Sayın Adnan Oktar'ın 9 Şubat 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklar


A9 TV, 9 Şubat 2017

 

(Rusya El-Bab’da Türk askerini vurdu. Türk Silahlı Kuvvetleri’nden yapılan son dakika açıklamasında “olay kazaen meydana geldi” denildi. Rusya’nın Türk askeri unsurlarını vurması sonucu 3 asker şehit oldu, 11 asker de yaralandı. Açıklamada Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı arayarak başsağlığı dilediği bildirildi. Son iki günde şehit sayımız 8, toplamda ise şehit sayımız 64’e ulaştı.)

Evet, Allah gani gani rahmet etsin. Şehitlerimizin şehadetini Cenab-ı Allah kabul etsin, makbul etsin, meşhur etsin. Anne-babalarına Cenab-ı Allah uzun ömür sabr-ı cemil nasip etsin. Savaş ortamı, savaş ortamında bu tip olaylar oluyor maalesef. Dikkatsizlik sonucu veyahut başka türlü bu tip olaylar olabiliyor. Daha dikkatli olunması için tedbir alınabilir. Ne yapılabilir? Madem Rusya olayın içerisinde yine tekrarı mümkün olmasın diye Türk askerlerinin bulunduğu koordinatlar belirtilerek “buralara çok dikkat edin” denebilir. Tabii herhalde soruşturulacaktır olay. Ama buna benzer olayları biz çok duyduk bu savaş süresinde. Allah gazilerimize de şifa nasip etsin. Gazaları mübarek olsun.

 

(Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bugünkü muhtarlar toplantısında “Biz İbrahim Milletinizdeniz” dedi. Ve Hz. Adem (as)’dan geldiğimizi yeniden vurguladı. “Bize Millet-i İbrahim denir, biz İbrahim milletindeniz orada toplanıyoruz. Eninde sonunda bizim anamız babamız Adem ve Havva değil mi? Biz oradan geliyor muyuz gelmiyor muyuz? Bizi bölmek isteyenler ihanet içindedir.” Cumhurbaşkanı’nın bu konuşması bazı çevreler tarafından “Türk Milleti ifadesini neden kullanmıyor?” diye eleştirildi.)

İnsaf insaf insaf. O kadar münasebetsiz bir ifade ki bu. “Millet-i İbrahime” Kuran’da geçen bir hüküm, Allah’ın sözü bu. İbrahim Milleti içerisinde Türk Milleti vardır. Türklüğü en iyi savunanlardan biri Tayyip Hoca’dır. Çok gıcık bir ifade, cevap vermek dahi istemem, çok kızdırıcı bir ifade. Türk Milletini tarif ediyor Tayyip Hoca. “Kürt, Çerkez, Laz kim varsa bu topraklar üzerinde hepsi Türk’tür” diyor. Ee, İbrahim Milleti değil mi bu? İbrahim Milleti içerisinde Türk Milleti vardır.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün yaptığı açıklamada kültür ve sanatın üzerinde durdu. “Kültür ve sanatı küçümseyen toplumlar kaybetmeye mahkumdur” dedi.)

Helal Tayyip Hocam’a helal. Tayyip Hocam aslan, Tayyip Hocam aslan. Bak aylardan beri bu konunun üzerinde duruyordum aynısını söylemiş konuşmamın. “Kültür ve sanat olmadığında o toplumlar yıkılıyor” dedim “darbelerin sebebi de budur” dedim. Bak aynısını söylemiş, çok güzel söylemiş, isabet etmiş hayırlı konuşmuş. Ara ara da bunu vurgularsa çok güzel olur. Hayırlı bir insan, hayırlı konuşuyor. Allah hayırla sarsın milletimizi, devletimizi ve dünyayı.

Kalite ve sanat bakanlığı kurulması Türkiye için çok faydalı olur. Tayyip Hocam onu yapsa çok iyi olur, kalite ve sanat bakanlığı.

 

Anayasada Değişen Maddelerin Hepsi Teknik Detaylarıyla Halka Anlatılsın. Eksiği Varsa Düzeltilsin, Fazlası Varsa Çıkarılsın. Tam Olsun

Bir de bu anayasa konusunu teknik açıklamaya devam. Teknik yani millet konuyu tam anlasın. Meşruiyeti faydası çok iyi anlatılırsa bizim milletimiz makul bir millet. Ama tam kavranacak şekilde anlatılması lazım. Açığı gediği varsa düzeltilsin. Eksiği varsa düzeltilsin. Eksiği varsa ilave yapılsın, fazlası varsa çıkarılsın. Bir kere yapılacağına göre tam olsun.

 

Münafık Şeytani Marjinal Garip Bir Mahluktur. Münafığın Mantıklarıyla Şeytanınki Tamamen Aynıdır

Münafık tabii şeytani bir mahluktur, garip bir mahluktur, çok marjinal bir mahluktur. Aynı şeytanın karakteriyle tıpatıp aynıdır. Mesela mümin bir kişi bir işe girer, o da o işe girer onu o işten çıkarttırır mümini. Bir şekilde iftira atar, yani müminin orada olmasını istemez. Mesela ticarette bir mal aldı mümin kar edecek, o malın alınmasını engelletir. Küfre karışmaz, diğer kötü insanlara karışmaz mümin onu çok rahatsız eder. Yani onu engeller. Veyahut okulda başarılı bir öğrenci, okuldan atılması için uğraşır. İftira atar, itibarını kırmaya çalışır, dersteki başarılarını engellemeye çalışır. Manyak gibidir yani münafık. Mesela farz edelim gazeteciyse o gazeteden atılması için uğraşır, yazılarının çıkmaması için uğraşır. Yazarsa kitaplarının okunmaması için uğraşır, manyak gibidir. Gibi değil manyaktır yani.

 

Evet Diyenlerin De Hayır Diyenlerin De Fikirlerini İstedikleri Gibi Anlatma Ve Açıklama İmkanı Olması Gerekir

Dengeli olması lazım. İki taraf da fikrini söyleyebilmesi lazım. Tek yanlı olması hakikaten gereksiz. İnsanları daha da kuşkuya düşürür bu. Yani anayasa oylamasında ‘evet’i riskli görür o zaman. “Bir şey var demek ki bu işin içinde” der, yani kuşkulu bulur. Halbuki hükümetin gönlü rahat olması lazım. “İsteyen istediğini söylesin, bizim görüşlerimiz ortada gayet net açıktır” demesi lazım. “Eleştiren de eleştirsin cevabımız hazır” demeleri gerekir. Bu biraz tabii kuşku verici olur ben söyleyeyim. “Sadece PKK’lılar veriyor siz de mi hayır diyeceksiniz. Buna hayır diyenler FETÖ’cülerdir, siz de mi hayır diyeceksiniz?” Halbuki PKK hiçbir zaman için hayır demedi, başkanlık sistemini daima destekledi. FETÖ de hiçbir zaman için hayır demedi daima destekledi başkanlık sistemini. Dolayısıyla bu akılcı bir propaganda yöntemi değil. Dersin mesela, “bu Türkiye’de akıcılık sağlayacak bir sistem, kolay karar alınacak sistem.” İşte “hukuka aykırı bir yönü yok” anlatırsın neyse. Teknik gayet kolay olur. Bir profesör çıkartsınlar şakır şakır anlatsın. Ben daha hala anlayabilmiş değilim. Bunu iyi bilen biri varsa ismini söylesinler. Yahut bilenler “şu şu şu kişiler bunu biliyor” desinler. Adam bilmediği bir şeyi nasıl yazar bir insan? Bir şey düşünerek yazıyor onu yazan. Bunu yazan kişilerle biz görüşmek istiyoruz. Bunu yazan kişiler çıksın televizyona “arkadaşlar” desin “benim bunu hazırlamamdaki amaç şu, şu nedenle hazırladım.” Desin bunu. Yani onun dışında millet tedirgin olur bayağı kuşkuya düşerler. Olmaz böyle şey.

 

İnsanların Arasında Çok Sayıda Ruhu Olmayan Tıpkı İnsana Benzeyen Bir Nevi Zombi Varlıklar Vardır. Allah Kuran'da Bunlara Dikkat Çekmiştir

Aramızda tabii, insanlar arasında ruh sahibi olmayan zombi varlıklar vardır yani ölü. Kuran’da Allah ölü olduklarını söylüyor. Modern tabirle zombi. Ruhu olmayan insana benzeyen tıpkı insana benzeyen varlıklar ama normalde hayvan. Yani konuşuyor, soru soruyor, cevap veriyor. İnternet de görüyorsunuz “sığır” diyoruz ya “sığır sürüsü” diyoruz. Bunların büyük bir bölümü zombi, ölü bu insanlar. Sevgiyi bilmiyor, merhameti bilmiyor, şefkati bilmiyor, Allah korkusunu bilmiyor, güzellikten haberi yok tam tipik hayvan. Sadece nefrete göre kodlanmış. Şeytanın çok rahat kullanabileceği bir kitle. Bunlar özel yaratılıyor. Allah “bunları özel yarattım” diyor “daha kainat yaratılmadan ben bunları yarattım” diyor Allah. Ve “cehennemi de bunlarla doldurdum” diyor “bu benim sözüm, sözümü yerine getireceğim” diyor Allah. İşte münafıklar da bu ekibin içindedir. Münafık-küfür bu ekibin içindedir. İnsanlar şaşırıyor diyorlar “bu zaten kafirse niye böyle…” Ben sırrını kapalı anlatıyorum. Ben bu kadar anlatabilirim. “Ölü adam” diyorum daha ne diyeyim? Buna rağmen anlamıyorsa adam ondan da ben artık kuşku duyarım. Adam ölü, ölü, bildiğin ölü ama hareketli. Konuşuyor, yiyor, içiyor falan. Gerçek halini bilse adam korkacak. Çünkü yürüyen ölü insanları çok korkutur. Allah korkmamaları için açık bir bilgi vermiyor. Ahirette anlayacaklar. Bunların işte yeri cehennem oluyor. Cehennem çaka çaka bunlarla doluyor. Mümin de korkacak işte, bu hale gelmekten korkuyor. Onların konumuna gelmekten korkuyor mümin. Allah’ın bir lütfu olarak kalbini Allah korkusu sarıyor. Bu müminlere yarayan bir şey aslında. Cehennemin kafirlerle dolması müminlerin uyanık ve açık olmasını sağlayan bir olay. Cennetin kıymetini bilmelerini sağlıyor. Adam diyor ki mesela “cennette bıkmaz mıyız?” Adama cehennem sürekli istediğinde görünüyor, nasıl bıksın adam orada? Bıkacak durum olur mu öyle bir şeyde? Bir de çok güzel bir yer. Sürekli Allah’ın tecellisini görüyor, güzel sözler duyuyor. Uçsuz bucaksız imkan var, katrilyonlarca imkan var. Ufuk açık ne istiyorsan oluyor. Ama negatiflik yok. Onun için bu dünyanın güzel yönü, mücadele ve cehd burada mümkündür. Sabır burada mümkün orada sabır yok, cennette sabır yok. Mesela sabır burada büyük bir imtihandır, büyük bir nimettir. Cehd mesela, orada cihat yoktur, cehd etmek yoktur. Tebliğ yok, bir insanı ikna etmeye çalışmak falan yok. O kadar çok ki olmayanlar. Mesela zekat vermiyorsun, sadaka vermek yok, namaz yok, oruç yok, hac yok yani hiçbir ibadet yok hemen hemen. Hatta Cenab-ı Allah böyle genç bir delikanlı şeklinde tecelli ediyor cennette. “Selamun Aleyküm ey cennet halkı” diyor “Ben Allah’ım” diyor. Herkes secdeye kapanıyor “hemen kalkın” diyor “burada namaz yok ibadet yok” diyor “artık bitti” diyor. “Çünkü ibadetlerinizi yaptınız Benim kanaatim geldi size, onun için cennete aldım. Bir daha burada namaz olmaz artık” diyor. Yani “sonsuza kadar burada namaz olmayacak” diyor. Müminler de bir daha secdeye kapanmıyorlar Allah uyardığı için.

 

Cennetteki En Güzel Varlık En Güzel Nimet Allah'ın Zatının Tecellisidir

Allah “Sakın secdeye kapanmayın.” diyor. “Şimdi Benim yüzümü seyredeceksiniz asıl.” diyor. Yüzünü seyretmek ibadet, cemalini. Yani insanlar hazdan kendini kaybediyor, o kadar güzel tecelli ediyor Allah. Cennetteki en güzel varlık Allah’ın tecellisidir. Ama zatı değil bak, tecellisidir. Çünkü secdeye kapandı mı göremiyorlar Allah’ı. Allah hemen “kaldırın” diyor “başınızı. Siz Beni seyredin.” diyor. “Cemalimi seyredin.” diyor. Küfür de bunu tabii şey buluyor, acayip bir şey olarak gördükleri için büyü ihtimalinin daha çok üstünde duruyorlar. Züppeliğe devam ediyorlar. Allah orada da yine müsaade ediyor onlara ahlaksızlık yapmalarına. Birbirlerini kovalıyorlar, kafa göz yarıyorlar cehennemde. Kepazelik çıkarıyorlar. Allah hepsini istese buhar yapar yani. Yapmıyor Allah. Psikopatlar zaten. İkide bir durup durup “bizi öldür” diyorlar Allah’a. Allah “yok” diyor. “Öldürmeyeceğim, yaşayacaksınız.” diyor. Ama bunlar işte zombi, ölü. Mümin bu konuma gelmekten Allah’a sığınacak. En çekineceği şey bu. 

 

Kadınların Özgür Olamadığı Gülemediği Sokağa Çıkamadağı Neşeli Olamadığı Toplumlar Çöker. Allah Kullarına Zulme İzin Vermez

Kadınların dans edemediği toplumlar çöker. Kadının eğlenemediği, gülemediği, sokağa çıkamadığı, giyinemediği, süslenemediği yani neşeli olamadığı bir toplum çöker. Çünkü kullarının yarısı, Allah kullarının yarısına zulmedildiğinde o toplumu çökertir. Hep tarihte çökmüştür. İslam ülkelerine bakın çökmelerinin sebebi budur. Mahvolmalarının sebebi budur. Kadınlara yapılan zulümdür, başka bir nedeni yok. Allah zalimleri musallat ediyor o zaman. Zalimleri musallat eder ve çöker o toplum. O millet çöker. Kadın dans edecek, gülecek, eğlenecek. Erkekler gidiyor pavyona, ellerinde tespihle falan, bacak bacak üstüne atıyor. Eğleniyorlar gerçi meşru değil onların eğlenme şekilleri. Şarap içiyor falan yahut fuhuş yapıyor, öyle değil. Kadın nasıl eğleneceğini bilir. Yakasını bırakacaksın yeter ki. Bunun üstünde duracaksın. Çok iffetli kadınlar, bayağı akıllılar. Ben öyle cıvık hiçbir kadınla karşılaşmadım. Hepsi iffetine, namusuna düşkün. Modeller falan da geliyor buraya, konuşuyorum, yabancı Hristiyan modeller. Bayağı namuslarına düşkünler, öyle ben namussuz adam görmedim. Genç kızlar bayağı titizler. Öyle bir olay yok. Bu bazı maganda bazan tipler diyelim kendi hayallerinde öyle abuk sabuk düşünceler geliştiriyorlar.

 

İnsanların Bir Kısmı İslam'a Girdiğinde Küfrü Tam Bırakmıyor. Küfürden Gelen Çirkin Yükleri Tamamen Bırakmak Lazım

Tabii insanlar küfrü bırakmıyor, yani İslam’a girdiğinde o küfürden gelen çirkin malzemelerle beraber kamyon gibi giriyor bazen o mübarek alana. Halbuki kamyonda o yüklerini indirmesi lazım o kirleri, kötü şeyleri, karanlık şeyleri indirmesi lazım. Onları da İslam’ın içine sokuyor. Mesela çirkeflik, dedikoduculuk, hasetlik, kıskançlık, kindarlık, laf sokma, münasebetsizlik, çabuk moral bozulması, üzülme, aşağılık kompleksi olması, dengesizlik, kendi olmama, yapmacıklık, samimiyetsizlik, bunlar hep küfürden gelen şeyler. Mesela hep yüzünde maske ile gezer birçok insan cahiliyede, kendi değildir. Onu bir savunma mekanizması olarak kullanır. Mesela kızlar kendilerini saftirik gösterirler. Mesela akılsız gibi gösterirler, kendi olmazlar. Ama İslam’a geliyor, yine adam akılsız ve saftirik havasında. Halbuki artık sen şuurlanmışsın. Sen artık akılla Kuran’la düşünüyorsun. Gençlerde de görüyorum ben, küfürde saftirik böyle kendini avanak gibi gösteriyor. Müslüman oluyor yine avanak havasında. Olur mu? Artık şuur almışsın sen. Allah’ın ruhunu taşıyorsun. Aklını başına alman lazım. Kindarlığı, duygusallığı olduğu gibi duruyor, intikamcılığı olduğu gibi duruyor, alınganlığı olduğu gibi duruyor. Kompleksleri olduğu gibi duruyor. Olur mu? Sen iman ehli olmuşsun. Onların hepsi pürü pak olacak. Bir sen bir Allah tertemiz ruhun, o kadar. O kadar pisliği niye getiriyorsun? Kamyona yüklemiş ev taşır gibi. Evinde hani bazen tipler olur ya böyle kötü pis şeyleri paçavralar, çullar, bunlar zayi olmasın diye alıp onları da götürmeye kalkar. Ya sen yeni eve taşınıyorsun, pisliği niye getiriyorsun? Ve ihtiyacın da yok. Yeni evinde zaten her şey var, her türlü güzellik var. O paçavraları getirme, o pislikleri getirme. O pislikle ömür boyu yaşıyorlar bir kısmı, böyle olmaz. Onu Müslümanlığın içine sokmayacaklar.

 

Tevekkül Müminin Vazgeçilmez Vasfıdır

Mesela tevekkülsüzlük cahiliyede öyle, bir şey duyar hemen böyle panik atak tarzında dehşete kapılıyor, biri bir şey söylüyor morarıyor, biri bir şey söylüyor eli ayağı boşalıyor unutamıyor, uyuyamıyor veyahut bir tehlikeyle karşılaşıyor aklı gidiyor. Tevekkül etsene, bu kaderde yaratılmış şey. Kaderin dışında bir şey olmayacağına göre kafan rahat olsun. Tevekkül etmemek en büyük lüksü elden kaçırmak demektir. Yani akıllı bir hareket değil. Tevekkül en güçlü sinir ilacından antidepresandan daha etkileyicidir. Tevekkül, hiçbir antidepresanın yapmayacağı olumlu etkiyi tevekkül yapar. Onun için Kuran’da Allah hep tevekkülün üstünde durur. Yani müminin vazgeçilmez vasfı tevekkül.

 

(İran-Amerika gerginliğinin sürdüğü dönemde ortaya çıkan bir harita, İran’ın Amerikan üsleriyle çevrili olduğunu gözler önüne serdi. Donald Trump, düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin “İran’a askeri müdahaleyi düşünüyor musunuz?” şeklindeki sorusuna, “masadaki her seçeneği değerlendiriyoruz” cevabını vermişti.)

Yok, askeri müdahale İran’ı etkilemez, İran’ı çok güçlendirir, Amerika’yı da mahveder. İran’ı da çok zor duruma sokar. Böyle bir şey yok. İran’la Amerika Birleşik Devletleri’nin arasını hemen düzeltmek lazım. Hemen görüşmelere başlayalım. Hemen dergilerde, gazetelerde yazılar çıkaralım. Bu tamamen şeytanın bir ifası ve oyunu. İran’la Amerika’nın arasının açık olması için hiçbir neden yok. Her iki toplum da dindar, her iki toplum da Allah’tan korkuyor. Derhal kardeşliğin tesis edilmesi lazım. Şeytanın bu oyununu mutlaka dağıtmamız gerekiyor.

 

(Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi üyesi ve Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva, “Türk devletleri olarak dışardaki Türk toplumlarının yani Türk diasporasını da içine alan bir birlik oluşturmak zorundayız. Eğer bir takım güçler hedefe Türkiye’yi koymuşsa biz dünyanın her tarafındaki Türk toplulukları olarak Türkiye’nin yanında durmak, Türkiye’yi desteklemek ve korumak zorundayız. Ve Türk birliğini bozmaya parçalamaya çalışan bu güçlere gücümüzü göstermek zorundayız. Nasıl İstiklal Savaşı’nda, Çanakkale’de birlik olduk ve bizi yenemediyseler yine aynı ruhla birlik olacağız ve yine yenemeyecekler” şeklinde konuştu.)

İngiliz derin devletine cevap vermiş, helal olsun. Delikanlı hanımmış, kabadayıymış, dürüstçe konuşmuş. Aslında bütün hanımların bu tarz konuşması gerekir. Çok fazla yazar var, oturuyor adam İngilizlere hayranlığını dile getiriyor. Onlara karşı muhabbetini dile getiriyor. İngiliz kültürünü anlatmaya çalışıyor. Bak, bu hanımefendi ne kadar güzel konuşmuş.

 

Müslüman Cemaatlerin Birbiriyle Görüşmemesi Dost Olmaması Acı Bir Durumdur. Hükümetin Aralarındaki Sevgiyi Pekiştirecek Politikaları Olmalı

Cemaatleri birbiriyle tanıştırsın hükümet, birbirlerini sevmelerini sağlasın. Bak eskiden beri bu gizli kanayan bir yaradır, cemaatlerin birbirini sevmemesi. Çünkü sevmezse o cemaatleşme sağlanabiliyor, bütün cemaatler yanlış yolda, bizim cemaatimiz doğru yolda dendiğinde adam oraya gidiyor. Tamam öyle düşün yine ama sev yani ne olur? Mümin karşında mazlum, Müslüman sana bir zararı yok, zoru yok senin o güzel cemaatini topluluğunu fark edememiş olabilir, acı ona, dua et. İnşaAllah bizim cemaatimizin güzelliğini anlar dersin. Ona ters davranmanın alemi ne? Ona Allah onu nasip etmemiş bak senin güzel cemaatini Allah ona nasip etmemiş, sen orada nefret mi edeceksin, acıyacak mısın? Merhamet et, şefkat göster inşaAllah kurtulursun, bizim topluluğumuza gelirsin dersin. İnşaAllah Süleymancı olur dersin, inşaAllah Nurcu olur, inşaAllah Nakşibendi olur dersin. Mesela Bediüzzaman diyor: “Benim talebelerim hiçbir zaman için tarikat ehli olamazlar” diyor “olmamalılar, olursalar” diyor işte “Ahmet Hulusilerin, Hulusi Efendilerin” neyse o talebeleri sayıyor, “onların değerinde olamazsınız” diyor özetle. Doğru söylüyor çünkü tarikatçı olursa Nurcu olamaz, bölünme olur. Nurcu olması için gitmeyin tarikatlara, cemaatlere diyor. “Benim cemaatime, benim topluluğuma gelin” diyor. Gayet normal bir şey buna kızacak bir şey yok ama “bütün cemaatleri de sevin” diyor Bediüzzaman bu çok önemli, “hepsini sevin, hepsine sahip çıkın kardeş olun” diyor. Bediüzzaman’ın bu çizgisini esas almak lazım.