Askeri Yargıtay Onursal Başkanı, MHP Eski Genel Sekreteri Nursafa Pandar katılımıyla Adil Yargı -35. Bölüm

ADİL YARGI -35-

Askeri Yargıtay Onursal Başkanı, MHP Eski Genel Sekreteri Nursafa Pandar katılımıyla Adil Yargı -35. Bölüm

AYLİN ATMACA: İyi günler sayın seyirciler. Arkadaşım Kartal İş'le birlikte sunduğumuz bir Adil Yargı programında yine sizlerle birlikteyiz. Bugün stüdyomuzda yine çok değerli bir konuğumuz var. Kendisi Askeri Yargıtay Onursal Başkanı, MHP Eski Genel Sekreteri, Tuğgeneral Sayın Nursafa Pandar. Hoş geldiniz efendim.

NURSAFA PANDAR: Hoş bulduk.

AYLİN ATMACA: Konumuz Adil Yargı ama biz sizin hayatınızla da açıkçası ilgileniyoruz. O yüzden sorularımıza ilk hayatınızla ilgili sorularla başlamak istiyorum. Siz askerlik mesleğinden geliyorsunuz ve aynı zamanda hukukçusunuz. Sizi hakimlik mesleğine ya da hukukçu olmaya iten sebepler nelerdi? Siz mi istediniz? Nasıl bu mesleğin içinde kendinizi buldunuz?

NURSAFA PANDAR: Evet. Efendim ben 1941 yılında Silivri'nin Bekirliköy'ünde doğdum. Babam 1952 yılında bizi İstanbul'a götürdü. Yani göç ettik mi diyelim ona. Ondan sonra Bakırköy Ortaokulu'nda okudum eskisinde. Daha sonra da İstanbul Hukuk Fakültesi'nde. Dört yıl orada şeyden sonra derhal yedek subaylık bir an evvel bitsin, etsin diye. Nişanlanmıştım da aynı zamanda. Yani bir an evvel şey olsun diye, efendim şeyi biraz evlenebilmek için askerliği bitirebilmek için. Fakat biraz uzun  sürdü ondan sonra devam ettim. Ondan sonra Halıcıoğlu'ndaydı o zaman. Ben muayenede şeyden geldim. Yedek subaylığından, Halıcaoğlu'nda geldik, 6 ay orada. Ondan sonra da kura çektim. Yani olay yedek subaylıkla başladı. Devam, o şey devam etti, devam etti.

1961 anayasasında 1963 sayılı kanunu da bizim bir madde konulmuş yedek subaylardan iyi ve pek iyi dereceli olanlardan askeri hakimlik şeyine alınsın dediler. Biz onun üzerine müracaat ettik. Ankara'ya gittik orada not şeyi imtihan ettik. İyi bir öğrenciydim. Hiç kalmadan Haziran ayında bitirdim.

AYLİN ATMACA: Bravo. Zaten sizi bu başarı herhalde Askeri Onursal Başkanlığı'na kadar taşımış belli zaten. Peki, İstanbul Hukuk mezunu muydunuz? İstanbul Hukuk mezunuydunuz. Yedek subaylıktan sonra böyle bir şey açılınca değerlendirdiniz.

NURSAFA PANDAR: İstanbul, yedek subaylıktan sonra böyle bir şey açılınca değerlendirdik. Yazılı imtihan, sınav yaptık. Taner Candemir birinci, ben de ikinci olarak. Diğer arkadaşlardan da üç kişi daha vardı. Ondan sonra da staja başladık Ankara'da. Ankara'da 6 ay normal adliye hakimlerinde, diğer 6ayda da son askeri Yargıtay ve askeri mahkemelerde yaptık şeyi. Sonra bitince de Edremit'e çıktı tayinimiz. Kura çektik. Arkadaşlara dedim ki, ben siz şöyle yapacaksınız ben gideceğim Edremit'e yok, öyle olmaz dediler ama sonunda şey bana kaldı. Öbürleri hepsi çekti. Edremit içinden ben çektim. Edremit iyi yer. Derhal oraya gittikten sonra Piyade Tugay Komutanlığı, eğitim komutanlığıydı. Bir sene durdum orada. Bir sene durdum. Gelibolu'da iki hakim aralarında şeyler çıkmış. Birisini tayin etmişler. O zaman belki şimdi de öyle aynısıdır. 3 yıl beklemeden önce yani 3-4 yıl terfi alamıyorsunuz. Terfi diye şey yok. Şeyiniz yok. İstediği zaman yapıyor onu. Ama şey olduğunuz zaman tamamen hakim yardımcısı yerine hakim olduğunuz zaman o zaman 4 yıl geçtikten sonra yapıyor. Başkanlık Yok Teğmenim daha ben. Onun üzerine Gelibolu'ya beni, oradan giden her şey yerine beni atadılar. Haydi oradan bir kamyona koyduk eşyaları. O zaman şey de az biliyorsunuz. Geldik Gelibolu'da, iki yıl orada kaldım. Ben hep hakimlik yaptım. Üçüncü kolordu Gelibolu. Orada iki yıl hakimlik yaptıktan sonra Doğu Kars çıktı. 14 Zırhlı Tugay'ı hakim olarak atandım. 2 yıl malum, 3 yıl şeyler. 2 yıl sonra beni Diyarbakır sıkıyönetime atadılar. Yüzbaşı olmuştum o zaman. Oradan gelen arkadaşlar işte benim şeyimi beğenmişler. Sen bize gelir misin Diyarbakır'a dediler. Geliriz dedik. Gittik orada. Kars'tan Diyarbakır'a geçici ama esas şeyim Kars'ta gözüküyor. Orada ikinci bir görev. Ondan sonra 15 aydan sonra önceden, subaylara önceden işte şuraya geleceksin, şuraya çıkacaksın, şöyle diye şey geldi. Ya ona ya ona. Ben Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kanun sözcülüğüne atandım. Yüzbaşı en genç şey. Şimdi askeri lise idare mahkemesi. Orada da 2-3 yıl geçtikten sonra şeye geçtik, dil kursuna. Bir yıl dil kursuna İzmir'e gittim. Oradan bir yılda iyi olduğu için şeyim, bir yıllık erken bitirdim.

AYLİN ATMACA: Hemen şeyi sorayım size, o arada sorayım. Memnun oldunuz mu bu kararınızdan? Askeri hakimliğe geçişi.

NURSAFA PANDAR: Benim şeyim hakimlikti. Hatta bizim şeyimizde, yapıyoruz ya fakültelerde yıllığımızı. Orada hakim olacak diye yazıyor. Biz de olacaktık ama iki sene kura süresi sivillerde o sırada almada iki yıl bekliyordu arkadaşlar. Stajdan sonra iki yıl sonra hakim oluyor. Onun üzerine ben şeye meylettim. Bir iki sene bekleyeceğiz. Bitecek askerlik o zaman olacak diye. Hazır da gelmiş önüme. Değerlendirdik. Askeri hakimlerden oradan onların kullanmadıkları şeyleri aldım. Daha baştayken okudum nasıl oluyor, nasıl gidiyor diye. Gayet de güzel. Asker lojmanınız var. Evet olanakları iyi, parası iyi. O günün şeylerine göre. Memnun kaldım. Yani bir an evvel yapmam lazım.

AYLİN ATMACA: Hayır, o an karar verirsiniz, o an memnun olursunuz ama hayatınızın ilerleyen safhalarında da bu aldığınız karardan ötürü hep memnuniyet duydunuz herhalde değil mi?

NURSAFA PANDAR: Tabii, tabii. Ben çok çalışkan bir öğrenciydim. Çok çalışan hakim oldum. Sunum da o şekilde devam etti. Yani verilen görevi asla ben alamam da yok edemem yok bizde yok verirsin alır getirirsin.

AYLİN ATMACA: Belli zaten dediğim gibi yani bu başarı sizi Askeriye Yargıtay Onursal Başkanlığına kadar taşımış buradan anlaşılıyor.

NURSAFA PANDAR: Yani gittiğim yerde üsteğmen olduğum halde meseleye vakıf oluyordum.

KARTAL İŞ: Lider bir özelliğiniz var. Ortamı hemen çekip-çeviren, konulara hakim olan.

NURSAFA PANDAR: Evet. Ondan sonra Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'ne geldim. Lisan Okulu'na oradan aldım şeyi. Ondan sonra dönüş tekrar Ankara'ya. İşte Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'ne geldim. İki yıl kaldım. Ondan sonra, şeyi bitirince, askeri üstteki daire mahkemesinde çalışmaya başlayınca, lisanımı aldım, bir oraya aldım. Ondan sonra komutan beni, yani Diyarbakır'daki komutan dedi ki, Ankara'ya gelmişti, o da personel başkanı olmuş. Dedi ki, ben seni AYİM’den Askeri Yüksek İdare Mahkemesinden genel kurmaya alacağım dedi. Orası gerisi kimse seni görmez sen şeysin dedi. Ön sıraya mesela genel kurmaya bir kişi açılmış, oraya hemen beni önerdi. Ondan sonra daha yüzbaşıydım. Oradaki arkadaşlar demişler ki abilerimiz, efendim işte yüzbaşı da yapar mı, yapmaz mı? Sayın Devlet Başkanımız, Evren Paşam, sağ olsun. Beni, benim komutanımla beraber çıkardı. İşte evladım dedi, sen ne zaman terfi edeceksin dedi. Hemen dedim komutanım. Öbürüne şimdi sordu dedi ki, ya bak çocuk binbaşı oluyor, tamam istediğiniz gibi. Binbaşı olması gerekiyormuşmuş.

O yoldan da bir şey olmadı. Çalışmaya şey yaptık, kendisiyle, Evren Paşa'mla da yani kendisinin şeyiyle de gidip imzalatıyorduk, şöyle yapıyorduk. Orada da iyiydim. İyiydim, iyi bir şey çalıştım. Verileni yapıyoruz tertemiz. Askeri Yargıtay’dan seçiliyor biliyorsunuz. Bizdeki hakimler belirtiyor, işte şu kadar kişi. Onlar şeye gidiyor, milli savunmaya. Kenan Evren Paşa'm bakıyordu devlet şeyi ya, o imzalıyor. Onun üzerine işte o orada görünce beni, tamam çalışkan bu olsun demiş.

Askeri Yargıtay Beşinci Dairesi'ne geldim, Askeri Yargıtay'a geçtim. Öbürleri kızdılar, oraya niye gittin falan? Sonra iki yıl sonra uyuşmazlık üyesi olarak yine Cumhurbaşkanlığı tarafından tayin oldum. İlk iki seneden sonra genel sekreterliğe tayin ettiler beni. Sonra iki seneden sonra yine Askeri Yargıtay’dayım. Emekli olduğumda kokteyl veriyorlar. Orada bir emekli arkadaşımız dedi ki bana, sen dedi siyaset yapar mısın dedi. Olur dedim. Peki, MHP'de bakar mısın dedi. O zaman Sabahattin Milli Savunma Bakanlığı'na beni götürdüler. O zaten tanıyordu, onunla konuştuk. Ondan sonra ben seni şeye götüreceğim dedi.

AYLİN ATMACA: Kartal Bey de size özellikle bu soruyu sormak istiyordu, merak ediyordu. Neden MHP, nasıl oldu diye.

KARTAL İŞ: Sizin aklınızda var mıydı böyle bir şey, yoksa o arkadaşınız teklifte bulununca mı?

NURSAFA PANDAR: Hayır. İşte dedim ya, bir şey verildiği zaman yaparım. Nerede olursa olsun. Hizmet devlete, millete olacak. Ondan sonra şeye götürdü o da, randevu almış. Gittik, konuştuk Bahçeli'yle. Bana dedi ki, iki tane şeyini getir. Eski mazini öğrenen, onun şeyi, ne şimdi? Biyografi mi? Ben getirdim. Ondan sonra gitmedim hiçbir şeye. Bir ay sonra, eve bir telefon geldi, gazeteyi alın, Hürriyet Gazetesi'ni bir yere tayin edilmiş, Mustafa Bey dediler. Ben gittim, Hürriyet'i aldım, baktım, 70 kişilik, 4 kişilik yürütme şeyi var MYK evet. Orada, alınmış resmen, üye. Ondan sonra ben hemen ertesi gün gittim, dediler ki, kardeşim ya biz seni, şey gelmemiş bana tebligat olmamış. Dediler ki seni geldik, sandalye bile koymuştuk dedik. Neyse ben o gün hemen şeyi aldım. Genel sekreterliği diğer arkadaşımızdan hemen aldım. Saat beş gibi, altı gibi aldım. Her şeyiyle beraber. Parası puluyla. Bütün şey sende. Paranın şeyi, osu busu orayı da.

AYLİN ATMACA: Ciddi bir sorumluluk yani değil mi? Ama yine çok şerefli bir bence görev almışsınız. Milliyetçi Hareket Partisi bu ülkenin çimentosu olan bir parti Nursafa Bey. Son derece önemli. 80 öncesi dönemde baktığımızda gerçekten bu ülkeye komünizm ihracının önündeki ciddi engellerden biridir. Etten duvar örerek gerekirse değil mi? Kendilerini siper ederek. Bu ülkeye çok büyük faydalar sağlamış bir parti. O yüzden de bence böyle bir partide genel sekreterlik yapmış olmanız şeref verici bir durum. Hayatınızda güzel bir şey, hem anı hem de güzel bir fikir olmuş bu.

NURSAFA PANDAR: Ondan sonra 2002 yılında seçimler oldu. Ben de girdim. Beşinci sıradan. Üçüncü İstanbul civarında. Ama o zaman nasılsa hiç şeyi aşamadık. Barajı. 1-8'e. Büyük Birlik Partisi bize gelseydi biz en azından ben şeye girecektim. Anladığım kadarıyla. Olmadı. İstifa ettim derhal. Sebep şu; şey için değil, demek ki bizimkiler yani bizim halkımız bizi beğeniyor mu beğenmiyor mu derhal şeyi toplayıp genel şeyi yapacaksınız. Onların verdiği şeye göre, bu yola gidilmedi. Bir kişi daha iki kişiydik biz. O da istifa etti.

AYLİN ATMACA: Ama bu yaptığınız hareketin aslında anlamı çok büyük Nursafa Bey. Türk siyasi tarihinde bunun örneği azdır. Çünkü doğrusu budur. Doğrusu budur ama ilerlemiş demokrasilerde yaşanır bu. Avrupa demokrasilerinde falan ancak örneğe görülen şeylerdir bunlar. O yüzden aslında ben sizi bir tebrik edeyim hemen böyle bir durum karşısında gerçekten. Bravo.

NURSAFA PANDAR: Teşekkür ederim.

KARTAL İŞ: Gerçekten bu bir hizmet ehli olduğunuzu gösteriyor. O koltuk aslında güzel bir koltuk MHP Genel Sekreterliği. Bu kolay kolay ayrılmak istemeyeceği bir koltuk.

NURSAFA PANDAR: Gece-gündüz, Cumartesi, Pazar böyle şey gidiyorduk, deprem bölgesinde vatandaşlara şey atıyorlar, Pazar günü gidip yapılan yerleri, deprem yerlerini veriyorduk şeylere. Yani her şeyinde gidiyordum. O anda bir şey olunmadı. Ama Sayın Başkan iyidir, dürüsttür. Her yerinde dört dörtlüktür.

AYLİN ATMACA: Her şeyden önce MHP gençliğini sokaklardan uzak tutması bile ciddi bir başarıdır. Bunu da yeri gelmişken burada kendisini anarak söyleyelim.

NURSAFA PANDAR: Onu sağlamıştır. Ben bana gelen öğrencilerin, ülkücülerin bütün dergilerini alıyordum. Almamın nedeni, paraları, yani İhtiyaçları var. İhtiyaçları var, o tarzdaki şeylerini. Bir şeyleri var sırayla, onları da aldım. Gençlerin şeylerini.

KARTAL İŞ: Sonra herhalde bir yerden sonra avukatlığa başladınız. Burada Aylin Hanım'ın sorusu da şimdi ben sorayım.

NURSAFA PANDAR: Şeyde hemen, 30 Ağustos'ta dedim ya, emekli olduktan sonra. dört yıl bittikten sonra otomatikman şey oluyorsun. Avukat olabiliyorsun. Var olabiliyorsun. Oradan gençlerle beraber yeminim ettim onu aldım. Dediler ki, bir arkadaşlara vs. lazım olur. Sen bu şeyi al, ruhsatnameyi de verdiler. Beş sene Ankara'da avukatlık yaptım. Şimdi dokuz yıldır da Silivri'de şey yapıyorum ama bırakıyorum avukatlığı. Toparladım. Elimde mevcut olan dosyalar da bittikten sonra tamamen şey yapacağım. Ankara'dan Silivriye'ye gelirken kışın felaket oluyordu. Bolu'dan, oradan, buradan. Onun üzerine evi de kapattım. Evi de Silivriye'ye şey yaptım. Ondan sonra kiracı olmaktan sonra dedik, bir tane de ev. Oralıyım zaten.

AYLİN ATMACA: Şöyle bir soru sorayım ben size. Hem hakimlik yaptınız, kürsünün bir tarafında bulundunuz. Hem de avukatlık yaptınız, kürsünün diğer tarafında bulundunuz. Ne düşünürsünüz? Yani şimdi tek tarafta bulunan kişiler, mesela bütün ömrü boyunca hakimlik yapan bir insan..

NURSAFA PANDAR: 37 yıl hakimlik yaptım, doğrudur.

Şimdi şöyle söyleyeyim; Avukatlıkta müşteri eğer davayı kazanırsan ondan güzeli yok. Değilse mosmor oluyor. Ondan sonra niye olmadı, niçin olmadı, bizim avukat da.. Böyle sizi de şey yapan değil. Ben şöyle de diyordum; bak yüzde şu kadar ancak kazanabiliriz. Kazanamayız. Sen yap yap da zaman kazanırız.

Bir de bizim vatandaş yani biraz meseleyle de halletmeye çalışıyor. Çift faiz geliyor ondan sonra, kardeşim sana dedik bunu şimdi öde. Ödemiyor onu da bir de.

Hakimlik ise en mesuliyetli ve çalışma isteyen odur. Her yönüyle beraat ettireceksin, öbürünü de mahkum edeceksin. Bunun başkası yok. Yani suçluysa.

37 yılda bilmiyorum, hiç yanlış fazla fazla yanlış demeyeyim öyle. Öyle diyeyim. Bazı arkadaşlar ben hiçbir şeyim yok diyor. Bizim askeriyeden de yine, benim diyor hiçbir şeyim olmadı. Olmaz olur mu ama.

AYLİN ATMACA: Bu dediğiniz doğru. Gerçekçi olan sizinkisi.

Ben size bir şey daha sormak istiyorum. Biliyorsunuz biz 28 Şubat döneminde vakıf camiası olarak camiamızda büyük bir operasyon yapılmıştı. Gözaltına alınmıştık. Emniyette kaldık bir hafta. İşkence gördük. Kötü muameleye maruz kaldık. Kartal Bey biliyorsunuz zaten hem fiziki raporları var. Ben aynı şekilde benim de raporlarım var. Hala daha da devam eden bir mahkeme süreçlerimiz var. Tabii işkence son yıllarda Türkiye'de çok şükür ki azaldı. Eskisi gibi duymuyoruz ama önceki dönemlerde Türkiye'nin yakın tarihine baktığımızda işkence olmazsa olmaz gibi bir şeymiş belki de. Yani öyle bir şey ki hatta yapan kişiler devlet görevlisi. İnsanlık suçu tabii. Yapan kişiler de devlet memuru diye düşünüldüğü için korunup-kollanmış. Çoğu zaman karşılığını almamışlar. Ceza çekmemişler, beraat ettirilmişler, üstü kapatılmış. Ne yazık ki yakın tarihte bu tip olaylar çok var. Siz işkenceyle ilgili neler söylemek istersiniz? Ya da böyle kapatılmasıyla konunun. Acı şeyler bunlar tabii.

NURSAFA PANDAR: Siz de zarar gördünüz. Kendileri de zarar gördüler. Devlet de zarar gördü. Görevli olup da üst tarafta olup başkaları tarafından yapılan şeyini de onlar da var. Bunlar yanlış işler.

AYLİN ATMACA: Bir de herhalde hakimlerin önyargısız olmaları çok önemli değil mi? Din, dil, ırk, mezhep fark etmeksizin ya da mensup olduğu camia, mensup olduğu grup, vakıftır, dernektir, birçok şey olabilir. Sosyal bir toplumda yaşıyoruz, herkes bir yere mensup olabilir. Bunlar göz ardı edilerek, göz önünde bulundurulmadan, duygularını işin içine katmadan hakimin o kişiyi değerlendirmesi, tamamen kanunla, hukukla, önündeki dosyaya bağlı kalarak değerlendirmesi gerekir.

NURSAFA PANDAR: Şöyle şey yapması gerekir; neden biz hakimler cübbeyi giyiyoruz? Nursafa Pandar olarak değil. Vatandaş olarak,, tarafsız olmanın şeyini göstermek için. Fransızlarınkiler şey de yapıyorlar peruk da koyuyorlar. Yani sen o değilsin şimdi. Sen şu şeye bakacaksın şeklinde yapılıyor.

AYLİN ATMACA: Nursafa Bey, programımızın gittikçe sonuna geliyoruz. Çok güzel bir hayat hikayesi anlattınız bize. Gerçekten başarı öyküsü diyebileceğimiz bir hayat hikayesi. Çok teşekkür ediyoruz Nursafa Bey şeref verdiniz geldiğiniz, katıldığınız programımıza. Çok sağolun.

NURSAFA PANDAR: Ben de teşekkür ediyorum.

AYLİN ATMACA: Efendim, Kartal İş'le birlikte sunduğumuz bir Adil Yargı programının sonuna geldik. Hepinize İstanbul'dan iyi günler diliyoruz. Önümüzdeki hafta yeni bir programda karşınızda olmak üzere. Hoşça kalın.
 

A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500