Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (16 Kasım 2016; 14:00)


MÜSLÜMAN ANAHTARI VE TÜM İMKANLARINI HAYIR VE İSLAM'A HİZMET İÇİN KULLANIR, MÜNAFIK İSE MUTLAKA ŞER FİTNE VE PİSLİK İÇİN KULLANIR

Münafıklar hırsız olurlar. Onu ince ince planlarlar. Hatta Kuran’da Karun’un anahtarlarından bahsedilir. Hep hırsızlık sonucu elde ettiği anahtarlar. Münafığın anahtara meraklı olduğunu görüyoruz. Ya maymuncuk olacak ya anahtar olacak, bir şey olacak. Bir yerleri açacak, bir yeri kapayacak, bir şey çalacak. Kuran mühim olmayan bir şeyi anlatmaz. Mesela bak ‘anahtarları’ diyor. Bir topluluğa ağır geliyor diyor taşımak. Münafığın anahtarları hedeflediğini gösteriyor. ‘Bir yeri nasıl açabilirim? Bir yerden nasıl bir şey çalabilirim? Nasıl oyun oynayabilirim?’ Mesela ‘Müslümanların gizli bilgilerini nasıl elde edebilirim? İnternetine nasıl girebilirim?’ Mesela ‘Şifresini nasıl kırabilirim? Nasıl dışarıya casusluk yapabilirim?’ Anahtardan kasıt gizliliği kıran her şey. Müslümanları izlemek için elde edilecek her türlü vasıtayı anlatmış oluyor orada. Karun’un da anahtarlarının amacı o yani Müslümanlardan bir şeyleri gizlemek için yaptığı sistem aynı zamanda. Çünkü Müslümanlara nimetin geçmesini istemiyor, imkanların. O anahtar neyi temsil ediyor? Müslümanlara geçecek nimetin kapısını tamamen kapatmayı remz ediyor. Mesela malı varsa malını kilitliyor. Müslümanlara o mal sorulduğunda ne diyecek? ‘Benim malım yok’ diyecek. Parasını gizliyor mesela. Sorulduğunda diyecek ki; ‘benim param yok’ diyecek. Halbuki malı da var parası da var, stok etmiş. O stokçu zihniyete de Kuran dikkat çekmiş oluyor. Kilitli olduğu için bilinmiyor tabii. Malı, mülkü bilinmiyor. O yüzden de ekonomi biliyorsunuz çöküyor. Malı depoladığı için, parayı depoladığı için. O anahtarlar zaten depoladığı altınların, paraların, malların bir ifadesi olmuş oluyor. Piyasada altın kalmıyor, para kalmamış, yiyecek kalmamış. Hepsini stoklamış. Anahtarlarını da yüklemiş götürüyor. Ortalık, hayat, yaşam ne oluyor? Felç olmuş oluyor. Çünkü her yerden her şeyi çekmiş, bloke edip kilitlemiş. Kilitlediği için de hayatı da durdurmuş oluyor. Kendi zengin yaşıyor ama halk o zaman fakir yaşıyor işte. O kapitalist kafanın tipik uygulamasını Kuran gösteriyor. Çok fazla anahtardan bahsetmek için de ‘bir topluluğa ağır geliyordu’ diyor. Yani muazzam bir mülk yığıldığı anlaşılıyor. Ve bütün bu mülkü de kilitleyip hareketsiz, ölü hale getirdiği de anlaşılıyor. Müslümanlara nimetin geçmemesi için, ‘malım yok’ diyerek kilitlemiş oluyor. Veyahut ‘var ama kilitliyorum hareketlendirmeyeceğim, bekleteceğim’ diyor.

Mesela Samiri, Müslümanlardan çok kendini üstün görüyor. Acayip zeki olduğu kanaatinde. Diyor ki ‘Ben onların görmediklerini gördüm’. Yani ‘bütün kavimden daha akıllıyım ben’ diyor. ‘Onlar göremiyor, ben görüyorum.’ Bak münafığın karakterini görüyor musun? Münafık karakterini. Kuran bak ne kadar güzel Cenab-ı Allah anlatıyor. ‘Bütün kavmin göremediğini ben gördüm’ diyor. ‘Bu kadar akıllıyım’ diyor. ‘Böylece elçinin izinden bir avuç aldım attım’ diyor. Yani imamın, Peygamberin oluşturduğu yolu bozdum diyor. Kendime göre şekillendirdim diyor. ‘Böylelikle bana bunu nefsim hoşa giden bir şey gösterdi’ diyor. Yani bu fitneden hoşnut oldum diyor. Ancak fitneden hoşnut olacağını, pislikten hoşnut olacağını söylemiş oluyor. Mesela desen ki ona Kuran’ı Tevrat’ı oku, İslam’dan bahset, hayırdan bahset, güzellikten bahset. Bunu yapmaz, acayip sıkılır. ‘Bilmiyorum’ der. Zaten münafıkların yöntemini Kuran belirtiyor. ‘Biz’ diyorlar ‘bilsek İslam’a hizmet ederiz. Ama bize yol gösterin yani nasıl yapacağımızı bilmiyoruz’ diyor. ‘Boş boş oturuyoruz diyor. Ama bize yol gösterirsen yaparız.’ Peki, münafıklığa nasıl kafan çalışıyor? Sahtekarlığa nasıl kafan çalışıyor? Buzağı heykeli yapıyorsun, hırsızlık yaparken bayağı organize çalışmalar yapıyorsun, planlar yapıyorsun, oyunlar oynuyorsun. Her türlü ahlaksızlığı gizlice yapıyorsun. Küfürle bağlantı kuruyorsun, onlara lafazanlık yapıyorsun, saatlerce konuşuyorsun. Orada bir yeteneğin olduğuna göre İslam’a hizmette nasıl yeteneğin olmuyor? Nasıl bilmiyorsun yani? Küfre, münafıklığa muazzam yeteneğin var ama ‘İslam’a yeteneğim yok’ diyorsun. Bu senin ahlaksızlığını gösteriyor. Bilmediğinden değil ahlaksızlığından, vicdansızlığından, iman zaafından oluyor.

Mesela münafık internette çok şeytani yöntemler uyguluyor. Bunu kim öğretiyor? İşte üst akıl dediğimiz İngiliz derin devletinin ajanları. Mesela yazdığı yazıyı anında siler münafık, yakalanma korkusundan. Bir şekilde hani bilgisayarında kalır da birisi okur falan gibisinden. Hiç ummadığın tahmin etmediğin sistemler öğretiyorlar münafıklara. İngiliz derin devleti kendi elemanlarına. Bylock da hiç umulmadık bir sistemdi, gördünüz. Yine böyle karmakarışık, hayret edilecek şeyler öğretiyorlar. Münafıklar da bunları tabii kendileri için bir hayır gibi görüyor fakat müthiş şer oluyor görüyorsunuz. Başları belaya giriyor.

Ali İmran Suresi 167’de “Biz mücadele etmeyi bilseydik elbette sizi izlerdik” dediler. O gün onlar, imandan çok küfre daha yakındılar. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı.” Yani münafıklar hep öyle ‘ben ne yapacağım bilmiyorum? İslam’a nasıl hizmet edeceğimi bilmiyorum bana yol göster.’ Peki, münafıklıkta soruyor musun? Küfürle bağlantıda soruyor musun? Ahlaksızlık, alçaklık yaparken soruyor musun? İnce ince oyunlar, planlar hazırlarken soruyor musun? Sormuyorsun. İslam’a hizmet çok daha kolay ki. Senin yaptığın melanet ahlaksızlıklarla kıyaslandığında İslam’a hizmet çok daha kolay. Bir Kuran ayetini birisine öğretsen bir nimettir. Bir iman hakikati öğretsen nimettir. Mesela bir kuşun güzelliğini bile anlatmış olsan bir nimettir. Atomun yapısını anlatsan bir nimettir. Onu araştırsan bir nimettir. Zaten bilim baştan sona kadar İslam’ı anlatıyor. Allah’ın güzelliğini anlatıyor. Bilim şu an doğrudan İslam’ın hizmetinde bir sisteme dönüştü. Eskiden bilim küfür için kullanılıyordu. Şu an sadece İslam’a hizmet eden bir sisteme Allah çevirdi. Bilimin yönünü Allah çevirdi. Şu an bilim dendi mi, İslam’a hizmet eden sistem akla geliyor. Çünkü bilim ne bulsa mucizeler çıkıyor. Ne araştırsa Allah’ın harikaları ortaya çıkıyor. Münafıklar da ‘biz bilseydik size yardımcı olurduk, İslam’a hizmet ederdik’ mantığında oluyor. Yani münafığı buradan anlayabilirsiniz. Münafığın en yakındığı noktalardan birisi de budur. Kuran buna ehemmiyetle işaret etmiş.

Bu illa adam tabii yüzde yüz biz münafık teşhisi yapmakla mükellef değiliz. Münafık alametini görürüz biz. Hiçbir zaman için bir kişiye kesin münafıktır diyemiyoruz. Ama yoğun olarak münafık alametlerini görürüz. Alameti vardır yani. Onun için şahıslara münafıktır diye teşhis koymak değil de münafık alameti var diyebiliriz.

 

MÜNAFIK HAİNLİK VE AHLAKSIZLIK YAPAMADIĞINDA ADETA BUNALIMA GİRER. KAHPELİK VE PİSLİK YAPAMADIĞINDA İÇİ YANAR, MÜTHİŞ SIKILIR

Münafık hainlik yapamadığında bunalıma girer, ahlaksızlık yapamadığında çok sıkılır. Samiri’nin bu kadar bunalmasının nedeni de o. Yalnız yaşama kararı alıyor ‘bana dokunmayın’ diyor artık manyaklaşmış adam. Delilik derecesine varır münafıkta ahlaksızlık yapamamak. Çünkü Hz. Musa (as) onu kilitlemiş ne ileri gidebiliyor, ne geri gidebiliyor ne sağa, ne sola ahlaksızlık yapamayınca felç olmuş oluyor. Münafık da felç olduğunda adeta delirir ahlaksızlık yapamadığında. Çünkü satılmışlık yapamıyor, casusluk yapamıyor, kahpelik yapamıyor, pislik yapamıyor çok sıkılır. İslam’a hizmet etmek zaten nefret ettiği bir şey haşa. Hiçbir şekilde yapmak istemez. Ne diyor? ‘Biz eğer bilseydik İslam’a hizmet etmeyi sizin yanınızda olurduk’ diyor ayet. ‘Ama bilmiyoruz’ diyor peki münafıklığı nasıl biliyorsun? Ahlaksızlığı, kahpeliği nasıl biliyorsun? Haysiyetsizliği nasıl biliyorsun? Gizli konuşmalar, gizli planlar nasıl biliyorsun? Değil mi? Sen kendin gibi münafık olanlara bilgi aktarmadaki şeytani becerin nereden? O becerini İslam için kullansana işte, Kuran için kullansana. İman hakikatleri anlat, Kuran mucizeleri anlat. Kuran mucizelerinin ucu bucağı yok. İman hakikatlerinin ucu bucağı yok. Milyonlarca iman hakikati var. Allah diyor ki “sınıflandırarak bile saysanız bitiremezsiniz anlatmaya” diyor “Allah’ın nimetlerini. Ormanlar kalem olsa” diyor “denizler de yedi deniz ve bir o kadarı daha mürekkep olsa yine bitiremezsiniz” diyor “saymakla.” Allah’ın nimetlerini; işine gelmiyor işte Allah’tan nefret ediyorsun haşa. O zaman ne diyor? ‘Bilseydik sizinle çıkardık İslam’a hizmete. Bilmiyoruz’ diyor. Ahlaksızca yalan söylüyor.