Sayın Adnan Oktar'ın 2 Mart 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklar


A9 TV, 2 Mart 2017

 

(Adıyaman’da 5.5 büyüklüğünde ve Urfa’da 4.6 büyüklüğünde 15 dakika arayla art arda depremler meydana geldi. Adıyaman Samsat Belediye Başkanı Yusuf Fırat yaptığı açıklamada: “Kaymakamın evi, belediye binası, hükümet konağı, köyümüzün yarısı yıkıldı. Ölen yok, artçı depremler şu anda da devam ediyor. Yıkılmayan ev yok” dedi. Adıyaman’daki depremde ilk verilere göre 22 kişi yaralandı. Diyarbakır Afat’tan 35 kişilik ekip 4 kurtarma aracıyla bölgeye sevk edildi.)

Bayağı ciddi deprem olmuş. Çünkü evler öyle uydurma ev değil, bayağı sallanmış. Efendim kardeşlerimiz hiç telaş etmesinler Cenab-ı Allah Kendisi’ni hatırlatıyor. Amacı Allah’ın Kendini sevdirmektir, dünyadan insanları uzaklaştırmaktır. Evleri yıkılanlar sadaka hükmünde sevap kazandılar, yaralananlar da gazi hükmündedir. Hepsine Allah uzun ömür, sağlık, sıhhat versin, afiyet versin. Mehdiyet devrinde bu var. Mehdiyet devrinde depremler kesintisiz devam edecek. 1980’den itibaren başlıyor 1990’larda, 1996’larda akıl almaz tırmanmaya başlıyor gördünüz çizelge olarak da gösterdik. Dünyanın 100 bin yıllık, 200 bin yıllık tarihinde olmamış bir şey, ilk defa oluyor. 300 bin, 500 bin yıl geriye gittiğimizde bile böyle depremler yok. İlk defa oluyor bu bir mucize.

 

(Depremlerle ilgili bir grafiğimiz vardı Adnan Bey, onu gösterebiliriz. Bu grafikte 1900 ile 2008 yılları arasında yeryüzündeki 6-8 arası şiddette depremlerde izlenen artış görülüyor. 1980 yılından sonra depremlerde ani bir artış yaşandığı çok açık görülüyor grafikte. Sadece 1999 yılında yeryüzünde küçük veya büyük şiddette 20 bin 832 deprem meydana gelmiş.)

Bakın bu eğer düşünen bir insan varsa, düşünen insanlar varsa ki var çok büyük ibret bu bak. Dünyanın 100 bin yıllık, 200 bin yıllık tarihinde olmayan bir şey Mehdi (as) devrinde ilk defa oluyor. Ve depremlerde akıl almaz bir artış başladı. Ve bak gittikçe de tırmanıyor yalnız çok manidar olan bu, dikkat çeken bu. Dünya kıyamete doğru gidiyor, kıyamete doğru kendini hazırlıyor.

 

Mezhep Alimlerini Taklit Edenlerin Büyük Bölümü Hz. Mehdi (as)'a Karşı Olacaktır

Bir hadis var daha önce de okumuştum, çoğu sonradan İslam’ı öğrenen insanlar olacağı ifade ediliyor Mehdi (as) talebelerinde. Muttaki işte gelenekçi Ortodoks Müslümanken Mehdi (as)’ye tabi olmuyor, zaten gelenekçi Ortodoks sistem içerisinde Sünni inançta Mehdi (as)’ye tabi olmak çok güçtür. Çünkü o zaten mezhebe tabi, koyu mezhep yanlısı o görüş içerisinde zaten Mehdi (as)’yle çatışır görüşleri, kabul etmezler yani öyle bir topluluk içerisinde Mehdi talebesi çıkması çok zor adeta imkansız gibi. Bunu fıkıh alimleri, geçmiş büyük alimler Mehdi (as)’den hadis anlatırken uzun uzun anlatıyorlar. En büyük düşmanı Mehdi (as)’nin diyor fukahanın büyük bir bölümü olacaktır fukaha. Yani içtihat alimlerinin mukallitleri olacak diyor. Halk ehlisünnet nasıl oluyor? İçtihat aliminin mukalliti oluyor. Mesela İmam Ebu Hanife nedir? İçtihat alimi. Mukallit nedir? Sünni vatandaşlar, Sünni insanlar. Bunların büyük bölümü Mehdi (as)’ye karşı olacaklar diyor hadiste. Bak içtihat alimlerinin mukallitleri Mehdi (as)’ye düşman olacak, karşıt olacaktır diyor. Büyük bir kitle olarak söylüyor bunu. Hatta “yetmiş bin sarıklı” diyor “başı tıraşlı, sakallı ve başı taylasanlı” çok detay veriyor bak “başı sarıklı, başı tıraş edilmiş, sakallı yetmiş bin kişi Mehdi (as)’ye karşı mücadele verecek” diyor. Çok büyük bir sayı demektir bu. Ve Mehdi (as)’yi zındıklıkla, kafirlikle ve dinden çıkmakla suçlayacaklar diyor hadislerde. Mehdi (as) talebelerinin zaten ilk başta diyor cenazesine bile gelmezler diyor, evlenmek istese evlenmezler, iş yapmak istese iş yapmazlar onlarla diyor. Mehdi (as) talebelerine muazzam bir baskı var ilk başta. Bunu çok uzun fukahadan büyüklerden anlatanlar var ayrıca tarikat ehlinden de bunu anlatanlar var. Mesela İmamı Rabbani Hazretleri Mektubat’ında bunu uzun uzun anlatıyor.

Fütuhat-ı Mekkiyye isimli eserinde Muhyiddin Arabi el-Endülüsî şöyle bildiriyor, “Mehdi (as)’nin açık düşmanları fakih alimler olacak çünkü halk arasında imtiyazlar kalmayacak.” Yine Muhyiddin Arabi Hazretleri Fütuhat-ı Mekkiyye’sinde 66. Bab cilt 3, sayfa 327’de “Mehdi (as)’nin döneminde din tamamen reyden arınmış olacak. Eski hüviyetini kazanacaktır.” Resulullah (sav) zamanı gibi olacak diyor. “Mehdi (as) vereceği birçok hükümlerde ulemanın mezheplerine muhalefet edecektir.” Yani her konuda onlarla fikren çatışacak. “Bundan dolayı Mehdi (as)’den uzak duracaklardır.” Ulema, fıkıh alimleri. Adam nasıl ona tabi olsun o zaman? “Zira zanlarına göre gerçekten Allah imamlarından sonra bir müçtehit bırakmadığını kabulleneceklerdir.” Yani Mehdi (as)’nin gelmeyeceğine inanacaklardır diyor. Bak görüyor musun? 1300 yıl önce Peygamber (sav) bildiriyor aynısını görüyoruz şu an. Ne diyor bir kısım fukaha adamlar açıklıyorlar. “Mehdi diye birisi yok öyle biri gelmeyecek diyecekler.” Ne diyor? “Allah imamlarından sonra bir müçtehit bırakmadığını kabulleneceklerdir.” Diyor. Yani bunun üstüne Ebu Hanife’den sonra İmam Malik’ten sonra bir müçtehit gelmeyecek diyecekler. “Halbuki en büyük müceddit, en büyük müçtehit hem hakim hem Mehdi hem mürşit hem kutbu azam olarak bir zat-ı nuraniyi gönderecek” diyor Bediüzzaman. “O zat da ehli beyti Nebevi’den olacaktır” diyor. “Kıştan sonra baharın gelmesi gibi Mehdi (as)’yi bekliyoruz” diyor. “Mehdi (as) geldiği vakit kendisi dahi kendisini bilmez” diyor. “Ve yakınları (havas) ve seçkinler onu imanın nuruyla tanıyabilirler” diyor. “Fakat ilk çıktığında bedahet derecesinde onu tanıyamayacaklar” diyor. “Hatta deccal dahi kendisinin deccal olduğunu bilmez” diyor başlangıçta.

“Kaim Mehdi zuhur ettiğinde kendilerini onun takipçileri sananlar” Mehdi (as)’yi savunanlar “bundan dönecekler.” Yani Sünni ya da başka kafada olacaklar ama bakacak ki Mehdi (as) kendi inancına uygun değil, kendi çıkarlarına uygun değil, Mehdi (as)’yi bırakıp ayrılacaklar ondan diyor. Bu çok manidar. Büyük gruplar halinde hatta Peygamberimiz (sav) hadiste üç kere diyor, büyük gruplar halinde ayrılırlar diyor münafıklar Mehdi (as)’den ayrılırlar diyor. Bak Peygamberimiz (sav) devam ediyor “Dinin dışında olanlar ise” işte Darwinistler, materyalistler, ateistler ise “Mehdi’ye inanacaklar.” Deminki arkadaşın sorusu. Bak 1400 yıl önce Peygamber (sav) bildiriyor bunu. (Beklenen Mehdi, Allame Muhammed Bakır el-Meclisi, Bihar-ül Envar İngilizce tercümesi cilt 13, eski baskı cilt 51 -52- 53) Yeni baskı Gaybet kitabı İmam Mehdi On İkinci İmam bölüm 2 orada da var aynı hadis.

İmamı Rabbani Mektubat’ında diyor ki “Geleceği vaat edilen Mehdi dinin tervicini (değerini artırmayı) sünnetin ihyasını” yani Allah’ın sünneti nedir? Kuran. “…ihyasını (yeniden canlandırmasını) murat ettiği (istediği) zaman bidat ehli ile ameli adet edinen” dinde olmayan şeyleri ortaya çıkaranlar “hasene zannı ile dini karıştıran” yani güzel bir şey yaptığını zannederek dini karıştıran dine ilaveler yapan, dinin aslında özünde olmayan şeyleri dinin emri olduğunu zanneden “bazı insanlar hayretle şöyle diyeceklerdir: “Bu kimse (Mehdi) dinimizi kaldırmak ve şeriatımızı izale etmek mahvetmek istiyor” derler” diyor. Mektubatı Rabbani 1. Cilt sayfa 535’te.

 

Hadis: “Hz. Mehdi Taş Gibi Kalpleri Yumuşatacak, Ölü Ruhları İmanın Nuruyla Diriltebilecektir”

El Kavlul Muhtasar fi Alametil Mehdiyyil Muntazar’da yine bu da çok eski bir eser “İmam Mehdi Allah’ın izniyle taş gibi kalpleri yumuşatabilecek, kömür gibi ruhları elmaslaştırabilecek, ölü ruhları imanın nuruyla diriltebilecek.” İsa Mesih gibi o da mesela adam ölü ona ruh gelmesini sağlıyor vesile oluyor.

 

Mehdi (as)’ye Karşı Şeytan Ve Şeytanın Bütün Avaneleri Karşı Olacaktır

Cin şeytanlar da musallat olacaktır Mehdi (as)’ye ins şeytanlar da musallat olacaktır. Münafıklar işte fıkıh alimleri, fıkıh alimlerinin mukallitleri yani ordu gibi yetmiş bin diyor yetmiş bin alim Mehdi (as)’ye musallat oluyor düşünün. Ve hepsini yeniyor Mehdi (as), Allah’ın hikmeti büyük bir mucize bu.

 

Darbe Tehlikesine Karşı Hükümetin Her An Tetikte Olduğunun Vurgulanmasında Fayda Var

Bazen söylüyorlar işte ‘darbe tehlikesi var’ diye, tamam da koskoca devlet var. Hayret, 60 darbesinde de hükümet nasıl müsaade etti? Ben anlamadım. Yığ sokağa polisi kardeşim. Polisle rahatça halledersin. Allah Allah, adam uçak kaldırmaya kalkarsa basarsın polisle indirirsin aşağı. Şu anda da öyle bir risk eğer oluşuyorsa Özel Harekat var, polis çeşit çeşit hizmete hazır. Halk da emredin hemen gereğini yapsın. İllaki vardır demiyorum ama gereken dikkatin de oluştuğuna inanıyorum. Milletin gönlü rahat olması lazım ama ara ara da tetikte olunduğu yani uyanık olunduğunun vurgulanmasında fayda var, çünkü bazı insanlar bazen tedirgin olabiliyorlar, bilgilendirmekte fayda var. Hükümet ara ara kararlılığını, devletin gücünü vurgulasa iyi olur. Gerçi askerin hiç niyeti yok bizim gördüğümüz kadarıyla ama Cem Küçük diyor ‘Anadolu’da hareketlenme var’. Kardeşim hareketlenme olan yeri söylesene mübarek, adı yok mu? Mesela ‘şu ilin şu ilçesi’ de. Polisle basarlar, gereği yapılır. Varsa paralelci, dikeyci, devlete isyan eden adam, ağır suçtur bu, gereği yapılır. Bunlar lafta bırakılmasın.

 

(Şehit Aileleri Derneği yayınladıkları videoyla ‘Referandumda Hayır’ denmesi gerektiği çağrısında bulundu. Yapılan açıklamada; “Biz bu ülke bölünmesin, üniter yapısını kaybetmesin diye elli bin şehit verdik. Başkanlıkla beraber tartışılan eyalet ya da federasyon, özerkliğin bir diğer adıdır. PKK’ya bu yolla özerklik verilecektiyse biz bu kadar şehidi neden verdik?” sözleri yer aldı.)

İşte hükümet o konuda böyle gönüllerini rahatlatacak konuşma yaparsa… Bu hakikaten büyük bir dert. Anayasaya koydukları maddeyi çıkarttırdık biz yani o federasyona sonuna kadar açık bir maddeydi, onu kim koydu? Onu da anlayamadık. Bayağı uğraştık ve onu çıkarttırdık. Demek ki bak daha hala içleri rahat etmemiş o yüzden bu konuda daha çok güvence veren, daha kalpleri rahatlatan, anayasanın içindeki maddelerin konumuyla da bu konuları açıklayan bir üslup, bu kardeşlerimizin içlerinin mutmain olmasına sebep olur, önemli.

 

Kadın Güzelliğinin Saygı ve Hayranlıkla Takdir Edilmesi Gerekir

Kadına bir çiçeğe bakar gibi, Allah’ın tecellisine bakar gibi, onu bir ibadet gibi bakacaksın. Yani ama bazı ahlaksızlar “Nasıl ırzına geçse? Nasıl tuzağa düşürse? Nasıl canını yaksa? Nasıl onu kızdırsa? Nasıl üzse?” Ahlaksızlık alçaklık yapıyor. Laf atıyor mesela, onu üzmeye çalışıyor yahut vücudunda bir şekilde canını yakacak küçük de olsa bir teması önemli görüyor. Onun canı yandığında da heyecanlanıyor, seviniyor. Mesela hakaret edince hoşuna gidiyor. Pis laflar ediyor yani bu sevgiyle bunun alakası yok, bu kıskançlıktır. O güzelliğe ulaşamamanın verdiği kinden kaynaklanan nefret dolu sözler. Ama hürmet ediyorsa, saygı duyuyorsa, hayranlık duyuyorsa mesela Avrupa’da öyledir. Hanımlar daha önce de söylemiştim mesela arabadan iniyor, sırt dekoltesi ta neredeyse kalçasına kadar, derin göğüs dekoltesi var, mini etek de giyinmiş. Mesela uzun kıyafet de giyiyor bazen ama yırtmaçlı, elinden tutup çok nezaketli arabadan indiriyorlar. Bir kraliçe götürür gibi götürüyorlar. Herkes hayranlıkla bakıyor, herkes hürmet ediyor. Oturtuyorlar en güzel yiyecekler geliyor, en güzel içecekler geliyor. Programın sonuna kadar saygı hürmet görüyor, her yerde hürmet görüyor. Böyle vahşileşmiyorlar. Ama burada bazı yerlerde adam sarı dişleriyle, iğrenç gülüşleriyle böyle bıyık burarak ki çoğu da bunların homoseksüel ve ahlaksız tipler. Sırf ahlaksızlık olsun diye yapıyor, kadını rahatsız etmek için yapıyor. Üzmek ve onu moral olarak çökertmek için kendince yapıyor. Onun için böyle ahlaksızlara genç kızlar hiç önem vermesin, adam yerine koymasınlar ‘it ürür kervan yürür’ demiş, yani hiç kaale almasınlar.

 

Taş Devri Hiçbir Zaman Yaşanmamıştır. Öyle Vahşi Bir Ortamda İnsanın Neslini Devam Ettirmesi İmkansızdır

İşte bağırarak adamlar saldırıyor vahşi falan, zaten bir kere insan öyle vahşi yaşayamaz. İnsan çocuğu; çok nezaketli, ilmi ve akılcı şekilde bakılmadıktan sonra, şefkatle bakılmadıktan sonra ölür o çocuk. Hayvanların yavruları hepsi yaşayacak gibidir, Allah onları içgüdüyle öyle yaratmış ama insan çocuğu çok kolay ölecek gibidir yani medeniyet olmadan hiçbir insan çocuğu yaşamaz. Onun için her dönemde müthiş bir medeniyet vardı. Anneler mesela, çocuklarına çok güzel baktılar. Mutlaka kundak, altının temizlenmesi, yıkanması, beslenmesi, saçının taranması hepsi çok özenlidir. Ta Hazreti Adem (as) devrinden beri bu intizamlı devam etmiştir ama Afrika’da şurada burada yine öyle vakalar var. Her halükarda annenin bakımı, özeni ve aklı son derece önemli bir ihtiyaçtır. Yani Kabataş Devri gibi, dedikleri gibi öyle vahşi bir ortam olsa nesil devam etmez, bütün çocuklar ölürdü. Çocuk kendi tükürüğünde bile boğulabilir, müthiş bir özen gerekiyor, müthiş bir akılcılık gerekiyor yani tam dikkatli keskin bir anne aklı ve özeni gerekiyor. Öyle vahşi bir toplumda, öyle bir çocuğun yetişmesi mümkün değil. Allah ona göre yaratmıştır.

 

Allah Her Güzellik Gibi Kadın Güzelliğini de Takdir Edilsin Diye Yaratır. Allah’ın Güzelliğine Kimse Kötülük Yapamaz

Kadının güzelliği onun süksesidir. Kadının güzelliğini kapattığında onu öldürmüş olursun yani yok olan bir güzellik, ölü olan güzelliktir. Bir çiçeğin üzerini kapattığında, o çiçek yoktur yani ‘ne kadar güzel çiçek var’ diyemezsin. O çiçek bütün ihtişamıyla, bütün güzelliğiyle takdir edilmek ister. Allah çiçeği takdir edilsin diye yaratır. Kadını da takdir edilsin diye yaratır ama haysiyetine, şerefine, namusuna, iffetine, gururuna özen göstereceksin. Asaletine yakışır şekilde, ona yerlere kadar eğilerek saygı göstereceksin. Köpek gibi saldırırsan, domuz gibi pisliğini üstüne dökmeye kalkarsan Allah o zaman belanı verir. Onu korur, senin de Allah belanı verir. Aklını başına alacaksın. Allah’ın güzelliğine kimse kötülük yapamaz. Nur Suresi’nde Allah onu açıklıyor. Kadınları koruyan hükümlerle doludur Nur Suresi. Onlar hakkında, aleyhte tek bir kelime bile kullanılmasını istemiyor Allah.

Delikanlılar ne yapıyorlar body salonlarında falan? Göbek yapıyorlar ‘baklava göbek olduk’ diye resimlerini çektiriyorlar. Niye? Takdir edilmek için. Kimi de sırtını dönüp arkadan resmini çekiyor, yatağa uzanıp resmini çekiyor, kendince takdir edilmek istiyor, acayip şeyler yapıyorlar. Size oluyor da kadınlara niye olmuyor? Saçını limonla arkaya tarıyorsun yahut öne perçem bırakıp, ortasını da bombelendiriyorlar tarağın arkasıyla, doyamıyor kendine bakmaya. Yolunda yürüyemiyor yani. Ayakkabıyı da boyuyor, yere ayakları takılıyor artık yürüyemiyor. Felaket yakışıklı olduğu kanaatinde. Madem sen öyle kendini süslüyorsun, bırak kadınlar da süslesin.