Abdurrahman Kurt, 23. dönem Ak Parti Diyarbakır Milletvekili

ABDURRAHMAN KURT, 23.  DÖNEM AK PARTİ DİYARBAKIR MİLLETVEKİLİ

ABDURRAHMAN KURT: Yeniden bir ümmet bakışına sahip olabilmek. Ümmetten kastımız biz ve ötekiler anlamında değildir ama en azından kendi duygudaşlarımızla daha sıkı bağlar içerisinde olabilmek. Örneğin bir Avrupa ümmettir gerçekten bunun baktığınız zaman. Ali Bey onu ifade etti, onu ben de bizzat yaşadım. Fakat Avrupa'ya gittiğimiz zaman Avrupa'nın bir ümmet olduğunu gördük. Bu ümmet olmak her birinin bir yek diğerinin olması anlamına gelmiyor ama herkes kendisi gibi ama herkes bir arada. Olabilecekleri bir haldi. Arada suni sınırlar yoktu. Bunu yapmak için bizim eksiklerimiz hala var. Çünkü orada bir ekonomik aşağı yukarı ortalama düzeye ulaşılmış. Biz henüz onları kendi İslam coğrafyamızla ulaşamadık. Konuda ciddi sıkıntılarımız var. Bunun bir defada olmayacak bir şey olduğunu bilmek lazım. Sınırları belki kaldıramayacağız ama en azından kısa vadede anlamsızlaştırarak, Sayın Davutoğlu'nun da ifade ettiği gibi o süreç içerisinde kazan kazan ruhunu belki önceleyerek, birbirimizin içerisinde 19. Yüzyıldan kalma o milliyetçilik ruhuyla atılmış öncülük, önderlik, ayrımcılık, farklılık düşüncesini bir kenara bırakıp omuz omuza el ele, sizin de ifade ettiğiniz gibi, belki o üç ilkeye içinizde daha iyi dikkat ederek ve gerçekçi bir şekilde birbirimizi daha iyi tanıyarak birbirimizi gerçekten severek ve birbirimizle gerçekten iş birliği yapmaktan karşılıklı kazanacağımızı bilerek yürümemiz halinde bunun olmaması için hiçbir şekilde bir engel göremiyorum.

Ama bu zorlu bir yürüyüştür, basit bir yürüyüş değildir. Bu bir doğum sancısıdır. Doğumun sonucunda ölüm olmaması için, ölü doğum olmaması için bize çok görevler düşüyor. Bu kendiliğinden olacak bir şey değildir. Hepsi de sorumluluklarımıza ait olan bir süreç. Bizim demokrasi İslam'a uygundur kavramında benim anladığım şey şu, zaten İslam istişareye önem veren bir dindir. Bizler istişare ederek, kolektif, aklı kullanarak yürümeyi önderliğimizden, Allah Rasulü'nden (sav) öğrenmiş insanlarız zaten, bilen insanlarız ama uygulamada eksiklerimiz vardı belki. Orada katılımcılıkla ilgili demokrasinin de kendi için çok farklı tanımları var. Zaten kendisine devinen ve gelişen bir kavram aynı zamanda, çok durağın sonuna gelmiş bir tanımlaması olan bir kavram değil. Ama özü itibariyle insanı merkez alan her sistemi İslam için de uygulayabileceğimiz için, İslam neticede hepimizin bakış açısıyla insanı merkeze alan bir din olduğu için, bu anlamda elbette iyilik boyutuyla kastın herkesin içine katılması, herkesin içinde var olabilmesi, farklılıkların rahat edebilmesi, konforların sağlanması boyutunu, elbette böyle düşünmekte fayda var.

Kavramını yüklediğiniz anlam bizim açımızdan İslami ise problem yok. İslam'a aykırıysa zaten orada insana da aykırıdır diye düşünmemiz gerekir. Bizim o konuda ihtilaf etme şeyimiz yok zaten. Bu İttihad-ı Anasır-ı İslam şeklinde aslında çok önceden düzenlenmiş bir projedir. İttihad-ı Anasır-ı İslam; bu İslam unsurları arasında itirafların başladığı 1900'lü yılların başında zaten birçok İslam alimi, Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri tarafından zaten ifade edilmiş ama bizim maalesef kendi unsurlarımız birbirini tanırken, aslında kardeşiz deyip kardeşin hukukunu vermeden tanımaya çalışma eğilimi içerisine girdiği için orada bir sıkıntı yaşanmış kendi içimizde. Veya çok daha gerçekçi yaklaşmak gerekirse herkes bu toplamın rezerve edilmiş bir önderlik duygusuyla yola çıktığı için, buradan yine başka ihtilaflar ortaya çıkmış. Yani rezerve edilmiş bir Arap milliyetçiliği, bir Türk milliyetçiliği, bir bu tür kavramlar maalesef toplumun bir araya gelişinden karşılıklı önyargıların derinleşmesine sebebiyet vermiş.

Bütün bu önyargılardan arınmış bir şekilde liderliğin de, kardeşliğin de, acının da, mutluluğun da paylaşıldığı bir ruh haliyle yaklaşılmasıyla sonuçta girebileceğini hepimiz biliyoruz. Zaten belki batı emperyalizmi. Aramızda bu tür fitneler, öne geçme yarışları psikolojisi yarattığı için belki bizi daha fazla birbirimizden ayırdı. Ben öyle tahmin ediyorum ki bu sürgün döneminin sonuna geldik. Bugün onları aşma noktasındayız. O arifeye geldik. İnşaAllah biz Mısır'daki sürecin hayır ve bereketle sonuçlanmasını öncelikle umut ediyoruz. Teşekkürler.


 

A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500