Sayın Adnan Oktar'ın 5 Şubat 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklar


A9 TV, 5 Şubat 2017

 

Anayasa Referandumunda "Hayır" Diyene De "Evet" Diyene De Aynı Şekilde Saygı Gösterilmesi Gerekir, Demokrasinin Gereği Budur

Siyasetçilerden peş peşe bu tip açıklamalar geliyor, bunlar riskli. Yani “siz PKK’dan yana mısınız, nasıl hayır dersiniz” işte “hesap soracağız.” Bu acayip bir mantık, böyle olmaz. Demokrasi rafa kalkar böyle bir şeyde. Demokrasinin gereği referandum. On kere yirmi kere referandum yapılabilir. Her konuda yapılabilir bu hükümeti etkileyecek bir şey değildir. Hükümete ret anlamına da gelmez, kabul de hükümeti desteklemek anlamına gelmez. Adam hükümete karşıdır ama anayasayı kabul eder. Adam hükümeti çok sıkı savunuyordur ama anayasayı kabul etmeyebilir. Dolayısıyla bunun bir hıyanet imtihanıymış gibi gösterilmesi çok yanlış olur. Tabii ki bu anlamda demiyorlar ama bu anlamda anlaşılabilecek gibi görünüyor.

Hayır, hadi mesela ezkaza ‘hayır’ çıktı ne yapacağız o zaman? Gayet normal. Bir kere bunun hazırlığının da yapılması lazım, ‘hayır’a göre de hazırlık yapılması lazım. ‘Hayır’ hiçbir şekilde hükümeti yıpratmaz, demokratik bir kanaat bildirimi. Daha önce de başkanlığı istiyorlardı biz reddettik hükümet devam etti. Hükümeti destekledik ama başkanlığı reddettik. “Amerikan modeli” dediler “hayır” dedim, “Meksika modeli” “hayır.” Her modeli saydılar Fransız modeline varıncaya kadar, Güney Afrika modeline varıncaya kadar. Hepsini tek tek reddettim. Bunları reddetmek hükümeti reddetmek anlamına mı geliyor? Yok. Hükümeti destekledim. Ama anayasada bu tip bir değişiklik yapılmasını kabul etmedim. Her reddimde değişti her reddimde değişti zaten. Yeni yeni tekliflerle geldiler. En son madde yine eleştirdiğimiz bir konu oldu onu da değiştirdiler. Reddettiğimiz demek ki hayırlı oluyor. Hayır, ayrıca biz şimdi anayasayı kesin reddedeceğiz de demiyoruz “bilmiyoruz araştırıyoruz” diyorum. Yani hemen paldır küldür hemen kabul edin. Allah Allah, bakalım araştıralım vaktimiz var. Riskli yönü var mı yanlış yönü var mı doğru yönü var mı bu vatan-millet meselesi yani. Niye gözü kapalı kabul edelim? Nerede görülmüş bu böyle? Hemen kabul edin, olmaz öyle şey. Biz anlayacağız kanaatimiz gelecek ona göre vicdani kanaatimizle evet de olabilir, makul zaten evet olması da makul. Ama hayır da olabilir. Bırakın düşünelim araştıralım.

 

Tevrat'ta Ahir Zamanda Moşiyah Mehdi'nin Çıkış Zamanında Ay'ın Kan Renginde Olacağı Bildirilmiştir

“Yeryüzünde belirtiler kan, ateş, duman bulutları görecek. Rabbin büyük ve görkemli günü gelmeden önce” yani Hz. Mehdi (as) ve ahir zaman oluşmadan önce ve o devirde “Ay kan rengine dönecek. O zaman Rabbi adıyla çağıran herkes kurtulacak.” Yani Allah’ı anan herkes kurtulacak diyor. (Elçilerin İşleri, 2/19-21)

Aynısıyla olmuş mu? Bak, kan yani terör, ateş, yangınlar, işte bombardımanlar, duman bulutları. Her yerde biliyorsunuz yangın ve bombardıman bulutları var. “Ay kan rengine dönecek” diyor ayrıca. “O zaman Rabbi adıyla çağıran herkes kurtulacak.” “Rabbin büyük ve görkemli günü” yani Şiloh’un Moşiyah’ın çıkış zamanında. Yani İslam’ın dünyaya hakimiyetinde, kutsal tapınağın yeniden yapılması zamanında “Ay kan rengine dönecek” diyor. Bunun alameti.

 

Türkiye’yi ‘Hayırcı-Evetçi’ Diye İkiye Bölmek Süper Tehlikeli Olur. Bu İngiliz Derin Devletinin Bir Oyunu Da Olabilir.

Buna çok dikkat etmek lazım. ‘Evet-hayır’ bizim normal hakkımız ama ‘evet ve hayır’ı birbirine düşman haline getirmeye kalkmak çok tehlikeli. Bu oyuna kimse gelmesin. İyi niyetle yaklaşsınlar.

Yatıştırıcı, ılımlı, “Bu demokratik bir seçimdir, hayır diyende de hayır vardır, evet diyende de hayır vardır, biz milletimizin tercihine saygı duyuyoruz” demeleri lazım. Böyle bir nefret üslubu çok çok tehlikeli olur. MaazAllah düşünün, şimdi yüzde 70 falan hayır çıktığını düşünün, ne olacak? Hükümet istifa mı etsin yani? Gayet normal. Yani halkın kanaati. Hiçbir şey olmaz, bir anlamı yok. ‘Evet’ de çıkabilir yüzde 70 gayet normal yani. Bu hayır diyenlerin hain olduğunu göstermez. Dünyanın her tarafında referandum oluyor kimse böyle bir konuma gelmiyor. Böyle bir zıtlaşma ruhu üslubu olmuyor. Zıtlaşma üslubundan şiddetle kaçınmak lazım, yatıştırıcı ılımlı bir üslup kullanmak lazım. Bu çok riskli.

 

(Milli Eğitim Müsteşarı Yusuf Tekin’e şöyle bir soru yöneltildi: “Biyoloji derslerinden evrim teorisini neden çıkardınız? Biyoloji öğretmenleri ‘evrim teorisi olmadan kalıtımı, canlıların çeşitliliğini nasıl anlatacağız? Suriye ve Ürdün dahil evrim teorisi tüm dünyada işleniyor’ diye itiraz ediyor” denildi. Tekin soruya şöyle cevap verdi: “Tersini düşünen bilimselliği tartışmalı olan bu teorinin ilkokul ve ortaokuldaki çocuklara anlatılmasını doğru bulmayanlar da var. Doğa tarihiyle ilgili olan kısımlar farklı bir formatta ele alındı. ‘Dünyada bütün ülkelerde okutuluyor’ eleştirisine katılmıyorum. Öyle olsa geri adım atmazdık. Akademik düzeyde bu teorilerin anlatılması doğaldır ama ilkokul ve ortaokul düzeyinde binlerce bilimsel teoriden hangilerini anlatıyoruz ki evrim teorisini de anlatalım?” dedi.)

Bir kere o başlı başına son derece doğru bir şey. Çok fazla teori var neden evrim teorisi anlatılması gereksin? Teori bu çünkü, bilimle alakası yok. Eski pagan inançlarından birisi. Tarih bilgisi içerisinde anlatılabilir, pagan inançları içerisinde anlatılabilir. Ama bunu büyük bir buluşmuş gibi sanki bilimsel bir gerçekmiş gibi anlatırsan bu olmaz. Çünkü bilimsellikle alakası yok. Darwin’in kendi de söylüyor “ara fosil bulamıyoruz” diyor. “Ara fosil yoksa, arayıp bulamıyorsak bu teori doğru değildir” diyor “yanlıştır” diyor. Suriye’den örnek veriyor, Suriye’nin halini görmüyor musun? Evrim teorisi okutuldu Suriye’de doğru, işte Suriye bu hale geldi. Irak’ta okutuldu Irak da bu hale geldi. İslam alemi mahvoldu. Osmanlı’da okutuldu Osmanlı yıkıldı. Adamlar bunun hiç farkında değil. Evrim teorisi Osmanlı’ya tamamen yayıldıktan sonra Osmanlı paldır-küldür çöktü. İslam aleminin mahvolmasının nedeni de evrim teorisidir. Eski Sümerlerdeki bir inanç olarak anlatıyorsan anlat. Hitit, Eski Yunan, bütün putperest inançlarda var.

 

Evrim Eski Pagan İnançlarından Biridir. Bunun Bilimsel Bir Gerçek Gibi Anlatılması Olmaz

Bir kere evrim teorisi müfredatta var zaten. Sadece evrim kelimesi çıkmış, olduğu gibi duruyor. Öyle bir şey yok. İkincisi, biz anlatılmasın da demiyoruz. Anlatılsın ama bunun bir pagan dini olduğu, geçmiş dinlerde de bunun olduğu, eski putperest dinlerin hepsinde bu inancın var olduğu, bilimsellikle alakası olmadığı yani tesadüfe dayalı bir teori olduğu, ama paleontolojinin bilim olduğu. Mesela mikrobiyoloji bilimdir, paleontoloji bilimdir. Mesela fosilleri ortaya koysun, adam fosil getirmek istemiyor. Fosil görünce darlanıyor. Ne diyor Darwin: “Benim teorimim destekleyecek tarzda ara fosil yok” diyor. Ee? “İleride de bulunamazsa benim teorim çöker” diyor. İlerisi derken 100 yıl içerisinde diyor. Yok. O zaman teorin de yanlış. Bitmiş. Paleontoloji ders olarak okutulsun, fosil bilim okutulsun. Proteinin yapısı, golgi cisimciği, hücrenin yapısı hepsi anlatılsın. Hurafe istemiyoruz. “Hücre nasıl oldu?” diyoruz “tesadüfen oldu” diyor. Dalga mı geçiyorsun sen? “Bu nedir?” diyoruz “bu bilim” diyor. Kardeşim, tesadüften bahsediyorsun sen. Tesadüfle bilimin ne alakası var? Putperest inancı. Olmaz.

 

Ayet Açıklaması

Allah diyor ki münafıklar için Hadid Suresi 15’te: “Artık bugün sizden herhangi bir fidye alınmaz ve inkar edenlerden de...” Yani günahına karşı dünyada fidye ödeyebiliyor. Mesela koyun kesiyor, kurban kesiyor yahut fakire fukaraya yemek yedirebiliyor. “Artık orada fidye alınmaz” diyor ahirette. “Barınma yeriniz ateştir, sizin veliniz (size yaraşan dost) odur;” “sizin veliniz sadece cehennemdir” diyor, “ona sığınacaksınız” diyor. Çünkü cehennem canlı, sadece onların velisi o. Ama çok kötü bir veli tabii yani rezalet. Sürekli başlarını belaya sokan canlarını yakan bir veli. Müminlerin velisi olan Allah. Ama küfür ve münafıkların velisi cehennem oluyor. “…o ne kötü bir gidiş yeridir” diyor Allah.

“Mevlaküm” cehennem için Allah “sizin veliniz-mevlaküm, cehennemdir” diyor. Şeytandan Allah’a sığınırım “fel yevme la yu’hazu minküm fidyetün-fidye alınmaz, vela minellezine keferu me’vakümünnaru-ateş, hiye mevlaküm-sizin küfür ehlinin münafıkların velisi cehennemdir” diyor Allah. “Ve bi’se-ne kötü dönüş yeri, ne kötü ulaşılacak yerdir” diyor Allah.

 

Olası Bir Darbe Girişimi Durumunda Cumhurbaşkanı Ve Başbakan'ın Doğrudan Televizyondan Açıklama Yapabileceği Sistemler Hazırlanması Gerekir

Mesela ilk basın açıklamasını TRT yayınlamıyor, Tayyip Hoca yayınlayın dediği halde yayınlamıyor. İnternete yüklemiyorlar. Yayınlanması için verdikleri çekimin TRT’de yayınlanmaması çok vahim bir şey. İnanılır gibi değil. Daha sonra CNN Türk’teki spiker ben buradan yayınlayayım diyor. Bak CNN spikeri orada delikanlılık yapıyor, o delikanlı bir kız var, bir tek o kabul ediyor. O kabul edince yayınlandı, konu da bitti. TRT yayınlanmıyor çok çok vahim bir şey, bu açıklanacak anlatılacak gibi değil. Direkt konuşma sistemi yok mesela. Her şartta çalışan telefon olması lazım, doğrudan televizyon sistemi olması lazım. Bütün Türkiye’ye yayın yapan, hiçbir şekilde susturulamayan televizyon sistemi olması lazım, yurt dışında olan vericiler, uydudan olan, durdurulamayan bir sistem olması lazım. Rahatça durdurabiliyorlar. Selamun aleyküm diyor silahla içeri giriyor tak bitiyor konu.

 

Ordu İçinde Anti-Darbe Planı Olması Lazım, Darbeye Karşı Anti-Darbe Planları.

Anti-darbe planı yok. Herkes kendi inisiyatifiyle darbeyi durdurmaya çalışıyor. Halbuki askere, polise ve halka anti-darbe bilgi verilmesi lazım. Anti-darbe hakkında geniş açıklama yapılması lazım, nasıl durdurulur, ne yapılır gibisinden. Bunu bekletmenin bir alemi yok. Otuz kere söyledim. Ordu içinde de kimin ne yaptığından birçok kimsenin haberi olmuyor. Emir komuta zincirinde bir darbe olmadığını televizyonlardan öğreniyorlar, bilmiyorlar yani.

Özetle hükümetten ben tekrar rica ediyorum. Hiçbir ülkede bu yok ama Türkiye öncülük yapabilir. Anti darbe planı olsun Türkiye’nin. Halk için, asker için, polis için. Zaten çok küçük bir kuvvetle yapıyorlar. Rahatça ekarte edilir. Bu darbe hakikaten akıl almaz esrarengiz. Benim tarihte gördüğüm en esrarengiz darbe. Çok acayip. Neden karşılık verilmedi? Ben daha hala bunu anlayabilmiş değilim. Belki tabii bir hikmeti de vardır. Belki ‘asker-polis kıyımı olmasın’ gibi ama adamlar çok daha büyük kıyım yapacaktı öbür türlü. En az 3 milyon kişiyi şehit edeceklerdi, en az 3 milyon. Kitle katliamı düşünüyorlardı. Tedbirde tereddüt olmaması lazım. Bunun daha şu an sorulması bile mümkün değil. Soramıyoruz dahi, tamamen meçhul. Anlayabilene aşk olsun.

 

Yeni Anayasaya Darbeyi Tamamen Kilitleyen Çok Kapsamlı Maddeler Konulabilir Ve Bu Konuda Halkın Yetkileri Anayasa İle Netleştirilebilir

Mesela yeni anayasaya darbeyle ilgili madde konabilir. Yani darbeyi tamamen kilitleyen, dünyada hiç görülmemiş, çok kapsamlı maddeler konabilir. Halkın yetkileri anlatılabilir. Çekinecek bir şey yok.

 

Olası Bir Darbe Girişimi Durumuna Karşı Halkın Yetkisinin De İyi Belirlenmesi Lazım

Bir kere milis kuvveti akıl almaz caydırıcı bir şey, milis. Askerin kendi içerisinde anti darbe birimler olması. Mesela tankların çıkışı tamamen kontrollü olabilir. Askerler kendi ferasetleri ile aküleri sökmüşler falan. Tank paletlerinin arasına çelik sokuyorlar. Yahut tankı bozup kapıyı tıkıyorlar, çıkış imkansız hale geliyor. Kardeşim pratik zekaya gerek kalmasın. Önceden her şey belirlensin. Yetki nedir? Halkın yetkisi nedir? Mesela halk silahı alıyor askerin elinden. Çocuk vicdanen rahat edemiyor. “Al silahını geri” diyor geri veriyor. Çocuğu vuruyor ayağından. Bu acayip bir durum. Halbuki silaha el koyabilir. Ama kanunu bilmediği için, kanunsuz bir şey yaptığını düşünerek silahı geri veriyor. Kanuni yetkisini açıklamak lazım. Silahı elinden alabilir adamın. Katilin elinden cinayeti işleyecek silahı alabilir. Ve geri vermesi diye bir şey de olmaz. Karakola teslim eder. Adama geri verilir mi silah? Adam vuruyor. Bunların hepsi netleşsin. Bunları niye diyoruz? Tabii her şeyi yapan Allah. Bunların bir gücü olacağından falan değil. Ama sebebe sarılmak, ibadet olarak bunları söylüyorum. Yoksa bunlar hiçbir şey yapamaz. Bütün güç kuvvet Allah’ın elinde. Askeri mesela kışlalarından çıkartmayan Allah’tır. Polisi oraya getirmeyen Allah’tır. Tayyip Hoca’yı vurdurmayan Allah’tır. TRT’de ilk konuşmasını yayınlatmayan Allah’tır. Benim dışımda konuşan kimse yoktu darbe gecesi. Bir tek ben konuşuyordum. Darbenin geçersizliğini anlatan bir tek ben vardım. Bu tarihe böyle geçti. Benim dışımda kimse açıklama yapmadı.