Cennet şarabı dünyada bilinen şarap değildir, helal olan cinsellik cennette de vardır. Allah nimet olarak vermiştir.

Adnan Oktar’ın 12 Temmuz 2016 tarihli A9 TV röportajından


ADNAN OKTAR: Cennet şarabı bildiğimiz şarapla alakası yok, yani alkol içeren bir şey değil. Hiç tadı bilinmeyen, insanın ruhunda derin etki yapan güzel bir içecek. Dünyada şarap haramdır çünkü içinde metil alkol var. Vücudu zehirler, kokusu pis, nefeste tiksinti verici bir koku meydana getirir ve vücudu tahrip eder. Aklı, beyni, karaciğeri darmadağın eder metil alkol zehirdir. O yüzden Cenab-ı Allah haram kılmış.

Cennette ve dünyada seks vardır, cinsellik vardır nimettir ve güzelliktir helaliyle olursa. Bunda korkacak bir şey yok. Bütün insanlık seks sonucunda oluşuyor, cinsellik sonucunda oluşuyor. Yani bu eğer yanlış bir şey olmuş olsa dünya tarihinden ilk başlangıcından bu yana seks uygulamazdı, cinselliği uygulamazdı ve yaşamazdı. Kuran’da da Allah bunun helal olduğunu nimet olduğunu söylüyor. “Size sizden eşler yarattım karşılıklı rahatlayasınız diye” diyor. Demek ki rahatlatıcı güzel bir şey, değil mi? “Ve kadınlar sizin geniş alanınızdır arazinizdir” diyor “istediğiniz gibi onlarla cinsel ilişkiye girin” diyor Allah ayette. Ee, bunlar ayet değil mi? Ayet. Peki bunu nasıl örtbas etmeye çalışıyorsun ve bundan niye tedirgin oluyorsunuz?

Mutaffifin Suresi 24 ve 26. şeytandan Allah’a sığınırım: “Nimetin parıltılı-sevincini yüzlerinde tanırsın.” Yani yüzünde parıltı aydınlık ve sevinç. Sen onların yüzlerinden tanırsın, müminlerde bunu görürsün diyor Allah. “Onlara mühürlü...” yani şarabın üstünde mühür var. Nasıl buradaki şaraplarda var oradaki şaraplarda da mühür var diyor Allah. “...katıksız bir şaraptan içirilir.” Karışım yok yani katıksız, bir cennet şarabı ama bildiğimiz şarap değil. Çünkü onun hem kokusu hem tadı çok itici, öyle değil çok lezzetli. “Ki sonu misktir.” Yani onun kokusu çok güzel diyor Allah. Normal şarabın sonu ne oluyor pis kokuyor. Sonu misk değil baya berbat çok kötü kokuyor.  Şu halde yarışmak isteyenler, bunun için yarışsınlar. “Ki onun sonu misktir” diyor Allah açıklıyor, şarabın vasfını da açıklıyor.

Sad Suresi 50-52: “Adn cennetleri; kapılar onlara açılmıştır. İçinde yaslanıp-dayanmışlardır;” yaslanır demiyor “yaslanıp-dayanmışlardır” bitmiş yani. “..orada birçok meyve ve şarap istemektedirler.” Yani bana şarap getir diyor getiriyorlar. Meyve getir diyor getiriyorlar. Hurilere gılmanlara söylüyorlar onlar da alıp-getiriyor. Yani adeta buradaki lokantalardaki garsonlardan nasıl istiyorsan onun gibi. “Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş yaşıt kadınlar vardır. Adn cennetleri; kapılar onlara açılmıştır. İçinde yaslanıp-dayanmışlardır;” koltuklara yaslanıp-dayanıyorlar. “..orada birçok meyve ve şarap istemektedirler.” Her türlü meyveden getirtiyor ve şarap da istiyor cennet şarabı. “Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş yaşıt kadınlar vardır.” Helali hanımlar var ama sadece eşinden etkileniyor yani başka hiç kimseden etkilenmiyor Allah’ın hikmeti bir mucize. Sadece eşini çekici buluyor. Diğerlerini sadece güzel insan olarak görüyor. Allah öyle bir güç vermiş.

Muhammed Suresi 15: “Takva sahiplerine vaadedilen cennetin misali (şudur): İçinde bozulmayan sudan ırmaklar,” yani bazen ırmaklar bulanık akar, bazen kırmızı akar değil mi kirli akar. “Bozulmuyor” diyor billur gibi pırıl pırıl çok net yani kristal gibi. “İçinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar,” sütün tadı ne olur? Ekşir bozulur, tadı değişmeyen cennet sütü. Süt bir gün bile zor dayanıyor, değil mi hemen içilmesi gerekiyor. Öyle değil orada bozulmuyor. Bak “tadı değişmeyen sütten ırmaklar,” çünkü ekşiyip anormal oluyor içilmeyecek hale geliyor. Cennette bozulma yoktur. Herhangi bir yiyecek hiçbir şekilde çürüyüp-bozulmaz. Kuran ona işaret ediyor. “..içenler için lezzet veren şaraptan ırmaklar” yani oluk oluk akıyor cennet şarabı. Ama bak bildiğimiz şarapla alakası yok bu çok önemli. Yani ne kokusu ne tadı ne etkisi onunla bağlantılı değil. “..ve süzme baldan ırmaklar vardır;” yani bol bol akıyor cennet balı. Ama biz bilmiyoruz cennet balının nasıl olduğunu, kıvamını şeklini de bilmiyoruz cennette tanıyacağız. Çok zevk veren bir yiyecek içecek. “…orada onlar için meyvelerin her türlüsünden ve Rablerinden bir mağfiret vardır.” Bak “onlar için meyvenin her türlüsünden” her türlü meyve var. Ama gittiklerinde diyorlar “bu bizim dünyada da gördüğümüz bir meyve” diyorlar. Yani onun bir benzeridir fakat onun kalitelisi, onun lezzetlisi, onun çok hoşa gideni oluyor. “…ve Rablerinden bir mağfiret vardır.” Bu ayrı. Cenab-ı Allah bunu bir müjde olarak veriyor söylemiyor Allah bunu. Allah’ın cennetteki sürprizidir bu mağfiret “Rablerinden bir mağfiret vardır.” Mesela kendisi insan görünümünde tecelli ediyor bir delikanlı suretinde ama cennette bize sunacağı başka nimetler var onları söylemiyor Allah. Yani sürpriz yapacağım size diyor. Çok hoşunuza gidecek sürpriz yapacağım size diyor. Mesela bilmediğimiz renkler, bilmediğimiz sesler, bilmediğimiz tatlar, bilmediğimiz kokular.

Her türlü şarabın içinde tıp kitaplarında zehir olarak geçen metil alkol vardır. Tıp kitaplarından getirelim yarın buraya getirsinler, üniversitelerde okunan tıp kitapları kalınca kitaptır o, zehirler diye bölüm vardır zehirlerin içinde metil alkol geçer, güçlü zehirler bölümünde, bak güçlü zehirler bölümünde.

Sen kadını ruhunu imanıyla seversin, Allah rızası için sevdiğinde ister kolu olmasın ister bacağı olmasın. Ama cahiliyede bu böyle değildir anında boşar. Ve nitekim görüyoruz sosyetede, kadın herhangi bir şekilde hastalandığında veyahut bir organını kaybettiğinde anında boşayıp kapıya koyuyorlar. Yaşlandığında da, hatta doğum yapıyor vücudu bozuluyor hemen bırakıyorlar. Bunun böyle olmadığını yıllardan beri anlatan benim Kuran ayetleriyle. Kuran bunu söylüyor çünkü. Mümini Allah rızası için sevmek. Sahabeler mesela gözlerini kaybediyorlar savaşta, burnunu kaybediyordu hanımları onları deli gibi seviyorlardı coşkuyla seviyorlardı. Hanımlarına da ok isabet ediyordu yaralanıyorlardı savaşlarda, eşleri onları canı gibi seviyordu. Ama bu Müslümanlara has bir özellik oluyor. Yoksa cahiliyede böyle bir şey olmaz. Kadın güzel ahlaklıysa, sevecense, müminse kadın erkek zaten evlilikte velayet sistemi vardır. Velayet her halükarda koruyup-kollamak demektir. Mümin diğer kardeşini korumak için canını veriyor Allah rızası için. Peygamberimiz (s.a.v.) sahabeler savaşlara girdiler niçin? Müminlerin rahatı için, onların sağlığı sıhhati için, onların sağ kalması için, onların canına dokunmasınlar diye kendi canını feda etti onlar Allah rızası için. Bunu Kuran anlatıyor zaten. Mümin cinselliği yaşamıyorum diye eşinden zaten boşanmaz. Ama bu cahiliyede böyle olmuyor hepsi boşuyorlar. Hayır, cinsellik zaten yaşayamıyorlar. Avrupa’da şurada burada adamların büyük bölümü homoseksüel olmuş. Kadınlar erkeğe benzemeye çalışıyor, erkekler kadına benzemeye çalışıyor görüyorsunuz hallerini gösteriyoruz da zaten.

Vakıa Suresi 22-24: “Ve iri gözlü huriler, Sanki saklı inciler gibi;” yani pırıl pırıl. “İyiliklerine bir karşılık olmak üzere (onlara sunulur);” Müslümanlara sunulur.

Vakıa Suresi 35-37: “Gerçek şu ki, Biz onları yeni bir inşa (yaratma) ile inşa edip-yarattık.” Yepyeni hücre sistemi değişik, vücut sistemi değişik. Mesela iç organları yok. Kalbi var ama o anlamda bir kalp değil. Ciğeri var ama o anlamda bir ciğer değil, nefes alıyor sadece ama vücudun ihtiyacı yok. Kalbi var ama heyecanı ifade eden bir kalp var. Kalbe de ihtiyacı yok, yani kan pompalayan bir kalbi yok. Onun için Allah diyor, bak Cenab-ı Allah diyor ki, şeytandan Allah’a sığınırım: “Biz onları yeni bir inşa (yaratma) ile inşa edip-yarattık.” Yepyeni. “Ve onları hep bakireler olarak kıldık.” (Vakıa Suresi 36) Kadınları. Çünkü bakireden kastı Kuran’ın namuslu, tertemiz sadece eşiyle ilişkiye giren bakir. Çünkü erkekler de bakirler, kadınlar da bakirler. Temizler yani fuhuş yapmıyor, zina yapmıyor helaliyle yapıyor. “Eşlerine sevgiyle tutkun” Uruben derin tutku, derin aşkla bağlı. “ve hep yaşıt” (Vakıa Suresi 37)  Aynı yaştalar.

Tur Suresi, 20; “Özenle dizilmiş tahtlar üzerinde yaslanmışlardır.” İçgüdüsel olarak alışıyorlar. Yoksa tahta yaslanma ihtiyaçları yok. Ama dünyada hep böyle koltuğa ihtiyaçları olduğu için bir gariplerine gidiyor. Normalde havada oturur hiçbir şey olmaz, havada yatabilir. Ama illaki koltuk gördü mü hemen gidip koltuğa oturuyor. Bak trilyonlarca sene geçse onu unutamıyor. yine gidip koltuğa yaslanıyor. Öyle bir alışmış ki. “Özenle dizilmiş tahtlar üzerinde yaslanmışlardır” Bak özenle dizilmiş, çok düzgün ve güzel. “Ve biz onları iri ceylan gözlü hurilerle evlendirdik” (Tur Suresi 20) diyor Allah. Yani evlendirdik, helalidir onlar. İri siyah gözlü çok güzel huriler.

Nebe Suresi 31-35; “Gerçek şu ki muttakiler için bir kurtuluş ve mutluluk vardır.” “Nice bahçeler” bir tane değil çok fazla bahçeler “ve üzüm bağları, göğüsleri henüz tomurcuklanmış yaşıt kızlar.” Yeni gelişmiş böyle çok gösterişli güzel kızlar. “Dopdolu kadehler” Yani içki kadehleri. “İçinde, ne 'boş ve saçma bir söz' işitirler, ne bir yalan.” Var ya televizyona çıkıyor bomboş konuşuyor. Öyle bir şey olmaz diyor Allah boş söz olmaz. Yalan da olmaz diyor. İnsanlar bol bol yalan söylüyorlar ya birçoğu o da olmaz diyor.

Yasin Suresi 56; “Kendileri ve eşleri gölgeliklerde tahtlar üzerine yaslanmışlardır” Bak kendileri ve eşleri. Niye gölgeliğe gidiyor? Güneş yakar mı? Güneş yok ki orada. Ama içgüdüsel, alıştı ya yani illa aklı gölgeye gidiyor bu sefer. Güneşten çekindiği için unutamıyor onu. Güneş olmadığı halde madde kendinden ışıklı olduğu halde gölgeye gidip oturuyor ve tahta yaslanıyor.

DANIELLA HANIM: Cennette uyku olacak mı?   

ADNAN OKTAR: Uyku niye olsun? Olmaz tabii. Uyku ölüm. Peygamberimiz (s.a.v.); “Uyku bir ölüm gibidir” diyor. Uyku yok. Ona hiçbir şekilde ihtiyaç yok.

BEYZA BAYRAKTAR: Aslında yiyeceğe de ihtiyaç yok zevk olarak.  

ADNAN OKTAR: Tabii, vücudun ihtiyacı yok yiyeceğe. Mesela ata binmek istiyor biraz, ata biniyor at kanatlanıyor uçmaya başlıyor. Gökte onunla uçuyor. Normalde insanın ödü kopar. Ata normal binmekten bile çekiniyor insan. Bu havaya çıkıyor mesela on bin metreye, yirmi bin metreye çıkıyor gerektiğinde ve korkunç hızla uçuyor. Ama insan akıl almaz huzurlu, gayet sakin ne telaş ediyor, ne tedirginlik. İstediği gibi de yönlendiriyor, kafasından onun nereye geçmesi gitmesi gerektiğini düşündüğünde o tarafa doğru gidiyor. 

CAN DAĞTEKİN: Kırmızı yakuttan demiştiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Evet, kızıl yakuttan ama istediğin her şekli. Allah diyor ki; “Aklınızdan geçirdiğinizi hemen yaratırım” diyor. “Ne isterseniz hemen yaratırım” diyor. Zaten onun bir benzerini bizde gösteriyor Allah. Mesela biz gözümüzü kapatsak, hayal etsek bir şeyi hemen meydana getirebiliyoruz. Mesela bir evi, bir yiyeceği, bir arabayı hatta yiyecek aklımıza geldiğinde ağzımız sulanıyor değil mi? Mesela bir ızgaradan falan bahsedince millet yutkunmaya başlıyor. Kafasında canlandırdığı için oluyor, bir anda canlandırabiliyor. Allah öyle bir gücün içimizde olduğunu bize gösteriyor.

Mizah Milli, Tam Anarşist. “Bilimsel olarak şarabın ömrü uzattığı kanıtlanmıştır. Bayramda ele avuca sürülen kolonya daha zararlıdır ama Kuran’da yazmaz.” Niye canım zararlı olsun? Adam eline alır antiseptik özelliği var. Cildi kurutur ama öyle bir cilt üstünde bir etkisi yok o doğru değil. Ama şarap ömrü kısaltır. Mesela adam yüz sene yaşayacaksa seksen sene yaşıyor. Ne kadar ömrü uzun oldu diyor. Şarap içti de öldü. Halbuki yüz sene yaşar normalde şarap içmese. Karaciğeri, beyni acayip tahrip eder şarap. Dünyadaki şarap, bildiğimiz şarap zararlı olduğu için Cenab-ı Allah haram kılmıştır.


DEVAMINI GÖSTER

Benzer Eserler