Hoş Sohbetler (12 Haziran 2015; 24:00)


Adnan Oktar ile Hoş Sohbetler ( 12 Haziran 2015; 24:00 )

GÖKLAP BARLAN: İyi akşamlar değerli A9 izleyicileri. Hoş Sohbetler programımıza hoş geldiniz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Kehf Kıssası’ndan Zülkarneyn bahsini aç oku, açıklayalım, anlatalım konuşalım, inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Kehf Suresi 83. Ayet. Şeytandan Allah’a sığınırım: “Sana (Ey Muhammed,) Zu'l-Karneyn hakkında sorarlar.”

ADNAN OKTAR: Demek ki önemli görmüşler ki, o devirde ismiyle bilerek soruyorlar. Hristiyanlar, Museviler herkesin bildiği bir isim Zülkarneyn. Onun için Tevrat ve İncil’e de bakmak lazım. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “De ki: "Size, ondan 'öğüt ve hatırlatma olarak' (bazı bilgiler) vereceğim.” [Kehf Suresi, 83]

ADNAN OKTAR: Bazı bilgiler, yani kapsamlı değil, ilgili bilgiler. Niçin, amaç ne? Bir; öğüt, iki; hatırlatma. Neyi hatırlayacak? Ahir zamanı hatırlayacak. Ahir zamandaki olaylarla, o ayeti kıyaslayacak, diyecek ki; ne kadar benziyor diyecek ve hatırlamış olacak. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Gerçekten, biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik.”

ADNAN OKTAR: “Sapasağlam.” Zayıf iktidar, rahatsızlık verir. Sapasağlam olabilmesi için, çok güçlü bir inanca dayalı olması gerekiyor. Sağlam inanca dayalı olmadığında, hiçbir iktidar sapasağlam olmuyor. Güçlü bir iman ve güçlü bir inanca sahip olursa, sapasağlam oluyor. Mesela Hz. Süleyman (a.s)’ın iktidarı güçlüydü, çok sağlam bir inanca dayanıyordu. Ama sağlam inanca dayanmayıp, çeşitli inançlarla karışım olursa, o zayıf oluyor, yani parçalanmış kuvvetler oluyor. Onlar bir araya gelse de yine bütün gibi etki edemiyor. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdik.” [Kehf Suresi, 84]

ADNAN OKTAR: Kim yolu gösteriyormuş? Allah. Her şeyi kim yaratıyormuş? Allah. Demek ki, Hz. Zülkarneyn (a.s)’ın kendi yeteneği değil. Kendinden bir insanda yetenek olmuyor, Allah ona o gücü vermiş. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “O da, bir yol tuttu.” [Kehf Suresi, 85]

ADNAN OKTAR: Allah’ın gösterdiği bir yol. Kaçıncı ayet?

BÜLENT SEZGİN: 85.

ADNAN OKTAR: 85, 86 demek ki, olayların başladığı tarih. Hem 1985’e, hem 1986’ya bakıyor. Yani atağın ve canlılığın, Mehdiyet’in en güçlü olarak kendini gösterdiği, deccaliyetin de en canının yandığı yıllar, 1985 ve 86. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu.”

ADNAN OKTAR: “Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı.” Yani her yere ilmi irfanı yetişecek demek ki Mehdiyet’in. Kitapları yetişecek, bilgileri yetişecek yani Japonya’sından tut Çin’inden çık, her yere o bilgi yetişecek. Güneşin battığı yere de doğduğu yere de, yani dünyanın her tarafına o bilginin o gücün ulaşacağına işaret etmiş oluyor. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında bir kavim gördü.”

ADNAN OKTAR: “Kara çamurlu bir göze.” Bu Japonya’da olan tusunami de, bütün deniz kara çamurluydu, güneşin batışını da gösterdiler. Kara çamurlu bir gözede batıyordu adeta ve müthiş bir felekti bu, muazzam bir felaketti. Kuran bir yönüyle ona işaret ediyor. Güneş gibi olan Mehdiyet’in de bir süre kara çamurlu mesela bir hapishanede tutulacağına da işaret etmiş oluyor, sembolik anlamda. Çünkü o güneş gibi bir varlık, fakat kara çamurlu bir yerde, yani kötü bir yerde, onun bir süre tutulacağına işaret edilmiş oluyor. Kaçıncı ayet?

BÜLENT SEZGİN: 86.

ADNAN OKTAR: 1986 yılında Mehdiyet’e yönelik demek ki bir şey olacak. Mehdiyet belki hapisle karşılaşacak. Kara çamurlu göze denilen karanlık bir hücrede tutulacak demek ki. Hapis gibi, tecrit gibi ona benzer kirli karanlık bir yerde o zor durumda bırakılacak ama güneşliğini muhafaza edecek Mehdiyet. Evet. Demek ki, 1986’ya da bir işaret var burada.

BÜLENT SEZGİN: “Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (istiyorsan onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (geçerli ilke) edinirsin." [Kehf Suresi, 86]

ADNAN OKTAR: Yani başkomutan savaşta da kan dökerek de olayları halledebilir ama isterse barışla, kardeşlikle, sevgiyle, nezaketle de yapabilir. Hz. Mehdi (a.s) sevgiyle, nezaketle, akılla, irfanla yapmayı tercih edecek. Normalde kendini savunma hakkı da var, yani isterse yerle bir eder. Ama bunu yapmayacak sevgiyle halledecek buna işaret ediyor. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Dedi ki: "Kim zulmederse biz onu azaplandıracağız.”

ADNAN OKTAR: “Kim zulmederse, biz onu azaplandıracağız.” Öldüreceğiz, asacağız, keseceğiz demiyor. Zulmederse. Mesela PKK zulmedince ne oluyor? Hapse giriyor, azap bu. Hapis azabıyla karşılaşıyor. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Sonra Rabbine döndürülür..”

ADNAN OKTAR: Evet, sonunda da ölüyor bu adamlar ama asıl ceza ahirette olmuş oluyor. Bu dünyada sadece azaplandırılmış oluyorlar. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “O da onu görülmemiş bir azabla azablandırır." [Kehf Suresi, 87]

ADNAN OKTAR: Bak, görülmemiş bir azap. Dünyadaki azap hiç kalıyor yanında, ahiret azabının yanında. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Kim iman eder ve salih amellerde bulunursa, onun için güzel bir karşılık vardır.”

ADNAN OKTAR: İnam edecek Allah’a. Bu nasıl olur? İman hakikatleriyle, Kuran mucizeleriyle vicdanını kullanarak bunu elde edecek. Arkasından ne yapacak? Samimi olacak. Samimi olmazsa olmuyor. İman ve samimiyet iç içedir yani bir bütündür. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Ona buyruğumuzdan kolay olanını söyleyeceğiz." [Kehf Suresi, 88]

ADNAN OKTAR: Mehdiyet nasıl bir çalışma yapacakmış? Dini kolaylaştıran bir çalışma yapacak. Kuran buna işaret ediyor, dini kolaylaştırmak. Hz. Mehdi (a.s)’ın da görevi bu olacak. Çünkü bir zaman diye bir olaydan bahsediyor. Yani Zülkarneyn Kıssası geçmişte olan bir hikayeyi bize anlatıp, bir masal bu işte dinleyin kabilinden bir şey değil. Bak, Allah orada ibret, örnek ve hatırlatma olduğunu söylüyor. Biz hatırlayacağız onu, kıyas yapacağız diyeceğiz ki; bak bu aynısı, Mehdiyet’te de aynı şeyler oluyor diyeceğiz. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Sonra (yine) bir yol tuttu.” [Kehf Suresi, 89]

ADNAN OKTAR: Kaçıncı ayet?

BÜLENT SEZGİN: 89.

ADNAN OKTAR: Demek ki, bir dönemeç noktası 89, 99, 2009, 2019, evet.

BÜLENT SEZGİN: 88’de “kolaylaştıracağız” diyor.

ADNAN OKTAR: 88’de bir ferahlık var demek ki. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Sonunda güneşin doğduğu yere kadar ulaştı ve onu (güneşi), kendileri için bir siper kılmadığımız bir kavim üzerine doğmakta iken buldu.” [Kehf Suresi, 90]

ADNAN OKTAR: Demek ki, deniz kenarında bir yere gelecek. Çünkü deniz kenarında plajlar vardır, insanlar kıyafetle gezmezler daha açıktır, mesela hanımlar dekolte olur, beyler denize girerler. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “İşte böyle, onun yanında "özü kapsayan bilgi olduğunu" (veya yanında olup-biten her şeyi) biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık.” [Kehf Suresi, 91]

ADNAN OKTAR: Yani Hz. Mehdi (a.s) demagojiyle konuşmayacak, özlü ve kısa konuşacak tam hedefe yönelik hikmetli. Böyle hacı emmiler gibi lafı uzatıp, kendini beğendirmeye çalışan değil tam konunun özüne matuf hikmetli, kısa, etkileyici, tam çevreleyen ve tam çözen konuşmalar yapacak. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Sonra bir yol (daha) tuttu.” [Kehf Suresi, 92]

ADNAN OKTAR: Kaçıncı ayet?

BÜLENT SEZGİN: 92.

ADNAN OKTAR: 92 de bir dönemeç demek ki. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “İki seddin arasına kadar ulaştı.”

ADNAN OKTAR: Yani PKK ile mücadeleye girecek sonunda, iki set. Dağlık bölge olan Türkiye ile Irak arasındaki set var biliyorsunuz orada, mayınlı araziler var, dikenli teller var, bu settir. Suriye ile olan set var, iki set yani Suriye ve Irak sınırı. Oradaki setler nasıl oluyor, genellikle mayın kullanılıyor mayınlı arazi. Dikenli tel çekiliyor veyahut betondan duvar yapılıyor bir set olarak. Oraya kadar ulaştı diyor yani orada bile faaliyetlerine devam edecek, deccaliyete karşı bir mücadele verecek. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Allahualem ebcedi 2015.

ADNAN OKTAR: 2015, tamam bak içinde bulunduğumuz tarihi veriyor. Bu tarihte demek ki PKK ile mücadele yoğunlaşacak. Mehdiyet’in öncülüğünde müthiş bir yoğunlaşma olacak. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Onların (sedlerin) önünde hemen hemen hiç bir sözü kavramayan bir kavim buldu.” [Kehf Suresi, 93]

ADNAN OKTAR: Yani PKK’lılar. Başka dilde konuşmaya ısrarla dikkat ediyor, Türkçe konuşmamaya dikkat ediyor bildiği halde. Laf-söz dinletemiyorsun, konuyu anlatıyorsun anlamazdan geliyor. PKK’ya işaret eden bir ayet, Mehdiyet yönünden baktığımızda. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Dediler ki: "Ey Zu'l-Karneyn, gerçekten Ye'cuc ve Me'cuc, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyorlar..”

ADNAN OKTAR: Demek ki, Marksist, komünist takımı, PKK’lılar yeryüzünde bozgunculuk fesat ve terör çıkaracaklar, insanlara acı ızdırap verecekler, sonunda insanlar Hz. Mehdi (a.s)’a gelecekler, “bu konuyu düzelt diye bu konuyu düzelt” diye Hz. Mehdi (a.s)’a müracaat edecekler bu anlaşılıyor. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Bizimle onlar arasında bir sed inşa etmen için sana vergi verelim mi?" [Kehf Suresi, 94]

ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s)’a para teklif ediyorlar, Kuran’ın işareti bu. Hz. Mehdi (a.s) böyle bir şeyi aslan kabul etmez. Ama aramıza manevi bir set, ilmi, akılcı bir set yani bu terörü anarşiyi durduracak her şey. Askeri çözüm de dahil, ilmi çözüm de dahil, manevi set. Sungur Ağabey diyor, “sen bize Seddi Zülkarneyn oldun, o seddi aşıp bize gelemiyorlar” diyor. Ne demek istiyor? Manevi set, maddi ve manevi setlerin toplamı burada kast edilen. Biz de bir Mehdi öncüsü olarak, deccaliyete karşı hakikaten bir set oluşturuyoruz, bir nevi set. Ama Hz. Mehdi (a.s), tam anlamıyla set oluşturacak. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Dedi ki: "Rabbimin beni kendisinde sağlam bir iktidarla yerleşik kıldığı (güç, nimet ve imkan), daha hayırlıdır.”

ADNAN OKTAR: Benim zaten rahatım yerinde diyor, öyle bir şey yok. Yani ev köşk saray sizden hiçbir şey istemiyorum, para da istemiyorum. Siz bana insan gücüyle yani kafanızla, sözünüzle, bedeninizle yardım edeceksiniz. Askeri güçle, propaganda gücünüzle, tebliğ gücünüzle, konuşma gücünüzle, radyonuzla, televizyonunuzla bana yardım edin diyor. Bu anlaşılıyor, evet.

BÜLENT SEZGİN: “Madem öyle, bana (insani) güçle yardım edin de, sizinle onlar arasında sapasağlam bir engel kılayım." [Kehf Suresi, 95]

ADNAN OKTAR: Evet güç, işte bu askeri güç. Sapasağlam engel de askeri güç, hem manevi çalışma hem askeri engel. Evet.

BÜLENT SEZGİN: "Bana demir kütleleri getirin", iki dağın arası eşit düzeye gelince, "Körükleyin" dedi.”

ADNAN OKTAR: Demir kütleleri nedir? Tanklar demir kütleleri, toplar nedir, demir kütleleridir. Silahlar nedir, demir kütleleridir. Tank mesela 20 ton ağırlığında falan demir kütlesi. Obüs topları 5-10 ton demir kütleleri. Bunlar demir kütlesi ama o devirde kullanılacak ağır silahlar. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Onu ateş haline getirinceye kadar (bu işi yaptı, sonra:) dedi ki: "Bana getirin, üzerine eritilmiş bakır dökeyim." [Kehf Suresi, 96]

ADNAN OKTAR: Yani körükleyin diyor, ateş etmesi onun, ateş haline gelmesi. Çünkü silah soğuk ve sakin bir cisimdir ama ateşlendiğinde, ağzından alevler ateşler saçar. Ve sonucunda düşmanları etkisiz hale getirir. Bir yönüyle oraya bakıyor. Silah gücüne, silahın meydana getireceği ateşe bakıyor. “Getirin üzerine de kıtran dökeyim” diyor. Yani iyice sağlamlaştıracağı, sistemi iyice oturtacağı anlaşılıyor. Bu mücadeleden sonra sistemin üstüne ikinci bir set daha oluşturacağı anlaşılıyor. Kıtran da bakırdır. Yani bir elektronik set daha yapılacağı, elektronik yönden önlemler de alınacağına da işaret etmiş oluyor. Baktığımızda bir yönüyle. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Böylelikle, ne onu aşabildiler, ne onu delmeye güç yetirebildiler.” [Kehf Suresi, 97]

ADNAN OKTAR: Öyle sağlam bir yapı öyle sağlam bit yıkım yapıyor ki PKK için bir daha onu ne aşabiliyorlar, ne de o sistemi delebilecek yapıları oluyor. Yani artık sistem tam kamil anlamda oturuyor. Deccaliyet, PKK kafası, o firavun zihniyeti tamamen ortadan kalkmış oluyor. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Dedi ki: "Bu benim Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin va'di geldiği zaman, O, bunu dümdüz eder; Rabbimin va'di haktır." [Kehf Suresi, 98]

ADNAN OKTAR: Her şeyi Allah yapıyor diyor, bunu da Allah yaptı diyor. Bir daha oku ayeti.

BÜLENT SEZGİN: “Dedi ki: "Bu benim Rabbimden bir rahmettir.”

ADNAN OKTAR: İşte rahmet, Allah’ın sevgisinden bir güzellik Allah meydana getiriyor. Vakti zamanı gelince de, ne PKK kalır, ne onlar için yapılan askeri önlemler, sistemler kalır hiçbir şey kalmaz hepsi darmadağın olur. Ayet ona işaret ediyor.

BÜLENT SEZGİN: “Rabbimin va'di geldiği zaman, O, bunu dümdüz eder; Rabbimin va'di haktır." [Kehf Suresi, 98]

ADNAN OKTAR: Kıyamet zaten çok yakın diyor, Mehdiyet’e baktığını da oradan anlıyoruz. Yani bu tip ayetlerde hemen kıyamete geçiriliyorsa, olay Mehdiyet’le, ahir zamanla ilgilidir. Yecüc-mecüc konusunda, dabbe konusunda hepsinde, hep kıyamette bahsedilir sonunda. Ayetin siyak-sibakından hemen anlaşılıyor, doğrudan ahir zamanla ilgili olduğunu oradan anlarız. Kıyamet öncesi, kıyamet alametleri olduğu anlaşılıyor. Bakın, Kuran’ın tamamında bu şekildedir. Duhan zuhurunda da bu şekildedir, aynı şekildedir. Duhan zuhuru da; anarşi, terör, pahalılık buhran anlamında duhan. Yani sıkıntı her türlü şu an dünyada oluşan buhran bu. Ayette söylenen duman zuhuru budur, yani bildiğimiz klasik duman anlamında değil. Şiddetli sıkıntı, şiddetli rahatsızlık, ekonomik krizler, anarşi, terör, her türlü sıkıntı.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: “Biz o gün, bir kısmını bir kısmı içinde dalgalanırcasına bırakıvermişiz. Sur'a da üfürülmüştür, artık onların tümünü bir arada toparlamışız.” [Kehf Suresi, 99]

ADNAN OKTAR: O, küfür yani yerden diriltilip kaldırılacaklar. Onlar birbirine karışacak dalgalanırcasına dediği o. Yani akıl almaz bir kalabalık şeklinde olacak, bir hedefe doğru koşuyorlar sonunda zaten. “Dalgalar şeklinde gelirler” diyor, dalgalanırcasına diyor ayette. Böyle “çekirge sürüleri gibi” diyor ayette. Çekirge sürüsü nasıl dalgalanır böyle, “onlar dalgalanarak gidecekler” diyor, birbirleri içerisinde dalgalanacaklar, o zaten kıyamet. Kıyametteki dirilişlerindeki aldıkları halden bahsediyor. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Ve o gün, cehennemi, inkar edenlere tam bir sunuşla sunmuşuz. [Kehf Suresi, 100]

ADNAN OKTAR: Cenab-ı Allah nasıl intikam alacağını da söylüyor, “tam bir sunuş” yani her yönüyle cehennem onları tam sarmış oluyor içine girdikleri için dört taraftan cehennemce kuşatılmış oluyorlar. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Ki onlar, Beni zikretme (konusun)da gözleri bir perde içindeydi.”

ADNAN OKTAR: İşte PKK dinsiz, imansız, Allah’sız, Kitapsız olduğu için, komünist zihniyette olduğu için Kuran o mantığın ilk haline dikkat çekiyor, dünyadaki haline dikkat çekiyor. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “(Kur'an'ı) dinlemeye katlanamazlardı.” [Kehf Suresi, 101]

ADNAN OKTAR: Şu an dinlemeye katlanabiliyorlar mı? Konuşamıyorsun, Mardin’e gidemiyorsun, Siirt’e gidemiyorsun, bir şey söyletmiyorlar, Allah’tan bahsettirmiyorlar. Kitapları hem Mardin’de, hem Siirt’te yaktırdılar bizim kitapları. Hiçbir şekilde hakkı ve doğruyu söylettirmiyorlar, söyleyene de silahlı saldırı oluyor. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “İnkar edenler, Beni bırakıp kullarımı veliler edindiklerini mi sandılar?”

ADNAN OKTAR: Mesela Abdullah Öcalan’ı, kendisine veli ediniyor, Allah’ı bırakıp, onu haşa ilah gibi görüyor. Zaten o da diyor; “ben Tanrı oldum” diyor. Onlar da onu Tanrı gibi görüyor, ona tabi oluyorlar, o ne derse onu dinliyorlar. Ayetin ifadesi açık. Bir yönüyle tabii. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Gerçekten Biz cehennemi kafirler için bir durak olarak hazırlamışız.” [Kehf Suresi, 102]

ADNAN OKTAR: Cenab-ı Allah, intikam alacağını söylüyor, müminlerin gönlü rahat olması için. Küfrün gücü yoktur. Eninde sonunda gidecekleri son yer, cehennemdir. Bütün dinsiz imansız takımı, hepsine Allah “onlara müjde ver” diyor zaten. “Hepsini cehennemde konaklayacağım” diyor, konaklayacaklar. “Orada onlardan intikam alacağım” diyor, “her yönden onları saracağım” diyor Allah cehennem ateşiyle. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “De ki: "Davranış (ameller) bakımından en çok hüsrana uğrayacak olanları size haber vereyim mi?" [Kehf Suresi, 103

ADNAN OKTAR: Evet, Cenab-ı Allah önce dikkat çekiyor.

BÜLENT SEZGİN: "Onların, dünya hayatındaki bütün çabaları boşa gitmişken, kendilerini gerçekte güzel iş yapmakta sanıyorlar." [Kehf Suresi, 104]

ADNAN OKTAR: Mesela PKK’lılar, bu dinsiz imansız takımı, akıl almaz bir gayret gösteriyor ve çok isabetli hareket ettiklerini, doğru düşündüklerini iddia ediyorlar. Ve hakikaten kahraman olduklarını, yiğitlik yaptıklarını, insanları kurtardıklarına inanıyorlar. Ayet ona dikkat çekiyor.

BÜLENT SEZGİN: “İşte onlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenlerdir.”

ADNAN OKTAR: Zaten açık açık söylüyorlar, Allah’ı inkar ettiklerini, ayetleri inkar ettiklerini açık açık söylüyorlar. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Artık onların yapıp-ettikleri boşa çıkmıştır, kıyamet gününde onlar için bir tartı tutmayacağız.” [Kehf Suresi, 105]

ADNAN OKTAR: Boşa çıkıyor tabii bütün yapıp-ettikleri, bütün ömrü dağlarda geçiyor, acılar içerisinde geçiyor ama boşa çıkıyor yapıp-ettikleri. “Bir tartı tutmayacağız” dediği; yani sorgu-sual de yapmayacağız diyor. Zaten suçu malum ortada olduğu için, doğrudan cehenneme sokacağım diyor Cenab-ı Allah, sorgulamayacağım diyor. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “İşte, inkar etmeleri, ayetlerimi ve elçilerimi alay konusu edinmelerinden dolayı onların cezası cehennemdir.” [Kehf Suresi, 106]

ADNAN OKTAR: Namazla alay ediyorlar, Kuran’la alay ediyorlar, Peygamber (s.a.v)’le alay ediyorlar, işte bu yaptıklarınızın karşılığı olarak “sizi cehenneme dolduracağım” diyor. Gördünüz filmini de, ayetle, Kuran’la, dinle, peygamberlerle alay ediyorlar. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “İman edip salih amellerde bulunanlar... Firdevs cennetleri onlar için bir 'konaklama yeridir.'” [Kehf Suresi, 107]

ADNAN OKTAR: Mehdiyet ruhuyla hareket edenler, onların yeri de cennet. Firdevs cennetleri, Adnen cennetleri, cennet’ül Adnen, cennet’ül Firdevs. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Onda ebedi olarak kalıcıdırlar, ondan ayrılmak istemezler.” [Kehf Suresi, 108]

ADNAN OKTAR: Sonsuza kadar. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Bazı kişilerin soruları oluyor, acaba cennette insan sıkılır mı şeklinde.

ADNAN OKTAR: Asla, aklının ucundan bile geçmez müminin.

Tamam, şimdilik bu kadar olsun, inşaAllah.

GÖKALP BARLAN: Hoş Sohbetler programımız burada sona eriyor. Tekrar yarın görüşmek üzere hepinize hayırlı akşamlar.

 

 

 


DEVAMINI GÖSTER