Hz. Mehdi (as) ve İsa Mesih'in vefatından sonra dünyadaki ve insanlardaki bozulma çok hızlı olacak.

Adnan Oktar’ın 30 Kasım 2015 tarihli A9 TV röportajından


ADNAN OKTAR: Dünya müthiş bir denemeden imtihandan geçiriliyor. Türkiye de olayın merkezi olduğu için, en ağır denemelerin yoğunlaştığı yer, yine Türkiye oluyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkacağı yer olduğu için. İsrail Hz. İsa Mesih (a.s)’ın çıkacağı yer olduğu için olaylar gittikçe tırmanacak gibi görünüyor önümüzdeki aylarda. En sonunda iki büyük grup Ehli Kitap ve Müslümanlar Tapınak tepesini kaplayacak. Hatta “dağ ikiye ayrılır” diyor Tevrat’ta. İşte o ayrılma, o. Bir bölümüm Müslümanların bir kısmı Ehli Kitap, çok çok kalabalık olacak. Tabut-u Sekine getirilip Mescid-i Aksa’nın önüne konacak, o zaman işte cinnet hali oluşacak. Çünkü Kuran’da belirtilen bir mucize. Kutsal emanetler alenen dendiği gibi ortaya çıkacak. Ama tabii biz imtihan oğlumuz için, aklın ihtiyarı kalkmaz. Adam, o gerçek Tabut-u Sekine mi şüphe edebilir. İçindekiler gerçekten kutsal emanetler mi şüphe edebilir. Analiz de yaptıracağız ama buna rağmen yine şüphe edebilirler. Analiz yapan yer bağladılar diyebilirler. Eğer o kadar şüpheciysen, artık havada takla at ne diyelim. Hz. Mehdi (a.s) acaba bu mu? O olur, onu şüphe edebilir onda bir mahsuru yok. Hz. İsa Mesih (a.s)’dan da şüphe edebilir yani imanı sarsacak bir şey değil. Ama imanın nuruyla anlaşılır hissedilir, zannı galip oluşur ama iman meselesi değildir.

BÜLENT SEZGİN: Tarihin ispatı olacak değil mi Adnan Bey yaptıkları?

ADNAN OKTAR: İspattan ziyade bir kanaat getirtmek, zannı galip, galip olan zan “Allahualem, o” diyeceğiz. Çünkü imtihan dünyası her an her şey olabilir diye düşüneceği için insan. Ama Hz. Mehdi (a.s)’ın vefatından sonra bir meyusiyet başlıyor. Hz. İsa Mesih (a.s) devreye giriyor ama o da çok kısa bir süre devam ediyor. İnsan olumsuz telkine açık bir varlık. Üç beş şarlatan şeytan adamı çıkıp, makaleler yazacak, işte “bu adam” farz edelim “masonlar, tapınak şövalyeleri tarafından desteklendi, İsrail de destekledi, gizli güçler destekledi başa getirdiler, aslında alakası yoktu” diyecekler. “Hz. İsa Mesih (a.s)’ın da annesi babası vardı ama gizlediler, normal bir insan o da” diyecekler. Kutsal emanetlere de, “bir yerde bunları oluşturdular, getirdiler kutsal emanet diye insanlara gösterdiler aslı yok” diyecekler. “Kıyamet de öyle yakın falan değil” diyecekler. “Daha dünyada yeni başlıyor olaylar” diyecekler “böyle bir şey yok.” O yüzden acayip azıp-dağılacak insanlar. “Ne dinin dedikleri doğru, ne İslam’ın” diyecekler. Bilimde biraz daha ilerleme olacak. İşte bu hücre parçaları hücre falan, artık adamlar diyecek ki “biz de Allah gibi insan yaratabiliriz, insan oluşturabiliriz” demeye başlayacaklar. İşte en azılı deccaliyetin tezahür edeceği dönem, o. Dünyayı maneviyattan tamamen koparacaklar, sevgiden tamamen koparacaklar. Alenen Allah’ın varlığını bildikleri halde her şeye bir açıklama getirmeye kalkacaklar. O telkin altında insanların aklı zayıf olduğu için, zayıflayacağı için, imana kalpleri kapanacak. Kuran göğe ref ediliyor. Kuran’ın sayfalarını dahi bırakmayacaklar. Dini kitaplar, eserler, tesisler, sinagoglar, kiliseler, camiler hepsini yıkıp yok edecekler. Veyahut işte meyhaneye yahut başka eğlence yerlerine çevirecekler. En son Kabe’yi yıkıyorlar. Diyor ya adam “Kabe’yi bombalamamız lazım” diyor geçenlerde bir tanesi. İşte bu içlerinde içgüdüsel olarak duruyor o, şeytan kışkırtıyor. Kabe’yi yıkmak, hep kafalarında küfrün büyük ideallerinden birisidir “Kabe’yi bir yıkabilsek, camileri bir yakabilsek.” Bilinçaltında öyle bir hastalık şeklinde vardır. Kuran yakmak, zaman zaman yakıyorlar ya Kuran’ları, o içgüdüsel şeytani bir dürtü olarak bilinçaltlarında var. Ama Hz. Mehdi (a.s)’dan sonra daha kendilerini özgür görecekler. Hz. İsa Mesih (a.s)’dan sonra daha azgınlaşacaklar. Mesela Kuran’ı topluca yakacaklar. Dini kitapları topluca yakacaklar. Müslümanları katledecekler. Şu an mesela büyük bir Müslüman katliamı var ama onun çok çok üstünde olacak tabii. Az Müslüman kalacak zaten dünyada, onlar da gizleyecekler kendilerini. Gizledikleri için, onlara bir şey olmayacak. Mesela göz imasıyla namaz kılıyor. Abdest mesela gizlice banyoda farz edelim fayansa elini sürüyor teyemmüm ediyor, suyla abdest almıyor anlarlar diye. Namazını da gözle kılıyor, bir şekilde anlarlar diye. Konuşmaları da küfür gibi anlamamaları için. Ayette var ya kendilerini gizlemeyle ilgili “orada helal olur” diyor Allah. Onun dışında küfür söz edemezsiniz. “Ama bir can kaygısı varsa olabilir” diyor Allah. Can kaygısından dolayı, kendilerini küfür ehli gibi tanıtacaklar. Ama Cenab-ı Allah tabii Müslümanların uzun süre bir rahatsızlık çekmemeleri için, “güzel kokulu bir rüzgar gönderecek” diyor, adam evinde otururken güzel bir koku hissedecek gül kokusu gibi, halbuki canını almaya gelen Azrail (a.s)’ın kokusu o. O derince içine çektiğinde, orada vefat edecek, Cenab-ı Allah onun canını alacak. Sonra, Cenab-ı Allah Kuran’da söylüyor, gökyüzündeki büyük bir taş, teğet geçti diyorlar ya, teğet geçmesi zaten alenen mucize. Teğetin bir mantığı yok, her seferinde çarpması lazım normalde. “Tam sıyırdı geçti” bütün gazete haberlerinde böyle oluyor dikkat ederseniz. Bu nasıl bir şeydir ki sürekli sıyırıp geçiyor? Israrla ve kararlılıkla sıyırıp geçiyor ama dokunmuyor. “Dokunsa bütün dünya birbirine girer” diyor. “Ama dokunmadan geçti” diyor. İşte “gözlemliyoruz.” Bir de son derece rahatlar eminler çünkü vakit gelmemiş. Ama hicri 1545-2120. belki 2119 olur, 2121 olabilir ama 2120 gibi. Bazen Cenab-ı Allah hafif bir şaşırtma verir daha azsınlar diye. Tam öyle bir durumdayken, müminlerin canı alınmışken, o göktaşı dünyaya yandan vuruyor. Kuran’ın ifadesiyle “bir daha vuracak” diyor Allah “iki kere vuracak” diyor. Muhtemelen spin atacak vurup delip geçecek, kabuğu kırıp geçecek, sonra çekim etkisiyle yeniden gelip bir daha vuracak, o son vurmada farz edelim 12 büyüklüğünde depremler, büyük depremlerle. Birdenbire olmuyor, dağılıp-parçalanma süreci başlıyor dünyanın. “İntizamsız hareketlerle” diyor Bediüzzaman “başını başka seyyarelere vurur” diyor. “Ve izni ilahiyle güneş batıdan doğmaya başlar” diyor. Ama bunlar çok seri gelişen olaylar. Bu çarpmanın etkisiyle dünyanın dönüşü duruyor ters yönde dönmeye başlıyor. Ama tabii çok büyük depremlerle olay devam ediyor. “Onun sonucunda meydana gelen müsademe” diyor yani intizamsız hareketlere başlayacak dünya diyor “başını başka seyyarelere vurur” diyor. Mesela ay-güneş birbirine giriyor yani şiddetli bir müsademe çarpışma oluyor. “İzni İlahiyle de kıyamet kopar” diyor. Adamların bütün kalbiyle sevgiyle bağlandığı dünya, toz-duman oluyor. “Yer içindekileri dışarı atar” diyor, magmayı kast ediyor Kuran. Bütün magma boşalıyor yerin içindeki ve alan dümdüz oluyor. Bu Satürn’ün kenarında falan var ya böyle düz yer ona benzer bir düzlük, ince bir tepsi gibi oluyor iyice yayılıyor. Tabii zaman olmadığı için biz bu şeyleri o kadar uzun görmeyeceğiz zaman algısı olmadığı için. Çünkü bunlar an içinde olup bitmiş şeyler. Başka bir yıldız için mesela o soğuyor, vakit geçiriyor bir başka varlık bakışı için. Ama insan bakışı için öyle değil, hemen yeniden kainat kuruluyor.


DEVAMINI GÖSTER

Benzer Eserler