Sayın Adnan Oktar'ın 12 Şubat 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklar


A9 TV, 12 Şubat 2017

 

(Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında kuşatma altına alınan El-Bab’da IŞİD’in tüneller kazdığı bölgede çıkan çatışmada bir askerin şehit olduğu, üç askerin de yaralandığı belirtildi. Şehidimiz Piyade Teğmen Furkan Yayla’nın AK Parti Giresun Milletvekili Cemal Öztürk’ün yeğeni olduğu öğrenildi.)

Ne güzellik. Ne güzel iftihar vesilesi. Kabadayıyı tebrik ediyoruz. Allah şehadetini makbul etsin, kabul etsin, meşhur etsin. Allah annesine, babasına sevdiklerine uzun ömür, sabr-ı cemil nasip etsin.

IŞİD oradan direkt çekilsin, Türkiye’nin dediği yerlerden, geriye gitsin. Türk askeriyle çatışması çok akılsızca, kim yapıyorsa çok büyük akılsızlık yapıyor. Ama İngiliz derin devletinin orada katilleri de var, SAS komandoları, onlar da yapıyor olabilir. Ama IŞİD çekilsin gitsin. Yani Türkiye’nin dediği yerlerden çekilsin. Bu kadar.

 

(Sayın Devlet Bahçeli, “Bu ülke için yeminimiz var bu nedenle başkanlık sistemine evet diyoruz” şeklinde şöyle bir açıklama yaptı. “Türkiye çok çetin, çok çetrefilli, çok çekişmeli günlerden geçmektedir. Birleşik Krallık ve Almanya Başbakanı’nın ziyaretlerinin hemen akabinde CIA Başkanı da Türkiye’ye gelmiştir. Altını kalın olarak çiziyorum ve diyorum ki bu kadar sorun içinde devlet güçlü olmadığı, seri kararlar alamadığı, yönetimde fiili hukuki karmaşa sürdüğü müddetçe Türkiye Cumhuriyeti’nin 1923 ruhuyla devamı bu şartlar altında mümkün görülmemektedir. Zamanın şartları, gelişmelerin aciliyeti nedeniyle değişikliği zaruri görüyoruz. Sevr’in varisçileri Türkiye’ye meydan okumaktadır. Ülkemiz için yeminimiz vardır. Bu nedenle evet diyoruz.”)

Mesele anlaşıldı, başından beri söylediğimiz o. İngiliz derin devletinin tehdidi var diyor onu anlatmak istiyor. Açık açık söylüyor işte Birleşik Krallık diye açıklıyor. Adamlar tehdide geliyorlar anlaşıldığı kadarıyla. CIA Başkanı o kafada değildir ama o da baskı altındadır, İngiliz derin devletinin baskısı altındadır. Şimdi anayasayla sadece bu yeterli olmaz, millet desteği gerekir. Mesela farz edelim yüzde kırk vatandaş desteği, bu yeterli olmaz. Çok az olur. Sevr’e ve İngiliz derin devletine karşı vatandaşlar çok iyi uyarılmalı, tehlike çok iyi anlatılmalı gece gündüz televizyonlarda anlatılmalı. Allah razı olsun biz İngiliz derin devletine dikkat çektikten sonra bütün siyasiler, bütün kanallar bu işin üstüne gitmeye başladılar ama büyük bir bölümü de susuyor. Bu olmaz. Hepsi birden topluca İngiliz derin devletinin üstüne gitmesi lazım. Bu A Haber, Haber A falan onlar hakikaten bak gece gündüz artık İngiliz derin devletine gereken cevabı veriyorlar, anlatıyorlar. Ama çok genişletilmesi lazım. Okullarda da kapsamlı olarak okutulması gerekiyor. Eskiden milli güvenlik dersleri vardı, onu milli şuur dersine çevirip yeniden kapsamlı gençleri eğitmek lazım. Yani tehlikeye dikkat çekmek lazım. Yekvücut olmak çok önemli. Yani CHP, MHP, AK Parti, eğer olabiliyorsa da milis gücü oluşturulması, yer altında silah depoları bulundurmak, mühimmat depoları bulundurmak ama çok, yerin dibinde ve sığınaklar oluşturmak ve vatandaş olarak da birbirimize kilitlenmemiz meseleyi kökünden halleder. Hiç kimse böyle bir şeye cesaret edemez. Çünkü adam gelirse belasını arıyor anlamına gelir. Ama demek istediğini anladım yani büyük bir belanın içindeyiz demek istiyor, tehdit var diyor onu anlatmak istiyor.

 

(Sizin referandumda hayır kullananlara yönelik sert söylemlerin yumuşatılması yönündeki ricalarınızın ardından Sayın Bahçeli yeni bir açıklama yaptı ve şunları söyledi. “Önemle ifade etmeliyim ki bizim nezdimizde evet diyen, hayır diyen bütün kardeşlerimiz saygıyı hak etmektedir. Biz herkesin kararına hürmetkarız. Referandum bahanesiyle kutuplaşmanın şiddetlenmesini doğru bulmuyoruz. Ancak biz parti olarak evet diyeceğimizi söylüyor bunu savunuyoruz” dedi. )

Bahçeli, devlet terbiyesi almış bir insan, aklı başında bir insan, efendi bir insan. Bak, istirham ettim, açıklama yaptı. Daha geniş, daha doyurucu bir daha rica ediyorum dedim, bir daha açıklama yaptı. Allah gani gani razı olsun, çok önemli, çok hayati. Evet-hayır hiç fark etmez kardeşim, hepsi bizim kardeşimiz. Yani yeni bir kutuplaşma malzemesi çıkartmanın alemi yok. İngiliz derin devletinin tehdidini net anlatmış oldu. Tayyip Hoca diyor ya “yalnız kaldım.” “Duysanız üç saat uyuyamazsınız”. İşte açıkça söyledi. İngiliz genelkurmay başkanı geliyor, CIA’in başı geliyor, Birleşmiş Milletler’in başı geliyor, Ankara’ya geliyorlar bir şeyler anlatmak istiyorlar. Ben istirham etmiştim Sayın Bahçeli’den Tayyip Hoca’yı yalnız bırakmayın diye. Onu çünkü ezmeye kararlı adamlar, öyle görünüyor. Allah razı olsun hamiyeti İslamiyesi güçlü. Normalde bayağı şiddetle karşıydı biliyorsunuz Tayyip Hoca’ya. Bayağı ciddi sahip çıkıyor şu an, alenen ismiyle yani alenen. Eskiden hiç muhatap dahi olmuyordu. Hakikaten İngiliz derin devletinin oyununu gördüğü için hamiyet hisleri feveran etti, delikanlıca yiğitçe bir koruma şevkiyle, koruma azmiyle bütün gücünü kullanıyor. Çok güzel, Allah razı olsun. Parti değil bak çünkü o kendisi bak MHP’li. Mesela ben MHP’yi de destekliyorum AK Parti’yi de destekliyorum, AK Partili değilim ben. Ama burada bizim kendi evladımıza, kendi insanımıza bir düşmanlık, bir oyun, bir komplo hazırlığı var. Bir kere, iki kere, on kere de olmadı o. Kaç defa cinayet teşebbüsü, asmaya kalkmalar, kesmeye kalkmalar. Kesilmiyor. Evine baskın yapmaya kalkmalar. Başbakanlık binasını basmaya kalkmalar. Uçağını vurmaya kalkmalar. Artık aleni yani. Ha bu sefer olmadı, o kafadalar. Onun için milletçe korumamız, kollamamız, yardımcı olmamız, küfrün pençesini havada parçalamamız ilimle-irfanla, kanunla-hukukla şart. Milletçe yiğit milletiz, hamiyetli milletiz. Tekrar Sayın Bahçeli’ye teşekkür ediyorum. Allah razı olsun. Saygın bir insan, sevilecek bir insan. Allah ömrünü uzun etsin, Allah razı olsun.

 

(Siz anayasa değişikliğinin halka daha detaylı şekilde anlatılmasını söylemiştiniz. Cumhurbaşkanı Erdoğan aynı konuyu bugün gündeme getirdi ve şunları söyledi. “Şu anda sağlıklı bir anket döneminde değiliz. Ben halkımızın henüz cumhurbaşkanlığı sistemini tam olarak anlayabildiklerini sanmıyorum. Bunu halkımıza iyice anlatmamız lazım. Artık anlatılmaya başlandı. Benim danışman arkadaşlarım bunu anlatmaya başladılar. Yazılı broşürler dağıtılıyor. Mersin ve Aksaray’da gördüm. Araziye inilmemesine rağmen halkın çoğu eveti kapmış. Çoğunluk evet diyor. Halkımız neler olduğunu, işin ucunun nere vardığını gayet iyi biliyor” dedi.)

Benim aklım, kafam tam yatarsa ben konuyu bitiririm, bana güvensin Tayyip Hocam. Araştırıyorum, bakıyorum her yerden bilgi de topluyorum, danışıyorum da. Bir açık gedik kalmasın istiyorum onun için. Ben onun açısından daha ziyade tedirginim Tayyip Hoca için. O diyor ki benim önemim yok. Bizim için önemi var. O kendine önem vermiyor olabilir ama biz önem veriyoruz. Tüyüne dokundurtmayız, öyle bir şey olmaz. Biz oyunu görüyoruz, adamlar tevafuken gelmiyor, yemek yemeye de gelmiyorlar, burada düğün falan da yok. Bir şey anlatmaya geliyor adamlar. Bu kadar oyun normal değil. Ama CIA’in başı iyi o güvenilir o. Trump’la, Putin’le bağlantıda kalmakta fayda var. Tayyip Hoca’ya da teşekkür ediyorum. O konunun üstünde çok durdum ben “halka anlatılsın, anlatılmadan hemen evet-hayır olmaz. Bilmediğimiz bir şeye evet-hayır demeyelim, bilinçli olarak evet veyahut hayır densin” dedim. Bak, o da o konuda Allah razı olsun sözümüzün yerine gelmesini sağladı. Çünkü her gün “hemen kabul edin” işte “kabul etmezseniz PKK’yla beraber olmuş olursunuz.” Böyle bir yöntem olur mu? Millet zaten aklı başında bir millet buna gerek yok. Makul, mantıklı, milli menfaatlerimize uygunsa yüzde seksenle zaten kabul ederler. Kabul ettiririz Allah’ın izniyle, öyle bir şey olmaz. Ama çocuğun dahi anlayacağı şekilde net izah edilmesi, anlatılması gerekiyor. Her şeyde bir hayır vardır. Telaşa gerek yok. Tayyip Hoca’nın açıklaması için tekrar teşekkür ediyorum, tebrik ediyorum. Çünkü o bir kargaşaya sebep olacaktı. Yani gereksiz bir panik havası oluyor. Çünkü gözü kapalı kabul edin dendiğinde halk bundan işkillenir. “Anlamadınız ama kabul edin.” Olmaz. Anladınız, gördünüz; kanaatiniz geldiyse kabul edin. Bizim milletimiz kabadayı millet, vicdanlı millet yani gereğini yapar. Ama haşa yani sanki korkutmaya çalışılıyormuş gibi veyahut işte “onu yapmazsanız böyle olur” veyahut “siz bunlarla beraber misiniz?” “Bunu mu demek istiyorsunuz?” tarzı izahlar bizim milletimizde aksü amel yapar yani ters etki yapar. Çünkü yiğit millet, kabadayı millet. Hayır, bunu yapanlar kötü niyetle yapmıyor, iyi niyetle, vatanseverliklerinden yapıyorlar. Hayra bir an önce ulaşmak için, bir iyilik güzellik olsun diye yapıyorlar. Çünkü bu karın doyurucu bir şey değil, onların nihayetinde bundan bir çıkarı yok. Sayın Bahçeli olgun bir devlet adamı, Tayyip Hoca da iyi. Her ikisi de yaşı ilerlemiş insanlar, dünyadan geçmiş insanlar. Belli ki vatan millet hayrına bunu düşünüyorlar. Ama anlaşılması bilinmesinde çok büyük fayda var. O daha önceki üsluptan vazgeçmiş olmaları da çok güzel oldu. O hiç olmuyordu, hiç hiç hiç olmuyordu. Allah razı olsun. Ama iyi niyetlerinden eminim daha önceki üslupları için. Yani amaçları halis, gayretleri halis. Çok sıkışık bir durum olduğu için herhalde öyle bir çözüm düşündüler bir ara ama yanlış olduğunu görüp düzelttiler. Tekrar teşekkür ediyorum.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan, referandumda evet çıkmasının 15 Temmuz'un bir cevabı olacağına dair şunları söyledi; "Bir bölücü terör örgütü var. Ve bunlarla birlikte hareket edenler var. Terör örgütü ne diyor? Hayır diyor. Kandil'le birlikte hareket edenler hep beraber hayır diyor. Benim milletim o Kandil'dekilerle birlikte benim şehitlerimi şehadete gönderenlerle beraber hareket etmeyecektir. 16 Nisan aynı zamanda 15 Temmuz'un bir cevabı olacaktır." dedi.)

Onların evet-hayır demesi bizi ilgilendirmez. Evet de diyebilir, ne yapacağız? Aynı üslup o zaman orada da geçerli olmuş olur. Rahatça evet diyebilirler. Çünkü daha önce başkanlık sistemini savunuyordu PKK. Yani vazgeçtiklerini zannetmiyorum. Bu usül usül değil. Böyle olmaz. Sadece teknik açıklayacaklar. Vatana millete şu yönden, şu yönden faydalı diye anlatacaklar. O kadar. Bu stil geçerli değil.

 

(Sayın Devlet Bahçeli, Konya'da Mevlana'yı öven bir konuşma yaptı. "Üzülme can, doğruysan zarar gördüm deme; bil ki iyiler mutlaka kazanır diyen Hazreti Mevlana Konya'nın susmayan dili, kesilmeyen nefesi, asırlara sığmayıp taşan hepimizin iftihar kaynağıdır. Yine diyordu ki Hazreti Mevlana; Kalp denizdir, dil de kıyı; denizde ne varsa kıyıya o vurur. Bu hikmet dolu sözden ilhamımızı alıp Hazreti Mevlana'nın manevi huzurunda, ebedi yurdunda kalbimizden ne geçiyorsa dile getirmek istiyoruz." dedi.)

Şimdi Mevlana'yı karşısına alması Bahçeli için çok tehlikeli olur. Yani akıl almaz infial olur. Zaten onu devirmek için can atan bayağı adamlar var. O yüzden tabii mutedil davranıyor. Yoksa Mevlana'nın, "Bizim yolumuzda Müslümanlık yok" demesi Sayın Bahçeli'nin asla kabul etmeyeceği bir izah. Ama başka türlü de çok zor. Yani onun açısından çok zor. Ama bana kalsa direkt reddederim tabii, açıkça karşı koyarım. Ama herhalde politik siyasi nedenlerle öyle davranıyor.

 

(Mesut Barzani, Erbil’de İngiltere Savunma Bakanı Micheal Fallon, Irak Büyükelçisi Frank Baker, Erbil Başkonsolosu John Sharp ve generallerden oluşan İngiltere heyetini kabul etti. İngiltere Savunma Bakanı Micheal Fallon, terörle mücadelede üstlendiği üstün rolünden dolayı peşmerge güçleri adına Barzani’ye İngiltere halkı ve hükümetine teşekkürlerini iletti. Fallon, peşmergenin sadece Kürdistan için değil bütün dünya adına IŞİD’le mücadele ettiğini ifade ederek bu yüzden İngiltere’nin peşmerge güçlerine desteğinin devam edeceğini söyledi. )

IŞİD’i kuran da İngiliz derin devleti. Peşmergeye de “bunu hallet” diyor. Müslümanı Müslümana, efendim Kürt’ü Türk’e, Türk’ü Kürt’e kendilerince imha ettireceklerini zannediyorlar. Biz bilgiyle, akılla bu fitneyi ortadan kaldıracağız. Tabii kanun, hukuk da devreye girecektir. Ama bu belayı milletin başına sardıran İngiliz derin devletidir. IŞİD diye bir şey yoktu, PKK diye de bir şey yoktu. Olmaz da zaten normal olarak. Bir kişi çıkıp “Ya ben PKK’yı kurayım” dese adamı yok ederler. Öyle bir şey olmaz. Yahut “Ben IŞİD diye bir şey kuracağım” dese adam onu da yok ederler. Kimse de etrafına toplanmaz. Ama İngiliz derin devleti destekleyince oluyor.

 

(Sayın Devlet Bahçeli Rusya’nın askerlerimizi şehit etmesinin karşılığının verilmesi gerektiğini söyledi. “Rusya askerlerimizi şehit ediyor. Pardon ile geçiştiriyor. Bu yanlıştır, ayıptır. Ruslar hukukun ilkelerini hiçe saymaktadır. Rusların amacı nedir? PYD’nin Moskova’da ofis açmasına izin veren Ruslar ülkemizin karşısında husumet odağı olmaya adeta isteklidir. Şehitlerimizin hesabı mutlaka sorulmalıdır.”)

Hesabı hukuki olarak sorulabilir. Herhalde onu kastediyor. Tabii ki o konuda soruşturma açılması lazım. Ama ondan pek bir şey çıkmaz. Çünkü savaş hukuku olduğu için diyecek işte “Bana yanlış koordinat verdiler, ben de vurdum” diyecek. Yahut “Bu koordinatı verdiler, ben de gittim vurdum” diyecek. Ondan pek bir şey çıkmaz.

 

(İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Kış döneminde giremezsiniz dedikleri terör örgütü PKK’nın sözde tüm üs ve barınma bölgelerine tek tek girilmiştir.” dedi.)

Çok güzel. Hakikaten hiç ses çıkmıyor PKK’dan. Eskiden bayağı bir olaylar oluyordu, yakın zamana kadar. Tek bir eylem yapamıyorlar. Ama onların susması da normal bir şey değil. Çok dikkatli olmak lazım. Kapsamlı pislik yapacak demektir bunlar. Sessizlik, bunlar vazgeçti anlamına gelmez.

 

İncil’den sevgi ile ilgili bir bölüm: “Sevgi; her şeyden önce birbirinizi candan sevin. Çünkü sevgi, birçok kötülüğü örter.” (Petrus’un 1. Mektubu 4/8)

Bayağı güzel. İncil’i Müslümanlar okuması gerekiyor ama haberleri bile yok. Halbuki Tevrat ve İncil’e Allah hak kitap diyor. Ama yanlış bölümlerini Kuran düzeltiyor diyor Allah. Çok fazla ayette Allah geçerli olduğunu söylüyor. Ve onunla hükmetsinler İncil sahipleri diyor. Tevrat sahipleri Tevrat’la hükmetsinler. Ama yanlış kısımlarında Kuran’ın hakem olduğunu söylüyor Allah. Tevrat’tan, İncil’den Müslümanların haberi yok birçoğunun.

Hz. İsa, “Ama beni dinleyen sizlere şunu söylüyorum. Düşmanlarınızı sevin, sizden nefret edenlere iyilik yapın, size lanet edenler için iyilik dileyin, size hakaret edenler için dua edin.”

Demek ki Müslümanlara hakaret ediliyormuş, lanet ediliyormuş. Müslümanlardan nefret edenler oluyormuş ve Müslümanların düşmanları oluyormuş. Onlara biz şefkatle bakıyoruz. Onları koruyup kollamaya, kurtarmaya gayret ediyoruz. Bize diyor ki, “Ya sizin niye düşmanınız var?” Müslüman olduğumuz için. “Niye nefret eden var?” Müslüman olduğumuz için. “Niye lanet eden var?” Müslüman olduğumuz için. “Niye hakaret eden var?” Müslüman olduğumuz için. Bu Allah’ın sünneti. Bütün hak peygamberlere ve onun tabiilerine hep böyle bir tavır, küfür ehli ve eçhelü cahillerden veyahut hastalıklı kalplerden, münafıklardan bu tarz eylemler, tavırlar olmuş. Bak, “düşmanlarınızı sevin.” Demek ki Müslümanların düşmanları var. “Sizden nefret edenlere iyilik yapın.” Demek ki Müslümanlara nefret eden olacak, ona iyilik yapacak. “Size lanet edenler için iyilik dileyin.” Bize mesela lanet edene biz iyilik diliyoruz. “Size hakaret edenler için dua edin.” Biz de dua ediyoruz onlara düzelmeleri için. Bak bunu iki bin yıl önce İsa Mesih söylüyor. (Luka 6/27). “Herkes kendi yararını değil başkalarının yararını gözetsin.” İsa Mesih’in sözü. “Egoist olmayın, başkaları için yaşayın, sevdikleriniz için yaşayın.” diyor. Yani eylemleriniz onun için olsun, Allah rızası için olsun. Moşiyah Mehdi ile ilgili Yeşaya 11/3 ve diğer bölümlerden okuyun ben de yorumlayayım.

“Moşiyah Mehdi’nin bir başka benzersiz özelliği de, kesin olacak bir şeyin kokusunu alacaktır. Bir kişinin ruhunun özünü anlayabilecek, ruhundaki dereceyi bilecek ve suçlu veya masum olduğuna hükmedecektir. Çünkü şöyle söylenmiştir, gözüyle gördüğüne göre yargılamayacak, yoksulları adaletle yargılayacak, yeryüzünde ezilenler için dürüstçe karar verecek.” (Yeşaya 11/3)

Bak Mehdi (as)’yi ta 3500 yıl önce Tevrat tarif ediyor. “Herkes kendi yararını değil başkalarının yararını gözetsin.” Mesela bak bu bizim sorumlu olduğumuz bir İncil hükmüdür. “Ne mutlu merhametli olanlara. Çünkü onlar merhamet bulacaklar.” (Matta 5/7). Mesela hep geçerli bu hükümler. “Bu nedenle sevgili kardeşlerim Rab yolunda verdiğiniz emeğin boşa gitmeyeceğini bilerek sebat gösterin, sarsılmayın. Rab’bin yolunda her zaman gayretli olun.” Allah yolunda gayretli olun diyor. Bu da geçerlidir. Bunlar hep geçerli İncil’in hükümleri.

 “Gerçek şu ki, Firavun yeryüzünde (Mısır'da) büyüklenmiş ve oranın halkını birtakım fırkalara ayırıp bölmüştü; onlardan bir bölümünü güçten düşürüyor, erkek çocuklarını boğazlayıp kadınlarını diri bırakıyordu.” (Kasas Suresi, 4)

Bak böl, parçala, yut tam İngiliz derin devletinin sistemi Kuran bunu açıklıyor. Deccallerin yöntemi. Hiç değişmemiş. Nemrut da aynısını yapmış. Firavun da aynısını yapmış. İngiliz derin devleti de aynısını yapıyor. Birçok gruba ayırıyor İngiliz derin devleti, küçük küçük devletçiklere ayırıyor. Onları yeniden kendi içlerinde bölüyor. O böldüklerini ayrıca kendi içinde siyasi fırka, hizip ve mezheplere ayırıyor. Ve birbirlerine düşman ediyor.