Sohbetler (10 Mayıs 2017; 16:00)


ASLI HANTAL: Adnan Oktar’la Neşeli Saatler programımıza başlıyoruz. Hoş geldiniz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Siz de hoş geldiniz. Buyurun, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Bu gece Berat Kandili. Şaban ayının on dördüncü gününü on beşinci gününe bağlayan gecesi Berat Gecesidir. Allah Duhan Suresi’nin 1 ve 4. ayetlerinde şöyle buyuruyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. Ha, Mim. Apaçık Kitab'a andolsun; Gerçekten Biz onu mübarek bir gecede indirdik, gerçekten Biz uyaranlarız. Ki onda (o gecede) her hikmetli iş ayrılır.” Tefsirlerde ayette bildirilen bu gecenin Berat Gecesi olduğu ifade edilmiş. Kuran’ı Kerim’in Levhi Mahfuz’dan dünya semasına toplu olarak bir kerede indirildiği gece olarak açıklanmıştır. Tüm İslam aleminin Berat Kandili mübarek olsun.

ADNAN OKTAR: Allah defalarca tekrarını nasip etsin. Tüm müminlerin, Müslümanların Berat Kandilini kutluyoruz.

Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan, İngiltere Başbakanı Theresa May’le telefonda görüştü. Theresa May, cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre görüşmede ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel sorunlar hakkında da görüş alışverişinde bulunulduğu ve ikili ilişkileri her alanda ileriye taşımanın öneminin konuşulduğu söylendi.

ADNAN OKTAR: İngiliz derin devletinin azgın, delice atakları devam ediyor. Ben Theresa May için demiyorum da. O yüzden Tayyip Hocamı lider olarak korumak çok önemli Türk milleti için. Hatta Türki devletler, İslam alemi için de önemli. Parti, istediği partiyi herkes seçsin ama şahsını ısrarla ve kararlılıkla korumak lazım.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Barbaros Hayrettin Paşa sismik gemisinden Rumların ihlal uyarısına Mehter Marşıyla cevap verilmesinden rahatsız oldu. Akıncı; “Doğu Akdeniz’de savaş tamtamları ve mehter marşları değil, barış şarkıları ve dostluk türküleri duymak isteriz” dedi.

ADNAN OKTAR: Mehter Marşı zaten barış şarkısıdır. Mehter geldiyse oraya adalet gelir, huzur gelir, güven gelir, iman gelir, Kuran gelir, rahmet gelir. Bereket getirir mehter. Mehteri yanlış tanımış.

Sanatçı İbrahim Erkal, bu delikanlımız milliyetçiydi, sağlam delikanlıydı. Allah gani gani rahmet etsin. Beyin ölümü gerçekleşmiş. Mert, dürüst bir delikanlıydı. Tabi ölüm nedeninin de araştırılması lazım. O savcımızın da biliyorsunuz paralel devletin bir oyunu olabilir. Onun da araştırılması gerekir.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Bundan yaklaşık dört yıl önce, Suriye’deki savaştan kaçanları taşıyan bir göçmen teknesinin Akdeniz’de su aldığı için yardım çağrısı yaptığı ancak İtalya ile Malta’nın saatlerce yardıma gitmeyerek göçmenleri ölüme terk ettiği ortaya çıktı. Tekneden sahil güvenliği arayan Suriyeli bir doktor; “Burada üç yüz kişiyiz. Yüz kadar çocuk, yüz kadın var. Tekne batıyor, lütfen acele edin” çağrısında bulunmuş. Ancak İtalyan yetkili; “Malta’yı arayın. Orası size çok daha yakın” deyip, yüzüne kapamış. Malta’yı aramışlar. Orası da; “Asıl İtalya size yakın. Orayı geri arayın” demiş. Saatlerce süren bir dizi telefonun sonucunda gemiye beş saat sonra bir yardım gönderdikleri için, 60’ı çocuk, 268 kişi hayatını kaybetmiş.

ADNAN OKTAR: İşte çok büyük bir zulüm. Çok çok büyük bir zulüm. İngiliz derin devleti oralarda hakim. Yani oradaki o kararların alınmasında İngiliz derin devletinin kararı olduğu açık, anlaşılıyor. Çünkü normal İtalyanlar dindardırlar. Öyle bir şey yapmazlar. Her yeri adamlar kaplamış. Çok çok dikkatli olmak lazım. Onun için ben diyorum Tayyip Hoca’ya çok esaslı destek verelim diye. Tehlike büyük.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 2019 için diğer partilerle ortak aday mesajı verdi. Meclisteki makamında gazetecilere konuşan Kılıçdaroğlu, 2019 için; “Diğer partilerle konuşacağız. Yüzde 49 sadece bizim gibi davranarak aday belirleme sürecine girersek yanlış olur.” CHP lideri bu açıklamasıyla Ekmeleddin İhsanoğlu benzeri bir modelle 2019’a hazırlanacağını açıklamış oldu. İlk görüşmeyi Saadet Partisi’yle yapmayı düşünen Kılıçdaroğlu’nun ardından Akşener’le görüşeceği söyleniyor.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hoca gerçekten iyi delikanlı. Onlar bir türlü anlamadılar bunu. Kardeşim bak İngiliz derin devletinin muhasarası var. Gladyo devam ediyor. Kaldırdılar falan diyorlar ama gladyo devam ediyor. NATO kullandı gladyoyu, P2 mason locasını. Bak, adamlar buraya adamlarını gönderiyorlar. Çok büyük olaylar var. O yüzden Tayyip Hoca’nın mücadele şekli mükemmel. Kararlılığı da mükemmel. Öyle bir lider de kolay kolay da bulamazlar. Onu görevden almak değil bilakis takviye edip, teşvik edip, yardımcı olup, görevde kalmasını sağlamaları lazım. Tayyip Hoca Osmanlı delikanlı, kabadayı, yiğit delikanlı. Ondan başka da kimse dayanamazdı zaten. Bakın AK Partili falan değilim ben. AK Parti’yle falan hiç alakam yok açıkça söyleyeyim. Şahsını mutlaka desteklemeleri gerekir. Yani şu an olabilecek en iyi lider tiplemesi o. Gayet iyi, Anadolu delikanlısı, mazlum, kendi halinde. Azmi iyi, kararlılığı da iyi, çalışkanlığı da iyi. İmanı, şevki de güzel görünüyor. Sakın ha, bilakis CHP lideri Sayın Kılıçdaroğlu gitsin, konuşsun, anlaşsın Tayyip Hoca’yla. Bütün gücüyle destek versinler. AK Parti olayından çıktı olay. AK Parti’ye alakası yok. AK Parti’yi düşünmesinler AK Parti olarak. Şahsı olarak düşünsünler. Hakikaten yetenekli yani. Ben Mehdiyet devrinin de cumhurbaşkanı olacağına inanıyorum. Yani çok yetenekli, bayağı çalışkan. Ne gerek? Hazır böyle birisi varken daha ne istiyorsun? Tayyip Hoca’nın iyi yönü; izzeti nefsine çok düşkün, gururlu ve inatçıdır ve kabadayıdır. Bu çok iyi bunlar. Bu yönüyle biz onu görevde tutalım. Hizmet versin. Türkiye’yi bu badireden geçirir o. 2023’leri falan hepsini geçirtir. Gayet de güzel olur. Yani ne gerek var? Kendi evladımız varken, ona sahip çıkmak varken niye iş çıkartalım?

Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Irak Başbakanı Haydar El İbadi, PKK’nın Kerkük kent merkezinde örgüt paçavrası ve Öcalan posterlerini asmasıyla ilgili konuştu. “Bu tür hareketleri kabul etmeyiz. Çünkü yeni çatışma kapısı aralayacak. PKK ile çatışmaya girmek istemiyoruz. Aynı zamanda PKK’nın komşu ülkelerimizle yani Türkiye gibi ülkelere karşı saldırıda bulunmasına da izin vermeyiz. Bunu anayasamız da reddediyor” dedi.

ADNAN OKTAR: İyi, güzel demiş. Aslında Türkiye Irak’a tam sahip çıksa, toprak bütünlüğünü çok ısrarlı koruduğunu söylerse bayağı rahatlar adamlar. Bizim tabii ki öyle bir şey yok da bizim oradan toprak alacağımızı düşünüyor onlar. Bu konuyu çok iyi vurgulamak lazım. Suriye de ondan çok çekiniyor, Irak da. Öyle bir derdimiz yok kardeşim bizim. Zaten Müslümanlar kardeş. Biz niye gidip oradan toprak alalım ki? Hayır, aldığımızı farz edelim. Yine Müslümanlara ait bir yer olmuş olacak. Ne fark eder, ha onlarda ha bizde, ne fark eder? Dolayısıyla bizim orada bir fütuhat derdimiz yok. Öyle bir şey de yok. Bunun çok iyi vurgulanması lazım. Yani defalarca vurgulanması lazım. Yoksa Irak bize bayağı ahbap, dost yani. O dengenin çok iyi vurgulanması gerekiyor. Suriye’nin topraklarında da hiçbir şekilde gözümüzün olmadığını çok iyi vurgulamamız lazım. Devletini esas almak lazım. Bir de Suriye’den geliş gidişleri yasaklamışlar herhalde bir şekilde. Yani bir problem var anladığım kadarıyla. Yani vize olayında, pasaportta çok ciddi sorunlar var. Bir kere bunu kaldırsınlar. Suriye’den siyasetçiler buraya gelebilsin, bilim adamları, profesörler falan. Burada bir durum değerlendirmesi yapalım, Türkiye’de. Adamlar gelemiyorlar. Gelsinler, bir şey yok. Gelsinler konuşalım, durumu bir değerlendirelim. Siyasetçilere, bilim adamlarına yasağı kaldırsın Türkiye, vize yasağını. Var orada dostlarımız mesela mason dostlarımız falan var Suriye’de. Gelemiyorlar. Yani bunun düzeltilmesinde fayda var.

Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Kendine yeni oyuncak bulmuş sevimli bir köpek var.

ADNAN OKTAR: Yerim seni ben. Bayağı eğleniyor. Ne şeker hayvan. Ama şimdi evde olsa insan gece gündüz bununla ilgilenmek durumunda kalır. O yüzden insan hiçbir faaliyet yapamaz. Ne haberleri dinleyebiliriz, ne yemek yiyebilir insan. Güzel kedide de yani başka bir çözüm kalmıyor. Ben çocukluğumda biliyorum, benim kedilerden falan ben nefes alamazdım. İşte ciğerciye gider, ciğer alıp gelirim. Tabii insan acıyor. Acıdığı için de sürekli yardımcı olmak istiyor. Rahat uyumasını sağlamak gerekiyor. Eve girmesi bir dert. Çıkması bir dert.

Halktan gelen sorular var. O soruları genişletelim. Bir deneyelim bakayım bugün olmuş mu? Halktan gelen sorulara bakayım. Ondan sonra muntazam devam edelim. Genişleterek devam edelim. Göreyim.

VTR: “Sayın Adnan Bey. Ramazan ayını nasıl geçirmeliyiz? Teşekkürler.”

ADNAN OKTAR: Evet, güzel. Güzel bir soru. Ramazan ayı, çok zevkli ramazan. Acayip heyecanlı. Şimdi bak köşkün sofrasını ta şimdiden hazırlattım ramazan için. Sabırsızlığıma bak ki tabakları falan şu andan koydurdum. Çatalları, kaşıkları, her şeyi, tuzluğunu, biberliğini, hepsini. Ramazan bereket ayıdır, ferahlık ayıdır, güzellik ayıdır. Ve hiç namaz kılmayanlar namaz kılıyor o ayda. Çok sevindirici, bayağı güzel. “Ondan sonra sen namaz kılmıyorsun. O zaman niye geliyorsun camiye?” diyor. Bu çok münasebetsiz. Ömründe bir kere bile namaz kılmış olsa o mümindir. Adamı niye üzüyorsun, niye rahatsız ediyorsun? Yahut oruç; üç gün, beş gün bile oruç tutmuş olsa Müslümandır o. Yani yapabildiği kadar yapsın. Niye şevkini kırıyorsun, heyecanını kırıyorsun? Ramazan ayını Allah bizlere nimet olarak veriyor. Ferahlık ayıdır. Ruhların huzur bulduğu, dinlendiği aydır. Bütün insanların yüzüne bir nur gelir, bir ferahlık gelir dikkat ederseniz ramazan ayında. O ayın klasik bir etki gücü vardır. O mesela metafizik. Herkes de bu hissediliyor. Ramazan geçtikten sonra o kalkıyor insanların üzerinden. Ama ramazanda o ferahlık olur. Ramazan manevi bayramdır, başından sonuna kadar. Hiç bitmesin ister insanlar da. O konuyu genişçe işleyeceğim ama şu an bir deneme olduğu için yani soruları denediğimiz için. Diğer soruları da göreyim.

ASLI HANTAL: Ankara’dan Hanife Erol Hanım’ın bir sorusu var. Görebiliriz.

VTR: “Adnan Bey size soru sormak istiyorum. Kıyamet ne zaman kopacak? Teşekkürler.”

ADNAN OKTAR: Kıyamet yakın, bu doğru. Yani Bediüzzaman Said Nursi’nin dediği doğru. Çünkü Peygamberimiz (sav)’in hadisleri de doğru. Onunla da uyumlu. Tevrat’taki bilgilerle de uyumlu. Ve diğer bütün dinlerin açıklamalarıyla uyumlu. İncil’le de uyumlu. Yani İncil’e göre de kıyametin çok yakın olduğu anlaşılıyor. Tevrat’a göre de ve diğer geçmiş dinlere göre de. Mesela Budist inancına göre de son zamandayız. Ateşe tapanlar, o da hak dinin bozulmuş şekli. Ona göre de son zamandayız. Yani bu yüz yıldan sonra artık bozulma başlıyor ve kıyamet. Bediüzzaman 2120 gibi diyor. 2017’deyiz, düşünün. Yani kapıda adeta. Hayret edecek şekilde Kuran ayetleriyle, hadislerle tam mutabık olarak çıkıyor hakikaten. “Bu Allah katındadır” diyor. “Tabii ki kesin bilgiyle bilinmez ama bu kadar mutabakat hayret vericidir ve çok güçlü bir işarettir” diyor. Ama tabii hadislerle de tam uyumlu olduğu için; 7 bin yıldır diyor ya, 5600’ü geçmiştir. Onunla da tam mutabık. O zaman zaten hakikaten başka vakit kalmamış oluyor. 1400’le 1500 arasında bitmiş oluyor. Zaten 1506 gibi diyor. Bak 1505 atlama tarihi. Ama 1506 artık eşik. Yani 56, 5-6 eşik oluyor. “Ondan sonra bozulma başlayacak” diyor Bediüzzaman. Hicri 1506. “1545 gibi de kıyamet kopacak” diyor. Yani 2120 gibi. Allahualem diyor. İsterse bir yere, kayaya bir yere yazsınlar. Herkes görecek yani inşaAllah.

Evet, dinliyorum. Yine gösterin varsa.

VTR: “Sayın Adnan Oktar Bey, size şunu sormak istiyorum. İngiliz derin devletini nasıl fark ettiniz?”

ADNAN OKTAR: Bir münafık kanalıyla fark ettim. Hayrettir, Allah’ın hikmeti. Yani eğer o münafık olmasa gerçekten fark edemezdim. Yani fark edilecek gibi değil. Dünya fark edememiş. Ama onların adamı olduğu için gayriihtiyari çok fazla delil verdi. Oradan yakaladım. Yoksa fark edilecek bir şey değil. Bu da Allah’ın bize bir lütfu. Yani aklımın ucundan geçmiyor. Kimse bilmiyordu. Yani hükümet de bilmiyordu. Hiç kimse bilmiyordu. Ortadoğu’daki hiçbir hükümet bilmez İngiliz derin devletini. Daha yeni fark edildi. Büyük bir hayret hatta bazı insanlar dehşetle olayı değerlendirdi. Atak üstüne atak yapılıyor. Bütün televizyon kanalları şu an. Yani milliyetçi tabir ettiğimiz yahut milli denilen televizyon kanalları hep İngiliz derin devletinin üstünde duruyor şu an. Bakın mesela son mason atağı da bize yapılan mason atağı da İngiliz derin devletinin teşvik ve planıyla oldu. Şimdi onun belgelerine de ulaştım. Yani bunlar çok büyük olaylar. Ama İngiliz derin devletinin tabii belini kıran, asıl atağı yapan olduğumuz için ana hedef konumundayız şu an. Beşer beşer gelsinler diyoruz. EvvelAllah, koydum mu oturturum. İlimle, irfanla, kanunla, hukukla. Bak, kitap şu an 3 kilo 200 grama çıktı. Yani bunu kaldırabilecekler mi artık bilmiyorum? Bak, baştan sona kadar belge, hepsi belge. Ahmet Hakan diyor ki; “Bunlar hikaye” diyor. Hikayeyle belgenin arasında çok büyük fark var. Hepsi bilimsel, tarihi belgeler. Ve yüzlerce belge. Şimdi ikinci cilt bitmek üzere. Yani baskıda. Orada da şu an çağımızın yani şu asrımızın derin devlet yapılanmasındaki ataklar, asrımızdaki ataklar yani şu anki zamanı anlatıyoruz. Muazzam.

Var mı başka?

VTR: “Saç açmak günah mı veya zina mı?”

ADNAN OKTAR: Saç açmak niye zina olsun, niye günah olsun? Bütün İslam aleminde hanımların başı açık. Bir kısmı da kapalı. Kimi tozdan korunmak için kapatıyor, kimi saçı bazen bakımsız oluyor kapatıyor. Bazısı da bilmediği için, dini inancından kapatıyor. Var zannediyor Nur Suresi’nde. Bazıları da çarşaf örtünemediği için çarşaf niyetine kapatıyor. Kuran’da başörtüsü kesinlikle yok. Kesinlikle yok. Nur Suresi’ni defalarca açıkladım. Hatta çok büyük bir skandal, hadisi akıl almaz garip yorumlamışlar. Çok çok büyük bir hataya düşmüşler ama çok küçük düşürücü hatalara düşmüşler. Kendilerince bir taktik yapmışlar ama Allah ayaklarına dolamış. Nur Suresi’nde veya Kuran’da başörtüsüyle ilgili tek bir kelime yok. Fakat Ahzab Suresi’nde çarşaf vardır. Bütün vücudun kapatılması. Kadın kendini tehlikede görürse yani herhangi bir saldırı tehlikesi görürse bütün vücudunu kapatması gerekir. Allah’ın korunma yöntemi olarak müminlere söylediği budur. Bunun dışında bir şey yok.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Sorulara devam edelim mi?

ADNAN OKTAR: Evet, devam edin.

ASLI HANTAL: Görebiliriz. İstanbul’dan bir bayan arkadaş.

VTR: “Merak ediyorum bayanlar programınızda neden ön planda?”

ADNAN OKTAR: Çok mübarek varlıklardır kadınlar. Dünyanın en güzel süsü kadınlardır. Yani ondan sonra işte hayvanlar var, bitkiler, ağaçlar var. Ama dünyadaki en güzel süs kadındır. En mükemmel süstür o. Cennetin de en mükemmel süsü kadınlardır. Yani sonra diğerleri gelir. Allah öyle yaratmış. Çok mükemmel, müberra varlıklardır. Bir de kadınlar çok akıllı ve ince düşünürler. Çok temizdirler, çok sabırlıdırlar, vefalıdırlar. Yani her yönden muhterem varlıklardır. Tabii erkeklerin de iyileri, ahlaklıları, güzel huylu insanların olduğunu kabul ediyoruz var ama kadınların sanat üstünlüğü kıyası kabil değil. Yani hitabetleri, konuşmaları, sevecenlikleri, şefkatleri kıyas olmaz. Çok çok güzeldir. Yani cennet ahlakı yönünden çok çok güzeldir.

Evet, yine devam edelim. Bakayım diğer sorulara.

VTR: “Adnan Bey sürekli konuşmalarınızda neden inşaAllah ve maşaAllah kelimelerini kullanıyorsunuz?”

ADNAN OKTAR: İnşaAllah; Allah zikridir. Yani sürekli Allah’ı anmak için bir vesile. Çünkü Allah’ı çok anın diyor Allah ayette. Ya Allah Allah dersin, ya inşaAllah dersin. Ama inşaAllah nasıl olur? Bir şey yapılacağı vakit, “geliyorum, inşaAllah” dersin. “Şunu yapacağım, inşaAllah.” Yahut bir güzel varlık görürsün, maşaAllah dersin. Ya Rabbi ne güzel yaratmışsın. Allah ne güzel yaratmış, maşaAllah. Bir şekilde Allah’ın anılması gerekiyor. Ya suphanAllah diyecek ya elhamdülillah diyecek ya Allahu ekber diyecek ya maşaAllah, inşaAllah diyecek. Ama maşaAllah ve inşaAllah’ın zemini çok fazladır dünyada. Bir de maşaAllah ve inşaAllah dünya hakimiyetinin amblemidir adeta. Damgası gibidir, manevi damgadır. Nerede inşaAllah, maşaAllah çoksa orası dünya hakimi olacak demektir. En çok maşaAllah ve inşaAllah Türkiye’de kullanılır. İnşaAllah hakimiyet de Türkiye’den olacak.

GÖRKEM ERDOĞAN: Görebiliriz. Bir tane daha var.

VTR: “Neden mason olmak istediniz?”

ADNAN OKTAR: Şimdi mason olmazsan masonlarla bağlantı kuramazsın. Hatta ben masonluğun çapını da büyüttüm. Yedi ayrı ülkeden masonluk diploması aldım. Yedi ayrı loca, yedi ayrı ülke. Ki onlarla da bağlantı kurabilelim diye. Mesela tapınak şövalyeleri de. Üç ayrı tapınak şövalyesi üstatlık belgem var. Hepsi 33 derece. Bu dediklerimin hepsi 33 derece. Mesela Leo Kulüpler var, Rotaryenler var. Bunlar da kibar, nezaketli insanlar. Tebliğ yapmak için, dışarıdan gelen bir insanın onlara tebliğ yapması mümkün olmaz. Rotaryen olursun, anlatırsın. Ama tabii masonluk daha üsttedir. Rotaryenler masonluğun zeminini oluşturur. Yani onların içinden seçilir. Ama masonlar daha kilit noktalardaki kişilerdir. Onlara ulaşıp İslam’ı, Kuran’ı anlatabilmek.

Evet, yine dinliyorum.

ASLI HANTAL: Denizli’den Sevda Toygun Hanım’ı görebiliriz.

VTR: “Sayın Adnan Bey, programınızı yakından takip ediyorum. Son günlerde masonlukla ilgili yaptığınız açıklamalarınızdan ne çıkarmalıyız? Teşekkürler.”

ADNAN OKTAR: Masonlara şefkatle bakmak lazım. Yani böyle eskiden onları çok tehlikeli böyle deccal ordusu gibi gösteriyorlardı. Çok eziyorlardı. Halen de Katolikler onları aforoz etmiş durumda. Yani hiç sevmezler Katolikler. Museviler de pek sevmezler masonları. Yani birçok hareket hiç hoşlanmaz masonlardan. Gelenekçi Ortodoks Müslümanlar da çok korkunç ve tehlikeli görürler. Bu adamlarla o ilgilenmeyecek, bu ilgilenmeyecek, kim ilgilenecek? Şeytanın kucağına niye atıyorsunuz adamları? Git, konuş, sohbet et, arkadaş ol, İslam’a yaklaştır. Öbür türlü sorumlu oluruz. Bak Firavun da masondu. Ama Hz. Musa (as) gitti ona tebliğ yaptı. Nemrut da masondu, yüksek dereceli masondu. Gitti ona Hz. İbrahim (as) tebliğ yaptı. Yani tarihteki önemli vakalara baktığımızda hep bu insanlara tebliğ yapıldığını görüyoruz. Yani tebliğden kaçınılmaz.

Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Bir video daha var. Görebiliriz.

VTR: “Selam Adnan Bey. Bizim iki sorumuz olacaktı inşaAllah. Birincisi; Mehdi (as)’ın ahir zamanda en önemli görevi ne olacak?” “Selam Adnan Bey. Benim sorum da şu olacak inşaAllah. Hz. İsa (as)’ın fiziksel özellikleri nelerdir? Avusturya’dan sevgiler, selamlar.”

ADNAN OKTAR: Aleykümselam her ikisine de. Yine Mehdi’yi insanlar bence normal karşılayacaklardır. Yani böyle pek şaşıracaklarını zannetmiyorum Mehdi’de de. İsa Mesih çok acayip. O çok şaşırtıcı. Yani annesi, babası olmayan bir insan. Şimdi bu zaten çok harika. Annesi, babası yok. Kıyafeti çok şaşırtıcı. Göğe alındığı kıyafetiyle gelecek çünkü ama tabii o kıyafeti saklayacaklar. Yani normalde benim gördüğüm tişörtlü falan hatta blue jeanli falan böyle artist gibi bir delikanlı olarak karşımıza çıkacak. Çok yakışıklı, Avrupai bir delikanlı. Yine uzun saçlı, kısa sakallı, atletik yapılı, kibar görünümlü, böyle neşeli ve pırıl pırıl, enaniyeti, gurur olmayan, çok mütevazi ama çok çok mütevazi, sevecen bir delikanlı olarak göreceğiz. Ama tabii şu an biraz yaşlanmıştır ama yine dinç olduğunu göreceğiz. Yani biraz yaş almıştır. Yeşile bakan gri gözlü. Mesela bak bunu göreceğiz. Çilli, sarışındır. Yani açık kahverengi, klasik sarı saçı. Karışık ama sarı hakim. Var ya Avrupalı? Ama kızıllar da var saçlarının arasında. Karışık yani. Fakat saçı ilginç yani çok şaşırtıcı, şeffaf gibi. Böyle saydam gibi. Öyle bir saç normalde olmaz bir insanda. Çok nadir, Musevilerde oluyor o. Böyle şeffaf gibi. Çok nadir rastlanır. Onda öyle mesela o tanıtıcı bir vasfıdır onun. Şeffaf görünümlü yani ıslak zannedecekler. Ama ıslaklıkla da açıklanacak gibi değil. Yani pırıl pırıl, çok temiz. Uzun parmaklı, çok zeki, hafızası muazzam. Bir kere okuduğunda o sayfanın tamamını ezberliyor. Bu çok nadir dünyada rastlanan bir durum bu biliyorsunuz. Sayfaya bakıyor, okuyor. Ama tek bir kere okuduğunda tamamen ezberliyor. Bediüzzaman Said Nursi’de de var bu. O yüzden o Kuran’ı ve bütün hadis kitaplarını ezberlemiş Bediüzzaman. Bak Kuran’ı ezberledi, hafızlık, tamam. Peki, hadis kitaplarını nasıl ezberledin? Buhari, Müslim, Tırmizi, İbn-i Mace ezberden biliyor. Bir kere okumuş hepsini. Su gibi biliyor. Yanında da gezdirmiyor kitapları. İsa Mesih de öyle. Hem Tevrat hem İncil’i ezberden biliyor. Ayette söylüyor zaten Cenab-ı Allah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Kitabı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğrettim sana” diyor. Ama bak Kitabı ve hikmeti derken onu Allah kasten söylüyor. Tevrat’ı ve İncil’i. O zaman Kitabı ve hikmeti ne? Hangi kitap bu? Kuran. Bak, Kitabı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i. Tevrat ve İncil’i biliyoruz, tamam. Zaten bilir onu, bilmesi gerekir. O kitap ne? “Kitabı ve hikmeti” diyor Allah. Fakat buna rağmen iman etmemiz farz değildir. Yani zannı galiple kanaatimiz gelecek. Mecbur değiliz. Ama bayağı kanaatimiz gelir.

Dinliyorum.

ASLI HANTAL: Ayşe Doğan Hanımefendi’nin bir sorusu var. Onu görebiliriz.

VTR: “Merhabalar. Hz. Mehdi (as)’nin zuhurunu Avrupa nasıl karşılayacak?”

ADNAN OKTAR: İmam Mehdi (as) Avrupa’nın özetidir. Yani bütün modern dünyanın özetidir. Çağlar üstü, son derece moderndir. Onlar da bunu istedikleri için, hem Birleşmiş Milletler kabul edecek hem NATO hem Amerika ve hepsi kabul edecekler. Tam onların istediği gibidir Mehdi (as). Böyle sevecen, merhametli, dindar, Kuran’dan hiç taviz vermeyen, tam İslam’a göre yaşayan ama dünyayı da cennete çevirmek azminde olan bir insan olarak zuhur edecektir. Onlar da ondan bilgisiz değil. Birleşmiş Milletler’in duvarında Mehdi (as)’nin yapacağı işler yazar, kabartma olarak. Yani taş üzerine yazılmıştır. Onlar ondan habersiz değil. Ama sahtekar masonlar Mehdi (as)’ye karşı olacaklar. Yani onlar deccal ordusunda olacaklar. Gerçek masonluk da Mehdi (as)’yi destekleyecek. Mesela gerçek tapınak şövalyeleri yüzlerce yıldan beri Mehdi (as)’yi bekliyorlar. Mesela gizli bir Musevi örgütü vardır. Ona Kuran’da da işaret edilir. Şeytandan Allah’a sığınırım. Musevilerden adaleti ayakta tutan, adaletle iş gören bir gruptan bahsedilir Kuran’da, ayet. Ayrı bir topluluk, Musevi bir topluluk, gizli bir topluluktur. Ama güçlü. Yani belki de masonluğun arkasındaki güç bu. Yani birçok büyük gücün arkasındaki güç. Onlar da dahil destekleyecekler. Yani metafizik, harika olaylar olacak ama aklın ihtiyarını kaldırmayacak bu. Mesela Birleşmiş Milletler’de şöyle bir yazı var, duvarda. Mehdi (as)’nin özelliği yazar. Koskoca taş üzerine yazılmıştır. “İnsanlar kılıçlarını çekiçle dövüp saban demiri, mızraklarını bağcı bıçağı yapacaklar. Ulus ulusa kılıç kaldırmayacak. Savaş eğitimi yapmayacaklar artık.” (Yeşaya 2:4) Bu Mehdi (as)’nin yapacağı görevdir. Şimdilik bu kadar söyleyeyim.

Evet.

GÖRKEM ERDOĞAN: Görebiliriz, bir video daha var.

VTR: “Adnan Bey, programlarınızda sürekli Kuran’ın yeterliliğinden bahsediyorsunuz. Benim sorum size; “Neden sadece Kuran? Nasıl sadece Kuran” Buna cevap verirseniz sevinirim.”

ADNAN OKTAR: Ben aslında koyu gelenekçiydim. Koyu Ortodoks’tum. Kuran’ın yeterliliğini bana birkaç kişi söyledi. Aslında dinleyince aklım yattı doğrusu. Ayetleri gösterdiler. Çok açık ayetler. Ama vicdanen de rahatsız oldum. Dedim; “Ya Peygamber (sav)’in hadislerine karşı geliyor gibi olursak nasıldır bu?” falan diye düşündüm. Bir de baktım ki Peygamber (sav) zaten Kuran’a uymakla mükellef. Aksinde Allah tehdit ediyor. Yani “sakın kendinden bir şey söyleme” diyor. Ve “benim söylediklerimin hepsi Kuran’da zaten” diyor Allah. Yani Kuran’ın dışında bir kitap yok diyor Allah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Size sadece ahirette Kuran’dan soracağım” diyor. Öyle olsa Allah derdi. “Kuran’dan soracağım, hadisten soracağım, Peygamber’in anlattıkları diğer rivayetlerden soracağım” dedi. Allah’a güvenirse bir Müslüman, Allah’ın sözü çok açık. Ne diyor? “Ben sizi sadece Kuran’dan imtihan edeceğim.” Bitti. Gönlümüz rahat. Kuran’a baktığımızda Kuran’la eğer amel edersek mezhep kalmıyor. Hanefi, Hanbeli, Maliki, Şafi de kalmıyor. Vahabi, Şii, Sünni de kalmıyor. Bütün Müslümanlar tek ümmet oluyor. Ne güzel. Aksi ne? Aksi fitne. Demek ki biz Kuran’a tam uyduğumuzda ümmet tek parça olacak. Ve din kolay olacak. Her şey kolay olacak. Namazlar kolay olacak, abdest kolay olacak, hayat kolay olacak. Kadınlar özgür olacak. Başörtüsü diye bir konu olmayacak. Çarşaf olacak ama başörtüsü olmayacak. İnsan istediği gibi plaja girebilecek, müzik dinleyecek. İpek de giyecek, altın da kullanacak. Alabildiğine özgür olacaklar. Bayram gibi olacak. Ama öbür türlü adeta bir kabusun içine düşmüş gibi oluyor insanlar. Ama her gün anlattığımız için tabii ben kısaca anlatıyorum.

Tamam, bu tarz sorular olur. Bundan sonra devam edelim.  

Semih Yalçın’ın konuşmalarına dikkat ederseniz çok değerli bir Osmanlı beyefendisi olduğunu görürüz. Çok değerli bir cumhuriyet çocuğu olduğunu görürüz. Hitabeti mükemmel. Kavrayışı mükemmel, anlatımı mükemmel. Hamiyeti İslamiyesi mükemmel, dürüstlüğü mükemmel, adalet anlayışı mükemmeldir. Çok muhterem, mübarek, müberra bir insandır, Semih Yalçın Beyefendi. Allah ömrünü uzun etsin. Sağlık sıhhat versin. Dikkatlice izleyin. Çıktığında televizyonda bakın konuşmalarına. Ne kadar olgun, ne kadar yerinde, ne kadar devlet terbiyesiyle konuştuğunu, ne kadar isabetli konuştuğunu görürsünüz. Hiç abartı yoktur konuşmalarında. Tam yerli yerindedir. Ve anlatımı kalplere, ruha, akla etki edecek güçtedir. O yüzden işlerine gelmiyor İngiliz derin devletinin uşaklarının. Ve İngiliz derin devletinin bilmeden, farkında olmadan emrinde olanların da rahatsız olduğu bir kişi oldu. Çünkü İngiliz derin devleti karşı bu insanlara. Sayın Bahçeli’ye de karşı, Semih Yalçın Hocamız’a da karşı. Niye karşı? Çünkü milleti birlik, beraberlik içinde tutabilecek insanlar bunlar. Bölünmeye karşı tavır alan, manevi değerleri çok iyi ayakta tutan insanlar. Onun için onlar hep baş olan insanları ezmek isterler. Böyle köpeklerine haber veriyorlar. İşte havlayın diyorlar. Yahut bazı gazetecilere söylüyorlar. Aleyhinde yazı yazın diyorlar. Bazen de bu gazeteciler bilmiyor bile İngiliz derin devletinin onları yönlendirdiğini. Değişik olaylar oluyor yani.

Mesela ben münafığı tespit ettiğimde, münafık bana beyaz derse ben siyaha giderim. Siyah derse beyaza giderim. Mesela münafıkta benim şu dikkatimi çekti. Münafıkların genel şeyi olarak ne derse tersinde doğruluk oluyor. Müslümanları hep şaşırtmak ister münafıklar. Yani oyuna getirmek isterler. Mesela münafık birini o övüyorsa o bil ki tehlikelidir. Birini seviyorsa bil ki tehlikelidir. Birinden nefret ediyorsa bil ki o çok başarılı ve faydalıdır ve İslam’a hizmet eden bir insandır. Yani böyle bir ölçüyle de bakılabilir. Ama bunu tabii erbabı bilir. Herkesin yapabileceği gibi değil.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Amerika, Rakka operasyonu öncesi PYD’ye ağır silah yardımı kararı aldı. Pentagon Trump’ın PYD’ye ağır silah verilmesi talimatını onayladığını açıkladı. Beyaz Saray güvenlik riskleri konusunda Türkiye’ye güvence veriyoruz dedi. Kararın ABD’de üst düzey temaslarda bulunan Türk heyetinin ziyaretinin ardından verilmesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 16 Mayıs’ta yapacağı ABD ziyareti öncesine denk gelmesi dikkat çekti.

ADNAN OKTAR: İşte kardeşim birlik, beraberlik içinde olmamızın önemi burada. Böyle bir inatçı delikanlı varsa, böyle cesur bir delikanlı varsa bu insanı çok iyi değerlendirmek lazım. Hiçbir çıkarı yok. Çok çilelidir cumhurbaşkanlığı. O kadar stresli, o kadar zor ki yani hemen hemen hiçbir insan bunu kolay kolay kaldıramaz. Allah’ın özel yardımı gerekir. Her dakika her saniye stres demektir. Çok zordur. Allah’ın özel vehbi yardımıyla insan götürebilir o görevi. Allah yardım ettiğine göre biz de destek olalım. Yazık, günah ve ayıp yani ortada hiçbir şey yokken bu kadar başarılı olan bir insanın üstüne üstüne gitmenin bir anlamı yok. Bak, yollara çıkıyorum, caddelerden geçtim bugün mağazalara gittim. Yollar pırıl pırıl, caddeler tertemiz. Yolda çocuklar bir antibiyotik ismi söyledi. “Eskiden seksen-yüz lira falanmış. Şu an 8 liraya alıyoruz” dediler. Bak, seksen liralık ilaç sekiz lira. Hatta yüz liraya, yüz yirmi liraya da var o ilaç; sekiz lira. Bu cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir şey. Bunu Tayyip Hoca sağladı işte. Bak, hiç bilinmez bu değil mi? Alerji ilaçları mesela çok pahalıymış. Sudan ucuz şu an. Bütün ilaçlar zibil gibi ucuz. Mesela hiç bilinmiyor bu. Acayip ucuz ilaçlar. Yani onda bire falan düşürmüşler ilaç fiyatlarını. Onda bir o kadar düşmüş. Hastanelere istediğin gibi git, bomboş her yerde istediği gibi insanlar muayene oluyor. Eskiden biliyorsunuz gittin mi sağlam adam da hasta oluyordu orada. Fiş kuyruğu ayrı, muayene kuyruğu ayrı… muayenede mesela hadi diyorlar kan tahliline git. Onun için ertesi gün yeniden kuyruğa girmesi gerekiyor. Röntgen kuyruğu, o ayrı bir olay. Bunların tamamı kalktı. Bak ekonomi de rahat. Gayet güzel ataklar oluyor. Bereketli bir insan Tayyip Hocam. Aksi vicdana uygun olmaz. Abartı da yok sözlerimde. Hepsini ispat ederim. Şu an vakit açısından diyorum ben sabaha kadar anlatırım hükümetin yaptıklarını. Ama ben AK Partili değilim. Yani bir başarı varsa o başarıdaki insanı ben överim. O kadar. Mesela kanser ilaçları 8 lira. Eskiden akıl almaz pahalıydı. Mahvoluyordu o insanlar. Kanser olan insan hem kanser oluyor oradan zaten bir imtihan oluyor. Bir de malı mülkü bütün her şeyi gidiyordu eskiden. Allah esirgesin.

Bu Gezi olaylarında Taksim’de, belinde silahla polise molotof atan bir adam yakalanmıştı. Hatta bazı kişiler bunun sivil polis olduğunu, molotofun düzmece olduğunu iddia etmişlerdi. Biliyorsunuz o zamanlar. Taksim’de yakalanan o kişi bugün YPG safında savaşırken öldürüldü. Yani YPG’nin içinde adamlar.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim. Yine devam edeceğiz. Ama o arada bu başörtüsü konusunu bir daha anlatalım ki arkadaşlar bu konuyu çok iyi kavrasınlar. Fikret anlatsın. Belgeli, açık, sarih, net. Kimsenin inkar edeceği gibi değil. Ve hadisler nasıl hurafe bu konuda ve hurafenin de üstünde nasıl küçük düşürücü hallere gelmişler, o hadisi uydururken ne kadar açmaza girmişler bir görelim.

ASLI HANTAL: Yayınımıza videolarla devam ediyoruz.  


DEVAMINI GÖSTER