Sohbetler (28 Ocak 2017; 20:00)

Deşifresini okumakta olduğunuz videoyu izleyin" »

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz, inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz. Herkes hoş geldi.

Evet, dinliyorum.

İngiltere Başbakanı Theresa May, bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım ile görüştü. Erdoğan ile görüşmesi sonrasında yaptığı açıklamada “Türkiye en eski dostlarımızdan biri. Gelecekte de yapabileceğimiz çok sayıda şey var. 15 Temmuz’da tabii demokrasiye sahip çıktınız. Demokrasinin şimdi de sürdürülmesi, hukukun üstünlüğüne sahip çıkılması çok çok önemli. Hükümet de bunun sözünü verdi. Çok farklı konuları bugün ele aldık. Belki de tüm bunların altında önemli nokta şu oldu; Türkiye ve Birleşik Krallık ilişkilerini ileri taşımalıdır” dedi. İngiltere ile Türkiye’nin stratejik ortaklık hedefi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan ise şunları söyledi: “İngiltere’nin Türkiye’ye yatırımı bizi mutlu eder. 15 milyar olan ticaret hacmimizi ilk aşamada 20 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Bölgede Suriye, Irak, bu konu Türkiye-İngiltere arasında büyük önem ifade ediyor. Bu konuları aramızda görüştük.” İngiliz Gazetesi The Guardian ise May’ın Türkiye ziyaretini eleştirerek, Theresa May’in Türkiye ziyaretini liberal değerlerine aykırı olarak nitelendirdi.

ADNAN OKTAR: Ne alakası var? Liberallikle bilmem neyle ne alakası var? Herkes herkesle görüşür. Türkiye’nin diğer ülkelerden bir farkı yok. En uç ülkelerle bile görüşüyorlar. Niye Türkiye ile görüşmesinler? Laf olsun. Yani sevgisizlik başka bir şey değil. Münasebetsizlikten başka bir şey değil.

Ne diyelim? Bir etiket yapalım “Yönümüz sevgi birliği” diyelim.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey. İzleyicilerimiz yine eskisi gibi Twitter’dan adnan_oktar adresinden sizi takip edebilirler.

ADNAN OKTAR: Bu cin falan konusu yok. Bir daha söylüyorum. Bunu söyleyenler samimiyetsizler. Çok büyük günaha giriyorlar. Bakın kaç yönden hata var. Bir; cini Allah gibi gösteriyorlar haşa. Yani kulun gücünün yetmeyeceği bir varlık gibi gösteriyor. Allah’tan bağımsız gösteriyor. Buradan bir şirk. İkincisi; Allah’ın onu kurtaramayacağını kendisinin onu kurtaracağını söylüyor bu da ayrı bir şirk. Üç; ilahi bir güce sahip olduğunu, O’nun da aciz olduğunu söylüyor. Her yönden şirk. Böyle adamlara sakın kimse itibar etmesin. Münasebetsizlik yapıyorlar bizim arkadaş çevremizden de yapan olursa böyle densizlik yapıyordur. Yani ben herkese garanti veremem. Bunu yapıyorsa adam anormaldir yani anormal hareket ediyordur. Biz burada ne anlatıyorsak budur. Adam çıkıp size orijinal bir şey anlattığında itimat etmeyin, itibar da etmeyin. Namaz beş vakit o kadar. Adam orijinal bir şey yapıyorsa itibar etmeyin. Kuran’daki her şey helal haram neyse çok açık. Onun dışında bir şey olmaz. Kendi kafasına göre bir şey yapıyorsa itibar etmeyeceksiniz.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı açıklamada, Suriye’de Türk ordusunun Rakka’ya doğru ilerleme planı yapmadığını ifade etti. “Ama benim temennim odur ki Cenevre süreci Astana’da başlatılan süreç inşaAllah rejimi olumlu bir noktaya çeker ve El-Bab hallolmuş olur. El-Bab’da bundan sonraki süreçte süratle mesafe almak suretiyle oradaki işi bitirmek, daha derinliğine gitmemek lazım. Yapılan çalışma bu istikamettedir.”

ADNAN OKTAR: Zaten IŞİD çekilsin oradan yani Türkiye sınırından çekilsin. Bizi hiç uğraştırmasın. Bir de Türkiye’de eylem yapması son derece münasebetsiz ve akılsızca. Yapmıyorsa da “yapmıyorum” desin. Yapıyorsa da vazgeçsin. Aynı şeyi defalarca söylemeyeyim. Bundan vazgeçmesi lazım. Bizim muhatabımız PKK olmalı.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bugün Takvim Gazetesi Yazarı Ekrem Kızıltaş’la telefon bağlantısı kurdu arkadaşlarımız. Sayın Kızıltaş konuşmasında evrim teorisinin müfredattan kaldırılması konusundan bahsetti. Uygun görürseniz gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Ekrem Kızıltaş çok efendi aklı başında bir insandır. Onun değeri pek bilinmiyor. Ben o zaman da söylemiştim. Bize eskiden gelir-giderdi konuşurduk. Hiç değeri anlaşılmayan bir insan. Siyaset yönünde de değeri anlaşılmadı. Saadet Partisi de onun kıymetini bilmedi. Birçok parti onun kıymetini bilmedi. Halbuki çok makul dengeli tutarlı bir insan, mutedil de. Ne kusur buluyorlar da bu insana görev vermiyorlar ben bunu anlayabilmiş değilim.

Resmini görelim önce Ekrem Hoca’nın. Sonra da yayınlayın konuşmasını.

ADNAN OKTAR: Ekrem Ağabey’in özelliği bir türlü yaşlanmaz mübarek. 20 sene önce de böyleydi şimdi de öyle. Evet, bakalım konuşmasını dinleyelim.

VTR: Ekrem Kızıltaş telefon röportajı

ADNAN OKTAR: Evet.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İsrail istihbarat servisi MOSSAD’a yakınlığıyla bilinen DEBKA’nın verdiği habere göre, Trump’la Putin arasında bu hafta yapılan görüşmede Suriye’de, Amerika, Rusya ve Türk güvenlik bölgeleri kurulması yönünde anlaşmaya varıldı.  Anlaşmada Rusya, Türkiye ve Amerika’nın bölgede kendi kontrolleri altında üç güvenlik bölgesi kuracakları ve bu bölgelerin sınırlarını da üç ülkenin belirleyeceğini belirtirken, ülkenin askeri kontrolünün de Washington, Moskova ve Ankara arasında paylaştırılacağı söyleniyor. Yeni anlaşma kapsamında Türkiye, Suriye-Türkiye sınırının tamamında yaklaşık 650 kilometre uzunluğunda bir alanda ve Suriye içine doğru 35-50 kilometre genişliğinde bir bölgeyi kontrolü altında tutacak. Harita vardı. Türkiye’nin kontrolüne bırakılacak bölgenin El-Bab’a kadar uzanacağı belirtiliyor.

KARTAL GÖKTAN: Sarı olan kısım Türkiye’nin kontrolündeki kısım. Mavi olan Amerika, kırmızı Rusya.

ADNAN OKTAR: Yine üçe bölmüş oluyorlar. Bu kadar uzatacak bir şey yok ki. Herkes çekilsin oradan, terör örgütleri de çekilsin, Suriye halkı geri dönsün, seçim yapılsın. Oraları imar edelim adamlar da normal yaşasın. Bu nedir böyle önü yok sonu yok. Bunun sonu gelecek gibi görünmüyor.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Trump dün ve bugün imzaladığı iki kararnameyle Amerikan ordusunun yeniden yapılanmasını başlatıp mülteci girişini durdurdu. Amerika’nın Suriye’de güvenli bölge oluşturarak ‘PKK’ya alan sağlayacak, PKK’ya özerklik verilecek’ iddiaları vardı. Ancak taslak kararnamede yer alan Suriye’de güvenli bölgeler oluşturulması maddesi nihai kararnameye konulmadı. Ve Trump ilk defa Suriye’den PKK dışındaki Kürt liderleri Amerika’da kabul etti. Barzani’yle yakınlığı bilinen bu liderler Obama döneminde tamamen dışlanmış ve Obama yönetimi sadece PKK-YPG’yle görüşmeler yapmıştı.

ADNAN OKTAR: Obama alenen komünist. Trump da anti-komünisttir. Fakat makul bir insan yani kafası çalışan iknaya açık bir insan.

İnsan dindar olmadan önce kafası çok flu oluyor. Yani dinin hükümlerini çok flu biliyor. Dün kendi aramızda konuşuyorduk da dedim ki ben bu konuyu gündeme getireyim konuşalım dedim. Mesela ben şarabın haram olduğunu biliyordum küçükken duyuyordum. Ama şarap içtim gayet rahat olarak. Yani o şuur oranı yani o haramlığın etki etme gücü o yaşlarımda çok fluydu hatırlıyorum. İnsanların kafası çok dağınık oluyor, dünya çok hakim oluyor, dünya hayat.  Sokağa çıkma, anne-baba, okul yani her şey bunlar oluyor. Din çok gerideydi. Din var ama ben Allah’a inanırdım, Allah’tan çok korkardım. Ama din, din adamları vardır, hocalar vardır, camiye gidip-gelenler vardır onları görürdüm. Din çok gerideydi. Şuurlanma için mutlaka birinin uyarması gerekiyor. Yani hayatında bir insanın bir uyarıcısı olması lazım. Onun için tebliğ yapanlara çok büyük görev düşüyor. Böyle kızdırmadan, rahatsız etmeden akılcı şekilde sevdirerek uyarması gerekiyor.

Mesela bizim okulda bir ama çocuk vardı lisedeyken. Ama, çubukla yürüyor. O çocuk beş vakit namazını kılardı canım benim. Okulda hiç kimse namazını kılmazdı o çocuk namazını kılardı. Mesela benim dikkatimi çekmişti. Ama o kadar konsantre olamamıştım. Halbuki çok büyük bir örnek o. Lise öğrencisi bu çocuk, lise öğrencisi yani. Beş vakit namazını kılardı.  Okula o sopasıyla geliyordu onunla gidiyordu. Bir amanın namaz kılması ne kadar zor. Gidip banyoda abdestini alıyordu muntazam namazını kılıyordu.

Tebliğci çok hayati. Yani o şuurun verilmesi çok önemli. Mesela şarap içtim ben gayet müsterihtim hiç. Sanki ha gazoz içmişim ha şarap içmişim. Yani suç işlediğimin hiç farkında değildim. Hatta bazen insanlar kanunları da bilmiyor suç işliyorlar “aa” falan diyorlar hayret ediyorlar, değil mi? Anadolu’da falan çok, birçok suçu bilmiyorlar. Bu da onun gibi bir şey. Bunun kitapta bir konu olarak işlenmesi gerekiyor tabii. Bu hemen böyle yüzeysel anlatılacak gibi değil de bunun bol örneklerle, ruh halini de iyi vurgulayarak anlatılması gerekiyor. Evet.

Eski hayatında, mesela genç kızlarda falan da çok görüyorum, beylerde de görüyorum. İnsan çok hata yapabilir. Müslüman olduktan sonra o bitmiştir sıfırlanmıştır. Ne kadar etkisinde kalıyorlar, bir türlü ondan kurtulamıyor. Kardeşim, ne yapmışsan yapmışsın. Namaz kılmamış, oruç tutmamış yahut şarap içmiş her neyse de yani. Yahut işte kadınlarla beraber olmuş olabilir gayrimeşru olarak. Bu ömrü boyunca böyle acı çekeceği bir konu değil. Olmuşsa olmuş bitmiş. Tövbe etmişsin kapı kapanmış. Şu an yapıyor musun? Yapmıyorsun. Demek i o şuurda değilmişsin. Onun için yani o kadar vücuduna etki etmesi bu İslam’a göre çok yanlış bir hareket. Kuran’a göre çok yanlış bir hareket. Yani bir insanı bunun böyle sarsması doğru değil. Bu günah olur, çok yanlış olur.

Bir de dindar olunca böyle içine kapalı, şizofren bir ruha girmesi gerektiğine inanıyorlar. Şimdi bu konuyu ben ayrıca kitapta bir konu olarak ele alacağım. Çok hayati bir konu bu. Mesela çok hareketli bir genç bir anda şizofren bir ruha girip içine kapanıyor kimseyle konuşmuyor, odadan dışarı çıkmıyor, arkadaşlarıyla muhatap olmuyor. Müzik dinlemiyor, eğlenmiyor. Genç kız oluyor bütün neşesi gidiyor, içine kapanıyor, durgunlaşıyor, konuşma kabiliyetini kaybediyor. Sen ne yapıyorsun kardeşim? Harama giriyorsun, İslam’ın aleyhine propaganda yapıyorsun, şeytanın etkisine giriyorsun. Senin eski canlılığının çok daha fazlasını İslam’da yaşaman gerekir. Mesela bir dans ediyorsan üç dans et. Bir konuyorsan üç konuş, bir kahkaha atıyorsan on kahkaha at, daha canlanman lazım. Din sana hayat veriyor. Nereden çıkarttın bunu? İşte gelenekçi İslam’ın etkisi, Ortodoks İslam’ın etkisi. Gelenekçi İslam nasıl frenliyor, Ortodoks İslam nasıl insanları frenliyor onu kitap haline getireceğim. Tabii bu kısa bir özet, özetin özeti.

Ama o fluluk çok acayip. Gençken insan nasıl oluyor da harama ehemmiyet vermiyor bu çok şaşırtıcı. Mesela ben dindar bir insanım ama ehemmiyet vermiyordum Allah’ın hikmeti. Hayret edecek şey. Şarap, gayet normal görüyordum yani meşrubat içer gibi. Halbuki bayağı aleni haram açık biliniyor. Çocukken de bilirdim haram olduğunu. O etkileme mekanizması nasıl oluyor? Siz kendi hissettiklerinizi de bana anlatırsanız ben kendi aklımda kalanları da beraber birleştireceğim, onu tarif etmeye çalışacağım. Bir de bu içe kapanma felsefesini düzelteceğiz. Bunu bir anlatalım. Yani çok zeki cevval bir insan akıl hastası gibi oluyor dindar olunca. Ne yapıyorsun sen deli misin? Din seni hayata kavuşturuyor. Canlılığın, neşen, sevincin bin kat artmalı. Şirkten kurtulmuşsun, küfürden kurtulmuşsun bayram havasında ol. Sen ne yapıyorsun? ‘Dindar olunca böyle olunur’ kafası var. Ama tabii onun çok fazla geleneği var yani kökeni var. İşte’ Müslüman gülmez, Müslüman güzel giyinmez, az yemek yer, şık giyinmez’ falan. O listeyi çıkartıp oradan anlatırız.

“Hocam, milli sporcuyum fitness ve kafes dövüşçüsüyüm. Sizi zevkle izliyorum takipteyim sizinleyim. Ben de size misafir olmak istiyorum.” Mücahit Aydın. Mücahit gel, aslan Mücahit misafirimiz olursun, kardeşimiz olursun.

Bize geniş bir yer gerekiyor. Geniş bir yer bulduk da hazırlık yapıyorum. Yani iyi bir yer buldum tavanı 6 metre falan, 300 metrekare de salonu var. İyi bir yer yani ama bakalım, ya nasıp inşaAllah. Ama orayı doldurmak da mesele, evet.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Trump, mülteci kabulünün durdurulması konusunda Ortadoğu’dan gelecek Hristiyan mültecilere öncelik vereceğini ifade etti. Mülteci girişi tamamen değil 120 gün için durduruluyor. Belirtilen süre tamamlandıktan sonra sadece iç güvenlik bakanlığı, dışişleri bakanlığı ve ulusal istihbarat direktörünün ortak onay verdiği ülkelerden mülteci kabul edilmeye başlanacak.

ADNAN OKTAR: Kardeşim, adam haklı. Çünkü mülteci için demiyorum da yani oraya gelenler için, dış ülkeden gelenler için. Diyor ki “ben Amerikalıdan nefret ediyorum.” İşte “yankee go home” bilmem ne diyor “bunlar kafir” diyor. “Müzikten nefret ederim, haramdır” diyor, “resimden nefret ederim, haramdır” diyor “kadınlar dekolte giyemez” diyor sayıyor da sayıyor. Hepsi orada, ama kudurmuş gibi de oraya gitmeye çalışıyor kudurmuş gibi.  O zaman ne işin var orada? Niye adamları rahatsız ediyorsun? Ne kadar büyük saygısızlık. Bir de gidip oraları tahrip ediyor, batırıyor, kirletiyor. Git kendi çöplüğünde ne yapıyorsan yap. Kendi kafandaki adamlarla ne yapıyorsan yap. Ha zihniyetini değiştirirsen tamam. Mesela temiz, tertipli, aklı başında, sevgi doluysan, ehli kitaba sevgi duyuyorsan, saygılıysan, her ülkenin iyi olmasını istiyorsan o zaman git. Tahrip etmeye niye gidiyorsun? Pislik yapmaya niye gidiyorsun? Niye adamların başına bela olmak istiyorsun?

Bu hayvanlara eziyet eden psikopatlar var. Hayvanı mesela bağlıyor arabanın arkasına sokakta koşturuyor, caddede. Araba gidiyor, hayvan da koşuyor. Hayvanın dört ayağı da kan revan içinde kalmış. Bu adamın biz resmini görmek durumundayız. Bu adam aramızda yaşayacak, devletin bunu bize tanıtması gerekir. Yani savcılık talimatıyla basına bunların resmi verilsin. Gidip ağzını burnunu kıracak halimiz yok. Ama adama karşı biz kendimizi korumak için bilmemiz lazım bunu. Böyle tipler bilinsin. Bir hayvana bu derece eziyet yapan adam ne yapmaz? Bunu halktan gizlemenin bir alemi yok. Böyle psikopatlık yapanları halka teşhir etsinler. Resimleri internette yayınlansın. Devletin bir yeri olsun; bunların tipi, adı soyadı, önden yandan resimle tanıtılsın, boydan. Bunları bilelim biz. Onların böyle ahlaksızlık yapma hürriyeti varsa bizim de onu tanıma hürriyetimiz var. Can güvenliğimiz açısından bilmemiz gerekir. Mesela yurt dışında çocukları falan taciz eden sapıklar devlet tarafından bilgilendiriliyor, halka tanıtılıyor. Çok detaylı bilgi veriliyor; yaşadıkları mahalle falan yer, adamın resmi, ismi cismi. Böyle olması lazım. Vatandaş nasıl kendini koruyacak öbür türlü? Adamı kimse dövsün sövsün demiyoruz ama adam psikopatsa biz nasıl bilmeyeceğiz bunu?

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Makaleleriniz hakkında bilgi vereceğim, Adnan Bey. Suudi yayın şirketi Middle East Broad Casting Center'ın sahibi olduğu Birleşik Arap Emirlikleri Dubai merkezli El Arabia haber kanalına ait El Arabia'nın Farsça yayınında, "Terörle Yaşamaya Alışmalı mıyız?" başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda terörün sahte ideolojisini vuran her ilmi çalışmanın terörü besleyen kirli odakları kalbinden vuracağını belirtiyorsunuz. Ve söz konusu odakların şiddete karşı şiddet politikasıyla zayıf topluluklar oluşturması stratejisini de temelinden yıkacağını anlatıyorsunuz.

New York'tan yayın yapan bağımsız Kürt Haber Ajansı Ekurd Daily sitesinde, "Sosyal Medya Sevgi İçin Çalışacak" başlıklı yazınız yayınlandı. Yazınızda sosyal medya üzerinden kötülüğü örgütleyenlerin ustaca kurgulayıp yaygınlaştırdıkları yalanlara karşı iyilerin en önemli gücünün vicdanları ve iyilikte kararlı olmaları gerektiğini söylüyorsunuz. Sevgi, dostluk, barış ve dürüstlükte kararlı olanların vicdanının hem kargaşa isteyenlere karşı bir set olacağını hem de sosyal medyayı salt iyilik mecrası haline getireceğini belirtiyorsunuz.

Merkezi Almanya'da yer alan, Burma ile ilgili gelişmelere yer veren haber sitesi Burma Times'da "Myanmar Yönetimi Yanlışından Hala Dönebilir" başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda mazlum Rohingya halkının çektiği zulmün tek çaresinin Müslümanların topyekun birlik halinde hareket etmeleri olduğunu anlatıyorsunuz. Ve Myanmar Hükümeti'ne Müslümanlara uygulanan bu vahşeti durdurmaları için bir kez daha çağrıda bulunuyorsunuz.

Amerika'dan yayın yapan haber portalı News Resque'da "Kutsal Mekanlar Çatışma Değil Uzlaşma Merkezleri Olmalı" başlıklı yazınız yayınlandı. News Resque'da ayrıca Aeon Dijital Dergisi’ne ait web sitesinde Darwinist Profesör Michael Skinner'ın ortaya attığı yeni evrim iddiasına cevap verdiğiniz "Michael Skinner'a Cevap: Epigenom DNA'ya Yeni Bilgi Sağlamaz" başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda günümüz bilimiyle tamamen çelişen Lamarck'ın ve Darwin'in 1800'lerden kalma köhne teorilerini epigenetik bilimin içerisine yerleştirmeye çalışmanın mantıksızlığını bilimsel delillerle açıklıyorsunuz. 

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum. 

BÜLENT SEZGİN: Bir video gösterecektim, Adnan Bey. Allah'ın Kuran'da ayette belirtmiş olduğu iki denizin birbirine karışmaması. “İki denizi (birbirine) salıp katan O'dur; bu, tatlı, susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir engel (berzah) ve aşılmayan bir sınır koymuştur.” (Furkan Suresi, 53)

ADNAN OKTAR: İki ayrı deniz suyu bu değil mi? 

BÜLENT SEZGİN: Evet, hocam. Birisi Akdeniz birisi Atlas Okyanusu. 

ADNAN OKTAR: Birbirine karışmıyor.

BÜLENT SEZGİN: Karışmıyorlar.

ADNAN OKTAR: Allah Allah. Hayret böyle bir şey olması. Kesin çizgiyle ayrılmış. 

BÜLENT SEZGİN: Kuran'ın indiği dönemde bunu herhangi bir insanın bilmesi mümkün değil, Allah belirtiyor ayette İnşaAllah. Sizin bildiğiniz gibi suların birbirinden farklı özellikleri var, tuzluluk oranları, yoğunluk oranları. Bu yoğunluk farklılığından dolayı bir yüzey gerilimi meydana geliyor, bu da bir duvar oluşturuyor. Ve suların birbirine karışması engellenmiş oluyor bu şekilde.

ADNAN OKTAR: Çok garip.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Lindsay Lohan, Instagram’da Sayın Erdoğan ve eşiyle birlikte bir resmini paylaşmış Adnan Bey. Resminin altına yazdığı not şöyle; "Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşinin beni evlerine davet etmesi rüya gibi. Suriyeli mültecilere yardım etmek için gösterdikleri çaba ilham verici. Barış şimdi başlıyor. Aleykümselam." Yazısına ayrıca, #dünyabeştenbüyüktür ve kendisi için daha önce de söylediği #2017deyenisayfa etiketlerini de eklemiş. 

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’ın gönlü rahat olsun. Onun kılına tüyüne zarar getirttirmeyiz EvvelAllah.

"Hocam sizin fikirlerinizi, sizleri beğenerek izliyoruz." Hakan, Kerim, Mehmet, Salih, Yeliz, Ayşe, Sıla, Kısmet; "Arkadaşlarımızla birlikte sizi çok seviyoruz."

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Rusya, Astana Görüşmeleri sonrasında PYD'den bir heyeti Moskova'da kabul etmiş. Ve görüşmeler hakkında bilgilendirme yapmıştı. Bu gelişme; “Rusya Türkiye'ye ihanet ediyor, PKK'ya otonomi verecek” iddialarına sebep olmuştu. Rus Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, yaptığı açıklamada Astana Görüşmeleri’nde sunulan Suriye Anayasası taslağında Kürtlere otonomi önerdikleri yönündeki iddiaları yalanladı. 

ADNAN OKTAR: Rusya'nın niye işine gelsin ki öyle bir şey?

Kastamonu'da gençler buluşmuşlar; "Sohbet edip Hocamız’ı izliyoruz." diyorlar. Severim ben onları maşaAllah. Allah nurlarını artırsın. 

Necmi Doğaner; "Gururumuzsunuz Hocam." diyor. Sen bizim gururumuzsun maşaAllah.

Tevrat'ta Yeremya Bölümü 5'te; "Eğer adaletli davranan, gerçeği arayan bir kişi bulursanız bu kenti bağışlayacağım." Yani oraya felaket gelmeyecek diyor, kıyamet kopmayacak diyor. "Eğer adaletli davranan, gerçeği arayan bir kişi bulursanız bu kenti bağışlayacağım." diyor Tevrat'ta. Yine başka bir yerde de, eğer on bir kişi olursa dünya hakimiyeti vereceğini söylüyor Tevrat'ta. İmanlı, tam imanlı on bir kişi olursa. “"İsrail ve Yehuda halkına verdiğim güzel sözü yerine getireceğim günler geliyor." diyor Rab.” İsrail dediği; Müslümanlar, bütün dünya Müslümanları. "O günlerde, o zamanda Davud (as) için doğru bir dal" Doğru bir dal dediği işte Mehdi (as), Davud (as) soyundan gelen Mehdi (as). "Doğru bir dal yetiştireceğim. Ülkede adaletli ve doğru olanı yapacak. O günlerde Yehuda kurtulacak. Yeruşalim güvenlik içinde yaşayacak.” Yani Kudüs güvenlik içinde yaşayacak. O Yahve Rab doğruluğumuz adıyla anılacak." Rab şöyle diyor; "İsrail tahtı üzerinde oturan Davud soyunun ardı arkası kesilmeyecek." Yani Müslümanların hakimiyeti bitmeyecek. İsrail tahtı üzerinde oturan Davud soyu kimdir? Mehdi (as). Hadislere göre, Tevrat'a göre Mehdi (as) yani Moşiyah.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Baykuşların kamuflaj yeteneğini gösteren bir video vardı Adnan Bey. 

ADNAN OKTAR: Anlayabilene helal olsun. Hakikaten bulmaca gibi. Hayret.

Çocukların zırt pırt hastalanmasının nedeni soğuğa yiğitlik yapmaya çalışıyorlar. İnce gömlekle geziyorlar. Üşümeden bir şey olmaz zannediyorlar. Soğuğa yiğitlik olmaz. Soğuk adamı devirir. Üstlerini kalın giyecekler. Bir de derin derin soğuk havayı solumak da doğru değil. Bir atkı veyahut bir şeyle burnuna tutup o havayı sıcak olarak almaya çalışmak lazım. Buz gibi havayı doğrudan derin derin çekmek doğru değil. Bir de sabah çıkarken çok güçlü gıda almak lazım işte et, süt, yumurta ne varsa; ne yiyebiliyorsa. Önemli o. Sabah hafif bir kahvaltıyla çıkıyor, akşama kadar aç geziyor. Öyle olmaz. O zaman vücut ona dayanmaz. İnsan çok zayıf varlık, çok çok zayıftır.

Maria Zaharova, Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Kalinka dansı yapıyor. Göster, kırk bir yaşında. İşte bu, bağnazlara göre çok korkunç. Bağnazlara göre demeyeyim de Ortodoks bazı gelenekçi Müslümanlara göre diyelim, evet. Halbuki ne kadar güzel, kırk bir yaşında bu kadın Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü. Ağırlık yapmıyor, enaniyet yapmıyor, gurur yapmıyor. Kadın dediğin böyle olur. Gayet güzel mini etek giymiş, çok yakışmış. Herkes saygı duyar, değer verir.

"Bir kadın" diyor Peygamberimiz (sav), "Irak'tan Şam'a tek başına yolculuk yapacak. Ayağı otlara, yeşilliklere değecek." Detay yani ayağında çorap yok. Dekoltesine de dikkat çekilmiş oluyor burada. “Başında ziyneti olacak” bak başında ziyneti olacak. Başı açık demektir. “Başında ziyneti olacak” süslü, süs takmış. “Fakat ne zarar görecek, ne korku duyacak” yani çarşaf giymesine gerek kalmayacak. Irzı, namusu, hayatı güvencede olacak. Nereden nereye? Bak Irak’tan Şam’a kadar gidiyor. Şam’da yemeğini yiyecek uçağa binip geri dönecek, işine bakacak. “Ayakları ota değecek” diyor kırda gezecek, her yerde gezecek. Bak “başında da süs vardır” diyor. Başörtüsünden bahsetmiyor. “Başında da süs vardır” diyor.

“Yeryüzü emniyetle dolacak ve hatta birkaç kadın yanlarında hiç erkek olmaksızın rahatlıkla hacca gidebilecek.” (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar) Kadınlara ne kadar zulüm yapılacağı Mehdi (as) devrinde nasıl bir ferahlık olacağı açıklanıyor. Kadınların ezildiği her toplum yıkılır. Kadınlara eziyet edilen her toplum yıkılır. Kadınlar hür ve özgür olacaklar. Dekolte de giyecek, eğlenecek de, gülecek de. Erkekler pavyona gidiyor, eğleniyor, gülüyor, yiyor, içiyor, plaja gidiyor balıklama dalıyor. Dünya erkeklerin bu nasıl oluyor bu böyle? Bundan sonra bu tersine dönecek. Kadınlar dünyada daha özgür olacak, daha rahat olacak. Erkeğin görevi kadınları koruyup kollamaktır. Onlar nazenin çiçek gibi muhteşem varlıklar. Kıymetlerini bilemiyorlar o bir felakettir. Dünyaya Allah bela verdi. Kadın nimetini Allah onlardan aldı. Dünyanın yüzde doksan dokuz virgül doksan dokuzu kadını artık nimet olarak göremiyor. Allah çok büyük bela verdi, en büyük belayı verdi aslında. Kadının nimet olmaması bir insan için en büyük beladır. Başladılar homoseksüelliğe ondan sonra. Allah pisliğin içine boğdu onları. Büyük bölümünü diyelim veyahut.  

BÜLENT SEZGİN: Etiketimiz listede Adnan Bey. “Yönümüz sevgi birliği”

ADNAN OKTAR: Kardeşim şeytanın telkine karşı, karşı telkindir bu. Mesela şeytan sürekli sevgisizlik, merhametsizlik, şiddet telkini yapıyor. Biz de şeytanın bu pis aurasını bozuyoruz. Ona karşı biz sürekli sevgiyle güzel cevap vererek dünyada pozitif bir elektrik meydana getiriyoruz. Şeytanın oyunu bozuluyor.

BÜLENT SEZGİN: Listede ayrıca bir etiket daha var “BraggingBBC” diye anlamı “palavra atma BBC”

ADNAN OKTAR: Milli Gazete’de Mehmet Şevket Eygi. O mübarek nasıl acaba sağlığı, sıhhati? Allah sağlık, sıhhat, uzun ömür versin. “Sağlam bilgili Müslüman ahir zamanda Mehdi (as)’ın zuhuru, İsa (as)’ın nüzul edeceğini iyi bilir. Bu zuhur ve bu nüzulü inkar edenler alim değildir. Bidatçı ve bilgisi eksik, inkar eden kişilerdir” diyor. MaşaAllah kendine iyi bakıyor tek başına. Ama ben hayret ediyorum. İstanbul’un dışında çok uzak bir yerde bir evi var köy evi, dağda. Gidip orada da yaşıyor Allah koruyor. İnsan nasıl canına güvenir de gider oraya? Seyyid Salih Özcan Ağabey çok şekerdi. Ben “Ağabey kesinlikle gitme” falan diyordum. Tabii kardeşeler kanalıyla söyletiyordum. “Yok ben gideceğim” diyor. “Eğer siz götürmezseniz ben kendim kullanırım arabayı” diyor. Bizim elimiz ayağımıza şaşıyordu tabii. Hemen mecburen arabaya koyuyorduk. Onun araba kullanacağını düşünemiyordum. “Ben kullanırım” diyor. O da tek başına gidip hanımıyla otuyordu orada. Allah'ın hikmeti. Dağın tepesi.

Yok, kardeşim Kuran değiştirilmez. Neshedilen ayet diye bir şey olmaz. Kuran’a inanan zaten bütününe inanır. Neshe inanıyorsa zaten onun önü sonu yok. Herkes kendi kafasına göre Kuran ayetlerini çıkartır. Öbürü de tamamını çıkartır. Ha yarısını çıkarmışsın, ha üçte birini çıkarmışsın, ha tamamını çıkarmışsın. Nesh diye bir şey olur mu? Nesh inkardır. Olmaz öyle şey. Dolayısıyla Kuran’da olan merhamet, şefkat ayetleri hepsi geçerlidir.  Bunları herhalde bu kavgacı tipler, şiddet taraftarları hoşlanmıyor bu ayetlerden. “Bunlar neshedildi” diyorlar. “Çıkaralım” diyorlar. Bunlara cevap vermeye dahi gerek yok.

Evet, dinliyorum

BÜLENT SEZGİN: CHP Parti Meclisi Üyesi Hukukçu Sera Kadıgil ezana karşı öfkeli twitler yazması çok tepki topladı. Gelen tepkiler üzerine hesabını korumaya alıp twitlerini silen Sera Kadıgil. Twitleri sildikten sonra hesabını geri açtı. Uygun görürseniz twitlerini okuyabiliriz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Seda Hanım’ı önce bir görelim. Bayağı şekermiş. Yaşı küçükse öyle tecrübesizdir öylesine kafasından yazmıştır. Tahmin etmiyordur ne anlama geldiğini falan. Sabahleyin ezana hoplayıp kalktıysa çocuk gibi kızmıştır. Şuurlu yaptığını zannetmiyorum. Üstüne gitmek doğru değil vazgeçmiş işte, pişman olmuş. Tecrübesiz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, PKK’ya yönelik operasyon bölgelerinin birçoğunda askerlerin sığınak sığınak “neredesiniz?” diye bağırarak terörist aradığını açıkladı.  

ADNAN OKTAR: Kabadayılar arıyorlar. Güzel arasınlar. Peki, ne oluyor bulamıyorlar mıymış?

KARTAL GÖKTAN: Evet, dağlar boşalmış diyorlarmış. “Terörist yok” diyorlar şu anda.

ADNAN OKTAR: O çakallar bu havada durmaz orada kaçmışlardır. Ama bundan sonra pek yanaşacaklarını zannetmiyorum çünkü devlet bayağı kararlı. Bundan sonra densizlik yapmaları pek mümkün değil. Çıtları da çıkmıyor son zamanlarda. Ama bu alçaklar yine seslerini duyurmak için eylem yapabilirler. Herkes çok dikkatli olsun. Özellikle bahar aylarında falan bunlar bazen kuduruyorlar. Mart’ta falan hep kudurma aylarıdır genellikle komünistlerin. Terörist komünistlerin her Mart’ta azdığını ben gördüm. Bakın hep kudururlar Mart ayında ne hikmetse. Ran geyikleri gibi azıyorlar. Dikkatli olmak lazım.

Evet dinliyorum

BÜLENT SEZGİN: Takvim Yazarı Bekir Hazar, “İngiliz burnu yeryüzündeki tüm canlılardan daha iyi koku alma duyusuna sahipti. O burnun sahibi böyleydi ve şimdi onun Başbakanı bugün Beyaz Saray'dan çıkıp koşarak Türkiye'ye geliyor. Vardır burunlarında bir koku.” Yorumunda bulundu.

ADNAN OKTAR: Kardeşim bir kere olay çok açık. Türkiye ve Amerika ana hedef o. Eğer biz İngiliz derin devletinin üstüne gitmeseydik adam niye Türkiye’ye gelsin? Dünyada ne kadar çok ülke var. Çok büyük ülkeler var. Niye Türkiye'ye gelsin? Niye apar topar Amerika'ya gitmeye kalksın? İngiliz derin devletinin sonunu getirecek dedik bu üçlü. Türkiye, Rusya ve Amerika. Onun için ne olup bittiğini anlamak için Amerika’ya gidiyor. Türkiye’ye gelecekler siyasilerin ağzını arayacaklar. Ama şu planda Türkiye'nin İngiliz derin devletini üzerine gideceğini zannetmiyorum. Çünkü ticareti arttırmayı düşünüyorlarmış. Herhalde öyle bir şeyden dolayı böyle bir konuya girmezler. Çünkü bu konuya girerlerse ticareti İngiltere durdurur yani İngiliz derin devletinden bahsederlerse. Ama tabii ben yağmur gibi yağdıracağım. Benim konuşmam ticarete etki etmez.  Ama ziyaretlerine fayda sağlıyor. Bol bol gelip giderler.

BÜLENT SEZGİN: Gülen terör örgütünün tutuklanan ağabeyi MD’nin yapılan teknik takibinde “15 Temmuz şehitleri için hiç üzüntü duymuyorum. Öldülerse öldüler bana ne” dediği iddia edildi.

ADNAN OKTAR: Yalnız bunları ceza evinde tutuyorlar falan da bunlarla bir konuşup bunların psikolojisini kafasını bir anlamaya çalışalım, bu şeytanın yapacağı şeyler. Çok psikopatça bir hareket. Neden yapmışlar? Bunları tek tek bu adamlara sorsunlar. Ve videoya alsınlar. Videoya alsınlar kamuoyunu aydınlatsınlar. Hapishanede bunlar. Gidip çeşitli kanallardan bu kişilerle konuşsunlar. “Amacın neydi? Niçin bu insanları şehit ettin? Tankla niye ezdin? Niye havadan otomatik silahla taradın? Hiç vicdan azabı çekmedin mi bunlar Müslüman, niye böyle bir şeye gerek duydun?” diye sorsunlar.

Maymun insana ne kadar çok benziyor. Kafayı ondan çeviriyorlar demek ki, ama şuuru tamamen kapalı. Ona kalırsa Peygamberdevesi denen o böcek de bayağı akıllı bakıyor. Tek tek insanları inceliyor kafasını çeviriyor.

Hicr Suresi’nde 89 ve 93’te Cenab-ı Allah diyor ki “Ve de ki: "Şüphe yok, ben apaçık bir uyarıcıyım."   Parça ayırıcılarına indirdiğimiz gibi, Ki onlar Kur'anı parça-parça kıldılar.” (Hicr Suresi, 89-90) Bir kısmını nasuh bir kısmını mensuh diye ayırdılar. Bir kısmını geçersizdir yok olmuştur diye ayırdılar. “Rabbine andolsun, onların tümüne (bunu) soracağız.” (Hicr Suresi, 91) diyor Allah. Yani bakalım nasıl ahirette açıklayacak, Allah’ın hükmü kalktı diyecek, Kuran ayeti. Allah “yerlerde sürükleyeceğim” diyor, “sürükleteceğim” diyor. Yani “burada enaniyet yapıyorlar ama” diyor “ahirette öyle olmayacak” diyor. “Toza toprağa sürttüreceğim onların burunlarını” diyor “enaniyetli burunlarını” diyor.

Bakara Suresi 85’te “...Yoksa siz, kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü inkar mı ediyorsunuz?”  Yani bir kısmı neshedildi kaldırıldı mı diyorsunuz? “Artık sizden böyle yapanların dünya hayatındaki cezası aşağılık olmaktan başka değildir; kıyamet gününde de azabın en şiddetli olanına uğratılacaklardır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.” (Bakara Suresi 85) Bu nasıl bir cesarettir? Kuran’ın hükümlerini adam kaldırıyor kendi kafasına göre. Kimi otuz, kimi üç yüz ayet diyor, neshedildi diyor, kimi beş. Kafasına göre. En çok neshedildi diyene en büyük alim diyorlar, helal olsun diyorlar, üç yüz ayet diyor. Üç yüz ayet neshedildi diyor. Şefkat, merhamet, sevgiye ait bütün ayetleri kaldırıyorlar, yok olmuş güya onların kafasına göre.

“Peygamberimiz (sav) Mehdi devrinde kadınların alabildiğine özgür olacağını bildirmiştir” sözümüze karşılık, TC Ozan, TC Yakaza; “Lütfen bunun hangi ayette geçtiğini söyler misiniz?” Ayette değil bu hadiste tabii ki. Hadis diyoruz zaten. Ama Kuran ayetine göre müminler ve müminlere tabi olanlar, müminlerle birlikte yaşayanlar özgürdürler. Yani zulüm yok, kadın ve erkek birbirine zulüm yapamaz. Kuran ayeti istiyorsan en az yüz ayet gösteririm. Müminlerin özgür olduğuna dair ayetler var, yüzlerce bir tane de değil. Ama tek tek işte yürüme özgürlüğü, konuşma özgürlüğü böyle bir şey olmaz. Bir şey yasaklanmadıysa tamamı helaldir. O şekilde anlayacaksın.

Böyle kediyi döven, köpeği döven, yaralayan adamların mutlaka resimleri yayınlansın. Biz bunları mutlaka tanıyalım. Mesela ben hiç unutmuyorum onu, sokakta hayvanı koşturuyor arabanın arkasına bağlamış. Patilerinin hepsi kanamış hayvanın koşturmaktan. Herhalde otuz kilometre falan koşturmuş hayvanı. İyi ki de hayvan ölmemiş yani. Bir de öyle şeyde arabayı durdurup o adamı indirme hakkı olması lazım vatandaşın. Yolunu kesip arabayla trafiği de durdurma hakkı olması lazım. Böyle imkanlar tanınması lazım. Yani adamı da arabadan indirip, hayvanı çözüp müdahale hakkı olması gerekiyor. Bunlara ait kanunda tüzükler, bentler olursa çok iyi olur.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Terör örgütü PKK’ya sızan emniyet ve MİT görevlilerinin listesini örgüt yöneticilerine verdiği öne sürülen FETÖ’cü, ifadesinde PKK ile görüşmesini inkar etti. Ancak yaptığı görüşmenin kayıtları PKK kampından çıktı.

ADNAN OKTAR: Bu ne korkunç bir şey, ne büyük bir ahlaksızlık, alçaklık. MİT mensubu o aslanlar, o koçyiğitler PKK’nın içine sızıyor, sana da güveniyor liste olarak veriyorlar. Yani bunu en büyük alçak yapmaz, en büyük kahpe yapmaz, en gelişmiş kahpe yapmaz. Bu nasıl bir alçaklıktır? O aslanları tek tek tabii ki yakalıyorlar isim listesi verildiği için. Ne facia bir şey. Dağda falan mesela orada burada direkt eliyle koymuş gibi gidip buluyor. Çok büyük bir zulüm. Bir MİT elemanı yetişmesi ne kadar zor. Ve o aslanların gösterdiği cesaret, yiğitlik ve o adamların yaptığı kahpelik, kalleşlik. O listeyi veren mesela bu alçağın yüzüne bütün Türkiye tükürse hakkıdır yani. Ben böyle kahpelik görmedim.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Mehmet Şevket Eygi Hocamız bugünkü yazısında Mehdiyet’e dikkat çekerek şunu söyledi. “Sağlam bilgili Müslüman ahir zamanda Mehdi Hazretleri’nin zuhur, İsa Aleyhisselam’ın nüzul edeceğini iyi bilir. Bu zuhur ve nüzulü inkar edenler alim değildir, bidatçı ve münkir cahillerdir.”

ADNAN OKTAR: Diyor evet.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yeni Şafak Gazetesi’nde Ayşe Böhürler, referandum konusunda toplumun gerilmemesi gerektiğini şöyle ifade etti. “Evetçilerin içinde “evet vereceğiz ama mutmain değiliz” diyen insanlar da var. Endişelerini değerli veya değersiz olarak yaftalamadan dikkate almalı. Ayrıca burada suçu o insanlarda endişelerini ifade etmelerinde değil, bu meselenin anlatımında ya da kendilerini bu işin müdafisi ilan eden kişilerin bu kesim nezdindeki itibarında da aramak lazım.”

ADNAN OKTAR: Kardeşim, nedenlerini bize derli toplu anlatacaklar. Bu kadar basit. Bize saygıları varsa. Bundan normal ne olabilir? Mesela mahalleye getirdiler adamı kum döküyor farz edelim. Biz ne bilelim onların ne yapılacağını. Soruyoruz, merak ediyoruz inşaat mı yapılacak, yol mu yapacaksınız ne yapacaksınız? Burada da neyin olduğunu bilmiyoruz. Bu maddeler ne amaçlı olduğunu bilmiyoruz. Şu yönden riski yoktur, şu yönden de faydalıdır bu kadar kolay. Biz illa olmasın demiyoruz ki zaten, sadece amacını öğrenmek istiyoruz.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Trump’ın dün imzaladığı başkanlık kararnamesiyle ikinci talimata kadar Suriye’den mülteci kabulü durduruldu. Tüm mülteci başvuruları ise dört aylığına askıya alındı. Amerika’nın yıllık kabul edeceği mülteci sayısı da yüz on binden elli bine indirildi. Aynı kararname kapsamında terörle ilintili olduğu düşünülen ülkelerden gelenlerin otuz gün boyunca Amerika’ya kabul edilmeyeceği, bu süre içinde ilave tedbirlerin alınacağı bildirildi. Metinde doğrudan ülke adı zikredilmese de bu ülkelerin Irak, Libya, Suriye, İran, Sudan, Somali ve Yemen olduğu belirtiliyor.

ADNAN OKTAR: İşte Müslümanlara Hristiyanların kötü olduğu anlatılıyor. Onlara karşı olunması gerektiği, müminlerin onlarla asla dost olamayacağı anlatılıyor. İşte müzik, resim, heykel onların bütün kültürünün çirkin olduğu anlatılıyor. Adam da onlara karşı öfke duyuyor. Ama onun ülkesine gitmek için de can atıyor. Burada muazzam bir çelişki var. Hoşlanmıyorsan gitmeyeceksin. Yani inadına inadına gitmeye çalışıyorsun. Niye gitmiyorsun? Git mesela Pakistan’a git, Hindistan’a git, Kuveyt’e git, Fas, Tunus, Cezayir’e git. Yok, illa Amerika, Avrupa’ya gitmek istiyorlar. Çünkü o kültürü beğeniyor. Usulen öyle konuşuyor ve hatta kıskanıyor, haset de ediyor. Onun için otobüslerin derilerini yırtıyor, arabaların camlarını kırıyor bilmem ne yapıyor. Olmaz böyle mantık.

BÜLENT SEZGİN: Siz anlatmıştınız, çocuklarını özellikle Amerika’ya, İngiltere’ye gönderiyorlar okumak için.

ADNAN OKTAR: Bütün gelenekçiler, gelenekçi Müslümanlar hepsi Avrupa’ya ve Amerika’ya gönderiyor. Hiçbiri Fas’a, Tunus’a, Cezayir’e göndermiyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN:  Almanya’dan kardeşlerimiz dün akşam bir araya gelip sohbet etmişler. Resimler vardı.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ne güzel ne güzel, Allah nurlarını artırsın. Çok güzel. Ama dikkat etsinler bir daha söylüyorum, böyle cins, anormal, maceraperest, çıkarcı, cahil, kin dolu, münasebetsiz insanları aralarına almasınlar. Bunlar nefret insanıdır, bir de cahil, görgüsüz de oluyorlar. Sırf merak ettikleri için Müslümanların içine girip, sonra ahlaksızlık yapmaya kalkıyorlar. Buna çok dikkat etsinler. Yani samimi, iyi, niyetli, dost olan herkesle arkadaş olabilirler, Hristiyan Musevi fark etmez.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Son günlerde İran medyasında İngiliz Şii İslam akımını kınayan açıklamalar hızla artmaya başladı, İran’ın önde gelen din adamlarından olan Uzmanlar Meclisi Üyesi Ayetullah Muhsin Araki İngiltere’nin Müslümanları Şii ve Sünni olarak bölmeye çalışan oyunlarına karşı uyarılarını yoğunlaştırdı. Araki, İngiliz Şiiliğinin dine ve ehli beyte karşı olduğunu ve Sünnilere saldırdığını söyledi.

ADNAN OKTAR: Canım işte Rumi bunlar homoseksüelliği savunuyor aynı bizim yani Sünni Rumilerle onların hiçbir farkı yok, onlar da homoseksüelliği savunuyorlar yani İslam esas değil onlarda da zaten ama Şii ve Sünni’nin mücadele etmesi gerektiğine inanıyorlar. Olay yeri İngiltere İngiliz derin devletinden bahsediyoruz. Dediklerimin doğru olduğunu herkes görüyor yani tartışılacak yönü yok olay gün gibi açık.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Araki konuşmasının devamında yakın bir gelecekte Müslümanların birlik olup dünyanın bir numaralı gücü olacağını ve Peygamberimiz (sav)’e yönelik saldırıların Müslümanların birlik olmasını engellemek için planlı olarak yapıldığını söyledi. Ayetullah Araki, Peygamberimiz (sav)’in merhamet, fedakarlık ve dürüstlük örneği olduğunu ve dünya üzerindeki tüm insanlar için bir rahmet olduğunu bu nedenle Müslümanların da dünya üzerindeki tüm insanlara karşı merhametli olmaları gerektiğini ifade etti.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor. Herkes Mehdiyet ağzıyla konuşmaya başladı. Orada da Şii-Sünni ayırımı yok burada da yok.

Ayşegül ve Duygu’yu göster, bu canlardan 3-4 kişiyi gösterebilirsiniz görüntülerini. Onlar kuzu onlar kuzu onlar benim canım, Allah hepsine hayır versin bereket versin.

KARTAL GÖKTAN: Bu Ömer kardeşimiz.

ADNAN OKTAR: Evet yeterli şimdilik. Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sahibiyle beraber şarkı söyleyen bir kedi vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Bir daha bir daha çok şeker. Ulan yiyeceğim seni çete, ne şeker şey ya.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Takvim Gazetesi’nden Bekir Hazar yazısında sizin de dikkat çektiğiniz bir konu olan Kennedy suikastına değindi. “Başkan Kennedy, Amerikan Merkez Bankası ve İngiliz Merkez Bankası’nı elinde tutan ailelerin oyununu gördüğü ve bunlara el koymak istediği için öldürüldü. Kim başkan olursa olsun etrafındaki tüm kurumları kuşatan ve yöneticilerini seçen bu paranın gücüydü, Kennedy’i öldüren her ne kadar CIA ve FBI gibi gözükse de işin ardında ülkeye hakim olan yapı Anglosakson yani İngiliz aklı ve istihbarat teşkilatı MI6 vardı.”

ADNAN OKTAR: Doğru, ne anlatsak hepsini teyit eden bilgi geliyor.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İran Cumhurbaşkanı Ruhani, Meksika sınırına duvar öreceğini söyleyen Amerika’nın yeni Cumhurbaşkanı Trump’ın tutumuyla ilgili “Bugün halklar arasında duvar örülecek gün değildir” dedi.

ADNAN OKTAR: Ama yani insan kaçakçılığı silah kaçakçılığı, eroin esrar kaçakçılığı her türlü kepazelik oluyor yani orada insancıl bir amaç var. Bence makul yani Amerikan toplumu huzurlu yaşasın, Meksika toplumu da huzurlu yaşasın kepazeliğe yer yok.

Türkiye de Suriye sınırına duvar örüyor, mecbur ne yapacaksın? Başka bir çözümü yok.

“Şekil, karakter ve asalet açısından İsa’ya en çok benzeyen El-Kaim Muhammed Mehdi’dir. Allah Mehdi’ye tüm peygamberlere verdiklerini verecek ve bunun da ötesinde onu Mehdi’yi hepsine tercih edecektir.” “Mehdi dünyayı başka bir dünyaya dönüştürecektir” diyor. “İmam Mehdi birlikte iyi bir dosttur, can kardeşidir kardeşlerine karşı şefkatli, iyi bir baba gibidir, büyük musibetlerde insanlara sığınaktır” diyor Peygamberimiz (sav). “Allahu Teala, Kaim Mehdi’nin ömrünü uzatacak sonra Kendi kudretiyle onu 40 yaşından daha genç görünümlü olarak aşikar edecektir.” Normalde ileri yaşlarda 70 yaşında falan olacak ama genç görünümlü olacak Mehdi (as).

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hürriyet Gazetesi’nde yer alan habere göre 2014 verilerine göre Türkiye’de antidepresan kullanan kişi sayısı 8 milyonu geçti. Sağlık Bakanlığı 2015 verilerine göre Türkiye’de her 10 kişiden biri antidepresan kullanıyor, bu rakam çocukların içinde de bir hayli fazla.

ADNAN OKTAR: Gerek yok öyle şeylere, Kuran’la imanla neşeyle geçer.

Binali Hoca gıcık olmuştu buna, bu Meksika duvarına ama biz de duvar örüyoruz yani bizimki ne olacak peki?

Antidepresan bilmem ne öyle şeylere gerek yok. “Kalpler ancak Allah’ın zikriyle felah bulur.” (Rad Suresi 28) diyor ama tabii bazen de Allah esirgesin hakikaten ilaç kullanması gerekebilir, doktorlarına sormadan ilaç bırakmasınlar, doktorlarına sorsunlar ama Kuran’la, imanla insan çok sıhhatli olur. 

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Oda TV ve Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan haberlerde 15 Temmuz’da Sayın Erdoğan’ın kaldığı yerin bilgisini darbecilere Efkan Ala verdiği iddiası gündeme gelmişti. Efkan Ala bu konuda açıklama yaparak;  “Haberi tamamen gerçekdışı ve yalandan ibarettir. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanımız tatilini bahsi geçen Okluk Koyu’nda yapmamıştır. Dolayısıyla gerçekle alakası olmayan bir bilginin tarafımdan herhangi bir kimseyle paylaşılması da söz konusu değildir. Ayrıca haberde yer alan dönemin sahil güvenlik komutanı da 15 Temmuz darbe teşebbüsü gecesi tarafımdan görevden uzaklaştırılmıştır.”

ADNAN OKTAR: Ama çok acayip bir ifade, bunu yazmaları çok ayıp yani kesin bir belge olmadan bir şey olmadan değil mi? Efkan Baba’yı zor durumda bırakıyorlar çok vicdanlı bir hareket değil. Varsa belgen zaten ağır suçtur savcılığa verirsin. Yoksa tahmin üstüne bir insan töhmet altında bırakmak çok çok ayıp. Bir de Efkan Baba tam tersine hareket eden bir insan, Tayyip Hoca’ya saldırdıkları gün bayağı ağırlığını koymuştu bütün gücüyle savunmuştu.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla devam ediyoruz programımıza.

Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.


Bu sayfada Sohbetler (28 Ocak 2017; 20:00) videosunu izleyebilir, sn. Adnan Oktar'ın A9 TV ve yerli-yabancı diğer televizyon kanalları ve tanınmış medya organları ile yaptığı röportaj videolarını veya en son sohbet programlarına ait görüntüleri seyredebilirsiniz. Sohbet videolarını bilgisayarınıza veya cep telefonunuza indirebilir, Facebook ve Twitter gibi sosyal ağlar üzerinden arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.