Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (5 Aralık 2016; 10:00)


MÜNAFIĞIN ÇİRKİN YÖNLERİNDEN BİRİ DE KURAN İLE MÜSLÜMANLIĞA SALDIRMASIDIR

Münafığın çok pis bir yönü de Kuran’la Müslümanlara saldırır. Münafık şımarıklığıyla her iyi şeyin kendinden olduğunu söyler, her kötü şeyin de Müslümanlardan kaynaklandığını söyler.

Araf Suresi 131’de, şeytandan Allah’a sığınırım: “Onlara bir iyilik geldiği zaman ‘Bu bizim için’ dediler;” yani bizden dolayı, bizim iyi imkanlarımızdan dolayı “onlara bir kötülük isabet ettiğinde (bunu da) Musa ve beraberindekilerin bir uğursuzluğu olarak yorumlarlardı.” Yani ‘Müslümanların meydana getirdiği bir uğursuzluk’ olarak yorumlarlardı diyor Allah. “Haberiniz olsun, Allah Katında asıl uğursuz olanlar” münafıkların “ ta kendileridir;” diyor Allah, “ama onların çoğu bilmezler.” Diyor. Çünkü ölü. Münafıkların çoğu ölüdür. Bir kısmının da kalbinde hastalık vardır münafığa çok benzer. O yüzden ayırt edilemiyor işte. Gerçek münafık düzelmez. Allah diyor “kalpleri parçalanmadıkça onlar vazgeçmezler” diyor. Yani ölmedikten sonra vazgeçmez. Ölünce vazgeçiyor ama ahirette yine ahlaksızlığına devam ediyor. Ahirette de münafık yine devam ediyor. Sonsuza kadar münafıktır münafık. Ama kalbinde hastalık olan düzeliyor. Çok benzer kalbinde hastalık olan. Münafığın aşağı yukarı tıpkısıdır ama onlar vazgeçiyor düzeliyorlar.

Ali İmran Suresi 78’de: Münafıklardan “Onlardan öyleleri vardır ki, dillerini kitaba doğru eğip bükerler,” yani Kuran’ın hükümlerini değiştirirler, anlamıyor gibi yapıp başka türlü yorumlamaya kalkarlar. Yani konuşmaları Kuran’a uygunmuş gibi davranırlar. “..siz onu (bu okur göründüklerini) kitaptan” Allah’ın hükmüdür diye “sanasınız diye. Oysa o kitaptan” Allah’ın hükmü “değildir.  Fakat onlar "‘Bu Allah Katındandır’ derler” diyor. Allah böyle dedi derler diyor. “Oysa o, Allah Katından değildir. Kendileri de bildikleri halde Allah'a karşı (böyle) yalan söylerler.” Bak kendileri de bilirler bunu diyor.

Allah Ali İmran Suresi 7’de: “Kalplerinde bir kayma olanlar,” yani hasta, münafıklık hastalığına yakalanmış münafık gibi “fitne çıkarmak ve” Kuran’ın “olmadık yorumlarını yapmak için ondan müteşabih olanına uyarlar.” Yani hiç alakasız hükümlere uyarlar.

Bakara Suresi 204’te Cenab-ı Allah münafık için, “kalbindekine” çirkin görüşüne “rağmen Allah'ı şahit getirir;” kalbindekine rağmen bak Allah’ı şahit getirir “oysa o azılı bir düşmandır.” Bak, “İnsanlardan öylesi vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider.” Münafıklar hep böyle kafalama yaparlar, eğlence keyif yeme içme, moda şu bu falan bununla zayıf insanları etkilerler. “dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider.” Zayıfsa kafası o hoşuna gidiyor. “Kalbindekine rağmen Allah’ı şahit getirir.” Yani doğrusunu bilmesine rağmen. Yani sahtekarlık yapıyor kalbinde içinde biliyor doğrusunu biliyor, doğrusunu bilmesine rağmen Allah’ı şahit getirir.  “..ve kalbindekine rağmen Allah'ı şahit getirir; oysa o” münafık  “azılı bir düşmandır.” Diyor Allah.

Mesela münafıklar “İnşaAllah Allah dilerse biz doğruyu buluruz” diyorlar. “Sığır kesin” diyor Cenab-ı Allah Bakara Suresi 70’te. Sanki dinle imanla alakaları varmış gibi sürekli detay soruyorlar. Halbuki normalde kesmek istemiyor. Bir daha soruyor, bir daha soruyor, bir daha soruyor.

 

MÜNAFIKLAR KENDİLERİNİ ÇOK OKUYAN ÇOK ARAŞTIRAN HALKIN BİLMEDİKLERİNİ BİLEN ÜSTÜN İNSAN OLARAK GÖRÜYORLAR. HAŞA ALLAH'TAN ÜSTÜN GÖRÜYORLAR

Münafıklar kendilerini çok okuyan, çok araştıran, halktan daha üstün, daha derin düşünen insanlar gibi görüyorlar. İnternete de hakikaten hakimler. Mesela bilgisayara hakim. Halkın hiç bilmediği bilgilere de gerçekten sahipler. Felsefe yönünde de halkın bilmediği bilgilere sahip ama kendilerini o yüzden insanlardan çok üstün görüyorlar. Fakat işin felaket tarafı, kendilerini Allah’tan da üstün görüyorlar. Bir kere zaten Allah’a inanmıyor fakat Allah’tan daha üstün görüyorlar. O yüzden insanlardan müthiş nefret ediyorlar. Kendini Allah gibi gördüğü için muazzam bir nefret ruhu oluyor. Müslümanları da akılsız gördükleri için her yerde onları ezdirmek, onları dolandırmak, onların imkanlarını kullanmak, onların başına bela olmak, pislik yapmak, Müslümanları tehdit etmek, alçaklık yapmak, ihbarda bulunmak, kitle halinde onları şehit etmek bu alçakların hedefi oluyor.