Sohbetler (1 Mart 2017; 20:00)

Deşifresini okumakta olduğunuz videoyu izleyin" »

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz, Adnan Oktar’la Sohbetler’e başlıyoruz inşaAllah. Hocamızın Münafığın Derin Karanlığı kitabından bir bölüm okuyacağız. Daha sonra Hocamız bizlerle olacak inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Selam.

BÜLENT SEZGİN: Aleyküm selam Hocam, hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Aferin maşaAllah.

“Sevgi birliği güçlüdür” diyelim bir etiket yapalım.

“Hocam yurtta bütün arkadaşlar toplandık sizi izliyoruz. Yayında paylaşırsanız seviniriz” diyor. Aslan onlar aslan, ağabeyinin aslanları. Allah size zihin açıklığı versin. Sağlık sıhhat versin, uzun ömür versin.

Hayır hayır dövmede hiçbir mahsur yok, laf onlar.

Aksaray ve Nevşehir’den, “Hocamızın ellerinden öperiz” diyorlar. Ben onların ellerinden öpüyorum. Ne güzel bir aile, ne güzel insanlar. Allah nurunuzu artırsın. Allah sevginizi artırsın. Allah nuruyla sarsın sizi. Ne mutlu sizlere cennette de inşaAllah böyle cennet sofralarında beraber oluruz.

“Hocam nasılsınız Irak’tan sizi izliyorum, çok seviyorum” diyor. Allah razı olsun. Irak’ta Allah seni korusun, biraz zor orada yaşamak.

Fatma Nur Fidan, arkadaşımın ismi Ayşegül. İkisi de beni çok seviyorlarmış. Ben de onları çok seviyorum. Allah nurlarını artırsın. İkisi de dünyalar güzeli. Allah onları cennette bana kardeş etsin. Dünyada da kardeş etsin. Cennet kızı gibiler bak nasıl güzeller maşaAllah.                  

“Allah aşkıyla sevdiğim, canım, ruhumsun” diyor. “Sevdiğimsin, her şeyimsin” diyor “insan olarak” diyor. MaşaAllah.

“Hocam, ben Yunanistan Batı Trakya Gümülcine’den sizi izliyorum. Size bir sorum olacak. Bizim gibi gayrimüslim bir ülkede yaşayan Müslüman’ın ne gibi ayrıcalıkları vardır?” Daha çok sevap alırsın ama gayrimüslimlerin içinde yaşamak o da bir nimet. Peygamberimiz (sav) gitti “gayrimüslimlerin içinde yaşayın” dedi. Gönderdi Müslümanları gayrimüslümanların içinde yaşadılar. O kötü bir şey değil, güzel bir şey. Hristiyanlarla iç içe yaşamak, Musevilerle iç içe yaşamak güzel bir şey. Allah “evlenebilirsiniz” diyor. “Yemeklerini yiyebilirsiniz. Ticaret yapabilirsiniz. Dost, kardeş olun” diyor. Ancak yönetici olmuyorlar, Müslüman ülkede veli edinmeyin diyor Allah yani vali edinmeyin.

“Bazı kişiler Atatürk’le ilgili olumsuz konuşuyor” diyor. “Sizin görüşünüz nedir?” Diyor. Atatürk’ün tırnağı olamaz onlar. Atatürk bir nevi mehdidir. Onun sayesinde bu rahatlık var. Mesela bu güzel hanım gelip burada karşımda oturuyorsa, sohbet ediyorsa, müzik dinliyorsak Atatürk’ün sayesinde. Böyle istediğimiz gibi giyinebiliyorsak, sıkı mı böyle bu şekilde giyinelim. Tabii, kafamızda fes mecburiyeti olacaktı, düşünemiyorum ortamı.

"Selam Hocam" Aleykümselam. "Sarıkamış'tan selamlar. Vesvese hakkında bilgi verir misiniz?" Vesveseye en güzel cevap hiç cevap vermemektir. Hadi oradan dersin, olur biter yani. Vesveseye cevap vermek çok büyük hatadır; uğraşmak, muhatap olmak. Vesvesenin hükmü sıfırdır. Hiçbir manevi sorumluluk yüklemez insana. Hiç telaş edilecek bir konu da yoktur. Şahsa ait bir şey değildir o. Şeytandan beyne gelen sinyaller onlar. Muhatap olmamak ibadet kısmını oluşturur. Muhatap olmazsanız bu ibadet sevabını almış olursunuz. Muhatap olursanız şeytana uymuş olursunuz. Şeytana uymamak için vesveseyle hiç muhatap olmamak lazım. Kaale almayacaksın.

"Arslan Hocam, yakında ablamın bir kız çocuğu olacak inşaAllah. Sizden isim istiyorlar. Allah razı olsun." İbrahim Ertuğrul. Bakayım, Kuran'dan bakayım size bir isim. Nur Suresi çıktı. Hazreti Ayşe'ye atılan iftiradan bahsediyor. İsmi o zaman, Ayşe Nur olsun. Şeytandan Allah’a sığınırım, “O durumda siz onu (iftirayı) dillerinizle aktardınız ve hakkında bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla söylediniz ve bunu kolay sandınız; oysa o Allah Katında çok büyük (bir suç)tür.” (Nur Suresi, 15) Kadınlar hakkında iftira, Nur Suresi olduğuna göre Ayşe Nur güzel. Ayrı ayrı isim Ayşe Nur, ne ise.

Minik Adnancı Aylin'i ben görebiliyor muyum? Dünya tatlısı melek gibi kuzu bir şey bu. Görüyor musun şekerliği. Ağabeyini çok seviyormuş beni. Yiyeceğim onun ben minik burnunu. Tam kuzu.

"Orada oturan bayanın boynundaki haç neyi temsil ediyor? Merak ettim." Hristiyanlığı temsil ediyor tabii ki. Arkadaş Hristiyan. Neyi ne demek? Musevi olursa altı köşeli yıldız, o da onu temsil eder.

"Hocam Arda sizi çok seviyor." diyor. Arda da tam tipik Adnancı. Pozun hiçbir açıklaması yok. Saçlar falan. Nasıl ağabeyi, yakışıklı mı? Beraber gezeceksiniz değil mi? EvvelAllah tam tipik Adnancı.

"Kıymetli Hocam, ben Hümeyra. Şu anda Hazreti İsa (as) olduğunu düşündüğüm bir kişiye hüsnü zan etmek doğru mudur? Sevgiler saygılar." Canım siz biraz sarışın birisini gördünüz mü sakallı, hemen İsa diye peşine takılıyorsunuz. Annesi babası dünyada olan hiçbir kimse İsa (as) olmaz. Şartı budur. Annesi babası, dünyada hiçbir akrabası hiçbir şeyi olmaması lazım. Bir yerde uyurken bir evde bulunacak İsa Mesih. Uyur vaziyette. Uyandırılacak. Aramice bilir. İlk bildiği dil budur, Aramice. Kalktığında üstünde o devre ait eşyalar olur. Çok az parası var kendine ait aynası, tarağı; eşyaları. Üstünde o devre ait kendi kıyafeti. O kıyafetle geri gelecek, sarı renkli kıyafeti. Ama tabii bu kıyafeti sonradan çıkacaktır. O kıyafetle gezmez. Birçok yabancı dil öğrenecek. Hafızası çok güçlüdür. En az on-on iki yabancı dil bilecek. Normal bir insanın yapabileceği bir şey değil. Kuran'ı ezberden bilecek. Tevrat'ı ve İncil'i ezberden bilecek. Peygamberimiz (sav), hafız diyor. Hafız ne demek? Kuran'ı ezberden biliyor. Tevrat hafızıdır aynı zamanda. Aynı zamanda da İncil hafızıdır. Su gibi hepsini bilir. Yüzünde çok masum, keskin ve çok akıllı bir ifade vardır. Yeşile bakan gri gözlü. Mehdi (as)'ye benzer İsa Mesih. Keskin bakışlı. Yüzü hafif çilli, eli ayağı çillidir. Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde o şekilde. Altın rengine bakan kestane rengi saçlı. Sakalı da aynı renktedir. Kısa sakalı var, cezmedilmiş düzeltilmiştir sakalı. Fazla uzun değil fakat ortadan biraz çatallı sakalı. Onun stilinde var İsa Mesih'in. Şu alt kısımda şuradan hafifçe ayrılıyor. Saçı ortadan ayrık İsa Mesih'in. Uzuna yakın boyludur. Ama orta boyludur, uzun boylu değil. Geniş omuzlu ve ince bellidir. Atletik böyle. Yüzü çok temiz, dupduru, pırıl pırıl "sanki hamamdan yeni çıkmışçasına al çehreli" diyor Buhari'de, Müslim'de. Hem çok ağır başlı hem çok canlı, çevik, neşeli şakacıdır İsa Mesih. Alnı düzgün ve temiz. Çok düzgün bir alnı var. Sakalı düzgün, sık sakallı. Küçük ve güzel burunludur. Kalkık burunlu İsa Mesih. Mehdi (as)'ye benzer o yönüyle. Gözleri çok keskin parlak ateş gibi. Ayakları, elleri temiz ve parlak. Baktın mı ışıl ışıl parlar. Kibar ve uzun parmaklı elleri. Uzundur parmakları. Çeviktir İsa Mesih çok. Ama geçmişini hatırlamaz. Geçmişini hatırlamaz ama mesela üstündeki para o devrin parası, kıyafet o devrin kıyafeti. İsteyen göndersin, baktırsın. Kumaşından parça alıp tahlil ettirebilirler. En az iki bin yıllık çıkacaktır. Para da uzmanına götürün, iki bin yıllıktır. Tarak iki bin yıllık, aynası iki bin yıllık. Fazla eşyası yok yanında zaten. O elbisenin kuşağı var, uzun bir kıyafeti var o kadar. Ama vahiy de alır. Ama kendi sorumlu olur. Biz sorumlu olmayız. Kendi ona göre bir hüküm değil de bilgi alır; 'şunu yap şunu yapma' gibi. Yine harikalar gösterecek. Dikkatlice bakan görür. Mucize gösterdiğini görür dikkatlice bakan. Ama gaflet gözüyle bakan göremez.

Evet, dinliyorum. 

KARTAL GÖKTAN: Rüya gören bir köpeğin videosu var.

ADNAN OKTAR: Allah sırf sevelim diye yapıyor. Çünkü hayvan şuursuzdur, o bilmez. Tatlılığı. İnsana kasten benzetiyor. Mesela Allah hapşırtıyor bunları, insana benzediği için  insanın hoşuna gidiyor. Esnetiyor mesela insana benziyor o yönüyle. Kaşınması falan çok komik. Şaşırması, korkması aynı insan gibi, acıktığında gösterdiği hırs.

İsa Mesih, her sokakta baktığınız da İsa Mesih diye öyle bir şey olmaz. Yani öyle ulu orta da ortada gezecek birisi değil. Rahatça rastlayabileceğiniz bir kişi değil İsa Mesih. Gizlenecek o zaten. Çok çok tehlikeli olur. Nüfus cüzdanı da yok. Çünkü anası babası gösterilmediği, akrabası olmadığı için nüfus cüzdanı yok. Görse polis tutuklar normalde. Ne diyeceksin? Gizlenmenin dışında bir yol yok. Allah esirgesin eziyet etmeye kalkabilirler. O yüzden talebeleri saklar. Nasıl desin 'Annem babam yok, akrabalarım yok' falan? Bir şey oldu falan zannederler. Adamlar inanmaz onun İsa (as) olduğuna. Daha önce öyle birisi çıkmıştı çiftlik evinde çoluk çocuk, Amerikan polisi hepsini yaktı. Cayır cayır çiftlikle beraber yaktılar. Çiftliği otomatik silahla taradılar, yangın bombası atıp yaktılar çiftliği. Niye yaptılar anlayamadık. O kadar çoluk çocuk. Halbuki hepsini sağ olarak ele geçirebilirlerdi. O olayı anlayabilmiş değiliz. Tabii iddialar arasında ama yaktılar yani bir şekilde yakıldı. Bu iddialardan bir tanesi. Belki müsademe sonucunda da yanma olmuş olabilir belki içlerinden biri de yakmış da olabilir. Ama hep beraber yandılar. Adamlar yangının içinden onların hepsini çıkarabilirlerdi, kurtarabilirlerdi. Hep çocuk; kadın ve çocuk. Yazık günah değil mi? Amerikan polisi çok sert davranıyor böyle şeylerde. Adam kendini İsa (as) zannetmiş olabilir. Zannediyorsa zanneder. Niye öldürüyorsun?

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ahmet Hakan, Hulusi Akar Paşamızı da öven bir yazı yazdı; "Sayın Hulusi Akar bu ülkenin büyük çoğunluğu sizin 15 Temmuz'a karşı yiğitçe bir duruş sergilediğinizin farkında. Ve sizi bu açıdan takdir ediyor. Bu ülkede büyük çoğunluk sizin sivil yönetimin emrinde olmanızı olması gereken çok doğal bir durum olarak görüp yorumluyor. Cumhurbaşkanı ile çıktığınız seyahatlere kafayı takanların sayısı ancak bir avuçtur. Sizin darbeyle marbeyle hiçbir işinizin olmadığının hemen herkes farkında. Lütfen kalbinizi ferah tutun." dedi. 

ADNAN OKTAR: Benim konuşmalarımın olumlu etkisini görüyor musun? O mübarek insanı hep böyle darbeci gibi falan göstermeye çalışıyorlardı. İşte FETÖ’cü şu bu falan gibi göstermeye çalışıyorlardı. Ben ısrarla savununca benim kullandığım kelimelerin aynısını, mantığın aynısını savunan birçok yazı çıkmaya başladı. Çünkü aleyhte adam harcama sistemi biraz hızlı çalışıyor Türkiye'de bazı yerlerde. Halbuki tertemiz insan, belli efendi bir insan. Ama bakın, benim üslubumun aynısını almış olması etkimizin ne kadar güzel olduğunu gösteriyor, ne kadar olumlu olduğunu gösteriyor. Ne kadar zor bir şey. Adam geliyor zorla Genelkurmay Başkan'ını kaçırıyor, boğazına zincir takıyor sıkıyor sonra o kahramanca direniyor, geliyor aslan gibi vatana milletine sahip çıkıyor. Adam da diyor ki, "Yok, sen FETÖ’cüsün." diyor. Sen deli misin mübarek? Aklını başına al. Ne istiyorsun? Bu ne sevgisizlik, bu ne saygısızlık, ne münasebetsizlik. Hulusi Akar Paşamızı kendi haline bıraksınlar. Uğraşmasınlar. Vicdanlı davransınlar.

Kısa bir ara verelim sonra zer alemini anlatacağım. Zer alemi şu an halen hayatta olan bir sistem. Zer alemi, zannediyorlar ki oldu, geçti, bitti. Zer alemi, şu an yaşayan paralel evrendir. Paralel bir dünya şu an var, elan ardır. Kuran'da da bu açık açık anlatılıyor. Oradan sürekli sevkiyat var dünyaya, insan gönderiliyor sürekli. Onu ayetlerle açıklayacağım akşam namazından sonra inşaAllah. 

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla devam ediyoruz İnşaAllah. 

VTR: Münafıkların Dostu Müminler Değil, İnkar Edenlerdir

ASLI HANTAL: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Ne güzel.

Ömer, minik Adnancı Ömer ağabeyini çok seviyormuş. Çok yakışıklı bir poz vermiş. Bir göreyim onu ben.

ASLI HANTAL: Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Hafif anlından da hasar almış herhalde hareketlilik hat safhada. Allah ömrünü uzun etsin. Sağlık sıhhat versin.

Yine minik Adnancı iki kardeş pembeli falan “Nur yüzlüm maşaAllah bugün çok güzelsin.” O minik Adnancıları bir göster bakayım. Onlar da çok sevdiklerini iletmişler. Allah ikisinin de ömrünü uzun etsin. Allah sağlık, sıhhat, hidayet versin.

Kezban Hanım’ın oğlu da minik Adnancı olmuş. “O da sizi çok seviyor” diyor. Allah hidayet versin. Sağlık sıhhat, uzun ömür versin maşaAllah.

Paralel evren Yunus Suresi 10’da Allah ona dikkat çekiyor. Şeytandan Allah'a sığınırım, "Gerçekten, hamd alemlerin Rabbi olan Allah'ındır." (Yunus Suresi, 10) Alemler. Demek ki bir tane alem yok. Mesela yine Enam Suresi 162’de “De ki: "Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah'ındır." (Enam Suresi, 162) Bir çok ayette alemlerden bahseder Cenab-ı Allah. Mesela yine “sizi çift çift yarattık” (Nebe Suresi, 8) diyor “Ve Biz, her şeyi iki çift yarattık. Umulur ki, öğüt alıp-düşünürsünüz.” (Zariyat Suresi, 49) İnsanın bir kopyası da vardır. O da işte zer alemindedir.

Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Amerikan Merkez Komutanlığı’nın resmi Twitter hesabından yayınladığı YPG’li militan kız resimlerine “bunlar çocuk” eleştirisi gelince bir Pentagon yetkilisi bu iddiaya cevap verdi. Ve Suriye’de SDG şemsiyesi altındaki gruplara destek vermesi karşılığında "istihdam edilecek savaşçıların belirli bir yaşta olması" gibi bir koşul olduğunu hatırlamadığını ifade etti.

ADNAN OKTAR: Canım olur mu? El kadar çocukları sen cepheye sürüyorsan. Nerede görülmüş böyle bir şey. Uluslararası hukuka aykırı. On yaşında, on bir yaşında, on iki yaşında adama silah verip eline oraya götürmenin alemi ne? Bunda mantık yok. Bir Amerikan vatandaşına sen on iki yaşında, on bir yaşında silah verip cepheye gönderirsen ne olur? Amerika da bu ağır suçtur. Anlamazdan gelmesinler. Ayrıca komünist eğitimden geçen insanlar onlar. O fitneye karşı da oradaki insanların eğitilmeleri gerekiyor.

Kedilere, köpeklere, hayvanlara eziyet verecek şeyden şiddetle kaçınmak lazım. Onların rahatlığı çok önemli, huzuru. Kedinin huzuru insanların huzuru demektir. Bir evde kedi huzur içinde yaşıyorsa o insanlara da o huzur yansır. Bir evde köpek huzur içinde yaşıyorsa insanlara da o huzur yansır. Hayvanlar huzursuz olursa insanlar da huzursuz olur. Yazık günah yani ona çok dikkat etmek lazım.

“Hocam, şifalı taşlar gerçek midir?” Şifa Allah’ta olur. Taşta şifa olur mu? Taşı putlaştırıyorlar mesela bir taş buluyor karşısına geçiyor ‘ey taş beni sıkıntılarımdan koru, elektriğimi al, suyumu ver’ bilmem ne falan. Bu nasıl bir laftır? Ufacık taşı alenen put haline getiriyorlar. ‘Zihnimdeki negatif elektrik oraya akıyor pozitif elektrik bana geliyor’ diyor. Çok acayip laflar. Ona inanmak da çok hata.

“Adnan Hocam Allah sizden razı olsun. İyi ki varsınız. Çok doğru söylüyorsunuz. Ben Diyanet’te görevliyim ben çok şık giyiniyorum. Bu zihniyet hala yetmiş seksenli yılların kafası. Hoca bakımsız olacak, şık giyinmeyecek ama ben bunları alıştırdım sizden ilham alarak. İsmim Adem iyi ki varsınız Hocam. Allah'a emanet olun” diyor inşaAllah.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: ODTÜ, Boğaziçi, Bilkent gibi üniversitelerin akademisyenleri yeni müfredatta evrim konusunun yer almamasına ilişkin görüşlerini Milli Eğitim Bakanlığı’na raporla bildirdi. Raporda “Canlıların ortak kökeni ve evrim konusu ilköğretimin ilk aşamalarından itibaren müfredata girmeli. İlköğretimde öğrencilere evrimsel bir bakış açısını sağlayacak ve ileride görecekleri konuları bütünleştirecek bir perspektifle sunulmalı. İngiltere, Finlandiya, İran, Gürcistan gibi ülkelerde evrim ilköğretimde okutulmaya başlanıyor” denildi.

ADNAN OKTAR: Utanç duymaları lazım şu laftan. İngiliz derin devletinin dayatmasıyla İran gibi şeriatla idare edilen bir ülkede ilkokuldan itibaren müfredatta yüzlerce saat Darwinizm propagandası yapılıyor. Allah inkar ediliyor. Darwinizm bütün kainatın tesadüfen yaratıldığı iddiasını savunan bir pagan inancıdır. Putperest bir inançtır. Göğüslerini gere gere bilim diyor. Tesadüfün adı nasıl bilim olur? “Şu nasıl oldu?” diyorsun “tesadüfen oldu” diyor. “Bu nasıl oluyor?” “Bu da tesadüfen oluyor.” Bunun adı nasıl bilim oluyor? Jeoloji bilimdir. Biyoloji bilimdir. Fizik, kimya, astronomi hepsi bilimdir. Darwinizm hurafedir. Putperest inancıdır. Okutulması da PKK’nın gelişmesine sebep oluyor. Devrimci Halk Kurtuluş Partisi Cephesi’nin gelişmesine sebep oluyor. Teröristlerin gelişmesine sebep olur. Zemin hazırlar. Komünizmin temel inancıdır Darwinizm. Bu beladan bizim milletimizin kurtulmasının sebebi bizleriz. Halkın yüzde sekseninin, yüzde doksanının Darwinizm’e inanmamasının sebebi bizleriz. Bizim gayretimizle oluyor. Buna rağmen daha hala gayet rahat bir üslupla Darwinizm’in anlatılmasını istemek çok çok yanlış. Bilim olmadığını bildiğin halde. Öyle bilim olur mu? Paleontoloji bilim. Niye paleontolojiyi savunmuyorsun? Devlet paleontolojiyi öğretsin, niye öğretmiyor? Hükümet anlatsın paleontolojik deliller. Fosiller, fosil bilim bir ders kitabı olarak okutulsun. Okutulmuyor, gösterilmiyor. Çünkü fosil devreye girdimi evrim biter. Yedi yüz milyonun üstünde fosil var. Sen bunları ortaya koydun mu anında Darwinizm biter. Çünkü hiçbir ara fosil yok. Darwinizm’i ispatlayacak tek bir delil yoktur. Tek bir tane fosil yoktur. “Varsa on trilyon vereceğim” dedim. Bak yıllardan beri gelmiyorlar. Çok ayıp. Demagojiyle, hükümeti köşeye sıkıştırarak devam ettirebileceklerini zannediyorlar. Bu olmaz. Ama hükümetin tabii elemanı yok. Yani bu adamlara direnebilecek elemanları yok. Bilim adamları yok. Bizim dışımızda da bu konuda tavır alan olmadığı için hükümetin ancak bu kadar gücü yetiyor. Hükümetin Darwinizm’e tavır almasının tek nedeni biziz. Benim tavsiyelerim. Yoksa hükümet hiçbir şekilde Darwinizm’e tavır almaz. Hiçbir İslam ülkesinde Darwinizm’e tavır alınmıyor. Bir tek Türkiye’de alınmaya çalışılıyor. Daha alınmış da değil. Ama alınacak bu utanç verici teoriyi ortadan kaldıracağız. Bu pagan dinini, bu putperest dini kabul etmiyoruz.

Ben böyle bir pislik, ahlaksızlık görmedim. Vatan haini, ahlaksız, haysiyetsiz, namussuz aynı zamanda da homoseksüel olan it kopuğu doldurmuşlar bir yerlere. Gidip halkı vurdurtturdular bunlara. Bunları halka teşhir etsin hükümet. Ben bunları görmek istiyorum bu adamları. Hatta mümkünse bunların hepsini bir hapishaneye toplasınlar. Bunları halka sürekli gösterelim. Bunları çeşitli hapishanelere dağıtmasınlar bu pislikleri, ahlaksızları, bu haysiyetsizleri. Tek bir hapishaneye toplansın bunlar. Ve canlı yayında da millete gösterilsin bu ahlaksızlar. Her gün bunların yüzüne tükürülsün. Millet bunlara olan nefretini ifade etsin bu alçaklara. Bunlar bilinmiyor. Sen adamı vurmuşsun kafadan ahlaksız. Koma halinde yatıyor o çocuk. Öyle kıpırdamadan yatıyor. Bu namussuz da ceza evinde yan gelmiş geğirerek yemek yiyip uyuyor. Daha hala kafa tutuyor millete. Böyle bir şey olmaz. Biz bu adamları görmek istiyoruz. Bu alçakların hepsini bir hapishaneye toplasınlar tek bir hapishanede olsunlar. Çünkü öbür hapishanedekilere de bunlar zarar verirler. Haysiyetsiz bunlar. Onları da o pis emellerine doğru çekmek isteyebilirler. Oraların da bereketini kaçırır bu uğursuzlar. Cinayet işlemiş bu alçakları, kendi vatandaşını vurmuş olan bu kahpeleri biz görmek istiyoruz. Bunlar zamanında hep ırzına geçilmiş, namussuzluğa alıştırılış, kendine saygısını kaybetmiş Allahsız, Kitapsız, alçak, kahpe adamlar. İngiliz derin devletinin köpekleri bunlar. Bunların insanlıkla alakası yok. Askerlerin arasına bunlar serpiştirilmiş.  Asker de değil bunlar. Bunlar haysiyetsiz, namussuz, iblis takımı. Bunların halka gösterilmesi, bunların durumunun iyice halk tarafından bilinmesi gerekiyor. Bunların böyle göğsünü gere gere hapishanelerde volta atması bilmem ne diye bir konu olmaz. Burada bir yanlışlık var. Bunun düzeltilmesi lazım. Hepsini tek bir hapishaneye alsınlar. Çünkü mesela Malatya’ya gidiyor oradaki insanların başına bela. Eskişehir’e gidiyor oradaki insanların başına bela. Mikrop bunlar. Bunları her yere yayıp bu mikrobu pisliği her tarafa bulaştırmanın bir alemi yok. Tek bir yere toplasınlar hepsini. Ve bunları da göreceğiz biz de. Her okuduğumda kan tepeme çıkıyor. Acayip kızdırıcı bir şey.  Çok fazla insan vurmuşlar. Birçoğu komada. Daha hala komadalar. Hiç yerinden kıpırdamadan yatıyorlar. Bu alçaklar herifler keçi gibi sakal bırakmış keyfinde, zevkinde, işinde gücünde. Keçi sakalına bir şey dediğimiz yok da o dert değil de adamın keyfi açısından diyorum. Bunlar kimdir teker teker teker bize göstersinler. Benim bu anlattıklarımın büyük bölümü doğru. Bunlar özel olarak İngiliz derin devleti tarafından yetiştirilmiş. Irzına geçilmiş, haysiyetsiz, şerefsiz, namussuz yetiştirilmiş adamlar. Bunları biz göreceğiz. Bir kısmını da korkaklığından, kahpeliğinden orada o vatandaşları vurdular. Bir kısmının da niye niçin bu belanın içine girdiğini biliyor değiliz anlayamadık. Bu ahlaksızlığı neden yaptıklarını bilmiyoruz. Bizim için bir sır. Ama böyle bir ekip var dediğim tarza yetiştirilmiş. Alçak, haysiyetsiz, namussuzlardan oluşturulmuş bir ekip var. Ama diğerlerinin mesela Kayseri’den gelmiş asker. Sen vatandaşı nasıl vurusun? Buna bir açıklık getirttirmek lazım. Bu bizim için bir sır.

Sayın Erdoğan Marmaris’ten ayrıldıktan üç buçuk saat sonra Cumhurbaşkanını o bölgeden almak için gittiklerinde. “Kendilerinden önce birilerinin gidip Cumhurbaşkanına suikast yapmış ve polisleri şehit etmiş olabileceğini bunların kim olduklarını bilmediklerini iddia etti” diyor. Hoppala al bil laf daha. Bunların hepsi netleştirilsin böyle olmaz. Bunların her iddiasına da cevap verilsin.

ÖSO askerleri El Bab sokaklarında bu kediyi bulup Suriye’den kurtarıp Türkiye’ye getirmiş. Adı Barış. Askerlerimiz koymuş adını. Sonra sınıra götürmüşler. Antepli bir hayvan koruma derneği oradan almış. Şimdi ona bakacak bir ev aranıyormuş. Kedi geldiğinde çok bitkin haldeymiş. Susuz kalmış. Sese çok duyarlı olmuş. Psikolojisi bozulmuş yazık. Savaş psikolojisini hala üzerinde taşıyormuş. Sese duyarlı olması çok şeker.

ADNAN OKTAR: Evet, şimdi akşam namazından sonra devam edelim.

ASLI HANTAL: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Hanlar Hanı Abdülaziz Han

ASLI HANTAL: Yayınımıza devam ediyoruz. Buyurun Hocam.

ADNAN OKTAR: Buyurayım tamam.

ASLI HANTAL: Estağfurullah.

ADNAN OKTAR: Siz buyurun.

ASLI HANTAL: Hocam eserlerinizden faydalanılarak hazırlanan yeni bir belgesel daha A9 TV ekranlarına geliyor. İsmi “Kehf Kıssasından İşaretler” Bu belgeselde Kehf Suresi’nde bahsi geçen Kehf ehlinin Kuran ayetlerinde anlatılan kıssası dile getiriliyor. Bu kıssada anlatılan olayların ahir zamana bakan işaretleri ve Müslümanların istifade edebilecekleri dersler anlatılıyor. İslami ve Hristiyan kaynaklardan Kehf ehlinin kaldığı mağaranın muhtemel yerleri tanıtılıyor. Peygamber Efendimiz (sav)’in Kehf Suresi’nin ahir zamanla bağlantısı bulduğuna dair hadislerine dikkat çekiliyor. Kardeşlerimiz bu belgeseli yarın saat 14.00’te izleyebilirler inşaAllah. 

GÖRKEM ERDOĞAN: 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı’na operasyon yapmak ve polislere ateş ederek şehit etmekten yargılanan darbeci eski Özel Kuvvetler TİM Komutanı Yüzbaşı İsmail Yiğit “Eğer isteseydim içeriye el bombası atardım ve hepsi şehit olurdu. Ancak ben öyle yapmadım” şeklinde savunma yaptı. Ayrıca darbeci asker Sayın Erdoğan Marmaris’ten ayrıldıktan üç buçuk saat sonra Cumhurbaşkanı’nı o bölgeden almak için gittiklerini kendilerinden önce birilerinin gelip Cumhurbaşkanı’na suikast yapmış ve polisleri şehit etmiş olabileceğini, bunların kim olduğunu bilmediklerini iddia etti.

ASLI HANTAL: Görebiliriz İsmail Yiğit’i.

ADNAN OKTAR: Bu adamın görüntüsü değil mi o?

ASLI HANTAL: Evet.

ADNAN OKTAR: Evet böyle bunları biz tanıyalım. Bunlar tek tek tanıtılsın topluma. Özellikle katiller tanıtılsın. Bu katil değil herhalde cinayete teşebbüs etmiş sadece bu. Yok, fiili katilleri tanıtsınlar tek tek ben onları göreceğim. Bir de hepsini bir araya getirsinler, tek bir hapishanede olsun bunlar. Orayı burayı zehirleyecek şekilde bunları dağıtmasınlar.

EBRU ALTAN: Cumhurbaşkanımızın kaldığı yerde baş hizasına ateş etmişler orayı bastıklarında da.

ADNAN OKTAR: Şimdi bu iddia adamın çok acayip. Ondan evvel kim geldi oraya? “Üç buçuk saat sonra geldik” diyorlar. Gördüğümüz görüntüyse, üç buçuk saat sonraysa o bayağı acayip. Daha önce gelenler kim o zaman? Değil mi? Olay iyice karanlıklaşıyor. Onu hemen açıklığa hemen kavuştursunlar. Darbe gecesiyle ilgili müphem olan her şeyin açıklanması gerekiyor. Hiçbir şeyi biz ne düşünmek istedik, ne anlamak istedik. Ama anlatılması şart. Her nokta böyle avuç içi gibi net olması lazım hepsini bilelim.

Buyurun dinliyorum.

ASLI HANTAL: Trump ilk kez Amerikan Kongresi’ne hitap etti. Yaptığı konuşmada “IŞİD’i yeryüzünden temizlemek için İslam dünyasındaki dostlarımız ve müttefiklerimiz de dahil tüm müttefiklerimizle beraber çalışacağız. Müslüman ve Hristiyan her din ve her inançtan kadın, erkek ve çocukları katleden IŞİD’i ortadan kaldırma planı hazırlaması için Savunma Bakanlığı’na talimat verdim” ifadesini kullandı. Pentagon bütçesi için Amerikan tarihindeki en büyük bütçe artışının hazırlanması talimatını verdiğini söyledi. Ayrıca İran için de bir açıklama yaptı ve İran’ın füze programını destekleyen kişi ve kurumlara yeni yaptırımlar getirdiğini belirtti. Fotoğraflar vardı konuşmadan.

GÖRKEM ERDOĞAN: Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Trump, İran’ın silahsızlanmasını istemesi boş olur. Çünkü Şii inancına göre Mehdi (as) çıkacak ve Mehdi (as)’nin ordusu olacak. O inancın gereği olarak zaten onlar büyük bir ordunun farz olduğuna inanıyorlar. İnançlarıyla çelişir. Yani bütün dünya ordularla baş edebilecek bir askeri güce sahip olmaları gerektiğinin farz olduğu kanaatindeler. İnanç olarak o düşüncedeler. Mehdiyet’in şefkat merhamet yönünü esas alsın Trump. Onu gündeme getirerek yaklaşabilir. İran’ın ikna edilmesi Mehdiyet’le olur. Mehdi (as)’nin şefkati, merhameti silahları ortadan kaldıracağı, kan dökmeyeceği o konuyu ön plana getirirse Trump oradan netice alır. Yoksa “İran silahsızlanmasın” falan derse İran bunu dinlemez. Bir de İran’a gücü de yetmez Amerika’nın. Çünkü İran tek başına değil ki. Nasıl Suriye’ye gücü yetmiyor? Niye etmiyor? Çünkü Rusya var. İran’a niye yetmez? Çünkü Rusya’dan dolayı yetmez. Çünkü Rusya’yı da yenmesi gerekiyor İran’ı yenmesi için. Rusya’yı İran ezdirmez. O zaman çok önemli bir imkan, çok önemli bir koza sahip Amerika. Mehdiyet’i gündeme getirsin. Mehdiyet’in şefkati, merhameti silahları ortadan kaldıracağı, savaşların o devirde duracağı konusunu ısrarla hadislerle gündeme getirirse mesele hallolur. Bir de aralarını bulalım. Yani İran’a sürekli düşman gibi görüntü pek iç açıcı olmayacak. Bu bayağı sıkıntı meydana getirir, gerilim devam eder. Rusya’yla da aralarını çok iyi tutsunlar. Rusya’yla silahsızlanma anlaşması yapılsın, konuyu kökten halledelim. İngiliz derin devletinin oyununa kimse gelmesin.

Berkcan, Pelinsu, Ece beni çok sevdiklerini belirtmişler.

GÖRKEM ERDOĞAN: Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Evet, üçüne de Allah hidayet versin, sağlık, sıhhat versin, mutluluk versin.

Muhammed ve Mehmet, bunlar da beni çok sevdiklerini ve kitapları okuduklarını söylüyorlar. İspatlı kitaplar da ellerinde. İkisine de Allah uzun ömür, hayır, bereket, nur versin.

Üç güzel bir arada. Bunlar da sevgilerini, coşkun muhabbetlerini dile getiriyorlar. “Nurum Hocam seni çok seviyoruz” diyorlar. Ben de sizi çok seviyorum. Allah size sağlık, sıhhat, afiyet versin, hidayet versin. Vay vay vay bu sevimliler öyle bitecek gibi değil, bir tane, iki tane değiller.

“Seni Allah aşkıyla delice seviyorum, hasret duyuyorum. Sonsuza dek Cenab-ı Allah senin yanında olmayı nasip etsin” diyor. Aman Allah’ım nasıl güzel maşaAllah. Vay vay vay bitecek, tükenecek gibi değil bunlar. Ne kadar çok sevenler böyle maşaAllah.

“Şahan Gökbakar Recep İvedik film serisi var. Orada Darwinist ifadeler var. İlk insanı görünce bu benim babam demişti. Seyirci rekoru kıran Recep İvedik Darwinist mi?” diyor. Belki o düşünceyle alay etmek için söylemiştir. Orada Darwinizm’i savunması yok alay etmek var. Darwinizm’le dalga geçmiş. O gözle değerlendirmek lazım.

“Komünizm ile evrimi nasıl bağdaştırıyorsunuz?” diyor Anılcan Özdemir. Ben bağdaştırmıyorum Karl Marx söylüyor bunu, Lenin söylüyor, Stalin söylüyor, Mao söylüyor ve Troçki söylüyor. Bütün fikirlerinin ana düşüncesinin kökeninde Darwinizm olduğunu söylüyor.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Ayasofya’nın resimleri vardı.

ADNAN OKTAR: Evet.

ASLI HANTAL: Bu Ayasofya’nın kedisiymiş.

ADNAN OKTAR: “Aile boyu sizi izliyoruz.” Asal ailesi, Hatay’da ve Payas. Yemek masasında bir resim çektirmişler. Ama şöyle olması lazımdı; aynı anda televizyondaki görüntüyle birleştirerek resmin çekilmesi gerekiyordu. Orada hata olmuş. Ama yine de sevgilerimizi sunuyoruz.

“Hocam ülkemizde Suriyeli çok. Bunlara vatandaşlık verilmesine ne diyorsunuz? İşgal altındaki vatanlarını terk etmiş insanlardan ne fayda gelir Hocam bize?” İşgal altındaki vatandan ne yapmasını istiyorsun, neyle savaşsın, kiminle? Savaşması gereken yeri söyle de onu anlayayım. Orada savaşılacak neresi var?

Talak Suresi 12 “Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı” bak “Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı” yerin benzeri olan bir alem. “Dünya gibi bir alem daha yarattım” diyor Allah, dünyanın aynı benzeri bir alem. “Emir, bunların arasında durmadan iner” Yani “O dünyayla bu dünya arasında emir sürekli Allah’ın emri akar, devam eder” diyor. “Sizin gerçekten Allah'ın her şeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah'ın ilmiyle her şeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için” Burada anlatılan ne? Dünyaya benzeyen bir dünya daha var. İşte zer alemi denilen alem bu Kuran’da Talak Suresi 12’de geçiyor. Bak “Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı” “yer, yerin” bak “aynısı dünyanın benzerini yarattım” diyor. “Bir alem daha var” diyor Allah. “Oradan Allah’ın emri sürekli akar” diyor. Dünyaya sürekli insan gönderiliyor oradan, doğma görüntüsünde, anneden babadan olmuş görüntüsünde o alemde, zer aleminde hazır olan insanlar gönderiliyor. Bak o alemi de Allah anlatıyor Kuran’da ve hadislerde de anlatılıyor. İbn-i Abbas’ın şunları söylediği nakledilir. “Yedi yer vardır” hadis “her yerde sizin Peygamberiniz gibi bir peygamber, Adem gibi bir Adem, Nuh gibi bir Nuh, İbrahim gibi bir İbrahim, İsa gibi bir İsa vardır.” İşte peygamberlerden söz aldım diyor ya Cenab-ı Allah, zer aleminde işte sayıyor bak bütün peygamberleri sayıyor. “Bütün peygamberler orada” diyor. Aynı zamanda dünyadalar, işte o alemden gönderiliyorlar peygamberler. Bütün insanlar o alemden gönderiliyor. Resulullah Efendimiz ashabın yanına varmış, onlar sessizce duruyor konuşmuyorlarmış, “Niçin konuşmuyorsunuz?” Diyor Peygamberimiz (sav). “Allah azze ve cellenin mahlukatını tefekkür ediyoruz” demişler. Efendimiz (sav) şöyle buyuruyor: “Öyle yapın, Allah’ın yarattıklarını düşünün, Kendisi’ni düşünmeyin çünkü batıda bembeyaz bir toprak vardır, onun aydınlık olan sahası, aydınlanmış olan alanı güneş yürüyüşüyle kırk gündür.” İşte o alemi anlatıyor, “beyazdır sahası” diyor. Mesela bak dünyada yeşil, mavi hakimiyeti var, orada da beyaz hakimiyeti var. “Orada Allah’ın yarattıkları vardır ki, bir göz kırpacak an bile Allah’a asla isyan etmezler.” Zer aleminde herkese Allah’a itaat etmiş durumda. Bak hiç kimse Allah’a isyan etmiyor o alemde. Kuran’da da öyle diyor zaten, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” Diyor. Müminler ne diyorlar? Herkes “sen bizim Rabbimizsin” diyorlar. İsyan yok, onu anlatıyor hadis. “Onların arasında şeytan var mı?” dediklerinde, Peygamberimiz (sav) diyor ki: “Onlar şeytanın yaratılıp yaratılmadığını bilmezler.” “Bunların arasında Adem (as)’ın çocukları var mıdır?” dediklerinde, “Onlar Adem (as)’ın yaratılıp, yaratılmadığını bilmezler.” Adem (as) zaten orada, aynı zamanda dünyaya gönderiliyor.

Şaban Çorlu, “Hocam, İslam’ı çok güzel anlatıyorsun. Senin hayranınız, her zaman seni izliyoruz ailece” diyor.

Zahide, “Canım sevdiğim felaket, dehşet güzelsin, nursun nur maşaAllah. Müzikler çok güzel, çok güzel dans ediyorsun, ben de oynadım seninle” diyor.

Her seferinde şaşırıyorum güzelliğine maşaAllah bayağı güzel bir insan. Allah, ufacık bir hücreden -artık mikroskopta görünemiyor artık o kadar küçük bir hücreden- böyle muhteşem bir varlık yaratıyor. Zer aleminden geliyor ondan olmuş gibi gösteriyor. Alice Harikalar Ülkesi’nden daha da garip bir dünyada yaşıyoruz. Bak zer aleminde hiç imansızlık yok, bilgi de verilmiyor onlar nerden geldiklerini de bilmiyorlar zer alemi. Ama yaratılmış beden, ruh her şey mükemmel. Küfür, fücur nedir biliyor ama Allah tecelli ettiği için, gözüyle gördüğü için herkes iman ediyor. Biliyorlar, soruyor Allah zaten, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” Diyor. “Evet Rabbimizsiniz” diyor herkes. Negatif düşünceyi biliyor ama diyemiyor, hepsi iman ediyor. Alenen Allah tecelli etmiş, aklın ihtiyarı kalkmış ama dünyaya sunulma bak devam ediyor diyor Cenab-ı Allah. İki alem arasında emir sürekli akar diyor Allah.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Ukrayna’nın Klevan şehrinden yedi kilometre uzaklıkta bulunan Aşk Tüneli isimli yapraklarla süslü tünel insanların ilgisini çekiyor. Resimlerini görebiliriz. Günde üç kez kullanılan bu tünel orman işçilerine hizmet ediyor.

ADNAN OKTAR: Bayağı güzel.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Türkiye’nin, Suriye’nin Halep kentinin kuzeyindeki Azez ile El Bab bölgesinde askeri üs kurduğu belirtildi. Sputnik’e konuşan PYD’nin de bağlı bulunduğu Demokratik Suriye Meclisi Yöneticisi Rezan Hiddo, resmini görebiliriz. Türkiye’nin Azez yakınlarında ve El Bab’da bir askeri üs kurduğunu söyledi.   

ADNAN OKTAR: Canım askerin bulunduğu yer askeri üstür zaten, çok münasebetsiz bir izah. Değil mi? Asker varsa askeri üstür, tank, top varsa askeri üstür o zaten.

MHP Kürt karşıtı değildir. MHP’nin içinde binlerce Kürt kardeşimiz var. Çok ayıp yapıyorlar. Yönetimde görevli çok fazla Kürt kardeşimiz var, ana üst yönetiminde MHP’nin çoğu Kürt’tür. Bu nasıl bir kafa? Niye karşı olsun ayrıca? Türkiye’nin bütünlüğünü savunan bir parti, bütün Türkiye’de bulunan herkesi Türk kabul eden, Türk’üm diyen herkesi kabul eden bir parti. Yakışık almıyor bu.

Ferit, “Hocam, programınıza katılmak istiyorum” diyor. Gelsin. “Sizleri dinlemek, fikirlerinizi dinlemek istiyorum” diyor. 

Mülteciler bizim kardeşimizdir. “Niye savaşmadılar?” Diyor. Ya kardeşim kiminle savaşsın söyle gitsin savaşsınlar. Kiminle savaşsın? Çok münasebetsiz bir şey bu.

Dinliyorum.

ASLI HANTAL: Amerikan Merkez Komutanlığı’ndan, Komutan Joseph Votel -resmini görebiliriz- Türkiye’ye PYD konusunda bir uyarıda bulundu. Türkiye’nin, Suriye’nin Menbiç bölgesinde bulunan Kürt güçlere saldırmasının IŞİD’le mücadeleyi zorlaştırabileceğini söyledi. “Türk ordusu El Bab’dan sonra Menbiç’e yönelirse bu gelişme bölgede Amerika önderliğindeki koalisyon güçleri faaliyetlerini etkileyebilir” dedi.

ADNAN OKTAR: Paşayı bir daha görelim. Paşa bayağı süslenmiş. Gelsin bir olay yerine o konuyu burada bir anlatsın. PYD diye bir şey yok. Komünist, Stalist kuvvetler var. Arkadaş kendisi komünistse, Stalinist’se tamam o zaman makul görüşü. Komünist komünisti kolluyordur deriz yani yanlış biz müdahale ederiz ayrı mesele de ama mantığı olur. Ama antikomünistse komünistleri niye destekliyorsun?

Sert üsluptan kaçınmak lazım mesela durduk yere MHP’yi koskoca kitleyi, milyonlarca insandan oluşan kitleyi Kürt karşıtı gösteriyorsun, niye yapıyorsun bunu? Ne gerek var şu söze? Bunun mantığı nerde? Ne zaman böyle bir şey demiş MHP? Rahmetli Başbuğ Ermenilere de sahip çıkıyordu, hem de candan bir sahip çıkış. Musevilere, Yahudilere muazzam sahip çıkıyordu, ben bizzat şahidim buna, bizzat şahidim konuşmalarında bizzat dinledim. Yapmasınlar, etmesinler. MHP çok zor şartlarda görev alıyor. Sen böyle dersen, MHP’yi Kürt karşıtı gibi gösterirsen gereksiz yere bir MHP aleyhtarlığına kapı açmış olacaksın. Zaten öyle tipler var onların ekmeğine yağ sürmüş olacaksın, niye yaparsın ki bunu?

Dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Hürriyet Gazetesi’nde uzun süredir Washington muhabiri olarak görev yapan Tolga Tanış gazeteyle ilişiğinin kesildiğini çalışma arkadaşlarına duyurdu. Tolga Tanış son olarak büyük tepki toplayan “IŞİD’in Türk malı potasyum nitratları" başlıklı yazıya imza atmıştı. IŞİD’in patlayıcı yapımında kullandığı potasyum nitratları Türkiye'den aldığını öne sürmüştü.

ADNAN OKTAR: Çok anormal bir şey. Her ülkede var. Irak’ta, Suriye’de zibil gibi potasyum nitrat. Ayrıca potasyum nitratla yapılmıyor ki bomba. Asıl İngiliz menşeili patlayıcılar kullanılıyor. Potasyum nitrat patlayıcı bir şey değil. Potasyum nitratla hiçbir şey yapamazsın. O şiddetli patlamalar onunla elde edilemez. O yan etki yapabilir. Ne olur? Patlamanın etkisiyle oradaki oksijen açığa çıkıyor. Yanıcı etkiyi biraz daha artırır o. Patlamayla alakası yok potasyum nitratın. Patlayıcı bir madde değildir o. Çok fazla oksijen ortaya çıkmasına sebep olur.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Çiçek resimlerimiz vardı.

ADNAN OKTAR: Hayret, mesela bunun bir tanesi bile Allah'a iman etmek için yeterli. Şuursuz bitki hücreleri bunu nereden bilsin yapsın? Bu kokuyu, bu güzelliği, bu estetiği, bu simetriyi, bu altın oranı nasıl yapsın?

“Hocam merhaba programlarınızı izliyorum, sizleri çok seviyorum. Ailece sizleri sevip izliyoruz” diyor. Bakayım benim canıma. Ne kadar sevimli bayağı güzel maşaAllah. Var mı resmi sende? Canım beni çok seviyormuş. Ben de onu çok seviyorum.

ASLI HANTAL: Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Yaklaştır yüzünü, gözlerini yaklaştır. Severim ben senin güzelliğini. Nasıl güzel senin yüzün böyle.  Allah nurunu artırsın. Cennet kızı gibisin sen maşaAllah. Allah hidayetiyle sarsın. Uzun ömür versin sana Cenab-ı Allah.

“Hocam sizi ailece tam zamanla izliyorum. Ben sizin programınıza katılmak istiyorum. Normal cami hocalarının bazıları bizi hep dinden soğuttu sürekli cehennem diyerek ve hurafeler anlatarak bizi dinden uzaklaştırdılar. Sizi dinlediğimden beri Allah'a inandım. Hocam bana yardımcı olur musunuz? Sizin programınıza içten katılmak istiyorum. Namaza başladım Hocam” Ah severim ben seni tamam gel. Dünya güzeliymiş o da maşaAllah. Çok güzel bir hanım kız.

Hüseyin Çelik, “Allah'ın adı anıldığı zaman bacak bacak üstüne koyulmaz. Tuhaf İslam.” Ama işte senin hatan Kuran’a göre hareket etmiyorsun. Gelenekçi Ortodoks inanca göre hareket ediyorsun. Halbuki bacak bacak üstüne de atarsın, yan gelip yatarsın da. Allah ayette “yan gelip yatmışken Allah'ı anın” diyor.  Sen diyorsun ki “yan gelip yatmışken Allah anılmaz” diyorsun. Allah “anılır” diyor sen “anılmaz” diyorsun. Allah'a din öğretiyorsun Allah'a ahlak öğretiyorsun, görgü, adap öğretiyorsun. Allah'ın dediğine göre hareket et sen. Kuran’a göre hareket et. Bacak bacak da üstüne atarsın, yan gelip yatarsın da rahatça da Allah'ı anarsın. Allah’ı zikredersin yanlış biliyorsun. İşte tuhaflık sende olmuş oluyor çünkü Kuran’a uymadığın için. Sen kendin din çıkartmış oluyorsun. “Nereden çıkarttın?” diyorum “bana öyle gibi geliyor” diyor. Sana öyle geliyor gibi olur mu? Kuran’la konuş benimle.

Tarık Sever, “Hocam MHP’yi nasıl değerlendiriyorsunuz gerçekten özellikle son zamanlarda?” MHP Türkiye demektir. Tam sağlam partidir MHP. Çok dürüsttür. Vatana, millete sahip çıkar. Devlet terbiyesi konusunda bayağı titiz, yaman gençler yetiştirir. Okuldur MHP. Partiden çok okuldur. Ahlak okuludur, dava okuludur. İktidar şart değil ki. MHP zaten her dönemde iktidar olmuştur. Adalet Partisi iktidarında hep MHP iktidardı. ANAP’ta da hep MHP iktidardı. Şu anda da iktidarda. Fikirleri hep iktidar olmuştur. ANAP’ın en önemli bakanları hep ülkücüydü. Demirel’in de gençlik kolları vardı hep ülkücülerden oluşuyordu. Bakanları da hep ülkücü eğilimliydi. Devletin yapısında vardır o. Türk devletinin yapısında vardır. Ta en başta Atatürk’ün kendisi de ülkücüydü zaten. Atatürk de ülkücüdür. MHP’lidir demiyorum ama ülkücüdür. Ülkücülük çok eskidir. Ta Osman Bey zamanından beri gelen hatta daha da beş bin yıl geriye gider ülkücülük. Çok eski bir düşüncedir. MHP olmasa Allah esirgesin çok çok kötü şeyler olabilirdi. Mesela darbe gecesi de aktif güç MHP oldu. Çok büyük faydası oldu yani. MHP iktidar hırsı içinde değildir. MHP, Türkiye hırsı vardır onun. Türklük ve Türkiye hırsı vardır. O en başından beri o. Bazen iktidar ortağı olur bazen olmaz. Bazen hiç parlamentoya giremediği de olmuştur. Hiç etkilemez MHP’yi. MHP bir fikir ekolüdür. Bir ahlak okuludur.

Emir-ül Müminin Hazreti Ali (kv) buyurdu ki; “Mehdi’nin iki ismi olacak. Biri müstear ismi diğeri açık bilinen.” (Şeyh Saduk, Kemaluddin, 2. Cild, 57. Bölüm, 17. Hadis)

Ebu Hamza Resulullah (sav)’tan naklediyor. Resulullah (sav) ferman etti “Mehdi (as)’a adalet, insaf, ihsan sıfatları hediye edilmiştir.” Bak adalet; en önemli vasfı Mehdi (as)’ın adalettir. Adalet, insaf yani merhamet. Ve ihsan yani mal mülk dağıtmak sıfatları hediye edilmiştir.

Evet, şimdi çok kısa bir ara verelim. Sonra devam edelim.

ASLI HANTAL: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Bu Milletin Mayasında Delikanlılık Var

ASLI HANTAL: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: “Selamun aleyküm” aleykümselam “Hayırlı yayınlar bir panikatak hastası olarak sizden güç alıyorum. Duanızı eksik etmeyin.” Panikatağı niye kabul ediyorsunuz? Panikatak hastasıyım diye bir de adını da koyuyorsunuz. Ne panikatağı? Tamamen hikaye. İnsanın zayıf ruh halinde olmasından kaynaklanan, yalnızlıktan kaynaklanan, vesveseli, içine kapalı insanlarda oluşan, kendini dinlemeden kaynaklanan gereksiz bir durum. Dışarı çık rahat ol, neşene bak, keyfine bak. Panikatak hastasıyım diye kendine de öyle ad koyma. Atak senden paniklesin yani. Asosyal oluyorlar. Dışarı çıkmıyorlar. Kendini dinliyor falan. “A başladı yine panik atak” diyor. Öyle dersen insan tabii ki yine heyecanlanır. Kalbi çarpıyor bilmem ne oluyor falan “bak gördün mü panikatak oldum” diyor.

“Hocam sizi Sivas Karayolları Kızıldağ Bakımevi’nden ilgiyle izliyoruz. Saygılar.”

“Hocam ben Gürcü’yüm Gürcistan’dan selamlar” diyor. “Sohbetlerinizi izliyorum, sizi çok çok seviyorum” diyor.

Giresun, “Aramızda kardeşliğin ebediyetle tüm İslam coğrafyasına hakim olmasını diliyoruz amin” diyor.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Sincar İlçe Kaymakamı Mehma Halil, “PKK'nın bölgedeki varlığını güçlendirip, DEAŞ gibi tüneller kazmaya başladığını söyledi. PKK'nın bölgeden çekilmeyeceğine dönük sinyaller verdiğini aktaran Halil, "PKK militanları son dönemlerde Şengal'deki kamplarını genişletip güçlendirmeye başladı. Bu gelişme de örgütün öyle kolay bir şekilde bölgeden çekilmeyeceğine işaret ediyor. PKK Şengal Dağı başta olmak üzere elinde tuttuğu bazı bölgelerde tüneller kazmaya başladı. DEAŞ gibi tünel kazıp, olası bir hava saldırısından kendilerini korumayı amaçlıyorlar” dedi. Resmini görebiliriz. Mehma Halil.

ADNAN OKTAR: Tünel kazıyorsa tünel koruyucu bir yönü yok. Tünel çok tehlikeli bir şey. Tünelin içine bir basınç uygulanırsa adam top mermisi gibi fırlar öbür taraftan. Tehlikeli bir şey. Onun için tünel tavsiye etmem hiç kimseye. Tünelle münelle de kurtulamazlar ayrıca. Tünel iki taraftan sıkıştırabilecek bir sistem. Hepsi teslim alınır o zaman. 

Allahsız Kitapsız, komünist istemiyoruz Türkiye çevresinde. Ama Müslüman dindar Kürt kardeşlerimizle iftihar ederiz.

Alkolün hepsi zararlı. Alkol çok tahrip edici bir şey, alkole hiç heveslenmeyin. Çok ağır bir madde. Zehirlenme meydana gelmesinin başka açıklaması yok ki. İçen adam zehirleniyor. Zehirlenme de nedir? Bulanık görme, çift görme, mide bulantısı, denge bozukluğu. Bu nasıl eğlenceli bir şey? Aynı şekilde cıvalı zehirlerde de aynı etki oluyor. Sülfürlü zehirlerde de aynı etki oluyor. Her türlü zehirlenmede bu olur. Zehrin etkisiyle ağır travma meydana geliyor vücutta. Bunun eğlendirici bir yönü yok ki.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Yusufçuk resimlerimiz vardı.

ADNAN OKTAR: Bak simetriye dikkat. Verniklenmiş gibi bayağı da parlak. Çok kaliteli, klas.

EBRU ALTAN: Kanatlarından esinlenerek Almanya’da bir stadyum inşa ettiler, dayanıklılık mühendislik harikası olarak.

ASLI HANTAL: Yusufçukla ilgili bilgi vardı. Yusufçuk böceğinin kanatları milimetrenin üç binde biri kalınlığındadır. Bu kadar ince olmasına rağmen oldukça dayanıklıdır. Bunun nedeni kanatlarının sayıları bine varan bölmelerden oluşmasıdır. Bu bölmeli yapı sayesinde hayvanın kanatları yırtılmıyor ve uçarken oluşan basınca dayanabiliyor.

ADNAN OKTAR: Mühendislik harikası tabii.

BEYZA BAYRAKTAR: Tek bir gözünde otuz bin tane mercek var. İkisinde atmış bin.

ADNAN OKTAR: Otuz bin mercek tek bir gözünde ve tam odaklıyor görüntüyü. Tam ilgili yere veriyor. Otuz bin düzgün mercek, mükemmel mercek.

EBRU ALTAN: Ultraviyole de dahil bizim göremediğimiz çok farklı ışıkları görebiliyor.

ADNAN OKTAR: O da ayrı bir güzellik.

“Adnan Hocam evim yok ama yirmi beş yıldır her gün Adnan Hoca şöyle dedi böyle yaptı sözünü gazetelerde dinlemek ayrı bir sükse sizin için. En havalı hoca sizsiniz. Yok, böyle bir olay” diyor.

“Adnan Hocam her gün sevgiden bahsetmenizin hikmeti nedir?” Her gün deccal nefret, kinden bahsediyor. Biz de her gün sevgiden bahsediyoruz. Onun pis elektriğini biz pozitif auraya çeviriyoruz. Onun şeytani elektriğini pozitif, güzel Rahmani elektriğe çeviriyoruz.

“Geçenlerde bir konudan bahsettiniz çok etkilenmiştim. Paralel evren ve ikinci benlik hakkında yine sohbet verebilir misiniz? Gerçekten hayret ettim. Çok teşekkür ettim iyi akşamlar.” Meryem Yurdakul Kocaeli. Bugün zaten anlattım ben.

“Canım Hocam, ben öfkeme hakim olamıyorum” diyor. “Dayanamıyorum, sonra çok pişman oluyorum, çok zarar görüyorum” ama baştan onu komik bulsan yani öfkelenmek çok komik. İnsan öyle aciz hale düşmesi çok ezici insan için.

Gümüş, bakteri için antimikrobiyal bir madde, bakteriler gümüş parçacıklarını hücrelerine almada çok ataklar. Aldıklarında da onlarda zehirleme etkisi yapıyor. Bu sefer onu vücudundan attığında diğer bakteriler onu alıyor. Bu sefer onları da zehirliyor. Yani kitlevi bakteri katliamı oluyor. Bir de direnç geliştiremiyorlar gümüşe karşı. Geleceğin antibiyotiği olabilir gümüş, o yönden.

“Bu benim resmim, panikatak olan size az evvel yazan kişiyim. Çok öptüm, sevgi kurtaracak bu dünyayı. Hay Hocam ağzınıza sağlık” diyor. Sağ olun, çok seviyorum sizi. İzlemeye özen gösteriyorum.” Tabii ya boş yere kendini üzüyorsun. Panikatak hastası diye adını da koymuş. Nereden çıkıyor onlar? Hiç “durduk yere tansiyonum yükselmeye başladı” diyor. “Kalbim atıyor” diyor. Git kedini sev. İşin gücün yok mu? Kendiyle oynuyor yani. Yok, “tansiyonum gidiyor.” Yok, “kalbim atıyor.” Yok, “ölmek üzereyim.” Yok, “ruhumu çekiyorlar.” Bir şey olduğu yok, normal otur. İşine gücüne bak yani.

“Kadınlara gösterdiğiniz ilgi, alaka, sevgi çok güzel. Nasıl bu şekilde sevebiliyorsunuz?” Derya Sezgin. Yani müthiş zevk alıyorum ben kadınlardan. İnsanlar nasıl bunu anlayamıyorlar, hayret ediyorum. Yani çok nefis varlıklar, çok şahane varlıklar. İnsan bakmaya doyamıyor, sevmeye doyamıyor, konuşmaya doyamıyor. Her yönden mükemmel varlıklar. Dünyadaki en büyük süs, üstüne yok yani kadınların üstüne. Bunu nasıl anlamazlar? Yani onu hissedememelerine şaşıyorum ben. Mesela gül kokusundan bir insan hoşlanmıyorsa bir insan buna şaşırmaz mı? Ne diyeceksin adama? “Gül kokusu çok güzel” diyorsun. “Aa nasıl oluyor ki?” diyor. “Kadın çok güzel bir varlık” diyorsun. “Aa nasıl oluyor?” diyor. Allah vermemişse bilmez tabii insan. Ben çok haz duyuyorum kadınlardan, çok seviyorum kadınları.

Böyle yalnız yaşayanlar kızlar, yalnız yaşayan hanımlar falan böyle bu iddiada bulunuyorlar. Beylerde de böyle içine kapanık tipler, bilgisayarın başından ayrılmıyor. Durup durup aynaya gidip bakıyor. “Rengim gitmiş benim yine, bana bir şey oluyor. Anam anam, ölüyorum” falan diyor. Bir şey olduğu falan yok, iş çıkartma. Aç Ankara havasını bir oyna. Panikatağı da karşına alırsın, karşılıklı oynarsınız.

“Sizi izlemek ayrı bir ayrıcalık. İmam Mehdi (as)’nin alametleri var mı?” diyor. “Kerametleri olacak mı?” Yok, o keramet peşinde değil Hz. Mehdi (as). Doğal olarak oluşur onda. Yani mesela iki uçlu kuyruklu yıldız çıkması kerametidir Hz. Mehdi (as)’ın. “Aynısıyla” diyor. Ama Peygamberimiz (sav)’in de mucizesidir. Peygamber (sav) söylüyor, iki uçlu kuyruklu yıldız tam onun vaktinde çıkıyor. On binlerce yıldan beri çıkmayan yıldız tam onun vaktinde çıkıyor. Bunun nasıl açıklaması olsun? Halley Kuyruklu Yıldızı tam onun vaktinde çıkıyor. Bu nasıl açıklansın? Bethlehem yani iki bin yılda bir çıkıyor, tam Hz. Mehdi (as)’ın devrinde çıkıyor. Nasıl açıklanır bu? İran-Irak Savaşı falan, bunların hepsi Hz. Mehdi (as) döneminde olacak şeyler.

İsim yok, resim yok. Yok, öyle şeylere cevap vermem.

“Hocam, iyi geceler. Bu dinç ve genç görünmenizin sırrı, hikmeti nedir?” İman.

“Hocam, Hz. İsa (as) Müslüman mıydı?” Tabii ki.

EBRU ALTAN: Bir de aklınızdan kaynaklanan doğal çekiciliğiniz ve yakışıklılığınız çok etkili, maşaAllah.

 ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ne güzel.

EBRU ALTAN: Samimiyetinizden kaynaklanan.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Ürgüp’ten Hayri İzmir soyadı, “Hocam bir resminizi yaptım” diyor. “Gösterebilir misiniz?” diyor. Güzel olmuş. Resmin bitmiş halini bir göster bakayım.

“Aslansın Hocam, helal sana. Mertçe yayın yapıyorsun. Hocam, Kastamonu’da askerim ben, dualarınızı esirgemeyiniz bizden.” Allah seni korusun, her şeyin en güzelini nasip etsin.

“Hocam, ayetlerde “Biz” ifadesi çok geçiyor. Dün Hoca bunu bilmiyorum bu şekilde söylemek doğru mu ama Allah’ın mütevazı oluşuna bağladı. Benim kafama da pek oturmadı.” Sena Yıldırım. Yani niye bunun bu kadar üstünde duruyorsun? Arapçada hitap şeklidir “Biz” diye Cenab-ı Allah’ın hitabı Arapçada halkın anlayacağı bir dil. Yani Türkçede bu yok ama Arapçada, Osmanlıcada da öyledir. Mesela “bizim buyruğumuzdur” der padişah, konuşurken “bizim” der. Tevazuuyla falan da alakası yok, Allah’ın tevazuya ihtiyacı yok. Allah’ın azamet yakışır sıfatına. Allah büyüktür, kebirdir. Allah’ın tevazuuyla ilgili bir ifadesi yok Cenab-ı Allah’ın. Kula tevazu gider Allah’ın tevazuuyla bir bağlantısı olmaz. Allah’ta azamet, büyüklük, kibriya, bunlar yakışır. Dolayısıyla Arap lisanının güzel hitabetini sen yanlış anlarsan olmaz. Bu Osmanlı’ya da geçmiş bir hitap şeklidir. Mesela padişahlar “tez bizim buyruğumuzdur” der. “Biz de biliyoruz” der halk mesela, o şekilde yani. Arap dilinde hitabet olduğuna göre, makul bir hitabet tarzı olduğuna göre Arap diline de sen muttali olmadığına göre şaşıracağın bir şey yok.

Sevgi yazmış, “Adnan Hocam, sizi çok severek izliyorum. Ben bir dede kızıyım. Aleviyim.” Alevi çok kız arkadaşım var. Senin Alevi olman hoşuma gitti. “Bu sorunun cevabını herkes net söylemiyor. Hazreti Ali camide şehit edilmiş, Aleviler camiye gitmiyor. Peki, evde niye kılmıyorlar? Bu arada eşim Hanefi, hayırlı akşamlar.” Aleviler camiye gitmiyor. “Camiye gitmiyor.” Nereden çıkarttın? Giderler. Niye gitmesinler? Benim iki eniştem de aleviydi. Muntazam camiye gidiyorlardı, namazlarını da kılıyorlardı. Yani neye göre? Bazısı gitmez, bazısı gider. Halkın hepsi camiye gitmiyor ki. Yani herkes camide olmuyor. Camiye gitmeyen de var. Mesela Ahmet Kılıç eniştem vardı, evlendirme memuruydu belediyede. Beş vakit namazındaydı yani evinde de namaz kılıyordu, camiye de gidiyordu, cumaya da gidiyordu. Her akşam da rakı içerdi. Ama son derece efendi, nezaketli bir insandı. Kimseye de bir zararı zoru yoktu. Yine Mehmet Eray eniştemdi. Teyzem Hanefi’ydi ama o aleviydi. Bayağı efendi, kendi halinde, nezaketli dindar bir insandı. Cumalara da giderdi. Namazını kılardı. Ben böyle bir şey görmedim. Sanki Sünniler sürekli camide mi oluyor? Bu nasıl bir mantık? Ama camide şehit edildiği için belki o dönemde Aleviler yani çok münafık dolmuştur camiye o dönemde. Çaka çaka her yer camilerde münafık olduğu için Hazreti Ali’yi sevenler camiye gitmemiş olabilirler adamlar pislik yapmasın diye. Çünkü münafık kaynıyordu o dönemde. Zibil gibi münafık vardı. Çok alçak, kahpe adamlardı. Onlardan canlarını korumak için camiye gitmemişler. Doğru yapmışlar, iyi yapmışlar. Evlerinde kılmışlar namazlarını. Çünkü hep camide şehit ettiler. Hz. Osman’ı, diğerlerini hep cami. Bu kahpelerin münafıkların özelliği bu. Namaz kılarken hep şehit etmişlerdi birçoğunu. Onlar da çekindikleri için camide namaz kılmadılar. Gayet doğru bir tedbir. Ne yapsın? Münafıkların hedefi mi olsunlar? Onun için ayrı cami yaptılar kendilerine. Cem evi dediği cami, onlar da cem, camiyle cemin arasında hiçbir fark yok, aynı kelime. Bak, cem evi ile cami kelime olarak aynı kelimelerdir. Cem etmeden gelir ikisi de, topluluk yeri anlamındadır. Toplantı yeri anlamına geliyor. Dolayısıyla onda bir şey yok. Hz. Ali şehit edildi. Hatta bir ara cenazesini aleviler götürdü o zamanlar, gizlice gömüldü namazı. Bak, alçaklara bak, o zaman ne kadar çok münafık var. Cenazesine bile müsaade etmiyor adamlar yani o kadar kahpe doldurmuş ortalığı. İşte o münafıklar silsile olarak şu ana kadar bile devam etti onların kafası. Üçkağıtçı münafık, sahtekarlar var görüyorsunuz. Bir ara cenaze götürülürken, Hz. Ali’nin şehit bedeni götürülürken en önde Hz. Ali’nin olduğunu görmüşler yine topluluk, yani bu şaşırtıcı bir olay.

BEYZA BAYRAKTAR: Hz. Hızır (as) mı?

ADNAN OKTAR: Muhtemelen Hızır (as). Aynı adam bakıyor, Hz. Ali’nin görünümünde. Ama kalabalık olduğu için bir anlam da veremiyorlar. Yani “acaba biz yanlış mı gördük?” diye. Tıpatıp benziyor. Muhtemelen Hz. Hızır (as)’dır. Sonra da kayboluyor tabii yani yok oluyor.

Arif, Güngören’den yazmış. “Hocam, hiç kaçırmadan takipçinizim. İslam dünyası rahata ve huzura kavuşması için Mehdi (as)’nin zuhuru ne zamandır?” diyor. İşte artık son zamanlara doğru gidiyoruz, işte görüyorsunuz. Alametler ayyuka çıktı. Bu kadar beklediniz. Bak, ben 2017’ye kadar bekledim. Üç-beş sene de siz bekleyin artık.

İlk defa bu yıl Türkiye’de Hz. Ali’nin doğum günü resmen kutlanacak, ilk defa. Çok geç alınmış bir karar.

“Hocam, reenkarnasyon hakkında ne düşünüyorsunuz?” Reenkarnasyon yani bir ruh diğer bedene geçiyor. Ondan ona geçiyor. Yok, böceklere geçiyormuş. Yok, kuşlara geçiyormuş. Bunların hikaye olduğu belli. İnsan bir kere ölür ve artık bir başka boyuta geçer, artık geri dönüşü yoktur. Yani başka bir boyuta geçiyorsun sen. Başka bir boyuttan bir boyuta bir daha dönme diye bir olay olmaz. Allah’ın dilemesi dışında mümkün değil.

“Hocam, Hz. İsa (as)’yı televizyonlarda görecek miyiz?” diyor. Tabii göreceğiz zahir olduktan sonra ama şu aşamada değil.

“Hocam, Ashab-ı Kehf şu an yaşıyor mu? Kimler oldukları ileriki zamanda bilinecek mi?” Ashab-ı Kehf tabii kalkacak ama onlar da bilmezler. Yani ailelerini, geçmişlerini bilmezler Ashab-ı Kehf.

“İnsan hayret gücünü nasıl artırabilir, ülfetten nasıl korunabilir?” Vesile Sevim. Düşünerek elde edilir yani biraz değil, ciddi bir hırs yapılması lazım. Mesela bak şimdi ben bahar ya, yavaş yavaş tomurcuklar açıyor. Kuru dal tahta, takır takır. Tak diye kırılıyor. Renkli çok düzgün çiçek. Mesela o onun görevini bilmiyor, o onu bilmiyor. Çok hayret verici bir şey ama dikkatlice düşünülmesi lazım. Ama köfte ekmek yiyip, atom forvet zıplayarak yürüyorsa adam onu düşünemez. Derin düşünmek için derin düşünmeye vakit ayırmak lazım.

Batman’da çok sevdiklerimiz var. Batman halkı çok dindardır. Bana karşıt olanlar da “Adam haklı ya” diyorlar. “Şimdi hakkını yememek lazım” diyorlar.

“Tokat Turhal Kazova Devlet Hastanesi’nden Uğur Ateş, 15 Temmuz darbe gecesi kaza yaptık. Kırk gündür hastanede yatıyorum. Üçüncü kez ameliyat oldum. Sizden dua istiyoruz. Hocam ayrıca burada ortopedi bölümünde yatan bütün hastalar sizden selam bekliyor. Sizlere çok selamları var.” Hepsine selam ediyorum. Allah hepinize şifa versin. “Odada yirmi kişi sizi izliyoruz.” Ne güzel Allah sizi mescit gibi bak bir araya getirmiş. Allah’ı anmanıza, Allah’a karşı tevazu içinde olmanıza vesile olmuş. Bir hayır var. Allah cennetinize vesile etsin inşaAllah. Hepinize Allah hidayet versin.

“Kuran-ı Kerim 22 yıl, 2 ay ve 22 günde tamamlanmış. İkili sayıların bir anlamı var mı?” İkiler Kuran’da tabii çok önemlidir, ikili tekrarlar çok önemlidir.

“Ateistlerin takip ettiği ve dinlediği tek Hoca sizsiniz.” Ali Marangoz. Tabii ateistlere karşı saygılı olmuyorlar, sevecen de yaklaşmıyorlar. Halbuki onlar bayağı dürüst yaklaşıyor. “Ben” diyor “inanmıyorum.” Açık açık da söylüyor Müslümanlara, gizlemiyor kendini, münafıklık yapmıyor, ahlaksızlık yapmıyor. “İnanamıyorum” diyor. “İnanmak da istiyorum” diyor. “Anlat bana kanaatim gelirse inanırım” diyor. Allah hidayet vermemiştir. “Dua et bana” diyor. Zaten ateistlerden Kuran’da bahsetmez, kafirlerden bahseder. Yani Müslümanlara saldıran böyle alçaklık yapanlardan ve münafıklardan bahseder. Ateistlerle ilgili hiçbir hüküm yok. Çünkü inanmak istiyor adam zaten. Peygamberimiz (sav) hep ateistlere yöneliyordu zaten tebliğ yaparken. İnanmak istiyorlar, o da onlara delillerle anlatıyordu. İman etmelerine vesile oluyordu.

“Hocam, erkeklerin altın takması günah mı?” Benim öyle bir inancım yok. Altın istediğiniz gibi kullanırsınız. Niye metali Allah yasaklasın ki? Kuran’da öyle bir hüküm olması lazım. Kuran’da öyle bir hüküm yok.

EBRU ALTAN: “Her mescid yanında ziynetlerinizi takının.” (Araf Suresi, 31) diye bildiriyor Allah ayette.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim, devam edelim.

ASLI HANTAL: Yayınımıza kısa videolar ile devam ediyoruz.

VTR: Bethlehem Yıldızı’nın Görülmesi Hz. Mehdi’nin Geldiğinin Müjdesidir


Bu sayfada Sohbetler (1 Mart 2017; 20:00) videosunu izleyebilir, sn. Adnan Oktar'ın A9 TV ve yerli-yabancı diğer televizyon kanalları ve tanınmış medya organları ile yaptığı röportaj videolarını veya en son sohbet programlarına ait görüntüleri seyredebilirsiniz. Sohbet videolarını bilgisayarınıza veya cep telefonunuza indirebilir, Facebook ve Twitter gibi sosyal ağlar üzerinden arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.