İnsanlar sırf DNA'nın yapısı üzerine düşünmüş olsalar, iman etmeyen kimse kalmaz.

Adnan Oktar’ın 7 Aralık 2015 tarihli A9 TV röportajından


KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, insanların her bir hücresinde uzunluğu iki metreye ulaşan DNA molekülü bulunuyor-ki, bir hücre üç-beş mikron büyüklüğünde. Bir mikron da milimetrenin binde biri. Yani DNA sarmalının, DNA molekülünün bir hücre içinde iki yüz bin kat daha uzun ve bunun sığması gerekiyor bir şekilde hücre çekirdeğine. Bunun için de Allah mükemmel bir sistem yaratmış. Bunun ne kadar zor olduğunu şöyle bir örnekle açıklayabiliriz; Eğer hücreyi bir basketbol topu büyüklüğüne ulaştıracak olursak, DNA molekülü 230 kilometre uzunluğuna ulaşıyor. Elimize 230 kilometre uzunluğunda iki tane misina verseler ve bunu çift sarmal şeklinde katlamamızı isteseler ve bunu o basketbol topunun içine sığdırmamızı isteseler ki, öyle bir sığdırma olacak ki, gerektiğinde yani protein sentezi yapılması gerektiğinde, bu fermuar gibi açılıp, kopyalama yapılması mümkün olacak. Bunun ne kadar zor bir işlem olduğu hemen anlaşılıyor. Ama hücrenin içerisinde bizim haberimiz olmadan bu sürekli gerçekleşiyor. Bunun gerçekleşmesine vesile olan sistem de, makaralara dolanmış iplik yumakları gibi nükleozom adı verilen yapılar var, hücre çekirdeğinde. Bunlara sarılı şekilde bulunuyor DNA. Ve her bir hücrede yirmi beş milyon tane nükleozom var. Bu nükleozomların oluşmasında yani o makaraların, oluşturanlar proteinler, makaraların sarılmasını sağlayanlar yine proteinler, o sarma işlemini denetleyen proteinler var. Onların vesile olmasıyla, Allah bu mükemmel sistemi insan vücudunda yaratmış, maşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Bu sadece bir hücre içindeki çekirdekte geçerli. İnsan vücudunda yüz trilyon hücre var, bütün DNA moleküllerini çıkarıp, ardı ardına dizdiğimizde dünya ile ay arasında 600 defa giden bir uzunluk oluşuyor.

ADNAN OKTAR: Eğer dünya sırf şunu anlamış olsa, dünyada iman etmeyen hiçbir kimse kalmaz, sırf bunu anlamış olsa. Ama bunun anlaşılması için tabii filmler hazırlayalım. Kitaptan pek anlayamaz insanlar kolay kolay ama filmle anlatabiliriz. Ama çok tekrar gerekiyor. Eğer tam kavrarsalar, bir insanın Allah’a inanmaması için, başka bir şey olması gerekiyor o zaman. Net imanı oluşur. Çünkü buradaki teknoloji ve mühendislik harikası hiçbir bilgisayarla, hiçbir teknik aletle açıklanacak gibi değil. Buradaki mühendislik, üstünlük, yapıdaki kalite her şeyde kendini gösteriyor. Mesela arıların hayatında gösteriyor, arının bal yapmasında gösteriyor. Molekülde bir akıl var. Biz diyoruz ki, arının kafası küçük, beyni zaten çok çok daha küçük, toplu iğne başının yarısı kadar beyni var. Küçücük beyniyle bu kadar aklı nasıl gösteriyor diyoruz. Ama molekülün aklı o hayvanın aklından çok daha fazla. Molekülde çok daha yüksek akıl var. Bunu ama bir kere anlatmak, dört kere anlatmakla olacak gibi değil. Arının gösterdiği akılla molekülün gösterdiği akıl kıyaslandığında, arı insandan milyonlarca kere daha akıllı ama molekül de arıdan milyonlarca kere akıllı. Müthiş bir akıl her yere hakim. Ama pek üstünde durulmadığı için, yeteri kadar düşünülemediği için, konsantre olunamadığı için, insan aklı bir dakika bile konsantre olmaya zorlanıyor. Otuz saniye konsantre olabiliyor. Çabuk sıkılıp yoruluyor ve bırakıyor. O direnme gücünü artırmak lazım. Eğer iyi kavrarsa insan, müthiş bir imana sahip olur, sırf bu konuda.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, yine kutuplarda yaşayan balıkların kanında bir protein bulunuyor antifriz glikoprotein diye, buz kristallerinin oluşmasını engelleyen bir yapıda. Şu anda bilim adamları aştırmalarına rağmen nasıl işlediğini çözebilmiş değiller bu proteinin.

ADNAN OKTAR: Donmuyor değil mi?

BÜLENT SEZGİN: Evet Hocam, eksi altmış derecede bile donmuyormuş. Böyle bir görevi var maşaAllah. Bir protein.


DEVAMINI GÖSTER

Benzer Eserler