"Osmanlı padişahlarının Resulullah (sav) sevgisi" belgeselinden
KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN
Osmanlı Devletinin 10. Padişahı ve İslam Halifelerinin 75.si olan Kanuni Sultan Süleyman, Türk hakimiyetinin doruk noktasına ulaştığı bir devrin sultanıydı. Kanuni Sultan Süleyman, adaleti seven bir padişahtı. Mevcut kanunları yazdırtıp çok sıkı ve adaletli bir şekilde uygulatıyordu. Bundan dolayı kendisine kanuni deniyordu. Allah'a gönülden bağlıydı ve Kuran ahlakına uygun şekilde yaşardı. Her zaman bütün başarıların Allah'tan geldiğini bilir ve bunlar için Allah'a şükrederdi.
Kanuni Sultan Süleyman, Atlas okyanusundan Umman denizine, Macaristan, Kırım ve Kazan'dan Habeşistan'a kadar geniş yerleri Kuran-ı Kerim'in emirleriyle adaletle idare etmiştir. Kanunnameyi hazırlarken ve uygularken İslam alimlerine danışmış ve 46 yıl süren saltanatı süresince amacı İslamiyet'i yaymak olmuştur.
Kanuni Sultan Süleyman Allah'a ve Peygamberimiz (sav)’e bağlılığını şu sözleriyle ifade etmişti:
“Allah Allah diyelim, sancağı şahı çekelim, yürüyüp her yandan şarka sipahi (asker) çekelim. Umarım rehber ola bize Ebu Bekri-u (ve) Ömer. Ey muhibbi yürüyüp şarka sipahi (asker) çekelim.” (Divan-ı Muhibbi, s. 120)
Osmanlı eserlerinde Kanuni'nin rüyasında Hz. Peygamber (sav)'i gördüğü ve kendisine şöyle emrettiği nakledilmektedir:
“Belgrad, Rodos ve Bağdat kalelerini fethedesin. Sonra da benim şehrimi imar edesin.”
Bu rüya hükümdarı oldukça etkilemiş ve kendisini daha da şevklendirmiştir. Yükselme devrinin en parlak padişahı Kanuni'nin hüküm sürdüğü dönem içinde Doğu'ya ve Avrupa'ya birçok seferi olmuştur. Bunlardan Avusturya seferinde padişahın emriyle Budin kalesine İslam ahalisi yerleştirilip dini kurumların yapımına başlanmıştır. Alimler tayin edilmiş, Avrupa'ya İslam dininin daha da yayılarak yerleşmesi için faaliyetler genişletilmiştir.
Kanuni, Kaptanı Derya Barbaros Hayrettin Paşa ile Preveze'de, Turgut Reis ile de Cerbe'de Haçlı donanmalarını bozguna uğratarak, Türk İslam tarihinin en muhteşem zaferlerini kazanmıştır. Kanuni, yaptığı bu seferlerinde zalim kralların zulmü altında ezilen insanları kurtarmış, onları İslam'ın merhameti ve adaletiyle yaşatmıştır.
Mimar Sinan'ın yaptığı Süleymaniye Camii de bu devirde yapılmıştır. Görüldüğü gibi kanuni, iyi bir İslam terbiyesi almış. Her zaman hakkın ve haklının yanında olmuştur. Hoşgörü, merhamet, adalet ve medeniye sergilemesinin asıl kaynağı, Allah'ın Kuran'daki emirlerine olan sadakati olmuştur. Allah bu konuyla ilgili olarak bir ayetinde şöyle buyurmaktadır:
“Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever.” (Mümtehine Suresi, 8)