BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ'İN YETİŞTİRDİĞİ ÜLKÜCÜ GENÇLİK TÜRKİYE'NİN BİRLİĞİ İÇİN ÇELİK MEVZİDİR. TÜRKEŞ'İ ASLA UNUTTURMAYIZ.
ADNAN OKTAR: Başbuğ Alparslan Türkeş rahmetlinin hizmeti çok büyük. Ama bu yeni nesilde bilinmiyor. Yani bu çok vahim bir şey. O mübarek insan dişiyle, tırnağıyla, var gücüyle milli düşünceyi, milli duruşu, milli olmayı, devletin bütünlüğünü, ülke ruhunu mükemmel gençlere aktardı. Müthiş bir azim ve kararlılıkla. Daha hala devlette etkisi bütün gücüyle devam ediyor. Ama hayret edici şekilde unutturma faaliyeti var. Buna karşı tam aksi bir tavır gösterilmesi gerekiyor.
Sayın Bahçeli gibi MHP'nin başına geçen her değerli şahsa başbuğ lakabı verilmesini istiyorum. Yani Sayın Türkeş başbuğlar başbuğu olarak anılsın. Ama her gelen MHP Genel Başkanına Başbuğ lakabı verilmesi güzel olur diye düşünüyorum. Böylece Sayın Türkeş'in ismi de, ruhu da kıyamete kadar etkili bir güç olarak devam eder diye düşünüyorum. Çünkü tanımayan bilmez, hakikaten çok değerli bir insan.
O eğitimin Türkiye'de bu kadar etkili olması bir mucize. Şu an mesela polis, özel harekat, jandarma, ordu, MİT, her yerde o ruh hakim. Bizim gençlere de bakıyorum, o ruhu bayağı seviyorlar. Ben MHP'li değilim, ülkücü de değilim. Yani AK Partili de değilim, her zaman söylüyorum. Yani ben bütün partileri kucaklıyorum. Hem CHP'liyim, hem AK Partiliyim, hem MHP'liyim, hem Saadetliyim. Hem Büyük Birlik Partiliyim, hepsini seviyorum. Böyle bir yöntemle bu ruhu devam ettirmek lazım. Çünkü gençlerin çok sevdiği bir aksiyon, çok sevdiği bir inanç, ülkücülük. Ben onu görüyorum. Yani her genç seve seve ülkücü olmak istiyor. Ve hakikaten bir kahraman ruhu, hakikaten bir yiğitlik ruhu üstlerine hakim oluyor. Güzel bir terbiye şekli, güzel bir eğitim şekli, güzel bir ekol, güzel bir ideal. Daha ciddiye alınması lazım, daha önem verilmesi gerekiyor. Türkiye için unutturulması, riski çok çok vahimdir. Buna zaten müsaade etmeyiz, bunu unutsunlar, o imkansız.
Yani bunca emeği, bunca çileyi bir kalemde sırf bazı komünistlerin yüzünden bazı PKK'lıların yüzünden sırf onların baskısından Türkeş'in isminin unutturulmak istenmesi asla kabul edeceğimiz bir konu olamaz.
Bilakis bilakis Başbuğ lakabı her MHP genel başkanına verilsin, inşaAllah. Başbuğ Alparslan Türkeş rahmetliye de Başbuğlar Başbuğu lakabı verilsin. Tek ona mahsus olsun. Başbuğlar Başbuğu. Ama her MHP Genel Başkanına Başbuğ lakabı verilsin.
O zaman ben lise yıllarındayken böyle alçak komünistlerin bir kısmı, rahmetli Türkeş'e aşağılık ifadeler kullanırlardı ve korkunç kinliydiler. Onların ona, o rahmetliğe kininden dolayı ben Türkeş’i çok severdim. Çünkü zıddıyla, Allahsız, kitapsız, din düşmanı, gözü dönmüş, terörist, komünist öfkeyle bahsediyorsa onun ne kadar yüce olduğunu gösterir. Ama bazı insanlar sırf bunun yüzünden herkesin çok sevdiği, Sayın Bahçeli'nin de canı gibi sevdiği bir insanı unutturmak istiyorlar. Bütün ülkücü gençliğinin canı gibi sevdiği bir insanı unutturmak istiyorlar. Ve bunu da bir onurmuş gibi anlatıyor, sevinçle. Yani müjde verir gibi. Buna asla müsaade etmeyiz. Unutturulmaya çalışılırsa Türkiye'nin ruhu manası gitmiş demektir. Milli görüşteki, milli duruştaki yerli bir insanın bu değerli, yüce, Allah tarafından gönderilmiş güzel insanların kıymetini bilmemesi diye bir şey olmaz. Unutturmaya çalışanlar unutulurlar. Bunu bırakacaklar.
Ülkücüler Türkiye'nin bölünmesine karşı çelik mevzidir. Asla ve asla ülkülerin olduğu bir yerde kimse Türkiye'ye oyun oynayamaz. Bak, Sayın Bahçeli bunu sık sık söyler. Mümkün değil. Yani muhteşem bir akıl, muhteşem bir kararlılık, muhteşem bir kabadayı cesareti, muhteşem bir azim, muhteşem bir yücelik. Gayet güzel yolları, tavırları. Ama o coşkuyu tabii bütün şiddetiyle, bütün açıklığıyla, bütün güzelliğiyle yaşatmak lazım.
OKTAR BABUNA: Darbe gecesi de en güzel örneğini gördük ülkücülerin. Dediğiniz gibi ahlakını ne kadar temiz, milli olduklarını, devleti savunduklarını.
ADNAN OKTAR: Evet. MaşAallah. Eskiden Türkeş televizyona çıkardı. Yani bozkurt çıkmış gibi. Yakından gözlerini gösterdilerdi. Kurt gibi bakıyordu. Komünistlerin kanı-iyiliği çekilirdi böyle. Ama hepsinin alayını. Yani o kararlılık, o azim titretirdi. Bir avuç ülkücü yetiyordu o zamanlar bir avuç. Çok kararlı ve azimliydi.
Tabii çok çile çekti o zaman o aslanlar. Şu an yaşları yaklaşık 50-60 yaşında onların. Yani o devrin aslanların. O çile çeken yiğitleri çok iyi değerlendirmek lazım. Birçok insanları tanımıyor mesela, bilmiyor falan. Halbuki ne acılar çektiler. Ne zorluklar çektiler. Kucaklarında şehit olduk arkadaşları. 5 bin aslan şehit oldu o devirde, ülkücü. Sürekli Türkeş'i gündemde tutacağız rahmetliyi. Bozkurt işareti sürekli yapılacak. Bozkurt'u sürekli gündemde tutacağız.
BÜLENT SEZGİN: Alparslan Türkeş'in bir konuşması vardı.
ADNAN OKTAR: Evet.
VTR- ALPARSLAN TÜRKEŞ: Rahmetli Mustafa Kemal Atatürk, onun arkadaşlarının yanında İsmet Paşa, Celal Bayar, Kazım Karabekir Paşa ve onunla beraber hareket eden birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi. İçinde Ziya Bey Ağası var, Erzurumlu Burak Bey var. Bunlar hep beraber Kurtuluş Savaşı'nı yaptılar ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin temelini kurdular. O sıralarda da federasyona mı gidelim, eyalet sistemine mi gidelim, çeşitli tartışmalar yapıldı. Ama bunların hepsi beraber, Doğulu, Güneydoğulu kardeşlerimizle beraber kenetlendiler. Dediler ki: Hayır, niye federasyona gideceğiz? Niye eyalet sistemine gidelim? Biz kardeşiz. Biz bir milletiz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti üniter devlet olacak.
ADNAN OKTAR: Rahmetlerin genel kültürü akıl almaz genişti. Yani o pek bilinmeyen bir şey. Muazzam bir tarih bilgisi, Osmanlı tarihine en ince detaylarına kadar. Avrupa tarihini de çok iyi bilen bir insandı. Ama yani akıl almaz, isim isim, yer yer. 5 bin yıllık Türk tarihine su gibi bilirdi. Gayet güzel böyle tane tane, çok anlaşılır, çok güzel anlatılırdı rahmetli. Görgüsü, terbiyesi, asaletiyle, tevazusuyla çok örnek ve ideal bir Müslüman da Allah gani gani rahmet etsin. Gece gündüz hem Bozkurt'u gündemde tutacağız, hem de rahmetli Türkeş'i gündemde tutacağız.
BÜLENT SEZGİN: Alparslan Türkeş'in Sayın Bahçe ile beraber resmi var.
ADNAN OKTAR: Yani ne çileler çektiler o zamanlar, ne zorluklardan geçtiler. Rahmetli Türkeş kabadayının şahıydı. Acayip kabadayıydı. Yani bir tek Allah'tan korkardı. Yetiştirdiği gençler de öyle. Acayip delikanlı ve kabadayıydılar. Daha hala devam eder o gelenek. Başka kim var orada? Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu. Aslan o da kabadayının, yiğidin, dürüstün en önde gelen güzel misallerinden birisiydi. Çok mübarek bir insandı. Elinin yüzünden dürüstlük akıyordu Muhsin Yazıcıoğlu. Çok, çok, çok, çok efendidir.
Biliyorsunuz rahmetli Türkeş 4,5 yıl tutuklu kaldı. İdam cezasıyla yargılandı. İdamlık. Ne yaptı da idamla yargılıyorsunuz? Vatanı kurtarmak, vatan için Allah için mücadele etmek, ne zamandan beri idam cezasını gerektiriyor? İdamlık ne var?
Başbuğun tanıtımını iyice yükseltelim. Bu çok vahim bir şey. Yani milli olan her şeyi geriye almaya kalkıyorlar. İngiliz siyaset anlayışı, o entel dantel anlayışı, milli görüşün, milli inancın yerine konmak isteniyor benim gördüğüm. Buna karşı Erbakan Hoca'mızı da gündemde tutalım. Sayın rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş'i de. Her ikisini de unutturmaya çalışıyorlar. Çok dikkat edelim.
BÜLENT SEZGİN: Sayın Alparslan Türkeş'in bir fotoğrafı var. Eşi Muzaffer Türkeş, oğlu Tuğrul Türkeş, kızı Ayyüce Türkeş,
ADNAN OKTAR: 1963.
KARTAL GÖKTAN: Bir başka resimde 1975'te Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş Mersin'de bir açılışta.
ADNAN OKTAR: Erbakan Hocam da çok imanlıydı maşaAllah. Rahmetli Türkeş de çok imanlıydı.
BÜLENT SEZGİN: Yine Sayın Türkeş'in bir fotoğrafı var.
KARTAL GÖKTAN: Bu resimde de Osman Bölükbaşı ile birlikte görülüyor, Alparslan Türkeş.
ADNAN OKTAR: Osman Bölükbaşı rahmetli, çok neşeli bir tipti. O zamana çok ismi geçerdi.
BÜLENT SEZGİN: Yine başka bir fotoğrafta Alparslan Türkeş.
ADNAN OKTAR: Komünizm akıl almaz sarmıştı Türkiye'yi. Yani bir karşıtı yoktu. MHP'nin komünizme karşı asla geçit vermeyen, asla kabul etmeyen yani madde, anti-madde gibi böyle. Madde anti-madde gibi o kadar zıttı yani. Kesin tabii, her yerde devletin bütün müesseselerinde hiç taviz vermeyen bir şey vardı. MHP ile komünistlerin bir arada yaşaması mümkün değildi o devirde. Yani bir sokakta beraber olması, bir okulda beraber olması, aynı sırada oturması mümkün değildi. Milliyetçi Hareket Partisi'nin yani kahrediciydi kararı. Yani çok aktif, coşkulu, böyle bendini aşmış bir sel gibiydiler. Yani bir kasırga gibiydiler, maşaAllah. Her yerde, küçük küçük yerlerde, fakir semtlerde falan, benim canlarım, geliştiler, güç sahibi oldular. Akıl almaz zorluklar içerisinde geliştiler. Şimdi böyle bir yapının unutturulmasına asla müsaade etmeyiz.
Ülkücüler 80'li ihtilalinde, benim canlarım, sanki vatan-millet için hizmet edenler onlar değilmiş gibi, akıl almaz işkence gördüler. Askerin de orada ona itaat etmesini hayret ediyorum. Ya sen de ülkücüsün, sen de aslansın. Yapma! Polis niye kabul ediyorsun? Niye kabul ediyorsun? İsterse emir versin, ha hı dersin, işkenceyi yapmazsın. İşkenceye evet denir mi? Yasak olan bir emre itaat olmaz. Yasak olan bir emre itaat olmaz.
İbrahim Tuncer rahmetli Yazıcıoğlu’yla tokalaşırken bir resmi var. Var mı sende?
BÜLENT SEZGİN: Evet.
ADNAN OKTAR: Evet.
BÜLENT SEZGİN: Sayın Bahçeli daima Alparslan Türkeş’in yanında Adnan Bey. Fotoğraflar var.
ADNAN OKTAR: Evladı gibiydi. O yetiştirdi, Sayın rahmetli Türkeş yetiştirdi Bahçeli'yi. Çok ünlüydü Bahçeli, ben lise yıllarında bilirim. 71'lerde falan. Devlet Bahçeli'nin ismi hep geçerdi. Yani çok ünlü bir ülkücüydü.