Peygamber Efendimizin Cebrail (as) ile ilk karşılaşması nasıl oldu?

Adnan Oktar’ın 10 Şubat 2016 tarihli A9 TV röportajından


ADNAN OKTAR: Yonca, "Hazreti Musa (a.s)'ın asası yılana dönüştüğünde korkup kaçması gibi Peygamberimiz (s.a.v.) de Cebrail (a.s)'ı ilk gördüğünde heyecanlanıp korkup oradan çıkmaya yeltenmiş." diyor, "Melek korkutur mu insanı?" Tabii ki. Her insan kaldıramaz onu. Peygamberimiz (s.a.v.) baygınlık geçirdi. Bir tek o da değil mağarada; çocuk, yanlış yazmış arkadaş. O da değil mağarada; mağaranın dışına çıkıyor çıktığında bütün ufku kaplamış kanatlarını açmış olarak Cebrail (a.s)'ı görüyor. Çok korkuyor, içeriye giriyor. Bu sefer o da oraya geliyor, mağaranın içine geliyor. Gelip ona sarılıyor. Çok şiddetli korku yaşamış tabii ki. 

BEYZA BAYRAKTAR: İlk içeride hissediyor mu yoksa ilk dışarıdan mı duyuyor?

ADNAN OKTAR: Yani bir şekilde çıkmış dışarı, çıktığında görüyor. İçeriye mağaraya giriyor, o da oraya geliyor. İşte diyor ya ayette, "yay kadar kısa iyice yanaştı" diyor. Yanaşmakla bırakmıyor, gidip sarılıyor. "Oku" diyor, sarılıyor böyle sıkıyor, "Oku" "Ben okuma bilmem." diyor, baygınlık geçiriyor o anda. Sonra işte Hazreti Hatice'nin yanına koşuyor, geliyor. Peygamberimiz (s.a.v.) çok tatlı bir peygamber, dünya şekeri. Karısı diyor, "Sen Peygamber (s.a.v.)'sin." O anlam veremiyor, "Bu nedir?" diyor, bir şey oldu zannediyor. Allah esirgesin, ruhen bir sıkıntı yaşadığını düşünüyor. Teşhis edemiyor, çok üzülüyor. Psikolojik bir şey meydana geldiğini zannediyor. Karısı diyor ki, "O, Cebrail (a.s), Cebrail-i Emin. Sen Peygamber (s.a.v.)'sin. Allah sana vahyetti. Sen rahat ol." diyor. Ondan sonra sakinleşiyor yoksa Peygamberimiz (s.a.v.) titriyor, üstünü örtüyorlar. "Beni örtün, beni örtün." diyor. Kendine gelemiyor. Uzun süre çok şiddetli korku geçiriyor. Mağarada bayılıyor zaten. Ayılıp aşağı koşarak geliyor hanımının yanına, Hazreti Hatice'nin yanına. Ama Hazreti Hatice tabii çok olgun, akıllı bir kadın; "Sen öyle hani bir görüntü, halüsinasyon falan görmüyorsun. O Cebrail (a.s)." diyor, "Yani sen bayağı sağlıklı, sıhhatli bir insansın. Sana gelen de vahiy." diyor. "Oku Rabb'inin adıyla" diyor ya açıkça belli. Zaten ummuştur karısı onun o yüksek ahlakından dolayı Peygamber (s.a.v.) olabileceğini tahmin etmiştir. Zaten her gören öyle ummuş. Mesela o Bahira var, Rahip Bahira yolda görüyor gözlerine bakıyor, "Bunda bir olağanüstülük var bu çocukta" diyor, "Benim yanıma getirir misiniz?" diyor. Getiriyorlar, "Açın sırtını." diyor, üst gömleğini çıkarttırıyor sırtına bakıyor peygamberlik mührünü görüyor, "Bu peygamber olacak ileride." diyor. Çok fazla rahip var öyle dürüst olduğunu bildikleri için iman eden. Yüzüne bakıyor, "Bu belli." diyor. Çünkü bütün mesele dürüstlüğünde, dürüstlüğünden kanaat getiriyorlar. “Dürüst, tamam” diyor. “Kesin peygamber” diyor.

ZEYNEP DALAMAN: Melekler her şekle girebiliyor mu?

ADNAN OKTAR: Melek insan şekline giriyor genellikle. Geliyor zaten yakışıklı delikanlı şeklinde. Ama anlaşılmıyor, insana tam anlamıyla benziyor. İşte ani yaratılmaya da delil. Çölün ortasında melek mesela birden beliriyor, aniden durduk yere beliriyor. Yani öyle bir evrim olmadığını oradan anlayabilirler. Normal insan, bildiğin insan yani.

BÜLENT SEZGİN: Hz. İbrahim (a.s)’a geldiklerinde de Hz. İbrahim (a.s.)’ın “…içine bir tür korku düştü…” (Hud Suresi, 70) diyor.

ADNAN OKTAR: Evet.

“Yeşu” bak, Tevrat’ta, “Eriha’nın yakınındaydı. Başını kaldırınca önünde kılıcını çekmiş bir adam gördü. Ona yaklaşarak, “Sen bizden misin, karşı taraftan mı?” diye sordu. Adam, “Hiçbiri” diyor, “Ben Rab'bin ordusunun komutanıyım.” Allah’ın ordusunun, işte Hızır (a.s). Tevrat’ta geçiyor, görüyor musun? “Şimdi geldim.” O zaman Yeşu, “Efendimin kuluna buyruğu nedir?” diye sordu. Rab'bin ordusunun komutanı, “Çarığını çıkar” dedi, “Çünkü bastığın yer kutsaldır.” Yeşu söyleneni yaptı.” diyor. Kuran’da da var ya. Hz. Musa (a.s)’a söylüyor. Ama bak, “Rab'bin ordusunun komutanıyım” diyor.


DEVAMINI GÖSTER