Sayın Adnan Oktar'ın 16 Nisan 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklar


A9 TV, 16 Nisan 2017

 

(Sandıkların yüze yakın kısmı açıldı. Resmi olmayan sonuçlara göre Türkiye genelinde evet yüzde 51.4, hayır yüzde 48.6. Türkiye’de 30 büyük şehirden 17’si hayır dedi. 13’ü evet dedi. İstanbul ve Ankara’da son anda hayır oyları öne geçti. İzmir’de büyük çoğunlukla hayır çıktı. Diğer yandan Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde de beklenenin üstünde evet oyu çıktı. Ahmet Hakan gibi bazı gazeteciler evet oyuna MHP’den değil Kürtlerden destek gittiği yorumunda bulundular.)

İşte ben söylüyorum bak; modernliği ön plana alalım diyorum. Dekolteye saygı duyulsun. Dekolte ile kapalı hanımlar aynı görünümde sunulmaları gerekir. Gerçi Tayyip Hoca son anlarda ataklar yaptı öyle ama. Dekolte hanımları da çıkarttı fakat bu hakim bir düşünce olması lazım. Her yerde. Mecliste de her yerde de. Ve sanat çok ön plana alınması lazım. Kalite çok ön plana alınması lazım. Özellikle kalite çok hayati bir konu. Yani kalite yoksa hayat yoktur zaten. Onun etkisi. Bak tam dediğim gibi kıyı kentler dekolteye çok önem veriyorlar dedim. Dekolteye hükümet önem versin dedim. Değil mi? Dekolte karşıtlığı gibi görünen tavırlardan şiddetle kaçınmak lazım. Fiilen her iki hanım topluluğunu da desteklediğini hükümetin göstermesi lazım. Daha güçlü gösterilmesi gerekiyor. Tayyip Hoca tamam elinden geleni yapıyor benim gördüğüm son zamanlarda ama daha açık, daha sarih sanata, kaliteye, modernizme, modern hayata önem verildiğinin gösterilmesi lazım. Çünkü hayat modern. Peygamberimiz (sav) zamanının en moderniydi. En modern hayatı seçti.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan referandum sonuçları açıklandıktan sonra yaptığı konuşmada şunları söyledi; “Adeta yedi düvel saldırdı ama bütün bunlara karşı milletim bölünmedi, parçalanmadı. Bazı ülkelerde seçimler yüzde otuzlarla, yüzde kırklarla yapılıyor ama burada katılım yüzde seksenin üzerinde oldu. Şimdi aç tavuk kendisini buğday ambarında sanırmış. Bazı televizyonlarda bu neticeyi küçümsemeye gayret edenler var. Boşuna uğraşmayın. Atı alan Üsküdar’ı geçti haberiniz yok” dedi.)

Tabii, kanuni yönden tamam hukuki yönünden mesele hallolmuştur. Hayırlısı olsun. Bir de Allah’ın hükmü değil, nihayet anayasa istersek yine değiştiririz. Kaç defa değiştirdik. Bakarız bir kilitlenme olursa, bir rahatsız edici durum varsa yine değiştiririz. Yahut bir kısmını düzeltiriz. Dert değil yani.

 

Dün Suriye’de Raşidin’de tahliyeler sırasında bombalı saldırıda 92 kişi şehit oldu. 49’u çocuk. Dünyadan çıt yok. Niye? Çünkü kimyasal silahla değil bombayla öldürdükleri için, şehit ettikleri için normal karşılıyorlar. Eğer gazla şehit etselerdi bayağı olay çıkıyor. Ama bombayla “Tamam, bombayla parçalayarak o olur” diyor. Adamların ciğeri parçalanıyor, kafatası parçalanıyor, eli, yüzü, kolları kopuyor “Bu olur ama kimyasal silah olmaz” diyor. Böyle bir anormal açmaz ve mantık var. Ben söyledikten sonra uyandı insanlar. “Bu çok mantıksız” demeye başladılar. “Ne fark eder öyle de olsa böyle de olsa bu cinayet” demeye başladılar.

 

(Cumhurbaşkanımız ayrıca “MHP, Büyük Birlik Partisi ve HÜDAPAR’a gönül veren kardeşlerime teşekkür ediyorum” demiş konuşmasında.)

Evet. Onlar hakikaten çok cansiperane yardımcı oldular, desteklediler.

 

(Ayrıca Güneydoğu’daki vatandaşlarımıza da verdikleri destek için özel teşekkür etmiş. “Güneydoğu Anadolu’daki tüm illerde on ile yirmi puanlık artışlar oldu. İnşaAllah bu sonuçlar ülkemizin önünde yeni bir dönemin başladığının müjdecisidir. Bu vatandaşlarımıza oylarını ülkenin birliğinden, bütünlüğünden ve kardeşlikten yana kullandıkları için şahsım adına teşekkür ediyorum.”)

Tabii ki bu oylar AK Parti oyu değil. Referandum oyu. Yani şimdi mesela büyük şehirlerde illerde oldu muhalefet ama seçim olsa yine AK Parti’ye oy verir büyük iller. Yani o yanlış anlaşılmaması lazım.

 

Bilinçaltlarında Modern Kaliteli Hayatı Beğeniyorlar, İlk Fırsatta Avrupa'ya Gitmeye Çalışıyorlar. Ama Israrla Kaliteden Uzak Duruyorlar

Halbuki Afrika’ya da kalite götürülebilir. Ama sorduğunda kaliteye karşı. Mesela Libya’ya gitsen desen ki; kadınlar dekolte olsun, müzik olsun, sanat olsun, heykeller, resimler. Hayır der, heykele tükürürüm, resme de tükürürüm, dekolte hanıma da saldırırım der adam veyahut karşı koyarım veyahut hakaret ederim veyahut tavır her ne çeşit gerekiyorsa onu yaparım der. Ama öyle bir ülkede yaşamak da istemiyorlar. Oradan da kurtulmak istiyorlar mesela hiçbir gelenekçi Ortodoks Müslüman, Müslüman ülkelere evladını göndermek istemiyor. Hep Avrupa’ya göndermek istiyor. Hem heykele tükürmek istiyor hem de göndermek istiyor. Böyle bir açmaz var. Yani demek ki bilinçaltlarında beğeniyorlar modern hayatı, kaliteli hayatı ama bilinç üstünde reddediyorlar.

 

Müslüman Ülkeleri Adeta Yeni Üretilen Silahların Deneme Sahası Olarak Kullanıyorlar. İslam Birliği Olmadığı İçin Oluk Oluk Kan Akıtıyorlar

Bütün bomba denemeleri Müslüman ülkelerde yapılıyor. Bomba imal eden şirketler hep uygulama alanı olarak Müslüman ülkeleri gösteriyor ve uygulama da oralarda yapılıyor. Adamlar mesela 16 milyon Dolarlık bomba yapıyorlar hemen gidip Afganistan’da deniyorlar. 16 milyon Dolar hemen o şirkete gidiyor para, adam da deneme yapmış oluyor. Ondan sonra seri üretime geçiyorlar. Bir bomba 16 milyon Dolar. Oluk oluk halktan para toplanıyor, adamlara veriliyor onlar da Müslümanların başına yağıyor İttihad-ı İslam olmadığı için.

 

(Başbakan Binali Yıldırım balkon konuşmasında şunları söyledi; “Bilmeyen öğrensin, duymayan duysun, bölücü hainler aklına koysun; kardeşiz, tek vücuduz ve tek bir milletiz, farklılıklarımızla bir bütünüz. Farklı fikirlerimiz, farklı düşüncelerimiz olacak ama birliğimizi, beraberliğimizi koruyacağız. Kimse kimseden üstün değil. Bizim nezdimizde öteki yoktur, beriki yoktur. Kimsenin kalbi kırık olmasın. Kutuplaştırıcı dilden kurtulacağız” dedi.)

Çok güzel konuşmuş. Hep isabetli ve güzel konuşuyor maşaAllah. Çok güzel o yatıştırıcı konuşma. Binali Hocam’ı tebrik ediyoruz. Konuşmaları çok candan oluyor, tam baba adam yani. Fakat Sayın Bahçeli’nin konuşmalarını çok çok beğeniyorum. Mükemmel yani hep heyecan dolu konuşmaları. 

 

Tayyip Hocam'ın En Çok Sevdiğim Sözlerinden Biri Bu: "Biz Efendi Olmaya Değil , Bu Millete Hizmetkar Olmaya Geldik"  

Tayyip Hocam’ın mesela çok güzel bu sözü; “Biz efendi olmaya değil bu millete hizmetkar olmaya geldik.” En çok sevdiğim sözlerden biri bu ve onun bu kadar oy toplamasının ana nedenlerinden biri bu. Ama bak rica ediyorum kardeşi olarak, modernizme çok önem versin. Bir şey olmaz. Gelenekçi Ortodoks Müslümanları biz zaten koruyup kollarız, her yerde saygı görürler. Ama modern kitleye, modern hayata çok ağırlıklı önem vermesi lazım hükümetin. Yani asıl hedef kitlesi onlar olması lazım. Ama bu arada da modern kitle rahat huzur içinde yaşarken gelenekçi Ortodoks kesime de en mükemmel hayatı sunmak lazım. Mesela İsrail’de öyle oluyor; hayat çok modern ama Ortodoks Müslümanları da bayağı iyi koruyor hükümet. Aynısını yapmamız lazım.

 

Demokratik Bir Ülkeyiz, Heyecanlanacak Kargaşa Çıkacak Bir Durum Yok. Türkiye Olgun Huzurlu Aklı Başında Olarak Devam Eder

Referandum sonucuna saygı göstermek lazım. Demokratik bir ülkeyiz ama dediğim gibi anayasadan eğer memnun olmazsak gerekirse değiştiririz. Yani heyecanlanacak, kargaşa çıkaracak bir durum yok. Her şey sakin, olağan yine devam edecektir. Türkiye’de değişen hiçbir şey olmaz. Yine olgun, yine aklı başında, yine sakin huzurlu bir hayat devam eder.

 

Hayat Kaliteli Ve Modern Olursa Gelenekçi Kardeşlerimiz De Daha Rahat Yaşarlar, Daha Huzurlu Olurlar. Sanatsız Hayat Ruhu Ve Heyecanı Öldürür

Hükümet sanatçıya, sanata çok önem versin. Sadece Ortodoks gelenekçi insanların huzur içinde olacağı bir ortam esas olmaması lazım. Çünkü bir süre sonra onlar da mutsuz olurlar. Onlar da Avrupa’ya gitmek istiyorlar, Amerika’ya gitmek istiyorlar. Mesela “Ben bittim, oğlumu kurtarayım bari” diyor oğlunu gönderiyor. Oğlunu oraya göndermesinin nedeni kendisinin yaşayamadığı hayatı oğlu yaşasın diye istiyor. Mesela birçok gelenekçi hocanın çocuğuna bakıyoruz ultra modernler. Hepsini Avrupa’ya gönderiyorlar. Çünkü asıl yaşamak istediği hayat o onların. Oğluyla bir fikir ayrılığı yok onun. O sadece artık kaptırmış kurtulamıyor sistemden. Halbuki hem modern hem dindar çok rahat olunabileceğini biz gösteriyoruz.

 

(“Sayın Adnan Oktar, Kuran’da dekolte var diye uygulamak gerekli mi?” sorusuna cevap)

Tabii ki. Yani özgürsün ve bu bir güzellikse, bu bir sanatsa tabii ki uygularsın. Mesela heykel helal olan bir şey, yapar uygularsın. Resim helal olan bir güzellik, yapar uygularsın. Güzel olan her şeyi uygulamak lazım. Mesela kadına dekolte çok yakışıyor. Bütün Avrupa’da kadınlar dekolte, çiçek gibiler. Avrupa’yı güzelleştiren kadınların güzelliğidir. Avrupa’nın evleri, çiçekleri değil Avrupa’yı güzel yapan. Avrupa’nın kadınları güzel yapıyor. Çok şık giyiniyor genç kızlar, filinta gibi adeta yarışıyorlar şıklıkta güzellikte, insanlar da can atıyor onlara bakmaktan zevk alıyor onların güzelliğinden ve saygıda, hürmette de kimse kusur etmiyor. Avrupa’da kimse bir kadına laf atamaz, kimse hakaret edemez. Dekolte bir hanıma kimse bir şey söylemez.

 

Allah Ülkemizin Önüne Çıkan Engelleri Kaldırsın, Fitneyi Bertaraf Etsin. Modern Sahabe Dönemi Gibi İslam'ın Yaşanmasını Hakim Kılsın

Allah, Türkiye’nin büyümesini nasip etsin. İttihad-ı İslam’ın öncüsü olmasını nasip etsin. Türklük alemini de birleştirsin Allah. Önümüze çıkan manileri Allah kaldırsın. Hayırla sarsın ülkemizi, bereketle sarsın, kardeşlik ruhunu pekiştirsin, sevgiyi yaysın, modern, sahabeler devrindeki gibi gerçek İslam’ın yaşanmasına Allah imkan versin, yol versin. Allah insanların kalbini açsın, kalplerine ferahlık versin. Ülkemizden Allah fitneyi kaldırsın.

 

Kaderde Türkiye'nin Sonu İyi Ve Güçlü Olacak, Zor Günlerden Geçsek Bile Sonuç Mükemmel Olacak İnşaAllah

Kaderde Türkiye’nin sonu çok iyi olacak ama çok badirelerden geçeceğiz, çok olaylar olacak, çok ürkütücü gibi görünen olaylar da olabilir ama sonuç mükemmel, pırıl pırıl ve aydınlık olacak. Allah’ın gözleri üzerimizde. Allah bizi duyuyor ve işitiyor. Şu anda burada Allah her yerdedir. Allah’ın olmadığı hiçbir yer yoktur. Her yerde bizi dinler, her yerde bizi izler ve her şeyi O yaratır. Biz kendimiz yapıyormuş gibi zannederiz. O da Allah’ın sanatıdır. Mesela hakikaten biz konuşuyormuşuz gibi oluyor. Allah konuşturur. Yani konuşmayı insanın yapabileceği takati yoktur.

 

Allah Ahirette Her Nimeti Soracak

(Hazır paketli meyveler ve yemiş fotoğrafları) İşte Allah bunları hep ahirette soracak. “Nimetten sorguya çekileceksiniz” diyor Allah. Hepsi sanat eseri, hepsi birbirinden güzel. Hepsinin özel bir dizaynı var. Hiçbiri birbirine benzemiyor. Her birinin tadı, kokusu ayrı ve bitkiye hiçbir faydası olmayan sadece insana faydası olan maddeler var içinde. Yani meyveyle bitkinin hiçbir işi yok. Çünkü düşse çürüyüp gider. Ama içinde mineral, vitamin, her şey var insan için faydalı olan. Protein, yağ ne arıyorsan.

 

Kültür Ayrı Vicdan Ayrı Bir Şeydir. İnsanlar Vicdanlarıyla Oy Veriyorlar.

Tabii ki evet diyenler de vicdanıyla oy veriyorlar, hayır diyenler de. Genel kültürle değil bu. Yani bilgiyle değil. Vicdanladır. Her vicdana saygı duymak lazım. Zaten bu ortalı bir konu yani elliye ellidir. Yani ortalama, insanların mesela bir kısmı öyle karar verebilir, bir kısmı da öyle karar verebilir. Çekinceleri olabilir, o da vicdanlı bir karar vermiştir o da vicdanlı bir karar vermiştir. Ama içinde tabii ahlaksız insanlar var bu oylamaların içine katılanların içinde, vicdansız insanlar var. Onlar bizi ilgilendirmez ama halkımızın genel topluluğu vicdanlıdır. Evetçiler de vicdanıyla oy verdi, hayırcılar da vicdanıyla oy verdi. Hepsine saygı duyuyoruz. Bilgilik bir şey yok onda. Çok basit bilgiyle bu anlaşılır. Yani dağdaki çobanın da anlayacağı bir konu bu.  

 

Tayyip Hocam'ın Tüm Ömrü Çileyle Geçti, Tüm Hayatı Gözümüzün Önünde. Kendisini Eleştirenlerin Çoğu Onun Çilesinin Binde Birini Çekemez

Cumhurbaşkanı’na bütün millet güveniyor ben niye güvenmeyeyim? Tertemiz mümin insan, bütün hayatı gözümüzün önünden geçti, ta çocukluğundan itibaren biliyoruz. Aslan gibi delikanlıydı bak yaşlı başlı bir insan oluştu. Bütün ömrü çileyle geçti. Gazinosu yok, pavyonu yok, eğlencesi yok, şunu yok bunu yok. Acayip zor onun hayatı. Dünyanın en zor hayatını o yaşıyor diyebilirim. Yani eğlenceli bir hayat değil o. Beğenmiyorsan git bir hafta sen onun görevini yap ben senin alnından öpeceğim. Bir hafta, çok değil yani. “Yarın başka biri gelse” başka birini Allah getirir. Tayyip Hoca’yı da Allah getirdi. Gidecekse Allah götürür. Geleni de yine Allah getirir yine Allah götürür. Sonrasında gelen kişi kötüye kullanırsa biz burada boşa mı duruyoruz? Görevinden alırız. Millet olarak alırız görevinden. Zor olmaz. Allah öyle bir şeye müsaade etmez. Türkiye’de hiçbir zaman için Allah haine müsaade etmedi. Hep hainlerin başı ezildi. Hiç gördünüz mü cumhuriyet tarihinde yahut Osmanlı tarihinde hainlerin kapısının açık olduğunu. Hep Allah mahvetmiştir hainleri. Öyle bir şey olmaz.

 

(Yüksek Seçim Kurulu Başkanı şöyle bir açıklama yaptı; “Bazı sandık kurulu üyelerinin seçmene oy pusulasıyla zarfını mühürlemeden verdikleri görülmüştür. Sandık pusulası mührü taşımayan oy ve zarflar dışarıdan getirildikleri ispat edilmeden geçerli kabul edilecektir. Çünkü bu seçmenin kusuru değildir. Bu uygulama daha önce de yapılmıştır” dedi. Sayın Kılıçdaroğlu da bu duruma itiraz ediyor. “Seçim Kurulu’nun 98. Maddesinde “Mühür olmayan zarflar geçersiz sayılır” diyor. YSK buna aykırı davranamaz” diyor ve bu durumun seçimin meşruiyetine gölge düşürdüğünü söylüyor Kılıçdaroğlu.)

Kanun hukuk ortada. Kanun hukuka uygun olan görünüm var. Yani ben çok detaylı incelemedim ama kanunsuz bir şey zaten hükümet yapamaz, yapılmasını da teşvik etmez. Daha önceki uygulaması varsa makuldür yani. Eğer değilse hukuki yönden ispat ederler açıklarlar mesele hallolur.

Yüksek Seçim Kurulu’nun mühürsüz zarfları kabul etmesi daha önce beş seçimde kabul edilmişti. Yani aynı uygulama bu altıncı kere uygulanmış oluyor. Garip olan bir durum yok. Ama yine de bakalım inceleyelim hukuksuz bir şey varsa düzeltiriz, düzeltilir fakat olmayan bir şeyi söylemekle olmaz.