MISIR VE ORTADOĞU'DAKİ KİRLİ DARBE KÜLTÜRÜ - SELDA GÖKTAN
SELDA GÖKTAN: Mısır ve Ortadoğu'daki kirli darbe kültürü Kolonileşme çağından sonra batılı ülkeler Ortadoğu'daki ülkelerle ilişkilerini Arap milliyetçiliği üzerine kurdular. Bu ülkelerin bağlarını Osmanlı'dan koparıp Ortadoğu'yu parça parça ülkeler haline getirerek yeniden şekillendirdiler. Bu topraklardaki kaynakları tümüyle kendilerine yönettiler. Batı'nın Orta Doğu'da yeni yeni oluşmaya başlayan bu devletleri sömürü politikası uzun süre devam etti.
Ancak Batı'nın ilk başlarda Osmanlı'ya karşı durmaları için bu devletlerde teşvik ettiği milliyetçilik düşüncesi zaman içerisinde bu ülkelerin Batı'ya karşı da milliyetçi bir anlayışla karşı çıkmalarına yol açtı. Ve Batı'nın sömürme eylemlerine karşı da bir başkaldırı şekline dönüştü. Artık bu ülkelerdeki kaynakların kamulaşmasına çözüm bulmak gerekiyordu. Ve işte Batı, Ortadoğu'daki bu ülkeleri kontrol altına almak için kirli darbe kültürünü ortaya çıkardı.
İran'da Başkan Musaddık'a karşı Şah, Afganistan'da Karzai, Mısır'da Hüsnü Mübarek, Irak'ta Saddam, Ortadoğu'nun diktatörleri olarak tarih sahnesine Batı'nın desteği ile girdiler. İşte Ortadoğu'da süregelen kavgaların, anlaşmazlıkların kaynağı toplumlara hakim olan bu kirli darbe ve diktatörlük kültürüdür. Bu kültür zamanla dinden insanların bir kısmını dahi etkisine aldı. Ordu ve askerde insana değer vermeyen ve sorunların sadece çatışmayla aşılabileceğini öngören bu kirli anlayışı benimsedi ve kendi halkının gözünü dahi kırpmadan öldürebilecek bir nefret gücüne dönüştü. Bu da bugün Mısır'da olduğu gibi insan haklarını, özgürlükleri, hoşgörüyü, demokrasiyi tamamen görmezden gelip ortadan kaldırmaktan çekinmeyen bir sistemi doğurdu.
Kelime anlamı olarak barışı ifade eden İslam dini bu topraklarda çok önemli bir birleştirici unsur oluşturmasına rağmen, Orta Doğu toplumları batının etkisinde yıllarca sorumsuz bir hayvan oldukları öğretisi olan Darwinist-materyalist bir eğitimle yetiştirildiler. Darwinizm’in insana değer vermeyen, onu adeta ruhsuz bir hayvan olarak gören çirkin zihniyeti, Mısır ordusunun tüm dünyanın gözler önünde hiç çekilmeden büyük bir katliam yapmasına neden oldu.
Darwinizm’in bu sapkın felsefesi Orta Doğu'daki nefretin ana kaynağını oluşturdu. Öte yandan yine bu toplumlarda gerçek İslam dini yaşanmadığı ve bağnaz bir model ortaya çıktığı için dinin sıcak, sevgi dolu, kardeşliği öngören yapısından da uzak kaldılar. Bunun sonucunda da sevgisizlik Orta Doğu'ya egemen oldu. İnsanlara değer vermeyen sevgisiz yetişmiş nesiller oluştu.
Bir zamanlar medeniyetin beşiği olan Orta Doğu, yüzyılımızda kargaşa ve savaşlar içinde kıvranıyor. Sevgisizlik bu toplumlarda insanları arkadaşlarıyla hatta aile fertleriyle dahi karşı karşıya getirdi. Müslümanın en önemli özelliklerinden biri sevgi insanı olması iken bugün Orta Doğu'da görülen manzara sevgisizliğin getirdiği felaketlerle dolu.
Şu andan sonra Mısır'ı kurtaracak olan çözüm en başta sevgiyi yeniden inşa etmeye çalışmaktır. Bu sevgi anlayışı içerisinde geniş bir etnik ve inanç çeşitliliğine sahip olan Mısır'da ordu dahil her kesimin sesini duyuracak bir koalisyon hükümeti kurulmasıdır ve bu iktidarın sevgiyi, kardeşliği, huzuru, barışı esas almasıdır. Sevgi olmadan çeşitli görüşlerin bir arada yaşadığı bir toplumda birlik ve huzur ortamı sağlanması mümkün olmaz. Böyle bir sevginin yaşanması zaten İslam ahlakının bir gereğidir. Eğer sevgi ve hoşgörü olursa asgari müştereklerde anlaşmanın bir yolu mutlaka bulunacaktır. Sırf Mısır için değil tüm dünya ülkeleri için böyle bir model şarttır. Bunun adı da zaten Mehdiyet’tir. Bu ahlak hakim olduğunda decaliyetin zulmü ortadan kalkacak, dünyada istenen ve özlenen demokrasi anlayışı yerleşik kılınacaktır.
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500