Peygamberimiz (sav)'in iftiralara maruz kalması

"Resulullah'ın zorluk ve imtihanları" belgeselinden


PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN İFTİRALARA MARUZ KALMASI

İnkarcıların, Allah'ın elçilerine karşı en sık kullandıkları saldırı yöntemlerinden biri de iftiradır. Kuran'da Allah'ın elçilerine ve onların izinden giden salih kişilere pekçok çirkin iftiranın atıldığı bildirilmektedir.

İftira, binlerce yıldır yeryüzünde ahlaksızlığı ve bozgunculuğu yaygınlaştırmak isteyen inkârcıların dindar, samimi ve güzel ahlaklı insanlara karşı kullandıkları ve birbirlerine miras olarak aktardıkları bir yöntemdir. Söz konusu kimseler, iftira atarak iman edenleri kendilerince yıldırmaya doğru bildikleri yoldan vazgeçirmeye çalışırlar. Bu yöntem tarih boyunca Hz. Nuh (as)’dan Hz. Süleyman (as)'a Hz. Musa (as)'dan Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’e kadar Allah'ın tüm elçilerine ve beraberlerindeki müminlere karşı kullanılmıştır.

Ancak şu çok önemli ve kesin bir gerçektir; hiçbir iftiracı amacına ulaşamamış, elçilerin ilahi vazifelerini yerine getirmelerini engelleyememiştir. Tam aksine atılan iftiralar Müminlerin şevklerinin daha çok artmasına ve Allah'a daha çok yakınlaşmalarına vesile olmuştur.

Mübarek elçiler kendilerine yöneltilen iftiraları her zaman örnek bir sabır ve tevekkülle karşılamış, inkârcıların baskılarına asla boyun eğmemişlerdir. Allah'ın emrettiği ahlakı yaşamaya ve insanları doğru yola davet etmeye devam etmişlerdir.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in yaşamı da elçilerin tarih boyunca uğradıkları iftiraların örnekleriyle doludur. Müşrikler gerek kendisine doğrudan iftira etmeye gerekse mübarek ailesine iftira atmaya kalkışarak Resulullah Efendimiz (sav)’e eziyet etmeye kendilerince onu hak mücadelesinden döndürmeye çalışmışlardır. Kavminin inkarcıları, sözde Peygamberimiz (sav)'i etkisiz kılmak insanları kendisinden uzaklaştırmak için onu türlü çirkin iftiralarla karalamaya çalışmışlar. Bir yandan da kendisinin çıkar ve mevki kazanmak için insanları etrafında topladığı yalanını yaymaya kalkmışlardır. Allah'ın Resulü (sav) müşriklerin tüm bu iftiralarından uzak ve münezzehtir.

Oysa Hz. Muhammed (sav), tüm diğer peygamberler ve samimi Müslümanlar gibi asla dünyevi bir mevki ya da çıkar peşinde olmamıştır. İnsanlardan hiçbir ücret ve karşılık beklemeden sadece Allah'ın hoşnutluğunu, rahmetini ve cennetini isteyerek onları Allah'ın yoluna çağırmış ve onlara ahiret yurdunu hatırlatmıştır.

Allah, ayetlerinde inkar edenlerin bu haksız ve gerçek dış ithamlarına karşı Peygamber Efendimiz (sav)’in insanlardan bir ücret ya da karşılık istemediğini şöyle bildirmektedir:

“Oysa ki sen buna karşı onlardan bir ücret de istemiyorsun. O âlemler için yalnızca bir öğüt ve hatırlatmadır.” (Yusuf Suresi, 104)

Kuran'ın başka birçok ayetinde Allah elçisini müşriklerin attıkları çirkin iftiralardan temize çıkarmaktadır. Bu ayetlerden bazıları şöyledir:

“Sahibinin sapmadığı ve azmadığı. O, hevadan, kendi istek, düşünce ve tutkularına göre konuşmaz. O, yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir.” (Necm Suresi, 2-4)

“Ya da, kendi elçilerini tanımadılar mı ki, şimdi onu inkâr ediyorlar? Yahut, onda bir delilik var mı diyorlar? Hayır, o, onlara hakla gelmiş bulunmaktadır ve onların çoğu, hakkı çirkin karşılıyorlar.” (Müminun Suresi, 69-70)

“İşte böyle. Onlardan öncekiler de, bir elçi gelmeyi versin Mutlaka büyücü ve cinlenmiş demişlerdir. Onlar bunu (tarih boyunca) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır, onlar azgın ve taşkın bir kavimdirler.” (Zariyat Suresi, 52-53)

İnkârcıların müminlere iftira atacakları, onların aleyhinde incitici sözler söyleyecekleri ve bunun Allah'ın değişmeyen bir kanunu olduğu Kuran'da haber verilen bir gerçektir.

Müşriklerin peygamberlere yönelttikleri iftiraların hemen hepsi günümüzde de inkarcılar tarafından müminler aleyhinde sıklıkla kullanılmaktadır. Yalancılık, delilik, büyücülük, sapkınlık, menfaat ve iktidar peşinde olmak, şımarıklık, kendini beğenmişlik, iffetsizlik, dini değiştirmek istemek, bu çirkin iftiralardan bazılarıdır. Bir mümine atılan iftiranın boyutları, o müminin imanının üstünlüğünü, din ahlakını yaşamaktaki sebat ve kararlılığını gösteren delillerden biridir.

Bu tür durumlarda Müslümanlar çok uyanık olmalı, mümin kardeşlerine atılan iftiralara kulak vererek suizan yani kötü zan ve tahminde ve haksızlıkta bulunmaktan şiddetle kaçınmalıdır. Hatta iftiracılara da bu iftiralara inanmadıklarını ve itibar etmediklerini belli ederek iftiracıların tuzaklarını bozmaya yönelik hareket etmelidirler.

Unutulmamalıdır ki, insanların çoğunluğunun iftiraya iştirak ederek Müslümanların karşısında olması asla iftiranın gerçek olduğunu gösteren bir durum değildir. Çünkü Allah bir ayetinde, insanların çoğunluğuna uymanın saptırıcı olabileceğini bildirmiştir.

“Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zannı uyarlar ve onlar ancak zan ve tahminle yalan söylerler.” (En’am Suresi, 116)

Dahası, Müslümana yönelik suçlama Allah'a karşı isyankar kimselerden geliyorsa Bunun karşısında nasıl davranılacağı Kuran'da şöyle bildirilmektedir:

“Ey iman edenler, eğer bir fasık size bir haber getirirse onu etraflıca araştırın. Yoksa cehâlet sonucu bir kavme kötülükte bulunursunuz da, sonra işlediklerinize pişman olursunuz.” (Hucurat Suresi, 6)