İnsanlar birbirini kavgaya teşvik ediyor, biz yatıştırmak için çaba harcıyoruz.

ETİKETLER:

Adnan Oktar’ın 7 Ocak 2014 tarihli A9 TV röportajından


ADNAN OKTAR: Her zaman söylüyoruz, ahir zamanda tek bir akıl etrafında toplanmadıktan sonra, çeşitli akıllar birbirleriyle çatışır. Akıllar çatışınca insanlar çatışıyor, sonunda anarşi meydana geliyor. Sevginin öğretmeni olan Hz. Mehdi (a.s)'dan başka çıkış yolu olmadığı açık. “Hz. Mehdi (a.s) evinden, sedirinden yönetir.” Orada kastedilen, sedirinden yönetmesinde amaç ne? Siyasetle ilgilenmiyor. Sadece sevgiyle, dostluk ve kardeşlikle ilgileniyor Hz. Mehdi (a.s). Yoksa sedirde olmaz o. Hz. Mehdi (a.s)’ın bir konuşması ile fitne bitiyor. Bir konuşması ile sevgi, coşku, ayyuka çıkıyor. Sürekli muhabbetin üzerine duruyor Hz. Mehdi (a.s), sevginin, arkadaşlığın, kardeşliğin üzerine duruyor. İnsanlar sevgi telkinine açıktır, vahşet telkinine de açıktır. Mesela kalabalık içerisinden diyorlar ki; "Haydi saldıralım şuraya." Bakıyorsun cam, çerçeve aşağı indiriyorlar. Hayatta yapmayacak bir adam, mesela içlerinde genç kızlar oluyor gayet saygılı, mesela elektronik mühendisi çocuk hiç hayatında anarşiye karışmamış, o da onların içinde, o da taş atıp o da kırıyor. Sevgi telkininde de mesela sevilmeyen bir insan yahut insanlar, “bu insanlar çok iyidir, sevelim bu insanları” dersen, adamın kalbinde birden bir sevgi oluşur. Telkine açıktır insanlar. Hz. Mehdi (a.s) işte o sevgi telkinini yapacak insandır, muhabbet telkinini yapacak insandır. Mesela kavga varken, “ne oluyor? Ayıp yapıyorsunuz, ayrılın” diyor, adamlar değil mi? İki taraf da ayrılıp gidiyor hakikaten. “Yakışıyor mu?” Diyorsun, “koskoca insanlarsınız, yapmayın böyle falan” diyorsun, ayrılıp gidiyorlar. Bir kişi ayırabiliyor kavgayı. Ama bir kişi de körükleyebilir. Vur, ağzını burnunu kanat, işte çek vur bilmem ne falan diyenler de oluyor. Daha da şiddetleniyor o zaman yani teşvik eden, olayı karmaşık hale getirenler de oluyor. Hz. Mehdi (a.s) yatıştırıcı ve uzlaştırıcı bir insandır. Ama şu an görüyorsunuz, hep kavga içinde insanlar. Mesela hükümetle cemaati kavgaya teşvik ediyorlar. Hakikaten de başarılı oluyorlar, görüyorsunuz. Suriye'de işte falanca gurupla falanca gurup, Irak'ta falanca gurupla falanca gurup, kavgayı teşvik ediyorlar. Ama biz yatıştırmak için ortaya çıktığımızda, hakikaten netice alabiliyoruz. Mesela bu cemaatle hükümet arasındaki gerginliği gidermede çok emeğimiz oldu, hakikaten tam anlamıyla olmasa da geniş çapta yatıştırdık. Ama daha tabii devam ettiği görülüyor.

DİDEM ÜRER: Birçok köşe yazarı sizin söylemlerinizden sonra barış çağrıları yaptılar Hocam, Müslümanların kardeş olduğunu hatırlattılar.

ADNAN OKTAR: Hemen hemen hiç kimse yatıştırmaya yaklaşmıyordu. Herkes kavgada bir yana ayrılmıştı. Hemen hemen büyük bir çoğunlukla, çok nadir vakaların dışında taraf olmuşlardı. İşte o ona vur, o ona kır, dağıt, o kafada bir mantık geliştiriyorlardı. Biz yatıştırılması gerektiğini söyleyince, geniş çaplı yatıştırma kampanyası başladı ve bunu gördünüz basında, herkes de gördünüz.


DEVAMINI GÖSTER

Benzer Eserler