Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (10 Kasım 2016; 14:00)


ALLAH İMTİHANI HEP MAKUL DÜZEYDE YARATIYOR. PEYGAMBERİMİZ BİRÇOK SAVAŞA GİRİYOR AMA HİÇ CİDDİ YARALANMIYOR

İmtihanı Allah müminlerde makul düzeyde yapıyor mesela Resulullah (sav)’da hiç yaralama yapmadı Cenab-ı Allah. İstese yapardı. Savaş ortamı var. Çok gazveye gitti, çok savaşa gitti. Sahabelerde yaptı Cenab-ı Allah. Burun koptu, çene koptu, kol-bacak koptu. Ama Resulullah (sav) da ona müsaade etmedi. İmtihanı diğer yönden ağır olduğu için Allah dengede tutuyor. Bir de itibarı açısından müsaade etmedi Allah çünkü müminlerde burukluk meydana gelebilirdi. Mesela kolu kopsa, bacağı kopsa yahut çenesi kopsa burukluk meydana gelebilirdi. Bak, Cenab-ı Allah’ın inceliğine, güzelliğine bak, yaralanma meydana getirtmedi. Bütün savaşlara girdiği halde ne bir ok mızrağı, ne başka bir şey hiçbir şey isabet etmedi. Kılıç da isabet etmedi. Bir tek şu mübarek ön dişi kırıldı, kesici dişlerden biraz daha, azı dişlerden yakın yerdeki diş, azı dişlerden son ön kısma en yakın olan diş. O kırıldı o kadar. Onun dışında hiç yara almadı Allah’a şükür. İmtihanı Cenab-ı Allah tam yapıyor. Mesela istese şehit de ederdi Allah ya da daha gençken şehit edebilirdi, şehit etmedi. Çok büyük mucize bu. Yaralanmaması mucize, şehit edilmemesi mucize. Ağır hastalık vermedi. Büyük urlar, büyük hastalıklar o tip bir hastalık vermedi. Asrı sahabede çok. Mesela Ebu Bekir (ra)’da da öyle, öncü oldukları için Allah onda ağır bir hastalık, ağır yaralanma yapmadı. Hz. Ömer (ra)’da da olmadı. Bu çok büyük mucize. Hz. Ali (ra)’da olmadı. Hz. Ali (ra)’nın o güzel yeşil gözleri herhalde konjonktivit bahar nezlesi, sürekli kıpkırmızı, alerjik. Çiçek mevsiminde kıpkırmızı oluyor bayağı da ağrıyor. O zaman ilaç yok, alerji ilaçları yok hiçbir ilaç yok. Resulullah (sav)  işte sadece yıkamasını söylüyor ki iyi bir yöntem. Güneşe çıkmaması, dinlenmesi. Ama bak sahabelerden en sevilenlere onlar da örnek oldukları için onlarda da Allah yaralama yapmadı, büyük yaralama. Yani son derece makul, savaşlara zaten bizzat giriyorlar. Hz. Ali (ra) önde savaşıyordu biliyorsunuz. Resulullah (sav) da öyle. Yani mesela çene, burun kopması, kulak kopması, el-bilek kopması, ayak kopması bunlar olmadı. Bunlar mucizedir. Diğer sahabelerde çok fazla oldu. Hep bacağı kopan, kolu kopan çok fazla var. Çenesi kopan, burnu kopan. Gözleri çıkan var mesela ok buradan giriyor öbür taraftan çıkıyor, iki gözü birden çıkıyor. Ama müthiş bir tevekkül. Onlar tabii tarihi olduğu için verdikleri cevaplar, “ne diyorsun?” diyorlar “gözün çıktı, iki gözün?” “Resulullah (sav)’ı göremeyeceğim bir tek o yüzden bir zorluk çekiyorum” diyor. O kadar. Normalde iki gözü çıkmış aynı aşk aynı şevkle devam ediyor. Müthiş bir imtihan, tabii cennet belli mekanı yani. Ona o şekilde tevekkül ediyorsa bitti. Çünkü bizim aldığımız sevabın yüz bin mislini alıyor onlar. Yüz bin misli, iki yüz bin misli alıyor. Göz çıkması çünkü çok mühim bir şey. İki gözü birden çıkıyor Allah yolunda. Tam alenen aşk. Tam aşk ifadesi, tam aşık eylemi. Gözü dönmüş aşıklar olur ya. Allah için bir cinnet hali geliyor sevgiden. İşte Allah’ın istediği de bu. Yoksa ne yapsın Cenab-ı Allah yani. “Size eza edip de ne yapacak?” diyor “Cenab-ı Allah.” Cehennem tehdidinin hepsinin sebebi o. Cehennemin sebebi de o. Cehennemden Allah hoşlandığından değil, beğendiğinden değil. Sırf sevginin oluşması için cehennemi istiyor. Çünkü başka türlü, insan, Allah diyor ya ayette “zalim ve cahil” “zeluma ve cehula” diyor Allah. Cahil ve zalim ve sabırsız, aceleden yaratılıyor. Tevekkülde sorun çıkıyor. Bunlardan işte burada imtihanla sabrederek, irade kullanarak kurtuluyoruz. Allah tabii öyle suni Kendini sevdirebilir istese. Ama bu olmaz. Mesela meleklere sevdiriyor, emrediyor seviyorlar. Ama insanda öyle değil. Allah insana Allahsız olabileceği deliller de sunuyor, Allah’a inanacağı deliller de sunuyor. Eğer yüksek vicdana sahipse Allah’ın lehine olan delilleri kullanıp Allah’tan yana oluyor. Eğer imanı zayıfsa işte Darwinizm’e inanıyor, materyalizme inanıyor veyahut işte hayta gençler bir şeyler söylüyor onlara inanıyor veyahut milletin dünyaya dalmasına bakıyor bazı kişilerin o da dünyaya dalıyor. Yok çoluk çocuğa karışacağım diyor, yok evler alacağım. Çoluk çocuğu ne yapıyor? Morgda başında bekliyor çocuk, çocuk sana ne yapsın yani? Çocuk seni sonsuz etmez. Çocuğun yapacağı hiçbir şey yok. En fazla hastanede can çekişirken başında bekler. O da gelirse.

 

İNKARCILARIN MÜMİNLERE KARŞI GİZLİ VE AÇIK ALAYCI TAVRI ALLAH'IN YARATTIĞI ÖZEL DURUMLARDAN BİRİDİR

Şeytandan Allah’a sığınırım. “Doğrusu, “suç ve günah işleyenler”, kimi iman edenlere gülüp-geçerlerdi.” (Mutaffifin Suresi, 29) Dünyada çok rastlanan bir şeydir. Allah yaratır, müminlere karşı dünya çapında binlerce seneden beri müminlere gülünür. Küfür güler öyle, bir fıtrat olarak Allah yaratıyor. Konu bulur güler münasebetsiz bir şekilde. “Yanlarına vardıkları zaman, birbirlerine kaş-göz ederlerdi.” (Mutaffifin Suresi, 30) Yine küfürde kaş-göz işareti, işaretleşme, imalar, gizli alaycılık, güya sezdirmeden alay etme yaygın bir özelliktir. İngiliz derin devletinin elemanlarında da var bu. Züppelerde, çakallarda, kaşar tiplerde çok rastlanır, bilinir bu. “Kendi yakınlarına döndükleri zaman neşeyle dönerlerdi.” (Mutaffifin Suresi, 31)  Bir yapmacık neşeleri olur bunların böyle dana böğürtüsü gibi. Samimiyetsiz gülüş, samimiyetsiz bir neşe anlayışları vardır. Kuran ona dikkat çekiyor. “Müminleri gördükleri zaman ise: “Bunlar elbette şaşkın-sapıklardır” derlerdi.” (Mutaffifin Suresi, 32) Şaşkın, şaşırmış, doğru yolda olmayan ve sapkın; görüşleri, düşünceleri, her şeyi sapkın, anormal adamlar diyor. Küfrün zaten sevgisizlik anlayışında temel kelimelerdir bunlar. Temel düşüncedir yani Müslümanı mutlaka sapkın, yanlış yolda, hasta olarak görme eğilimindedirler. İnandığından değil o, bir slogan, öyle görmek isterler. “Oysa kendileri onların üzerine gözcü olarak gönderilmemişlerdi.” (Mutaffifin Suresi, 33)  “Onların üzerine vazife değil” diyor Allah. “Artık bugün, iman edenler, kafir olanlara gülmektedirler.” (Mutaffifin Suresi, 34) Müminlerin bir özelliği olarak ahirette küfrü Allah onlara hep komik gösteriyor, müminleri güldürüyorlar. “Tahtlar üzerinde bakıp-seyretmek suretiyle.” (Mutaffifin Suresi, 35)  Oturdukları koltuklarda onların haline gülüyorlar. “Nasıl, kafir olanlar, işlediklerinin ‘feci karşılığını gördüler mi?’” (Mutaffifin Suresi, 36)  diyor Allah. O tip bir alaycılık Müslüman için imtihan unsurudur. Ama Müslüman tabii böyle bir şempanze ordusuyla karşılaşmış gibi, bir uzman gözüyle onları değerlendirecek. Yani küfürden bir insan eğer ahlaksızlık yapıyorsa Afrika’da şempanzeleri maymunları inceleyen bir bilim adamının akılcılığıyla, sinirlenmeden, şaşırmadan onları analiz ederek değerlendirecek, bakacak, düzeltmeye ve tedavi etmeye çalışacak.