Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (2 Ocak 2017; 22:00)


DECCALİYET HAŞA İLAHLIK İDDİASIYLA ORTAYA ÇIKTIĞI İÇİN YILMAZ, CAN ALMAKTAN, TERÖRDEN, ANARŞİDEN VAZGEÇMEZ

Deccal, deccallik iddiasıyla ortaya çıktığı için yılmaz. Çünkü Allah olduğunu iddia ediyor. Yani Allah'tan daha üstün bir şey yok diyor. Ben de Allah'ım diyor, haşa. O zaman ben can alırım diyor. İnsanların canını alan benim, diyor. Canlarını da bağışlayan benim, diyor. Can aldığımı insanlara göstereceğim, diyor. Şu an can alıyor. Kendi taraftarlarına sizin canınızı bağışlıyorum, diyor. İşte benim cennetim diyor, İngiliz derin devleti olduğu gibi emrinizde diyor. Nereye gitseniz size iş de var, aş da var, imkan da var. Her şeyi sağlarım diyor. Şöhret, güç, büyüklük her şey olur diyor. Zaten deccale hizmet edenlere bir süre sonra o, haşa Allahlık vasfı veriyor. Siz de lordsunuz diyor. Seni de lord ilan ettim diyor. Sen de Allah'sın diyor. Birbirlerine lordum diye hitap ediyorlar. Yani Allah'ım diye hitap ediyorlar, haşa. Onun için deccal yılmaz, onu söyleyeyim. Yani hani diyorlar ya terörün belini kıracağız falan, İslam alemi birleşmeden, İttihad-ı İslam olmadan, Mehdi (as) zahir olmadan, İsa Mesih'le birlikte hareket etmeden deccalin ölümü diye bir şey yok. Deccalin  yenilmesi diye bir şey yok. Bakın, görün bütün şiddetiyle terör tırmanır. Yani deccal çünkü vasfı odur, Allahsız, Kitapsız sistemi savunur. Allah karşıtı olduğu için Allahsızlığı savunmaya devam edecektir. Allah olduğunu iddia ettiği için de can almaya devam edecektir. Dehşet ve şiddeti yayacaktır. Kendi taraftarlarını da işte kendince yaşattığını, cennetine koyduğunu iddia ediyor. Şimdi bunları da insanlar görüyor ve görmeye devam edecekler. İslam alemi birleşmeden, İttihad-ı İslam olmadan deccalin yenilmesi diye bir konu yok. Hiçbir ülke tek başına deccalle baş edemez. Yani dünyadaki şu an hiçbir ülke deccalle tek başına baş edemez. Mutlaka İslam birliği olması gerekiyor. İttihad-ı İslam olması gerekiyor. İlk çıktığında bilmiş bir mürşit gibi davranıyor deccal. İlk, en başında. Sonraki çalışmalarında kendisinin peygamber olduğunu, vahiy aldığını iddia ediyor. Etrafında işte o derin devlet yapılanması oluşmaya başlıyor. En son iddiası da ben Allah'ım diyor, haşa. Uluhiyet iddia ediyor. O zaman tabii çok delice bir ruh meydana geliyor, çok delice bir enaniyet ve kibir meydana geliyor.

Resulullah diyor ki: "Deccal çıktığı zaman herkes onu sahici bir mürşit sanıp peşine takılacak, sonra çalışmalarını sürdürecek, derken peygamberlik iddia edecek. Bunu gören akıl sahibi kişiler ondan ayrılacaklar.” Peygamberlik iddia ettiğini anlayınca. “Daha sonra Uluhiyet, ilahlık davasında bulunacak, -haşa- ben Allah'ım diyecek.” Taberani bunu sahabe olan Bin Mu'temer'den şöyle rivayet ediyor: (Medineli allame Muhammed bin Resul el Hüseyni el Berzenci, Kıyamet Alametleri, sayfa 212) Burada da Arapçası var.

“Şeytanlar ona ne istersen söyle yapalım, diyecekler” diyor, cin şeytanlar. “O da: “Haydi gidin insanlara benim onların Rabbi olduğumu söyleyin”” Allah olduğumu söyleyin “deyip her birini bir tarafa salacak” diyor. Dünyanın her tarafında şu an casusları, elemanları, yancıları İngiliz derin devletine yalakalık yapıyorlar, ama deliler gibi. Mesela Churcill'i kendilerine mürşit olarak gösteriyor. Churcill de lorddu, lordluk iddia ediyordu. Yani kendisinin Allah olduğunu iddia ediyordu. Bütün bu ekibin özelliği bu.

“Bir kısım insanlar deccalle sohbet edecekler ve diyecekler ki: “Biz onun kafir olduğunu biliyoruz. Yemeğinden yemek, ağacından faydalanmak için onunla arkadaşlık yapıyoruz” diyecekler” diyor.

“Deccalin tabileri, ona uyanlar çok fazladır” diyor Peygamberimiz (sav) . “Kendisine birçok kimse iltihak edip katılacak” diyor. (Et Tebrizi Veliyüddin Muhammed).

“Muhakkak ki deccal Harem (Mekke, Medine ve Beyt-i Mukaddes) dışında yeryüzünün tümüne galip gelecek.” Her yerde deccaliyet hakim olacak, diyor.

“Deccalin sayısız planları vardır” diyor Peygamberimiz (sav). “Ordusu isteksiz kölelerden oluşur. Fil orduları vardır deccalin” diyor.

Deccal insanları öldürürken iddiası şu: Ben Allah'ım diyor, fakat can alırım, can da veririm diyor. Daha önce de aynı, Cengizhan, Hülagü zamanında, Hülagü fitnesinde özellikle. O da aynı iddiada. Bak Firavun da aynı iddiada, Nemrut da aynı iddiada. Nemrut, ben de insan öldürürüm diyor. Ben de diriltirim diyor, Kuran'da geçiyor ayette. Bütün deccaller bu ifadeyi kullanıyorlar, Allah'ın hikmeti. Ama Darwinist felsefe açısından işte böyle vicdansız insanları teşvik etmek için de nüfusun fazlalığını söylüyorlar. Yani ne kadar fazla insan öldürürsen, o kadar insanlık rahat eder diyorlar.  Ve kitle katliamlarını teşvik ediyorlar. İslam aleminin de çok kalabalık olduğunu söylüyorlar. Ne kadar çok ölürseler o kadar kargaşa olmaz, o kadar huzur olur diyorlar. Yani şeytani bir mantık. Halbuki imanla, sevgiyle netice alacakken öldürerek netice alalım diyorlar. Çok şeytani, manyakça, psikopatça bir fikir.

İmam-ı Sadık diyor ki: “Deccal ilk önce Türk’le savaşır.” Bak Türklere saldırmaya başladı, görüyorsunuz. “Sonra deccalin kökünün kazınması Mehdi'nin eliyle olur. Mehdi ilk sancağını açıp Türklere yönelir.” Yani Türkleri kurtarmanın peşinde olur ilk sancağını açıp. (Yevmul Halas, sayfa 329). İmam-ı Sadık'tan hadis, 1300 yıllık hadis.

 

HADİS AÇIKLAMALARI

“Türklerde kargaşa çıktığında” diyor Resulullah (sav) “artık Mehdi’nin çıkışını bekleyin. O çıkıp adalet getirecektir” diyor. Bihar’ul Envar bin yıllık kitapta. “Türklerde karmaşa çıktığında artık Mehdi’nin çıkışını bekleyin. O çıkıp adalet getirecektir.” Resulullah (sav) söylüyor bunu. Bihar’ul Envar 1.cilt 160. sayfada.

“Kaiminiz Mehdi çıktığında hevesler cimriliğe dönmüşken onları doğru yola çeker. İnsanlar Kuran’ı kendi fikirlerine döndürmektelerken fikirleri Kuran’a döndürülür” yani kötü niyetle Kuran’ı değiştirmeye kalkarlarken insanlar gerçek anlamda Kuran’a döndürülür diyor Mehdi (as) vesilesiyle. “Kitabın terk edilmiş hükümlerini Mehdi hayata döndürür” diyor. Bihar’ul Envar’da 1.cilt 159. sayfa

Ebû Saîd el-Hudrî nakletti “Resulullah bize deccal ile ilgili bilgi verdi” diyor. Sürekli bilgi veriyor Peygamberimiz (sav). Bak şu an yasak, alimler falan hiç deccal hakkında bilgi vermiyorlar. Bu deccalin çıktığını gösteriyor. Bunu Cübbeli de diyor “Deccalden bahsedilmedikçe, Mehdi’den bahsedilmedikçe bilin ki deccal zuhur etmiştir” diyor deccalin zamanında. Mehdi’den ve deccalden alimlerin bahsetmemesi durumunda en büyük alamettir ki Mehdi de deccal de zuhur etti, bunu bileceksin.

“Deccal Medine’nin içine girmesi yasakken çıkacak” yani İstanbul Medine. Bihar’ul Envar’ın 1.cildinin 139.sayfasında. Bin yıllık eser. Bak “Deccal Medine içine girmesi yasakken çıkacak. Bu nedenle Medine yakınlarında bir yere gelecek” İstanbul’a giremiyor. Ama İstanbul’un yakınına bir yere gelecek diyor. “O dönemde dünyadaki insanların en iyisi “andolsun bu deccal” diyecek” diyor. Deccale teşhis koyacak, ilk teşhisi koyuyor. “İstanbul’un yakınında bir yere gelecek.” diyor. Tabii çok büyük olay olacak geldiğinde de.

Hz. Sa’b İbn-i Cesame (ra)’dan rivayet edildi, sahabe. “Deccal insanlarca kendisinden bahsedilmekten zuhul edilmedikçe” unutulmadıkça ve vazgeçilmedikçe “ve imamlar da cami minberlerinde ondan bahsetmeyi terk etmedikçe çıkmaz.” Şu an ne oluyor? Terk.

“Mehdi (as)’ın hükmü Hızır’ın hükmü gibi olacak.” diyor. “Musa bin İmran’a nasıl ağır gelmişti Hızır’ın yaptıkları” diyor. Yani Hızır (as) meşreplidir Mehdi (as), ona işaret.

“Ahir zaman deccali dinin hafife alındığı dönemde çıkar. Dünyayı beyaz bir eşekle dolaşır ki eşeğin kulaklarının arası 20 metredir.” Yani süslü bir trenle gezeceği anlaşılıyor.

Deccal insanların mutluluğunu istemez, sevincini istemez. Herkesin kendisine dönmesini, kendisinin boyunduruğunda olmasını ister. Deccalin birçok şartı vardır. Oradaki insanlar ondan habersiz insanlar. Kendine -haşa- kul olmaya zorluyor insanları. Deccalin bir özelliği de insanlara mutsuzluk vermesidir. Yeis, ümitsizlik, korku, panik ve matem. Deccalin hedefi budur. İnsanları öldürmek veyahut manen öldürmek. Onların yaşam sevincini yok etmek, heyecanını yok etmek, mutluluklarını yok etmektir. Onun için Deccalin en kızacağı şeylerden biri de neşe ve sevinçtir. Neşeye saldırır deccal, sevince saldırır, mutluluğa saldırır, güzelliğe saldırır, birlik beraberliğe saldırır ve en çok imana saldırır. Kuran’a saldırır, imana saldırır. Hedeflerini iyi bilmek lazım.