Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (31 Aralık 2016; 22:00)


KURAN'DA EN ÖNEMLİ KONU MÜNAFIKLARLA İLMİ MÜCADELEDİR

Kuran’da en önemli konu küfürle mücadele değildir, münafıkla mücadeledir. Küfür açıktır, sarihtir. Yani hedefini açık belli eder. Kendini de açık belli eder. Mücadele metodu da açıktır. Ama münafık öyle değildir. Münafık çok kahpedir. Müslümanların içerisinde şeytani bir zekayla çok ince girift olarak ayrılmamak şartıyla mücadele eder. Ama tabii münafığın bütün taktiği hep Müslümanların içinde olmaz Kuran’daki ifadesiyle. Münafık ikinci aşamasında ayrılma aşamasına girer. Ayrılmasından amaç da “bak, ben gidiyorum siz de gidebilirsiniz. Gidince hiçbir şey olmuyor görüyorsunuz. Bir bela da olmuyor, bir şey de olmuyor, Allah bir dert vermiyor, hiçbir şey olmaz. Dolayısıyla arkası gelsin” anlamındadır yaptığı şey. Fakat içi de rahat etmez münafığın. Yani arkasının gelmesinin mümkün olup olmadığını da merak eder. Onun için ayette diyor “bedevilerin” yani nasıl diyelim bu devre göre, “bilgisi az olan insanların yani az okuyan, az araştıran insanların içerisinden sizi takip ederler” diyor. Yani ne yapıyorlar acaba, ne ediyorlar, ayrılan oluyor mu, bela geliyor mu, bir dert geldi mi? “Size bir iyilik dokununca tasalanırlar, size bir kötülük isabet ettiğindeyse buna sevinirler.” (Al-i İmran Suresi, 120) Yani “acı çekerler, ızdırap çekerler” diyor. Bizzat kendisi uygulayarak cemaatse yahut Müslümanların topluluğu neyse Peygamber (sav)’in yanından gidilebileceğini göstermiş oluyor. Mesela adam vahiy katibi, “vahiy katibi gider mi artık o gidiyorsa herkes gider” mantığı olabileceği için özellikle vahiy katipliği yapıyor. Adamlar şok oluyor tabii. Müslümanlar diyor ki; “artık vahyin gelişini görüyor bu adam, Peygamber de ona o kadar güvenmiş, Kuran’ı yazan insan, yani vahiy geliyor. O da yazıyor. Bu insan gittiğine göre o zaman biz de gidebiliriz” mantığını işlemek için bunu yapar münafık. Asıl köklü hedefi münafığın Müslüman cemaatini topluluğunu tamamen dağıtmaktır. Yani asıl hedefine o zaman ulaşacağını düşünür, yani nihai hedefi odur. Mesela bak, Münafikun Suresi, 7’de, “Onlar ki: "Allah'ın Resûlü yanında bulunanlara hiçbir infak (harcama)da bulunmayın, sonunda dağılıp gitsinler” derler. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır. Ancak münafıklar kavramıyorlar.”  Yani bir kavramama akıl zaafı çok güçlüdür münafıklarda, Allah onu bir mucize olarak belirtiyor. Çok zeki oluyor ama kavrama yeteneği, anlama ve akıl yeteneği çok düşük oluyor. Yani delilik derecesinde anormaldir münafık o yönüyle. Fakat bak diyor ki; “sonunda dağılıp gitsinler” Münafığın bütün eylemleri Müslüman topluluğunu dağıtmaktır.

Mesela Ahzab Suresi, 20’de “Onlar (münafıklar, düşman) birliklerinin gitmediklerini sanıyorlardı. Eğer (askeri)” veyahut polisiye “birlikler gelecek olsa, çölde bedevi-Araplar arasında olup sizin haberlerinizi (ordan) sormayı cidden arzu ediyorlardı.” Yani cahil, bilgisi eksik olan insanların arasına dağılıp gizlice haberlerinizi yani ne oldu ezildiler mi? Saldırıya uğradılar mı? Tamamen dağıldı mı? Onun haberini bekliyor. Yani tamamen dağılması için Müslümanların neler yapılabilir uzaktan onun stratejisini yapmak istiyor. “Fakat içinizde olsalardı ancak pek az savaşırlardı.” Diyor. Hakikaten münafık hiç hizmet etmek istemez. Yani onun bariz vasıflarındandır. Küfre hizmette akıl almaz çalışkandır münafık. Yani muazzam yeteneklidir küfre. Mesela Darwinizm’i anlatma görevi versen, “Darwinizm’i savun” desen anlatır. “Rumiliğin içerisindeki gizli dinsizliği anlat” dersen anlatır. “Homoseksüelliği savun” dese birisi ona savunur. Yani çok mesela “Müslümanların aleyhine bilgi topla” desen, yapar. Yani muazzam yeteneklidir. Ama “İslam’ı anlat, Kuran’ı anlat, iman hakikatlerini anlat” dersen anlatmaz. Anlatıyorsa bile onun arasına küfür sızıntıları koyarak Müslümanlara anlatmak ister. Mesela Kuran ayeti açıklarken derin devletin bir işaretiyle onu anlatır. Mesela derin devletin bir sembolüyle onu anlatmaya çalışır. Veyahut başka bir konuyu anlatırken içerisinde homoseksüelliği de savunan gizli çizgiler olacak şekilde anlatır. Yani münafığın her yaptığında bir pislik, bir kepazelik, bir ahlaksızlık vardır. Yani dikkatlice izlenirse, çünkü şeytan yardım ettiği için, şeytan desteklediği için hayret edilecek yeteneğe sahip olur, yani çok şaşırırsın. Nerede ne zaman buluyor diyerekten. Mesela iman hakikati anlatır, bakarsın onun içerisine bile küfri sızıntılar koymuştur. Yani küfri semboller koyar, yani kelimeleri seçerken resim seçiminde olsun, konuşmalarının ahenginde olsun buna çok özen gösterir.

Mesela Müddessir Suresi 17 ve 25. Ayetler, Cenab-ı Allah şeytandan Allah’a sığınırım diyor ki; “Onu” münafığı “alabildiğine sarp bir yokuşa süreceğim.” Diyor bak, “alabildiğine sarp bir yokuş” Münafığın hayatı zordur, yani çok çetin bir hayatı vardır. Çünkü sürekli bir kargaşa, savaş, mücadele ve anarşi içindedir ruhu. Onun için bak, Cenab-ı Allah diyor ki; “Onu alabildiğine sarp bir yokuşa süreceğim.” Hayatının hiçbir anı huzurlu değildir münafığın. Sürekli kargaşa, sürekli talepler, sürekli eleştiri, sürekli kin, sürekli öfke, sürekli huzursuzluk vermek, sürekli rahatsızlık vermek üzerine kurulu bir şeytani ruh yapısına sahiptir. Kuran buna şu şekilde işaret ediyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. Bir daha söylüyorum. “Onu” münafığı “alabildiğine sarp” bak alabildiğine, sarp demek yani normal bir insanın çıkamayacağı, yapamayacağı “sarp bir yokuşa süreceğim.” Yani zorlanacak. Yani “öyle bir ortama sokacağım onu” diyor Allah. “Çünkü o, düşündü” bak, münafık düşünüyor “ ve bir ölçü tespit etti.” Yani münafık planlarını ince ince ölçüyle hazırlar. Bir ölçü tespit etti. Yani ahlaksızlık yapmadan önce onu planlar. “Kahrolası” diyor Allah. Bu zaten münafığın kahrolacağını gösteriyor, belasını bulacağını gösteriyor bu ayet. “Kahrolası, nasıl bir ölçü koydu?” diyor Allah. Şaşırtacak, şeytani olduğu için hayret edilecek ölçüleri vardır münafığın, yani mücadele metotları çok şaşırtıcıdır. Sürekli yeni yeni taktikler, yeni yeni yöntemler bıkıp usanmadan onları oluşturur. Ama Cenab-ı Allah onu Kendisi’nin oluşturduğunu söylüyor, ona yarattığını söylüyor. Bak, “Onu alabildiğine sarp bir yokuşa süreceğim.” Yani o kargaşanın ruhunu onda yaratan da Cenab-ı Allah’tır ama o kendinden zanneder tabii ki. “Yine kahrolası, nasıl bir ölçü koydu? Sonra bir baktı.” Münafığın pistir bakışı, Kuran ona dikkat ediyor. Bak, “Sonra kaşlarını çattı” Bak, bakması pis, sonra bak kaşlarını çatıyor yüzünde pis bir ifade itici böyle alçak, kahpe bir ifade oluşturuyor. Bak, “kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti.” Demek ki yüzüyle münafık muazzam oynuyor. Pis de gösterebilir, böyle müşfik sakin de gösterebilir. Yüzü onun adeta kukla arenası gibidir. Kukla sahnesi gibidir, oynar yüzüyle yani münafık, yani tiyatro sahnesi gibidir suratı münafığın. “Sonra kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti.” Yani yüzüne pis bir ifade veriyor. “Sonra da sırt çevirdi” Münafık aniden döner gider özelliğidir yani, aniden döner gider. Yani manyak bir hareket olduğu için Cenab-ı Allah buna da dikkat çekmiş. Ummadığın hareketler yapar münafık. Mesela dururken birdenbire sırtını dönüp gidebilir. “ve büyüklük tasladı (istikbar)” enaniyet ve azgınlıktan yüzünde korkunç bir kibir ifadesiyle, şeytani bir ifadeyle ortaya çıkıyor. “Böylece:” bak konuşmaya başlıyor. “Bu, yalnızca 'aktarılarak öğrenilen' bir büyüdür" dedi.” Mesela ağzından hemen alçakça bir ifade çıkıyor bak, “Bu, yalnızca 'aktarılarak öğrenilen'” şimdi münafık demek konuşurken kendince bilimsel, tarihe de dayandırarak konuşuyor ikna etmek için. Yani böyle doğrudan bir ifade değil de kendince ikna edici olduğunu düşündüğü tarzda, bilimsel gördüğü tarzda konuşuyor. Bak, “Bu, yalnızca” bak, önden de telkin yapıyor “yalnızca aktarılarak” ondan ona, ondan ona aktarılarak “öğrenilen'” ki “Peygamber de bu şekilde öğrendi” diyor. “bir büyüdür” dedi.” Şimdi Peygamber (sav)’e olabilecek en çirkin sözlerden birini söylemiş oluyor. “bir büyüdür” yani Peygamber (sav)’in de büyücü olduğunu söylüyor dolayısıyla. “Bunu da başkasından öğrendi” diyor. “Yani kendi de biliyor değil” diyor. “Başkası ona öğretti” diyor. “Bu, bir beşer sözünden başkası değildir.” Yani alelade göstermeye çalışıyor dini. Allah’ın hükümlerini alelade göstermeye çalışıyor ki Müslümanlar soğusun, şüpheye düşsün, kuşkuya düşsünler, Peygamber (sav)’in etrafından dağılıp gitsinler. Nihai amacı Müslüman topluluğunu yok etmek, dağıtmak. Ama peki bilinçaltında buna inanıyor mu? Bilinçaltında inanmıyor. Bilinçaltında Kuran’ın hak olduğuna inanıyor, kanaati geliyor. Bak, Allah diyor ya ayette “zulüm ve büyüklenme dolayısıyla” diyor “bunları inkar ettiler.” (Neml Suresi, 14) Yani bilinçaltında çünkü mükemmel bir ahengi var Kuran’ın, kusursuz bir anlatımı var. Ve 19 mucizesini de görüyor. Nefes kesici bir şey bu, muazzam bir mucize. Zaten “ölçtü” diyor bak, “bir ölçü koydu” diyor. Yani on dokuza işaret var burada. Bunları gördüğü halde millet, insanlar iman eder inanır diye tam aksini söylüyor. Ama yalan söylerken de inandırıcı olması için kendince onların inancına uygun ve bilimsel görünümlü gibi bir anlatımla anlatıyor. “Bu, bir beşer sözünden başkası değildir.” Diyor. “Onu Ben, cehenneme sürükleyip-atacağım.” Yani “münafıkların sonu budur” diyor Allah. Yani acele etmeyin anlamına geliyor bu. “Cehennem (sakar)” “Ne sakar adamsın” falan derler ya, bilirsiniz “sakarlık yaptı” derler. “Cehennem (sakar) nedir, sen bilir misin? Ne alıkoyar, ne bırakır.” (Müddessir Suresi, 27) Yani tutuyor gibi de değil, rahat hareket ediyor ama bırakmıyor da. Çünkü özgür hareket ediyor cehennem içinde ama özgürlüğü nereye giderse belayla karşılaşıyor, nereye giderse korkunç dehşet verici bir olayla karşılıyor. Özgürlüğünden gaye dünyadaki özgürlük merakını Allah orada onu belaya çeviriyor. Var ya dünyada münafıklar öyledir.

 

MÜNAFIĞIN RUHU SÜREKLİ KARMAŞA VE ANARŞİ İÇİNDE OLDUĞU İÇİN HAYATININ HİÇBİR ANI HUZURLU DEĞİLDİR, SÜREKLİ KİN VE ÖFKE İÇİNDEDİR

Sürekli gezmek, sürekli hareket etmek, sürekli ruhunda anarşiden dolayı sabit bir yerde durmak istemez münafık, muazzam hareketlidir. Yani içinde dehşetli bir sıkıntı vardır iman zaafından kaynaklanan, Allah’a uzak olmaktan kaynaklanan, Allah’a karşı mücadele vermekten kaynaklanan ve Allah’ı zikretmemekten kaynaklanan ruhunda muazzam bir ızdırap vardır. Onun için Allah Kuran’da diyor şeytandan Allah’a sığınırım. “Kalpler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur.” (Rad Suresi, 28) Münafık da Allah’ı zikretmek en rahatsız olduğu konudur. Allah’ı zikretmek istemediği için de Allah muazzam bunaltır münafığı. Ayette diyor ya şeytandan Allah’a sığınırım. “Yer ise, bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti” (Tevbe Suresi, 25) Çok sıkılıyor. Ama imana döner İslam’a dönerse o sıkıntı kalkar. Allah’ı zikrederse o kalkar. “Ne alıkoyar, ne bırakır.” (Müddessir Suresi, 28) Yani o özgürlüğünü Allah işte orada burnundan getiriyor. Mesela bir yere kaçmak istiyor bir macera aramak istiyor, orada başını bir belanın içine sokuyor. Allah orada mesela bir batağa düşürüyor onu. Bir başka yerde kaçmaya kalkıyor mesela kaynayan kükürdün içine düşüyor. Oradan kaçmaya çalışıyor bir başka bir başına bela geliyor. “Beşere delicesine susamıştır.” (Müddessir Suresi, 29) diyor. Yani cehennemin tamamı şuurlu olduğu için, yani “insanlara azap vermek için delice bir hırsı var” diyor cehennemin. “Onun üzerinde on dokuz vardır” (Müddessir Suresi, 30) On dokuz melek var. Melekler orada cennet hayatı yaşıyor cehennemin içinde, yani bak, algının şeklini görüyor musun? Mesela aynı varlık orada cehennem azabı yaşarken, melek cennet hayatı yaşıyor cehennemin içerisinde, gayet mutlu. Mesela ateş ona başka türlü görünüyor. Cehennemin dereleri ona başka türlü görünüyor. Cehennem evleri ona başka türlü görünüyor, yani algısı başka türlü. Yani onların algısı ayrı, cehennem ehlinin algısı ayrı, meleklerin algısı ayrı. O mesela sonsuza kadar duruyor cehennemde gayet mutlu. Ama yani aynı cennetteki gibi mutlu. Algısını Allah öyle aldırıyor çünkü. Algının önemini de burada görmüş oluyoruz. Çünkü neyi algılarsak o şekilde olmuş oluyor. Mesela birisi soğuğu soğuk algılarken bir başkası sıcak algılayabiliyor mesela birisi de ılık olarak algılıyor. Mesela birisi tuzlu olarak tat alırken biri şeker tadı almış oluyor. Birisi mesela kükürt kokusu alırken biri gül kokusu şeklinde alıyor. Aynı kokuyu almıyorlar.

 

MÜNAFIK İSLAM'A HİZMET ETMEDİĞİ İÇİN İÇİNDE CEHENNEM ATEŞİ GİBİ SIKINTI VARDIR. O SIKINTIYLA SÜREKLİ SALDIRACAK YER ARAR, MÜSLÜMANLARI OYALAR

İslam’a hizmet etse münafık o meşgaleyle Allah onun üstünden sıkıntıyı alır. Ama İslam’a hizmet etmek istemediği için münafığın içinde cehennem ateşi gibi ateş vardır, acayip sıkılır, bunalır. Onun için o azgınlıkla Müslümanlara saldırganlığı daha da artar, böyle kavga edecek, kepazelik çıkaracak, ahlaksızlık yapacak konular arar ve şeytan ona sürekli ilham eder peş peşe. Mesela “sarımsak istiyorum” diyor adama sarımsak sağlanıyor, “şimdi soğan istiyorum” diyor soğan sağlanıyor, “şimdi mercimek istiyorum” diyor baş belası bak mercimek sağlanıyor, “şimdi acur istiyorum” diyor acur geliyor. Ondan sonra diyor ki Cenab-ı Allah; “Allah bir sığır kesmenizi emretti.” “Nasıl bir sığır?” Diyor bak baş belası. Tarif ediyor Cenab-ı Allah anlatıyor, o “tam olmadı” diyor “daha detay ver” diyor. Bak hem Allah’ın hükmünü beğenmiyor, hem Peygamber (sav)’in de açıklamasını beğenmiyor. Vahiyle geliyor Peygamber (sav)’e, Allah’ın vahyini beğenmiyor. “Olur mu?” Diyor “bütün sığırlar birbirine benzer” diyor “daha detay istiyorum ben” diyor. Amacı yapmamak ve Müslümanlara eziyet edip rahatsızlık vermek, sıkmak, vaktini almak halbuki Peygamber (sav)’in makamı yükseliyor her gelen ayet, hükümde onlara gösterdiği her sabırda Hz. Musa (as)’ın sonsuza kadar olan hayatındaki makamı yükseliyor, Allah ömrünü de uzatıyor ve sağlık, sıhhat veriyor ona. Onu yapana Allah bela veriyor. Mesela Samiri ömrünün sonuna kadar tek başına sürünerek yaşadı, belanın, hastalıkların içerisinde yaşadı ve köpek gibi öldü gitti ve ahirette de sonsuza kadar azap çekecek cehennemde. Gayya kuyusuna atılacak, en derin kuyuya sonsuza kadar, bak ahmaklığını görüyor musun? Hz. Musa (as)’nın talebesi olarak güzel yaşamak varken, Firavun’un yamağı olmaya kalkıp sonsuza kadar azap çekmeyi kabul etti, ahmak kafada, kendini çok akıllı zannediyor ama bunun kaderinde işte bu da bir mucize, Cenab-ı Allah’ın mucizesi.

 

MÜNAFIK MÜSLÜMANLAR KOF HALE GELSİN İÇİ BOŞ HALE GELSİN İSTER. "BEN İSLAM'DAN ÇIKTIM BİR ŞEY OLMUYOR" MESAJIYLA İNSANLARI YÖNLENDİRMEK İSTER

Münafığın amacı kof bir Müslüman modeli, kof bir cemaat, kof bir topluluk, kof bir ümmet meydana getirmektir yani içi boş bir ümmet meydana getirmektir. Bunu birçok yerde sağladı münafıklar. Mesela ben İslam’dan çıktım bak, bir şey olmadı mantığı veriyorlar. Bak, İslam’la benim alakam yok, bana bir şey olmadı mantığı veriyorlar, cesaret veriyorlar zayıf akıllı olanlara. Mesela ben sürekli bir şeyler istiyorum, sürekli tahribat yapıyorum; siz de bir şeyler isteyin, siz de tahribat yapın, siz de kavga çıkarın, siz de olay çıkartın, siz de fitne çıkartın, siz de ukalalık yapın, züppelik yapın, siz de çakallık yapın, bilmişlik yapın, tartışmacı olun, saygısız olun, densiz olun münasebetsiz olun. Yani küfür ahlakını göstererek küfrü sükseli gibi gösteriyor münafıklar. Mesela İslam'ı tebliğ etmeyip siz de tebliğ etmeyin, işte ben boş oturuyorum siz de boş oturun. Adam akşama kadar elinde çekirdek torbası, televizyon seyrediyor kendi aleminde. İslam onu ilgilendirmiyor, din ilgilendirmiyor; Müslümanların ezilmesi, perişan olması ilgilendirmiyor. İşte nasıl üstün olabilir, nasıl büyük olabilir, nasıl yüce olabilir onun kafasında, onun derdinde oluyor. Büyümek istedikçe küçülüyor. Büyümek istedikçe Allah onu aşağılıyor. Daha da beter perişan oluyorlar. Müslümanlığı kof hale getirdiler, en büyük tehlike o. Birçok yerde oradan netice alıyorlar. Münafıklar çok büyük bir kitle haline geldi Müslüman topluluklarda. İmanlılar eğer bir arada olursa bu münafık yapılanması saniyeler içerisinde gider, saniyeler içerisinde.