İslâm alimlerinin ve velilerinin büyüklerinden Abdülkadir Geylani Hazretleri, 1078 yılında İran'ın Geylan şehrinde doğdu.
Gavs-ül-a'zam, Kutb-i Rabbani, Sultan-ul-evliya, Kutb-i A'zam gibi lâkabları olan Abdülkader Geylani Hazretleri hem seyyid hem şeriftir.
Abdülkadir Geylani, Bağdat'taki meşhur alimlerden ders alarak hadis, fıkıh ve tasavvuf ilimlerinde çok iyi yetişmiştir. Kısa zamanda engin bilgi sahibi olmuş, ilim tahsilini tamamlayıp yetiştikten sonra, vaaz ve ders vermeye başlamıştır.
Hocası Ebu Said Mahzumi'nin medresesinde verdiği ders ve vaazlarına gelenler medreseye sığmaz sokaklara taşar hale gelmiş, bu nedenle, çevresinde bulunan evler de ilave edilmek suretiyle medrese genişletilmiştir. Bu iş için Bağdat halkı çok yardımcı olmuş, zenginler para vererek, fakirler çalışarak yardım etmişlerdir.
Abdülkadir-i Geylani, bir müddet ders verip, hak ve hakikatı anlattıktan sonra, ders ve vaaz vermeyi bırakmış, inzivaya çekilmiştir. Sonra Bağdat'ın Kerh harabelerinde yaşamaya başlamış, tüm vaktini ibadet ile geçirmiştir.
Kısa zaman içinde kazandığı üstün şöhreti, yıldırım hızıyla yayılmış ve her tarafı kuşatarak, ilmen zamanının önderi ve imamı olmuştur. Derslerine devam edenler arasında pek çok alim yetişmiştir.
Devrinin ilim konusunda tek otoritesi olan Abdülkadir Geylani, tasavvuf bilgilerini herkesin anlayacağı şekilde insanlara sunmuş. Ders ve fetva vermeye 28 yaşında başlamış ve bu hal altmış yaşına kadar devam etmiştir.
Geylani Hazretlerinin, Tasavvuftaki yoluna onun ismine izafeten "Kadiriye" adı verilmiş ve O’ndan ilim ve feyz alan binlerce öğrencisi çeşitli memleketlere giderek İslamiyeti anlatmışlardır.
Abdülkadir Geylani Hazretlerinin insanları gaflete karşı uyaran, kendilerine gelmesine vesile olan pek çok sözü vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:
"İnsanlara rehberlik eden kimsede şu hasletler bulunmazsa, o rehberlik yapamaz. Kusurları örtücü ve bağışlayıcı olması, şefkatli ve yumuşak olması, doğru sözlü ve iyilik yapıcı olması, iyiliği emredip, kötülüklerden men edici olması, misafirperver ve geceleri insanlar uyurken ibadet edici olması, âlim ve cesur olması."
"Hayatta olduğunuz müddetçe, ömrü fırsat biliniz. Bir müddet sonra hayat kapısı kapanacak, bu dünyadan ayrılacaksınız. Gücünüz yettiği müddetçe hayırlı işler yapmayı ganimet biliniz. Tövbe kapısı açıkken ve elinizde bu imkan varken bunu fırsat biliniz. Tövbe ediniz. Dua etmeye imkanınız varken, dua ediniz. Salih kimselerle beraber olmayı fırsat biliniz."
Geylani Hazretleri Karşılaştığı kimseleri hemen tesiri altına aldığı için “Bâzullah”(Allah’ın şahini) ve “el-Bâzu’l-eşheb”(avını kaçırmayan şahin) ünvanıyla da anılmıştır.
Onun meclisinde, yaptığı kötülüklere tevbe eden, pişman olan yol kesiciler, katiller, fasıklar, itikadı bozuk olanların yanısıra, çoğu kez orada müslüman olan Yahudi ve Hristiyanlara da raslanırdı. Rivayete göre onun vasıtasıyla beş binden fazla Yahudi ve Hristiyan Müslüman olmuş, yüz binden fazla eşkiya tevbe etmiştir.
Abdülkâdir Geylânî orta boylu, geniş omuzlu, açık alınlı, ince bedenli, buğday tenli idi. Saçlarını omuzlarını örtecek kadar uzatırdı. Sesi gür ve heybetliydi. Çok şık giyinir, talebeleri dahil kimseden bir şey kabul etmezdi. Küçük çocuklarla, kölelerle sohbet eder, fakirlere yakınlık gösterirdi.
BİR MEHDİ AŞIĞI OLAN GEYLANİ HAZRETLERİ (FETHU’R RABBANİ) ADLI ESERİNİN 60. MECLİSİNDE ŞÖYLE BUYURMUŞTUR
“HER KİM Kİ BU ZATA ERİŞİRSE, ARTIK AZİZ VE CELİL OLAN ALLAH’IN KAPISINDAN ONU HİÇBİR ENGEL ALIKOYMAZ. MEHDİ’NİN BAYRAĞI İNDİRİLEMEZ, ASKERİ MAĞLUB EDİLEMEZ, HAKKI HAYKIRAN SESİ SUSTURULAMAZ, TEVHİD KILICI İÇİN BİR HUDUD ÇİZİLEMEZ. İHLAS ADIMLARI YÜRÜMEKLE YORULMAZ HİÇ BİR İŞ ONA GÜÇ GELMEZ. HİÇ BİR KAPI ONUN ÖNÜNDE KAPALI DURMAZ, AÇILINCA DA KAPANMAZ. BÜTÜN KAPALI KAPILARIN KANATLARI UÇUŞUR, BÜTÜN YÖNLER AÇILIR. O HAK TEALA’NIN HUZURUNA VARINCAYA KADAR, HİÇ KİMSE ONU DURDURMAYA GÜÇ YETİREMEZ.
Geylanî’nin 91 yıllık hayatının 73 yılı Bağdat’da geçti. Bu dönemde Abbasi halifelerinden beş tanesinin hilafetine şahit oldu. Bütün ömrünü halkı irşadla geçirdi ve hak uğrunda kuvvetli bir mücadele verdi.
Bu kutsal faaliyet sayesinde İslâm, Afrika’nın bir çok bölgesinde, Endonezya, Hind Okyanusu, Anadolu ve daha başka bölgelerde yayılmış, temiz ve saf yapısıyla insanların kalplerini fethetmiştir.
Abdülkadir Geylani, 1166'da Bağdat'ta vefat etti. Türbesi Bağdat'tadır. Onun için şu ibare meşhur olmuştur:
"Veliler Sultanı Abdülkadir Geylani, aşk ile doğdu, kemal ile ömür sürdü ve kemal-i aşk ile Rabb'ine vasıl oldu."