Sohbetler (25 Şubat 2017; 12:00)

Deşifresini okumakta olduğunuz videoyu izleyin" »

ASLI HANTAL: Yayınımıza Hocamız’ın Münafığın Derin Karanlığı kitabıyla devam ediyoruz. Kendisi birazdan bizimle olacak inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Selam. Ne konuşuyordunuz?

BEYZA BAYRAKTAR: Münafıklarla ilgili Münafığın Derin Karanlığı kitabınızdan okuyorduk.

ADNAN OKTAR: Hangi mevzu? Yani münafıkların hangi konusu?

ASLI HANTAL: Namaz kılmak istememeleri, abdest almak istememeleri.

BEYZA BAYRAKTAR: Kendilerini en takva göstermeleri, her türlü şekle girmeleri karakteri olarak. Müslümanları da çok iyi analiz ettikleri için Müslüman karakterini de taklit etmeleri.

ASLI HANTAL: Ve Peygamberimiz (sav)’e sürekli bağlı olduklarını söylemelerini.

ADNAN OKTAR: Evet, münafık Müslümandan nefret ettiği halde sorduğunda koyu dindar olduğunu söyler. Müslümandan daha akıllı, daha vicdanlı, daha dengeli, daha tutarlı, daha kültürlü, daha isabetli düşünen olduğunu söyler. Dikkat ederseniz bu pislik tipler bir hayli vardır. Müslümana karşı nefret vardır her türlü Müslümana karşı içinde nefret vardır. Hep kendini en iyi bilir, ukala ve züppedir, üst perdeden konuşur, saygısızdır, saldırgandır üslubu. Ruhunda hürmet, nezaket gibi bilgiler olmaz, duygular olmaz. Sevgisizlik buram buram yüzünden akar. En çok üstünde durduğu da Müslümanlardır. Küfrü eleştirmez Müslümanları eleştirir. Müslümana gücü yeter, mazluma gücü yeter. Güya yani yetmez de, yettiğini zanneder. Öyle bir güruhat, serseri güruhat tarzından yaratılmış özel bir kavim, topluluktur münafıklar.

Hacı Mestan, çok şeker. Şeyh Nazım Hocamız’ın vekiliydi. Çok neşeli, şakacı, dünya tatlısı bir insandı. Var mı resmi Hacı Mestan Hocamız’ın?

ASLI HANTAL: Yok bizde.

ADNAN OKTAR: O Cenab-ı Allah’ın rahmetine kavuşmuş. Allah gani gani rahmet etsin. Şeyhimiz’in hep yanındaydı. Şeyhimiz onun varlığında çok mutlu oluyordu ben gördüğümde hep şakalaşırlardı. Sevecen üslupları vardı. Kesintisiz şaka yapardı Hacı Mestan Hoca maşaAllah. Bize gelmişlerdi eve, aşağıdaki eve gelmişlerdi. “Hocam sizi yormayayım ben” dedim böyle tam arabanın geldiği yerde oraya yere halı serdirdim araziye, koltuklar getirttirdim. “İsterseniz eve de alayım ama burada isterseniz rahat da edebilirsiniz” dedim Şeyh Nazım Hocam, “Tamam burası olsun” dedi. Hacı Mestan Hoca da karşısına geldi. Sürekli şaka, böyle akla hayale gelmeyecek şakalar yapıyor. Şeyh Nazım Hocamız’ı güldürüyor. O da ona sürekli espriler yapıyor böyle neşeli hoş bir ortam oluyordu.

GÖRKEM ERDOĞAN: Resmini görebiliriz Hocamız’ın.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Evet, çok şeker bir insandı, Allah gani gani rahmet etsin. Şu an Şeyhimiz’le beraber olmanın mutluluğunu yaşıyordur. Şeyhimiz’e selam söylesin.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: AK Parti referandum kampanyasını bugün yaptığı dev bir tanıtım toplantısıyla başlattı. Toplantıya uluslararası toplam 400 sivil toplum kuruluşu davet edildi. 60’ı yabancı toplam 500 basın mensubu da toplantı için hazır bulundu. 50 bin kişinin katıldığı toplantıda duvarları bugüne kadar AK Parti’nin bütün reklam kampanyalarını yürüten ve 15 Temmuz’da oğlu ile birlikte şehit düşen Erol Olçok ve oğlunun dev afişleri asıldı. Ayrıca protokolde Başbakan Binali Yıldırım’ın her iki yanında Cemil Çiçek, Bülent Arınç ve Mehmet Ali Şahin oturuyordu. Fotoğraflar vardı toplantıdan.

ADNAN OKTAR: Evet.

Nitelikli münafık daha azdır sayısı niteliksiz münafıktan. Niteliksiz münafık toplumun içinde çok çok fazla olur. Zibil gibi olur, çok fazla olur. Ama en tehlikeli nitelikli münafıklardır. Nitelikli olanlar derin devletle bağlantı halindedir. Küfrün en önemli silahlarındandır münafık. Denizaltı gibidir. Suyun altında gider, görünmez. Münafığın silah yönü küfür için çok önemlidir. Onun için onları titizlikle seçerler ve titizlikle kullanırlar. Çok çirkeftir münafıklar, kin doludurlar. Toplum içinde çoktur onlar. Böyle entelektüel seviyesi bazen yüksek de olur. Müslümanlara laf söylemede, Müslümanlara çirkin söz söylemede çok yaman ve azgındırlar. Küfre karşı suskun, sakindir münafıklar. Daha, çok daha ılımlıdır. Böyle makul ve onlarla anlaşabilen bir yapıdadır ama Müslüman gördüğünde çok çirkefleşir, azgınlaşır, nefreti yirmi dört saattir münafığın. Bazen nitelikli münafıklar sakin ve huzurlu da görünebilirler, böyle kaliteli de görünebilir yani halim selim, nezaketli falan da görünebilir. Yırtıcı ve azgın münafıklar da vardır fakat sakin, yılan gibi sakin, yılan gibi sessiz sokan münafıklar da vardır. Ama böyle yaban domuzu gibi saldırgan, azgın münafıklar da vardır yani iki türlüdür münafıklar. Bir de işte nitelikli ve niteliksiz olarak da ayrıca ikiye ayrılırlar münafıklar. Mesela televizyona çıkar çirkef bir konuşma yapar, süper azgındır ama dikkat edin bu tipler, münafıklar küfre tek kelime etmezler, küfre karşı saygılarından anlaşılır münafıkların üslubu. Küfre karşı itinalı, özenli, uzak duran, onları kızdırmamaya çalışan bir tavır içindedir. Ama mümin Müslümansa özellikle sessiz, sakin, efendi olacağını düşünüyorsa veyahut ona destek olacak birilerinin olmadığını düşünürse münafık çok saldırganlaşır ve çirkefleşir, çok azgındır.

Münafığın silahlarından çok fazla silahı anlattık biz, çirkindir silahları. Bir yöntemi de münafığın ben İslam’ı yaşamıyorum ama yaşamasam da işte alim gibi, hoca gibi bilgim vardır herkesi uyarırım adı altında Müslümanlara köpek gibi saldırır münafık, kendi yapmaz ama yapmadığını gizlemez. Bir kısım münafıklar da yaptığını iddia eder yani çok takva olduğunu iddia eder. Bak birçok çeşide ayrılıyor dikkat ederseniz, dallara ayrılıyor. Mesela gizlice namaz kılmaz, “kılıyorum” der ama kılmaz. Ama bazı münafıklar vardır namaz kılmadığını söyler, içki de içtiğini söyler, fuhuş yaptığını da söyler ama fuhşa, içkiye ve zinaya yönelik Müslümanlara karşı çok azgın ve saldırgan olur. Mesela Müslümanlara iftira atabilir, Müslüman mümin kadınlara halbuki fuhşun kendisi içindedir, yaşayan insandır fakat mümin kadınlara, mümin hanımlara fuhuş iddiası veyahut haram eylem iddiasında bulunabilir. Mesela kendisi açık saçık normal hayatı yaşarken veyahut yaşatırken mümin kadınlara tesettür iddiasıyla saldırabilir münafık karakterinde bu vardır. Veyahut kendi içki içtiği halde Müslümanların içki içtiğini iddia ederek onlara iftira atabilir ama alenen de içer ama azgındır bu çok fazla toplum içinde görüyorsunuzdur böyle tipler çok fazladır, zibil gibidir. Onun için münafıkların dallara ayrılmasını şema olarak da hazırlamak lazım. Nitelikli, niteliksiz Müslüman gibi görünen ama Müslümanlığı yaşamadığını açıkça gösteren de vardır, Müslümanlığı çok iyi yaşadığını iddia eden de vardır, oradan da ikiye ayrılır. Çirkef, azgın olanları vardır, bir de çok sakin, terbiyeli, efendi gibi görünen ve sinsi olanları vardır yani gizliden gidenler bunları da iyi ayırt etmek gerekiyor. Mesela meyhanede adam müziğin haram olduğunu söyleyebilir meyhanede hem içiyor “ben dinliyorum” diyor “doğru ama haramdır” diyor. “Bunu yapmamak lazım” diyor. Müslümanlara saldırır. Şimdi küfür içinde de itibarlı olduğu için çünkü küfrü yaşıyor zaten o yüzden Müslümanlara saldırısı daha etken olacağını düşünür çünkü sözü daha geçeceğini düşünür. Bir de münafık çokbilmiştir, kendine has bilmiş küstah bir üslubu vardır cahilliğini yaygarayla kapatır, yaygaracıdır münafık, özel bir yaygara metodu vardır, bağırtı, çağırtı metodu vardır. Bir de münafığın çok sakin, sessiz olanları da vardır dedim ikisini ayırt etmek lazım ama yaygaracılarını çok görürüz en yaygın olan yaygaracılardır. Diyor “atlılarınla, yayalarınla yaygaralar kopart. Müslümanlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından yaklaşacaksın.” Yaldızlı sözler dediği işte demagoji, şamata yapmak yani mantık oyunları.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Makalelerinizden bilgiler vardı. Uluslararası basında yakından takip edilen ve geniş bir okuyucu kitlesine sahip Rusya’nın en köklü internet gazetelerinden Pravda’da, “Amerika’nın vize kısıtlaması teröristleri durdurabilecek mi?” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda Amerikan hükümetinin terörizmle mücadelede katı tedbirler almak yerine ana kaynağı olan ideolojisine yönelirse çok daha etkili sonuçlar elde edeceğini anlatıyorsunuz. Bu mücadeleyi en etkin şekilde samimi Müslümanlarla ortak olarak gerçekleştirebileceğini söylüyorsunuz.

İkinci makaleniz, Suudi Arabistan’ın en önde gelen Arapça günlük gazetesi Makkah Newspaper’in hem basılı, hem internet yayınında “Afrika’yı canlandırmak” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda zengin kaynaklarına rağmen sömürgeci ülkelerin politikaları dolayısıyla fakirleşen ve yardımlara rağmen bugün hala yoksulluk çeken Afrika kıtasına değiniyor, devam eden bazı hatalı politikaların da kalkınmayı zorlaştırdığını anlatıyorsunuz. Makkah Newspaper’de ayrıca “Rohingya zulmü bitmiyor” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda Rohingya Müslümanlarını yaşadıkları zulümden kurtarmak için yapılması gerekenin materyalist zihniyete bilimsel darbe vurmak olduğunu anlatıyorsunuz.

Katar’ın en büyük Arapça gazetelerinden Al Raya’nın hem basılı, hem internet yayınında “Dünyayı kana bulayan tarihi yalanlar” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda onlarca ülke ve medeniyetin yıkımının sorumlusu olan yalan üreticilerinin adalet önünde hesap vereceği ve yakın zamanda tarihe doğruluk, dürüstlük ve adaletin yön vereceği bir döneme gireceğimizi anlatıyorsunuz. Bu yazınız aynı zamanda Amerika’dan yayın yapan bağımsız Kürt haber ajansı Ekurd Daily’de de yayınlandı.

ADNAN OKTAR: Evet çok güzel.

“Selam Hocam bu zamanda çocuklarımız Anadolu liselerine mi, gelenekçi İslam’la mı yetiştirmeleri daha hayırlıdır, imam hatip mi?” İmam hatipler hiç yoksa yine de anlatıyorlar İslam’dan, dinden, Kuran’dan. Hiç yoktan daha iyidir bence. Değil mi?

“Facebook’ta sizin paylaşımlarınızı paylaşıyorum” diyor.

Ne kadar şeker bu, beraber resmimizi koymuş. “Allah aşkıyla sevdiğim, bir tanem, nurum Allah için seni çok seviyorum” diyor.

“Çocukluğumdan bu yana Harun Yahya olarak takip ettim sizi, seviliyorsun Hocam” diyor. MaşaAllah.

Ne diyelim? Sevgi birliğiyle ilgili bir şey söyleyelim. “Hayat sevgi birliğinde” diyelim.

“Allah aşkıyla sevdiğim, bir tanem, canımın içi, bir an olsun aklımdan çıkmıyorsun. Çok fazla seviyorum, delice seviyorum” diyor. “Allah dünyada da, ahirette de beni senden ayırmasın.” MaşaAllah.

“Seni izliyoruz, çok özledim, güzel gözlüm seni çok seviyorum. Allah hiç ayırmasın inşaAllah” diyor.

Güneydoğu’dan çok seven hanım var beni maşaaAllah. Ben de onları çok seviyorum. Kürt hanımlar çok güzel oluyorlar maşaAllah. Hepsi güzel ama onlar da ayrı bir güzel.

Sevgisiz insan ne kadar çok. Yaşamak niye gerekiyor o zaman, sevgi yoksa merhamet yoksa? Hayvan gibi bitkisel bir varlık gibi hayatını canlı tutmaya çalışan mahluklar olmuş oluyor o zaman çok korkunç bir şey bu. Dostluk yok, sevgi yok, merhamet yok, güven yok, muhabbet yok, sanat yok, estetik yok geriye ne kaldı ben anlamıyorum ki. Neden yaşamak istiyorsun o zaman? Allah korkusu yok, Allah sevgisi yok, ibadet yok çok korkunç. Sürüngen misin sen, nesin sen, nasıl bir varlıksın kardeşim? Allah hidayet versin, tabii onlara daima gece gündüz anlatmak lazım.

“Seni Allah aşkıyla çok seviyorum, nurum, balım” diyor. “Allah’ın en güzel nimetisin” diyor. Göster Rana’nın resmini dünyalar güzeli Rana’yı maşaAllah. Çok güzel değil mi? Allah cennette de, dünyada da beraber etsin inşaAllah.

Şimdi kısa bir ara verelim devam edelim.

ASLI HANTAL: Yayınımız kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Münafık Şeytani Bir Zeka Kullanır. Sabırla İzleyip Dikkatli Davranmak Gerekir.

ASLI HANTAL: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Hürriyet Gazetesi bugün tıpkı eski darbe günlerinden yapılan ‘Genç subaylar rahatsız’ haberi gibi ‘Karargah rahatsız’ diye bir haber yaptı. Ve ordunun, hükümetin aldığı kararlarda rahatsız olduğunu iddia etti. Hürriyetin eski darbe günlerini hatırlatan bu haber büyük tepki topladı. Haberde astsubaylara başörtüsü takma hakkının getirilmesi, Hulusi Akar’ın Cumhurbaşkanı’nın gezilerine katılması, Akit Yayın Yönetmeni Hasan Karakaya vefat ettiğinde Hulusi Akar’ın Akit’e baş sağlığı telefonu açması gibi konular yüzünden ordunun rahatsız olduğu anlatılıyor. Bazı farklı haber kaynaklarında da Mart ayında emir komuta zinciri içinde darbe hazırlığı olduğu iddia ediliyor.

ADNAN OKTAR: Şimdi bir kere orduyla halk eskiden kopuktu, orduyla halkın iç içe olması güzel. Başörtülü hanım subay kaç tane olacak ki orada? En fazla on beş, yirmi, otuz tane olur, başörtülü sayısı zaten çok az Türkiye’de şu an. Memure olarak da çok az, milletvekili olarak da çok az, onun sembolik anlamı var, bu Türkiye’de dindarların rahat yaşadığının sembolik anlatımı. Eskiden çok aşağılanıp eziliyorlardı, çok ızdırap duyuyorduk bundan. Sakallı amcalar, başörtülü teyzeler, o başörtünün serbest olması Türkiye’nin özgürlüğünü gösterir. İngiltere’de, Hollanda’da, Avrupa’da falan hep başörtü serbest. Polis, asker Müslüman kadınlar var başörtüleri kapalı ama sayıları az. Orduda zaten sayısı çok az olacaktır, hadi on beş, yirmi bilemedin elli, yüz fazla bir şey olmaz ama sembolik yönü iyi. Hasan Karakaya’yı eğer aradıysa Genelkurmay Başkanı ailesini, başsağlığı dilediyse bu bir nezakettir. Çünkü dindarların orduyu sevmesi için bu güzel bir jest. Eskiden beri dindarların bir kısmı orduyu sevmez yani orduyu din düşmanı, İslam düşmanı olarak bilirler. Ordu dindar olduğunu, İslam’ın sancaktarı olduğunu vurgulamış oluyor ve halkla iç içe olduğunu, dindarları sevdiğini vurguluyor, dindarlarla barışık bir ruhun hakimiyetini gösteriyor bu güzel jest, güzel tavır Hulusi Paşa da çok güzel hareket ediyor. Hulusi Paşa milletin gönlüne taht kurmuş değerli bir Paşamız, değerli bir insan, diğer kuvvet komutanları da öyle çok nezih, aklı başında insanlar. Halkla, ordunun kopukluğu görüntüsü ta benim çocukluğumda vardı, hep dindarlar ordudan çekinirlerdi. Ta Atatürk devrinden kalma yanlış bir inançla ‘ordu dine karşıdır, İslam’a karşıdır, İslam karşıtıdır’ gibi bazı görüşler halk arasında bazı çevrelerde yayılmıştı. Ordu bunu şu an kökten silip süpürdü, dolayısıyla ordu-millet biz bütünüz mesajı veriliyor bu güzel. Türk ordusu her zaman moderndir, modernliği savunur aklı başındadır, AK Parti hükümeti de bilakis Cumhurbaşkanı bizzat kendisi de aydın bir insan, aklı başında bir insan, modernliği savunan bir insan elinden gelmiyor olabilir ama savunuyor. Dolayısıyla ‘Karargah rahatsız’ falan öyle bir şey olmaz. Subayların yüzde doksan dokuzu dindardır Türk ordusunda. Mesela bak, şehit olan ailelere bakıyoruz binbaşı, albay, yarbay, yüzbaşı, o aileleri bize tanıttıklarında görüyorsunuz geliyorlar camiye hep başörtülü, babaları sakallı, hep hacı amcalar. Veyahut başörtülü olmasa dahi dindar, mukaddesatına çok bağlı, mutaassıp, mümin insanlar olduklarını görüyoruz. Yani ordu içerisinde dinsiz bir aileye şu ana kadar rastlamadık, dinsiz bir slogan da görmedik. Her şehit ailesinin dindar olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla boş yere orada bir çıkış yapmış Hürriyet Gazetesi.

“Adnan Bey bildiğiniz üzere gün geçtikçe günümüz gençleri arasında homoseksüellik yaygınlaşmakta. Siz bu konuda hakkında ne düşünüyorsunuz?” Kardeşim, gece gündüz kadın güzelliğini yok etmenin peşindeler. Yani kadınların cazibeli olmasını ortadan kaldırma, kadını erkeksi, küt, bakımsız, yani benim anladığım anlattıkları kadarıyla dörtgen görünümlü, kaşı gözü birbirine girmiş, asık suratlı, tamamı bakımsız kadına benzemeyen kadınların dışarıda gezmesini istiyorlar. Böyle olunca fıtrat bozuluyor tabii. Bu sefer erkekler kadınlaşmaya başlıyorlar. Erkek erkeğe olmak eğilimine geçiyorlar. Çünkü kadın sevgisini ortadan kaldırmış durumdalar. Kadını asil, beğenilen, gözlerde yüce bir varlık olmaktan çıkartıp aşağılanan, hakaret edilen, “git kendine koca bul” denilen, trafikte araba kullanmasını bilmez bilmem ne falan mantığıyla yaklaşılan, potansiyel suçlu, yani güzel giyinse bela olan, giyinmese ayrı bir dert olan, erkek arkadaşı olursa ayrı suçlanan, olmazsa ayrı suçlanan, herkesin ezmeye kalktığı bir yapıya doğru kadınları çekmek istiyorlar bazı çevreler bazı yerlerde. Bu kadar kadınlardan insanları soğuturlarsa homoseksüellik süratle yayılır. Çünkü kadınların üstünde akıl almaz bir baskı var. Yani kadın güzelliği diye bir şey kabul etmiyor adam. Makyaj yapmayacak, bakımlı olmayacak, güzel olmayacak. Halbuki kadınların cazibeli ve güzel olması lazım. Homoseksüelliğe karşı bu bir settir yani insanlarda kadınlara karşı bir özlem, saygı, yücelik hissi olması lazım, onları yüce görmeleri lazım, değerli görmeleri lazım. Ama kadını değersiz hale getiriyorlar. Yani bakımsız, itici, kavgacı, soğuk görünümlü, kaba konuşan, münasebetsiz, böyle bozuk vücutlu yani her yönden kötü ve itici hale getirmek ve cazibesini tamamen ortadan kaldırmanın peşinde oluyorlar. O zaman öyle olunca adamlar da erkeklere yöneliyorlar. İşte oğlan çocuklarına yöneliyorlar. Yurtlarda oluyor, orada burada oluyor, sokakta oluyor, okulda oluyor,  evde oluyor, geniş çaplı bu sefer homoseksüellik yayılıyor. Hazreti Lut (as) diyor, “Dedi ki: "Eğer yapmak-istiyorsanız, işte bunlar, benim kızlarım.” (Hicr Suresi, 71) “istiyorsanız bunları size nikahlayayım. Sapıklık yapmayın, ahlaksızlık yapmayın, sapık ilişkiye girmeyin” diyor. “Sen bırak” diyorlar, “bizim ne istediğimiz belli” diyorlar onlar. Şu anda da ahir zaman öyle görünüyor. Çığ gibi homoseksüellik yayılıyor.

“Selam Hocam, sizin aşıklarınız olarak ekran başındayız. Sizi çok seviyoruz. Kastamonu’dan Hacer Demirtaş, kızlarım İkrar ve Erva.”  Ben onları yerim, onlar çok şeker bir şey. Anneleri de çok güzel, çocukları da çok güzel. Allah uzun ömür versin, sağlık sıhhat versin.

Tipik bir Adnancı. Minik Adnancılar nedir bu? Hepsi birbirinden klas.

Bütün kızları böyle itici yapmaya çalışıyorlar. Kız çocukları hep başları yerde, normalde genç kızlar çekici olmak ister, beğenilmek ister falan. Büyük bir suç haline getirdiler onu. O yüzden kadınlar itici olmaya ağırlık veriyor birçok kadın. Üslubuyla, bakışıyla, hareketiyle itici olmaya çalışıyor. Gençlerde de vücutlarındaki testosteron seviyesinde düşüş var, sperm sayısında düşüş var, kadınlaşmaya başladılar insanlar erkekler. Bilimsel olarak tespit ediliyor bu. Yani Türkiye’de de böyle. Yani genel vücutlarında olması gereken testosteron miktarı ciddi şekilde düşüyor ve sperm sayısı da ciddi şekilde düşmüş durumda. Çünkü onlardaki o erkeklik ruhunu yok ediyorlar. Onları kadın gibi yapmaya çalışıyorlar, kadınları da erkek gibi yapmaya çalışıyorlar. Fıtratı bütün güçleriyle bozmaya çalışıyorlar. Bu şeytanın bir oyunu, bu oyuna bilerek isteyerek düşüyorlar. Halbuki cennette kadınlar çok güzel.

“Bilim ateizmi gömdü” bakalım etikete çok şahane bir laf, güzel.

Bazı böyle atom forvet delikanlılar var. Evde sucuk, pastırma, çemen ne bulursa yiyor, geğirerek sokağa çıkıyor. “Dışarıda kız var mı ya, bir arayak bakalım” falan diye. Zannediyor ki o pisliğiyle, böyle o iğrenç pis kokusuyla, o pis iğrenç kafasıyla, o ahlaksız kişiliğiyle Allah ona öyle bir şey nasip edecek zannediyor. Halbuki kadın kaderde yaratılır. Allah’ın tecellisidir kadın. O zannediyor ki dışarıda meyve gibi vardır, gider bulur. “Askerliğimi de bitirdim ya” diyor. “İş güç sahibiyim” diyor. “Boyum bir seksen” diyor. Sanki sığırdan bahsediyor, sığır satın alınacak. Karakterin, ahlakın, kişiliğin, dinin, imanın, Allah sevgin, Allah korkun, mücahitliğin… Ondan bahset sen. Sanki kasap geldi, sığır tespiti yapılıyor. Enim şu kadar, boyum şu kadar falan. Ahlak, kişilik sıfır. Bazı tipler için söylüyorum. Böyle olmaz. Kadını Allah yaratır. Mesela burada bu kadar güzel kadın varsa bu tecelli olarak Allah tarafından özel yaratılır. Bu mucizedir bu. Adam bunu akıl edemiyor. Dekolte olması şu bu falan Allah onun güzelliğini yaratıyor. Cennette de kadınlar dekolte, bakımlı ve çok güzeller. Cennet nimetidir kadın ama özel yaratılır kaderde. Gidip sokakta bulamazsın. Hatta bazen derler işte “kısmeti geldi, kısmeti gitti” falan feşmekan, onu bilinçaltında bildiklerinden oluyor. Kaderde olması lazım. Allah’ın onu özel yaratması gerekiyor.

“Sayın Oktar, mezhepler hakkında ne düşünüyorsunuz? Fikrinizi öğrenmek istiyorum.” Yani şimdi tabii bu zamanda “mezhepler yok” desen adama “git Kuran’dan öğren” desen çıkaramaz Hz. Mehdi (as)’ın zuhuru gerekiyor. Hz. Mehdi (as) zuhur etmeden başka türlü olmaz. Mecburen adam mezheple şu an idare edecek ama mezheplerin hepsi ayrı ayrı dindir. Her birinin helali haramı ayrıdır, farzları ayrıdır. Her birinin namazı ayrı, yiyecek şekilleri ayrı, ibadetleri ayrı, dört ayrı dindir. Hangisini seçersen şekline gelmiş. Ahir zamanda bir felaket bu. Allah ümmet-i Muhammed’i kurtarsın. Bir an önce Hz. Mehdi (as)’ı zahir etsin, İsa Mesih’i zahir etsin. Bizleri de onlara talebe etsin.

Tayyip Hocam modern gençlerle resim çektirmiş, iyi yapmış. Tayyip Hocam bunu çok sık yapsın, daha geliştirsin, bu çok önemli. Evet, çok çok önemli. Hep başörtülü olmaz, bu çok hayati.

Bak Tayyip Hocam demiş, “Kültür ve sanat konusunda Türkiye ilk ona girmesi şart” demiş. Helal, çok güzel. Bak, gece gündüz anlattığımız. Kültür, sanat, kalite. Ama asıl konu sanat ve kalitedir. Yani çünkü kültür olur da kalitesiz kültür olur. Sanat olur da kalitesiz sanat olur. Kaliteli sanat, kaliteli kültür. Kalite çok hayati.

Minik bir Adnancı var biz müzik çaldığımızda o da oynuyor, onu da göster ufaklık Adnancıyı. Ağabeyi yesin onu.

Benim canımın dudaklar burun, gözler nefis güzel, saçları, fiziği de çok çok güzel, cildi de çok çok muhteşem güzel ve bana deliler gibi tutkuyla bağlı çok çok seviyor ben de onu çok çok seviyorum. Niye böyle? Kaderde olduğu için. Nerede gösteriyor Allah? Beynimizde gösteriyor. Bazı adamlar zannediyor ki sokakta vardır rastlar, öyle bir şey yok, öyle bir şey yok Allah özel yaratıyor. Ta kalubelada yaratıyor, birlikte yaratıyor yoksa öbür türlü olmaz, yoksa adam zengin trilyoner bilmem ne falan ama kadın tiksiniyor midesi bulanıyor gördüğünde. Sevgi imanla, Allah korkusuyla olur, Allah’tan bir nurdur sevgi, özel yaratılır. Yoksa istediğin kadar altın al bilezik al bilmem ne al falan adamı dolandırır kaçar gider yani nitekim de öyle oluyor birçoğunun.

Küçük Adnancılardan Betül, severim ben onun güzelliğini, canlılığını. Allah sana güzel uzun ömür versin hayırlı. Bu da minik Adnancı. Dünyalar tatlısı Allah seni nuruyla sarsın hayırlı bereketli uzun ömür versin, hep benim yanımda olmanı nasip etsin hep cennette de dünyada da. Vay yakışıklı Kerem minik Adnancı Kerem bak yakışıklıların yakışıklısı tam klas Adnancı. Tam tipik Adnancı değil mi?

EBRU ALTAN: Duruş falan.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

“Teşekkür ederiz süper mi süpersiniz cenneti dünyada yaşamaya başlamışsınız keyifle izlemeye devam, ne kadar güzel” diyor.

Kayseri’de Hava İkmal Bakım Komutanlığı’nda askeriz, vatani görevimizi icra ediyoruz,biz de  programınızı bayılarak izliyoruz, bize dualarınızı bekliyoruz Hocam saygılar sevgiler.” Allah size sağlık sıhhat uzun ömür versin, askerliğinizi sağlık sıhhat içinde yapmayı nasip etsin, hidayetle sarsın Allah sizi.

“Sizin muhteşem cihadınız ve İslam’ın cihat anlayışına inanan tüm Müslümanların gözü açıldı Allah razı olsun, sizin kitaplarınızı 15 yıldır okuyorum.” Mesela bağırıp çağırıyor adam ama aleyhimize konuşuyor, bizim sayemizde yaşıyor adam haberi bile yok yani adamın tozunu dumanına katacaklar, dinsiz imansız olacaktı biz engelliyoruz haberi yok. Yani Darwinizm’i yok ettiğimiz için iman ayakta haberi olmuyor, iman hakikatlerini anlattığımız için iman ayakta. Modern İslam anlayışıyla Avrupa’nın İslam karşıtı hareketini engellediğimiz için de yaşayabiliyorlar ondan da haberi yok. Türkiye çoktan allak bullak olurdu mahvolurdu Allah esirgesin. Seddi Zülkarneyn olduk gelemiyorlar. Bunların sonra belgeleri insanlığa sunulacak yani nedenleriyle gerekçeleriyle insanlar hayretler içinde kalacak, benim bildiklerimi bilseler hayretler içinde kalırlar. Türkiye’nin kalemini çoktan kıracaklardı ama yenemiyorlar şu an.

Size bir minik Adnancı daha, ağabeyinin canı saçlarını tarıyor çok şeker olmuş, hepsi klas kardeşim saçları bakıma bak sen, minik burnuyla yaklaştır ablası bir göreyim ben onu, ağabeyinin kuzusu minik kuzu bu.

Bir minik Adnancı daha dört resmi var göster, Şerif’in kız kardeşi küçük. Ağabeyi sevsin bunu, ağabeyinin tatlısı şekeri balı.

“Hocam seni uzun yıllardır izliyorum, seni 70’li yıllardan tanıyorum çok yakışıklı boylu boslu şimdiki gibiydin selamlar” diyor. Allah razı olsun.

“Hocam akvaryum çok güzel, güncel konularda konuklar düşüncelerini belirtse iyi olur. Ahmet Canlı. “Başarılar dilerim.” Güncel konularda ne diyorsunuz?

Belçika’daki minik Adnancıları görebiliyor muyuz biz? Vay vay vay minik Adnancıların şekerliğine bak tatlılığına, bunlar bayram şekeri bayram, ağabeyinin tatlı kuzuları bunlar. Bu da Adnancı olmuş. Yerim ben sizin o minik burnunuzu kıtır kıtır, Allah hepinizin ömrünü uzun etsin güzel günler göreceksiniz. Ne mutlu size tam Mehdiyet çağındasınız, ne mutlu bu güzel insanlara, Allah kalbinizi iman nuruyla sarsın doğru yoldasınız, has yoldasınız.

ASLI HANTAL: Belçika’daki kardeşlerimiz bugün bir araya gelerek iman hakikatleri üzerine konuşmuşlar. Sizin ‘İnsanın Apaçık Düşmanı Şeytan’ kitabınızdan bölümler okumuşlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah Allah nurlarını artırsın, bayağı da şekerlermiş.

Trump’ın ulusal güvenlik danışmanları radikal İslami terör ifadesi yanlış diyor. Korgeneral McMaster radikal İslami terör şeklinde yapılan tanımların yanlış olduğunu söylemiş, doğru aferin. İsa Mesih’in talebesi olunca İslam’a muhabbet de güzel oluyor tabi, doğru yoldalar. Trump’ın kılına dokundurtmayız bunu bilecekler, sakın İngiliz derin devleti adilik yapmaya kalkmasın kanunla hukukla tepelerine göçertiriz gök kubbeyi yani nefesimiz üstlerinde enselerinde bilecekler, hukukla kanunla darmadağın ederiz.

Küçük Zümra da minik Adnancı olarak devreye girmiş. Reşit Emin de minik Adnancılardan görebiliyor muyuz? Kardeşim çılgınlık falan Adnancı deyince böyle olacak helal, saçlar maçlar şapka falan

GÖRKEM ERDOĞAN: Zümre’yi görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Yerim onun minicik burnunu, vanilya kokuyor burun da tam ısırmalık özellikle yanaklar çok iyi ısırılır hafifçe.

“Aslan Hocam siz ayağa kalktığınızda biz de ailece ayağa kalkıyoruz, siz dans ettiğinizde iyice ekrana yapışıyoruz, siz oturduğunuzda sırayla tansiyonumuzu ölçüyoruz, Allah aşkıyla sizi deli gibi seviyoruz siz canımız bir tanemiz velinimetimiz” diyor Sevil. Bayağı şeker Allah sevgilerini artırsın.

Bir tane minik Adnancı daha Ankara’dan Meryem görebiliyor muyuz? Yaklaştır benim nurlumun yüzünü, ah severim ben senin o kalbini şekerliğine ballığını, o patileri teker teker ısırırım ben senin, burnunu da ısırırım senin. Allah ömrünü uzun etsin sana Allah hidayet versin, sevgisiyle sarsın, nuruyla sarsın.

Bugün Adnancı istilası var, ufak bir tane daha şu bitirimliğe baksana bir göstersene. Helal olsun Bilal’e aslan o, Allah kalbine hidayet güzellik nur versin.

“MaşaAllah programınızdaki bayan hanımlarımız çok efendi terbiyeli çok güzel ve şık. Bayanlarımız başımızın tacıdır Adnan Bey. Siz aşkın sevginin en güzelini hak ediyorsunuz, hayatı yaşamayı biliyorsunuz takdir ederim sizi” diyor, Necmi yazmış Necmi kardeşimiz. Kardeşim bak bu kız arkadaşlarımızın yüzünde hayret edici bir nur var, bak bazı çirkef kızları görüyorsunuz televizyonlarda aradaki terbiye, efendilik, nezaket, nur farkı akıl almaz boyutlarda. Mesela çirkef görüyorsunuz adamların bazılarında hayır onlara acıyorum ben onlara da şefkat duyuyorum onları da seviyorum ben ama muazzam fark var arada, onlar da zamanı gelince onlar da düzelecekler. Deccaliyet onları o hale getiriyor yani onlara bir öfke duymuyorum, acıyorum şefkat duyuyorum. Hatta kendime kızıyorum onlara yetişemediğim için yani biz onları da kurtarabilirdik diyorum bazı insanlar için diyorum ama Allah’ın size verdiği nur ve tutku tarif edilecek gibi değil. Beş vakit namazında falan bak gecenin bu saati oluyor hiç, Allah Kitap din iman başka bir şey düşünmüyorsunuz, geceniz Allah gündüzünüz Allah. Adamlar kimi köşe dönme peşinde kimi bilmem ne peşinde kimi şu kimi bu herkesin birçok kişinin derdini görüyorsunuz.

Davut, “Hocam yeni bulunan gezegenler hakkında düşünceleriniz nedir? İyi geceler.” Gezegenler Cenab-ı Allah’ın gücünü gösteriyor. Cenab-ı Allah istese hepsini dünya yapardı, hepsine insanlar da kordu ona getiriyor Allah ama bak hiçbirini yaşanmayacak halde yarattım sadece sizinkini yaşanacak halde yarattım diyor. Yoksa bütün gezegenlerin hepsini Allah insanlarla doldururdu ona güç gelecek şey değil bu, çaka çaka tamamı insan dolu olurdu ama yapmamış ve istese de nasıl geniş bir cennet yapabileceğini gösteriyor Allah, istese o gezegenlerin hepsini cennete çevirir bir anda cennete çevirir. Kendi gücünü gösteriyor.

Gülşah’ın annesi Ayten Hanım da yoklamaya katılmış, bayağı şeker. O da minik Adnancılardan. Ne kadar benziyor Gülşah’a konuşması sesi falan gülüşleri falan ama Gülşah çok güzel şimdi annesi alınmasın da yani bayağı güzel Gülşah.

Nesli Nur benim güzeller güzelim canımın içi o da minik Adnancılardan, o da resmini göndermiş. Severim ben onun tatlılığını nurunu efendiliğini.

İzmir’den bir minik Adnancı daha ufaklık göster, minik Adnancı Yağmur şekerliği görüyor musun yüzündeki nuru. Allah hepsinin ömrünü uzun etsin, hepsini hidayetle sarsın.

İzmir’in efesini niye göstermedin onu da göreyim. Ağabeyi sevsin onu, ağabeyinin canı tatlısı.

Gaziantep’ten Sıla’yı göster, ağabeyinin tatlı kuzusu, Sıla’nın kırmızılı resmi var bir tane daha büyümüş resmi onu göster. Sevsin ağabeyi onu dünyalar tatlısı.

Bence kısa bir ara verelim. Değil mi? Evet, sonra devam edelim.

ASLI HANTAL: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz. 


Bu sayfada Sohbetler (25 Şubat 2017; 12:00) videosunu izleyebilir, sn. Adnan Oktar'ın A9 TV ve yerli-yabancı diğer televizyon kanalları ve tanınmış medya organları ile yaptığı röportaj videolarını veya en son sohbet programlarına ait görüntüleri seyredebilirsiniz. Sohbet videolarını bilgisayarınıza veya cep telefonunuza indirebilir, Facebook ve Twitter gibi sosyal ağlar üzerinden arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.