MAZLUMA KİMLİK SORULMAZ - SERAP AKINCIOĞLU
SERAP AKINCIOĞLU: Şu an dünyada zulüm ve acımasızlığın hakimiyeti yaşanırken, en az bunun kadar acı bir durumda mevcut zulme, acımasızlığa sessiz ve kayıtsız kalınmasıdır. Sessizlik, kayıtsızlık, çözümsüzlük, zalimlere daha da cesaret veren, zulümlerine her geçen gün yenilerini eklemelerine neden olan durumlardır. Vicdanlı bir insan dünyanın hiçbir yerindeki zulme, şiddete, haksızlığa sessiz kalamaz.
Elbette ki bazen her ülkeyi aynı satırlarda ya da 140 karakterli bir Twitter mesajında dile getiremeyebilir. Ama bu umursamadığı anlamına kesinlikle gelmez. Mazlumların, sivil halkın, çocukların hatta bebeklerin öldürülmesi, diri diri yakılanlar, işkence görenler, yurtlarından çıkarılanlar, hukuksuz tutuklamalar, dinlerini yaşamalara engellenenler, mezheplerinden dolayı kurşuna dizilenler, ekmek alacak bile parası olmayanlar, Mülteci olarak soğuk havada, bez çadırlarda yaşam mücadelesi verenler, çok rahat tedavi edilebilir hastalıklardan bile sırf maddi imkanları yetersiz diye hayatını kaybedenler.
Diğer tarafta ardı arkası gelmeyen israf, umursuzluk, kendilerine dokunmadığı sürece her şeye karşı sessiz ve tepkisiz kalanlar. Zenginliğin ve gücün bu zavallı muhtaç insanlar adına kullanılmaması, hatta daha fazla silah, daha fazla tank, top için kullanılması. Tüm dünyayı bu zulümden kurtaracak en etkili yol sevgi ve saygıyla birlik olmaktır.
Dünyadaki birçok sorunun temelinde sevgisizlik yatar. Yoksa dünyada herkese yetecek kadar toprak da var nimet de. Aynı düşünceye, aynı dine, aynı siyasi görüşe sahip olmayabiliriz. Ama dünyadaki adaletsizliğin, kargaşanın, terörün, katliamların, açlığın, sefaletin ve zulmün çözümü için birbirimizle çatışmayı bırakıp birlik olmak zorundayız. Zulme karşı duyarsız olmak ve sessiz kalmak buna yol açmak ve zulme ortak olmak demektir. Ya da zulme uğrayanlar kendileriyle aynı memleketten, aynı dinden, aynı mezhepten, aynı düşünceden değil diye görmezden gelmek.
Masum sivillerin, alnı secdedeyken ateş açılan insanların, sırf farklı mezhepten diye öldürülen, işkence görenlerin, şehit edilen çocukların, bebeklerin hangi ülkeden olduğunun ne önemi var? Ya da tarihte atalarının yaptığı hatalardan onları sorumlu tutabilir miyiz? Kanlar içinde yerde cansız bedeniyle yatan bir bebeğe ne soracağız? Hangi suçtan dolayı öldürüldün? Hangi ülkedensin? Hangi dine mensupsun? Hangi mezheptensin? Hangi siyasi görüşü benimsiyorsun? Bu sorular hiçbir mazluma sorulmaz. Mazluma kimlik sorulmaz. Ayrıca zalime de kimlik sorulmaz.
Hemen burada şunu belirtmek istiyorum. Mesela Mursi'nin tutuklanmasını eleştirirken serbest bırakılsın derken bunu demokrasi adına hukuksuz tutuklamalara karşı olduğumuz için isteriz. Mursi'yi kusursuz bulduğumuz için değil.
Esed'in yaptığı zulmü eleştirmemiz muhaliflerin arasındaki zalimleri desteklediğimiz anlamına gelmez.
İsrail'in yıllardır bitmeyen zulmünü eleştirirken, Filistinli intihar bombacılarının, masum Musevi bebeklerin, sivillerin hayatına kastetmelerine de karşıyız.
Gezi olaylarını eleştirirken, aslında şiddeti, sevgisizliği eleştiririz. Demokratik hakkı için samimiyetle orada bulunan, şiddete karışmamış gençleri, yakıp-yıkan katil vandallarla aynı kefeye nasıl koyamazsak, şerefli polisimize orantısız güç kullananlarla da aynı kefeye koyamayız. Kurumların, kişilerin değil insanlığın, sevginin, güzel ahlakın, hukukun tarafındayız.
Zalim olan, suçlu olan kim olursa olsun hukuk çerçevesinde karşılığını almalıdır. Zulmün kimden kime geldiği fark etmez. Zulmün, şiddetin, adaletsizliğin her çeşidine din, dil, ırk, siyasi görüş vs. gözetmeden karşıyız. Bu zulüm hakimiyetinin son bulması için Kuran ahlakını yaşayanların önce kendi içlerinde sonra da tüm dünyayla dostça, sevgiyle birlik olması şarttır. Ve unutulmamalıdır ki hiç kimse zulmün bir gün kapısına gelmesinden güvende değil.
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500