından: “Konukseverliğiniz için teşekkürler Sayın Trump. İnanıyorum ki bugünkü toplantı uzun süreli ittifakımızı ve stratejik işbirliğimizi güçlendirecektir” yanıtını verdi.

ADNAN OKTAR: Canım Trump’ın Tayyip Hocam’la bir alıp veremediği olmaz. Ama o da İngiliz derin devletine karşı güçsüz şu an. Yani onun da yapabileceği bir şey yok. Durumu idareye çalışıyor şu an. 

Evet başka, dinliyorum.

VTR: Merhaba, iyi günler. Adım Polat. Benim sorum şu: Gemiler denize niye atık su bırakırlar? Bunun için ne yapmalıyız? Çözüm nedir?

ADNAN OKTAR: Çözüm, gemilerin atık suyunu sahile geldiklerinde bir depoya boşaltmaları, tankerlere boşaltmaları, tankerlerin de onu çok uzak mahallerde, yer altında, mesela yerin 300 metre altında toprağa vermeleri. Yer altında büyük kuyular açılır. Zaten yer onu bir anda yok eder, yerin altında olursa. Çözüm bu.

Evet dinliyorum.

GÜLEN BATURALP: Bir sincabımız var. Fındıkları almaya çalışıyor.

ADNAN OKTAR: O durumu anlayamadı. Bu neyin nesidir, öbürleri. Tipinden tam çıkaramadılar olayı.

Mesela Trump’ı da şu an sıkıştırmaya başladı İngiliz derin devleti. Rus Dışişleri Bakanı Lavrov’la gizli bilgiler aktarıldığını iddia ediyorlar, biliyorsunuz. Hakkında soruşturma başlarsa, başkanlıktan düşürebilirler. Onun için bastırıyorlar. Putin; “Böyle bir şey yok, istiyorlarsa Lavrov’la görüşmelerinin kasetini verelim” demiş. Mesela bu da oyunun bir bölümü yani. İngiliz derin devletinin azgınlığını, şımarıklığını göstermesi açısından. Bunlar önemli. Darwimizm’e Türkiye bir atak yapsa, bunlar samimi diyorum mahvolurlar yani hayret edeceğiniz şekilde şoka girerler. Bütün dünya ayağa kalkar, yani yer yerinden oynar. Darmakeşan olurlar. PKK falan böyle ağız felci geçirmiş gibi ne yapacağını şaşırır. Yerle yeksan olurlar. Bütün mesele Darwinizm’de.

Evet dinliyorum.

GÜLEN BATURALP: İzleyicimiz Sinem Hanım size bir soru yöneltmiş.

VTR: Ben Sinem. Fizyoterapi ve Rehabilitasyon 1. sınıf öğrencisiyim. Engellilerin yaşam kalitesini artırmak ve toplumu daha fazla bilinçlendirmek için ne yapabiliriz?

ADNAN OKTAR: Engellilere karşı sevginin olması için önce insana sevgi, en başta Allah’a sevgi, Allah’tan korkacak. Adam Allah’tan korkmuyorsa, Allah’ı sevmiyorsa zaten insanı da sevmiyor, çocuğu da sevmiyor, engelliyi de sevmez, hayvanı da sevmiyor, bitkiyi de sevmiyor. Bitkileri eziyor, hayvanın kuyruğunu kesiyor, insanı öldürmeye, dövmeye çalışıyor, çocuğu eğer görmezlerse öldüresiye dövüyor, kadını silahla vuruyor veyahut ağır yaralıyor. Engelliyi dinler mi adam? Hepsinin başı Allah korkusu, Allah sevgisidir, Darwinist materyalist eğitimin durdurulmasıdır. Yani Mehdiyet.

“Adım Hasan Basri, Diyarbakır’da yaşıyorum. Malumunuz yaz ayları burası çok sıcak oluyor. Ramazan ayında çok zorlanıyoruz. Ne önerirsiniz? Tutmazsak günahkar olur muyuz?” Allah diyor ayette zaten: “Zorlanıyorsanız tutmayın” diyor Allah, ayet açık. “Hastaysanız ve zorlanıyorsanız.” Yani susuzluktan bitap oluyorsun, ayakta duramıyorsun, değil mi böbreklerin şunun bunun her yerin ağrıyor. O şekilde Allah onu istemez. Rahat rahat tutacaksan olur. Öyle perişan olarak olmaz. Mesela çok şiddetli baş ağrısı yaşıyor, olmaz. Zorlanma, işte zorlanma bu ayetin açıkça ifade ettiği bu. Ben mesela oruç tutuyorum, haberim bile olmuyor. Haberim bile olmuyor. Böyle olursa olur. Ama sarsıyorsa o şahsı, baş ağrısı, mide ağrısı veyahut bitkinlik, perişanlık, mesela ayakta duramıyor. Değil mi ayakta duracak hali kalmıyor. Olur mu öyle şey? Çok hayati tehlike olur, öyle bir şey olmaz.

Engellilerin cennet gibi yaşayacağı dönem, Mehdiyet dönemidir.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Samsun Büyükşehir Belediyesi insanlık tarihinin bilinen en eski yerleşim yerlerinden biri olan Tekkeköy Mağaralarını tanıtmak için etkinlikler düzenliyor. Daha çok turist çekmek amacıyla bölgede sözde ilkçağlarda bu mağaralarda yaşayan insanları simgelediği iddia edilen heykeller yaptırmışlar. Resimlerini gösteriyoruz. İnsanlığın bir zamanlar sadece kaba, taş aletler kullanılan, medeniyet ve teknolojinin bilinmediği bir dönem yaşadığı izlenimini vermişler.

ADNAN OKTAR: Yani Hz. Adem (as) yoktu, böyleydiler falan gibisinden. Halbuki Hz. Adem (as) devrinde Avrupai ve çok güzel insanlar vardı. Hz. Adem (as) de çok şık ve çok yakışıklı bir delikanlıydı. Dolayısıyla böyle vahşi bir hayat, böyle şuursuz, dinsiz, akılsız, yarı hayvan gibi bir hayat yoktu. Belediye niçin bunu yaptı, neden yaptı, bakanlık araştırma yaptırsın. Vatandaşlar da mektup yazsınlar, protesto etsinler. Herkes bu yanlışlığı onlara aktarsın. Samsun dindar insanların olduğu bir yer. Çok büyük zarar verir. Eğer yaptığının farkında değilse, yaptığı zararın ne olduğunu ona anlatmak lazım. Tekkeköy Mağaraları, şu an CHP milletvekili olan Hayati Tekin, eskiden Samsun Belediye Başkanı iken yaptırmış. O zamandan kalmaymış. Çok acı. CHP’liyim diyorsun. CHP’li insanlar dindar, aklı başındadırlar. Sen onu yaptığında adam, PKK’lı ne yapar? Kudurur. Sen PKK’lıya ne diyorsun? Senin atan böyleydi diyorsun. Adam da diyor ki evet ben de böyleyim, atama benziyorum ben de diyor. Ben de baltayla millete saldırıyorum diyor, ben de adam öldürüyorum diyor. Ben de vahşiyim diyor. Dolayısıyla sen atan böyle vahşiydi dersen, adam da sana karşı vahşi olur. Çok büyük hata yapmış.

Rusya’nın açıklaması benim açıklamamdan sonra geldi, dikkat ederseniz. CIA’in bütün haber kaynağı kesilir dedim. Bak Rusya da aynısını, bir gün sonra aynısını söyledi. Sözümüzün nasıl dünyada etkili olduğunu görmek açısından da delildir bu.

“Peygamberleri öyle güzel anlatıyorsunuz ki, insan görmek tanışmak istiyor.” Bildiğimiz en iyi insan şeklinde yani peygamber dedin mi hayalinizde canlandırın. En iyi, en müspet, en makul, en dengeli, huzurlu, sürekli güzel düşünen, sürekli vicdanına göre hareket eden insandır.

“Müslüman dini anlatırken para almaz diyorsunuz. Ama kitaplarınızı parayla satıyorsunuz. Bunu nasıl açıklayacaksınız?” Kemal Taşkınoğlu, Burdur. Bir kere kitapları ben bir şirkete verdim, o şirket basıp dağıtıyor. Ben oradan telif hakkı alsam dediğin doğru olur. Yani kitapların basımından kar alsam bu olur. Ben beş kuruş telif hakkı almıyorum. Dolayısıyla bu sözün geçersiz. İkincisi, kitapları o yayınevi eğer parayla satmazsa, bir daha kitap basamaz. Kitap basamadı mı milyonlarca kitap kimseye ulaşmaz. Senin dediğini bir kere uygulamış olsa, iflas ederler, matbaa da kapanır, kitabevi de kapanır, konu kapanır. Mühim olan o yayınevi yüksek kar amacı gütmüyor. Yani sadece kitapları basabilmek, kendi geçimini sağlayabilmek, matbaadaki işçilerin maaşlarını ödeyebilmek, işte o baskı paraları, mürekkep parası, şu, bu falan onu tam temin edebilmek için, belirli makul bir ücret koyuyor. Yani kitabın piyasadaki fiyatı, diğer kitaplara göre çok çok ucuz oluyor. Yani neredeyse maliyetine satılıyor. Yani çok cüzi, küçük bir kar payı koyuyorlar, oradaki işçilere veriyorlar. Oradaki işçilere ve o matbaanın elektriği, şunu, bunu karşılanıyor. Dolayısıyla bu sistem rahat işlemiş oluyor. Yani burada gördüğümüz, burada kar diye bir şey yok. Alınan para diye bir şey yok. Ben zaten hiç telif hakkı almıyorum. O zaman gönlün rahat olsun. Ama tebliğ yaptığında adam peşin arabanın içinde oturup para bekliyorsa kastedilen budur. Ama bu şekilde olduğunda, bu makul, doğru olandır. Yani öbür türlü İslam’a hizmet etmiş değil, zarar vermiş olursun. Çünkü otuz milyon kitap dağıtıldı bir yılda. Senin dediği yöntem olmuş olsaydı, otuz milyon değil otuz kitap bile dağıtamazdık, değil mi yayınevi dağıtamazdı.

EBRU ALTAN: İnternette de bütün kitaplarınız ücretsiz indiriliyor.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: IŞİD Sonrası Kürdistan ve Irak’a Bakış Paneli’nde konuşan Kürdistan Güvenlik Konseyi Müsteşarı Mesrur Barzani, “Sykes-Picot Anlaşması’nın bölgede yarattığı sorunları hatırlatarak ve özellikle Kürtler üzerinde tahribat yaptığını belirterek, batı ülkeleri yüz yıl önce yaptıkları yanlışı düzeltmeli” dedi.

ADNAN OKTAR: Sykes-Picot’yu İngilizler yaptı kardeşim. Niye batı ülkeleri diyorsun? Batı ülkeleriyle ne alakası var Sykes-Picot’un? Direkt İngiliz derin devletinin yaptığı bir anlaşma. Yani metnini hazırlayan onlar. Bak bir türlü diyemiyorlar İngiliz derin devleti diye. Ya de, rahat ol. Ama bu aşamaya gelmiş olmaları da çok iyi. Çünkü yüz yıldan beri ağızlarına almıyordu bunlar. Bak hiçbiri yüz yıldan beri ağızlarına almıyorlardı. Sykes-Picot’yu ve diğer olayları biz söyledikten sonra herkes söylemeye başladı. Yani İngiliz casusların adını da anamıyorlardı, İngiliz derin devletinden de bahsedemiyorlardı. Bak televizyonlar, gazeteler her yer biz ana kapıyı sonuna kadar açtıktan sonra rahat rahat konuşmaya başladılar.

Evet, dinliyorum.

GÜLENT BATURALP: Karateci bir ufaklığın videosunu görelim.

ADNAN OKTAR: Karşılıklı birbirlerine vurmasalar spor olarak güzel. Yani kum torbasıyla falan. Ama o ona o ona bütün gücüyle vuruyor; çok tehlikeli bir şey. Kafasına, karaciğerine, ağzına, burnuna. Genç kızları da birbirine dövdürüyorlar çocukları. Kız çocuğu zaten naif bir varlık. Çok büyük hata yapıyorlar, olmaz. Boks da yani kadına boks yaptırmak. Erkeklere de yazık o çocuklara. Kafasına, gözüne, ağzına açılıp açılıp bütün gücüyle vuruyor. Hemen hemen tamamında hastalık oluşuyor sonradan.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Cumhurbaşkanı Erdoğan “Rakka boşaldıktan sonra oraya kim girecek?” diye sordu ve şunları söyledi; “Münbiç’i boşalttık dediler ama böyle bir şey olmadı. Nitekim hala oradalar. Münbiç’te, Rakka’da DEAŞ’ı bitirdiğiniz zaman oralara kim yerleşecek? Oraların yerli halkı kim? Araplar. Peki oraları siz Kürtlerle dolduracak mısınız? O zaman Araplarla Kürtleri vuruşturacaksınız demektir” dedi.

ADNAN OKTAR: Şimdi anlaşılmayacak gibi değil. Tabii ki PKK’yı dolduracaklar oraya. Pek tabii ki bir PKK devleti kurmak istiyorlar. Aylardan yıllardan beri onu söylüyoruz anlaşılmayacak gibi bir şey değil. Silahlı müdahale de o kadar kolay değil şu aşamadan sonra. O anda mümkündü dediğim yıllarda. Yani iki, üç yıl önce mümkündü. Ama şu an Amerikan ordusuyla iç içeler. İngiliz askerleriyle de iç içeler. Çok daha güç hale geldi çünkü birbirinden ayırt etmek bayağı güç. Bir operasyon yapılsa kim kimdir nasıl ayırt edecekler bilmiyorum. Ama Darwinist, materyalist, Marksist düşünceye karşı Türkiye esaslı bir vuruş yaparsa bu darmakeşan eder. Meydana gelecek şoku tarif edemem. Mahvolurlar adeta. Bunu mutlaka yapalım.

“Sizi severek izliyorum benim on altı yaşında bir kızım var. Kızımın kendi arkadaşlarıyla yazışmalarını görüyorum sürekli argo ve yakışmayan bir tarzda konuşuyorlar. Onları gördükçe ben utanıyorum. Söyleyince de ‘herkes böyle ne var bunda?’ diyor. Onu nasıl vazgeçirebilirim bu halden. İyi akşamlar?” Sevim Hanım öyle diyor. O genç kızlar arasında evet çok yaygın. ‘Lan’lı falan konuşuyorum ‘Abi ya’yla başlıyor zaten. Akıl almaz küfürlerle, sinkaflı küfürlerle konuşuyorlar. Sigara da çok yaygın. Sen çocuğu Darwinist, materyalist yetiştirirsen, mikroptan türedin dersen bunalıma girer o hallere de gelir. Onu da aşar çok daha da felaket hale de gelebilir. Devlet hükümet buna karşı bütün gücüyle abanması lazım. Darwinist, materyalist eğitimi kesin durdurması gerekiyor.

VTR: Ben gerçekten merak ediyorum da insan ruhu nerede acaba?

ADNAN OKTAR: Çocuklar ruhu bilmiyorlar demek ki onu bir ara kapalı olarak anlatmak lazım. Burada da bütün maddelerin tamamı canlı aslında hepsi canlıdır maddelerin. Otlar, bitkiler, ağaçların hepsi canlıdır. Ama tabii eğer cennet modunda sebep ortadan kalkarsa aklın ihtiyari kalkar. Mesela biz burada konuşuyoruz bütün dünya duyuyor bu normal bir şey değil bu. Makul görüyoruz niye? İşte alet edevat var, bunlar var ses dalgaları. Hiç alakası yok doğrudan mucize olarak yaratılıyor. İnsanların tabletinde de mucize olarak yaratılır. Tablette olayın olmasından kaynaklanmıyor. Tabletin de hiçbir mantığı yok tablette böyle ekranda insan görüntüsü falan oluşmaz. Böyle üç boyutlu görüntü oluşmaz. Yok bir artı ikiden oluşuyor bilmem ne falan. Böyle anlatılanlarla olayın gerçekliği bambaşka. Bilim adamları da şaşırıyor neden olduğunu bilmiyorlar. Ama oluyor. Bu görüntülerin şunların bunların oluşması öyle makul gibi gösteriliyor ama tamamen yaratılışı Allah’a aittir. Sadece sebep zinciridir onlar. Mesela sesimiz. Aynı bu ses, aynı konuşma milyonlarca insanın evinde aynı anda yaratılıyor. Aynı yüz mesela üç boyutlu yaratılıyor şu an yaklaşık üç boyut gibi ama gelecekte, daha ileri gelecekte doğrudan odanın içerisinde konuşacaktır insanlar. Üç boyutlu olarak. Tıpkısının aynısı olarak konuşacak. Hiç fark edilmeyecek görüntü olduğu. Allah onu istese bir de setlik verirse, o görüntüye sertlik verildiği an yani o görüntüye dokunduğunda dokunma hissi verildiğinde, parfüm hissedildiğinde, ısı hissedildiğinde ne olmuş olur o? İnsan olmuş oluyor, normal insan olmuş oluyor. Sadece ruhu yok. Allah içine ruh koydu mu insan olmuş oluyor işte bu kadar. Allah için yaratmak öyle zor değil. Ama onu yaratan da Allah’tır. Makineyle sen onu yaratamazsın. Aletle yaratamazsın.


DEVAMINI GÖSTER