İman edenler vefatlarından sonra hiçbir korku hiçbir zorluk yaşamazlar.

Adnan Oktar’ın 21 Haziran 2015 tarihli A9 TV röportajından


ADNAN OKTAR: Böyle mezar alanlar var. “Ailece” işte “hep beraber olalım. Manzara güzel olsun. Sıkılır mezarda" diyor. "Denize nazır bir şey olsun" diyor. Mezarda şahıs toprak oluyor artık. Bir şey kalmıyor yani. O orada canlı olarak kalmaz. Ona inanmıyorlar. Orada duruyor zannediyorlar daha.  Yani böyle gösterişli bir yer olduğunda çok rahat edeceğini düşünüyorlar. Mermerden falan süslü bir yerde. Bir de “ailece birlikte olalım. Ayrılıp dağılmayalım” diyor. Kıyamette de birlikte olunca rahat kalkacaklarını düşünüyorlar. Ayrı ayrı olunca birbirini bulamayacaklarını zannediyorlar. İnsaf kıyamette zaten dünya darmadağın oluyor. Mezar falan kalmıyor. Anlamıyorlar ki. Dümdüz tepsi gibi oluyor. Dünya parçalanıyor, ay-güneş hepsi birleşiyor. "Dağlar kum gibi olur" diyor Allah ayette. Orada mezar kalır mı? "Denizlerin kaynadığını görürsün" diyor. Her yer birbirine giriyor. Mezarlar, her şey havada uçuşuyor. Hiçbir şey kalmıyor. Her yer eriyor toprak falan. Dümdüz oluyor arazi. Bildiğin dümdüz arazi. Dolayısıyla mezarının orada olması, mermer mezar olması falan öyle bir olay yok. Onlar zannediyor ki mezar böylece duracak hep beraber ailece kalkacaklar zannediyor. Öyle bir olay olmayacağını Kuran'dan anlamaları lazım. 

Bu aile mezarına meraklı olan kardeşlerimiz yanlış biliyorlar. Tamam gönülleri rahat ediyorsa ayrı mesele. Kıyamet koptuğunda dünya toz, duman oluyor. Bunu anlamıyorlar mı? "Dağlar göçen kum yığınına döner " diyor. Kıyamet kopuyor. Dümdüz oluyor. Ağaç, çiçek, böcek hiçbir şey kalmıyor. Taşlar falan her şey eriyor. Kum gibi dağılıyor dünya. Güneş, ay birleşiyor. Sen oturmuşsun hala mermer mezardan “ailece birlikte orada olacağız.” Öyle bir şey yok. Sonra Allah, “insanları yattıkları yerden kaldırırım” diyor Allah. Bilemiyoruz onu. Yani muhtemelen bütün insanlık birden, bir yerden doğrulup kalkıyor. Bir yerden. Kalktığında anlıyor yattığını. Yatar vaziyette olduğunu. Bakıyor, yatar vaziyette. Doğruluyor ayağa kalkıyor o kadar. Yani bir arazi öyle düşünsünler. Müminlerin durumu değişik. Müminler bir vasıtadalar. Önlerinde bir ışık, yanlarında bir ışık. Yanlarında mihmandarları var. Onlara iltifat eden, sevgi gösterten. Müslüman'ın konumu tamamen değişik. Ama diğer insanlar yerden kalkıyorlar. Kalabalık bir güruh şeklinde bir noktaya doğru koşuyorlar. Sütun gibi bir şey görüyorlar. Oradan bir ses duyuyorlar. Bir insan sesi. "Çağrıcı" diye geçiyor ayette. Çağrıcının, “buraya gelin” gibi bir şey düşünelim. Herkes oraya doğru koşmaya başlıyor. Belki ne kadar? On milyar insan diyelim. Çok geniş bir arazi, geniş bir arazide koşarak geliyorlar. "Çekirge sürüsü gibi" diyor Allah.  Cehennem çaka çaka doluyor bu insanlarla. Hepsini diz üstü çöktürüyor Allah. Hepsini cehenneme alıyor. Müminler ayrılıyorlar. Müminler zaten bu konularla hiç muhatap olmuyor. Onların yaşadığı dehşetle falan hiç muhatap olmuyor. Ama olacak şeyleri Allah önceden bildiriyor küfre ki, pişman olsunlar diye. Müminler de uzaktan görüyorlar bunu. Müminler daima güzel şeylerle karşılaşıyorlar. Zorluk, ıstırap, korku falan öyle bir şey hiçbir aşamada yok. Her yerde işleri düzgündür. Vefat ederken, dirildiğinde, cennete alınırken. Yani hiçbir şekilde tedirginlik yaşamazlar. "Onlara korku yoktur ve mahzun da olmayacaklardır" diyor Allah. Allah söz veriyor açık.

ENDER DABAN: Siz söylemiştiniz Hocam, hesap anında da çok güzel bir şekilde sorguya çekiliyor Müslümanlar.

ADNAN OKTAR: İltifat olsun, gönülleri alınsın diye. Mesela diyor ki, “Sen ömrün boyunca tebliğ yapmışsın, doğru mu?” diyor, “Evet, Ya Rabbi” diyor. Bu ne için yapılır? Hoşuna gitsin diye yapıyor. Mesela, “Bütün malını mülkünü Allah için dağıtmışsın, doğru mu?” diyor. “Evet” diyor. Zaten çok kısa bir sorgulama yapılıyor. Melekler falan hepsi acayip sevgi gösteriyorlar. Böyle alayiş, neşe sevinç içerisinde alıp götürüyorlar. Cennet kapısından girdikten sonra da zaten bitiyor, sonsuza kadardır.

OKTAR BABUNA: “Son sorguya çekilen, ilk çekildiğini zanneder” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Evet. Bütün dünyadaki insanlar sorguya çekiliyorlar. Mümin olan yani mesela en sona sorguya çekiliyor farz edelim “ilk başta sorguya çekildim” zannediyor. “Yakınlarına sevinç içinde döner” diyor. “Ne sordular sana?” diyor. “Bana şunu sordular, bunu sordular” hep müspet yani hoşuna gidecek şeyler. Zevk alsın diye. Hiçbir yerde, hiçbir şekilde Müslüman’ı rahatsız edecek bir şey yok. Onun için onu Müslüman’ın kara kara düşünmesine gerek yok. Ama cehennemden korksun ayrı mesele. Ama “Ben Müslüman olarak ne sıkıntıları çekeceğim?” Öyle bir şey olmaz. Bunu düşürsen günaha girersin. Müslüman olarak öyle bir şey mümkün değil. Her yerde rahat. İşi gayet akıcı şekilde huzurlu olarak biter. Öyle bir konu olmaz.

GÖKALP BARLAN: “Kötülüklerini örteriz, onları yaptıklarının en güzeliyle mükafatlandırırız” diyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii. Ama tabii cennete iyi teksif olmak lazım. İyi kavramak lazım. İnancını iyi pekiştirmek lazım. Kafasında o bilgiyi tam oturtturması gerekiyor. Bunlar önemli. Yani cennet flu bir bilgi olarak insanda kalmaması gerekiyor. Cennetteki bütün anlatılanları hepsini bilecek Müslüman.


DEVAMINI GÖSTER

Benzer Eserler