Anadolu ajansı Uygur bölgesinin birçok şehrinde şube açıp kardeşlerimizin durumunu yakından takip ederse içimiz rahat eder.

Adnan Oktar’ın 11 Temmuz 2015 tarihli A9 TV röportajından


BÜLENT SEZGİN: Star Gazetesi; “Çin’in Doğu Türkistan’da Müslümanların oruç tutmasına ve ibadet etmesine izin vermediğine dair iddialar sonrası, Türkiye’de düzenlenen saldırıların Gezi tuzağı olduğunu” iddia etti. Haberde “Çin’in, Doğu Türkistan bölgesinde yaşayan Müslümanlara yönelik olan uygulamaların abartı şekilde sosyal medya platformlarında ve basında sürekli gündeme getirilmesi provokatif olayları da beraberinde getirdi.”

ADNAN OKTAR: Tabii o eylem olmadan önce kimse pek kâle almıyordu ama o eylem tabii çok ciddi etki yaptı. Çinlilerin bir kısmı çok korkak oluyorlar, akıl almaz ajite oldular, dışarıya çıksalar sopayı yiyecekler falan gibi oldu. Ama bu insanlar masum insanlar yani masum Çinliler. Bunları korkutmanın, dehşete kaptırmanın ne alemi var? Zaten Çin hükümetinden bunlar zaten korkuyor. Türkiye’ye huzur bulmak için geliyor bunlar, özgür yaşamak için, biraz nefes almak için geliyor. Burada da senden sopa yerse adam, adamı deliye çevirirsin adeta. Bir kısmı için söylüyorum. Yazık günah, onlara öyle saldırmak falan çok çirkin. Mesela bir on beş günlüğüne kafa dinlemeye geliyorlar, Çin zulmünden kurtulup. Sen diyorsun ki, “Ben Çin’den daha beterim.” Bu olmaz. Bırak, normal yaşasınlar. Onları ajite etmenin, paniğe kaptırmanın bir alemi yok. Bir de hakikaten çok ezilmiş insanlar, çok acı çekmiş insanlar. O çektikleri yetmiyormuş gibi bir de burada acı çektirmek doğru olmaz. Çin; abartma var mı? “Nerede abartma var?” Nerede abartma, onu bir söylesinler. Kafalarına çuval geçirmiş alıp götürüyorlar adamları. Bir daha bağlantı kurabiliyor muyuz, kuramıyoruz bu insanlarla. Kayboluyorlar. Köylerden insanları alıp getiriyorlar, kayboluyorlar. Bu nasıl bir abartı oluyor, bunu ben anlamadım. Desin ki mesela, “o çuval değil arkadaş” desin “boyamışlar” desin benim aklım alır. Çuvalla Çin’de gezdiriyorlar adamı. Orada hapishane de çuvalla geziyor adam. Sonra da infaz arabası geliyor, infaz kamyonu. Mahallelere servis yapıyor. Kamyonun içine sokup adamı öldürüyorlar, kamyondan da alıp götürüyorlar adamı. Böyle bir sistem var. Biz bunu yanlış görüyorsak yani “Kamyona yemek yemeye gidiyordur adam” diyorsa, “Gezdirmeye götürüyorlar” falan diyorsa bunu göstersin bu ilgili gazete. Veyahut bunlara bir cevap versin. Açıklama yapsın. Çin’de bir zulüm var, yıllardan beri var. Abartma; abartma olmaz, yanlış bilgi gelebilir. Ama yanlış bilgi de nerdeyse, onu söylemeleri lazım. Her zaman yanlış bilgi gelebilir. Çünkü Çin’den bilginin gelmesi zaten çok zor. Nasıl bilgi getireceksin? Resim gelemiyor, fotoğraf falan mümkün olmuyor. Video film gönderilemiyor. Halbuki o Uygur bölgesinde hayat adeta o işte Biri Bizi Gözetliyor programı gibi olması lazım, her yeri, her şeyi görebilmemiz lazım. Mümkün mü? Yok. Canlı yayınla görmek istiyoruz biz halkın yaşantısını. Görebiliyor muyuz? Göremiyoruz. Bunun hallolması lazım.

Anadolu Ajansı Uygur bölgesinde birçok şehirde şube açsın ve her gün bizi bilgilendirsin. Anadolu Ajansı kırk sene sonra oraya gidiyor, elli sene sonra oraya gidiyor. Böyle olmaz. Anadolu Ajansı Uygur bölgesinde sabit bürosu olması lazım, birçok yerde ve sürekli haber akışı olması lazım. Türkiye’de orada birçok yerde elçilik açması lazım. Oradaki Uygur vatandaşları, Uygur kardeşlerimiz oraya her gün düzenli bilgi vermeleri lazım. İşte, “Şöyle oluyor, böyle oluyor” gibi. O zaman içimiz rahat eder. Bunun dışında kırk-elli yıl sen gitme, bir haber çıksa Anadolu Ajansı gidip olay yerine bir bakıyor. Göstermelik bir durum da olabilir bu. Biz buna inanamayız. Orada sabit büro istiyoruz. Her şehirde. Hatta mümkünse her kasabada. O zaman güvenilir olur.


DEVAMINI GÖSTER

Benzer Eserler