Sohbetler (24 Şubat 2017; 12:00)

Deşifresini okumakta olduğunuz videoyu izleyin" »

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz, Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz.

ADNAN OKTAR: “Hocam Rakka’ya girmeli miyiz? DEAŞ veya IŞİD’i ne olarak görüyorsunuz Hocam?” diyor. Terör örgütü tabii ki, İngiliz derin devletinin kullandığı terör örgütlerinden bir tanesi, PKK da aynı, FETÖ de aynı, bunların hepsi. Herkesi kullanıyor adamlar mesela Ahmediler var Kadıyani Ahmet büyük bir yapılanma orada da İngiliz derin devletinin çok büyük etkisi var. Onların geniş çapta yönlendirdiği bir topluluk, adamların haberi bile yok. Pakistan’ı istedikleri gibi yönlendiriyorlar, Hindistan’ı yönlendiriyorlar dünyanın her tarafında öyle.

DEAŞ’ın orda Türkiye’ye hiç direnmemesi lazım. Türkiye’nin çıkın dediği yerler boşaltılmalı bu kadar ama orda PKK’nın da yer yapmasına müsaade edilmemesi lazım. O devirde FETÖ’cü subaylar gidip dağı taşı bombalıyorlardı, ben o zaman uyarıyordum PKK’ya ellerini sürmüyorlardı. Özenle kaçınıyorlardı PKK’yı, hatta PKK’ya asker müdahale edeceği vakit haber verip PKK’nın kaçmasını sağlıyorlardı. Ben o devirde uyarıyordum ama uyarımız yıllar sonra anlaşıldı. Uyarımızın önemi. Gidip DEAŞ’ı vuruyoruz diye boş araziye bomba atıyorlardı ve dolayısıyla PKK da, DEAŞ da acayip gelişti o dönemde. Dedim ben asıl hedefiniz sizin PKK mevzileri olması lazım onların cephanelikleri, köprüleri, kullandıkları silahlar, bunlara yönelmeniz lazım, bunları bombalamanız lazım dedim. Önceden uyarın gidip bombalayın dedim. Yapmadılar onu. Gidiyor DEAŞ’a. DEAŞ’ın o zaman bizimle bir alakası da yoktu. Sonra azgınlaştı bize saldırmaya başladı. DEAŞ’tan daha acil dedim PKK. PKK’yı bir kazıyın çünkü asıl sınıra yerleşen o, onlar sınıra yerleşmemiş sınırın çok daha uzağında, yüzlerce kilometre uzakta onlarla alakamız yok dedim. Yani kuvveti bölmeyin önce PKK’yı bitirin dedim. PKK’dan sonra DEAŞ’a git dersin gider. Veyahut gerekirse de askeri müdahale de edersin. Yani mevzilerini, silah deposu falan varsa onları etkisiz hale getirebilirsin. Gidip dağı, taşı bombalıyorlar boş araziyi. Orada ne var? Çoluk çocuk da var boş bir arazide, koyunlar var şu var bilmem ne var. Onları da vurabilirsin bilmeden. Eğer FETÖ’cüyse zaten bilerek de yapar. Biz zaten FETÖ’cüleri kast ediyoruz, FETÖ’cü subayları. Kasten de yapar yani yapabilir. Çünkü gördük adamları gittiler çocukları tanklarla ezdiler, halkı kurşunladılar masum halkı, alışmış adam orda da gider dağda, taşta kim varsa mazlum onları da gider bombalar, kurşundan geçirir aynı uçaklarla zaten, orada dağı taşı bombaladıkları uçakla gelip burada halkı bombaladılar, meclisi bombaladılar. Ta zamanında ben teşhisi koydum, ta o zamanlar açıkladım. Burada bir şey var, bir acayiplik var dedim. Bir yanlışlık var dedim. Adamlar zalim, çoluğu çocuğu rahatça şehit eden adamlar orada da her şeyi yapabilirler.

Bu resimler var FETÖ ile ilgili var mı sizde?

BÜLENT SEZGİN: Haber resimleri vardı evet.

ADNAN OKTAR: Göster.

BÜLENT SEZGİN: “FETÖ-PKK ittifakının ‘Nusaybin’ kalesi” başlıklı haber.

KARTAL GÖKTAN: “3’ü general 60 darbeci subay Kandil’e kaçıp PKK’ya sığındı” “FETÖ’cü polislerden PKK’ya istihbarat” “PKK’lı baba ile kızın evinden FETÖ üyeleri çıktı” “FETÖ’cü hainler ‘misliyle vurduk’ yalanı atmışlar. FETÖ’cü askerlerin PKK ile sözde mücadele ettiği, yıllarıdır dağı taşı bombalayarak kamuoyunu kandırdığı belirlendi”.

ADNAN OKTAR: Hep işte bak aynı dediğim. Kelimesi kelimesine aynı dağı taşı diyorum. Bomboş arazi bombalıyorsunuz dedim. Üç yıl önce söyledim yani aynısı.

KARTAL GÖKTAN: “Siirt merkezde PKK, PYD, FETÖ ilişkisi” “İhanet zincirine bir yenisi eklendi azılı teröristi FETÖ’cüler kurtardı.”

ADNAN OKTAR: Tabii o zamanlar IŞİD’i vuruyoruz diye gidip, gidip dağı taşı bombalıyorlardı, dağ taşta çocuklar var dedim, kadınlar var gidip onları vuruyorsunuz dedim. Hadi bilmeden vurduğunuzu düşünelim ki havadan atıyorsun zaten ama orada çoluk çocuk var. Çoluğun çocuğun üstüne bomba atılır mı? Teröristle mücadelede, teröristin bütün müstahkem mevkilerini yerle bir edersin. Ama boş araziye atıyorsun sen IŞİD de yerin altında kimi vuruyorsun sen ne yapıyorsun? Dağı taşı bombalıyorsun. Yani çoluğu çocuğu da öldürecek tiynette bunlar FETÖ’cüler. O zaman bu FETÖ’cü subaylara açıkça dikkat çekmiştim. Tabii ben havadan çoluğu çocuğu gördüler de gittiler vurdular demiyorum ama havadan bombayı araziye vurduğunda orada çoluk çocuk var. Onlara isabet eder, edebilir o anlamda diyorum. Yani illa ki gidip de havadan gördünüz de çocukları vurdunuz yahut kadınları sivilleri vurdunuz demiyorum. Boş araziyi vurursan onlara rast gelir gelebilir. Kastettiğimiz bu.

Şimdi kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

ASLI HANTAL: Yayınımıza iman hakikatleri ile devam ediyoruz Hocamızda birazda bizle birlikte olacak inşaAllah.

ADNAN OKTAR: “Sevgiden birlik doğar” diyelim.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Amerika’nın en büyük gazetelerinden New York Times ve yine başka bir Amerikan haber sitesi olan Raw Story’de derin devlet ile ilgili yazılar yayınlandı. Amerika’da bu konu ne kadar aleni olsa da sizin bahislerinizden önce isim olarak bu kadar net hiç bahsedilmemişti. New York Times’in haberine göre Amerikan hükümet memurları içinde gölge şebekelerin var olduğuyla ilgili sızan haberler nedeniyle Amerika’da derin devlet korkusu ortaya çıktığı söyleniyor. Uzmanlar Başkan Trump ve kendi memurları arasında bir çatışma kültürünün paralel bir yapılanmanın gelişmesi riski nedeniyle uyarıda bulunuyorlar. Haber başlıkları şöyleydi: New York Times başlığı “Haberler sızdıkça derin devlet korkusu Amerika’da yayılıyor.” Görebiliriz haberi. Başlığı tekrar okuyorum. Derin devlet korkusu Amerika’da yayılıyor. İkinci haber Raw Story’de başlığı “Trump ve derin devlet arasında bir hesaplaşma başlıyor. Ve sonuçların hiçbiri iyi değil.”

ADNAN OKTAR: İngiliz derin devletini biz dünyaya açıkladıktan sonra bütün dünyada felaketin boyutu anlaşıldı. Dünyayı deccalın yönettiği, deccaliyet hakimiyetinin olduğu, İngiliz derin devletinin de deccal olduğu ve bütün dünyaya dehşet saçtığı, Amerikan halkını da ezim ezim ezdiği, İngiliz halkını da ezim ezim ezdiği, bütün İslam alemini mahvettiğini, paramparça ettiğini daha yeni yeni anlıyorlar. Bak her yer uyanmaya başladı derin devlete karşı.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi Başkanı John McCain geçtiğimiz günlerde Ankara’ya geldi. Senatör McCain’in görüşmede Sayın Erdoğan’a “YPG’nin geleceği ne olacak?” diye sordu. Erdoğan’ın bunun üzerine cevabı ise, “Bir terör örgütünün geleceği ne olacaksa, onun geleceği de o olacak” oldu.  

ADNAN OKTAR: Helal yani yamulacak. Boş bozuk konserve kutusu gibi darmadağın olacak inşaAllah. Deccalın ömrü kırk yıl, deccaliyet.

“Hocam, sizi çok seviyorum. Hocam, lütfen bu ayeti açıklar mısınız? Müziğe ayet olduğu iddia ediyorlar. Müziğin haram olduğunu iddia ediyorlar. “Onlardan güç yetirdiklerini sesinle sarsıntıya uğrat. Atlıların ve yayalarınla,” şeytandan Allah’a sığınırım. “Onların üstüne yaygarayı kopar, mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol ve onlara çeşitli vaadlerde bulun. Şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez.” (İsra Suresi 64) Leyla Mustafazade. İşte gelenekçi İslam’da bu vardır yani imayla hüküm çıkartırlar. Mesela “ben kapıdan çıktım” diyor adam, “dinden çıktın anlamına geldi” diyor. “Bak ona işaret ediyor” diyor. Halbuki “Biz muhkem ayetlerle size hükümleri açıklıyoruz” diyor Allah. Bak muhkem, muhkem ne demek? Açık ve sarih. Mesela “namaz kılın” diyor Allah, “oruç tutun.” Mesela şarap, hımır ve kumar, fal okları bunlar şeytan işi pisliklerdir, bunları yapmayın diyor net. İma yollu dinden hüküm çıkmaz. İmayla din olmaz, o yüzden işte bu gelenekçi İslam ortaya çıktı. Çeşit çeşit yorumlar, çeşit çeşit dinler ortaya çıktı. Hanefi dini ayrı, Hanbeli dini, Maliki, Şafi dini ayrı, Şia da tamamen ayrı, Sünnilik de ayrı, sonuç bu olur işte. Kuran’a tam uyulmadığında, ima ile din olduğunda din bir nevi adeta şekil değiştirir başka bir hale dönüşür. İma ile din olur mu? Allah ima ile şunu demek istedi. Adamlar kendi kendine yorumluyor. Öbürü de diyor ki yok yok bunu demek istedi. Açık muhkem ayetle diyor açıkladım diyor Allah, muhkem. Muhkem ne demek? Tam sağlam, net açık sarih ve bir kısmı da müteşabihtir diyor. Müteşabihten biz zaten sorumlu değiliz. Allah’ın hükümleri hep muhkem açıklanır. Mesela “zinaya yaklaşmayın” diyor Allah, kesin hüküm. İma ile zinayla ilgili hüküm çıkmaz, ne ise odur. O yüzden dünyayı cehenneme çevirdiler adeta. Gelenekçi İslam, Ortodoks İslam anlayışıyla estetik gitti, kalite gitti, güzellik gitti, klaslık gitti. Sevinç, neşeyi yok ettiler, gülmeyi yok ettiler. Güzel giyinme, bakımlı olma, kaliteli evler, kaliteli yemekler, kaliteli sokaklar bunların hepsi ortadan kalkmış oldu gelenekçi İslam’ın vesilesiyle. Geriye ne kaldı? Şiddet kaldı, dehşet kaldı, vahşet kaldı. Hepsi yapmıyor tabii bunu ama büyük bölümü yapıyor bu çok büyük bir hata. Mezhepler arasında inanılmaz ibadet farklılıkları var. Helaller ayrı, haramlar ayrı, farzlar ayrı tamamen ayrı, hepsinde ayrı apayrı din, dört ayrı din var.

Ali İmran Suresi 7, şeytandan Allah’a sığınırım. “Sana Kitab'ı indiren O'dur.” Hadisleri değil bak Kitap’ı. “Ondan, Kitab'ın anası (temeli) olan bir kısım ayetler muhkem'dir.” Bak nedir? Kitabın anası, temeli olan bak anası, temeli olan bir kısım ayetler muhkemdir. “Diğerleri ise müteşabihtir” diyor. “Kalplerinde bir kayma olanlar, fitne çıkarmak,” dini değiştirmek “ve olmadık yorumlarını yapmak için ondan müteşabih olanına uyarlar” diyor Allah, görüyor musun işte? Gelenekçi İslam’ın kökenini anlatıyor. Muhkem ayetle din olur, müteşabih ayetle din olmaz. “Kalplerinde kayma olanlar, fitne çıkarmak ve olmadık yorumlarını yapmak için” akla hayale gelmedik mesela müziği haram kılıyor oradan “ondan müteşabih olanına uyarlar.” O yüzden muhkemin dışında kardeşlerimiz hükme uymasınlar, açık sarih hüküm gerekir. Mesela Allah içki haram ediyor açık net, ima ile olmaz. Adamlar din mühendisleri var adam arıyor arıyor keşif yapmış gibi buluyor, ya diyor bak burada bir ima daha var diyor, al sana diyor yeni bir hüküm daha çıkarttım diyor, kendi de uymuyor ona çıkartıyor.

“Hocam bir TV’deki stil yarışmasında çok güzel kızlar var ama her gün kavga ediyor birbirlerine en çirkin sözleri söylüyorlar, görüntüleri modern ama karakter olarak kavgacı kadın karakterine özeniyorlar, hep birbirlerine kötü yönlerini söyleyip aşağılamaya çalışıyorlar. Kötü söze dayanıklı olmak gerektiği yönünde birbirlerini uyarıyorlar. Hem jüri üyeleri hem yarışmacı kızlar sürekli sinirlenip gerilim yaşıyor, sürekli ağlıyorlar.” Hakikaten çok şeker bayağı güzel kızlar, orada yeni bir karakter oluşmuş oluyor yeni bir kişilik geliştirmiş oluyorlar sonra da o karakter üstlerine oturuyor o çocukların. Yazık, halbuki bayağı tatlılar hepsi yani fizikleri de güzel zekaları da güzel, birbirlerini eleştirdikleri noktalar da boş. Yok, geniş basenin var diyor daha güzel daha hoş, yok kilolusun diyor tamam işte Osmanlı kadını ne güzel bayağı yakışmış. Hiçbiri çirkin değil, ben şu ana kadar gördüklerimin hiçbirini çirkin bulmadım, kıyafetleri de güzel kendileri de güzeller hiç boş yere kendilerini üzüyorlar yani eleştirilerinin de hiçbir anlamı yok, hepsi birbirinden hoş, birbirinden alımlı aslan gibi kızlar.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Bugün El Bab’da el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu 2 askerimiz şehit oldu, 3 askerimiz yaralandı. Şehitlerimizin resimleri vardı.

GÖRKEM ERDOĞAN: Şehidimiz Selman Çelik ve şehidimiz Hasan Çoban.

ADNAN OKTAR: Her ikisi de şehitlerin kervanına katıldılar ne mutlu onlara, ne mutlu bu güzelliği tattıkları için. “Tabakadan tabakaya bineceksiniz.” (İnşikak Suresi 19) diyor Cenab-ı Allah. Onlar şu an bir nevi cennet tabakasındalar. Asıl cennet değil ama cennet sayılabilecek bir tabakadalar. Annelerini babalarını tebrik ediyoruz. Onlara Allah’tan sabr-ı cemil ve uzun ömür sağlık sıhhat temenni ediyoruz Cenabı Allah’tan. Şehitlerimizin de şahadetini tebrik, takdir ediyoruz, Allah makbul etsin, kabul etsin, meşhur etsin maşaAllah.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, anayasa değişikliği teklifiyle milli güvenliğin sağlanmasında Cumhurbaşkanı’nın TBMM’ye karşı tek başına sorumlu olacağını belirterek, “Kolektif sorumluluktan bir kişinin sorumluluğuna geçilmektedir. Bu değişikliğin doğru olduğu söylenemez” ifadesini kulandı. Başbuğ görüşünü savunurken Enver Paşa örneğini aktardı, “Enver Paşa tek başına ne sadrazama ne de hükümete sormadan Alman savaş gemileri Goeben ve Breslau’yu İstanbul’a çağırmış ve Osmanlı 1. Dünya Harbi’ne girmek zorunda kalmıştır” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Ama Tayyip Hocam aklı başında tecrübeli bir insan, gözümüzün önünde zaten yapıp ettiklerini görüyoruz ama tabii eleştirebilir yani hayır da diyebilir yani bu Türkiye’nin demokratik yapısını daha da güçlendirir sağlıklı bir durum. Herkes istediği gibi eleştirisini ifade etsin, anlatsın, tartışsın, konuşsun. Sonunda vatandaş sandığa gelecek o zaman vatandaşın kanaati neyse ona saygı duyarız.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili hazırlanan iddianamede FETÖ’nün ikinci darbeye hazırlanan ekibine dikkat çekildi. ByLock’u kullanan 800 personelin varlığının tespit edildiği bunlardan 500’ününse darbe girişimine iştirak etmediklerine dikkat çekilerek bu kişilerin darbenin başarısız olması durumunda ikinci bir darbe girişiminde kullanılmak üzere uyuyan hücreler olarak belirtildikleri tespitine yer verildi.

ADNAN OKTAR: Asker mi bunlar?

GÖRKEM ERDOĞAN: Belirtilmemiş. Muhtemelen.

ADNAN OKTAR: İşte devletin elinde her türlü imkan var. Polisi var, jandarması var, hakimi, savcısı var gereken tedbirleri alsınlar. Her türlü tedbir alınabilir.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Fehmi Koru yazısında, Devlet Bahçeli’nin tutumunu güvenilmez bulduğunu ifade etti. “Devlet Bahçeli başbakan yardımcısıyken ve hükümetin önünde seçime kadar iki yıla yakın bir zaman varken “3 Kasım’da seçim istiyorum” diye ortaya atılmıştı 2002’de nedenini açıklamadan. Bir büyük temizliğe dönüşmüştü 3 Kasım 2002 seçimi, galiba bu defa da referandum farklı bir Türkiye ortaya çıkarmak için bahane olarak kullanılacak. “Nasıl bir Türkiye?” sorusuna makul bir cevap bulamadığım için de rahatsızım” dedi.

ADNAN OKTAR: Tamam herkes fikrini söylesin yani binlerce yüzlerce fikir söylenebilir ifade edilebilir herkes özgür.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Güzel arı resimlerimiz var.

ADNAN OKTAR: Hepsi birbirinden yakışıklı kıyafetler jilet gibi gözler de şaşı, torbayı da çaka çaka doldurmuş tam dombili, vernikli gibi kıyafeti. O parlaklık da mucize tabii yani onun hiçbir açıklaması yok her yer jilet gibi parlıyor ve müthiş bir simetri var, altın oran her yerine hakim oturmuş adam evrimden bahsediyor.        

BEYZA BAYRAKTAR: Herkes arı görmüştür Allah yaratmadı demek nankörlük olur.

EBRU ALTAN: 100 milyon yıllık Burma amberlerinde de hiçbir değişikliğe uğramamış arılar çok net görülüyor siz göstermiştiniz polenleri üstünde polen kesesi var.

ADNAN OKTAR: Tabii olduğu gibi aynısıyla duruyorlar anlamazdan gelmenin bir alemi yok.

Demirel çok şeker bir insandı bayağı zevkli. Erbakan Hocam da mesela, şimdi öyle nüktedan neşeli siyasetçi pek yok o günlere geri dönmemiz lazım, hiç gerilim olmazdı o zaman. Demirel bir şey söylerdi bütün millet yerlere yatardı o zaman, Erbakan bir şey derdi yerlere yatardı siyaset bayağı neşeliydi böyle konuları yoktu. O zaman hoşgörü de vardı bayağı neşeli bir ortam oluyordu, Erbakan Hoca bayağı seviliyordu herkes seviyordu, ordu da seviyordu diğer siyasetçiler de seviyordu herkes güveniyordu çok şeker insandı ama Fethullah Gülen ‘hadi bakalım in aşağı’ dedi ondan sonra alaşağı gitti. Amerika’dan yani bilmiyorum garip güçler devredeydi o zaman Türkiye’de 28 Şubat döneminde.

“İran’la dostuz” diye bir etiket yapalım. Çok acı bir olay inanılır gibi değil. Ne yapmış bu insanlar? Tertemiz insanlar. Hayır, tamam hataları oluyor, günahları oluyor, yanlışları oluyor ama İngiliz Şiileri var Irak ve Suriye’de. İngiliz yani İngiliz derin devletinin kontrol ettiği Şiiler, onlardan onlar da bizarlar. Her teröristten her anarşistten onlar sorumlu olmaz, olsa bile Türkiye’de de olaylar oluyor birçok sıkıntılar oluyor o bizim dostluğumuzu kardeşliğimizi engellemez. Koskoca İran, içinde bin tane psikopat çıktığını düşünelim milyonlarca insan bizim dostumuz değil mi bu durumda? Biz milyonlarcasını dost olarak bağrımıza basıyoruz. Fethullah Gülen ekibi daha önce sürekli Pers fitnesi, İran fitnesi diye sürekli diyordu tam aksini yapın kardeşim. İran’la dostuz kardeşiz biz, baş tacımız onlar nur gibi insanlar. Tertemiz İran, Tahran caddeleri falan her yer tertemiz gayet sıhhatli bir ülke ve hepsi namazında niyazında mümin insanlar. Şii; ne güzel Şii’yse Hazreti Ali (kv)’yi seviyorlar, Ashab-ı Kiram’ı seviyorlar o ehlibeyti seviyorlar ne güzel ne var bunda? Kuran’ın hükmüne uyuyorlar mı? Uymuyorlar mı? Fazlasıyla uyuyorlar bitti, ne derdimiz yani? Şii-Sünni kardeştir kardeşim.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Şırnak Valisi Ali İhsan Su, terör olaylarında etkilenen Şırnak Merkez, Cizre, Silopi ve İdil ilçelerinde yaşayanlara valilik olarak şimdiye kadar 323 milyon lira ödeme yaptıklarını söyledi ve şunları anlattı. “İlk etapta 6 bin konut inşa edilecek, konut yapılırken vatandaşın 100 metrekare evi varsa 100 metrekare ev veriyoruz, bir lira para ödemeyeceksiniz sana sırf ev vereceğiz. Esnafımızın zararlarının tespiti için bir komisyon kurduk bu komisyon şu an çalışmalarını devam ettiriyor, burayı inşaAllah bir yıl içinde bu senenin sonuna kadar yeniden inşa edeceğiz.”

ADNAN OKTAR: Güzel.

Gelenekçi hocalar da çok baskı yapıyorlar Tayyip Hocam’a, bir kere televizyona çıkarttılar bir Şii kardeşimizi Sünnilerle konuşturuyorlar daha adam ağzını açmadan akıl almaz çirkin bir üslupla adama tavır almaya başladılar. Misafiriniz yapma etme ayıptır zorunuza ne oldu? Gücün yetiyorsa git PKK’yla uğraş.

Necmettin Erbakan, Süleyman Demirel ve Alparslan Türkeş Mersin’de bir açılışta. O zaman çok şahaneydi siyaset. O zaman Erbakan Hocam acayip güçlü bir siyaset uyguluyordu. Türkeş de çok şahaneydi, çıkışları. Bayağı sıhhatli bir siyaset vardı. Çok sıhhatli. Eğitici bir siyaset vardı. Erbakan Hocam insanların dindar olması, İslam’a yakınlaşması için muazzam emek verdi. Şu anki AK Parti’nin kurucusu Erbakan’dır. AK Parti diye bir şey yoktu. AK Parti’yi kuran Erbakan’dır. Kadrolarını yetiştiren de Erbakan'dır. Ülkücü hareket yani devlet sevgisi, devleti koruma refleksi Sayın Başbuğ Alparslan Türkeş’in Türk milletine sunduğu bir nimet ve güzelliktir. Mesela şimdi muazzam bir kadro Ülkücü kadro her yerde hakim Allah’a çok şükür. Poliste, Milli İstihbarat Teşkilatı’nda, ordu da. Paralel yapı gibi değil onlar. Daima devlet der onlar, devletten yana. Kim hangi iktidara gelirse gelsin. İktidar olma hırsı da yoktur Ülkücülerin. Mubah olan, meşru olan, makul olan her iktidarı destekler onlar. İllaki ben olayım demez. Mesela şimdi ne yapıyor? Tayyip Hoca, tamam “seni destekleyeceğiz” diyorlar. Çünkü çizgin devletin lehine, milletin lehine, büyük Türkiye ülküsüne uygun. “Tamam, seni destekleriz” diyorlar. Demirel’i de desteklemişlerdi. Çünkü “büyük Türkiye” diyordu. Demirel’in sokakta gücü yoktu. Zeminde pek gücü yoktu. Komünistler hakimdi. Ülkücü hareketten sonra sokakta da Demirel’in esaslı gücü olmuştu. Bütün sokaklar milliyetçilerin kontrolüne geçmişti aşağı yukarı. Ülkücü hareket her yerde bir güzel manevi atmosfer oluşturmuştu. Ortaköy’de bile orada Ülkücüler. Eskiden komünistler çoktu Ortaköy’de sonra onlar geldiler. Her yer Ülkücü kaynıyordu. Bir aşağı bir yukarı çok şahane bir ruha bürünmüştü Ortaköy. Sonra da oturdu Ortaköy’de kaldı o sistem. Sarıyer’de, Ortaköy’de falan şu anda da Ülkücüler çok oralarda maşaAllah.

Fethullah Gülen diyor ki, “Yedi dünya bir araya gelse İran’a gitmeyi hiç düşünmem. Hiç yani. Ahirette cennete giden yol İran'ın içinden geçse ben sola dönerim 'kenarından bir yol var mı?' derim. Bu kadar antipatim vardı benim” çok çirkin bir laf etmiş kişilere” diyor. Halbuki nur gibi tertemiz insanlar. Suçu ne, günahı ne bu insanların? Beş vakit namazını kılıyor, orucunu tutuyor, zekatını veriyor, hacca gidiyor, akşama kadar “Allah” diyor. Hz. Ali (kv) dedi mi ehlibeyt dedi mi gözyaşı döker. Nur gibi insanlar. Nedir zorun? Ne yapmış sana? Ne acı vermiş sana? Türk hükümetinin politikası İran’dan yana olması lazım. İran'la sıkı işbirliği yönünde olması lazım. Çok büyük bir nimet Müslüman bir ülkenin bizim komşumuz olması.

Derya Yonca, “Hepsi ecnebi mi?” diyor. Türklerden böyle güzel çıkmaz mı diyorsun sen? Asıl Türklerde güzel var. Fakat bakımsız oldukları için güzele o kadar çok rastlanmıyor. Bakımlı olmayı yasaklıyor gelenekçi Ortodoks sistem. Yoksa Türk kızları dünyanın en güzel kızlarıdır. Ama bakımsızlıktan dolayı çocuklar birçoğu perişan durumda. Mutsuz, bezgin, sıkıntılı, içine kapalı. Güzel kadın sokağa çıktın mı görmek zor oluyor görüyorsunuz Türkiye’de. Halbuki adım başı güzel kadın olması lazım. Yakışıklı filinta gibi delikanlılar olmasın lazım. Ama bakıyoruz. Var tabii yok değil ama genellikle bezgin, bakımsız, bitkin, bir kısmı kalitesiz, bir kısmı zevksiz sanatsız. Bir kısmı estetikten uzak iç karartan bir görüntü içerisindeler. Binalar, evler, insanlar. Hepsi için demiyorum. Az da olsa böyle bir yapı var. Bu da insanların içine dönmelerine, mutlu olmamalarına neden oluyor. Yaşam heyecanlarını kırmış oluyor. Ve böyle ülkeler genellikle bereketi pek yaşayamıyor. Allah güzellik ister. Cennet gibi dünya ister. Bizi teşvik ediyor Allah. Bak “mescitlere de güzel süslerinizi ziynetlerinizi takınıp gidin” diyor. Mescit neresidir? Müslümanların evleri mescittir. Mesela biz burada toplanıyoruz burası da bir mescittir.

BEYZA BAYRAKTAR: Güzelliği sizin gibi takdir eden insan da yok.

ADNAN OKTAR: Tabii ki.

BEYZA BAYRAKTAR: Kadınlar genelde o yüzden kendilerine bakmak istemiyorlar. Anlayan olmadığı için.

ADNAN OKTAR: Tabii kadınların güzelliğini takdir eden insan yok. Kadın güzel giyiniyor. “A sen nasıl kadınsın? Kadın böyle giyinir mi? Niye böyle giyindin?  Niye boya sürdün yüzüne makyaj yaptın? Niye kaşını aldın? Niye güzelsin böyle? Niye bakımlısın?” Suç gibi gösteriyorlar. Kız çocukları çekindikleri için bayağı bir kısmı pejmürde, perişan vaziyette geziyorlar. Mutsuz, içine kapalı geziyorlar. Güzel bakımlı da olsa takdir eden çok az. Takdirden çok tekdir. Babası ayrı kızıyor, ağabeyi ayrı kızıyor. “Bu ne biçim saç? Bu nasıl makyaj böyle? Dışarı böyle mi çıkılır?” Süslü olmalarını kabul etmiyorlar. Ancak bakımsız, içine kapalı ve soğuksa takdir görüyor. Takdir derken zaten o zaman ses çıkartmıyorlar. Zaten de muhatap da olmuyorlar sevmiyorlar da. Bu ürkütücü bir durum. Çok olmasa da var böyle bir yapı. Ve bu ürkütücü duruyor.

Eğer Gülenciler iktidar olsaydılar Türkiye’yi İran’la savaşa sokmayı düşünüyorlardı. İngiliz derin devletinin en büyük ideali bu. Türkiye ile İran'ı savaştırmak ve Müslümanları yok etmek. Yani Türk’ü İranlılara Perslere yok ettirecekler. Karşı tarafı da onlara. Yani karşılıklı. Türk’ü İranlı’ya İranlı’yı da Türk’e yok ettireceklerdi. Böylece onlar da oturdukları yerde purosunu içip, viskisini içip kendini zehirleyerek eğlenceyle bunu seyredeceklerdi. Allah ayaklarına doladı.

İngiliz düşünce kuruluşu Chatham House’nin Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kanadı olan Forum Police’de çıkan “Derin devlet Amerika’da” başlıklı değerlendirme yazısında Türkiye ve Mısır’da darbeleri konu alarak derin devletlerin etkisini anlatırken Amerika Birleşik Devletleri’nde Trump’ı yavaş çekimde darbe ile derin devletin yok etme ihtimali üzerinde açıklanıyor. Söyleniyormuş. Bu büyük bir risk o yüzden çok iyi destek olmak lazım Trump’a.

Türkiye’yi İran'la çatıştırma senaryosunun asıl mimarı İngiliz derin devletidir. Sakın bu oyuna kimse gelmesin.

“26. ayette “ayıp yerleri kendilerine belirdi” ifadesi onların ayıp yerlerini bilmedikleri ya da görmedikleri anlamına da geliyor” diyor. Yok, sadece örtülü, doğal olarak örtülü o kadar. Nasıl insanlar elbiseyle örtüyorsa cennet örtüsü de doğal olarak var. Yani nasıl arılarda, kuşlarda doğal süs varsa. Cennet ehlinin de cinsel organları kapalı oluyor. Örtülü oluyor. Doğal örtüyle kapalı oluyor. Zaten müminler ahirette diriltildiklerinde cennete geçmeden önce de yine cinsel organları kapalı. Doğal bir örtüyle. Vücudundan olan bir örtü. Allah tarafından yaratılmış bir örtüyle kapalı.

Şimdi kısa bir ara verelim. Yine görüşeceğiz.

ASLI HANTAL: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

Yayınımız sona erdi yarın görüşmek üzere inşaAllah. 


Bu sayfada Sohbetler (24 Şubat 2017; 12:00) videosunu izleyebilir, sn. Adnan Oktar'ın A9 TV ve yerli-yabancı diğer televizyon kanalları ve tanınmış medya organları ile yaptığı röportaj videolarını veya en son sohbet programlarına ait görüntüleri seyredebilirsiniz. Sohbet videolarını bilgisayarınıza veya cep telefonunuza indirebilir, Facebook ve Twitter gibi sosyal ağlar üzerinden arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.