Ermeniler çok acı çekti ama Birinci Dünya Savaşında Türk, Kürt, Arap tüm insanlar bölgede acı çekti Papa tarihi gerçekleri bilerek konuşmalı

Adnan Oktar’ın 13 Nisan 2015 tarihli A9 TV röportajından


BÜLENT SEZGİN: Katoliklerin Ruhani Lideri Papa Francesco, “1915 olaylarını anmak için Vatikan’da düzenlediği ayinde 20. yüzyılın ilk soykırımının Ermeni toplumuna karşı yapıldığını” iddia etti.

ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi benim Ermeni kardeşlerimi orada vefat ettiler biliyoruz. Hakikaten yüz binlerce vefat etti. Peki, Anadolu halkı? Orada bir kavim yok oldu. Yani Türk asıllı Kürt asıllı olan bir kavim, belki bir milyon insan yok oldu. Hep toprağın altı şehitler ile dolu. Bundan niye bahsetmiyorsun? Orada bir savaş olmuş, korkunç bir savaş olmuş. O onu kırmış, o onu kırmış, olay bu. Çok acı olaylar, o zaman Faşizm etkisi vardı, dehşet vericiydi ortalık. O Akdamar Kilisesini gösterdiler, içim sızladı. Keşke orada Ermeni kardeşlerimiz olsa, evleri olsa onların orada, böyle kasabaları, köyleri olsa, onları ziyarete gitsek. Sanatçı oluyor onlar güzel insanlar. O Akdamar Kilisesinin olduğu yerlerde. Yerleşim olsun oralara yerleşsinler. Gittilerse, dönüş olur kardeşim. Gidişin kötü olursa dönüşün muhteşem olur. Gel iftihar ederiz sınırları kaldıralım. Ermenistan’ın sınırını açalım dedik, hazırlık yaptık, hükümette hazırlandı, gayet güzel Dışişleri Bakanıydı o zaman Sayın Davutoğlu o da girişimde bulundu, her şey tamam, milli maç yapacağız dediler, burada adama küfür ettirdiler burada. Kardeşim böyle bir şeyde, oraya sen sivil polis getireceksin. Orada sivil halk olmaz. Yani bunun ayarlanması lazım. MİT elemanları göndereceksin. Orada teşci edeceksin. Ermenistan’ı tebrik eden bir alkış, Ermenistan Milli takımını, Türk Milli takımı ile o dengeli yani oraya en az bin, iki bin polis, en az iki yüz, üç yüz MİT elemanı gönderilmesi lazım. Halkın arasına dağılacak ve onları yönlendirecek. Başıboş bıraktılar adamları, küfür ettiler orada. Ondan sonra herhalde baş başta konu bitti. Ve müthiş bir nefrete dönüştü yeniden ayarı gitti adamların. Emek, emek bir yere kadar getirdik, bir kalemde bitirdiler. Ben söyledim dedim ki, toprak meselesini gündeme getirmeyin. Ayıp dedim. Bu hallolur önce bir dostluk, bir kardeşlik, arkadaşlık yap. Selamun Aleykum, önce bu toprağı bir halledelim. Kardeşim hakaret eder gibi bir şey. Adamın o şekilde kabul eder mi? Burada dostluk olarak bir şey görüyor mu? Veya sana misafir geliyor önce bir para ver de, sonra seninle konuşalım der gibi. Önce bir toprağı ver. Kardeşim adam almış senden toprağı, onun bir nezaketi vardır. Böyle olmaz. Dost olursun, arkadaş olursun, seversin. Adam ne yapsın zaten bomboş o arazi. Yerleş diyorlar da. Bir nezaket ile Azeri kardeşini toplarsın oraya, sessiz sedasız oraya yerleşirler. Kimse de bir şey demez buna. Ama nezaketi vardır. Önden sen toprak talebinde bulunursan, işte böyle olur. Yani her şeyin bir nezaketi vardır. Azerbaycan’ın etkisinde kaldılar. Azerbaycan’ın gururu kırıldı tabi ki der öyle şeyler. Ama sen ağabey konumundasın ve araya gireceksin. Diyeceksin şimdi toprak işini sen karıştırma ben bunu hallede cem. Sen gel önce ahbap olun, arkadaş olun toprak işi hallolur. Selamun Aleykum toprak, öyle dersen adam senle ahbap olmaz. Bir türlü beceremiyorlar.

Ermeni katliamı olmaz demiyoruz ki, bu adamlar bir türlü anlamıyorlar. Ve onlar bizim kardeşimizdi, bizim içimiz yanıyor. Yani biz böyle bir şeyden mutluluk duymayız. Çoluk çocuk binlerce on binlerce insanın öldürülmesi dehşet verici bir şey. Ama aynı dönemde aynı bölgede olan Kürt ve Türk kardeşlerimiz kitleler halinde şehit edilmiş Mezarların bir tanesi iki tanesi üç tanesi olayı ispat etmiyor. Yüzlerce mezar var onu ispat ediyor. Toplu dehşet verici bir katliam olmuş. O zaman faşizmin en kudurduğu dönem, en azdığı dönem. Bundan hiç kimse memnun değil. Hepsine acıyoruz hepsine ızdırap duyuyoruz. Durup durup aynı şeyi söylüyorlar. Biliyoruz bilinmez olur mu? Farkında değiliz zannediyor. Farkındayız, biliyoruz. Ama o dönem kıyasıya savaş oldu.  Ve ben dedim “telafi edelim” diyoruz, ayrıca bir şey dediğimizde yok. Açın Ermenistan sınırını gelin, bak Van’da daha önce bulunduğunuz nereler varsa, her yerde köyler kurun, kasabalar kurun iftihar ederiz. Gelin birlikte yaşayalım. Yani çok vakit geçmiş, o devrin azgın faşistleri dehşet saçmışlar. Peki, bunun suçunu şu an bu insanların üzerine yüklemenin bir âlemi var mı? Biz ortaya çıksak desek ki; “bak burada yüzbinlerce Türkü şehit etmişsiniz, hesabını verin.” Bunun mantığı yok ki. Muhatap hiç kimse kalmamış şu an. Mezarlarda benim canlarım birbirine sarılmış çoluk, çocuk yüzbinlerce insan nereyi kazsan, mezar kaynıyor. Ermeniler tarafından katledilmiş. Tabii Türkler Ermenileri katletmiş, onlarda çok fazla katliam yapmış. Faşizmin dehşet verici bir ruhu bu. Darwinist düşüncenin meydana getirdiği bir felaket arsızlığı. Bunu telafi etmek önemli. Gelin dost olalım, kardeş olalım. O devrin acısını unutalım hani onu deşelemenin bir âlemi yok. Sadece üzülürüz. Sadece acı duyarız, başka bir şey olmaz. O mezarları açtık mı, içimiz yanıyor. Yani bu keyif verici bir şey değil ki. Bunun örtbas edilmesi lazım, bu konu edilmemesi lazım. Bu çirkin savaşın bu dehşet verici Ermeni Türk soydaşın olduğu dönemde Anadolu’da şehit olan Müslümanların toplam sayısı teknik tespit edilen iki buçuk milyon. Dehşet verici bir şey bu. İki buçuk milyon halk, yok edilmiş. Van’da yüzde atmış ikisi, Bitlis’te yüzde kırk ikisi, Erzurum’da yüzde otuz biri, Diyarbakır’da ise yüzde yirmi altısı şehit edilmiş. Bu dehşet verici bir olay. Biz gündeme getireceksek, bizim gündeme getirmemiz lazım. Biz gündeme getirmiyoruz. Bunlar hatırlanmaması gereken şeyler. Onu hatırlarsak üzülürüz, başka bir şey olmaz. O zaman birkaç milyon Ermeni şehit edildi, doğru. Yahut vefat etti. Bunları ortaya getirince ne kazanacağız biz? Bir kör savaş. Dehşet verici bir kör savaş olmuş. Benim Said dedem vardı, o da anlatıyordu, “bizzat gördüm ben” diyordu yani katliamları. O zaman askermiş o gördüm diyor yani.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz daha önceden hatırlatmıştınız Adnan Bey. O zaman o mantıktan Avustralya’dan bütün Arap ülkelerine kadar hiç kimseyle görüşemeyiz, İngiltere’yle, Yunanistan’la. Savaştığımız bütün ülkelerle bu şekilde olacaksa.

ADNAN OKTAR: Tabii. Yunanistan’la biz savaştık. Oluk gibi Yunanlı kanı aktı. Ruslarla hani oluk gibi Rus kanı aktı. Bunlar kör savaşlar. Bunlar, bölünecek, anlatılacak, konuşulacak, düşünecek şeyler değil. Kâbus bunlar, korku filmi gibi. Bizim unutmamız gerekiyor böyle şeyleri.

AYLİN KOCAMAN: Genelde Ermenistan’ın değil de Ermeni lobisi Amerika’daki grubundan bu tutumu söylüyorlar.

ADNAN OKTAR: Hayır bir faydası da yok yani bir anlamı da yok sadece düşmanlık, öfke, kin meydana gelir bir anlamı yok ki. Gelsinler bak Akdamar Kilisesi boş. Orayı süslesinler, oralara yerleşsinler. Biz onların ziyaretine gidelim. İftihar ederiz. Yani o bölgede istedikleri yerde gelsin yerleşsinler. Ermenistan’ın kapısını sonuna kadar açalım. Vize pasaport kaldıralım. Zaten geliyorlar, yüzbinlerce Ermeni gelip çalışıyor Türkiye’de her gün. Her gün sınırdan giriş yapıyorlar. Demek ki seviyoruz, demek ki güveniyoruz. Yazık fakirlerde Ermenistan, rezalet. Bilmiyorum biliyor musunuz?  Binalar berbat, hayat berbat yani soğuk bir ülke. Açın rahat etsinler gelsinler Türkiye’ye.  O ticaret onları ferahlandırır. O hareketlilik onları ferahlandırır.

CEYLAN ÖZBUDAK: Sizin gelen Ermeni konukta burada politik cümlelerle değil de binalarla sorun çözülür diye söylemiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii kardeşim. “Selamun Aleykum. Toprak versene.” Kardeşim bu usul mü, adap mı? Otuz kere dedim, “toprak konusunu gündeme getirmeyin.” Adam çok iğrenççe bulur onu, çok acayip bulur.


DEVAMINI GÖSTER

Benzer Eserler