Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Hz. Mehdi (as) ve Hz. İsa (as)’ın şahıs olarak geleceğini çok net anlatmaktadır.

Adnan Oktar’ın 28 Ocak 2013 tarihli A9 Tv röportajından


ADNAN OKTAR: “İkinci cereyan ise: Tabiiyyun, maddiyyun” yani Darwinizm ve materyalizm felsefesinden tevellüt eden bir cereyan-ı nemrudâne” Nemrud deccal bir cereyan “gittikçe” bak gittikçe kendi zamanından sonra da “âhir zamanda” kendisinden sonraki zamanda “felsefe-i maddiye” materyalizm “vasıtasıyla intişar ederek” gelişerek. Hani ölmüştü Bediüzzaman deccaliyeti öldürmüştü? “intişar edecek” diyor Bediüzzaman bak, “Benden sonra intişar edecek” diyor. “Kuvvet bulacak” diyor sen diyorsun ki öldürdü. Bediüzzaman diyor ki “kuvvet bulacak gelişecek daha” diyor “deccaliyet.” Hani öldürmüştü Bediüzzaman? “Ben” diyor “belini kırdım” diyor “Anadolu’da, belini kırdım.” Öldürdüm demiyor. Bak Mehdi (a.s) için ne diyor: “Cereyan-ı münafıkaneyi öldürüp dağıtacaktır.” Belini kırmak ayrı, öldürüp dağıtmak ayrı. “İntişar ederek kuvvet bulup, Ulûhiyeti inkâr edecek bir dereceye gelir.” Allah’ı inkar edecek dereceye gelir. “İşte böyle bir sırada, o cereyan pek kuvvetli göründüğü bir zamanda” ilerde, kuvvetli göründüğü bir zaman, şu an “Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın şahsiyet-i mâneviyesinden ibaret olan hakikî İsevîlik dini zuhur edecek”  yavaş yavaş yayılacak, “yani rahmet-i İlâhiyenin semâsından nüzul edecek, halihazır Hıristiyanlık dini o hakikate karşı tasaffi edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak” yani teslis inancından, yanlış inançlardan kurtulacak Hıristiyanlık. Demek ki Hıristiyanlar bir nevi Müslümanlar gibi olacak. Müslümanlığa benzeyecek “hakayık-ı İslamiye ile birleşecek” İslam’ın hakikatleriyle birleşecek “manen Hıristiyanlık bir nevi İslamiyet’e inkılab edecektir” yani Hıristiyanlık öyle hale gelecek ki sanki Müslümanlık gibi manen, namaz da kılıyorlar. Oruç da tutuyorlar. Allah’ın tekliğine inanıyorlar. “Ve Kur'an'a iktida ederek” son safhasında Kuran’a iktida ederek, Hıristiyanlar Kuran’a bağlanarak “o İsevilik şahs-ı manevisi tabi” yani Kuran’a bağlanmış İsevilik, “ve İslamiyet metbu makamında kalacak”,  kendi makamında kalacak. Hıristiyanlar yani Muhammedi İsevi olacaklar diyor Bediüzzaman. “Din-i hak” hak din “bu iltihak neticesinde”, bu katılım neticesinde “azim bir kuvvet bulacaktır”, çok büyük bir kuvvet bulacaktır diyor. “Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlup olan”, mesela şu an ayrı ayrılar, Hıristiyanlık ve Müslümanlık ayrı ayrı mücadele ediyorlar. Onun için hem Hıristiyanlar mağlup durumda hem Müslümanlar mağlup durumdalar. Darwinizm dünyada hakim şu an.“Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlup olan İsevilik ve İslamiyet ittihad neticesinde”,birleşme neticesinde, yani Hıristiyanlarla Müslümanların birleşmeleri neticesinde, “dinsizlik cereyanına galabe edip dağıtacak istidadındayken”, yani sanki birleşseler darmadağın edecekler, dinslizliği, Darwinizmi, materyalizmi, yıkıp yok edecekler. Dünya çapında, biz Türkiye’de Darwinizmi yıktık ama, Fransa’da orda burada yıktık ama, üniversitelerde devletin içinde yıkamadık. Bütün dünya devletlerine hakim Darwinizm. “Dinsizlik cereyanına galabe edip dağıtacak istidadındayken”, Hıristiyanlık ve Müslümanlık birleşip “dinsizlik cereyanına galabe edip dağıtacak istidadındayken”, bakın ne diyor Bediüzzaman; “alem-i semavatta”, semavat aleminde, “cism-i beşerisiyle”, yani cisim ne, madde, cisim. Beşeri cisim nedir, eti-kemiği. “Eti-kemiği ile, cism-i beşerisiyle bulunan”, nerede, gökte, gökte ama neyiyle bulunuyor, cism-i beşerisiyle, beşeri maddesiyle. Yani kolu, bacağı, vücuduyla bulunan, “şahs-ı İsa(a.s.)”, şahs-ı manevi değil; Bediüzzaman ne diyor, şahıstır diyor. “Şahs-ı İsa(a.s.)” diyor. “O dini hak cereyanının  başına geçeceğini”, kardeşim bak başa geçecek diyor, lider olacak diyor. Hıristiyanların, Muhammedi olmuş Hıristiyan ekibinin başına geçecek, lider olacak diyor Hz. İsa(a.s.). Kumandan olarak, lider olarak. Baş olacak onlara diyor. “O dini hak cereyanının  başına geçeceğini, bir muhbir-i sadık”, Peygamberimiz (s.a.v.), “bir kadir-i külli Şeyh”; Cenab-ı Allah, Külli şeylere kadir olan Cenab-ı Allah, “vaadini istinat ederek”,yani 3 Kuran ayetini istinat ederek. “Haber vermiştir, madem haber vermiştir, haktır.” “Evet her vakit semavattan melaikeler yere gönderen, her vakit de insan suretinde vaz eden, Hz. Cibril(a.s)’ın Dıhye sureyine girmesi gibi” melekleri nasıl gönderiyordu Cenab-ı Allah, meleklerin gelmesine inanıyor musunuz diyor Bediüzzaman. Melek nasıl iniyorsa, İsa  Mesih(a.s.) de iner diyor. Dıhye nasıl geldi, Cibril (a.s.) suretinde, Cibril (a.s.) nasıl iniyorsa diyor, aynı Cibril(a.s.) gibi iner diyor. “Ölmüş evliyaların çoklarının ervahlarını cesed-i misalini dünyaya gönderen” diyor, Abdülkadir Geylani’yi, insanlar, insan suretinde görüyor temessül ediyor, bazen Hz. Meryem(a.s.)’ı görüyorlar, insan suretinde, bazen Hz. Hızır(a.s.)’ı görüyorlar, görüntü olarak. “Bu şekilde ervahların cesed-i misalini dünyaya gönderen Hakim-i Zülcelal”, herşeye hakim olan Allah, “Hz. İsa(a.s.)’ı”,  şahs-ı manevisini değil bakın, dikkat edin, Hz. İsa(a.s.), ismiyle söylüyor. Mesela Mehmet Demir, farzedelim. Mehmet Demir’i dese, şahs-ı manevi mi bu, bir isimden bahsediyorsun sen. Hz. İsa(a.s.)’ı diyor, anlaşılmayacak ne var burada? “İsa dinine ait mühim bir hüsn-ü hatemesi için”, en güzel sonucu için, çünkü öbür türlü çok kötü bir şekilde bitecek Hıristiyanlık Allah esirgesin. Teslis ve şirk ile bitecek. Öyle yapmayacak diyor Allah, Hıristiyanlığı çok tatlı, çok güzel, çok saltanatlı bitirecek. “Değil sema-i dünyada cesediyle bulunan”, ki Hz. İsa(a.s.) cesediyle yani ceset ne demek eti, kemiği, ağzı, burnu, saçları, cesediyle bulunan diyor. Nerede? Gökte. Allah Katı’nda bulunan. Bak; “sema-i dünyada” diyor. Dünya semasında cesediyle bulunan. Cesediyle duruyor şu anda diyor. Onlar ne diyor, öldü diyorlar, cesedi dünyada. Bediüzzaman da gökte diyor. Cesedi gökte diyor. Hayatta olan diyor, ruhu da duruyor diyor. Ceset duruyor ama, cesedin içinde ruhu da duruyor. Yani diri, etiyle, kemiğiyle diri olarak duruyor diyor bak. “Hayatta olan, Hz. İsa(a.s.)” nerede burada şahs-ı manevi? “Hz. İsa(a.s.) alem-i ahiretin en uzak köşesine gitseydi” diyor, onların dediği gibi, farzedelim, hani diyorlar ya, öldü diyorlar ya. Farzedelim sizin dediğiniz gibi olsa diyor Bediüzzaman, “ahiretin en uzak köşesine gitseydi” ve ölseydi ve en uzak köşesine gitseydi. “Ve hakikaten ölseydi” sizin dediğiniz gibi, “ve hakikaten ölseydi”, “yine şöyle bir netice-i azime için” böyle büyük bir netice için, “ona yeniden ceset giydirip” yani aynı cesedini giydirip, “dünyaya göndermek”, ruhunu da iade edip bak, yeniden ceset yapıp, aynı cesedini yapıp, yeniden ruh verip, “dünyaya göndermek, o Hakim’in  hikmetinden uzak değil”. Allah için bu zor değil diyor. “Belki O’nun hikmeti öyle iktiza ettiği için vadetmiş ve vadettiği için elbette gönderecek” diyor. Siz öldü deseniz de gelecek diyor. Yani öldü diyorsunuz ya diyor, ölse de gelecek diyor. Sizin dediğiniz gibi de olsa. Ki; ölmedi diyor. Gökyüzünde cesediyle, ruhuyla duruyor Allah Katı’nda. Ama siz kurtulmak için öyle diyorsunuz ya diyor, öyle de olsa gelecek diyor. Yine gelecek diyor. Kaçacakları nokta bırakmıyor Bediüzzaman. “Hz. İsa (a.s) geldiği vakit”, şahs-ı manevi demiyor bakın, “Hz. İsa (a.s) geldiği vakit, herkes onun hakiki İsa olduğunu bilmek lazım değildir”. Yani farz değil. Yani geldiğinde onu tanımakla mükellef değiliz.  İlk geldiğinde bidaeten Bediüzzaman zaten kendisi dahi kendisini bilmez diyor, başlangıçta. “Onun mukarreb”, yakınları, karabet kurmuş, yakın olmuş olanlar,  “ve havassı”; seçkinler, alimler, Hıristiyanlar,  “nur-u iman ile onu tanır”. İsa (a.s.)’ı tanır, şahs-ı manevi değil. Bizzat zatını, bak; “Hz. İsa (a.s) geldiği vakit” şahs-ı manevi geldiği vakit demiyor, “Hz. İsa (a.s) geldiği vakit herkes onun, hakiki İsa olduğunu bilmek lazım değildir. Onun mukarreb ve havassı nur-u iman ile onu tanır.” Hah, diyorlar İsa (a.s.) bu. “Yoksa bedahet derecesinde”, açıklık, sarahat derecesinde ilk geldiğinde herkes onu tanımayacaktır diyor. Adam mesela gezer sokakta, İsa (a.s.) tanımaz, çıkaramaz.


DEVAMINI GÖSTER

Benzer Eserler