Sayın Adnan Oktar'ın 9 Haziran 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklar


A9 TV, 9 Haziran 2017

 

(Şırnak Merkeze bağlı Milli Jandarma Komando Tabur Komutanlığı Üs Bölgesi’ne PKK’lı teröristlerce düzenlenen saldırıda şehit oldu askerlerimiz. Üç askerimiz de yaralandı.)

Allah şahadetlerini makbul etsin, kabul etsin, meşhur etsin. Tebrik ediyoruz. Allah mübarek etsin. Allah bizlere de nasip etsin. Bu kadar şehit varsa büyük bir fütuhat olacak demektir. Her seferinde böyle olmuş. İstanbul’un fethinde de önden çok fazla şehit verdik öncü kuvvetlerle ama akıl almaz şehit verildi. Birçoğu da yanarak, kızgın yağ döktüler o şekilde şehit oldular. Kabadayı ne dinler ya, kızgın yağ döktüklerini gördükleri halde dalıyorlardı yani. Ama sonunda Allah İstanbul’u hediye etti elhamdülillah. Şimdi de büyük bir fütuhat olacak, büyük bir ilerleme olacak onun alameti. Şehitsiz hiç fütuhat yok. Hiç Allah’ın adetullahında yok.

 

Şehadet İman Edenler İçin Nimettir, Güzelliktir, Şereftir.

Ebu Hureyre’den rivayet: Ebu Hureyre Peygamberimiz (sav)’in biliyorsunuz çok sevdiği sahabelerden. “Resulullah (sav)’in şöyle buyurduğunu işittim” diyor. Yani kulağıyla duyduğunu söylüyor. “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki Allah yolunda şehit olup tekrar dirilmeyi” bak Peygamber (sav) söylüyor bunu, Hz. Muhammed (sav) bak, “Allah yolunda şehit olup tekrar dirilmeyi, tekrar şehit olup yine dirilmeyi, üçüncü defa yine şehit olmayı Allah’tan çok isterim” diyor. “Güzelliği defalarca yaşamak isterim” diyor. Sünen-i Nesai’de var, cilt 5-6, sayfa 104 ve 405, Sahihi Buhari ve tercümesi, 6. Cilt, sayfa 2645.

Şehitleri tebrik etmek önemli bir İslam terbiyesidir. Tebrik etmek mübarek kılmak demektir, mübarek olmasını istemek Allah’tan. Mübarek kelimesinden gelir tebrik. “Allah mübarek etsin” denir. “Şehadetini Allah mübarek etsin. Tebrik ediyorum” denir. Kendini yerlere atıyor, kafasını duvarlara vuruyor. Delirdin mi be adam ne yapıyorsun? Allah şehadetten bahsediyor, “mutludur” diyor. Sen ne yapıyorsun? Yakasını bağrını yırtıyor? Harama giriyorsun, şirke giriyorsun. Aklını başına al. Allah verir, Allah yanına şehit olarak almak istiyor. Sana mı soracak Allah? Yaratırken sana sormadı, yanına alırken de sana sormaz. Ona cennet diliyor, “Allah niye cennete götürdü?” diyor. Ne yapmasını istiyordun? Nasıl olmasını istiyordun? İstesen ne olur ayrıca yani? Allah ne derse o olur. Tebrik demek bir kimseyi eriştiği bir iyilikten dolayı “BarekAllah” diye sevincini bildirmek, yani mübarekliğini Cenab-ı Hakk’ın onu muvaffak kıldığını söyleyerek onu taziz etmek, taziz ve tahsin etmek gerekir. Beğenmek, alkışlamak ve takdir, kıymet vermek değerini, kıymetini anlatmak.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan, Topkapı Sarayı’nda Hırka-i Saadet Dairesi’ni ziyaret ederek Destimal programına katıldı. Osmanlı’da her sene Ramazan aynın on beşinci günü Topkapı Sarayı’nda Destimal töreni düzenlenirdi. O dönemde yaşayan hayırseverlere Topkapı Sarayı’ndan bir davetiye gönderilir, Peygamber Efendimiz (sav)’in Hırka-i Saadeti altın bir sandıktan çıkarılır ve sonra Destimal denilen mendiller Hırka-i Saadete dokundurularak misafirlere dağıtılırdı. Cumhurbaşkanımız da Peygamberimiz (sav)’in Hırkasını ziyaret etti.)

Ama şimdi burada yapılan bir eksiklik var. Bunun bir adet haline gelmesi lazım. Mehter takımıyla karşılasınlar Topkapı’ya gelişinde. Bunu bir şekilde çekiniyorlar herhalde bazı adamlar dedikodu falan yapar diye. Kardeşim, dedikodu olsun da öyle olsun. “Mehter takımı karşıladı” desinler. Mehterle karşılanması lazım. Ve giderken de yine mehter ile uğurlanması lazım Topkapı’ya gelişinde. Ne zaman Resululah (sav)’in Hırka-i Şerif’ini ziyarete gelirse devletin başı, -Cumhurbaşkanı ya artık Reis-i Cumhur- sen orada mehter ile karşılamıyorsun da nerede kime kullanacaksın mehteri? Sokakta öyle durduk yere mehter olmaz. Olur da asıl yakışan yer budur. Bundan sonra Cumhurbaşkanı geldiğinde Topkapı ziyaretinde Hırka-i Şerif’i ziyaretine geldiğinde mutlaka mehter takımıyla karşılansın, mehterle de uğurlansın. Mehter zaten ayakta dinlenir, oturarak dinlenmez. Yani Osmanlı adeti, bütün Osmanlı padişahları mehter çalarken hiçbir şekilde oturmuyor, ayakta durur, oturmazlar yani. Bir de Külliye’nin açılışında kullanılan o eski dönem askerlerinin kıyafetlerinin eskitilmesi lazım. Yani normal filmlerde, yabancı filmlerdeki tarzda çok usta bir görünüm verilmesi lazım, yani kıyafet gerçek görünümü verilmesi önemli.

 

(Her yıl geleneksel olarak sizin katılımınızla düzenlenen A9 TV iftarına bu yıl da birbirinden değerli konuklar katıldı. Bu özel davete İsrail ve Amerika’dan gelen Musevi ve Hristiyan din adamları, Türkiye, Süryani, Ermeni, Musevi, Rum, Ortodoks ve Katolik cemaatlerinin değerli mensuplarının yanı sıra Caferi, Alevi ve Bektaşi camialarının kıymetli isimleri, Nakşibendi, Kadiri tarikatları, Nur talebeleri, Milli Görüş Camiası, HÜDAPAR camiası da olmak üzere muhafazakar kesimin değerli isimleri, önde gelen masonlar, Türk siyasi hayatının saygın isimleri, farklı görüş ve düşüncelerden aydınlar, yabancı ülkelerin Türkiye başkonsolosları, çok sayıda akademisyen ve yine çok sayıda yerli ve yabancı gazeteci ve sanatçı katıldı. Farklı inançlara, dünya görüşlerine, siyasi partilere ve yaşam tarzlarına sahip yaklaşık yedi yüz elli kişinin katıldığı iftar daveti sizin hep eserlerinizde ve yayınlarınızda üzerinde durduğunuz sevginin, dostluğun kardeşliğin ve barışın güzel bir temsili niteliğindeydi Adnan Bey, maşaAllah.)

MaşaAllah, elhamdülillah. Bir Musevi nefreti yaydılar. Bize çocukluğumuzda anlatırlardı işte bunlar böyle çelikten tabut gibi bir şey yapıyorlar sivri iğneler var çok uzun yaklaşık elli santimlik iğneler. İçine çocuğu sokarlar kapağını da kapatırlar. Kan aşağı doğru akar bu tabut gibi şeyin. O akan kanı da alırlar hamur yaparlar ekmek. O çocuğun kanından, Müslüman çocuğun kanından ekmek yapıp yerler. Böyle anlatılırdı. Ve dünyayı fesada götürmek isteyen böyle fasit, bela arayan, hasta adamlar gibi gösterirlerdi. Onun için akıl almaz bir kitle o mazlum insanlardan hep nefret etti. Akıl almayacak şekilde nefret ettiler. Sonra gece gündüz biz anlatınca, uğraşınca bu konularla o bela azaldı azaldı azaldı çok çok azaldı şu an. Daha da iyi olacak inşaAllah.

 

(Barzani başkanlığında bir araya gelen Kürt partileri, Kuzey Irak’ın bağımsızlığı için 25 Eylül’de referandum yapılacağını açıkladılar. Başbakan Binali Yıldırım “Irak’ta bütün Iraklıların bir devlet olarak yaşamasını istiyoruz. Dolayısıyla bölgemizde yeterince sorun var. Yeni bir sorun alanı oluşturulmasının doğru olmadığını düşünüyoruz. Bu kararın da sorumsuzca olduğunu düşünüyoruz” dedi. )

Böyle bir karar alırken Birleşmiş Milletler’e danışmaları lazım. Irak hükümetinden izin almaları lazım. Türkiye’den bir olur almaları gerekiyor. Böyle riskli olur, böyle olmamış. Riskli bir şey yapıyorlar şu an. Allah esirgesin kan gövdeyi götürür. Irak hükümeti direkt saldırır. Saldırabilir çünkü “Benim ülkem bölünüyor” der, referandum bilmem ne falan dinlemez adam. Üniter bir devlet, yerle bir ederler. Edebilirler yani çok büyük iş çıkabilir, olay çıkabilir. Mutlaka bir izin alınması lazım. İlla madem böyle bir şey var, öyle bir teklif düşünceleri var legal olması için yani sorun çıkmaması için herkesin olurunu almak lazım. Bir de hadi bağımsız olduğunu düşünelim PKK ile nasıl baş edecek? Türkiye’ye baksana adamlar bayağı iş çıkarıyorlar, bayağı zorluk çıkıyor Türkiye için. Barzani nasıl baş etsin? Yerleşik bir yapı olacak askeri gücü şu bu falan belirli. Irak’ta yaşayan Arapların gönüllerini almaları lazım çok fazla Arap var orada. Türkmenler var. Bir çağıralım buraya da Barzani’yi Türkiye’ye yeniden bir konuşalım. Onun temsilcisini çağırmak lazım kendini değil de temsilci, tam yetkili bir temsilcisini. Bu riski neden göze aldılar ben bunu anlamış değilim. Niye böyle bir şeye giriyorlar? Bu konuyu bir araştıralım. Kardeşim mesela Şengal’den bile küçük bir yer Şengal PKK’yı çıkaramıyor Barzani. Bu iş çıkartır. Ama Irak hükümeti Irak bir bütün olursa PKK ile mücadele çok daha kolay olur. Bunu düşünmek lazım.

 

(AK Partili Galip Ensarioğlu, Kuzey Irak’taki referandum için “Kürdistan bölgesel yönetiminde yaşayan Kürtlerin vereceği bir karardır saygı gösterilmeli” dedi.)

Kardeşim saygısı var mı? Paramparça ederler, mahveder, ezerler. PKK’nın kontrolüne girer zannettiği gibi olmaz. Halk garibandır, mazlumdur halk. Hadi oy verdiğini düşünelim, tamam ve referandum yaptın, ayırdın, sınırları koydun, devlet ilan ettin. PKK gelir “Selamun aleyküm” diyecek. Ee? “Yönetime el koydum” diyecek ne yapacaksın? Barzani’nin mücadele edecek bir gücü yok ki adamlar it sürüsü gibi. Çok gelişmiş silahlar verdi Amerika onlara, bir gecede çöker bitirirler öyle bir konu olmaz. Saygıyla bunun alakası yok Ensari, herhalde seyit bildiğim kadarıyla Ensariler, Ensari ailesi. Hangi mantıkla bunu söyledi anlayabilmiş değilim. Onunla da bir görüşmek lazım neye göre bunu söylüyor? Oradaki insanlara acıması lazım. O statüsü belli olmayan tartışmalı bölgeler oralar hep. Türkmen bölgesi var, Arapların olduğu bölge var yani saf Kürt kardeşlerimizin olduğu bölge de değil. Nasıl kontrol altına alacaksın, ne demek? Bir kısmı da İran’a bağlanmak istiyor, nasıl yapacaksın? Çok tehlikeli olur bayağı tehlikeli. Boş yere kan akar Allah esirgesin.

 

(Suudi Arabistan, Bahreyn, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri Katar’a tavır alan dört ülke ortak bir bildiri yayınladı. Bu bildiri ile Katar’da bulunan 59 kişi ve 12 yardım kuruluşu yaptırım listesine alındı. Listede Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Yusuf Kardavi de var. Kardavi Müslüman kardeşlerin dini liderlerinden birisi. Bahreyn’de ise Katar’ı desteklemeyi suç kapsamına aldı. Hapis cezası getirdi. El Cezire televizyonu da bu ülkelerde erişime kapatıldı.)

Şimdi yöntem bu değil. Birleşerek olur, birbirinizi ezerek olmaz. Suudi Arabistan nur gibi Müslümanların olduğu bir yer. Katar da nur gibi Müslümanlarla dolu, Birleşik Arap Emirlikleri de nur gibi Müslümanlarla dolu. Birleşirseniz mesele biter. Yoksa sen onu, o seni, sen onu, o seni. Böyle bir şey olmaz. Toptan yok olup gidersiniz Allah esirgesin. Böyle bir yöntem olmaz. İmam Mehdi (as)’ın çevresinde hepsi birleşecek, bu bela da son bulacak. Bu gelişmeler tabii önümüzdeki aylarda şiddetlenecek. Çok büyük olaylar olacak dedik 2017’de. Yer yerinden oynayacak, hadislere göre öyle görünüyor. Irak, Suriye kesiminde de öyle düzelme değil, daha da olaylar karmaşık hale gelecek. Rivayetler onu gösteriyor. Çok büyük çatışma bekleniyor. Melhame-i Kübra dedikleri işte olay o, ona benzer. IŞİD son atağını yapmadı. IŞİD şu an geriye çekildi sadece. Yani silahlarını, malzemelerini daha da artırdı. Adam sayısını da daha da artırdı. Çok esaslı bir çatışmaya girecekler gibi görünüyor. İşte bu Mehdiyet’le sonuçlanacak ve bir daha ne savaş, ne terör, ne anarşi, ne kavga. Allah Kendisi’yle oyun oynatmaz. O şapkalı dedeye siz söyleyin. Allah’ın gücünün farkında değil o. Sen sahte Mehdi (as) çıkaracaksın. Allah da bakacak öyle mi sadece? Öyle zannediyor. Allah’ı güçsüz zannediyor onlar. Allah paçavraya çevirir anında.

 

Tayyip Hocam'a Destek Olmak Partiler Üstü Bir Konudur.

Tayyip Hocam’la ilgili benim ikinci ricam da milletimizden. Bak diyor ki “Ben sevmiyorum.” Kardeşim sevme. Vatanını milletini sevmiyor musun? Devletini sevmiyor musun? Seviyorsun. O zaman onda ittifak ediyorsun. Sevmiyorsan yine sevme. Ama destekle. Yahut alternatif birisini söyle bize. De ki; “Falanca lider bu iş için hakikaten liyakatli. Tayyip Bey’den çok daha iyi hizmet yapar” de. Ama dürüst olacaksın. Söz bir Allah bir destekleyeceğim seni. Ama yoksa böyle biri, o zaman benim sözümü tut. “Ne yapayım, sevmiyorum?” Kardeşim vatanı, milleti seviyorsun, bayrağı seviyorsun. Allah için, vatan için, millet için Tayyip Hoca’nın şahsını desteklesin. AK Parti’yi desteklesin demiyorum. Yüzde 70-80-90 destek gerekir. İngiliz derin devletiyle o insan mücadele ediyor. Büyük bir mücadele, göğüs göğse bir mücadele var. Hem seyredeceksin hem de diyeceksin ki; “Ben o adamı sevmiyorum” diyeceksin. Yahut o kişiyi sevmiyorum diyeceksin. Bu çok ayıp. Yerine alternatifi de söylemeyeceksin. O zaman nedir zorun? Alternatif söylemiyorsan benim sözümü tut, rica ediyorum, kim olursa olsun, Allah rızası için. AK Parti’yi desteklemek durumunda da olmasınlar. Sevmiyorsa dahi desteklesinler.

 

(Amerikan Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, Katar’a yönelik abluka uygulayan ülkelere çağrı yaparak, yaptırımların esnetilmesi talebinde bulundu.)

Talimat İngiliz derin devletinden geliyor, Amerika uygulatıyor. Trump gittiğinde o söyledi zaten, başlayın diye. Ama onu da ablukaya aldılar. Trump’ın da korunması lazım. Trump da tertemiz bir Amerikalı, klasik Amerikalı. Yani dürüst Amerikalı. Ama yılan, çiyan üstüne çöktü öyle tipler. Onu da çok iyi korumak lazım.

 

İç Sıkıntısı Hisseden Kardeşlerimiz Bol Su İçsinler, Ilık veya Soğuk Suyla Duş Alabilirler ve Hareketli Olsunlar

Susuzluk sıkıntı verir. Vücudun alarmıdır o. Vücut bir şeyden kurtulmak istediğinde yahut bir şey eksik olduğunda onu alarmla belirtir. Sıkılma varsa vücutta su eksik demektir. İkincisi; serin suyla duş almak ferahlatır. Bir de hareketsizlik, vücudun hareket etmesi lazım. Bu endorfin salgılanıyor. Vücut canlanır. Zaten Eyüp (as) da; “Ya Rabbi ben her türlü çileye senin rızan için, senin sevgin için talibim. Ama şu an benim zikretmemi, Seni anmamı, Sana dua etmemi sıkıntının şiddeti engellemeye başladı” diyor. Yani çok şiddetli bir sıkıntı var diyor. “Bana bir şifa nasip et Ya Rabbi” diyor. Allah’tan istiyor. Cenab-ı Allah diyor ki; “Su iç, ayağını depret, hareketlendir.” Bir de buradan anlıyoruz ki hareket, su ve yıkanmak. Suyla da yıkanmasını söylüyor Allah. Kuran’ın çözümü budur. Allah’ı çok sevmek, Allah’a teslim olmak. Buna rağmen yine sıkıntı olur. Dünyanın boşluğunu, dünyanın geçiciliğini, Allah’ın güzelliğini görmek için insanın buna ihtiyacı vardır. Yoksa dünyayı sever. Dünyayı sevmemesi gerekiyor. Onun için bakın her insanın kusuru olur. Dünyayı sevmesin diye Allah acz vermiştir. Akıl almaz aczler. Her tarafında bir acz. Mesela en güzel genç kıza bakarsın, her tarafı acz doludur. En yakışıklı delikanlıya bakarsın, her tarafı acz doludur. Aksi durumda dünyaya bağlanır, çok bağlanır. Sıkıntılar Allah’a çok yaklaştırır.

Kulumuz Eyyub'u da hatırla.” Diyor Cenab-ı Allah. Sad Suresi, 41. “Hani o: "Herhalde şeytan, bana kahredici bir acı ve azap dokundurdu" diyor bak kahredici yani yüksek acı ve azap. “diye Rabbine seslenmişti.” Cenab-ı Allah diyor ki; “Ayağını depret. İşte yıkanacak ve içecek soğuk (su, diye vahyettik.).” Serin su çıkıyor. Ayağını hareketlendiriyor, bayağı depretiyor yani hızlı hareketler. Oradan su çıkmaya başlıyor. Muhtemelen bir su kaynağının üstünde zaten. Cenab-ı Allah öyle yaratıyor çünkü aklın ihtiyari alınmaz. Oradan su çıkıyor. O suyu içiyor bolca. Yıkanıyor da onunla. Ve ferahlıyor.

 

Cennet ve Cehennemin Tabaka Tabaka Olması Aynı Değildir.

Yalnız cehennemin tabakalarıyla cennetinki aynı değil. Cennette herkes aynı ortamda zevk tabakaları var. Yani zevk alma gücü ayrı oluyor cennette. Herkes aynı, Peygamberimiz (sav), sahabeler, herkesle beraber sofralarda beraber. Ama zevk alma gücü takvasının gücüne göre değişiyor ama herkes kendinin karşısındaki kardeşinin aynı şekilde yaşadığını zannediyor; halbuki aynı yaşamıyorlar. Karşısındaki kardeşi eğer takvaysa o daha çok zevk alarak yaşıyor, daha çok haz alıyor Allah’ın nimetlerinden. Ama cehennemde bölümler vardır. Mesela soğuğun hakim olduğu, sadece sıcağın hakim olduğu, bir de sadece mahalleler şeklinde, cehennem mahalleleri şeklinde yerler vardır. Orada Allah’ı inkar etmiş ama kimseye bir şey yapmamış mesela “her şey tesadüf” demiş ama zarar vermemiş. Mesela zalim böyle şey yapmamış tipler varsa Allah onları kendi inandığı şekilde yaşatıyor orada. Yani boş, ruhsuz bir dünyada onu öyle yaşatıyor. Eğer Allah’ı inkar ederken mesela çok ahlaksızca, pis bir üslupla Allah’a karşı çirkin şey yaptıysa, mesela diyor ki; “her şey tesadüfle oldu, mutasyonla oldu” İşte onlarda mesela başını arkaya çeviriyor Allah. Şimdi insanın yüzü öne dönük ya, o tiplerde baş arkaya dönük yaratılıyor. Yani sırtını görüyor yüzü. Göğüs tarafını göremiyor. Yani yürümeye göre normalde arka arkaya yürüyebiliyor o zaman yürürken başı arkada olduğu için. Ne açıklaması adama sordun mu “bu niye oldu?” desen, “mutasyonla oldu” demesi gerekiyor. Mutasyona inanmıyor muydu? Tamam, “genetik hatalardan oluyor” diyor. İşte, al sana mutasyon. Allah “işte mutasyon öyle olmaz, böyle olur” diyor bela açısından mutasyon olmadığını göstermek için.

 

Cimrilik Haramdır. Allah'ın Verdiğini Dağıtmamak Kuran'a Uygun Değildir

Cimrilik haramdır. Yani birçok ayette belirtilmiştir. Allah o biriktirdikleriyle dağlanacaklarını söylüyor ayette. Yani Allah’ın verdiğini Allah’a dağıtmamak. Halbuki Allah’ın verdiği Allah’a geri iade etmesi lazım. Malını, canını hepsini Allah’a vermesi lazım. Bu konuda çok fazla ayet var. Açık aleni haramdır malı dağıtmamak, cimrilik yapmak.

 

Çocukların Erken Yaşta Yeteneklerine Göre Eğitim Almaları Faydalı Olur.

Teknik lise daha iyi tabii. Mesela elektrik bölümü olabilir. İnşaat bölümü olabilir. Çok çok güzel olur yani. Teknik liseden mezun bir genç, kendi evinde de tamirat yapabilir. Her yerde bir şeyler yapabilir. Fabrikalarda çalışabilir. İnşaat özellikle çok çok güzel olur. Sonra o çocuk, inşaat mühendisi olduğunu düşün. Muazzam bir altyapıyla inşaat mühendisi olmuş oluyor. Çok güzel. Mesela elektrik lisesinde okuyan bir çocuk, elektrik mühendisi olduğunda müthiş bir birikim olmuş oluyor. Lise dört yıl desek, yabancı dille beraber. Dört yıl eğitim almış bir insan. Dört yıl da üniversiteye eğitimi, sekiz yıl. Muazzam bir eğitim demektir. Erkenden başlaması çok doğru. Mesela tıp liseleri de olması lazım. Tıp. Lisede başlayacak tıp bilgisi. Yani iyi bir sağlıkçı olarak yetiştirirler lisedeyken. Acil her şeye bakabilecek gibi. Ama devam ettiğinde doktor olarak devam eder. Doktorluk yapar. Tıp fakültelerine devam eder. Dört yıl lise, beş yıl da tıp yani altı yıl. On yıl. Muazzam bir eğitim.