Sayın Adnan Oktar'ın 23 Şubat 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklar


A9 TV, 23 Şubat 2016

 

(İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin bir açıklaması var Adnan Bey. Müslümanlara birlik çağrısı yapıyor. “Irak, Suriye, Yemen ve Afganistan’daki çatışmalar her gün yüzlerce insanı hayattan koparıyor. İslam ülkeleri çatışmaların sonlanması için işbirliği yapacağına birbirlerini suçlamakla uğraşmakta. Komşular olarak bu kez ve sonsuza dek savaşa ve kardeş ölümüne hayır demenin zamanı gelmedi mi? Tüm enerjimizi buna yönelik kullanmamızın zamanı gelmedi mi?”)

Yani “Mehdiyet’in zamanı gelmedi mi?” diyor. Mehdiyet’in zamanı geldi. Hepsi Mehdiyet’in o sevgi dolu, coşkulu, muhabbet dolu bünyesinde toplanacaklar inşaAllah. İran bizim canımız, dostumuz, sevdiğimiz insanlar. Şiiler baş tacıdır, nur gibi Müslümandır. Onlarda ırkçılık olmaz. Onlar güzel insanlar. Sünniler de öyle, Şiiler de öyle. Nur gibi Müslümandır her ikisi de. Dolayısıyla hepsi kardeştir.

 

(CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke’ye evvelki akşam CNN Türk’te canlı yayında ölüm tehdidi geldi. Canlı yayın sırasında kanalı arayan bir kişi “Yaşamına son verilecek, evine gidemeyecek” tehdidinde bulundu. Böke, özel güvenlik önlemleri alınarak İstanbul’dan Ankara’ya götürüldü.)

Böke Hanım delikanlıdır, kabadayıdır, yiğittir, öyle münasebetsizlerin tehditlerine kulak asmaz. Dürüst, samimi bir Müslüman hanım. Kimse onun kılına da dokunamaz. Onu yapacak adam öyle kalleşçe, oynakça cıvık bir üslupla yaklaşacağına gelseydi oraya, bulunduğu yere erkekçe, boyunu posunu bir görseydik. Telefondan öyle titrek bir sesle ve kahpece diyelim çünkü bir kadına karşı gıyabında korumasız olarak saldırıda bulunacağı tehdidini savurmak nedir? Kahpeliktir. Kahpeden kasıt nedir? Mazlum bir insanı sinsice yok etmeye kalkmak. Anlamı budur. Buna müsaade edilmeyeceği belli. Onu söyleyenin kolunu bacağını kanunla hukukla kırarız. O kalleş karakter, vicdansız karakter ruhsuzluk içerisinde çırpınan bir adam anlaşıldığı kadarıyla. İlla ki bulunacaktır, illa ki cevabını da alacaktır kanun ve hukuk ölçüleri içerisinde tabii. Hanımefendi son derece müsterih olsun, rahat olsun. Kaderde onun görevi var onu yapacaktır. Aklı başında modern bir hanım. Yani bu hareketler çok çirkin ve münasebetsiz.

 

(Sizin hayır diyenlere saygılı üslup kullanılması çağrınızın ardından Başbakan Binali Yıldırım da dünkü konuşmasında “Vatandaşın tercihine katılmak bizim ne haddimize” dedi ve şunları söyledi. “Şu anda CHP kampanyasını yumuşatmış görünüyor. Kendilerine göre bir kampanya aklı var diye düşünüyorum. Ama bu kötü bir şey değil bunun böyle yapılması, bence kucaklayıcı olmak, sertleştirmemek, vatandaşın hiç hak etmediği söylemleri olmaması iyi bir şey. Ülkenin birlik ve beraberliğinin muhafazasında önemli olduğunu düşünüyorum.”)

Bak, Allah’a şükür ne diyorsak o oluyor. Dua mahiyetinde, ne diyorsak o oluyor. Bak “hava çok gergin” dedim “havayı yumuşatın, böyle bir üslup olmaz. Hayırcılar da bizim kardeşimiz, hayırcılar hakkında ağır konuşmayın, hiç kimse ağır konuşmasın. CHP’yi de kazanalım” dedim, “CHP de Tayyip Hocam’a sahip çıksın” dedim “üslubunu yumuşatsın” dedim. Aynen dediğimiz gibi oldu Allah’a hamd olsun. Ne diyorsak o. Kendimiz evdeyiz fikirlerimiz iktidarda. Bayağı güzel.

Bir sevecenlik atmosferi meydana getirelim Türkiye’de. CHP, MHP, AK Parti böyle sarmaş dolaş dost bir görünüm meydana getirelim. Darbe riski de olmaz o zaman, İngiliz derin devletinin de canına ot tıkamış oluruz.

 

Sahte İhbarlarla Halkı Mağdur Etmek Tayyip Hocam Ve Hükümet Aleyhine Bir Tuzaktır. Bu Tuzağa Karşı Çok Dikkatli Olunmalıdır

Millete bu hukukla saldırma moduna girdiler bu sahte ihbarlar işi. Bu büyük olay bunun üstüne gitmesi lazım hükümetin. Çünkü yağmur gibi yani nefes aldırmıyorlar. Özellikle kargaşa meydana getirmeye kalkıyorlar bir de. Bunu akılcı değerlendirmekte fayda var. Çünkü bana eskiden yaparlardı bir, iki tane ayda yılda falan. Şu an baktık sayısını sayamıyorum yani. Bir acayiplik var. Bu kadar dava açılması alışılmış bir durum değil.

 

(Amerika’da nefret suçlarının arttığı şu günlerde basında bazı yazarlar konuya çözüm sunmak için yazılarında sizin görüşlerinize yer veriyorlar. En son olarak Washington’dan yayın yapan The Daily News Gazetesi’nde “En büyük fayda” başlıklı bir makalede yazar Linda Webermeskev sizin şu sözlerinize yer verdi; “Tük Müslüman ve entelektüel yorumcu Adnan Oktar yakın bir zaman önce Müslüman dünyasına Musevi halkına karşı nefret ve düşmanlığı durdurmaları yönünde tavsiyede bulundu. Okuyucularına Arap Müslüman dünyası İsrail devletinin var olma hakkını tanırsa o zaman yüz yıllar süren kanın duracağını söylüyor ve bunun Filistinliler için de en büyü faydayı sağlayacağını ekliyor.”)

Doğru. Bu Hz. Mehdi (as) devrinde olacak. Museviler tertemiz insanlar. Ehli kitaptır. 3500 yıldan beri Hz. Musa (as)’ya sadıklar. Ne mutlu onlara ne güzel. 3500 yıldan beri Allah’a sadıklar ne mutlu ne güzel. Hz İbrahim (as)’in çocukları bizler de onlar da Hz. İbrahim (as)’in evlatlarıyız. Adı bile güzel İbrahim. Daha duyunca insanın içine ferahlık geliyor.

 

Mehdi (as)’nin Mehdi Olduğunun Bir İspatı Da Hz. Mehdi (as)’nin Vefatından Sonra Muazzam Bir Bozulma Olmasıdır

Dünya tarihinde görülmemiş bir bozulma, o da Mehdi (as) olduğunun bir ispatıdır. Bakın maneviyatının gücüne bakın. Çünkü bütün dünyaya feyz, hidayet onun kanalıyla yayılıyor. Bir noktayı istinat o, Cenab-ı Allah ondan bütün dünyaya yansıtıyor. Yani hidayet meşalesi denmesinin nedeni o. Kuran’da “bir incimsi yıldızdır” diyor ya işaret ediyor. Cenab-ı Allah onu feyz kaynağı olarak yaratmış. Ondan tecelli ediyor bütün dünyaya Allah onu vesile ediyor. Onun için onun olmaması durumunda bir an olmaması durumunda dünya hemen içine çöküyor. Kıyamet oluşuyor. Onun mutlaka hayatta olması gerekiyor kıyametin kopmaması için.

 

Ayette Hem İnsanların Zer Alemi, Dünya ve Ahiret Tabakalarından Geçmeleri Hem de Manevi Tabakalara İşaret Vardır

İnşikak Suresi’nde “Siz gerçekten tabakadan tabakaya bineceksiniz.” (İnşikak Suresi 19) diyor Cenab-ı Allah. İşte önce biliyorsunuz zer alemindeydik bir tabaka, öldük dünyaya geldik bir tabaka, ölüp buradan ahirete geçiyoruz bir tabaka, tabakadan tabakaya. Ama ruhani tabakalardan da geçeceğiz tabii. Önce deccaliyetle insanlar karşılaşıyor. Sonra Mehdiyet’le karşılaşıyor. Sonra Hazreti İsa (as)’yla karşılaşıyor yani önce Mehdiyet sonra Mesihiyet tabakalarına giriyorlar. Önce deccaliyetin etkisi dünyayı kasıp kavuruyor sonra Mehdiyet deccaliyeti yıkıyor sonra Mesihiyet’in tabakası çıkıyor sonra o tabakadan yeniden deccaliyet tabakası dünyayı sarıyor sonra da kıyametin tabakasına giriliyor.

 

İmam Rabbani, Mehdi Vesilesiyle Hidayetin Tüm Dünyaya Yayılacağını Anlatmıştır

İmamı Rabbani Mektubat’ında  diyor ki, “Asırlardan çok uzun zeman (zaman) sonra ahir zamanda böyle bir cevher dünyaya gelir” yani imam Mehdi (as), “kararmış olan alem Mehdi’nin gelmesiyle aydınlanır, onun irşadının ve hidayetinin nurları bütün dünyaya yayılır. Yer küresinin ortasından ta arşa kadar herkese rüşd, hidayet, iman, marifet Mehdi’nin yolu ile gelir.” Nokta-i istinat Allah onu kullanıyor, “herkes ondan feyz alır, arada o olmadan kimse bu nimete kavuşamaz” diyor. Onun imametinin velayetinin bir yönü bu, onun için daha kainat yaratılmadan Mehdi (as)’nin ismi yaratılmıştı diyor Tevrat’ta. Bak İmamı Rabbani söylüyor bunu Mektubat’ında, “Asırlardan çok uzun bir zeman sonra” yani ahir zamanda bu zamanda “böyle bir cevher İmam Mehdi dünyaya gelir, kararmış olan alem Mehdi’nin gelmesiyle aydınlanır, onun irşadının ve hidayetinin nurları bütün dünyaya yayılır.” Mehdi denmesinin nedeni o, hidayete vesile olması. “Hidayetinin nurları bütün dünyaya yayılır. Yer küresinin ortasından ta arşa kadar herkese rüşd, hidayet, iman ve marifet Mehdi’nin yolu ile gelir, herkes Mehdi’den feyz alır, arada o Mehdi olmadan kimse bu nimetlere kavuşamaz” diyor. “Onun Mehdinin hidayetinin nurları,” Mehdi ya ismi adı üstünde hidayete vesile olan, “Onun Mehdi’nin hidayetinin nurları bir okyanus gibi” yani çok kuvvetli radyo dalgaları gibi, “bir okyanus gibi bütün dünyayı sarmıştır.” Mesela o küçük bir insan dünyanın üstünde nokta değil yani o kadar küçük atom gibi küçük ama bütün dünyayı sarıyor o hidayet onun vesilesiyle. Nokta-i istinat yani Allah onu kullanıyor yani radyo vericisi gibi, radyo dalgası yayılıyor gibi. “O derya sanki buz tutmuştur hiç dalgalanmaz” yani o dünyayı kaplayan o hidayet dalgası sanki buz tutmuş diyor blok olarak bütün dünyayı sarar diyor. “O büyük zatı tanıyan seven bir kimse yani Mehdi’yi tanıyan ve seven bir kimse onu düşünürse yahut o bir kimseyi sever onun yükselmesini isterse o kimsenin kalbinde sanki bir pencere açılır,” Mehdi (as)’nin hidayetine vesile olduğu kimselerde. “Bu yoldan sevgisi ve ihlasına göre o deryadan kalbi feyz alır” yani Mehdi (as)’den kalbi feyz alır onu sevdiğinde. “Bunun gibi bir kimse Allahu Teala’yı zikrederse ve bu zatı hiç düşünmese mesela onu tanımazsa yine ondan feyz alır” Mehdi (as)’yi tanımasa da halk şu an ondan feyz alıyor. Bütün dünyada şu an nokta-i istinat yani mesela Amerika’daki dindarlığın sebebi Mehdi (as) yine, Rusya’da mesela Putin’in ve bütün Rusya’nın dindarlığının sebebi yine Mehdi (as) haberleri bile yok. “Allahu Teala’yı zikrederse ve bu zatı hiç düşünmese mesela onu hiç tanımasa yine Mehdi’den feyz alır fakat birinci feyz daha fazla olur” yani tanıyarak severek olan çok güçlü olur diyor. “Bir kimse o büyük zatı inkar eder Mehdi’yi beğenmezse yahut o büyük zat bir kimseye incinmiş ise bu kimse Allahu Teala’yı zikretse bile rüşd ve hidayete kavuşamaz” diyor. Hakikaten Mehdi (as) karşıtları din mühendisi gibi görüyorsunuz uyuyorlar adamlar. “Ona inanmaması veya onu incitmiş olması feyz yolunu kapatır” yani Mehdi (as)’ye inanmaması veya onu incitmiş olması feyz yolunu kapatır, kalbi kararır diyor artık. İmamı Rabbani bu konu üstünde birçok yerde duruyor çok önemli görüyor.