Sayın Adnan Oktar'ın 13 Şubat 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklar


A9 TV, 13 Şubat 2017

 

(Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında yaşanan çatışmada şehit olan Uzman Çavuş Emin Güngör’ün cenazesi memleketi Denizli’ye götürüldü, cenazesine binlerce kişi katıldı.)

Emin Güngör sonsuza kadar güzel günler görecek. İnşaAllah, bu zorlu imtihan ortamından Allah onu almış.

Bir kere IŞİD hiç sorun çıkartmadan oradan çekilsin. 30 kere söyledim, yani Türkiye’nin belirlediği bölgeden çekilsin bu kadar. Orada şehit vermemiz falan çok büyük olaylar.

 

(Cumhurbaşkanı hep birlikten bahsetmiş Adnan Bey, bir açıklamasından bir bölüm okuyacağım. “Türk İslam aleminin hatta insanlığın geleceği için birlik olma, birlikte hareket etme zamanı çoktan gelmiştir. Komşuları zillet içinde yaşarken aynı dili konuştuğu, aynı kıbleye yöneldiği kardeşleri zulüm görürken hiçbir ülke, hiçbir toplum sadece kendi konforunu sadece kendi geleceğini düşünemez. Bu coğrafyada kaderimiz de kederimiz de ortaktır. Bu topraklarda mazimiz de istikbalimiz de müşterektir. Bugün Suriye’nin, Irak’ın, Libya’nın oralarda yaşayan kardeşlerimizin başına gelenlerin yarın bizlerin de başına gelmeyeceğinin garantisi yoktur. Bu sebeple daha sonra değil hemen harekete geçmemiz gerekiyor” dedi.)

Tayyip Hocam çok iyi konuşmuş. Şimdi Tayyip Hocam’ın çok iyi bir yönü var. İslam ülkelerinin liderlerinin hiçbiri bu tarz bir konuşma yapmıyor, bir tek Tayyip Hoca yapıyor. O ona ahir zamanda büyük bir şeref, çok güzel bir ibadet. Bak hiçbir İslam ülkesinin lideri ayetle konuşmuyor, hiçbiri İslam aleminin birliğinden bahsetmiyor. Kendi alemlerinde işte “petrol satacak mıyız? Ticaret yapacak mıyız? Silah alacak mıyız? Silah satacak mıyız?” Bunlar. Tayyip Hoca nereye gitse hep İslam birliğinden bahsediyor çok güzel yapıyor. Ben Tayyip Hocam’a rica etmiştim çok kere İslam ülkelerine bunu hatırlat, İslam Birliği’nden bahset yani çünkü uyanamıyorlar. Bir kere, iki kere değil bunları belki yüz kere uyarmak lazım. Tayyip Hocam her gittiği yerde ısrarla Allah rızası için uyarmaya devam etsin, açık açık alenen “İslam alemi birleşsin” desin. Allah birleştirecek, her konuşması da çok büyük sevap. “İslam alemi birleşsin” demek en büyük sevaplardandır, en büyük sevaplardandır yani binlerce sevabı olan bir konuşma. Mesela “bir fakire ceket alalım” dersin sevabı vardır ama “İslam alemi birleşsin” dersen binlerce milyonlarca sevabı var, çok sevabı olan güzel bir ibadet. Onun için Tayyip Hoca’yı bu konuda başarılı buluyorum. Hiç bıkmadan yılmadan devam ediyor, devam edecek inşaAllah, devam da etsin sonunda çok güzel günler göreceğiz. O ibadeti Allah ona nasip ediyor ne güzel, hiç kimse o ibadete yanaşmıyor.

 

(Yeni Şafak Yazarı Bülent Orakoğlu üst aklın beyninin İngiltere olduğunu çok net ve açık cümlelerle ifade eden bir yazı yazdı. Bülent Orakoğlu’nu görebiliriz. “Trump görevine başlar başlamaz ilk olarak Amerika’yı ziyaret eden İngiltere Başbakanı sonrasında da acilen Türkiye’ye geldi. Herhalde Trump’tan mesajlar iletecekti ancak üst aklın beyni olan İngiltere’nin Başbakanı May hangi yüzle Türkiye’ye gelmişti? 15 Temmuz kalkışması sonrasında bir ayı aşan bir sürede Türkiye’yi hiçbir İngiliz yetkili arayıp sormamıştı. Herhalde May bükemedikleri eli öpmek için apar topar Türkiye’ye gelmişti” dedi.)

Bükemediği el Mehdiyet, deccaliyeti patlatan Mehdiyet. Türk milleti Mehdi ordusudur. Mehdi ordusuyla baş edemeyeceğini anlayınca apar topar durumu toparlamaya geliyor. İstediği kadar toparlası ilimle, hukukla gereği yapılacak yani son aşamasında İngiliz derin devleti. Onlar açısından yaşadıkları panik normal yani çok şiddetli panik yaşıyorlar şu an ve bütün dünyanın gözü önünde oluyor bu panik. Apar topar o oraya gidiyor, apar topar bu buraya geliyor yani muazzam bir trafik var. Apar topar MI6’in başı Rusya’yı arıyor demeç veriyor yani 150 yıldan beri demeç vermemiş basına ilk defa demeç veriyor kendini temize çıkartmaya çalışıyor. Demek ki biri, birileri kuyruğuna basmış İngiliz derin devletinin, kuyruk acısı o kadar şiddetli ki çırpınmanın şiddeti de bir hayli yüksek. Kuyruğunu da beynini de darmadağın edeceğiz ilimle irfanla kanunla hukukla, Tayyip Hocam’ın tabiriyle ‘inlerine gireceğiz inlerine. ’ Sarayın altındaki o toplantı salonları falan hepsi basına açılacak. Şimdi onu söyledikten sonra orada toplantı yapmıyorlar. Sarayın altındaki toplantı salonundan bahsettikten sonra toplantılar iptal orada, şimdi başka yere taşıdılar. Şimdi onu söylesem orayı da iptal ederler onun için söylemeyeceğim.

 

Hitleri'i İktidara Getiren De İngiliz Derin Devletidir. Hitler'in En Önemli Finansörlerinden Biri Rockefeller Ailesidir

Almanya’yı bombalıyor İngilizler yani İngiliz derin devleti bombalatıyor, Hitler’i başa getiren İngiliz derin devleti. Görüyorsunuz Kraliyet ailesiyle nasıl iç içe Hitler, Hitler’i nasıl saygıyla baş tacı yapıyorlar? Hatta Kraliçe’nin eşinin kız kardeşleri Hitler’in komutanlarıyla evli yani o kadar yakınlar yani rezalet paçalardan akıyor. Önce Hitler’i iktidara getiriyorlar sonra da Almanya’da ne kadar insan varsa yakarak yok ediyorlar, niye yapıyorsun? Diyorlar “Ya biz Hitler’den sizi kurtarmaya çalışıyoruz” kurtarmaya çalıştığın adamları yok ediyorsun sen. Çok büyük zulüm yaptılar daha halen de zulüm yapmaya devam ediyorlar. Şeytanın ilkasıyla yapıyorlar bunu, şeytanı çağırıyorlar o deccal denilen adam başlarındaki kendini Mesih Allah olarak gören o manyak, şeytandan aldığı vahyi açıklıyor ve muazzam katliamlara sebep oluyor. Şimdi yine vahiyler alıyor yine kan dökülecek, yine kepazelik yapacak. Onun için biran önce Mehdi (as)’nin zuhuru İsa Mesih’in zuhuru Cenab-ı Allah’tan niyaz edilmesi gerekir, bütün Müslümanların bu duayı etmesi lazım.

 

Her İnsan Özgürce Düşünüp İnceleyip Kararını Vermelidir. Aman Bana Hain Demesinler Diyerek Karar Vermek Kişinin Kendisine Saygısına Yakışmaz

Kardeşim krallık sistemi olup olmaması önemli değil. Bizim için faydalı mı, hayırlı mı, doğru mu, yanlış mı biz ona bakarız. Yani başımıza iş çıkartmayacak gibi olması gerekiyor, bir sorun çıkartmayacak gibi olması gerekiyor ve rahat işlemesi gerekiyor. Belki çok pratik bir sistem, iyi bir sistem, akıcı, faydalı bir sistem de olabilir. Hiç kriz çıkartmayan, sürat kazandıran atak, devlet yönetimi sağlayan bir sistem de olabilir. Ama başka türlü bir şey de çıkabilir bilmiyoruz. Bununla ilgili daha önceden hazırlık yapılması lazım, kitap çıkarılması lazımdı. Değil mi? CD çıkarılması gerekiyordu. Kitap, CD. Alır bakardık oradan. Çok sonradan kitapçık çıkartmışlar herhalde o da elime geçmedi. Kitapçıkta da mufassal bir açıklama yok. Müsaade edin de bakalım anlayalım. Bu memleket meselesi, devlet meselesi. “Aman bana hain demesinler. Kabul edeyim gitsin” böyle şey olur mu kardeşim? Ne kadar samimiyetsiz bir karar verme şekli bu. İnsanın kendisine saygısı kalmaz. Böyle şey olur mu? Bırakın özgürce düşünsün insanlar. Çok hayırlı, güzel bir şey de söylüyor olabilirsin. Anlat, ne kaybedersin.

 

(Büyük Birlik Partisi Eski Vekili ve Muhsin Yazıcıoğlu Düşünce Merkezi Başkanı Prof. Dr. Orhan Kavuncu başkanlık yetkilerinin yarın kimin elinde olacağının garantisi bulunmadığını öne sürerek “Israrla söylüyoruz, bizim burada derdimiz Sayın Erdoğan’ın bu yetkilere sahip olup olmaması değildir. Benim çok sevdiğim başka insanlara da bu yetki veriliyor olsa ben yine karşı çıkarım. Recep Tayyip Erdoğan bu yetkileri belki de Türkiye’de adil bir şekilde kullanabilecek yegane insandır. Bizim karşı olduğumuz şey bu. Çünkü yarın bu yetkilerin kimin elinde olacağının hiçbir garantisi yok” dedi.)

İnsanoğlu belli olmuyor hakikaten. Cumhurbaşkanı diye başa getirirsin, başkan diye başa getirirsin çok ilginç bir tip çıkabilir. Ama Tayyip Hoca hakikaten denenmiş bir insan. Mazlum bir insan, hakikaten güveniyoruz. Allah ömrünü uzun etsin. Hangi anayasa gelirse gelsin zaten onda sorun çıkmaz. Ne tür anayasa olursa olsun sorun çıkmaz. Vicdanlı bir insan. Ama biz ondan sonraki dönemi düşünmek mecburiyetindeyiz. Zaman bozuldu. Ahir zamandayız biz. Ne olur ne olmaz sağlama alalım, akılcı düşünelim.

 

Darbeye Karşı En Etkili Çözüm Her Kesimden Muhalefeti De Kucaklayan Bir Üsluptur. Tek Bir Kişiyi Bile Dışlamamak Gerekir

Büyük Birlik Partilileri karşına almak ne kadar hata? Saadet Partisi’ni karşına almak ne kadar hata? CHP’yi niye karşına alıyorsun? Hepsini kazan, dost ol. Büyük, tehlikeli bir dönemden geçtiğimize göre. Madem darbe tehlikesi var sen hepsiyle dost olmak durumundasın. Darbe tehlikesi yoksa o zaman anayasadaki ayarlamalar nedir, amaç ne? Darbe tehlikesine karşı en güzel tavır birlik ve bütünlüktür; bütün milletin birlikte hareket etmesidir. Tek çözümdür bu. Yarı yarıya mantığıyla darbeye karşı müdahale olmaz. Yarı yarıyalarda hep darbe olmuş, oluyor. Diğer yarıyı kullanır darbeci bitirir. Onun potansiyel gücü olur. Onlara dayandırır. Onlar istemese de onlara dayandırır. “Onları korumak için yaptım” der. Daha önceki darbeler hep öyle oldu. Ama biz bu sefer bütün hareket ettiğimiz için darbeciler tırstı. Ve ilk muhalefeti, ilk onlara kurşunu sıkan da ben oldum. Ama ilim, irfan kurşunu bu. Kanun hukukla karşı koymanın adı. Ben bunu başlattım ondan sonra herkes ortaya çıktı. Bir buçuk saat sonra Tayyip Hoca ortaya çıktı. Bakanlar ve diğer kişiler çok çok günler sonra ortaya çıktılar.

 

Benim Bir Çok Kadın Arkadaşım 27-30 Yıldır Yanımdalar. Burada Sadece Birkaç Dekolte Arkadaşımı Görüyorlar, Görmedikleri Çok Fazla Arkadaşım Var

Kız arkadaşlarımın çoğu yirmi sekiz yıllık, yirmi yedi yıllık talebelerim, otuz yıllık talebelerim var kız arkadaşlarımız. Otuz yıllık yani çok fazla. Onları kimse görmedi onları bilmiyorlar.

 

Burada Gördükleri Dekolte Hanımlar Modern Kadın Haklarının Savunulması Açısından Önemli

Mesela burada dekolte hanımlar geliyor daha çok, modern görünümü iyi vurgulayan hanımlar geliyor. Onların amacı da kadın haklarını savunmak aslında. Çünkü dekolte bir kere kaptırılırsa yani geri gelmesi çok zor bir şey. Onlar dekoltenin Türkiye’de rahatça yaşanabileceğini göstermeye çalışıyor. Çünkü bak, otobüste genç kızlar tekmeleniyor, dövülüyor, sövülüyor. Bunlar kasten de yapılıyor olabilir. Genç kızlar yıldırılmaya çalışılıyor. Şortla da gezsin, mini etekle de gezsin, makyaj da yapsın. Makyaj konusunda da çok ağır baskı var. İşte “Böyle makyaj mı olur? Ağır makyaj yapmışsın, hafif makyaj yapmışsın, ortalı makyaj yapmışsın.” Sen karışma nasıl yakışıyorsa onu yapar, istediği gibi de giyinir. Dünyayı erkek cennetine çevirmişler, kadınlara cehenneme çeviriyorlar. Böyle şey olmaz. Kadın da rahat giyinecek, erkek de rahat giyinecek. “Kuran’dan hüküm gösterin” diyorum. “Yok” diyor. Yoksa sen aklını kendine sakla. Allah’ın yasaklamadığını sen nasıl yasaklıyorsun?

 

Benim Zenginliğim Tevekkülümdür. Ne Bankada Param Ne Üstüme Tapulu Bir Malım Var. Benim Zenginliğim Allah'tan

Benim hiçbir malım mülküm yok. Bana sen tapuda üstüme olan bir mal göster, ben ne diyorsan kabul edeceğim. Bankada benim adıma herhangi bir yerde para pul göster, ne diyorsan kabul edeceğim. Ne altınım var, ne mücevherim var, ne yığılmış malım var, ne bankada param var. Benim tevekkülüm zenginliğim. Benim zenginliğim Allah’tan.

 

Coşkulu İmanlı Gençlik Yetişmesine, Darwinizmin Çökmesine, Solun Felsefi Zeminin Ortadan Kalkmasına Bizim Çalışmalarımız Vesile Oldu

Bak, ben Darwinizm’in dünyadan ve Türkiye’den kazınmasını sağladım. Vesile oldum. Bak, Haber Türk’ün falan bu kadar çırpınmasının nedeni o. Darwinizm’in elden gitmesi. İngiliz derin devletinin darmadağın edilmesinde büyük emeğim geçtiği, ana kapı olduğumuz açık açık bütün dünyaca görüldü. Bak, İngiliz derin devleti hop oturup hop kalkıyor. Ziyaretçilerin biri gidiyor biri geliyor. Çünkü büyük bir felakete uğradılar. İngiliz derin devletine dehşetli bir yumruk indirildi. Bak, devletin istihbaratçıları, yazarlar, çizerler, herkes İngiliz derin devletinden bahsediyor ve mahvoldular. Yani durumu da kurtaramıyorlar şu an. Ne yapacaklarını da şaşırdılar. Homoseksüellik aldı başını gidiyordu. Bak, homoseksüelliğe karşı net tavır ve kesin tavır Kuran’la, İslam’la yerine getirilince ve uygulanınca homoseksüel mantık tamamen geriledi. İngiliz derin devletinin mühim bir silahıydı bu. Bunu yapamıyorlar şu an. Rumi Mevlevi sistemle insanları gizlice dinsizliğe çekmek istiyorlardı. Mevlana’nın “Bizim yolumuzda Müslümanlık yok” dediği sözünü kullanarak İslam’ın aleyhine propaganda yapıyorlardı, bunu da durdurduk. Bunu da yapamıyorlar. Gençliğin büyük bölümü imanını kaybetmişti, imanlarına dönmelerine, imanlarını kazanmalarına vesile olduk. Coşkulu, imanlı muazzam bir gençlik meydana geldi. Vesile olduk. Ve hükümetin ideolojik tabanını oluşturmuş olduk. Yani böyle bir ideolojik taban üstüne hükümet kuruldu. Böyle bir ideolojik taban olmasa hükümet hiçbir şey yapamaz. Solla da asla baş edemezdi. Sol düşünce fikri yapısıyla AK Parti’ye de yahut sağ iktidara da nefes aldırmazdı.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan İslam’da terör olmayacağını vurguladı. Sosyal medya hesabı üzerinden İslam coğrafyasının ateş çemberinden geçtiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada oluşturulmak istenen İslamofobiye karşın ben bir Müslüman olarak kimden gelirse gelsin İslam ve terörü ilişkilendiren tüm iftiraları reddediyorum” dedi.)

Doğru söylüyor tabii. Ama sürekli İttihat-ı İslam’dan bahsetsin Tayyip Hocam. Her görüşmesinde ısrarla savunsun. İnsanların kafası yavaş yavaş açılıyor. Yani “Ben bir kere söyledim, vazifemi yaptım” demesin. Çok ısrarlı anlatımdan sonra, bazen elli-yüz kere anlatılınca insanların aklı açılıyor. İslam alemi de derin bir uyku halinde, ısrarlı anlatım gerekiyor. Tayyip Hocam devam etsin.

 

Suriyelilerin Bu Vatanda Huzur, Zevk İçinde Gezmesinden Biz Mutluluk Duyarız. Onların Mutluluğundan Rahatsız Olan Üslup Kullanmak Çirkindir

Bu Suriyelilerin aleyhine konuşmayı Allah rızası için herkes kessin. Çok ayıp, çok çirkin, çok yakışıksız. Allah onları da bu hale getirebilirdi. Allah o hale de getirebilir. Allah zulümle değil merhametle yaklaşmamızı istiyor insanlara. Tayyip Hocam da doğru yolda hiç çekinmesin. Allah razı olsun ben dedim ki “Hepsine nüfus cüzdanı verelim” dedim. Tayyip Hocam birkaç gün sonra “hemen nüfus cüzdanı verelim” dedi. Acayip yaygara yaptılar. Ne güzel üç milyon nur gibi insan hepsi kardeşimiz, vatandaşımız. Türkiye seksen iki-seksen üç milyon oluyor ne güzel. Bayağı da çalışkan, temiz, efendi insanlar. Suç oranı en düşük olan insanlar. Hiç çekinmesine gerek yok Tayyip Hocam’ın. Sayın Kılıçdaroğlu’na herhalde baskı yapıyorlar. İngiliz derin devleti gıcık oldu onları öldüremediği için, şehit edemediği için. Türkiye’ye geldikleri için. Onlar istiyor ki katliam olsun. Geri gönderilsinler, orada ezilsinler, imha olsunlar. Yok, müsaade etmeyeceğiz. Sayın Kılıçdaroğlu en çok sahip çıkan olsun. Üslubunu değiştirsin yazık günah. Artık onlar bizim kardeşimiz konu bitti. Hepsine de nüfus cüzdanı verilsin ayrım yapılmadan. Ama içlerinde terörist falan olabilir. PKK’lı çıkar, IŞİD’li çıkar bilmem ne hepsinden çıkabilir. Eminsek, netse, delillerle açıksa sınır dışı etsinler. Yahut tutuklasınlar durumuna göre. Tutuklama da olabilir. Tabii tutuklama daha iyi olur. Suç işlediyse anormal bir insansa, teröristse bekletmeye gerek yok. Ama kendi halinde mazlum bir insanla uğraşmanın bir alemi yok. Onlar kendileri de istemediler bu hallere gelmeyi. İngiliz derin devletinin bir oyunu. Adamların psikopatlığı tuttu. Türkiye’yi de için işine sokmaya çalıştılar beceremediler, kendilerince. Zalimlik onların mesleği zaten İngiliz derin devletinin.

 

Türkiye'nin Çok Kaliteli Olması Lazım. Hitabetin, Kıyafetlerin, Evlerin, Sokakların, Her Şeyin Çok Kaliteli Olması Hayatidir

Türkiye’nin çok kaliteli olması lazım, insanların kaliteli olması lazım. Evler, arabalar, yiyecekler, kıyafetler, üslup, yürüyüşü, hitabeti, her şeyinin kaliteli olması lazım. Avrupa’dan çok daha ileride olmamız lazım. Aksi, bizi Suriye konumuna düşürür, Irak konumuna düşürür. Allah esirgesin, bu çok tehlikeli olur. Mutlaka bir kalite sanat bakanlığı kurulsun. Tayyip Hocam’a uzun süreden beri söylüyorum. Allah razı olsun gayret ediyor ama bu bakanlığı kursa arkası gelir. “Ne yapacağız? Ne edeceğiz?” diye düşünüyor olabilir. Veya bir plan sunalım, ona göre teklif getirelim. Teklif getirirsek belki daha rahat eder. Evet, nasıl olabileceğini anlatalım. Herhalde düşünmüşlerdir ama eleman bulamayacaklarını falan düşünüyorlar. Halbuki her şey bulunur. Gayet kolay bir şey. Olmayacak bir şey yok. Çünkü bu fikir bazında olacak bir çalışma, sanatçıları çağıracaksın, sanata teşvik edeceksin. Kitaplar basacaksın, broşürler basacaksın, konferanslar vereceksin, bu kadar kolay yani. Öyle karmaşık bir şey yok.

 

Avrupa Sanata Kaliteye Önem Verdiği İçin Darbe Diye Bir Risk Dahi Olmuyor. Her İnsan Oraya Gitmeye Çalışıyor, Çünkü Sanat Ve Kaliteyi Özlüyor

Avrupa sanata, kaliteye çok önem veriyor. O yüzden Avrupa’da hiçbir sorun çıkmıyor. Ne darbe oluyor, ne iç kargaşa oluyor, ne böyle bir huzursuzluklar oluyor. Her insan oraya gitmeye çalışıyor. Dünyanın her tarafından insanlar oraya gitmeye çalışıyor. Mutluluğun kaynağının orada olduğunu düşünüyorlar çünkü sanat var, kalite var. İnsan ruhu hep sanat ve kaliteyi arar. Barajla, yolla falan olan bir şey değil. Var mı Avrupa’daki evler, resimler, görüntüler, videosunu görelim.