Peygamberimize düzenlenen fiili saldırılar

"Resulullah'ın zorluk ve imtihanları" belgeselinden


PEYGAMBERİMİZE DÜZENLENEN FİİLİ SALDIRILAR

Tarihin her döneminde, inkar edenler çeşitli düzenlerle iman edenler üzerine kendilerince korku salmaya, onları yıldırmaya çalışmışlardır. En yoğun olarak da saldırılarını Resullere yöneltmişlerdir. Fakat Resuller, bütün gücün Allah'a ait olduğunu bildiklerinden inkar edenlerin bu saldırılarından dolayı asla bir yılgınlığa ya da ümitsizliğe düşmemişlerdir. Peygamber Efendimiz (sav) insanlara Allah'ın dinini anlattıkça kavmin önde gelenlerinden aldığı tepkinin şiddeti de giderek artmaktaydı.

Önde gelenler, Resulullah (sav)’in liderliğinde din ahlakının hızla yayıldığını ve başvurdukları alay, hakaret, iftira ve benzeri yıpratma yöntemlerinin işe yaramadığını görmüşlerdir. Bunun üzerine mübarek Peygamberimiz (sav)’e tuzak kurmak gibi kendilerince daha etkili yöntemlere başvurmaya karar verdiler. Kuran'da inkarcıların bu planı şöyle haber verilmektedir:

“Hani o inkar edenler seni tutuklamak ya da öldürmek veya sürgün etmek amacıyla tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzağı tasarlıyorlarken Allah da bir düzen kuruyordu. Allah düzen kurucuların hayırlısıdır.” (Enfal suresi, 30)

Ayette geçen “tuzak” kelimesi dikkat çekicidir. İnkar edenler Resulullah (sav)’e açıktan açığa saldırıda bulunmak yerine, tuzak yani komplo kurarak onu durdurmak istemişlerdir. Bu komplo, Peygamberimiz (sav)’in tutuklanmasını, öldürülmesini ya da sürülmesini hedefleyen bir komplodur. Ancak yine ayette bildirildiği üzere inkar edenler Resullere hiçbir şekilde zarar veremezler. Resulleri Allah görevlendirmiştir ve onları koruyacak olan da ancak Allah'tır.  Ve asıl hüsrana uğrayanlar, ayette bildirildiği gibi Allah'ın elçilerine tuzak kuranlar olacaktır.

Kuran'da pek çok ayette, Resullere karşı girişilen fiili saldırılar haber verilir. Hemen hemen tüm resuller önde gelenler tarafından ölüm, hapis ya da işkence ile tehdit edilmiş ve bu tehditler çoğu kez de fiili saldırıya dönüşmüştür. Resulü ve onunla birlikte Allah'a iman etmiş kimseleri yollarından döndürmek için içlerinden bir kısmını öldürmüş, bir kısmını da öldürmeye teşebbüs etmişlerdir. Özellikle Resulleri öldürerek Allah'ın dinini yok edebileceklerini, diğer iman edenleri de bu şekilde dinlerinden döndürebileceklerini sanmışlardır. Şüphesiz bu, Kuran'da da haber verildiği gibi akletmekten yoksun bir topluluk olduklarını göstermektedir.

Peygamber Efendimiz (sav) de hayatı boyunca inkârcıların suikast teşebbüsleriyle karşı karşıya kalmıştır. Müşrikler sık sık aralarında toplanarak Resulullah (sav)’i öldürmeye cüret etmek için planlar yapmaktaydılar. En sonunda Ebu Cehil'in planı üzerinde karar kıldılar. Buna göre her kabileden güçlü, güvenilir silahlı bir genç seçilecek ve hep birlikte aynı anda Resulullah (sav)’e saldırıp sözde onu öldürmeye yelteneceklerdi. Bunun sonucunda kendilerince Peygamberimiz (sav)’in ailesi bütün Kureyş kabileleriyle uğraşamayacak, Kureyş de onların öne sürdüğü diyeti ödeyecekti. Ancak Allah müşriklerin bu planlarını gerçekleştirmelerine izin vermedi.

Peygamber Efendimiz (sav), müşriklerin evini kuşattıkları bir gecede Hz. Ebu Bekir (ra) ile birlikte Mekke'yi terk ederek Medine'ye hicret etmek üzere yola çıktı. Evinin etrafında bekleyen müşrikler Allah'ın bir mucizesi olarak kendisini fark etmediler. Durumu sonradan farkına varan müşrikler sabah Mübarek Peygamberimiz (sav) ve arkadaşının peşine düştüler. Ancak Allah'ın rahmeti ve koruması sayesinde Müşrikler onları ele geçiremediler ve hiçbir zarar da veremediler.

Rivayetlerde, hanımı Hz. Hatice'nin Peygamber Efendimiz (sav)’e Risalet görevi verildikten sonra Kendisini Ehl-İ Kitap’tan âlim bir şahıs olan amcasının oğlu Varaka ile tanıştırdığı bildirilir. Varaka'nın Peygamber Efendimiz (sav) hakkında söyledikleri oldukça ilgi çekicidir. Varaka, Hanifler'dendi. Tevrat ve İncil'i okumuş İbrani dilini ve eski dinleri bilen bir ihtiyardı. Varaka, Peygamberimiz (sav)'i dinledikten sonra: “Müjde sana Ya Muhammed! Allah'a yemin ederim ki sen Hz. İsa'nın haber verdiği son peygambersin. Gördüğün melek senden önce Cenab-ı Hakk'ın Musa'ya göndermiş olduğu Cibril'dir. Keşke genç olsaydım da kavmin seni yurdundan çıkaracağı günlerde sana yardımcı olabilseydim. Hiç bir peygamber yoktur ki kavmi tarafından düşmanlığa uğramasın, eziyet görmesin” dedi. Aradan çok geçmeden Varaka öldü.

İnkâr edenler, Hz. Muhammed (sav) ve beraberindeki müminleri bulundukları ortamdan yaşadıkları yerden sürüp çıkarınca dağılmalarını sağlayabileceklerini, güçten düşürüp yok edebileceklerini sandılar. Oysa Allah, asıl yıkımın Resullerini yurtlarından çıkaranlar için olduğunu bir ayetinde şöyle haber vermektedir:

“Seni sürüp-çıkaran memleketinden, kuvvet bakımından daha üstün nice memleketler vardı ki, biz onları yıkıma uğrattık da kendileri için hiçbir yardımcı yoktu.” (Muhammed Suresi, 13)

Bu, Allah'ın her devirde süregelen bir kanunudur. İnsanları dinlerinden dolayı yurtlarından sürenlerin kendilerinin de orada fazla barınmaları mümkün değildir. Peygamberimiz. Hz. Muhammed (sav) de terk etmek zorunda bırakıldığı Mekke'ye, daha sonra beraberindeki müminlerle birlikte geri dönmüş ve inkar edenlere karşı mutlak bir üstünlük sağlamıştır. Müşriklerin beklentilerinin aksine müminler ayrılıp dağılmamışlar, tam tersine daha çok güçlenip kaynaşmışlardır. Bu da müminler aleyhine kurulan hiçbir ittifakın başarılı olamayacağını göstermesi açısından çok önemlidir.


 

A9 TV | Canlı yayın izle, Adnan Oktar TV Programları | Peygamberimize düzenlenen fiili saldırılar