Sohbetler (26 Şubat 2017; 12:00)

Deşifresini okumakta olduğunuz videoyu izleyin" »

ASLI HANTAL: Yayınımıza Hocamızın “Münafığın Derin Karanlığı” kitabını okuyarak devam ediyoruz. Hocamız da birazdan bizimle birlikte olacak, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Selam.

SİBEL YILMAZTÜRK: Aleykümselam.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ümmeti Muhammed burada.

Neler konuşuyorsunuz?

KÜBRA YILDIRIM: Münafıklardan, münafık alametleri.

ADNAN OKTAR: Evet, münafık hakikaten İslam aleminin 1400 yıldan beri ızdırap çekmesine sebep olan en etkili güç. Küfür değildir münafık etkilidir. Küfrün etkisi binde birdir. Münafığın 999 yani çok şiddetli bir mahluktur. Hep dışarıdan yok “Siyonistler” diyor yok başka bir şey. Yok kardeşim, öyle bir şey değil direkt münafıklar. İngiliz derin devleti onları kullanıyor.

Ne diyelim? “Doğrusu sevgi birliği” diyelim.

Müslümanlar münafık konusunu çok flu bir konu olarak aldılar, kırdı-geçirdi Müslümanları o yüzden sistem. Peygamber (sav) zamanında üç beş kişi falan gibi biliniyor çok sıradan bir olay olarak. Yalnız tabii münafığın sınıfları çok önemli. Bu sınıflamayı bu yeni ciltte anlatıyoruz. Şimdi üç kitabım çıkacak münafıklıkla ilgili. Bu zaten birinci cildi elinizde, ikinci cilt var. İkinci ciltte münafık sınıflara ayrılıyor yani sitilleri ve sınıfları yöntemleri açısından. Teşhiste onun büyük faydası olacak, inşaAllah.

Mesela alim-hoca diye gösteriliyor adam ama bayağı münafık. İslam’ın hakim olmasını istemiyor, İttihad-ı İslam istemiyor. Bunu elde etmek için yine İslam’ı kullanarak çeşitli yöntemler kullanıyor. Yine kendince uydurma hadislere dayandırıyor yahut Kuran’ın ayetlerini değiştiriyor yorumluyor. Orada amacı İslam’ın hakimiyetini engellemek oluyor. Mesela 500 yıl, 1000 yıl geriye atabilse bile o onun için kar oluyor durdurabilse.

BEYZA BAYRAKTAR: Müslüman görünüp evrimci olmak?

ADNAN OKTAR: Mesela onların içinde de münafıklar var. Hepsi demesek de bu iki tür insan grubunda da bu erteleyicilerde de tabii içinde bilgisizliğinden yapanlar da olduğu gibi münafıklığından yapanlar da var. Evrimle İslam’la mücadele en şiddetli mücadele şeklidir. Bir Müslümanı evrime inandırdığında zaten her yönüyle çökertirsin. Adamın ne imanı kalır, ne gücü kalır ne şunu ne bunu kalır. Artık kabuk, çok ince zar gibi bir iman kalır onda. Onunla da götüremez. Çünkü sen tesadüf sistemiyle aynı şeyi iç içe anlatıyorsun. Diyorsun ki “Çamurlu su vardı, çamurlu suya işte ışıklar geldi, çeşitli protein maddeleri vardı karıştılar bir ilkel molekül meydana geldi. Sonra onlar birleşti yine ilkel.” O diyor ki “Bunlar tesadüfen oldu” diyor. Öbürü de diyor ki “Yok bunlar hep Allah tarafından meydana getirildi” diyor. “Sonra bir hücre meydana geldi tesadüfler sonucu, güneş ışınları geldi o hücreyi bozdu” diyor. “Binlerce anormal hücrenin içinden bir tane hücre normal oldu, onun içinden yine bir hücre yine güneş ışınlarıyla karşılaştı, yine binlerce on binlerce anormal hücre oluştu onlardan bir tanesi normal oldu. Böyle böyle böyle bunlar devam ederek sonunda bu mükemmel canlılar oldu” diyor. “Allah böyle bir sistem kullandı” diyor. Şimdi bu Allah’ın inkarı bu. Yani dinin inkarı, İslam’ın inkarı.

Bir kere Cenab-ı Allah açık açık söylüyor “Ben” diyor “zer aleminde sizi yarattım.” Ve peygamber de unvanıyla yaratılmış. Yani peygamber orada da peygamber. Bütün Müslümanlar var ve akıl baliğler, dil biliyorlar, konuşuyorlar görüyor ve duyuyor. Yani normal insan. Bu insanlar zer aleminde ölüyor dünyaya gönderiliyor anneden babadan oluyor gibi gösterilerek. Nerede burada evrim? Zaten var insan zer aleminde var hazır, yaratılmış. Zer alemi de evrimle yaratıldı diyorsan artık üstüne iyilik sağlık diyelim o zaman. Hz. Adem (as) için diyorsan, Hz. Adem (as) zer aleminden cennet alemine geçiyor. Cennette. Zer aleminde evrimden bahsediyorsun, cennette evrimden bahsediyorsun bu nedir bu? İnkar. Dolayısıyla inkarı böyle tatlı bir kılıfa sokup Müslümanlara yedirmek istiyorlar. Buna müsaade etmedik ve etmeyeceğiz.

EBRU ALTAN: “Zer aleminde de akıllı, şuurlu ve vicdan sahibi” demiştiniz insanlar için.

ADNAN OKTAR: Tabii her şeyiyle mükemmel ve nefis sahibi bak beden sahibi, nefis sahibi olarak var. Normal insan. Muhakemesi var iman ehli, imandan sorumlu şuur-idrak sahibi, düşünüyor konuşuyor.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Bugün Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan’ın doğum günü. Sayın Erdoğan 63 yaşına girdi. Allah Cumhurbaşkanımız’a hayırlı uzun sağlıklı bir ömür nasip etsin, inşaAllah. Cumhurbaşkanımız’ın çocukluğundan bu yana birkaç fotoğrafı vardı.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam kaç doğumlu?

ASLI HANTAL: 1954 doğumlu.

ADNAN OKTAR: 1954. MaşaAllah. Tayyip Hocam samimi delikanlıdır, ehli vicdandır, iradesi iyidir, inatçıdır. İzzeti nefsine düşkündür. İslam’ı sevda olarak kabul etmiş bir insandır. Çok acı çekti, çocukluğundan beri çok acı çekti. Bütün ömrü acıyla geçti. Ne mutlu ona.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, rahmetli Erbakan Hocamız’ın anma gününde onun için dua etti ve bir konuşma yaptı. Erbakan Hocamız’ın hak terazisinde doğru bildiğini söylediğini, hiçbir suçlamadan, baskıdan yılmadığını, yaşadığı türlü zorluk ve haksızlıklara rağmen devletle milleti karşı karşıya getirmemeye özen gösterdiğini dile getirdi. Ayrıca Erbakan Hocamız’ın hiçbir zaman kendi şahsi çıkarlarını ülkenin çıkarlarının üzerine koymadığını, kendisini değil Türkiye’yi zenginleştirmek, büyütmek amacıyla hareket ettiğini ifade etti. Sayın Kılıçdaroğlu dua ederken de bir fotoğrafı vardı. Görebiliriz fotoğrafı.

ADNAN OKTAR: Sayın Kılıçdaroğlu helal süt emmiş nur gibi Müslümandır. Seyittir, çok efendi nurani bir varlık, nurani bir insan, ehli vicdandır. Ne güzel, CHP’nin başında böyle bir insan var kıymetini bilsinler. Erbakan Hocamız’a karşı hürmeti de ona olan sevgimizi artırıyor. Allah razı olsun, dürüst konuşmuş, iyi konuşmuş. Tayyip Hocam’ı yetiştiren de Erbakan Hocam’dır.

Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Türkiye Gazetesi Yazarı Osman Ünlü şöyle bir yazı yazdı: “İnsanların en kötüsü zındıklardır. Bunlar Müslüman ismini taşır. Büyük sarık eski cübbe içinde gizlenirler. Peygamber Efendimiz (sav)’i ve İslamiyet’i methederler överler. Fakat Kuran’ı Kerim’e ve hadisi şeriflere yanlış mana vererek İslamiyet’i istedikleri şekle sokarlar. Bu tipler genelde İngilizlere uşaklık ederler. Londra’daki mason merkezinden aldıkları bol para, sahte diploma, şöhretle kafirlere satılmış insanlardır. Peygamber Efendimiz (sav), bu münafıkların geleceğini ve cehennemde çok acı azapta sonsuz olarak kalacaklarını haber verdi” dedi.

ADNAN OKTAR: Hocam bizi bire bir takip ediyor demek ki. Hocam nurlu, Hocam efendi. Hocam bizim dediklerimizin doğru olduğunu, hak olduğunu cesurca yiğitçe çok güzel anlatmış. Yıllardan beri o cenahtan böyle bir açıklama hiç çıkmazdı. Bizim açtığımız geniş yol kapısı müminlerin oluk oluk geçmesine sebep oluyor. İngiliz derin devletine ilimle irfanla sağlı sollu vuruyorlar, maşaAllah. Osman Ünlü Hocamız’ı görebiliyor muyuz?

ASLI HANTAL: Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Osman Ünlü Hocam’a helal olsun. Ama diğer oyunlarına da gelmesin, Hocam da çok dikkat etsin. İngiliz derin devleri ne diyor “deccal yok.” Halbuki deccal bizzat İngiliz derin devleti. Dolayısıyla “Mehdi de yok kurtuluş da yok” diyor. Ve Müslümanları kilitliyor. Hocam da orada hata yapıyor işte “daha yüzlerce yıl var Mehdi’nin gelişine” diyor. Dolayısıyla Müslümanları ümitsizlik ve güçsüzlük girdabının içerisine düşürmüş oluyor. Deccal da istediği gibi at oynatıyor ondan sonra. Çünkü “deccal yok” diyor. “Deccal yok” deyince “Mehdi de yok” diyor “İsa Mesih’in gelmesine de daha çok var” diyor. Müslümanların ümidini, şevkini, gücünü tamamen kırıp adamların ezim ezim ezmesine vesile olmuş oluyor farkına varmadan. Çok iyi niyetli dürüst bir insan. Ama bu hususu yeniden gözden geçirmesi gerekir Hocamız’ın. Ellerinden öpüyorum, saygı duyuyorum, değer verdiğimiz bir büyüğümüz.

Evet.

ASLI HANTAL: Son iki günde Osman Ünlü dışında Yeni Şafak’tan Faruk Beşer, Milliyet’ten Abbas Güçlü, Star’dan Sevil Nuriyeva, Türkiye Gazetesi’nden Salim Köklü de İngiliz oyunlarına ve İngiliz derin devletine dikkat çeken yazılar yazdılar. Kısa kısa bahsedebiliriz uygun görürseniz yazılarından.

ADNAN OKTAR: Evet.

ASLI HANTAL: Milliyet’ten Abbas Güçlü, resmini görebiliriz. “Dünya tarihinde İngilizler kadar diplomatik bir başka ulus yoktur herhalde. Hemen her taşın altından onlar çıkar. Ama hiçbir zaman kötü değil kurtarıcı olurlar. İngilizler deyince diplomatik sömürge, siyahı beyaz gösterme, sinsilik akla gelir” dedi.

Diğer yazarımız Yeni Şafak Faruk Beşer. Onun görüşleri şu şekilde, ekranda görebiliriz resmini: “İngilizler bize yeni bir devlet kurdururken hilafetin kaldırılma şartını bilinçsizce koşmamışlar. Onlar bu gücün ne anlama geldiğini, dünyayı sömürmek için en büyük engellerinin hilafet olduğunu iyi biliyorlardı” dedi.

Star Yazarı Sevil Nuriyeva şu şekilde yazmış; Karabağ’ın işgalinin İngilizlerin yardımıyla olduğunu söyledi.

Ayrıca Türkiye’den Salim Köklü’yse İngiliz ajanlarının bir asırdır İslam beldelerinde yaptığı tahribatı anlatan bir yazı yazdı.

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Bak, Allah’a hamdolsun Allah bu caddeyi kübrayı bize açtırdı. Aslan gibi delikanlıca bir cesaret göstererek deccala meydan okuduk. Baktı ki ümmeti Muhammed deccala vurdu mu hiçbir şey olmuyor. Peşimize takıldılar, bu anayoldan caddeyi kübradan onlar da küffara sağlı sollu ilim tokadını indirmeye başladılar. Allah gazalarını mübarek etsin. Kim İngiliz derin devletine karşı tavır alırsa Allah dostudur. Kim İngiliz derin devletiyle mücadele ederse deccalla mücadele etmiş olur. Allah gazalarını mübarek eyleye, Allah gazalarında yollarını aça, kalplerine ferahlık vere, inşaAllah.

Kurabiyeyi ölçülü yiyeceksin. Cennette, balıklama dalma cennete yapacağız, inşaAllah. Havalarda böyle bir onu bir onu, meyveler, kebaplar, etler şunlar bunlar, maşaAllah. “Hafif bir ter şeklinde” diyor “vücuttan atılır” diyor güzel bir ter şeklinde. Yani maddenin olmadığı da vurgulanmış oluyor. Çünkü madde olmuş olsa mümkün değil öyle bir şey. Tabii Cenab-ı Allah’ın yaratması ayrıdır ama olmadığını göstermiş oluyor buradaki ifade.

“Vücutta dövme olması gusül abdesti almaya engel midir? Hanım arkadaşlarınızın bazılarında vücutlarındaki dövme mi yoksa boya mı? Dövmeyse dinimizde günah değil mi? Selamlar.” Yok. Niye günah olsun? Dövmeleri gerçek kardeşlerimin. Cilt altında, cilt altında olduğu için hiçbir şey olmaz. Bayağı da güzel yakışıyor. Benim zevkine göre hoş güzel. Gusle de mani değil, abdeste de mani değil. Cilt altındaki boya neye etki etsin yani? Üstte olursa tamam.

“Adnan Ağabey, seni geceden beri dinliyorum bu nasıl bir Mehdi anlatmak? Yani helal olsun sana Ağabey böyle devam et. Allah yoldan ayırmasın, Allah sana hayat boyu tüm güzellikler seninle olsun.”

“Canım kıymetli Hocam, ailece izliyoruz” diyor.

“Allah aşkıyla sevdiğim, sen aşksın, sevgisin, cansın, aslansın, güneşimsin, ruhum, nefesimsin” diyor. Çok coşkulu sevgi cümleleri kullanmış.

“Aslan Hocam, münafıklar kıskançlıktan çatlıyorlar.” Yani genel anlamda diyor bu ismi geçen kişileri kastetmiyor.

Feyza Serpil, “Güneş gibi doğuyorsun Allah aşkıyla sevdiğim sultanım hoş geldin. Kırk bir kere maşaAllah suphanAllah” diyor.

Bütün Avrupa’da genç kızlar hep şortla geziyorlar. Antalya’da, Fethiye’de, Köyceğiz, Kuşadası hepsinde ya mayoyla geziyorlar sokakta kızlar yahut şortla geziyorlar ya süper miniyle geziyorlar bütün Avrupa’da. Kışın bir tek ama yazın herkes şortla ve mini etekle geziyor Avrupa’da. Kimse de dönüp bakmıyor. Dolayısıyla Türkiye’yi böyle hani Suriye ayarına çekmeye çalışıyorlar benim gördüğüm, Irak ayarına çekmeye çalışıyorlar. Böyle olmaz. Dışarıda dekolte hanımlar olacak, şortlu da hanımlar olacak, mini etekli de olacak, kapalı da olacak, çarşaflı olacak herkes olacak Türkiye renkli olacak. Böyle tavır alırsanız olmaz. Ayrıca ben gözüm gönlüm açılıyor güzel hanımlarla beraber sohbet ederken. Yoksa sohbet etmem bak ha. Beni dinleyecekseniz bu şartımı kabul edeceksiniz. Benim güzellik karşımda olmadıktan sonra konuşamam. İllaki güzellik illaki güzellik. Çünkü güzellik ruhu açar, kalbi açar. Bak mobilyalar güzel, insanlar güzel, müzik güzel. Benim ruhum güzelliğe göredir.

BEYZA BAYRAKTAR: Siz zaten çok güzelsiniz.

ADNAN OKTAR: İllaki güzellik ve kalite. Sen alışmışsın güzellik olmadan yaşamaya. Ben güzellik olmadan yaşayamıyorum. Güzellik benim gıdam, ruhumun gıdası. Yani nefes gibi benim için çok önemli.

Bütün Amerika, Danimarka, Norveç, İsveç, Hollanda hepsinde Avrupa’da hanımların hepsi dekoltedir, dekolte kıyafet giyerler. Ve hiç kimse de onları rahatsız etmez. Her yerde saygı görürler. Ama Türkiye’de toplumu Suriye’ye doğru çekme eğilimi var, Irak felsefesine doğru yani kapalı toplum böyle kaliteden uzak, sevgiden, merhametten, şefkatten uzak, müzik yok, eğlence yok, sanat yok, kalite yok, klaslık yok, temizlik yok, bakım yok. Sadece yaşamaya çalışan bireyler olsun istiyor bazı kişiler yani sadece canlı kalmaya çalışan insanlar. Kadınlar çirkin olacak, erkekler çirkin olacak bazı kişilerin isteğine göre. Bakımsız olacaklar, insanlar mutlu olmayacak, gülmeyecekler, kadınlar güzel olmayacak, hiçbir şey güzel olmayacak mekanik olacak. Sadece işlevsel olacak. Birbirlerine soğuk ifadelerle konuşacaklar. Ve yaşamaya çalışan organizmalar gibi olacaklar. Bazı kişilerin kafası bu. Böyle olmaz böyle hayat olmaz. Hayatın bir anlamı yok böyle olunca. Sevgi yoksa, güzellik yoksa, kalite yoksa, coşku yoksa, tutku yoksa, aşk yoksa hayatın da anlamı kalmamış demektir. Buna rağmen yaşamak istiyorsun. Bütün bunların olmayacağı bir ortamda yaşamak istiyorsun. Anaerob yaşamak istiyor, olmaz. Biz güzellik içinde yaşamak istiyoruz, hayatın bütün güzellikleriyle. Kalitenin en yükseği, soylu hoş bir hayat istiyoruz. Sen bizi kendine benzetmeye çalışıyorsun bu yanlış.

Barzani niye? Çok efendi iyi bir insan. Hoş geldi sefa geldi Barzani. Barzani’ye hoş geldin diyoruz, Türkiye’ye hoş geldin.  

Mesela Norveç ve İsveç’te dekolte olmayan bir kadın yoktur. Hollanda’da, Almanya’da bütün genç kızlar dekoltedir. Rusya’da da yazın genç kızlar çok süslü bayağı bakımlı hepsi dekolteler. Türkiye’yi bir acayip havaya sokmaya çalışıyorlar bu yanlış.

“Bakışlarına doyamadığım biricik sevdiğim, gülüşüne hasret kaldığım, yaşama sevincim, sohbetine kanamadığım tatlı sözlüm sevgiyi sende buldum sende tattım, seninle yaşamayı öğrendim, seninle mutlu olup seninle güldüm. Seni yazdım hep hayatımın her satırına” diyor. Aman Allah’ım bu ne kadar sevmiş böyle çok uzun yazmış.

Hayır, bir de mesela böyle güzel bir hanımın “Niye hanımlar dekolte?” dediğini duymadım. Hep bakımsız, hep böyle görünümünü kendisinin beğenmediği diyelim hanımlar, çok çok bakımsız hanımlar. Ve görünümüyle de etkili olmayacağına inandığını düşünüyorum bu hanımların. Beylerden de, gösteriyorum çok gariban insanlar görüyorsunuz. Biraz ezilmişlik mi var acaba diye düşünüyorum, biraz kompleks mi var veyahut hayatta bazı şeyleri elde etmek istemiş elde edememiştir onun kıskançlığını yaşıyor olabilir. Kardeşim, bunlar akın akın Almanya’ya çalışmaya gidiyorlar. Norveç’e, İsveç’e falan gidiyorlar orada birçok görev alıyorlar. Etrafındaki herkes dekolte gayet saygılı oluyorlar. Türkiye’de size ne oluyor? Buna alışın, alıştıracağım sizi.

Minik Adnancıları görebiliyor muyuz? Üçü yan yana oturmuş, televizyonun yanına oturmuşlar.

GÖRKEM ERDOĞAN: Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Ah severim ben onların güzelliğini, nurunu, tatlılığını. Allah ömrünüzü uzun etsin, sağlık sıhhat versin size. Hz. Mehdi (as)’a, Hz. İsa Mesih (as)’a talebe etsin sizleri hepimizi.

“Darwinizm müfredattan kalkmamış Hocam. Bununla ilgili ne diyorsunuz?” Biz zaten kaldırıyoruz. Müfredatta olması önemli değil. Biz halkı tek tek eğittik.

Orhan Baba’dan gönderin de üstadın ağzından dinleyelim. “Kim Bilecek Daha Neler Neler Bekliyor İkimizi / Belki de Çok Mutlu Olacaktık Tutsaydık Dilimizi / Bu İnat Bu Kapris Bu Kavgalar Yıprattık Sevgimizi / En Acı Sözler Bile Söylerken Tutmadık Dilimizi / Dil Yarası Dil Yarası En Acı Yara İmiş / Dudaktan Kalbe Bir Yol Var Ki / Sevgi Ve Şefkattenmiş / Belki de Çok Mutlu Olacaktık Tutsaydık Dilimizi / Tam Aşkı Bulduk Derken Nasıl da  / Kaybettik Sevgimizi” diyor. Dine imana İslam’a Kuran’a sarılmazsan, Rahmani konuşmazsan, Kuran diliyle konuşmazsan bu tip belalar yağmur gibi yağar. Sen Kuran’a uyduğun da bu hale mi geldin? Kuran’a uysan asla bu olmaz. Dolayısıyla her Kuran’a uymayanda dil yarası da olur, efendim başka türlü yara da olur. Kalp yarası da olur, olur yani.

Kuran’a uyan tutkunun ruhunu tam anlamıyla yaşar. Aşkın ruhunu tam anlamıyla yaşar. Sevginin önünde hiçbir engel kalmaz, Kuran’a uyduğunda. Kuran aşkın kitabıdır. İnsanlara aşkı öğretir. Aşkın sanatını öğretir. Baştan sona aşkı anlatır Kuran. Allah aşkını, Allah için de Allah’ın yarattıklarına olan aşkı anlatır.

BEYZA BAYRAKTAR: Siz “Allah tüm kâinatı sevgi için yaratmıştır” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii tek amaç sevgidir. Kâinatın yaratılış amacı sevgidir.

SALİHA YAZAROĞLU: “Sevgi olmadan da cennetin bir anlamı olmaz” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii ki cennet sevgiyle anlamlı olur.

Mesela bak bu dünyalar güzeli bayağı güzel tutkusu delicesine bir tutku, bunu niye Allah yaratır adam düşünmüyor. Zannediyor ki sokakta geziyor öyle bir rastlar, öyle olmaz. Allah’a kul olursun, Allah’a âşık olursun Allah insan olarak tecelli eder. İnsanlar olarak tecelli eder. Bunlar bu görülenler Allah’ın tecellisi. Yoksa öyle kendi kendine olan bir şey değil. Zer aleminde Allah’ın takdir ettiği ruhlar bunlar. İnsan şeklinde tecelli eder. Adam da oturmuş dört tane evim var. Sekiz tane de bilmem atım var. Yirmi tane de eşeğim var. Boyum şu kadar, karnım baklava hazırım diyor. Böyle olmaz, ömür boyu sürünürsün. İşte o zaman hep böyle ızdırap duyarsın. Kıskanırsın, haset edersin, başka bir şey çıkmaz. Bu kadar bak on dokuz yaşında o, delice bir tutkuyla seviyor. Bunu kim yaratır? Allah yaratır. O güzelliği, sağlığı, sıhhati kim verir? Allah verir. Adam diyor ki bir türlü benim olmuyor, diyor. Olmuyorsa Allah’a yakın değilsin de onun için olmuyor. Allah’la uğraşırsan Allah da seninle uğraşır tabii ki. Sen Allah’ı unutursan Allah da seni unutur.

“Bir tanecik Hocam, sultanım biz minik Adnancılar olarak sizi çok seviyoruz. Ne olur bize bakın Elâzığ’dan sevgiler, saygılar.” Zeynep, Sude ve Mehmet. Minik Adnancıları ben görebiliyor muyum? Allah size uzun ömür sağlık, sıhhat versin.

Kadınlar çiçektir. Çiçekler nasıl süslü nasıl güzel kokuyor? Allah onu öyle yaratmış, Kadınlar da en az çiçek gibi olacak dünyanın süsü. Bakımlı, güzel kadının olmadığı her devlet yıkılır. Hepsi yıkılmıştır, bakın dünyaya hepsi yıkılmıştır. Libya’da bir tane dekolte kadın bulamazdın, bir tane. Allah yerle bir etti. Irak’ta bir tane dekolte kadın bulamazdın Allah yerle bir etti. Mısır’da dekolte bir tane kadın bulamazdın Allah yerle bir etti. Afganistan bir tane dekolte kadın bulamazdın Allah yerle bir etti. Kadınların özgür olmadığı her ülke yıkılır. Bunu aklınıza koyacaksınız Allah’ın kanunu bu. Kullarının yarısı eziliyorsa, özgür değilse Allah yerle yeksan ediyor o ülkeleri. Türkiye’nin ayakta durmasının vesilesi, Mehdi (as)’dir, İsa Mesih (as) ve Hızır (as)’dır. Türkiye’yi çoktan Suriye biçimine sokacaklardı. Suriye modeline çoktan geçireceklerdi. Mehdiyet’in bereketi, İsa Mesih (as)’in bereketi ve Hızır (as)’ın bereketiyle Türkiye ayakta duruyor. Çoktan bitmişti Türkiye. Otuz kere ispatlarım delilleriyle.

Severim ben sizin güzelliğinizi, “Allah aşkıyla sevdiğim seni izliyoruz ikimizin de Allah aşkıyla sevdiğisin. Güzel gözlüm tutkuyla bağlıyız” diyor. Göstereyim mi göstermeyim mi resimlerini? İkisi de birbirinden güzel. Fevkalade güzel bak biri on dokuz yaşında, biri yirmi bir yaşında iki kız kardeş ama nefis güzeller. Yani tarifi mümkün değil ama göstermeyeceğim tabii.

Hanımların istediği gibi dekolte giydiği, bakımlı olduğu kaliteli bir toplumda dünya tarihinde darbe yok. Aksi olan her ülkede, ülkeler yıkılmış ve darbeler olmuş. Allah’ın kullarının yarısı mutlu değilse Allah o ülkeyi yıkar.

Türkiye’nin korunmasının vesilesi bak tekrar söylüyorum Mehdiyet’tir, İsa Mesih (as)’tir ve Hızır (as)’dır. Gelenekçi Ortodoks İslam anlayışı Türkiye’yi mahveder. Bak Cübbeli Ahmet sürekli bastırıyor. Ama bütün bastırması havada kalıyor. Biz olmasaydık onun fikriyatı Türkiye’yi kasıp kavuracaktı. IŞİD’in zihniyeti de her yerde patlak verirdi Allah vermesin. Darwinizm buram buram Türkiye’ye hakim olacaktı. Çelik bir kale gibi, Sedd-i Zülkarneyn gibi çelik bir set çektik. Adım atamıyorlar Allah’ın izniyle.

“Hocam öğrenci velileri Milli Eğitim Bakanlığı’na müfredatta Nutuk bulunsun diye talepte bulunmuş. ” Tabii kardeşim Nutuk mesela Atatürkçülüğü anlatmak demek modern Türkiye demektir. Atatürkçülük Türk milletinin aydın ruhunun adıdır. Atatürk bir şey bulmuş keşfetmiş değil. Türk milletinin ruhunda olan özü anlatıyor Atatürk. Dolayısıyla Nutuk’a ihtiyaç yok. Atatürkçülüğün özü modernlik, aydınlık, ilerlemecilik, hür fikir, hür düşünce aydınlık dünya demektir. Kaliteli, klas, sanata, bilime, estetiğe açık her türlü güzellik ve iyilik. Atatürkçülüğün özeti budur.

Ayşegül ne kadar güzel. “Sen benim canımsın, nurumsun. Seni çok fazla seviyorum Ayşegül” Ayşegül’ün resmini bir gösterelim. Allah senin nurunu kat kat artırsın, Allah sana uzun ömür versin. Allah seni hidayetiyle sarsın. Ne güzel tecelli ediyor Allah bak maşaAllah. Nur gibi nur.

Ve gittikçe tırmanarak bizim görüşümüz hakim oluyor. Normalde Türkiye’yi Suriye’ye çevireceklerdi tam tersine çevirdik. Bakın genç kızlara mesela mini etekli falan birçok genç, yüzlerce binlerce genç hepsi namaz kılıyorlar. Başörtülü kızlar da çok modern oldular. Onlar da bizim görüşümüzdeler. Mesela bakıyorum hepsi makyajlı, hepsi bakımlı. Normalde makyaj yapmamaları lazım. Cübbeli kafasına göre kaşını almaması lazım. Jilet gibiler bayağı bakımlılar. Müzik dinliyorlar, eğleniyorlar, dans ediyorlar hepsi söylemesi ayıp Adnancı olmuş durumda yani. Böyle şeylerde övünülmez de onun için diyorum. Genç kızlar, kapalı genç kızlar evlerde toplanıp dans ediyorlar, eğleniyorlar, müziğin alasını dinliyorlar ve son derece şık ve bakımlı geziyorlar. Var mı gelenekçi sistemde öyle bir şey? Var mı? Yok. Jilet gibi hepsi. Gelenekçi gençler de öyle, gelenekçi Ortodoks gençler filinta gibi geziyor hepsi de modern, hepsi müzik dinliyor, resim, heykel hepsi beğendikleri sanat dalları bunlar. Neymiş demek ki? Benim görüşüm hakim olmuş Allah’a çok şükür.

Kendimiz evdeyiz fikrimiz iktidarda. Tayyip Hocam ne diyor “Ne Sünni’yim ne Şii” diyor. Bu nedir? Hangi görüştür bu? Yoksa Türkiye çok koyu Sünni, gelenekçi Ortodoks bir ülke olacaktı. Suriye’den hiçbir farkı olmazdı Türkiye’nin. Ve Darwinizm muazzam hakim olurdu, sol muazzam hakim olurdu. Yeşil komünizm tarzına gidecekti Türkiye, yeşil komünist. Hem dindar hem komünist kafaya girecekti. Hem Darwinist hem Müslüman, hem komünist hem Müslüman yani IŞİD’li gibi bir çizgiye doğru götüreceklerdi birçok yerde. Ne yaptık? Yerle bir ettik bu görüşü Allah’a çok şükür ilimle irfanla, kanunla hukukla. AK Parti’nin aydın, modern görüşü nedir? IŞİD görüşünde mi? Taliban, Kaide görüşünde mi AK Parti? Bizim görüşümüzde. Modern İslam anlayışında. Davetlerde açık kadınlar oluyor Tayyip Hocam gidip bayanlarla tokalaşıyor, sarılıyor, şarkılar, türküler var mı gelenekçi İslam’da bunlar? Demek ki görüşümüz iktidar olmuş. Demek ki görüşümüz din olarak dünyada cayır cayır yaşanıyor. Türkiye’de de yaşanıyor. Bugün Avrupa’da İslamofobi’ye karşı esaslı bir karşı atak başladıysa bizim vesilemizledir. İslami terörizm, İslami terörist, Müslüman Terörist iddiası ortadan kalkıyorsa o da bizim vesilemizle. Yoksa kalıp gibi oturacaktı.

Şimdi kısa bir ara verelim. Devam edeceğiz.

ASLI HANTAL: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Münafık İnkarcı Dostlarıyla ve Derin Devletlerle Olan Gizli Bağlantısını Sinsi Metotlarla Gizlemeye Çalışır.

ASLI HANTAL: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: “Allah aşkıyla sevdiğim, Hz. Adem (as) direkt cennette mi yaratıldı?” Hz. Adem (as) ilk yaratılma yeri zer alemidir. Peygamber olarak yakışıklı, normal delikanlı olarak zer aleminde önce yaratılmıştır. Sonra vefat ettirilmiş cennete götürülmüştür. Cennette yeniden porselen bir heykel şeklinde oluşturulmuş, porselen. O vesile edilerek yeniden o insan yaratılmıştır Hz. Adem (as) yaratılmıştır. Zer aleminden direkt oraya geçirilmiştir. Porselen görünümündeki o heykelden normalde hiçbir şey oluşmaz. Porselen heykel duruyor. Cenab-ı Allah “Buraya gel Adem” diyor “derhal Ya Rabbi” diyor geliyor o kadar. Geldiği yer zer alemidir. Her insan önce zer aleminde yaratılır. Mesela ben daha annemden babamdan doğdum diye biliniyor öyle değil. Ben zer aleminden buraya geldim. Annemi babamı vesile etti. Siz zer aleminden buraya geldiniz Allah annenizi babanızı vesile eder. Anne baba insanı yaratmaz sadece vesiledir. Zer alemi demek insanların daha kainat kurulmadan yaratılması demektir.

“Hocam, yirmi altı yaşındayım, çok severek evlendim” diyor hanım arkadaşımız. “Ama hiç mutlu değilim, maddi durumumuz çok iyi ve saygın bir aileden geliyoruz ama eşim ne temizliğine, ne de üslubuna dikkat eden bir adam. Düz sıradan bir hayat yaşıyorum. Olan her şeyi tükettik, artık hiçbir şey zevk vermiyor. Ben evlenirken hiç böyle hayal etmemiştim. Sizin ortamınızı gördükçe yaşadığım hayat mı diyorum.” Sevin Yöre.

“Hocam, Ülkücüler olarak Muhsin Başkanımızla ilgili yaptığınız açıklamaların kaynağını merak ediyoruz. Biz de biliyoruz ki Muhsin Başkan öldürülmedi.” Şehit oldu anlamında diyor herhalde. “Elinizde belge varsa paylaşmanızı dileriz Ülkü Ocakları adına.” Yasin Heraplut. Devletin elinde bayağı bilgi var işte. Paralel yapının adamı gitti oradan söktü helikopterin parçasını götürdü, baktık sonra operasyonun içindeki adam çıktı. Vali “Hiç heyecanlanmayın, çok rahat olun” dedi. “Şu an şehir merkezine doğru götürüyoruz sadece ayağında kırık var hiçbir şey yok” dedi. Bunlar ne? “İngiliz derin devleti benim kalemimi kırdı” diyor şehidimiz. Ne bunun anlamı? Bunların hepsinin belgesi bana verilse ben de savcı olsam gereğini yaparım. Savcı değilim ben, bu belgeler savcılıkta var gereğini yapsınlar. Orada çocuk konuşuyor, ben telefonda konuşmasını duydum, naklen yayın vardı. “Burada birisi var” diyor. “Bir adam var” diyor. Gayet sarih olayı anlatıyor işte kaza geçirdik, yerini tarif ettiriyorlar onu anlatmaya çalışıyor, sonra baktık çocuk çok aşağılarda ağzı parçalanmış olarak bulundu. Bunun ağzını kim dağıttı? Normalde öyle bir şey konuşamaz öyle ağzı dağılan adam, çenesi falan darmadağın olmuş. Onun çenesini kim kırdı? Bu anlaşılmayacak gibi mi bu? Bayağı açık sarih. Şehidimiz kendisi söylüyor bak “İngiliz derin devleti benim kalemimi kırdı” diyor. Açık söylüyor.    

EBRU ALTAN: “Beni aleyhte konuşturmak için davet ettiler gitmedim” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii ki, net olay. Helikopterler uçuyor onun olduğu yerde, helikopterler uçuyor, köylüler “gördük” diyorlar. Bu ne bu? Helikopter iniyor ve konuşan adam, kişi, arkadaş Türkiye Gazetesi’nde muhabir herhalde çenesi darmadağın bulunuyor, kim kırıyor çenesini? Öldürülmediden kastın ne ayrıca? Bu bir cinayet değil anlamında mı diyorsun, şehit oldu anlamında mı diyorsun anlamadım. Ama ilk anladığım bu tabii bir ölüm diyorsun. Bunca delile rağmen tabii ölüm diyorsan benim sana sözüm ne olabilir ki? Ayrıca Ülkücüler adına nasıl konuşuyorsun? Alperenlerin içinde birisi olabilirsin, bir arkadaş olabilirsin ve kendi adına konuşuyor olabilirsin. Alperenlerin büyük bölümü bu olayın cinayet olduğunu söylüyor zaten. Kendi ailesi de cinayet olduğunu söylüyor. Bütün Ülkücü camia aşağı yukarı cinayet olduğunu söylüyor, bir tek sen cinayet olmadığını söylüyorsun bu da ilginç bir durum. Tamam, fikrine saygı duyuyorum ama Ülkücüler adına konuşman yersiz olmuş. Kendi ailesi cinayet olabileceği ihtimali üzerine savcılığa başvuruda bulunuyor, sen “hayır değil”  diyorsun neye göre? Ülkücülerin büyük bölümü cinayet olduğunu açık açık savunuyorlar.

ASLI HANTAL: Muhsin Yazıcıoğlu’nun Basın Müşaviri Şükrü Demir’in açıklamaları vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet bakayım. Şimdi mesela bu Ülkücü, şehit olduğunu söylüyor ve İngiliz derin devletinin bu cinayeti organize ettiğini söylüyor. Ben de Ülkücüyüm hayır aksini savunuyorum diyorsun. Şimdi o zaman bu senin şahsi fikrindir, şahsi fikrin olarak açıkla o zaman, Ülkücüler adına nasıl açıklama yapıyorsun sen? Çok yanlış. Ama yine de tabii saygı duyuyorum görüşüne, bir şey demem. Muhsin Yazıcıoğlu şehidimizin en yakınında bulunan isimlerden Basın Müşaviri olan Şükrü Demir, şehidimizin partisini Gülen cemaatine karşı hep koruduğunu söylüyor şöyle diyor: “Şehidimizin 28 Şubat döneminde cemaat hakkında bir açıklaması vardı. Cemaate üç yüz kırk bin ajan girdi diye.” Bu çok manidar bir açıklama, üç yüz kırk bin ajan. Fethullah Gülen cemaatinden gelen isimler üzerinde yoğun bir şekilde duruyormuş şehidimiz. O listeye o kişilerin girmemesi için elinden geleni yapıyormuş yani partiye sızmamaları için ve o kişiler listeye giremezdi diyor. Bu konuşmanın görüntüsü var mı? Muhsin şehidimizin “Bizim tarlayı çoktan sürmüşler” diye de bir sözü var. Bak “Bizim tarlayı çoktan sürmüşler,” Gülencilerin kendi aralarında sızdığına dair bir ifadesiymiş bu. Zaten suikast ihtimali olmasa savcılık niye araştırsın? Daha hala araştırılıyor, cinayet ihtimali üstüne araştırılıyor.

“Toplumda genel olarak kadınlar dikkatli giyinsinler, kadınlar hizmet etsin, kadınlar gezmesin düşüncesi var, bu düşüncenin asıl sebebi nedir Hocam?” diyor. Ayten yazmış. Bütün Ortadoğu ülkelerinin büyük bölümünde böyledir. İşte kadınlar gülmesin, konuşmasın, işe girmesin, evinde otursun, erkekler yemek yesin arta kalan olursa kadınlar yerler. Erkeklerin oturduğu yerde onlar oturmaz, kenarda bir yerde oturmaları lazım, söz erkeklerindir. İşte kıyafetini güzel görürse onu itham altında bırakır, makyaj kabul etmez, bakımlı olmasını kabul etmez, yasakların önü arkası yok. O bir şey dediğinde tersini yapar yani bir kadın zıttı felsefe kadınlara karşı ezik olan bir kısım zevat tarafından din içerisine felsefe olarak yerleştirilmiş çünkü adam yetersiz, ruhen güçsüz, bedenen güçsüz kadına karşı ezik, o zaman o kadını ezmeye kalkıyor. Haset ve kıskançlık hissi de olduğu için içinde kadını ezebildikçe ezip kendi kontrolü altına almak istemiş bu da gelenek olarak bu vakte kadar sürmüş. Biz de bunun anormal ve yanlış olduğunu söylüyoruz buna bundan sonra müsaade etmeyiz.

ASLI HANTAL: Videoyu görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Şehidimizin araması yapılırken ‘bulundu aramayı durdurun’ diye çok fazla açıklama yapılmıştı o dönemde, bu haberleri yayınlayanlar daha sonra Gülen örgütü davasında sorguya alındılar yani Gülen örgütüyle ilgili olarak sorgulandılar.

Kısa bir ara verelim, devam edelim.

ASLI HANTAL: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Peygamberimiz (sav)’in Gizlenen Mucizeleri: Hz. Mehdi (as)’ın Çıkış Alametleri

ASLI HANTAL: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Tatsız tuzsuz soğuk bir Türkiye istemiyorum. Canlı neşeli genç kızlar da oynayacak delikanlılar da oynayacak müzik de olacak, isteyen dekolte giyinecek, isteyen çarşafla gezecek cıvıl cıvıl bir Türkiye yani dekoltenin baskı altına alındığı, başörtüsünün baskı altına alındığı bir dünya ve Türkiye istemiyorum. Bağırsalar da çağırsalar da bu böyle ayrıca benim hoşuma gidiyor çünkü bir güzellik bu.

“Selamünaleyküm efendim merhum Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun, Muhsin Yazıcıoğlu Başkan’ın şahadet parmağını göstererek ve secdeye gider vaziyette vefat ettiği söyleniyor. Efendim inşaAllah onun da intikamını kanun ve hukukla siz alırsınız efendim, başka kimseye güvenim yok” diyor “Allah’ın izniyle” Özcan Kızılarslan. Niye? Hükümet bayağı samimi, Tayyip Hocam da bayağı samimi, gereği yapılacak.

“Adnan Hocamı tanımış oldum, daha önce farklı bakış açım vardı hem dünyaya hem de size şüphesiz Allah bakış açısını güzelleştirdi. Beğenerek izliyorum çok güzel bir programınız var ben de sizlere katılmak istiyorum.”

“Adnan Hocam sizi eleştirmek istiyorum ama sizi dinlemeyi de seviyorum, sözleriniz çok güzel” diyor. “Benim için çok değerlisiniz Sayın Hocam.”

Ben selamları okumuyorum çünkü uzun sürüyor, hepsine aleykümselam diyorum.

“Hocam sizi iki kez görmeye geldim ama nasip olmadı, mübarek elinizi öpmek istedim” diyor.

Viyana’dan şekerler ballar bir araya gelmişler, nasıl şekermiş bunlar göreyim bakayım onları. Hepsi birbirinden tatlı ufaklık da bayağı şekermiş. Allah hepsine uzun ömür, sağlık sıhhat versin, nimetlendirsin Allah.

Mina minik Adnancı göster, severim ben senin tatlılığını, şekerliğini o pembelerini de severim ben senin ama tam tipik Adnancı.

“Hocam bu akşam Karabük, Antalya’daki evlerinden gelen kardeşlerimizle Kastamonu’da bir araya geldik sizleri izliyoruz şu an, sizleri çok seviyoruz” diyor. Aman Allah’ım ne güzel sofralar, ne güzel anneler, ne güzel kızlar delikanlılar yakışıklı.

“Bir tanecik Hocam seni çok seviyorum.” Tunzale, aman benim canım nasıl güzel maşaAllah elhamdülillah Allah senin güzelliğini kat kat artırsın. Cennetteki güzelliğini de Allah göstersin.

GÖRKEM ERDOĞAN: Resmi görebiliriz, Tunzale’nin resmi.

ADNAN OKTAR: Benim canım benim güzelim, Allah dünyada ahirette ayırmasın maşaAllah. Evet, gösteriyorsunuz değil mi ekibi?

ASLI HANTAL: Evet, görebilirler.

ADNAN OKTAR: Aslanlar bunlar evet. Hanımların topluluğu vardı onları da göreyim. Beyler hanımlar evet yemek yiyorlar falan feşmekan. Anne çok şeker, anne çok şeker. MaşaAllah afiyet şeker olsun, Allah İslam’a güç bulmanıza vesile etsin o güzel yiyecekleri, cennet sofralarında da böyle yemekler yiyin inşaAllah. Ufak minik Adnancıyı görüyor musun? Çok komik bu Adnancı lafı.

“Akşamımızı aydınlatan Allah aşkıyla sevdiğim, seni geç saatlerde yine izlemek ne büyük bir nimet seni çok seviyorum, sana hasretim daha artıyor” diyor. Bu Büşra Mira Viyana’dan görebiliyor muyum? Nasıl güzelmiş o, nasıl güzelmiş. Severim ben onun güzelliğini tatlılığını, daha 19 yaşında benim canım maşaAllah.

“Ben çok seviyorum çok özlüyorum sevgi dolu o kalplim güzel üsluplum bir tanecik Adnan Hocam, çok değerlisin çok iyisin iyi ki varsın Allah’a şükür” Feyza.

“Hocam seni çok seviyoruz ismim Vildan Azerbaycan’dan, Hocam dualarınızı istiyoruz.”

“Merhaba iyi yayınlar Hocam.” Aman Allah’ım yüzlerce hangi birini okuyayım? Hepsine aleykümselam diyorum.

Muhsin şehidimizin kanının intikamı İttihat-ı İslam’ı oluşturmamız olacaktır, İslam Birliği’nin oluşması olacaktır. O zaman onu yapanlar zaten kendisi gelir anlatır. Anlatmıyorsa bile rica ederiz anlatırlar öyle bir konu olmaz ama şu an kendilerini rahat hissediyorlar ama her şeyin bir zamanı vakti merhunu var, kanunla hukukla gereğini yapacağız.

Hocamız Ankara’dan selamı babası Atilla göndermiş. Ankara’dan Mina arkadaşı Dafi ile beraber bu da minik Adnancılardan. Yaklaştır bakayım Mina’yla Dafi’yi ama şahane arkadaş bunlar. Severim ben senin tatlılığını güzelliğini pembelerini de severim ben senin, Dafi de şahane bir arkadaş.

Gençler toplanmışlar Bozkurt selamı vermişler, o şekilde resim çektirip göndermişler, gençler “toplandık sizlerleyiz” diyor. Aslansınız aslan.

ASLI HANTAL: Başbakan Binali Yıldırım Hürriyet’in ‘Karargah Rahatsız’ manşetini şu sözlerle eleştirdi; “Bugünlerde birilerine bir şeyler oluyor. Eskiden, manşetlerle hükümetlere ayar verirlerdi. AK Parti geldi, artık manşetlerle hükümet kurmak, yıkmak tarih oldu. "Karargah Rahatsız" bu manşeti hatırlıyorsunuz değil mi? 28 Şubat öncesi büyük denen gazeteler bu manşetleri atarak halkın seçtiği iktidarı alaşağı etmek için her türlü tezgahı kurdular. Manşet atarak hükümete ayar vermeye çalışıyorlar” dedi.

ADNAN OKTAR: Karargah rahatsız, neden rahatsız? İngiliz derin devletinden rahatsız, ona uşaklık yapan alçaklardan rahatsız, buradaki İngiliz derin devletinin uzantılarından rahatsız. Basın içerisinde başka noktalarda her yerde uşakları var onlardan rahatsız zaten görüyoruz aydınlarımız şahlandılar. İngiliz derin devletine şiddetle itinayla ilimle irfanla dikkat çekiyorlar.

Hepinizin Bozkurt selamı iyi olmuş da bir taneniz acemi o tam tutturamamış o olmamış, bir daha çekin bir daha gönderin. Bozkurt selamı tam sağlam olması lazım, bir tanesi tutturamamış.

“Hocam Hatay’dan selamlar sizleri severek izliyoruz” diyor. Hatay’ın aslanları Allah ömrünüzü uzun etsin, Mehdi (as)ye İsa Mesih (as)’e hepimizi ve sizleri de talebe etsin. Görebiliyor muyuz Hatay’ın aslanlarını?

ASLI HANTAL: Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Koçyiğit onlar koç.

“Allah aşkıyla sevdiğim, bir tanem, nefesim seni çok seviyorum. İmanıma vesile olan gönlümün sultanı Allah dünyada ahirette cennette beraber etsin” diyor. Allah nuruyla sarsın seni, Günay’ı görebiliyor muyum?

ASLI HANTAL: Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Benim güzeller güzelim nasıl nurlu nasıl temiz Allah uzun ömür versin sana.

Kadınlar ne güzel varlıklar nasıl kıymetleri bilinmiyor ben anlamıyorum hayret edilecek şey. Bunları bu kadar üzecek ne var kardeşim inanamıyorum. Kediye köpeğe daha çok değer veriyorlar adamlar hayrettir. Değil mi köpeğe daha çok değer veriyor yani bazı insanlar benim aklım duruyor. Dünya güzeli varlıklar, ne kadar nefis varlıklar birbirinden güzel hepsi insan ne yapacağını şaşırır. En güzel yiyecekleri al, en güzel kıyafetleri al prenses gibi yaşat. Allah uzun ömür versin hepsine. Yazık günah değil mi? Bu nefret nereden geliyor? Bu kin nereden geliyor ben anlayamadım.

Bu yeniden yapılanma için İstanbul’un yakınlarında geniş alanlara güzel meyve sebze bahçesi yapacaksın böyle hatta denize yakın yerler olursa daha da iyi olur, denize yakın çok boş alan var. Çok güzel böyle bahçeli evler yapsınlar yan yana yan yana yan yana vatandaşı buradan çıkaralım. Kardeşim nasıl ürkütücü anlatamam bütün güzelliği mahvolmuş güzelim şehrin. Ne yapmışlar böyle? O tarihi evler de yıkılmak üzere, mesela onlara çok güzel bakım yapılabilir yani illaki Mehdi (as) gelsin diyor onlar da evler bile Mehdi (as)’yi bekliyor yani, illaki süsle diyorlar.

Şimdi oldu bakayım, “Hocam arkadaş düzeltti Ülkücü selamını” diyor bakayım. Şimdi oldu tamam, aslansınız aslan hepinizi çok seviyorum maşaAllah.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Sayın Erdoğan Sosyal Medya kültürünün gençler üzerinde yarattığı olumsuz etkiyi şöyle eleştirdi: “Her başarının ardında büyük bir bilgi birikimi vardır. İnternetteki bilgi kırıntılarıyla 140 karaktere sığdırılmış aforizmalarla gerçek bilgiye vakıf olunamaz.”

ADNAN OKTAR: Helal olsun Tayyip Hocam’a helal. Evet.

GÖRKEM ERDOĞAN: “Alim olunamaz, yarım porsiyon aydın olunabilir.”

ADNAN OKTAR: Şimdi bak anlayacağımız dilden konuşmuş, olmuş, ‘yarım porsiyon aydın’ güzel demiş. Evet.

GÖRKEM ERDOĞAN: “Zamana meydan okuyan eserler bırakmak için zahmet de emek de şarttır” dedi.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor ama Tayyip Hocam işte kaliteyi ön plana alan bir siyaset teşvikçisi olsun. Kalite ve Sanat Bakanlığı’nı kursun bak destekleyeceğiz iyi olacak. Her şeyi Mehdi (as)’ye bırakmasın. Kendisi de bunu rahat yapabilecek durumda.

Gina Lollobrigida’nın Sebe Melikesini oynadığı hali, Sebe Melikesi Belkıs gösterebiliyor musun?

ASLI HANTAL: Gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Ne güzel evet buna benzer şık kıyafetlerle gezen bir hanımdı. Hazreti Süleyman (as) da çok beğeniyordu. O da Hazreti Süleyman (as)’a aşıktı yani çok beğeniyordu. Ondan sonra hep böyle zaten kral kızları, kraliçeler hep evlendikleri öyleydi. Hep ülkelerden alıyordu, herkes kendi kızını gönderiyordu krallar, devlet büyükleri falan güzel gösterişli kızlarını gönderiyordu. Onlar da iftiharla Hazreti Süleyman (as)’a eş olmak üzere geliyorlardı. Bu bir sevgi, bir tutku, bir Allah aşkı bu.

GÖRKEM ERDOĞAN: Sebe Melikesi ile Hazreti Süleyman (as)’ın buluşmasını gösteren bir tablo resmi vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Sarayı nefis üstü nefis, tertemiz. Bütün çalışanların kıyafetleri nefis, hepsi altın işlemeli, keten efot muazzam, lacivert, erguvani, kırmızı ama hoş bir tonu kırmızının ve altın rengi sürekli kullanılan renkler bunlar.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Başbakan Binali Yıldırım referandum açılış konuşmasında izleyecekleri yolu anlatırken tam olarak sizin hükümete tavsiyeleriniz doğrultusunda bir açıklama yaptı, şunları söyledi. “Bilgilendirme broşürlerimizle, afişlerimizle ama en çok da kalbimizle milletin karşısına çıkacağız. Milletimizle gönül dilimizle konuşacağız, ayrıştırmayacağız, birleştireceğiz, kutuplaştırmayacağız, kucaklaşacağız. Gerginliğin dilini değil muhabbetin, samimiyetin dilini kullanacağız. Parti ayrımı yapmayacağız. Siyasetimizde din, dil, mezhep, etnik köken ayrımı hiç olmadı, bundan sonra da olmayacak. CHP’ye, HDP’ye, MHP’ye oy veren kardeşlerimizi de muhabbetle selamlayacağız, kucaklayacağız. Bize kavga yakışmaz. Bize ötekileştirmek yakışmaz. Herkese, her karara saygımız var.”

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar, bak ısrarla istedik Allah razı olsun onlar da ısrarla bunu vurguluyorlar çok hayati. Referandum, gayet normal bir şey kardeşim. ‘Evet-hayır’ hayır da bizim kardeşimizdir evet de bizim kardeşimizdir. Evetçiler hayırcılar hepsi bir bütün hepsi kardeş, demokratik zeminde yahut şu anda hayır der de sonra evet der, şu an evet der sonra hayır da diyebilir. Türkiye bizim zaten yani biz bir şeye mecbur değiliz, kilitlenecek durumda değiliz istersek düzeltiriz.

“Verdiğiniz bilgiler çok değerli Hocam Allah razı olsun.”

“Allah aşkıyla seni çok seviyorum. Kitaplarını okumaya başladığımdan beri hayatım değişti. Sen benim kıymetlimsin.” Bu güzeller güzelini ben görebiliyor muyum? Allah sana uzun ömür versin, sağlık versin. Cennette dünyada hep beraber olmayı nasip etsin, nur gibisin.

“Reyhan da sizi çok seviyor Hocam.”

“Selam heybetli Hocam” diyor Rukiye.

“Rabbin makamından korkan kimse için ise iki cennet vardır.” (Rahman Suresi, 46) ayette geçen iki cenneti açıklar mısınız?” Ne güzel işte tek cennet değil; iki tane cennet. Cennet-i Adnan var bir, Firdevs var, evet bunlar çeşitli isimlerle isimlendiriliyor. Ama Tevrat’ta da var Adnan cenneti, hayrettir o. Bak, Tevrat 3500 yıllık kitap, onda Adnan cenneti var. Bir tek Adnan cenneti geçiyor. Tabii, önce diyor; “yaratılanlar, Hz. Mehdi (as)’ın ismi, Moşiyah’ın ismi cismi yani ve Adnan cenneti” diyor. “Bunlar yaratıldı ilk önce” diyor. Bu çok manidar yani.

Hayriye, aslan Hayriye çok güzel. Allah onu hayırlara gark etsin, hep hayırla yaşatsın, maşaAllah.

Mesela Binali Hoca’nın, Kılıçdaroğlu için sert bir stili vardı, referandum konusunda birden üslubunu değiştirdi. Çok halim bir üsluba dönüştürdü Kılıçdaroğlu ile ilgili. Ben uyarmıştım “Yapmayın, etmeyin, olmaz” diye. Allah razı olsun. Bir kısmı da teşvik ediyor daha sertleşmeyi. Biz hep halimliği teşvik ediyoruz ve Allah duamıza icabet ediyor.

“Hocam, şu an Tunus’tan sizi takip ediyoruz” diyor. Tunus’un aslanları. Bak, işte plaj kıyafetiyle istediği gibi giyinmişler Tunus’ta şu an havalar iyi olduğu için. Delikanlı çocuk, mesela o adam, ona göre bunların derhal örtünmesi gerekiyor, sakal da yok. Adam kim bilir ne kafada?

Ya kardeşim, Müslümanlığı öyle bir hale getirmişler ki olabilecek en ürkütücü hale getirmişler. Yani şeytan oyun oynamış. Gülmek yasak ya, Allah Allah. İnanılır gibi değil. Gülme yasak olur mu? Gülmek yasak, her şey yasak. Şakalaşmak yasak, kadın erkek aynı ortamda bulunması yasak.

EBRU ALTAN: Kadının telefonla konuşması yasak.

ADNAN OKTAR: Kadının telefonla konuşması yasak. Araba kullanması yasak, fotoğraf çektirmek yasak. Resim yasak, evde biblo falan bulundurmak yasak. Aslında söyleyemiyorlar da masa, sandalye onlar da yasak. Tabii, “kaşık, çatal falan kesinlikle olmaz” diyorlar. Yani direkt “bidat” diyor.

Kadın kutsal varlıktır. Çok temiz ve afif olur. Güzelliği hayranlık meydana getirir. Yani ırzına geçme, tecavüz etme değil. Orada yapılacak olan tutkudur, sevgidir, koruma ve kollama hissidir. Çünkü karşında kutsal bir varlık var. Sen onu korumak, kollamak, iffetine, namusuna her şeyine dikkat etmekle mükellefsin. Çünkü sen onun iffetini payimal ettin mi onu mahvettin demektir. Adam onu anlamıyor. Kadın dedin mi illaki onun iffetini, ırzını payimal etmek gerekir diye düşünüyor. O kadın olmak vasfını kaybeder o zaman, öldürürsün sen onu. Onun manevi yönünü, moral yönünü, şahsiyetini, kişiliğini yaktın mı, yıktın mı kendini de yakarsın, onu da yakarsın. O kutsal varlık olarak baş tacı olduğunda aşık olunur. Tutkuyla bağlanılır. Onu koruyup kollarsan değerlidir. Sen onu yerlerde süründürürsen, mahvedersen, aşağılarsan kendini mahvetmiş olursun. Ona bir şey olmaz. Ama Allah senin için onu nimet olmaktan çıkartır. Çünkü “Altın yere düşmekle sakıt olmaz kadr-ü kıymetten” derler. Altına hiç bir şey olmaz, kendine olur. Allah içini kavurur.

Kadınlar mesela yönetici olamıyor. Kadınlarla istişare edilemiyor. Kadınlara kıyafet alınmaması gerekiyor. Yemek az verilmesi gerekiyor. Kadınların evin penceresinden dışarıya bakamayacağı söyleniyor. “Kadınlar rahat edecekleri yerde oturtulmaz” diyor. “Kadınları odalarda rahat edebilecekleri yerde de oturtmayın.” Neredeyse öldürecek. Deli mi sin sen? Bu nasıl bir hayattır.

BEYZA BAYRAKTAR: “Sürekli sopa görmeleri gerekir” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii “duvara asın” diyor “sopayı, kadın görsün” diyor. “Kadına okuma yazma öğretmeyin” diyor. “Kadına yazı yazmayı öğretmeyin, onları yüksek yerlerde oturtmayın.” Ucu bucağı yok yani bir insanın aleyhine ne varsa yüzlerce aleyhine madde var ve kadına dünyayı cehenneme çeviriyorlar.

BEYZA BAYRAKTAR: Kuran’ı da okuyamayacağını söylüyor.

ADNAN OKTAR: Ya kardeşim her şey yani, zaten “dini yoktur” diyor. Yani “dini yarımdır” diyor “kadının. İnsan olarak da yarımdır, dini de yarımdır” diyor. “Cehennemi dolduracak olanlar da onlardır” diyor. “Yüzde doksan dokuz onlar dolduracak” diyor. “Kadın illa görüşmesi gerekiyorsa ağzına çakıl taşı doldurur, öyle konuşur” diyor. Şu eziyete bak, sen bu kadar zulüm yaparsan Allah belanı verir işte. Yerle bir olursun. Ondan sonra “Niye Allah bela verdi?” diyor. Belanı aramışsın, Allah da belanı vermiş. Dünyanın haberi yok bunlardan, bu rezaletten. Yani üç-beş tanesini bile duyuyor, adamların kanı iliği çekiliyor.

Hz. Mehdi (as) devrinde o binaların hepsi yıkılacak. Hepsi meyve bahçesine dönüşecek söyleyeyim. Bağlık bahçelik olacak, böyle güzel mescitler, tarihi güzel binalar yapılacak. Böyle bu felaket olmayacak üst üste sırt sırta. Brezilya’daki o binalara benziyor.

Eğer dekolte Türkiye’de yok olursa biz Suriyelileşmeye doğru gideriz. Yani kadınlar dışarıda şort giyemeyecekse, denize mayoyla giremiyorlarsa falan biz yeni bir boyuta girmişiz demektir. Kadınlarda dekolte olacak, müzik olacak, sanat olacak ve ipek de giyeceksiniz. Altın da kullanacaksınız. Heykel de olacak, resim de olacak. Kadınlar yönetici de olacak, meclisin yarısı kadınlardan oluşacak. Bu mantık yıkıldığında artık Türkiye felakete doğru gider Allah esirgesin. Zaten bu da mümkün değil. Niye değil? Çünkü ahir zamanda Türkiye görevli bir ülkedir. Kadınlarda ruh olup olmadığı bile tartışılıyor Suudi Arabistan’da, yani “kadın insan mıdır?” diye tartışılıyor Suudi Arabistan’da. “İnsan mı değil mi?” yani hayvan gibi görüyorlar haşa.

“Hocam, ben Muş’tan arıyorum. Programınızı yakından takip ediyoruz. Böyle bir programı bize sunduğunuz için Allah sizden razı olsun.”

“Adnan Hocam, sohbetlerini severek izliyorum. Kadına vermiş olduğunuz önem sohbeti aydınlatıcı tebrikler.” Denizli’den Afer.

Bak, diyor ki “Ey kadınlar eğer kocalarınızın size olan haklarını bilseydiniz ayaklarının tozunu yüzlerinizle silerdiniz.” Ne kadar kıymetliler ya, ne kadar kıymetliler. Kadın ayağının tozunu yere eğilip yüzüyle tozunu… Bir tabak yemek veriyor diye, üstünü başını alıyor diye şu kadına verdikleri değere bak, şu üsluba bak, şu korkunçluğa bak. “Eşek, domuz, Yahudi, Mecusi ve kadın bunlar namazı bozar” diyor “önünüzden geçerse.” Bak benzetmelere bak. “Eşek, domuz, Yahudi, Mecusi ve kadın.” Ne kadar öfke dolu izahlar bunlar. “Kadın yönetici asla olmaz” diyor. “Eksik akıllı, eksik dinlidirler” diyor. “Kadınların dinleri ve akılları eksiktir.” Sahihi Buhari’de, sahih hadis kitabında geçiyor. Çok korkunç bir ifade bu, “aklı da yoktur dini de yoktur” diyor. “Sevgilim” nasıl dersin ondan sonra o kadına? Nasıl tutkuyla bağlanırsın? Sen ne konuştuğundan haberin var mı? “Benim karı” diyor adam zaten aklı gitmiş vaziyette yani.

GÖRKEM ERDOĞAN: Suudi Arabistan’da kadınlarla ilgili düzenlenen konferansın bir resmi vardı.

ADNAN OKTAR: Suudi Arabistan’da kadın haklarıyla ilgili konferans. Tek bir tane kadın yok kadın haklarıyla ilgili konferansta.

BEYZA BAYRAKTAR: Bazen de yere oturtuyorlar, erkekler sandalyelerde oturuyor. İran’da mesela o şekilde.

ADNAN OKTAR: Tabii, erkeklerin olduğu yerde erkekler hiçbir şekilde yerde oturmuyor, kadınlar yerde oturuyor yahut kapıda.

“Kadınları Allah’ın geride bıraktığı gibi siz de geride bırakın.” “Eğer bir kimsenin bir kimseye secde etmesini emretseydim erkeklerin kadınlar üzerine olan haklarından dolayı kadınların erkeklere secde etmelerini emrederdim” Sahihi Buhari’de. Şu aşağılamaya bak. Yani kendilerini ilah gibi görüyorlar. Kadınları ne hale getiriyorlar?

“Sizleri beğenerek izliyorum. Çok güzel programınız var. Ben de sizlerle görüşmeye katılmak istiyorum.”

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Başbakan Binali Yıldırım’ın kendisini toprak vermemesi konusunda şöyle uyardığını iddia etti. “Binali Yıldırım geliyor, bizimle konuşuyor. Dışarıya çıkıyor “uzlaştık” mesajları veriyor, sonra köye gidiyor. “Bir karış toprak vermeyeceksiniz. Cenevre’de bir karış toprak verilirse iki elimiz yakasında” diyor. Kimin yakasında? Benim yakamda. “İki elim yakanda. Cenevre’de harita verme” diye. Fakat ben o haritayı vermezsem süreç çökecek. “Böyle bir ortamda dikkatli olmak zorundasınız” dedi.

ADNAN OKTAR: Çok iyi demiş. Başbakan kabadayının, delikanlının, aslanın şahı. Yakışanı söylemiş. Kıbrıs zaten bizim, biz lütfettik de verdik toprakları. Canı istemiyorsa gelsin, başka türlü anlatacaksa anlatsın. Konu bitmiştir. Yani mesele kapanmıştır. Herkesin yeri belli, iki ayrı devlet, bu kadar. Konu bu şekilde hallolur. Yani zaten fiili durum oluşmuş, konu bitmiş. Lafı uzatmanın bir alemi yok.

Şimdi kısa bir ara verelim, devam ederiz inşaAllah.

ASLI HANTAL: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

Yayınımız sona erdi. Yarın görüşmek üzere inşaAllah.


Bu sayfada Sohbetler (26 Şubat 2017; 12:00) videosunu izleyebilir, sn. Adnan Oktar'ın A9 TV ve yerli-yabancı diğer televizyon kanalları ve tanınmış medya organları ile yaptığı röportaj videolarını veya en son sohbet programlarına ait görüntüleri seyredebilirsiniz. Sohbet videolarını bilgisayarınıza veya cep telefonunuza indirebilir, Facebook ve Twitter gibi sosyal ağlar üzerinden arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.