SN. ADNAN OKTAR’IN İSRAİL VE YURTDIŞINDAN KONUKLARI İLE GÖRÜŞMESİ
BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz, Hoş Sohbetler’e başlıyoruz inşaAllah. Adnan Bey, bu akşam da çok değerli misafirlerimiz var. İsrail, Filistin, Ürdün, Fransa, Belçika gibi çeşitli ülkelerden geldiler ziyaretinize. Uygunsa tanıtmak istiyorum misafirlerimizi.
Sayın Haham Abraham Sherman. Şirta, ülke çapında etkili olan, hahamlar için kullanılan bir unvan. Haham Şerman, hakimlik etkisine sahip kıdemli üye haham, İsrail Üst Hahamlık Mahkemesi'nden 32 sene görev almış, emekli mahkeme başkanı. Kendisi çeşitli organizasyonlara ve Nazilere karşı yürütülen Nürnberg mahkemelerinde yasal danışman olarak görev yapmış.
KARTAL GÖKTAN: Sayın Haham Yeşeyahu HaKohen Hollander, kendisi Hz. Harun (as) soyundan geldiğini ifade eden Kohen unvanına sahip. Kendisi uzun seneler haham olarak dini eğitim almanın yanı sıra teorik-fizik üzerine de eğitim gördü. Aynı zamanda lisanslı patent avukatı. Sanreddin Hahamlar Meclisi'nin dış ilişkiler sorumluluğunu üstlendi ve Beni Nuh Kudüs Mahkemesi Eş Başkanı olarak görev yaptı. Aynı zamanda dini okullarda ve Tel Aviv Üniversitesi'nde eğitim verdi. Şu an Musevilik ile ilgili dünya çapında gelen soruları cevaplandırıyor.
BÜLENT SEZGİN: Haham Ben Abrahamson. Hemen yanında, solunda. Kendisi İslam ve Musevi Şeriatı ile ilgili konularda uzman bir tarihçi. Ve 2004 yılından bu yana Kudüs Hahamlar Mahkemesi'nde İslam ile ilgili konularla danışmanlık yapıyor. Aynı zamanda İslam ve Musevilik tarihi araştırma komitesinin kurucusu ve yöneticisi olarak iki dinin ortak geçmişini araştırıyor. Haham Abrahamson'un “İlahi Çeşitlilik”, “Ortodoks Bir Hahamın Müslümanlarla Görüşmeleri” isimli kitabı yayınlandı. Haham Abraham son, 10 senedir İslam ve Müslümanların Musevi kanunlarında gereken saygın yere sahip olmaları için çalışmalar yürütüyor. Son 6 senedir de parlamentolar arası global etik kuruluşu adına dinin, barışın tesisindeki önemi konusunda çeşitli ülkelerde konferanslar veriyor. Birleşmiş Milletler, İsrail Meclisi, Lordlar Kamerası gibi pek çok ortamda dini ve politik liderlere Müslümanlarla iş birliğinin önemiyle ilgili görüşlerini aktarıyor.
ADNAN OKTAR: Çok güzel.
KARTAL GÖKTAN: Sayın Maxim Babitski. Sayın Babitski, “Evimiz İsrail” Partisi'nden politikacı. İsrail Savunma Bakanı'nın yardımcısı olan Sayın Babitski, aynı zamanda bir iş adamı. İsrail'de Rus dilinde yayın yapan kuruluşlarda yorumculuk yapıyor ve uluslararası konferanslara katılıyor. Antisemitizm ile mücadele veriyor ve “Rişhonim Halk Organizasyonu”nun başkanlığını yapıyor.
BÜLENT SEZGİN: Haham Moşe Yair Şherman Haham Abraham Şherman'ın oğlu ve en iyi öğrencisi.
ADNAN OKTAR: Ha arkadaki, maşaAllah. Haham yani şu an.
BÜLENT SEZGİN: Evet.
ADNAN OKTAR: Çok güzel.
BÜLENT SEZGİN: Boşay Yair Şherman.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
KARTAL GÖKTAN: Sayın Simon Amsis. Evimiz İsrail Partisi'nin üyesi ve partinin Hristiyanlarla ilişkilerini yürüten Arap asıllı politikacı. Kendisi aynı zamanda imar ve üç ayrı şirketin yöneticisi. Hristiyan cemaatinden de bir aktivist. Din ve ırk gözetmeksizin herkesin İsrail'de mutlu ve barış dolu bir hayat yaşamalarını ve iki devletli bir çözümü amaçlıyor.
BÜLENT SEZGİN: Alexander Babushkin. Evimiz İsrail Partisi'ne üye bir politikacı. Kendisi politika bilimi ve uluslararası ilişkiler konusunda eğitim görmüş, başarılı bir iş adamı olan Sayın Babushkin, Tel Aviv Medikal Merkezi Birliği'nin lideri. Kendisi aynı zamanda sosyal aktivist ve Rişon Gençleri Hareketi'nin kurucusu. Batı Avrupa'daki İsrail delegasyonlarının lideri. Rişon Sovyet Vakfı'nın kurucusu ve yöneticisi, Vakıf, ırk veya dini inanç farkı gözetmeksizin ihtiyaç içinde olanlara yardım sağlıyor. Vakıf, fakirlik çeken ve temel sosyal haklardan mahrum kalmış yüzlerce insanın temel ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlıyor.
KARTAL GÖKTAN: Haham Ben Abrahamson'un eşi Bayan Rebecca Abrahamson. Kendisi hemşirelik mesleğinin yanı sıra aynı zamanda bir yazar ve Müslüman ve Hristiyanlarla barış için toplantı ve konferanslara katılıyor. Bayan Rebecca Abrahamson'un İsrail'in tanınmış yayınlarında makaleleri yayınlanıyor. ''Barışı Arayan Müslümanlara Ses Vermek'' isimli köşesinde, barışçıl Müslümanları İsrail halkına tanıtıyor. Ayrıca Haham Abrahamson'un Müslümanlarla görüşmelerini ele aldığı kitabın derlemesini ve editörlüğünü de yaptı.
BÜLENT SEZGİN: Bayan Lital Shemesh. Kanal 20 televizyonda sunucu ve İsrail yayın otoritesi temsilcisi, gazeteci ve sosyal medya uzmanı, Amerikan-Yahudi çalışmaları üzerine master derecesi var. 20 Yıllık gazetecilik deneyimi olan Bayan Shemesh'in daha 12 yaşındayken Çocuk Dergisi'nde yazıları yayınlanmış. Kendisi aynı zamanda televizyon programı yapımcısı. Çeşitli ülkelerde uluslararası format ödülü almış. Bayan Shemesh, taraflı gazeteciliğin İsrail-Filistin ilişkilerinde ne kadar olumsuz bir rolü olduğunu anlatarak dünyanın dört bir köşesine ziyaretler yapıyor.
KARTAL GÖKTAN: Sayın Frank Creyelman, onursal senatör ve milletvekili, Belçika'dan geldi. Senatör Frank Creyelman, Flaming Parlamentosu'nda dış politika, Avrupa İşleri ve Uluslararası İşbirliği Komitesi'nin başkanı. Ayrıca Rusya, Çin ve Orta Doğu konusunda danışmanlık yapıyor.
BÜLENT SEZGİN: İmam Muhammed Azizi, kendisi Paris'ten geldi. Fransız hükümetinde imam olarak resmi görevde bulunuyor. Ayrıca kendisinin Fransa'daki Müslüman-Musevi Dostluğu Organizasyonu'nun eş başkanı olarak politik ve dini faaliyetlerde aktif olarak çalışmaları var.
ADNAN OKTAR: Çok güzel. Peki, şimdi büyüğümüzden başlayalım. Lütfettiniz, şeref verdiniz önce onu söyleyeyim. Çok sevindik gelmenize, çok sevindim. Mutlu olduk sizleri gördüğümüzde içimiz açılıyor. Hıristiyanları, Musevileri, Müslümanları, Allah'ı seven herkesi çok seviyoruz. Dolayısıyla sizleri de çok seviyoruz. Bu şekilde görüşmelerimizin, konuşmalarımızın daha da sıklaşmasını Allah'tan niyaz ediyoruz. Önce bu kısmı tercüme edelim.
ADNAN OKTAR: Şimdi aramızda büyüğümüz varken benim konuşmam yakışık almaz. Onun için sizin konuşmanızı rica ediyorum. Önden Baş Hahamımız inşaAllah konuşursa.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah bu yaşta bu şevki iman, başka açıklaması yok, maşaAllah. İşte bu iman gücü yani, maşaAllah.
Peki dinliyorum.
SAYIN HAHAM ABRAHAM SHERMAN: Hz. Musa, Sina Dağı'nda tüm insanlığa Allah'ın vahyi olan iki tableti aldığında şu sözleri söyledi: Allah onlara iki tablet vahyederek, Hz. Musa'ya iki tablet vahyederek, temel olarak hayatlarını nasıl inşa etmelerini gerektiğini ve hayatlarını nasıl sürmeleri gerektiğini anlattı. Bu Allah'ın vahyi olan iki tablet sadece Museviler için değil aynı zamanda tüm insanlık içindir. Tüm milletlere hitap etmektedir. Bizim alimlerimizin söylediği gibi hepimiz Allah'ın vahyi olan bu iki tableti aldığımızda, birisi Allah ile olan inancımızı anlatır, tarif eder. Bu da, yüce Allah'ın Şabat günü ve yedi kutsal günün açıklanmasıdır. Aynı zamanda Allah iki tabletle birlikte annemizi ve babamızı onurlandırmamızı da bize emreder. Çünkü anneler ve babalar çocuklarını geliştirirler ve bir milletin oluşmasına vesile olurlar. Size sadece bir beden değil aynı zamanda Allah'ın bir parçası olan ruhu da kazanmanıza vesile olurlar.
ADNAN OKTAR: Çok güzel, maşaAllah. Hem çok sevimli, hem çok imanlı, hem çok doğru, çok sevilecek bir insan, maşaAllah. Allah ömrünüzü önersin. Mümin yüzünüz var yüzünüzde, çok güzel. Müslüman yüzü var, maşaAllah.
Evet, dinliyorum
SAYIN HAHAM ABRAHAM SHERMAN: İkinci tabletle devam etmek istiyorum. Allah beş emir vahyetmiştir ikinci tablette. Bu emirlerde milletlerin arasındaki ilişkiler, aynı zamanda bireyler arasındaki ilişkilerle tarif edilir. Allah “öldürmeyeceksiniz” diye emreder. Bu emir sadece kişilerin birbirlerini öldürmemesi değil, aynı zamanda milletlerin sahip oldukları güçleri nefret için kullanmamaları anlamına gelir. “Öldürmeyeceksiniz, kan dökmeyeceksiniz.” Bunun ardından Allah, “kadın ve erkek arasındaki yüce Allah ile olan bağı yıkmayacaksınız” diye emreder. Bunlar on emirde açıklanmıştır. Bunlar Allah'ın emirleridir. Allah “çalmayacaksınız, başkasının malına göz dikmeyeceksiniz” diye emreder. “Benim olsun” demeyeceksiniz. Başkasının malına hırsla göz dikerek almak istemeyeceksiniz. Bunlar sadece nefsin hırsıdır. Ruhun istekleri değildir. İnsan beden ve ruhtan var edilmiştir. Beden topraktandır. Ruh Allah'a aittir.
ADNAN OKTAR: Çok güzel.
Sayın Haham, Abraham Sherman’ın şevkini görüyorsunuz, değil mi? Ya işte bu iman şevki, maşaAllah çok güzel. Bu mucize bu, açıklaması yok. MaşaAllah. Tamam dinliyorum.
SAYIN HAHAM ABRAHAM SHERMAN: Allah'ın bana öğrettiklerini, anladıklarımı burada anlatmak istiyorum. Tüm dünya buradan Allah'ın bana açıkladıklarını duymalı. Kutsal kitaplarımız savaşları yasaklıyor. Kadınlar ve çocuklar öldürülmemeli. Buradan hepimiz tüm peygamberler gibi yeni bir dünya inşa etmek için mücadele etmeliyiz. Yeni bir dünya inşa etmeliyiz. Bu dünyada savaş ve kavga olmamalı. Akan kan durmalı ve tüm dünyada barış hakim olmalı.
(Tercüman: Şimdi ilk sözleriyle devam ediyorum) Bir sonraki yıl şimdi tekrar bir aradayız. Bu ölümleri durdurmalıyız. Bu nefreti ve şiddeti durdurmalıyız. Bizim gördüklerimiz, örneğin Güney Kore'de çok tehlikeli atom bombaları inşa edildi. Birçok insan öldürüldü ve şehirler yok edildi. Hatta İranlılar da atom bombası inşa etmek istediklerini söylüyorlar. “Biz de atom bombası yapacağız” diyorlar. Neden? İnsanları yok etmek için mi? Haberlere baktığımda yüzde 80'inin şiddet üzerine olduğunu görüyorum. Avrupa'da, Asya'da ve dünyanın her yerinde şiddet var. Biliyorsunuz alimlerimiz şöyle söyler: Bizlere Allah'ın vahyettiği iki tablette şu emirler bildirilir: Her gün Sina Dağı'ndan Allah'ın vahyi duyulur. Ben tüm dünyadaki insanların, Allah'ın yarattığı tüm varlıkların bu emirlere uymuyor olmasından rahatsızım. Bu demektir ki; tüm bu durum Allah'ın iki tablette vahyettikleri geçici bir durum değildir. Tüm nesiller boyu bugüne kadar geçerlidir. Biz hayatımızı bu temel olan emirlere uyarak yaşamalıyız. Ve Yeşaya Peygamber'in bir sözünü aktarmak üzereydim.
ADNAN OKTAR: Yeşaya Peygamber'de kalmıştık.
SAYIN HAHAM ABRAHAM SHERMAN: Yeşaya Peygamber gelecek günlerde Allah'ın kutsal dağında Kudüs'te tüm milletlerin bir araya geleceğini haber veriyor. Yeşaya Peygamber'in sözlerine göre insanlar ve milletler Kudüs'te bir araya gelecekler Allah'ın dağında. “Yakup'un evine gidelim” sözleriyle bir araya gelecekler. O bize yolunu gösterecek. Siyon Dağı'ndan duyulan Allah'ın sözleri Kudüs'ten duyulacak. Peygamber şöyle cevap verdi: Esav Dağı ve Siyon Dağı. Her ikisinde de ne yapılacağı tarif edilir. Önemli bir Musevi liderden bahsetti Hocamız. Haham Elyasi şöyle tefsir etmiştir: Esaf hikmete dayanarak bir dünya inşa etmek istemektedir.
ADNAN OKTAR: Hocamıza yine söz verelim ama Hollander'e geçelim, Sayın Hollander’e, öyle devam edelim. Yine söz vereceğiz, yine geleceğiz kendisine.
SAYIN HAHAM ABRAHAM SHERMAN: Şarkıyla bitirmek istiyorum.
ADNAN OKTAR: Buyurun. Çok güzel. Ama Moşiyah’tan bahsederse bu şarkı çok çok daha güzel olur.
MaşaAllah.
SAYIN HAHAM ABRAHAM SHERMAN: Yeşaya Peygamber’in sözleri şöyle: Kudüs'te yüce mekanda barış olacak. Tüm milletler bir araya gelecekler ve Moşiyah ile birlikte tüm Müslümanlar, Hristiyanlar ve Museviler tüm dünya bu yüce mabede gelecekler ve birlikte şarkı söyleyeceğiz. Şalom, Selam, Barış olarak tüm dünyada barış hakim olacak. Yeşaya Peygamber diyor ki: Barış tüm dostlarımız için olacak, tüm kardeşlerimiz için olacak. Sadece Museviler için değil tüm kardeşlerimiz, tüm dünyadaki insanlar ve kardeşlerimiz için barış istiyoruz. Sizden ben şöyle istiyorum, şunu istiyorum; bu tüm dünya için en iyisi. Yaşaya Peygamber bu sözleri söylerken dua etti. Biz de dua ediyoruz. Siz Şalom, Selam, Barış getirin. Tüm milletler için Moşiyah'ın günleri yakın. Moşiyah geldiğinde tüm milletler görecek. Barış hakim olacak. Barış için dua edelim.
ADNAN OKTAR: İşte Müslüman böyle olur. Çok güzel, maşaAllah. Muhteşem, çok güzel, çok seviyoruz sizi. Her konuşmanız güzel, her konuşmanız içten, candan ve sırf Allah için konuşuyorsunuz. Allah'ı çok sevdiğiniz de açık açık yüzünüzden belli oluyor, o yüzden de biz de sizi çok seviyoruz, maşaAllah.
Yine değerli büyüğümüz konuşsun, biz de dinleyelim.
(Tercüman) Size bir mektup yazmış, size kitabı ithaf etmek için bir mektup iletmek istiyor. Haham Hollander size ithaf eden bir mektup yazmış. Mektubun Türkçesi bende var. Direkt size de oradan Türkçesini okuyun diye söylüyor.
ADNAN OKTAR: Tamam olur.
SAYIN HAHAM YEŞEYAHU HAKOHEN HOLLANDER: “Çok ilham verici sözlerden sonra ancak şunları söyleyebilirim; Eşimle birlikte size bir kitap hediye etmek istiyoruz. Yıllar içinde geldiğimiz her dönemde bize çok güzel hediyeler verdiniz, bizi çok güzel ağırladınız. Bu kez biz de size bir kitap vererek güzel bir karşılık vermek istedik.
-Şöyle Haham Hollander'in sözleri- Sayın Oktar, sevgili erkek kardeşlerim ve kız kardeşlerim. Hayatımın birçok yönü için tek olan, sonsuz güç sahibi olan Yüce Allah'a teşekkürlerimi sunmanın zamanı geldi. Bu mektubumda Allah'a şükrediyorum ve Allah'ın kullarına ve elçilerine, Sayın Adnan Oktar ve kız kardeşlerim ile erkek kardeşlerime, Allah'ın eserlerini ve Allah'ın yarattığı en mükemmel eseri olan insanları daha iyi anlamamda yardımcı oldukları için sizlere teşekkür ediyorum. Sayın Adnan Oktar, siz, kız kardeşlerin ve erkek kardeşlerin vesilesiyle gerçek Müslümanlarla sıcak, dostane ilişkiler geliştirdim. Sizin vesilenizle bu ilişkimiz sonucunda meydana gelen gelişmelerle insanlara ister Musevi, ister Müslüman olsun faydalı olmaya vesile olmanın Allah nezdinde kıymetli olduğunu anladım. Yakın zamanda Sayın Adnan Oktar ve kardeşlerim vesilesiyle Türk hükümetine verdiğimiz tavsiye sonucunda Türkiye ve İsrail arasında resmi bir uzlaşma sağlandı. İlk tanışmamızdan bu yana 9 yıl geçti. Son derece olaylı geçen yıllar sizinle olan ilişkin meselesiyle Müslümanlara ve Musevilere Kuran'a göre Araplar ve İsrail arasında gerçek barışın mümkün olduğunu anlatma fırsatı edindim. Bu mesaj birçok kesim tarafından sevinçle karşılandı. Belki de Allah'ın yardımıyla bu mesaj, bu dini gerçekleri Bir ve Tek olan Allah, Rabbimizin rızasıyla politik çözüme dönüştürecek yetkiye sahip kişilerin zihinlerine ve kalplerine ulaştırırız. Çok derin takdirlerimle ve içtenlikle.” Haham Yeşeyahu Hollander.
ADNAN OKTAR: Çok güzel. Sayın Abrahamson'da çok güzel konuşan bir insan. Ondan da güzel konuşmalar bekliyoruz.
SAYIN HAHAM BEN ABRAHAMSON: Öncelikle beni davetiniz için teşekkür etmek istiyorum. Her zaman bizleri çok güzel ağırlıyorsunuz. Her birimiz buraya kalplerimiz buruk ve üzgün olarak geldik. Bildiğiniz gibi gerilim ve çevremizi sarmış olan zorluklar var. Kalplerimizle olayları düzeltmek istiyoruz ama inananlar olarak da bir araya gelmemiz gerekiyordu. Mümin kelimesi Arapça ve İbranice kelimesinde sadece Allah'a iman eden kişi anlamında kullanılmıyor. Aynı zamanda güvenilir insanlar anlamına da geliyor. Ve biz bir çözüm arıyoruz. Bu nedenle burada birlikteyiz. Musevilik ve İslam arasında çok fazla ortak özelliklerimiz var. Roj Hashanah, Yom Kippur, İslam'da olduğu gibi aşure, aynı zamanda Fısıh, Ramazan ayı, benzer ibadetlerimiz ve benzer kutlamalarımız var. Ramazan ayında Musevilerin ortak birçok ibadetleri var. İman edenlerin kavga etmesi, Müslümanlar ve Museviler arasında savaş olması gerçekten inanır gibi değil. Biz gerçek liderliği arıyoruz. Buraya gelişimizin nedeni Mesih ümidi içinde olmamız. Kral Davud ve Kral Süleyman doğruluk, adalet ve hak olanı Allah korkusuyla anlatıyorlardı. Hepimiz böylece iyi bir imanın nasıl olacağını, gerçek bir imanın nasıl olacağını öğrendik. Biz Mesih ümidiyle bir arayış içindeyiz ve bir çözüm arıyoruz.
ADNAN OKTAR: Çok güzel.
Hanımefendi konuşmak isterse.
SAYIN REBECCA ABRAHAMSON: Öncelikle ben de sizi nazik davetinizden ve misafirperverliğinizden dolayı çok teşekkür etmek istiyorum. Museviler ve Müslümanlar kesinlikle çok büyük bir uyum içinde yaşamalılar. Haram El Şerif'ten, Tapınak Tepesi'nden örnekler vermek istiyorum bu konuyla ilgili. Musevi kaynaklarında Tapınak Tepesi'nde Musevi olmayanların da ibadet ettiğiyle ilgili çeşitli kayıtlar var. Tapınak Tepesi'nde en kutsal olanın çevresinde Musevi olmayanlar da aynı şekilde ibadetlerini yerine getiriyorlardı. Herod döneminde Tapınak Tepesi'nde ibadet bölümü genişletildi. Aynı zamanda Haram El Şerif'te İslam dininde de Müslüman olmayanların da orada ibadet etmeleri için çeşitli imkanlar sağlanmıştı. Halifeler döneminde izinler verilerek Hristiyan dininde olanlar da aynı şekilde ibadet için Tapınak Tepesi'ne kabul edildiler. 6. Yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman'ın yaptığı bir düzenleme ile birlikte İbrahim Peygamber’in adına ithafen Habibullah sözleriyle burada bir anıt oluşturuldu. Hz. İbrahim Peygamber hepimizin Peygamberidir. Musevilerin, Hristiyanların, Müslümanların ve aynı zamanda Beni Nuh olanların hepsini dahil eder. Hepimiz Hz. İbrahim Peygamber’e uyuyoruz. Bizler bu nedenle Tapınak Tepesi'nde bir arada çabalarımızı bir araya getirmeliyiz.
ADNAN OKTAR: Beyefendi iyi dinleyelim bir de.
SAYIN MAXİM BABİTSKİ: İlk önce Ramazan ayı mübarek olsun demek istiyorum ve bizi buraya davet ettiğiniz için teşekkür ederim.
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim.
SAYIN MAXİM BABİTSKİ: Burada çok yeni bir şey öğrendim. Burada barış isteyen, barışa inanan ve bu dünyayı değiştirmek isteyen insanları tanıdım.
SAYIN İMAM MUHAMMED AZİZİ: Öncelikle Selamu Aleyküm.
ADNAN OKTAR: Ve Aleyna Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu.
SAYIN İMAM MUHAMMED AZİZİ: Bu mübarek ay için sizlere iyi Ramazanlar demek istiyorum. Ve sizlere buraya kadar gelmiş Ramazan ayında davetiniz için geldiğim için size ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Aynı yönde ben devam etmek istiyorum ve aynı bağlamda bir şeyler eklemek istiyorum. Sevgiliye, arkadaşa nasıl cevap verebiliyorsa arkadaşlık da aynı şekilde yanıt verebiliyor. Bütün dinlerin maçı sevgi ve barış. Hz. İbrahim’in çocuklarıyız. Bu maç uğruna burada toplandık. Böyle güzel bir akşamda, Ramazan'da da benim en büyük dileğim olarak ben bunu size söylüyorum.
ADNAN OKTAR: Zaten özet olan kısmı çok önemli. Zaten bu konularda siyasi çözüm olmaz. Şu terörist, bu terörist bunlardan bir şey çıkmaz. Karşılıklı suçlamalardan da bir şey çıkmaz. Bu zaten sistemi kilitleyen bir sistem. Bütün dünyada herkes birbirini terörist ilan ediyor. Müslüman-Hıristiyan, Hıristiyan-Musevi, Musevi-Hıristiyanı-Müslümanı karşı terörist suçlamasının dışındayız. Biz bunu kabul etmiyoruz. Mesela tescilli teröristler var ayrı. Hakikaten kan döken, şiddet yapan teröristler var. Onlar hakikaten teröristtir. Ama sadece terörist suçlamasıyla bir yere varamayız. Çözüm Kuran, Tevrat ve İncil'dir. Nitekim bak, Tevrat'tan açıklama yaptılar, muhteşem. Biz bunu dinle halledeceğiz, dindarlarla halledeceğiz. Yani dindar Museviler, dindar Müslümanlar, dindar Hristiyanlar. Yani siyasetle hallolmuyor, siyaset mahvetti dünyayı. Siyaset dünyayı ölüme doğru götürüyor. Siyasetle olmayacağı açık. Karşılıklı suçlama, karşılıklı şiddeti getiriyor. Karşılıklı öfke, karşılıklı öfkeyi meydana getiriyor. Bunlardan hiçbir şey çıkmaz.
Siyasetçiler 70 yıldan beri, 100 yıldan beri uğraşıyorlar. Hiçbir netice alamadılar. Dünyayı ölüme doğru götürüyorlar, felakete doğru götürüyorlar der. Tek kurtuluş Tevrat'ta, Kuran'da da işaret edilen, hadislerde de işaret edilen Moşiyah'tır. Moşiyah'ın gelişidir. Ona dua edelim. Allah Moşiyah'a bir an önce bizi kavuştursun. Hıristiyan, Musevi, Müslüman hepsi kardeş olacaktır. Yoksa suçlamayla, şiddetle dünya intihara doğru gider. Ancak sevgiyle, barışla ve kardeşlikle ve silahların ortadan kalkmasıyla, karşılıklı sevgi göstermek, muhabbetle, karşılıklı güvenle mesele hallolacaktır. Siyasetçiler kenara çekilsin. Tevrat, İncil, Kuran devreye girsin. Meseleyi biz sevgiyle halledelim. Kendi aramızda hallederiz.
Yakın bir zamanda inşaAllah Hz. Süleyman (as)'ın mescidini yeniden kuracağız. Hz. Süleyman (as)'ın sarayını yeniden inşa edeceğiz. Filistin ve İsrail iç içe kardeş olarak barış içinde, huzur içinde yaşayacaklar. Moşiyah vesilesiyle olacak bu.
Birbirini hiç kimse suçlamayacak. Birbirine herkes sevgi gösterecek. Silahları kaldıracağız. Savaş arabaları kalkacak. Oklar yaylar kırılacak. Herkes birbirine dost olacak. Her cumhuriyet ayrı olacak. Her devlet ayrı olacak. Ama ne pasaport ne vize olacak. Ne de savaşlar ne de kavgalar olacak. Dostlukla meseleyi halledeceğiz.
İnşaAllah. Bakın, Mezmurlarda ne güzel söylüyor Cenab-ı Allah. Mezmurlar 133'e 1'de: “Ne iyi, ne güzeldir birlik içinde kardeşçe yaşamak” diyor.
Mesela Malaki bölümünde yine: “Bizi yaratan aynı Allah değil mi? Öyleyse neden atalarımızın yaptığı anlaşmayı bozarak herkes kardeşine ihanet ediyor?” diyor.
Mesela Mezmurlar 37 ve 37'de: “Yarınlar barış sevenlerindir” diyor.
Mesele Yeşaya 2'ye 4, Mika 4'e 3: “Ulus ulusa kılıç kaldırmayacak, savaş eğitimi yapmayacaklar artık.”
Mesela Mika 4'e 4: “Herkes kendi asmasının incir ağacının altında oturacak. Kimse kimseyi korkutmayacak.”
Bizi Tevrat, İncil ve Kuran ilgilendirir. Ondan geri siyasilerin izahları bizi hiç ilgilendirmez. Hep siyasetçilerin yüzünden oluyor kavgalar, gürültüler, birbiriyle uğraşmalar, birbirlerini suçlayıcı sözler. Biz bunları duymak istemiyoruz.
Mesela Hezekiel bölümü 39'da 9-10'da: “Silahları yakacaklar. Küçük-büyük kalkanları, yayları, okları, sopaları, mızrakları ateşe atacaklar. Yakmak için silah olarak kullanacaklar.” Yani hiçbir silah kalmayacak dünyada. Bizi ilgilendiren kısımlar bunlardır.
Tabii ki bütün siyasetçileri eleştirmiyorum. İyi siyasetçiler var ama bu konu siyasetle hallolacak bir konu değil. Bu Allah sevgisiyle Allah korkusuyla hallolacak bir konu.
SAYIN FRANK CREYELMAN: Öncelikle çok teşekkür etmek istiyorum davetiniz ve misafirperverliğiniz için. Beni bu değerli İsrail heyeti ile birlikte beni de dahil ettiğiniz, davetiniz için de çok memnun oldum. İsrail ve Filistin'de yaşanan korkuları biliyorum. Bölgedeki şiddet ve teröre şahit oldum. Suriye'ye beş altı kez gittim ve burada kan dökücülüğün ve İslam adına IŞİD gibi terör örgütleriyle ne tür şiddete başvurduğuna bizzat şahit oldum.
Size, bu terör örgütlerinin yaptıkları var. Örneğin Barbie bebeklerin içine bomba yerleştiriyorlar ve kız çocukları bu oyuncaklarla oynamaya geldiklerinde bomba patlıyor ve vücutlarının birçok kısmını, bölümünü kaybetmiş oluyorlar.
Bu tür terör olaylarına sadece Orta Doğu'da rastlanmıyor. Ben birkaç hafta önce Ukrayna'da bulunuyordum. Ukrayna'da da Hristiyan milletler arasında da benzer terör olaylarının yaşandığını görüyoruz. Aynı şekilde İsrail'de Filistin arasında yaşanan terör olayına da yakın zamanda şahit olduk. Bunun dışında bu bölgede sadece değil, insanlar arasında birbirlerine karşı terör örneklerine şahit oluyoruz.
Ben bir politikacı olarak ne yapabilirim? Bu sorunun cevabını arıyorum. Küçük bir ülkeden geliyorum. Belki dünyada bir güç değiliz. Fakat bizim sözlerimizin güçlü olacağına inanıyorum. Almanya, İngiltere, Fransa ve Hollanda arasında küçük bir ülkedeyiz. Burada kendi bölgemizde de terör olaylarına şahit oluyoruz. Avrupa'da 1. Dünya Savaşı ve 2. Dünya Savaşı gibi büyük savaşlar yaşandı. Ülkelerimiz arasında bu savaşlar devam ederken barışın nasıl olacağını arıyoruz.
Bu nedenle sizin burada yaptığınız çalışmanın gerçekten çok önemli olduğunu vurgulamak istiyorum tekrar. Siz bu önemli insanları, değerli insanları ve aynı zamanda farklı dinlere mensup olan kişileri bir araya getiriyorsunuz. Ve bunun gerçekleştirilebileceğini, bu çalışmanın hayata geçirilebileceğini gösteriyorsunuz. Bu nedenle çok önemli bir çalışma yapıyorsunuz. Çok teşekkür ederim.
ADNAN OKTAR: Biz de teşekkür ediyoruz.
Sizin herhalde biraz eksik kalmıştı, konuşmadığınız bir bölüm kalmıştı.
SAYIN REBECCA ABRAHAMSON: Ben de kısaca şu konuları eklemek istiyorum. Musevilerin ve İslam tarihine baktığımızda özellikle 7. Yüzyıldaki dönemde halklarımızın ve insanlarımızın Tapınak Tepesi’nde bir arada ibadet ettiklerini görüyoruz. Onların arasında herhangi bir ayrım yoktu. Hatta İslam, Musevilere ve Hristiyanlara ibadet için Tapınak Tepesi’ni açmıştı, izin vermişti.
ADNAN OKTAR: Moşiyah gelmeden onlar olmaz. Moşiyah zamanında, inşaAllah.
SAYIN REBECCA ABRAHAMSON: İslam koruyucudur. İslam'da bu özelliği görüyoruz. Tapınak Tepesi bizim toprağımız. Kudüs bizim diyemeyiz. Çünkü biz toprağa aitiz. Biz Kudüs'e aitiz. Toprak Allah'a ait. Kudüs de Allah'a ait. İslam'ın muhteşem tarihine baktığımızda, örneğin Suriye'de yaşanan zulmü, Gazze'de yaşanan zulmü görüyoruz. Bu nedenle bizim yapmamız gereken insanlığı kurtarmak için birlikte bir çaba içinde olmalıyız, maneviyatı artırmalıyız, dini özgürlükleri güçlendirmeliyiz. Zulüm ancak böyle durabilir.
ADNAN OKTAR: Bu meselenin kökü, neticelenmesi, düzelmesi ancak dindarların tavrıyla belirlenecek gibi görülüyor. Açık bu. Siyasetçiler yıllardan beri kilitleyerek müthiş bir dehşet dünyası meydana getiriyor. Şu an dünyada insanlar hep birbirinden nefret ediyor. Muazzam bir Musevi bir nefreti var. Muazzam bir Hristiyan nefreti var. Muazzam bir Müslüman nefreti var. Ve bu nefreti tırmandırma politikası var. Ama din bu nefreti tamamen ortadan kaldırıyor. Hristiyanlık, Musevilik ve Müslümanlık sevgiyi, barışı ve kardeşliği getiriyor. Dünyanın çözümü Allah için olan gayret ve mücadele. Yani dinlerin birbirlerine dost olması, birbirlerini sevmesi. Siyasetçilere bıraktığımızda facianın çapı çok büyüyor. Mesela Çeçenistan'da, Çeçenler Rusları terörist olarak görüyor. Terörist olarak gördükten sonra, karşı olarak onlar da onları terörist olarak görüyor. Hamas, İsrail'i terörist görüyor. İsrail, Hamas'ı terörist olarak görüyor. Herkes herkesi terörist olarak görüyor. Ve bu şiddet ve çatışmayı daha da şiddetlendiriyor. Ve dünyayı ölüme doğru götürüyor, sevgisizliğe doğru götürüyor. Bunun bir çözüm olmadığı açık. Çözüm ancak Tevrat'ın belirttiği, İncil'de belirtilen, Kuran'da belirtilen sevgi, dostluk, barış ve kardeşlik. Bu son derece kolay. Sadece bütün dindarlar bir araya gelecekler, birbirlerine kilitlenecekler, Birleşmiş Milletler de öncülük edecek, devletlerin başkanları da öncülük edecek, Hatta masonlar da işin içinde olsunlar. Tapınak Şövalyeleri de destek olsun. Herkes destek olsun. Bu güzel neticeyi elde edelim.
Bütün bu olaylar, insanların birbiriyle çatışması, bu kavgalar, ateizmin yayılması, acımasızlığın, merhametsizliğin yayılması Moşiyah'ın çıkış alametidir. Ve Moşiyah'ın bütün çıkış alametleri oluşmuştur. Peygamberimiz (sav) Moşiyah'ın çıkış alametlerinden 100 alamet saymıştır, hepsi de çıkmıştır. Tevrat'a göre de böyledir. Zaten Sanhedrin de toplandı. Moşiyah'ın vaktinde olduğumuzu açıkladılar. Kurtuluşun, Müslümanların birlikte olması yani Hristiyan, Musevi ve Müslümanların bir arada kardeşçe el ele vermelerine neticeleneceği açıkça görülüyor.
Peki, çok teşekkür ediyorum geldiğiniz için. Yarın da buradasınız, misafirimizsiniz. Yine konuşacağız. Allah kardeşliğimizi pekiştirsin, sevgimizi artırsın. Allah hepimize cennetini nasip etsin. Hepimize barışın, kardeşliğin hakim olduğu bir dünya nasip etsin. İnşaAllah huzur içinde, güzellik içinde Tevrat'ın vaatlerini göreceğiz, Kuran'ın vaatlerini göreceğiz, İncil'in vaatlerini göreceğiz. Oradan da güzel hayata, cennete geçeceğiz, inşaAllah.





