Sayın Adnan Oktar'ın 4 Şubat 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklar


A9 TV, 4 Şubat 2017

 

Öcalan Başkanlığı En Baştan Beri Savunuyor. İngiliz Derin Devletinin De İstediği Model, Eyaletler Olan Bir Başkanlık Sistemidir

Başkanlığı baştan beri savunuyor Öcalan. Biz onu en az yüz kere falan açıkladık. Öcalan’ın Başkanlığı istemesi İngiliz derin devleti Başkanlığı istiyor. En başından beri onu istiyorlar zaten, Öcalan istiyor. Ama bu Başkanlık sistemi tabii federasyona kapalı görünüyor, iyice sağlam hale getirirsek bir riski yok. Çünkü onların Başkanlık sistemini istemelerinin nedeni malum federasyon için. Anayasada en belirgin vasıf federasyonu imkansız hale getirmek olmalı yani anayasanın en hayati hedeflerinden biri federasyonu imkansız hale getirmesidir yani bölünmeyi imkansız hale getirmesi onun için maddeleri genişletmek, çoğaltmakta fayda var.

 

Trump Dindarlarla Yaptığı Toplantıları Mutad Hale Getirsin. Yapabiliyorsa Her Ay Museviler, Hristiyanlar ve Müslümanlarla Bir Araya Gelsin

Trump’ı İslam ülkeleri desteklemeye devam etsin, Türki devletler desteklemeye devam etsin, yanında büyük bir güç bulması lazım. İlk yaptığı icraatta fluluk ve hata olmakla beraber çok da vahim değil. Çünkü “doksan gün sonra düzelteceğim” diyor mesele yok. Belki verdiği sözü yerine getirmek açısından seçmenine bir jest olarak bunu yapıyor olabilir. Çünkü hani söz verdi sözünden döndü demesinler diye, mühim olan burada kimse mağdur olmasın, olmaz da zaten onu ayarlayacaklardır. Bu dindarlarla yaptığı toplantıları mutat hale getirsin Trump. Yapabiliyorsa her ay, ayda bir kere. Bilmiyorum onun parasını devlet ödüyordur. Bin Hristiyan, bin Musevi, bin Müslüman üç bin kişi daha önce söylemiştim bunu yaptı çok hoşuma gitti, aynısıyla yaptı ve süratle yerine getirdi ona saygımı artırdı bu, çok güzel bir jest bu. Söyler söylemez yapması, sayıya da çok titiz davrandı devlet karşılıyorsa masrafını, kendi de aslında yapabilir de ne olacak üç bin kişi dert değil. Orada gelecek yemek değil dert, orada konu, Allah’tan bahsedilmesi, dinden bahsedilmesi ve Müslümanların, insanların kaynaşması, Hristiyan, Musevi ve Müslümanların kaynaşması. Muazzam anlamı oluyor, çok etkileyici olur ve Amerika’daki terörü de, anarşiyi de tamamen ortadan kaldıracak bir zihniyeti geliştirir bu. Çünkü sembolik anlamı çok güzel bunun, aylık devam etsin bence. Çok etkileyici güzel olur ama yapamıyorsa iki ayda bir yapsın ama ayda bir yaparsa çok daha iyi olur, devamında fayda var.

 

Anayasayı Bölünmenin Bütün Kapılarına Kapalı Hale Getirelim. En Küçük Bir Yerde Dahi Açık Kalmasın

Kardeşim anayasayı bölünmenin bütün kapılarına kapalı hale getirelim, maddeleri ona göre geliştirelim. Mesela ‘dil’ diyor onu kilitleyelim, ‘bölünme’ onu kilitleyelim anayasa tamamen sağlam hale gelsin. Ondan sonra Tayyip Hoca Başkan mı oluyor, hanlar hanı mı oluyor hiç önemli değil. Zaten o bizim kendi evladımız, kendi insanımız, kendi kardeşimiz.

 

(Amerikalı federal yargıç James Robert, Trump’ın kararı olan yedi ülkeye vize yasağının Amerika genelinde geçici olarak durdurulmasına karar verdi. Bunun üzerine bu ülkelerden uçuşlar yeniden başladı. Ancak Trump, Twitter hesabı üzerinden kararı yeniden getireceğini söyledi. “Kanuni yaptırımı ülkenin elinden alan sözde yargıcın fikri gülünç ve yakında geri alınacak” ifadesini kullandı.)

Bence zorlamasın, hukuk devreye giriyorsa girsin. İşte demokrasinin işlediğini görmüş olur halk. Onun da ılımlı olduğunu gösterir, o sözünü yerine getirmiş oluyor. Onu yenilgi gibi almasın çünkü yenilgilik bir konu değil, o kadar hayati bir konu değil. Hayati bir konuda buldozer gibi ezsin geçsin ona kime bir şey demez ama bu o kadar inatlaşılacak, restleşilecek konu değil. Baktı işte ben yaptım ama hukukta böyle Amerika’da demokrasi var, hukuk var böyle işliyor bu sistem olur yani bir şey olmaz onu küçük düşürecek bir şey değil bu, mahcup edecek bir şey değil. Zıtlaşsa da olur ama gerek yok yani fayda getirecek bir şey değil bu. O yemekli toplantılar çok önemli. Bir de tekrar söylüyorum askeri harcamaları yarı yarıya kessin, sırf savunmaya ağırlık versin, o yarıdan kestiği parayı Amerikan halkına kullansın. Bu kadar başka yapacağı bir şey yok, karmaşık bir yapı yok.                                                                  

 

(Angelina Jolie, New York Times Gazetesi’ne yazdığı bir makale ile Trump’ın mülteciler kararnamesine tepki gösterdi. Jolie, Türkiye’nin üç milyona yakın sığınmacı ağırladığını hatırlatarak Trump’a hitaben şunları söyledi; “Eğer mültecilere kapıları kapatmanın veya onlar arasında dine dayalı ayrımcılığın kabul edilebilir olduğuna dair bir mesaj gönderirsek ateşle oynuyoruz demektir. Kıtalar boyunca tutuşacak bir fünyeyi ateşliyor. Kendimizi korumaya çalıştığımız en büyük istikrarsızlığı davet ediyoruz demektir.”)

Güzel konuşmuş doğru söylüyor. Ama şu aşamada öyle bir etki yapmaz. Kapsamlı bir şey gibi görünmüyor çünkü. Gün vermiş, zaman vermiş “Ben bunu ilanihaye devam ettireceğim” demiyor. Ama bir sertleştirme olsaydı bu iş ki zaten yapmaz, yaptırtmayız da öyle bir şeyi, müsaade de etmeyiz, kimse de etmez öyle bir şeye müsaade. Özellikle adamı şu an pek ellemesinler bu o kadar önemli bir konu değil. Bu düzelecek, kısa süre sonra düzelecek bir şey. O yemekli toplantılarına devam etsin. Onu aylık yapması önemli, tabii. Çan da çalınsın, şofar öttürülsün; yedi ayrı şofarı aynı anda öttürsünler, ayrıca da müezzin de ezan okusun yemekten önce. Öyle yapsınlar onu söyleyelim. Kilise çanı, şofar ve ezan, üçü de olsun. Beraber karışık oturttursun masalarda yani Museviler, Müslümanlar, Hristiyanlar masaları ayırmasınlar. Ayrı ayrı masalarda olmasınlar bir masada birlikte yemek yedirsinler. İlgili ayeti de okusunlar “Yemeklerini yiyebilirsiniz” diyor ya Allah ayette “Ehli kitabın yemeklerini yiyebilirsiniz.” Onu Hafız Efendi Arapçasıyla okusun. Tevrat’tan da yine öyle kardeşlik, sevgiyle ilgili, komşusuna sevgi göstermeyle ilgili hükümler ve İncil’den de yine komşuya olan sevgiyle ilgili hükümler onları okusunlar orijinalleriyle. Museviler İbranice okuyabilirler Arapça, İbranice. Onlar da artık Hristiyanlar da kendi dillerinde nasıl istiyorlarsa olabilir.

 

Musevi Kaynaklarda Mehdi'nin Çok Çileler Çekeceği Ve Tüm Çilelere Allah Aşkıyla Zevkle Sabredeceği Bildirilmiştir

 “Allah dünyayı yarattığında yüce arşından Mesih’i bir varlık olarak var etti. Ona şöyle söyledi; “Benim oğullarımı, kullarımı 6000 yıl sonra iyileştirip kurtaracak mısın?” O da (Kral Mesih’te) cevap verdi; “Evet, yapacağım.” Daha sonra Allah ona dedi ki; “Sonra eziyetlere sabredecek misin?” Çünkü şöyle yazılmıştır acılarımızı o yüklendi.” Yeşaya 53/4. “Moşiyah O’na (Allah’a) cevap verdi; “Onlara sevinçle sabredeceğim.”

Haham Moses ha-Darshan der ki; “Mesih de aşkından dolayı tüm bu acıları ve sıkıntıları üzerine aldı. Çünkü Yeşaya 53’te şöyle yazılmıştır; “O baskı görüp eziyet çekti.”

En mühim vasfıdır Moşiyah Mehdi (as)’nin acılara sabrı. Ve aşkında azalma değil de sürekli artma olması bu nedenden dolayı. Mesela insanlarda acı ve belada azalma oluyor. Moşiyah Mehdi (as)’de artma oluyor.

 

Cehennem Ehli Çok Anormal Mantığa Sahip Oluyor Kendilerinin Büyülendikleri İçin Azap Çektilerini Sanıyorlar, Sonsuz Azap Olduğunu Anlamıyor

Cehennem ehli Allah’ın hikmeti çok acayip bir kafadalar. Kuran’ın bütün ayetlerinde bu var. Bir nevi büyü uygulandığına inanıyorlar, bütün tamamı. Normalde sağ olduklarını, dünyada olduklarını ama büyünün etkisiyle cennet ve cehennem gösterildiğine inanıyorlar. Haşa böyle deccal gibi bir varlığın eline düştüklerine inanıyorlar. O yüzden “Biz bunları görüyoruz böyle halüsinasyonlar görüyoruz” diyorlar. O yüzden sürekli kaçmaya çalışıyorlar cehennemde. Ebedi kalacağına inanmıyor. Dünyada ölümlü olduğunu bildiği için mutlaka kaçacağını düşünüyor. Sürekli bir yerlerden kaçmaya çalışıyor, uğraşıyor. Ahirete gittiğine inanmıyorlar. Bir kısmı “Evet” diyorlar “herhalde vaat edilen bu” diyorlar ama içindeki kuşkusu bu. Ondan bir türlü kurtulamıyorlar.

Furkan Suresi 13-14 şeytandan Allah’a sığınırım “Elleri boyunlarına bağlı olarak, sıkışık bir yerine atıldıkları zaman, orada yok oluşu isteyip-çağırırlar. Bugün bir yok oluşu çağırmayın, birçok (kere) yok oluşu isteyip-çağırın.”

İşte cehenneme gittiğine inanmadığından oluyor. Halbuki cehenneme gittiğine inansa zaten istemez. Çünkü sonsuz olduğu belli. Evet çünkü orada yok olma yok.

Zuhruf Suresi 77-78 şeytandan Allah’a sığınırım “(Cehennem bekçisine:) 'Ey Malik (bekçi), Rabbin bizim işimizi bitirsin' diye haykırdılar. O: 'Gerçek şu ki siz, (burada) kalacak kimselersiniz' dedi.  'Andolsun, size hakkı getirdik, fakat birçoğunuz hakkı çirkin görüp-tiksinenlerdiniz.”

 

Cehennemde Acının Algısı Da Değişik Oluyor. Bizim Dünyada Bildiğimiz Anlamda Bir Yanma Acısı Değil Daha Farklı Bir Acı Oluyor Allahualem

Bir de acının felsefesi dünyadaki gibi değil. Yani rüyada nasıl acının felsefesi değişiyor? Mesela insan ateşte yanabilir rüyasında ama dünyadaki gibi yanmıyor. Öyle olsa aklını atar yani fırlatıp atar kendini. Yanmakla beraber o tarz bir acı çekmiyor. Yanma acısı çekiyor ama bu dünyadaki gibi olmuyor, daha değişik oluyor. Mesela korkuyor, köpek saldırıyor bilmem ne ama o tarz olmuyor. Orada acının felsefesi de değişik, algı tarzı değişik. Kuran’daki hükümden bu anlaşılıyor.

Sad Suresi 62-63 “Ve derler ki: 'Bize ne oluyor ki, kendilerini şerir (kötü)lerden saydığımız adamları göremiyoruz.' Biz onları bir alay konusu edinmiştik; yoksa gözler mi onlardan kaydı?”

Yine dünyada olduğu kanaatinde. Esaslı bir büyü yapıldığı kanaatindedir kitle hipnozuyla. Var ya hadislerde “Deccal cenneti ve cehennemi var” diye. Onlar da onun bir benzeri karşı bir şeyin yapıldığına inanıyorlar. Mehdi (as)’nin onlara öyle bir şey yaptığına inanıyor olabilirler. Çünkü onlar da Mehdi (as)’yi deccal olarak görecekler yani deccal yanlıları. Şimdi İngiliz derin devletinin başı olan adam kendini İsa Mesih zannediyor. “Allah’ın oğluyum ben” diyor ve “Allah’ım” diyor. Şimdi anormallik oradan kaynaklanıyor, adam bizim bildiğimiz anlamda dinsiz değil. “Ben İsa Mesih’im” diyor “bana İsa Mesih hulul etti. Dolayısıyla ben Allah’ım” diyor “siz de Allah’sınız” diyor “Allah’ın oğlusunuz” diyor ama “ben Allah’ım” diyor. “Allah benim” diyor. “Ruh’ul Kudüs, Allah ve ben” diyor “üçümüz varız” diyor. Deliliği oradan kaynaklanıyor Mesih deccalin. Mehdi (as)’yi de o yüzden deccal ilan ediyor karşıt düşünce olarak. Çünkü diyor ki “Mehdi gelecek. Bak ben savaşı çağırıyorum, dehşeti çağırıyorum. Ben deccal değilim” diyor. “Ama o barışı çağırıyor” diyor “silahların kaldırılmasını anlatıyor” diyor “o deccal” diyor. Hakikaten kendi inançlarına göre var o, kitapta geçiyor onların kitabında öyle geçiyor. Halbuki barış doğru olandır, kan dökülmemesi doğru olandır, sevgi doğru olandır. Onu suç gibi gösterecek deccal barışı, sevgiyi, kardeşliği suç gibi gösterecek. Dehşeti, şiddeti ve kan dökmeyi de güzellik gibi göstertecek.

Mümin Suresi 11, “Dediler ki: 'Rabbimiz, bizi iki kere öldürdün ve iki kere dirilttin; biz de günahlarımızı itiraf ettik. Şimdi çıkış için bir yol var mı?”

İşte o Kalu Bela’daki hayatları. Oradan ölüp dünyaya geliyorlar. Dünyada da ölüp ahirete geçiyorlar. Kalu Bela’da Allah onları öldürdü dünyaya gönderdi hatırlayamıyorlar şu an. İnsanlık hatırlayamıyor. Mesela Mehdi (as)’den söz alıyor Allah, peygamberlerden söz alıyor, herkesle konuşuldu. Allah Kendisi de bütün insanlarla konuştu. “Beni Rabbiniz olarak kabul ediyor musunuz?” dedi” Evet, kabul ediyoruz Ya Rabbi” dediler. Mehdi (as)’den söz alıyor Allah, Peygamberimiz (sav)’den söz aldı. Kimlere yardım edeceği Peygamberimiz (sav)’in, diğer peygamberlerin kimlere yardım edeceği hepsinin sözleri alındı. Sonra dünyaya gönderildiler. Bir kısmı sözünden vazgeçti bir kısmı sözünü yerine getirdi. Bu iki ölümden kasıt odur. Şimdi Darwinistler “Kuran’da evrim var” diyorlar ya halbuki ilk başta ilk yaratılış bu dünyadaki yaratılış değil. Daha önce bir yaratılıyor ölüyor diriltiliyor. Biz diriltilmiş halimizle şu an yaşıyoruz. Öldük dirildik biz. Bir daha öleceğiz yeniden dirileceğiz.

 “(Orada) Ateşten çıkmak isterler, ama ondan çıkacak değiller. Onlar için sürekli bir azab vardır.” (Maide Suresi, 37)

Evet, Allah’ın dilemesi dışında çıkamazlar. Allah diyor işte “Benim dilememin dışında oradan çıkamazlar” Allah mecbur değil. Çünkü bak şartlı söylüyor Allah “Benim dilememin dışında” diyor, bu da var. Bunun da unutulmaması lazım.

 

Kırım'da Türkiye Ve Rusya Garantör Olsun. Kırım Bir Barış Merkezi Haline Gelsin

Türkiye ile Rusya Kırım’da garantör olsun. Türkiye’nin ağırlıklı hakimiyeti olsun Kırım’da. Rusya da üs açsın Kırım’da, askeri üssü olsun. Kontrolü de tamamen Türkiye’nin kontrolünde olsun. Rus kardeşlerimiz istediği gibi gidip gelsinler. Rusya’yla vizeyi, pasaportu tamamen kaldıralım Kırım’da. Ha Ukrayna’ya ters mi oluyorsun? Yok onlarla da vizeyi de kaldırabilirler, pasaportu kaldırabilirler. Ukraynalılar da gidip gelsinler ama garantör olan Türkiye olsun ağırlıklı ve Rusya. Türkiye’nin kontrolünde olsun Ukrayna. İstediğimiz gibi orada camiler, çeşmeler yaptıralım. Çok mübarek güzel bir belde. Ukrayna’nın da orada tabii çok istifadesi olacaktır. Kırım’ı güzelleştirmek, Kırım’ı daha hoş hale getirmek, Osmanlı güzelliğiyle bezemek herkesin lehine olacaktır.

 

(Rus elçi İngiliz elçiye hitaben “Bu konularda İngiltere’nin önce bir kendisine bakması gerektiğini belirterek şunları söyledi. “İngiltere’nin bu konuda kendisine bir inandırıcılık kazandırması için İngiltere’nin Arjantin’in Malvinas Adaları’ndan İspanya’nın Gibraltar’ından ve büyük bir askeri üsse dönüştürdüğü ilhak edilmiş Kıbrıs’tan çekilmesi gerekir” dedi.

Helal. Bak yiğidi görüyor musun? Çok şahane konuşmuş. Rusya’yla bizim ittifakımız daha güçlü olsun. Putin bayağı dürüst delikanlı. Hiç tereddüde gerek yok, hiç zıtlaşma da olmasın, samimi arkadaşça bir bağlantı olsun. Egoistçe yaklaşım çok çirkin olur kim yaparsa yapsın. Yunanistan’la da gereksiz Kardak çardak falan böyle gerilime bunlara gerek yok. Zaten fakir, gariban ülke. Yunanistan bizim kendi evladımız. Bize küsüp, darılıp ayrıldı. Şu an arayı düzeltme imkanımız var. Sudan bahanelerle iş çıkartmayalım.

 

Tayyip Hocam, Putin Ve Trump'la İttifak Halinde Olsun. Trump'ın Son Uygulamalarını Kalıcı Görmesin, Geçici Bir Politikadır, Düzelecektir

Tayyip Hocam Putin’le sırt sırta versin. Trump’ı bir kere Türki devletlerin hepsi kesin desteklesin. İslam alemi de ikisini desteklesin. Bu geçici kriz bunu önemli görmesinler, Trump’ın niyeti pislik yapacak ahlaksızlar var böyle Müslüman adı altında Amerikalıları kıskanıyor, hayatını kıskanıyor, neşesini, güzelliğini, sevincini kıskanıyor orayı berbat etmek istiyor, ahlaksız adam, egoist onlara karşı, bu ahlaksızlara karşı tavrı. Avrupalıları da mesela kıskanan var adam hatta bu Reina saldırısı da öyle oradaki gençlerin neşesini kıskandıklarından aslında güzelliklerini, dinçliklerini, zenginliklerini kıskandıkları için, kıskançlık cinayeti o başka bir şey değil. Bu ahlaksızlığı yapmalarının nedeni o. Gidip orada burada bomba patlatıp, milletin mutluluğunu kıskanıyorlar, sevincini kıskanıyorlar. Amerika’nın huzurunu kıskananların Amerika’da işi yok. Hristiyan’dan nefret edenin, Musevi’den nefret edenin Amerika’da işi yok gelmesinler, ahlaksızlık yapmasın nereye gidiyorsa gitsinler. Hem nefret edeceksin, ya kardeşim diyor ki “Müzik istemiyorum, resim istemiyorum, heykel istemiyorum, dekolte kadın istemiyorum.” Ee? “Hristiyan istemiyorum, Musevi istemiyorum” defol git o zaman, ne işin var Amerika’da senin? Ne işin var Avrupa’da? Hayır ahlaksızlık yapma adamın bütün değerlerine karşısın burnunun dibine giriyorsun zorun nedir? Hayransın ahlaksızlık yapma, yalan söyleme doğru söyle. Binalarından hoşlanıyorsun, temizliğinden hoşlanıyorsun, müziğinden hoşlanıyorsun, resminden, heykelinden, insanlarından her şeyden hoşlanıyorsun. Karşıyım diyorsun yalan söylüyorsun, haset edip kıskanıyorsun, kıskandığın için de öldürmeye kalkıyorsun, gitmeyeceksin o zaman bu kadar basit. Seviyorsan, güveniyorsan, dostsan, arkadaşsan, kardeşsen zaten sevinçle seni bağrına basar Amerika. Amerika’nın iyi olmasını istiyorsan, güzel olmasını istiyorsan adam seninle niye uğraşsın? Bırakacaksın ahlaksızlığı. Gelenekçi Ortodoks Müslümanların çoğunda var, nefret ediyor Amerika’dan çocuğunu oraya gönderiyor, niye gönderiyorsun oraya? Fas, Tunus, Cezayir duruyor gönder işte. Mısır’a gönder El Ezher’e okusun işte daha ne istiyorsun? Kendisi de hayran Avrupa medeniyetine, çocuğu da hayran. Kılığı, kıyafeti her şeyine hayranlar, çok samimiyetsiz bir görüntü oluyor ve kızdırıcı bu.

 

Hadislerde Musa İle Mehdi'nin Birbirlerine Bir Çok Benzerliği Olduğu Bildirilmiştir

“Allah Hz. Mehdi (as)’ı zuhur etsin ve yeryüzünü zulümle dolduğu gibi adaletle doldursun diye o günü uzatır, onun yani Hz. Mehdi (as)’ın iktidarını Musa (as)’ın iktidarı gibi bir günde düzeltir. Musa (as) eşi için biraz ateş almaya gitti. Ama Risalet ve Peygamberlik makamıyla geri döndü.” (İmam Muhammed Taki Bihar’ul Envar Cilt 51 Sayfa 156)