Sayın Adnan Oktar'ın 17 Şubat 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklar


A9 TV, 17 Şubat 2017

 

(Sayın Kılıçdaroğlu, başörtülü genç kıza saldırı olayıyla ilgili de açıklamalar yaptı. Şöyle diyor: “Bir çocuğun kılığıyla kıyafetiyle başörtüsüyle uğraşmak asla doğru değil. Benim giydiğim elbiseye kravata pantolona nasıl kimse müdahale etmez ve doğru değilse sokakta yürüyen, okula giden, evine giden kadınların kılık-kıyafetiyle uğraşmak asla bizim kabul edeceğimiz bir şey değil. Bir kızımız şort giydi diye, bir kızımız da başörtüsü taktı diye saldırmaları doğru değil. Herkesin kılık-kıyafetine saygı göstermemiz lazım.”)

Bu çok isabetli oldu. Çünkü bunu Kılıçdaroğlu’na ve CHP’ye mal edebilirlerdi böyle bir eylemi. Yani “bak işte solcular böyle yapıyor, CHP böyle yapıyor, CHP zihniyeti budur” imajını vermek için yapabilirler. Onun için bu atağı kontra bir atakla Sayın Kılıçdaroğlu savuşturmuş oldu. Akılcı güzel bir hareket. Onun fikirlerini de kaale almamak olmaz. Anayasayla ilgili görüşlerini hükümetin cevaplaması lazım. Yani cevapsız bırakmaması lazım. Her iddiasına televizyona çıkıp madde madde makul bir açıklama getirmeleri gerekir. ‘Konuşursa konuşsun bize ne’ denmeyeceğine göre. Çünkü milyonlarca insanın oy verdiği büyük parti, yani dev bir muhalefet partisi. Kaale alınmaması olmaz. Bu Türkiye’nin huzuru için çok önemli. Her konuda güvence veren rahatlatan bir üslup olması gerekir.

 

Hem İktidar Hem Muhalefet Rahat Ve Huzurlu Değil. Tüm Taraflar Bir Araya Gelse, Sağduyuyla Huzur İçin Karar Alınsa Çok Güzel Olur.

Hükümetin tedirgin olması için çok neden var. Bir kere FETÖ’cü sayısı umulanın tahminin üstünde, çok fazla üstünde. Bu imtihanlarda işte soruları vermek suretiyle veyahut başka yöntemlerle akıl almaz insan devlet kadrolarına yerleşmiş. Ama tabii bunlar militan FETÖ’cü mü? Yani böyle şuurlu bilgili mi yoksa sadece iş edinmek için, bir menfaat için mi bu işin içine girmişler bunu tespit etmek de çok zor. Onun için hükümete FETÖ konusunda muhalefetin müthiş destek sağlaması lazım. Yani üç partinin de ittifak etmesi gerekiyor. Hükümet, kendini güvende görmesi lazım. Ama iktidar da muhalefete kendini güvende göreceği bir sistem kurması lazım. İki taraf birbirine güvence vermesi lazım. O yüzden de iki tarafın bir araya gelip konuşması gerekiyor. Yalnız bu bir siyasi tartışma, siyasi yenişme havasında değil de kardeşçe gerçekten rahatlamak, huzur bulmak, güven ortamı sağlamak için olması lazım. Siyasi tartışma yapılır o ayrı, onu sonra yine yapsınlar. Ama ilk planda karşılıklı bir güvence vermek çok önemli.

Tayyip Hocam diyor ki; “Bu sistemi şahsım için isteyecek kadar karaktersiz değilim.” Niye? Şahsın için de iste. Bu bir karaktersizlik olmaz ki. Sen bunu vatan-millet için istiyorsun, Allah için istiyorsun. Lider kendini Allah için korur. Çünkü lider yok olduğunda memleket de yok olabilir. Memleketi korumak için kendini korur lider. Dolayısıyla böyle demesin Tayyip Hocam. Biz onu korumakta kararlıyız. Anayasanın da bir vasfı da onu koruyucu olmasıdır. Yani ne yapalım? İngiliz derin devletinin eline mi bırakalım? Tabii ki koruyacağız. Dolayısıyla kendini koruması, bizim onu korumamız son derece güzel. O kendini koruyorsa Allah, vatan-millet, bayrak için koruyor, nefsi için korumuyor. O makama niçin geldi nefsi için mi geldi? Allah için geldi. Vatan-millet, bayrak için geldi. Kendini koruyorsa da Allah için, vatan için, millet için, bayrak için korur. Şahsı için korumaz, yani nefsini kurtarmak için yapmaz. Değil mi? Mesela lider sağlıklı olmaya dikkat ediyor, sıhhatli olmaya dikkat ediyor. Bu nedir? Küfrü kızdırır, münafıkları kızdırır, vatana millete de bir güzellik olur. Biz Tayyip Hocamızı sağlıklı sıhhatli başta görmek isteriz. Dolayısıyla onu devirmek isteyenlere karşı devlet tedbir alıyorsa bu da meşrudur legaldir. Etrafında koruma polisleri var niçin yapılıyor? Korumak için yapıyoruz işte. Koruma tedbirlerini artırdık, niye artırdık? Onu korumak için yaptık. Sırf şahsını koruma değil bu, devleti korumadır. Yani cumhurbaşkanını koruma demek devleti koruma demektir. Anayasa cumhurbaşkanını koruyacak tedbir alıyorsa devleti korumak için tedbir alır. Dolayısıyla devlet millet korunduğu için Tayyip Hocam’ın bundan tedirgin olmasına gerek yok.

Hükümeti ben muhalefetle iç içe olmaya davet ediyorum istirham ediyorum. Muhalefeti de hükümete karşı şefkatli olmaya davet ediyorum, çok ılımlı olmaya davet ediyorum. Çünkü vatan-millet meselesi. Hükümet-devlet tehlikedeyse hükümet-devlet kendini korur. Sayın Kılıçdaroğlu aklı başında bir insan, makul bir insan. Devletin hükümetin kendini koruma refleksine yardımcı olacağını düşünüyorum. Ama kendi endişelerini de dile getirsin, hükümet de ona garanti versin, ortalık yatışsın. Mutlaka bir araya gelmeleri gerekiyor. Ama bu bir siyasi toplantı olmasın, bu bir rekabet toplantısı değil. Vatan-millet için samimi arkadaşça bir toplantı, kardeşçe bir toplantı olsun.

 

(Irak’ın başkenti Bağdat’ta çoğunlukla Şiilerin yaşadığı bir mahallede düzenlenen bombalı araç saldırısında en az 45 kişi hayatını kaybetti 56 kişi yaralandı. Bu, Irak’ta üç günde üçüncü saldırı. Resmi olarak üstlenen olmasa da saldırıların Şiilerin çoğunlukla yaşadığı mahallelerde gerçekleşmesinden dolayı “IŞİD yaptı” deniliyor.)

İngiliz derin devletinin eylemi. Profesyonel SAS komandoları var IŞİD görünümlü, binlerce orada görevli. Zaten kullanılan patlayıcılar İngiliz yapımı patlayıcılar. IŞİD’in bomba imal edecek malzemeleri aldığı yer İngiltere’dir. Çünkü o tip patlayıcıların yapılması için çok gelişmiş laboratuvarlara gerek var. Onların öyle bir imkanı yok. Yani Irak’ta bu bombayı yapacak bir teknoloji yok. Bu patlayıcıyı yapacak teknoloji yok. Bu patlayıcılar son dönemde geliştirilmiş özel formüllerle elde edilen patlayıcılar. Özel laboratuvar şartlarında elde ediliyor. Dolayısıyla hazır getiriliyor. Genellikle de işte İngilizler Kıbrıs’ın güney kısmına getiriyorlar oradan tevzi ediyorlar. Mavnalarla takalarla falan dağıtıyorlar patlayıcıları. Patlamaların kökeni İngiliz derin devletinin elemanlarıdır başka yerde aramasınlar. Ha IŞİD elemanı mı diye sorduğumuzda tabii IŞİD elemanı çıkar. Ama MI6 elemanı yani MI6’in görevlendirdiği adamlar.

IŞİD’in kullandığı bombalar İngiliz subayın üstünden çıktı. Yani bulunduğu yerde çıktı. Bir tane, iki tane, on tane de değil yani zibil gibi. 50 tane kullanmaya hazır. O da tevafuken bulundu normalde onu buldurtmazlar. Bazen öyle bir aksilik oluyor bulunuyor. Yoksa zaten polis bulduğunda yabancı ülkelerde de örtbas ettiriyor İngiltere. Yani İngiliz derin devleti.

 

(Almanya’nın Diyanet İşleri Türk İslam Birliği Vakfı’nda görev yapan dört vatandaşımızın evinde casusluk şüphesiyle arama yapmasına AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk tepki gösterdi. Ve Türkiye’deki Alman vakıflarının incelenmesi çağrısında bulundu.)

Karşılıklı gerilimi artırmanın bir alemi yok. Herkesle zıtlaşmayalım. Herkesle muhalif bir pozisyona girmeyelim. Sürekli misillemeler, sürekli çatışmalar olmasın. Nezaketli bir kınama yeterlidir. Sürekli karşılık vermeler falan bunlar iç açıcı değil. Etrafı yatıştıralım. Yani herkese haddini bildiren bir üslup içinde değil de herkese şefkatle yaklaşan, şefkati esas alan akılcı bir tavır içinde olalım. Bu, gerilim meydana getirir. Muhalefetle de iktidar iç içe olsun sakin bir ortam meydana getirelim. Bir tansiyonu düşürelim, sakinleştirelim herkesi.

 

Hayır Diyen İnsanları Korkunç İnsanlar Gibi Gösterme Üslubundan Tamamen Vazgeçilsin. Hayır Diyenler De Bu Vatanın Evladıdır.

Hayırcıları çok korkunç insanlar gibi göstermek çok yanlış. Bunu tekrar tekrar vurgulasınlar. Allah razı olsun biz söyledikten sonra hakikaten o konuda çok fazla konuşma yapıldı, çok fazla demeç verildi. “Hayırcılar da kardeşimizdir, onlar da başımızın tacıdır” dediler. Aynı istediğimiz gibi söylediler. Ama bu yeterli değil. Hükümetle muhalefetin uzlaşması çok hayati. Türkiye için lüks muhalefet olması. Gerçek klasik muhalefet olması lüks. Bizim şimdi bunu yapacak durumumuz yok. Ancak kardeşlik bağı içerisinde birbirimizi samimi eleştirebiliriz. Klasik siyasette kıyasıya bir rekabet vardır, biz onu şu an yapamayız. Türkiye’nin konumu buna müsait değil.

Türkiye bütün hareket etmek durumunda yani mutlaka bütün, muhalefetle iktidarın bütün hareket etmesi gerekiyor. Öbür türlü risk bayağı yükselir yani daha hala klasik siyaset yapmak isteyenler var ben bunu görüyorum. Daha hala klasik siyasi atışma peşinde olanlar var, durumun nezaketini, durumun nazikliğini fark edebilmiş değiller, daha hala atışabileceği kanaatinde böyle bir şey yok. Ben ta darbe gecesi söyledim ‘artık bundan sonra klasik siyaset olmaz’ dedim, dostça davranacaklar. Klasik siyasete döndüklerinde Türkiye’nin aleyhine olur bu, bayağı riskli ve gereksiz bir tehlike kapısı açılır.

 

Türkiye'deki Gerilimi Düşürelim. Muhalefet İle İktidarın Uyumlu Olduğu Dönem Olsun. Halkın %80-90'nın Mutlu Olduğu Ortam Olsun.

Türkiye’deki gerilimi bir düşürelim, muhalefetle iktidar mutlaka anlaşması lazım yani 40’a 40 yüzde 20 boşluk bu çok acayip bir durum. 50’ye 50 de çok garip durum yani mesela yüzde 54 falan bunlar riskli böyle olmaz, bunu bir hale şekle koymak lazım bütün halkın memnun olması lazım. Bütün milletin memnun olması lazım yani en az yüzde 80-90’ın mutlu memnun olması lazım, böyle olmaz. Ben yaptım oldu olamayacağına göre, bunu halletmek de kolay olduğuna göre bunu yapalım.

CHP’nin kurmayları devreye girsin, AK Parti’nin de kurmayları devreye girsin iki partiyi MHP ile nasıl dost haldelerse dost hale getirelim, onların dedikleri doğrular da vardır onları da göz önünde bulundursun AK Parti. Yani CHP sürekli hata yapıyor olamaz, onların da doğruları vardır, askeri müşterekte bir ittifak olsun.

 

(Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Koruköy Mahallesi’nde güvenlik güçleriyle teröristler arasında çıkan çatışmada bir polis ve bir asker yaralandı.)

İki tane gazimiz var. Çok dikkatli olmak lazım. Bu aylarda özellikle çok dikkat etmek lazım. Mart, Nisan. Mart’ta her zaman azar komünistler. Terörist komünistler, ben çocukluğumdan beri bilirim Mart hep azma aylarıdır. Hep kan dökerler, rezalet çıkartırlar Allah’ın hikmeti. Bir de Ramazanda saldırganlaşıyorlar, Müslümanlara karşı saldırganlaşıyorlar. Ben hatırlarım her Ramazanda bir olay olurdu, bir şeyler yaparlardı.

 

(Alman Der Speigel Dergisi, Türkiye’nin Suriye’de terör örgütü DEAŞ’a karşı sürdürdüğü Fırat Kalkanı Harekatı’nda sivillerin öldürüldüğünü iddia etti. Oysa TSK ve ÖSO ilçe merkezine hızla girmek yerine teröristlerin direnişini kırmak için Bab’ın çevresini kuşatma yolunu seçti. Harekatta teröristlerin çevre ile ikmal yollarını keserek dirençlerini kırma stratejisi izleniyor. Böylece DEAŞ’la merkezde olabildiğince az çatışmaya girilerek sivillerin zarar görmesinin önlenmesi hedefleniyor. Dünyaca ünlü bir derginin, uluslararası hiçbir kurum tarafından doğrulanmayan bu iddiaya sadece aktivistlere dayandırarak yer vermesi dikkat çekici.)

Dünyanın en merhametli ordusu Türk ordusudur. Bu çok net yani açıkça söylüyorum. Aksini iddia eden gelsin. En itinalı, en özenli, en merhametli ordu Türk ordusudur. O kadar özen gösteriyorlar ki sivillere zarar gelmesin diye, anlatamam yani. Teslim olanın da mutlaka sağ ele geçirilmesi. Mesela yaralananı ellemiyorlar, istese vurur öldürürler. Yaralananı ellemiyor. Mesela yaralanıyor düşüyor, yaralı diyor ellemiyor ondan sonra onu teslim alıyorlar. O yüzden şu şunu dedi, bu bunu dedi bunların hiçbir geçerliliği olmaz. Türk milleti merhametli şefkatli bir millettir. Bütün dünyaya bunu gösterdik, gördük. Aksini kimse savunamaz zaten. Dünyada ahlak bozuldu ama Türk milleti güzel bir merhamet, şefkat özelliği göstererek bütün dünyaya güzel örnek oldu. Sayayım mı? Sabaha kadar sayarım ama herkes biliyor.

Akıl almaz özen gösteriyorlar. Saatlerce, günlerce bekledikleri oluyor sivillere zarar gelmesin diye. Özel harekatçılar hep beş vakit namazında, Allah’tan korkan mümin muttaki insanlar. Asker de öyle. Eksi otuz derecede namaz kılıyor çocuklar. Yani doğru neyse, güzel neyse onu gece gündüz arayan insanlar.

 

Hükümeti Zor Durumda Bırakmamak Fitne Oluşmasını Önlemek İçin “Evet” Diyorum

Ben hükümeti zor durumda bırakmamak için evet diyorum. Şefkatimden, merhametimden evet diyorum, çünkü öbür türlü kargaşa büyüyecek gibi görünüyor. Fitne olmasın diye evet diyorum. Ama muhalefetle de iktidarın uzlaşmasını istiyorum. Yani “vay sizi gidi hainler”, “hayır cephesi” diye ben böyle bir şey kabul etmiyorum. Nur gibi Müslüman “hayır”cılar. “Evet”çiler de nur gibi Müslüman, hepsi kardeş, tertemiz insanlar. Yani bu gerilim çok tehlikeli ve huzursuzluk verici. Ben yok diyebilirim gerilime ama var, bunu içimizde yaşıyoruz, görüyoruz. Anormal gelişmeler başladı, anormal olaylar olmaya başladı. Buna bir dur diyelim, çok kolay. Hepimiz bu vatanı sevdiğimize göre, hepimiz Allah’ı seviyoruz, hepimiz birbirimizi seviyoruz. Bu klasik siyasi atışma üslubu bu olmaz. Tayyip Hoca’yı biz gidip İngiliz derin devletine teslim edecek halimiz yok, tabii ki koruyacağız. Kendi evladımız, kendi insanımız, kendi kardeşimiz, kendi dava adamımız, bizim insanımız, bize ait bir insan. Tabii ki hiç kimseye teslim etmeyiz. Ama bu gerilim de hiç hoş değil. Ben hiç kimsenin rahatsız olmasını istemiyorum, herkes huzurlu olsun, Norveç gibi İsveç gibi olsun, Hollanda gibi olsun. Zorumuza ne oldu? Bu bize yakışmıyor, bunu kökünden halledelim.