Musul-Kerkük ve Türkmenler için gerçek çözüm: Türk İslam Birliği

MUSUL-KERKÜK VE TÜRKMENLER İÇİN GERÇEK ÇÖZÜM: TÜRK İSLAM BİRLİĞİ

1.Dünya Savaşı, tam 10 milyon insanın hayatına mal olan korkunç bir trajediydi. Savaş iki ittifak arasında yaşandı. Bir tarafta İngiltere, Rusya ve Fransa vardı. Diğer yanda ise Almanya ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu. Savaşın birinci yılında, Osmanlı İmparatorluğu Almanya tarafından çatışmaya dahil oldu. Yavuz ve Midilli savaş gemileri Kırım'daki Rus mevzilerini bombaladıklarında, Osmanlı İmparatorluğu kendini büyük bir ateş çemberinin ortasında buldu. Osmanlı orduları büyük kahramanlıklar göstererek İngiliz ve Fransız saldırılarına karşı direndiler.

Çanakkale'de 250.000 şehit verilerek düşman güçlerine dur denildi. Ancak İngiltere-Fransa İttifakı'nın Osmanlı topraklarındaki en büyük hedefi Orta Doğu'ydu. Özellikle Irak'ta keşfedilen petrol yatakları İngiltere'nin bu Osmanlı toprağına göz koymasına neden olmuştu. Savaş sırasında İngiliz ve Fransız dışişleri bakanları arasında gizlice imzalanan Sykes-Picot Anlaşması, Irak'ı İngiltere'ye, Suriye'yi ise Fransa'ya bırakıyordu. İngiltere bu planı uygulamak için 1915 yılında Basra'yı işgal ederek Osmanlı'ya karşı saldırıya geçti. Osmanlı ordusu Irak'taki yerel halkın da desteğini arkasına alarak bu saldırıyı püskürttü. Hatta ünlü Kurt-ul-Amare Muharebesi'nde İngiltere'ye 1. Dünya Savaşı'nın en ağır yenilgisini tattırdı. Enver Paşa'nın amcası olan Halil Paşa, İngiliz generalini 20.000 askeriyle esir aldı.

Fakat Almanya'nın 1. Dünya Savaşı'nı kaybetmesi Osmanlı İmparatorluğu'nu da yenik duruma düşürdü. 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması ile birlikte savaştan galip çıkan itilaf devletlerine Osmanlı topraklarını işgal etme hakkı verildi. Ancak kahraman Türk milleti bu sinsi plana asla boyun eğmeyecek, Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde başlayan milli mücadele ile vatan topraklarını işgalden kurtaracaktı.

Milli Mücadelenin hedefi, Misak-ı Milli idi. Bu Milli Ant'a göre, Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığında Osmanlı birliklerinin elinde bulunan tüm topraklar Türk toprağıydı ve bunlardan vazgeçilemezdi. Milli Mücadele sonunda, Ege'deki 12 adalar hariç Misak-ı Milliye dahil olan tüm topraklar kurtarıldı. Ancak bir tek Irak'ın o zamanki üç parçasından biri olan Musul vilayeti, İngiltere tarafından hileyle ele geçirildi. İngilizler, Musul vilayetinde yaşayan Türkmenlerin, Kürtlerin ve Arapların Türkiye'ye katılma isteklerine rağmen bölgeyi kendi manda yönetimleri altındaki Irak'a dahil ettiler. Böylece Musul, Kerkük ve Süleymaniye sancaklarından oluşan Musul vilayeti Türkiye'den koparıldı. Lozan görüşmeleri sırasında Musul'un statüsü tartışılacaktı ancak İngilizlerin ufak ayak oyunlarıyla bu da engellendi.

Daha sonra adı Birleşmiş Milletler olan Milletler Cemiyeti, Musul meselesini ancak 1924 yılında görüşmeye başladı. Türk delegelerinin konuyla ilgili görüşleri netti. Musul'un statüsüyle ilgili halk oylaması yapılmasını istiyorlardı. Ancak İngilizler bu talebi, halkın cahil olduğu ve sınır işlerinden anlamadığı gibi anlamsız ve gerçek dışı bir gerekçeyle reddetti. Bunun üzerine bir soruşturma kurulu oluşturuldu. Komisyonun amacı Musul'un statüsüyle alakalı olarak bölgede yaşayan halkın görüşlerine başvurmaktı. Fakat olmadı.

İngilizlerin saldırgan tavırları nedeniyle Musul civarında çok kanlı çatışmalar yaşandı. İngiliz baskısından ötürü çalışmalarını bir türlü tamamlayamayan komisyon, 1925 yılında Brüksel hattı denilen bir raporu Cemiyet Meclisi'ne sundu. Raporda yer alan temel görüşler, ana hatlarıyla şöyleydi:

1928 Yılında sona erecek olan Irak'taki manda yönetiminin 25 yıl daha uzatılması.

Bölgedeki Kürtlere yönetim ve kültürel hakların verilmesi kaydıyla Musul'un Irak yönetimine bırakılması,

Milletler Cemiyeti Meclisi'nin bölgenin iki ülke arasında taksimine karar vermesi halinde Küçük Zap çizgisinin sınır olarak kabul edilmesi,

Milletler Cemiyeti Irak'taki manda yönetiminin uzatılmasını ve Kürtlere imtiyazlar tanımak suretiyle bölgenin Irak'a bırakılmasının uygun görülmediği takdirde, Musul'un Türkiye'ye bırakılmasının uygun olacağı ve İngiltere'nin Hakkari üzerindeki iddia ve isteklerinin kabul edilmemesi.

Ancak İngilizler o kadar ağır bir baskı kurmuşlardı ki, Türkiye Cumhuriyeti 1926 yılında Ankara Anlaşması ile Musul'u terk etmek zorunda kaldı. Bu bölgedeki halklar, ilerleyen dönemlerde de büyük çileler çekeceklerdi.

1959 Yılında Irak'taki koyu Arap milliyetçisi rejim Türkmenlere karşı korkunç bir katliam uyguladı. En aydın Türkmen kanaat önderleri, tümen komutanlıklarında yapılan düzmece mahkemelerde 15 dakika yargılanarak şehit edildiler. Olaylar sonucunda Türkmenlere ait evler, dükkanlar, camiler tahrip edildi. Pekçok Türkmen tutuklanarak kışlada işkence gördü ve daha sonra şehit edildi. Şehit edilen Türkmenlerin cesetleri şehrin orta yerlerinde sergilendi. Hatta bazı milisler yaralıların tedavi görmelerini engellemek için hastaneleri bile işgal ettiler.

Ekranda gördüğünüz fotoğraflar sadece Türk oldukları için bu katliama maruz kalan Türkmen şehitlerine aittir.

Baas diktatörü Saddam Hüseyin ise Kuzey Irak'taki Türkmenlere ve Kürtlere karşı daha da acımasız yöntemler kullandı. Pek çok insan sadece siyasi görüşleri hatta kimlikleri nedeniyle katledildi. Türkmenlerin evleri yakılıp yıkıldı. Pek çok Türkmen lider Saddam'ın ölüm timleri tarafından acımasızca katledildi. Kerkük'teki Osmanlı yadigarı cami, köprü ve kale Türk kültürünü yok etmek için yıkıldı. 1991 Yılında yaşanan Altın Köprü katliamı ise Saddam'ın ve Sosyalist Baas zihniyetinin Türkmenlerin tarihinde bıraktığı en acı izlerden biri oldu.

Kerkük-Erbil yolu üzerinde bulunan Türkmen şehri Altın Köprü'de ayaklanan Kürtleri bastırmak adına Türkmenlerin katledildiği olaylar yaşandı.

Körfez krizinden sonra ayaklanmalar başlamış ve Kürt peşmergeler Kerkük'te tapu ve nüfus idarelerini yakmışlardı. Irak yönetimi 10 gün sonra duruma müdahale etti. Iraklı askerlerin açtığı ateşle Tuzhurmatu ve Tazehurmatu da çok sayıda Türk hayatını kaybetti. Yüzlerce kişi yaralandı. Paniğe kapılan halk Altın Köprü üzerinden Erbil'e kaçmaya başladı. Ordu birlikleri de arkalarından Altın Köprü şehrine girdi. Sokaklarda bulunan herkesi ateş ettiler. Evler top ateşine tutuldu. Yakalanan herkes tutuklanıp götürüldü. Götürülenlerin cesetleri olaydan 20 gün sonra bir çukurda üst üste yığılmış olarak bulundu. İçlerinde 15 yaşında çocuklar, 70 yaşında ihtiyarlar vardı. Olayların ardından geriye 83 şehit, 200'den fazla yaralı ve yüzlerce kayıp kaldı.

Saddam Hüseyin'in 23 yıllık kanlı diktatörlüğü bugün yıkılmış durumda. Irak'ı farklı bir gelecek bekliyor. Ancak Türkmenlere karşı girişilen katliamlar son bulmuş değil. 2005 Yılında Telafer'de yapılan bombalı saldırıda yüzü aşkın Türkmen katledildi. 2007 Yılında yine bir Türkmen semti olan Tuzhurmatu'da yapılan bombalı araç saldırısında 150 Türkmen hayatını kaybetti. 2013 ise Irak'ın diğer bölgelerinde olduğu gibi Türkmenlerin yaşadığı bölgelerde de patlamaların ve suikastların hızla tırmandığı bir yıl oldu. 25 Haziran'da Irak Türkmen Cephesi Başkan Yardımcısı Ali Haşim Muhtaroğlu, Tuzhurmatu'da düzenlenen bombalı saldırıda şehit oldu. Bu olayın ardından da Türkmenlere yönelik saldırılar tırmanış gösterdi. Tüm bu yaşananlar karşısında eski bir Osmanlı vilayeti olan Musul ile Türkiye arasındaki tarihsel bağ günümüzde hala büyük önem taşımaktadır.

Elbette Türkiye'nin yayılmacı bir hedefi yoktur ve Irak'ın toprak bütünlüğüne saygı göstermektedir. Ancak eski adı Musul vilayeti olan Kuzey Irak'ta yaşayan insanlarla Türkiye'nin kültürel, dini, tarihsel ve etnik bağları vardır. Bu nedenle Kuzey Irak'ta barış, istikrar ve huzurun sağlanması Türkiye için öncelikli bir hedeftir. Bu bölgede yaşayan ve bugün nüfusları 3 milyona yaklaşan Türkmenler, Türkiye ile en yakın bağlara sahip etnik gruptur. Türkiye, Türkmenlerin güvenliğini ve haklarını korumak için diplomatik bir mücadele yürütmeli, bölgeye serpilen etnik husumet tohumlarına karşı barış ve kardeşlik duygularını güçlendirmek için de kültürel bir kampanya başlatmalıdır. Türkmenlerin, Kürtlerin ve Arapların ortak kimliğini oluşturan dini değerlerin, modern, ılımlı ve birleştirici bir üslupla bölge halkına anlatılması, bu kültür kampanyasının temel taşı olmalıdır.

Türkiye'nin eski Osmanlı vilayeti olan Musul'a karşı en büyük sorumluluğu orada barışın ve huzurun sağlanmasına katkıda bulunmaktır. Ve Iraklı Türkmenler unutmamalıdır ki Türkiye, kahraman ordusuyla ve fedakar milletiyle onların yanındadır ve her zaman öyle olacaktır. Türkmen kardeşlerimizin huzuru ve güvenliği için Türkiye, sahip olduğu geleneksel barışçı dış politikayı tarihin kendisine yüklediği vizyonla birleştirerek bölgeyi kucaklamalıdır. Ve Türkiye, bölge halklarının tümünü kazanacak, onları ortak değerler üzerinde birleştirecek ve uzlaştıracak bir kültür politikası ve ekonomik atılım başlatmak durumundadır. Türkiye'nin Musul-Kerkük politikasının temelinde bu bölgeyle zaten var olan kültürel ve ticari bağların güçlendirilmesi, bölgede istikrarsızlık ve kargaşanın önlenmesi, bölge insanlarının kalplerinin ve zihinlerinin kazanılması olmalıdır.

Tüm bunların gerçekleştirilmesinin en önemli yolu ise Türkiye'nin önderliğinde mevcut tüm devletlerin üniter yapısını koruyan ve din ve düşünce özgürlüklerini güvence altına alan Türk-İslam Birliği'nin bir an önce tesis edilmesidir. Türk-İslam Birliği sadece Türkmenlerin değil tüm Irak'ın ve bölge halklarının huzuru, kurtuluşu, mutluluğu için gerekli ve elzemdir.
 

A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500