Sayın Adnan Oktar'ın 6 Mart 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklar


A9 TV, 6 Mart 2017

 

(Vatandaşlar 15 Temmuz gecesi Genelkurmay Silahlı Kuvvetler Komuta Harekat Merkezi’ni darbecilerden geri almaya çalışmıştı. Yeni ortaya çıkan bilgilere göre, vatandaşlar karargaha giremeyince başka çareler aramışlar ve tank tarafından ezilen bir polis aracının plastik aksamlarını ateşe verip, emici fanların olduğu havalandırmaya atmışlar. Havalandırmaya atılan parçalar, binanın dumanla dolmasını sağlayınca darbeciler burayı terk etmek zorunda kalmış.) 

Türk aklına bak, maşaAllah çok akıllılar. Ne kadar pratik çözümler buluyorlar, mucize bu maşaAllah. Ama işte eğitim verilmesi lazım. İşgale karşı, darbeye karşı, halk bilinçlendirilip eğitim verilmesi lazım. Ne olur darbeye karşı eğitim verilse? Asker de eğitilmesi lazım, polis de, halk da eğitilmesi lazım.

 

İslam Öncesi Kayıtlarda Mehdiyetin Anlatılması, Mehdiyetin Hak Olduğunun Önemli Delillerinden Biridir

Zerdüşt, Mehdi (as)’yi uzun uzun anlatıyor. Aynısı. Hazreti İbrahim (as) sayfalarında aynısı anlatılıyor. Budha aynısını anlatıyor. Mehdi’yi aynısıyla anlatıyor, sakalını, saçından, boyu posunu aynısıyla anlatıyor. Aztek yazıtlarına bakıyoruz, orada da Mehdi (as) anlatılıyor. Ölü Deniz yazıtlarına bakıyoruz orada da Mehdi (as) anlatılıyor. Yani hepsi ittifak halinde. Bu ne biliyor musun? Hepsi hak dinlerin bozulmuş hali. Zerdüştlük de hak bir dinin bozulmuş halidir. Mehdi (as)’yi çok kapsamlı anlatıyor. Ahir zamanda geleceğini, bütün dünyanın tek din olacağını, kardeşlik barış olacağını, silahların kalkacağını, savaşın kalkacağını Zerdüşt söylüyor. Budha da söylüyor. İnka yazıtlarında, Aztek yazıtlarında ne işi var? Orada da yazıyor. En eski yazıtlarda da var.

 

Tayyip Hocam Allah Rızası İçin Tüm Gücüyle Hizmet Ediyor. Böyle Şevkli Bir İnsana Engel Olmaya Yeltenmek Vicdanlı Bir Tavır Değil

Mehdi gibi bir nevi tabii, çok çile çekti, çok acı çekti. Aslan gibi delikanlıydı, baksana acayip yaşlandı, ızdırap sıkıntı. Son zamanlarda da acayip bunaltıyorlar, çok sıkıyorlar. Milletçe destek olalım da ferahça bu yollardan geçebilsin. Bunca sıkıntıya bir de tabandan da sıkıntı olursa, bu günah, ayıp, çirkin artık, hiçbir vicdan kabul etmez. Şevki güzel çünkü gayretli, bayağı aşkla gayret ediyor. Böyle bir insanın ayağına çelme takarak hızını kesmeye kalkmak vicdanlı bir davranış olmaz. Ahlaki bir tavır da olmaz. Ya sen kendin git yap, ya yapana destek ol, değil mi? Hayır, sen daha iyi biliyorsan gel tamam kabul. Bu şevk, bu heyecan, bu gayret varsa tamam. Tayyip Hoca da bir şey demez, gel. Kimse sana bir şey demez, seni seçelim. “Hayır, ben yapamam”, o zaman konuşma. Yapamıyorsan konuşma. O zaman yapana, başarılı olana destek ol, ayağına çelme takma. Bir de Tayyip Hocam biraz daha sakin olsun. Sıkılmasın, kendini boş yere sıkmasın. Millet seviyor onu, öyle bir şey yok. Yanındayız da ayrıca. Bunalacağı bir şey yok, stresli olmasın. Tevekküllü olsun. Son derece rahat olsun. İşler tıkır tıkır gider, hiçbir şey olmaz. Bir de etrafındaki insanların bazıları daha usta olsun. Beceriksizlik günah, bu insanı çok sıkar yani, çok ızdırap verir. Bir lider için, etrafında beceriksiz insanlar olması çok bunaltıcıdır, çok zordur. Ne desin şimdi Cumhurbaşkanı adam, farz edelim mikrofonu açıyor çalışmıyor, araba bilmem ne, bu çok sıkıcı ne desin yani? Yahut bir görev veriyor, adam yapmamış. Yani herkes elinden geldiği kadar destekçi olsun, yardımcı olsun. Ama Tayyip Hoca da kendini sıkmasın, o onun sağlığına da zarar verir. “Almanya izin vermedi”, vermesin Allah Allah gitmezsin. Almanya’yla bizim ne işimiz var? Telekonferans yaparız, değil mi? Olay biter yani. Televizyondan zaten bütün Türkler izliyorlar onu. Herkes de izliyor yani. Bir salon toplantısına gerek yok. Herkes evinde izliyor. “Almanya’daki vatandaşlarıma açıklama yapacağım” dersin, biter.

 

(Sayın Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya’ya yönelik sözlerine destek veren bir açıklama yaptı. “Sayın Cumhurbaşkanı dört milyon Türk’ün yaşadığı Avrupa’yla ilgili olarak; “Ben istersem gelirim. Kapıdan sokmadığınız zaman da, dünyayı ayağa kaldırırım” demiştir. Sayın Cumhurbaşkanı eğer Avrupa’ya gitme kararındaysa yalnız değildir. MHP Genel Başkanı olarak ben de kendisiyle birlikte Avrupa’ya gelirim. Türk dünyasının önemli bir parçasını oluşturan Avrupa’da, yeni bir Türk ruhunu ortaya koymak üzere Sayın Cumhurbaşkanı’yla birlikteyim” dedi.)

Allah razı olsun. O zamanlar istirham etmiştim, dedim “Tayyip Hoca’yı yalnız bırakma.” Vicdanlı bir insan, ehli vicdan tabii. Olay parti meselesi değil. Hakikaten çok güçlü şekilde sahip çıkıyor. Sevabı çok, sevabı çok. Yalnız bırakmaması… Çünkü devletin sırlarını bildiği için olayın fevkaladeliğini anladı Sayın Bahçeli. Şimdi halkın bilmediği birçok şey var. Yani kepazeliğin boyutu anlatılır gibi değil. Bu NATO’da işin içinde, İngiliz derin devleti de işin içinde. Yani olay büyük. Tek başına bir insanı onlarla baş başa bırakırsan artık insaf yani. Bunu hangi vicdan kabul eder? Olay siyaset meselesi falan değil. AK Partili olmasın bir şey olmaz. Hangi partiden olursa olsun ama bu Türkiye’nin bir tane Cumhurbaşkanı var, Türkiye’yi temsil ediyor. Sahip çıkmak lazım.

 

Cehennem Ehli, Cehenneme Layık Bir Ahlaksızlıkla Yaratılmıştır. Bizim Bildiğimizin Ötesinde Garip Birer Mahlukturlar

Normalde cehennemden çıkış yok. Ama Cenab-ı Allah diyor ki yani çok açık diyor “deve” diyor “iğne deliğinden geçerse cehennemden çıkarsınız” diyor yani çıkamazsınız anlamında diyor. Ama “Ben dilersem” diyor. Fakat cehennemdekiler için niye kafa takıyorsunuz? Onlar zaten oraya uygun tipler başka yerde rahat edemez onlar gerçekten. Onlara en uygun yer orası. Bunalır onlar başka yerde, adamı cennete koysan yaşayamaz onlar. O ahlaksızlık yapacak biriyle uğraşacak, pislik yapacak, laf sokacak. Zaten Allah’ı inkar ediyor, orada da inkar ediyor.

Şimdi hayrettir, zannettiğimiz gibi değil onlar, etkilenmiyorlar yani mahluk. İnkar ediyor Allah’ı daha hala. Bir garipler yani.

Yani kaşarın kaşarı yani, azılı kaşar etkilenmiyor yani. Bir de cehennem ateşi diyoruz ama tabii bir azap var da cehennem ateşinde adam konuşuyor. Yani züppelik yapmaya yine devam ediyor, eli yüzü yanıyor, derileri dökülüyor yine konuşuyor. Yani bir kabus gibi bir yer öyle düşünün. Bizim tam anlayabileceğimiz gibi bir yer değil.

 

BOP, İngiliz Derin Devletinin İslam Alemini Kolay Yönlendirebilmek İçin Küçük Parçalara Ayırmak Projesiydi. Geçersiz Oldu

(BOP) İşte İslam alemini küçük küçük parçalara ayırmak ve İngiliz derin devleti tarafından yönetilmesi. Kolayca yönetmek, başka bir şey değil.

 

(Necati Özfatura, Türkiye Gazetesi’ndeki yazısında Osmanlı’ya karşı ayaklanan halkların İngilizlerin oyunları sonucu isyan ettiklerini ve bu oyunların hala devam ettiğini anlattı.)

Necati Hoca açtığımız yoldan kır atıyla büyük bir süratle yalın kılıç geçmiş, ilim kılıcıyla. Çok güzel. Çok hayırlı bir çığır açtık.