Sayın Adnan Oktar'ın 27 Ocak 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklar


A9 TV, 27 Ocak 2017

 

(İngiliz gazetelerin tümünün bugünkü manşetlerinde Başbakan Theresa May’in “bir daha İngiltere ve Amerika başka ülkeleri işgal etmeyecek” açıklaması yer aldı. The Daily Telegraph, The Times gibi büyük gazeteler Başbakan’ın İngiltere ve Amerika’nın kendi kafalarındaki bir dünya yaratmak amacıyla bir daha asla başka ülkeleri işgal etmeyeceklerini söylediği konuşmasını haber yaptılar. The Daily Telegraph bu konuşmasının İngiltere dış politikasında yirmi yılı aşkın bir süredir görülen en büyük değişim olduğunu söyledi.)

Yirmi yıl mı? “İki yüz yıl” de de konu netleşsin. Niye anlamazdan geliyorlar? Niye samimiyetsiz konuşuyor? Nerenin yirmi yılı? Yirmi yıl önce en saldırgan dönemleriydi. Yani onun yanına bir sıfır koymaları lazım. Herhalde iki yüz demek istedi.

 

(Trump ve May’in cuma günü Beyaz Saray’da bir araya gelmesi planlanıyor. İngiliz Başbakanı yeni Amerikan Başkanı’nın yüz yüze görüştüğü ilk lider olacak.)

İşte bu Amerika ve İngiltere denen olayın ortasındaki zihniyet, yani İngiliz derin devleti zihniyeti asıl devlettir. Gerçek devletin ortasında oturuyorlar ikisi. Bak, kadın zaten Amerika adına hüküm veriyor. “Amerika bundan sonra bunu yapmayacak” diyor. Yani “Birleşik Krallık bunu yapmayacak” diyor. Amerika, Birleşik Krallık’ın bir parçasıdır. Yani bu konuya kesin karar verildiğini anladı, deccaliyetin kesin biteceğini anladı bu vatandaşlar iki yüz yıldan beri yapmadıkları bir açıklamayı yaptılar. Normalde üç yüz yıl da biz fakat keskin saldırgan tavırları iki yüz yıldır. Bak, öbürü de dikkat dağıtmak için “yirmi yıl” diyor. Ne kadar samimiyetsiz. Yirmi yıl önce en azgın devirleri değil miydi? Her yeri kan revan içinde bıraktıkları devir değil miydi? Nereye böyle konuşuyorsunuz?

 

(Norveç Kiliseler Konsey Başkanı bu yıl ki kiliseler toplantısının ana konusunun ne olması gerektiği konusunda şunları söyledi. “Artık homoseksüeller de evleneceği için bu toplantıda evlilik törenlerinde herkes tarafından benimsenecek ortak bir ayin metnine karar vermeliyiz. Bu bir dönüm noktası ve tarihi bir gün. Homoseksüellerin birbirine karşı olan sevgilerini ifade etmelerinin aşağılayıcı bir şey olarak görülmesine son verilmelidir. Homoseksüeller tarih boyunca birçok haksızlıkla karşılaşmışlardır. Evlilik kararı bu haksızlıkları biraz da olsa tamir edecektir.”)

Kardeşim bizim tiksindiğimiz bir şeyi bizim üstümüze zorla getirmek en büyük haksızlıktır. Yani insanlar bir şeyden iğreniyorsa, tiksiniyorsa inancı gereği ahlaksızlık olarak görüyorsa pis görüyorsa bir insanın üstüne üstüne bunu getirirsen bu en büyük vicdansızlık olur ve zulüm olur. Dolayısıyla dindar bir rahibe tiksindiği, iğrendiği asla hoşlanmayacağı ve onu son derece küçük düşürecek, psikolojik olarak çok şiddetli sarsacak, çok azap verecek, vicdanen çökertecek bir şeye sürüklemeye kalkmak çok büyük bir vicdansızlıktır ve zulümdür. Bunu bıraksınlar. Yani sen şiddetle homoseksüellikten tiksinen, iğrenen bir insanın yanına getireceksin homoseksüelleri “bunları evlendir” diyeceksin. Adamın inancına göre de bu çok büyük bir ahlaksızlık. Sen bunu buna zorla yaptıracaksın. Burada insan hakları, saygı, sevgi, hürmet hiçbir şey kalmamış oluyor. Bunların mantığı egoistçe ve gaddarca. Bunu kabul etmiyoruz. Düşün bir cami hocası yahut bir evlendirme memuru dindar bir insan, Müslüman. İki homoseksüel geliyorlar, “bizi evlendir.” Ne korkunç bir şey o adam için. Yüzlerce kişinin önünde iki homoseksüel oturuyor, “hadi bizi evlendir.” O ne demektir? O tasdik ediyor demektir onu. Kendisinin de öyle olduğunu söylemiş oluyor o zaman. Tasdik etmek ne demektir? Tasdik ettiysen o sistemi kabul ediyorsun demektir. O da öyledir o zaman. Olur mu böyle bir korkunç iş, olur mu böyle bir zulüm? İnsanları niye böyle bir zulmün içine zorla sokuyorlar?  Şu gaddarlığa bak, şu acımasızlığa bak.

 

Anayasa Değişikliğine Hayır Diyenlere Potansiyel Hain Damgası Vurmak, PKK İle Aynı Cephede Göstermek Bu Çok Büyük Bir Zulüm Ve Münasebetsizlik

Bir de “hayır” diyenlere potansiyel hain damgası vurmak, PKK ile aynı cephede göstermek yani bu çok büyük bir zulüm ve münasebetsizlik ve Türkiye’yi bölmeye götürecek bir mantık. Yani yeni bir bölme metodu olarak İngiliz derin devletinin oyununa kimse gelmesin. Böyle bir üslup kullanmak ve bir de böyle bir demagoji de olmaz. PKK’nın “hayır” demesi taktik de olabilir. Yani yarım ağız adamlar “hayır” diyorlar. Bu bir taktik de olabilir. Çünkü mükemmel bir taktik olarak görülüyor bu. Bir oyun olabilir bu. Türkiye’yi böyle alenen ikiye bölmeye yönelik bir üsluptan şiddetle kaçınmak lazım. Yani hainler ve hain olmayanlar. PKK’nın safında olanlar ve olmayanlar. “Hayır” dersen PKK’nın safındasın.” Kardeşim adam bölünme tehlikesinden dolayı “hayır” demek istiyor. Bölünme riskinden dolayı. Nasıl PKK ile beraber olsun böyle bir adam? “Oradaki maddelerde bölünme riski var” diyor. O zaman nasıl PKK’lı oluyor bu adam? Bölünme riski varsa asıl PKK’ya taraftar olur o açıklama. Yani anayasa maddesine sen bölünme riskini koyarsan PKK buna sevinir asıl. “Ne kadar güzel” diyecektir. Karşıdaki adamlar ne diyor? “Aman kardeşim burada bu bölünmeye yol açabilir.” Bu nasıl PKK taraftarı oluyor böyle bir adam? Eğer oradaki madde bölünmeye açıksa PKK içi erir zaten bundan. Tam tersine bir durum meydana gelmiş oluyor, tam tersine. Ben anayasayı savunanları PKK’ya taraftar olmakla suçlamıyorum, suçlamam da ama karşı olanları da PKK’ya taraftar olmakla suçlamam. Ben açıklama bekliyorum sadece. Yani ne ne içindir? “Bölünme riski neden yok? Federasyon riski neden yok? Bunları açıklayın” diyorum. Açıklamıyorsan bir şey vardır, haklı olarak şüphelenirim.

 

Neshedilen Kuran Ayeti Yok. Kuran’ın Tamamı Geçerlidir

Kuran’ı adamlar başka şekle sokmaya kalkmışlar. “Allah’ın ayetleri, bunların hükmü kalktı” diyor. Neye göre? “Bana göre” diyor. Bu alenen küfür. Bu nasıl bir laf? Kuran’ı reddetmiş oluyorsun sen. Bir ayetini reddedince bütün Kuran’ı reddetmiş oluyorsun. “Bu da kalktı. Bunun hükmü de kalktı, bunun da hükmü kalktı” diyor. Bu nasıl bir Müslümanlık anlayışı? Ne kadar sevgiyi, merhameti, şefkati anlatan ayet varsa “hepsinin hükmü kalktı.” diyorlar. Ondan sonra Hristiyanlara saldırmaya geliyor sıra, Musevilere saldırmaya sıra geliyor. Musevilere, Hristiyanlara şefkatli davrananları kafirlikle itham ediyorlar. “Kaynak ne?” diyoruz. “Kuran” diyor. “Peki, Kuran’da bu ayetler var” diyoruz. “Bak, Allah’ın hükmü onlara karşı müşfik, şefkatli, olmamızla ilgili”. “Onun hükmü kalktı” diyor? “Neye göre?” “Bana öyle geliyor” diyor. Allah’ın hükmü nasıl sana göre kalkar? Allah’ın ayetleri kıyamete kadar geçerli.

Kuran’da ayetler neshedildi diye Hristiyan alemiyle, Musevilerle ve diğer Müslümanlarla bağımızı koparacak şeytani bir sistem kurmuşlar. Böyle bir şey yok. Neshedilen Kuran ayeti yok. Kuran’ın tamamı geçerlidir. Bir oyun oynuyor şeytan, bu oyuna kimse gelmesin. “Hristiyan ve Musevilerle” de Cenab-ı Allah Kuran’da “evlenebilirsiniz” diyor. Yani o kadınlar nikahla bizim sevgilimiz oluyorlar. Böyle bir şey yok. Düşmanlık için de bir neden yok. Hatalı olan yönlerini Kuran düzeltiyor Tevrat ve İncil’in. Tevrat ve İncil geçerlidir. Kuran’ın düzelttiği kısımlarla geçerli olur.

 

(On altı yaşındaki Ukraynalı fotomodel bir genç kız Türkiye’de bindiği minibüsün şoförü tarafından tecavüze uğradı. Minibüs şoförü arabada genç kızdan başkası kalmadığını görünce Türk Telekom Arena Stadı’nın yakınına park ettiği aracında kıza tecavüz etti. Sonra genç kızı misafir kaldığı evin önüne bıraktı. Genç kız polise şikayette bulundu ve verdiği ifadede “Elinde bıçakla beni tehdit etti, sesimi çıkaramadım sonra beni oturduğum yere bırakıp “kusura bakma hoşça kal” dedi” diyerek olayı anlattı.)

Genç kızlar minibüste tek kalma olayı olmaz, onu defalarca söyledim. Baktı birisi indiyse o da hemen orada inmesi lazım. Tek başına adam orda şeytani moda girebiliyor, mutlaka inmesi lazım, ikinci bir minibüs bekler onunla yine gider. Her ne olursa olsun böyle bir şeyde tek kalma olmaz. Mesela yahut ıssız bir cadde, karanlık bir sokakta tek başına gitmek hiçbir şekilde geri dönsün bir yerde beklesin orda kalabalık bir grup gidiyorsa onlarla beraber gidebilir veyahut söyleyebilir mesela derki orada kadınlar beraber, sizlerle beraber geçebilir miyim ben buradan, tehlikeli görüyorum der yardım istemesi lazım. Veyahut minibüste adam varsa, bir kişi varsa lütfen inmeyin der, bana yardımcı olun, ben tedirgin oluyorum der değil mi? Benim gideceğim yere kadar siz gidin sonra geri dönersiniz, Allah rızası için der. İftiharla da yapar bizim insanlarımız bunu, bu bir şey değil, bu önü sonu yok. Bak bu kız yine şikayet etmiş, şikayet edilmeyen vakalar bunun yüz mislidir, belki bin misli. Çünkü çocuk gidecek şimdi adli tıpa, adli tıpta herkes seyrediyor görüyor, muayene oluyor doktora, ön rapor alınıyor arkadan bir daha rapor alınıyor, karakola gidiyor, karakoldan savcılığa, savcıdan hakim karşısına, adliyeye gidip geliyor adam en fazla hapis yatıyor sonunda, genç kızın durumunu kurtaran bir şey değil ki bu, adam zaten hayasız, adam haysiyetsiz. Bir de bu adamları göstermiyorlar bunu yapanları herkese göstersinler, sonra bunlar elini kolunu sallayarak çıkıp gidiyor yine. Bunların bayağı meşhur olması lazım, hatta bunlar kitaba geçmesi lazım bu adamlar, bunlar liste olarak şu şu şu diye bunlar adı, soyadı, boyu, posu falan her şeyiyle bunlar bilinmesi lazım. Bu şekilde olursa adamlar devam eder. Ama ilk tedbir olarak genç kızlar sakın ha sakın tek kaldığını anladığında mesela iki kişi gidiyorlar birisi var indi hemen inmesi lazım. Ama tabii çocuk Türkiye’yi bilmediği için o tecrübesiz herhalde, gelen yabancılara da bunu anlatmak lazım, bununla uğraşılmaz.

 

Kardeşim biz özetle neyin, niçin olduğunu öğrenmek istiyoruz bu kadar, bunu uzatmaya gerek yok. Mesela 127. Madde eskiden beri var ancak bununla kolluk kuvveti dahil özerklik oluşturulabiliyor. Şu anda Cumhurbaşkanı’nın izniyle demişler kanun gerekiyor. Aslında şu anda da isteseler şartlar var yapabilirler, bu maddeyi siz getirdiniz diyerek değil de, bu maddede riskli değişiklik yapılırken bunu da değiştirin diyebiliriz. Çünkü zaten var bu madde veyahut bu maddeye önlem alınabilir. Bu madde şu şartla şöyledir denebilir, bunun kapısı açık çünkü. Tabii ki hassasiyet göstereceğiz kardeşim, ne diyelim?          

 

(Bugün 27 Ocak milyonlarca insanın acımasızca katledildiği Nazi soykırımını anma günü. Bazı bilgiler vardı. Naziler sosyal Darwinizm’in etkisiyle sözde aşağı ırk saydıkları Yahudileri, çingeneleri, doğu Avrupalıları soykırıma uğrattılar ve akıl hastalarını, özürlüleri, yaşlıları gaz odalarında katlettiler. Toplama kamplarında beş buçuk milyonu Yahudi olmak üzere toplam on bir milyon insan öldürüldü. Bir kısmı da açlık, hastalık ve işkence sonucunda yaşamını yitirdi. Yahudileri bulmak ve öldürmekle görevli Alman ordusunun özel timleri buldukları bir milyonun üzerinde Yahudi’yi kadın, çocuk ayrımı yapmadan kurşuna dizerek öldürdüler. İzleyicilerin de bilmesi açısından sizin bu konuyla ilgili “Soykırım vahşeti” isimli bir kitabınız ve yine bu isimli bir siteniz var. Soykırımvahşeti.com. isimli site ayrıca Soykırım 20. Yüzyılın Utancı adıyla bir belgesel de hazırlatmıştınız.)

Evet çok büyük bir kepazelik. Darwinist düşünceyle dünyanın hemen hemen tamamının maymun olduğuna inanıp bu maymunları yok edeceğiz diyorlar. Çingeneler, Çinliler, Japonlar, Türkler, Zenciler hepsi. Geriye adam kalmıyor yani. Hepsini yok edeceğiz diyorlar yani şeytanın bir oyunu koskoca adamlar bu oyuna geldiler. Bir de dünyanın yüzde doksan dokuzunu buna inandırdılar. Darwin göğsünü gere gere diyor “Türk milleti aşağı bir ırk” diyor haşa “bir maymun türü diyor yok edilmesi gerekiyor. Avrupa’dan hepsini atacağız elimine edeceğiz yakın bir zamanda hepsinin yok olduğunu göreceksiniz” diyor adam. Adamlar da ısrarla biz Darwinist’iz Darwin’in teorisini savunuyoruz diyorlar. Seni yok edecek adam neyini savunuyorsun? Ve bir hurafenin peşinden gidiyorsun. Bir putperest inancın peşinden gidiyorsun. Bir pagan dini. Ta Firavun devrinin Hititlerden, Asurların, Mezopotamya uygarlığının putperest inanç temeli.

 

Derin Sevginin Oluşması İçin, Derin Tutkunun Oluşması İçin Acılar, Zorluklar Ve Sabır Ortamı Gerekiyor

Sazlı sözlü, şarkılı türkülü İslam’ın neşesi içerisinde yaşıyoruz. İmtihan yeri olmasına rağmen normalde cennetle cehennem arası bir yerdir dünya ama Allah bize cennet ağırlıklı bir güzellik gösteriyor. Bu nimet. Verilen süre kısa imtihan için ama çok yeterli. Yani bir insanın kişiliğini geliştirmesi, Allah’a yakınlığını göstermesi için bol bol yeterli. Allah asıl mekanı nasip etsin. Cennetini nasip etsin. Sonsuzluk yurdunu nasip etsin. Dünya zordur. Birçok yönden zordur zorluğu neden? Aşk zorluk içinde gelişiyor. Tutku zorluk içinde gelişiyor yoksa kütlük gelişir. Aşk olmadığında da ne eşyanın ne insanın güzelliği insanlara etki eder. Her şey kökten bozulur. Başka da bunun hiçbir yolu yok. Hiçbir yolla bu elde edilemiyor. Düşünün bulamazsınız, tek yoldur. Derin sevginin oluşması için, derin tutkunun oluşması için acılar, zorluklar ve sabır ortamı gerekiyor. Yoksa hiçbir şeyin anlamı kalmaz.

 

Ayet Açıklamaları

Maide Suresi, 7’de Cenab-ı Allah, “Allah'ın üzerinizdeki nimetini ve: "İşittik ve itaat ettik" dediğinizde sizi, kendisiyle bağladığı sözünü (misakını) anın. Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, sinelerin özünde olanı bilendir.” (Maide Suresi, 7) “İşittik ve itaat ettik” dediğinizde diyor “sizi” diyor “kendisiyle bağladığı sözünü (misakını) anın.” Siz kim? İnsan. Ne zaman varmış insan? Dünya yaratılmadan önce var. Daha kainat yok ama insan var. Normal bedenli insan nefisli nefsi var normal bildiğin insan. Gözü var, kulağı var işitiyor, ağzı burnu var kolları var normal insan. Nefis sahibi. Nefis beden demektir, nefis beden vücut sahibi olarak var. Bak “işittik” diyor neyle işitilir? Kulağıyla. Neyle itaat edilir? Kalple, ruhla, bedenle. “İtaat ettik” diyorlar. Ve “bunu” diyor “anın” diyor Allah. “bu misakı anın” hatırlayın konuşun diyor. “Ve misakahu” misakını “ellezi” ki o “veseka” yani vesika gibi, onunla sizi bağladı “kum bihi iz kuntum” dediğiniz zaman “semiğna” işittik “ve atağna” ve itaat ettik” ata itaat aynı kelime kökeni. “Ve itteku Allahe” ve Allah’a karşı takva sahibi olun “innallahe” muhakkak ki Allah “alimun” en iyi bilen “ve bizati essuduri” göğüslerde olanı sinelerde olanı.

Araf Suresi 172, “Hani Rabbin, Adem oğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine karşı şahidler kılmıştı:” Kendi nefsine bedenine karşı şahit kılıyor. "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" (demişti de) onlar: "Evet (Rabbimizsin), şahid olduk" diyorlar toptan. Birbirlerine şahit oluyorlar. İnsan olarak varlar yani. “demişlerdi. (Bu,) Kıyamet günü: "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.” (Araf Suresi, 172) “Ve iz ahaze” ve çıkarıldığı aldığı zaman “Rabbuke” senin Rabbin “min beni Adem” Ademoğulları’ndan.” Oğul yani insan olan oğul Adem (as)’in oğulları. Adem (as) nasıl maymun oluyor oğulları var bir kere. -Haşa- değil mi oğulları var, oğulları da mükemmel kendi de mükemmel. Ve Adem (as) dünyada değil. Daha Adem (as) dünyada değil çocuklar da dünyada değil. Bak kıyametin son gününe kadar olacak herkes tamamı orada insan olarak. Hani evrimleşmişti? Hazır zaten insan. Bak Darwinistlerin hiç ummadıkları bir şey bu konu. Hiç üstünde durmadıkları bir konu. Darwinistlerin Kuran’da evrim var sözünü kökten yıkan açıklama bu Kuran ayeti. Bununla konuları kökten bitmiş oluyor. Öbür ayetlerle de bitiyor da bununla da tam anlamıyla bitmiş oluyor hiç konuşacak halleri yok. “Min zuhurihim” onların sırtlarından “zürriyyetehum” onların zürriyyetlerini “ve eşhedehum” ve onları şahit tuttu; birbirlerine de şahit oluyorlar hepsi duyuyor. “Ala enfusihim” nefislerini kendileri üzerine; kendilerinin nefislerinin üzerine nefis bedenleri kendi vücutları, ruhlu bedenlerinin üzerine “elestu” Ben değil miyim? “elestu bikum Rabbikum” meşhur biliyorsunuz  “elestu bikum Rabbikum” Ben sizin Rabbiniz değil miyim? Müminler ne diyorlar? “Kalu” diliyle söylüyor dili var evrim yok, kulağıyla duyuyor diliyle söylüyor. Beden sahibi yani. Görüyorlar birbirlerini görüyorlar şahidiz diyorlar hepsi. “Kalu bela” evet, negatif soruya pozitif cevap verirken “Bela” beli padişahım diyorlar ya bel. “Bela” evet diyorlar “şahitna” biz şahit olduk; bak biz birbirlerini de görüyorlar gözüyle görüyor müminler toplu herkes kalabalık “biz şahit olduk” diyor herkes birbirine şahit. Biz şahit olduk “en tekulu” demenize karşı “yevmel kıyameti” kıyamet günü “inna” muhakkak ki biz, gerçekten biz “kunna” Biz olduk “azabundan gafiline” gafiller habersiz olanlar değildik dememeniz için. Biz bunlardan gafildik dememeniz için.

 

DEAŞ Yani IŞİD Türkiye’de Eylem Yapmaması Gerekir.

Yani Türkiye sınırından da tamamen çekilmesi gerekir. Aksi çok çok yanlış ve çok büyük hata olur yani Türkiye’yle IŞİD’in işi olmaması lazım. Türkiye’den tamamen çekilsinler. Ayrıca Türkiye sınırlarından da çekilsinler. Elli kilometre, yüz kilometre çekilsinler. Çok büyük hata yaparlar. Eylem de çok büyük bir hata olur yani Ankara’da yahut İstanbul’da, Adana’da yapacakları eylemler, yapmaya kalkacakları eylemler çok büyük hata olur yani bundan vazgeçsinler özetle. Ben böyle bir olayı hiç duymayayım, hiç kimse de duymasın. Sınırlarımızdan çekilsinler, Türkiye’den de çekilsinler. Bak, ben o kadar diyeyim. PKK’ya karşı da vatandaşlar çok uyanık olsunlar, çok dikkatli olsunlar, şüpheci olsunlar. Yani arabalara, insanlara karşı şüpheci olsunlar. Şüpheli arabayı bildirsinler. Şüpheli insanı bildirsinler. Ama polisi yormasınlar. Gerçekten şüpheliyse bildirsinler. Çünkü her yerde görüyor, bunda korkacak bir şey de yok. Yani ne diyecek? “Efendim ben şöyle bir araba plakası var kuşkulu buluyorum” bu kadar. Bunu söylesinler.

 

(İstanbul Beyoğlu’nda sokakta yaşayan bir kişi soğukta otobüs durağında yatarken donarak hayatını kaybetti. Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine gelen polis ve sağlık ekipleri Tophane otobüs durağında uyuyan ve donmak üzere olan başka bir evsizi de polis aracında ısıtarak kurtardı.)

Çok büyük bir tehlike, o konuda vatandaşlar da çok uyanık olsunlar. Onu o halde bırakmak doğru değil günah olur.

 

Hz. Mehdi (As) Talebelerinin Rablerine Olan İtaati Karşısında Melekler Ve Peygamberler Dahi Hayrete Düşerler

“Ey Ebu Hureyre” diyor “Mehdi ve cemaati zor ve güç bir yola girerek peygamberlerin derecesine kavuşurlar” diyor. Kim söylüyor? Resullullah (sav). “Allah kendilerini doyurduktan sonra açlığı” yani zengin bu çocuklar fakat sonradan aç hale geliyorlar “giydirdikten sonra çıplaklığı” mesela sonra kıyafet de bulamıyorlar. “İçirdikten sonra susuzluğu tercih ederler. Allah’ın Katındakine ümitlerini bağlayıp bunları terk ederler. Hesabından korku duyarak helali dahi bırakırlar. Dünyaya sadece bedenleriyle ilgi gösterirler. Onun herhangi bir şeyiyle iştigal de etmezler. Hz. Mehdi (as) talebelerinin Rablerine olan itaati karşısında melekler ve peygamberler dahi hayrete düşerler. Ne mutlu onlara, ne mutlu onlara Allah’ın onlarla benim aramı birleştirmesini ne kadar çok isterdim.” diyor Peygamberimiz (sav). O çok fazla Peygamberimiz (sav)’de “ahir zamanın garipleri” diyor hep Peygamberimiz (sav) hep müjdeliyor onları “ne mutlu o gariplere” diyor yani “acipleri, ahir zamanın acipleri.”